Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
22. Mü´minler gördükleri vakıt da o Ahzabı «bu, işte, Allahın ve Resulünün bize va´dettiği, Allah ve Resulü doğru çıktı» dediler ve onların iymanını ve teslimiyyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı
B.Bayraklı
22. Müminler, düşman gruplarını gördüklerinde, “İşte, Allah’ın ve Peygamberinin bize vaad ettiği budur. Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir” derler. Bu durum, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini arttırmıştır.
A.Bayındır
22. Müminler düşman birliklerini görünce: "İşte bu, Allah’ın ve resulünün bize vaat ettiği şeydir[1*]; Allah ve Resulü doğru söylemiş" dediler. Bu onların, sadece imanını ve teslimiyetlerini artırdı[2*].[1*] Bakara 2/214.[2*] Benzer bir durum Uhud savaşında da yaşanmıştır (Al-i İmran 3/173).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
22. Mü’minler, (Peygamberin kendilerine önceden haber verdiği düşman) birliklerini görünce: “İşte bu, Allah’ın ve Resulünün bize haber verdiği ve vâdettiği şeydir. Allah ve Resulü, verdikleri her haber ve yaptıkları her vaadde elbette doğruyu söylerler.” Bu durum, onların (sadece) imanlarını ve teslimiyetlerini arttırmıştır.
S.Ateş
22. Mü'minler (düşman) orduları(nı) gördükleri zaman (korkmadılar): "Bu Allah'ın ve Resulünün, bize va'dettiği(zafer)dir. Allah ve Resulü doğru söylemiştir." dediler. Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslîmiyetlerini artırdı.
İngilizce Kelime Meali
وَلَمَّا=And when رَءَا=saw الْمُؤْمِنُونَ=the believers الْأَحْزَابَ=the confederates, قَالُوا=they said, هٰذَا=`This مَا=(is) what وَعَدَنَا اللَّهُ=Allah promised us وَرَسُولُهُۥ=and His Messenger, وَصَدَقَ اللَّهُ=and Allah spoke the truth وَرَسُولُهُۥۚ=and His Messenger.` وَمَا=And not زَادَهُمْ=it increased them إِلَّآ=except إِيمٰنًا=(in) faith وَتَسْلِيمًا=and submission.
(33) Ahzâb Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»اتَّقِ=kendini sakındır«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve لَا تُطِعِ=benimseyip uyma«ta′at»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»وَ=ve de الْمُنَافِقِينَۗ=«inançta» ikiyüzlülere«münãfık» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=ve اتَّبِعْ=katıl«ittebã»مَا=olana يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَۚ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′a ▼ وَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلاً=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 4 ﴿‎   مَا جَعَلَ=yapmadı اللَّهُ=Allah لِرَجُلٍ=bir adama ▼ مِنْ قَلْبَيْنِ=iki kalp فِي جَوْفِهِۚ=onun göğüs boşluğunda ▼ وَ=ve مَا جَعَلَ=kılmadı أَزْوَاجَكُمُ=eşlerinizi ▼ اللَّائِي=olduğunuz تُظَاهِرُونَ=”bana anamın sırtı gibisin” der(*) ▼ مِنْهُنَّ=içlerinde«dişil» ▼ أُمَّهَاتِكُمْۚ=sizin anneleriniz ▼ وَ=ve مَا جَعَلَ=kılmadı أَدْعِيَاءَكُمْ=evlatlıklarınızı أَبْنَاءَكُمْۚ=sizin oğullarınız ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu قَوْلُكُمْ=söylediklerinizdir sizin بِأَفْوَاهِكُمْۖ=ağızlarınızda ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَقُولُ=söyler الْحَقَّ=‑asıl‑Gerçeği«hakk» ▼ وَ=ve هُوَ=O يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»السَّبِيلَ=‑asıl‑Yolun«sebîl»(*) orj ZIHÃR
 ‎﴾ 5 ﴿‎   اُدْعُوهُمْ=çağırın«duã»onları لِآبَائِهِمْ=babalarına göre ▼ هُوَ=bu أَقْسَطُ=daha hakkaniyetlidir«kıst»عِنْدَ=katında اللَّهِۚ=Allah ▼ فَ=fakat إِنْ=eğer لَمْ تَعْلَمُوا=bilmiyorsanız آبَاءَهُمْ=babalarını ▼ فَ=bu halde إِخْوَانُكُمْ=sizin kardeşlerinizdir فِي الدِّينِ=bu dinde«dîn»وَ=ve de مَوَالِيكُمْۚ="destek çıkan yakın"larınızdır«velî_evliyã» ▼ وَ=ve لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=size جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh» ▼ فِيمَا=olduğunuzda أَخْطَأْتُمْ=yanılarak yapmış بِهِ=bununla ilgili ▼ وَلَٰكِنْ=fakat‑vardır‑ مَا=olduğu(nda) تَعَمَّدَتْ=kasten yapmış قُلُوبُكُمْۚ=kalplerinizin ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   النَّبِيُّ=şu Peygamber«nebî»أَوْلَىٰ=daha yakındır بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»مِنْ أَنْفُسِهِمْۖ=kendilerinden ▼ وَ=ve أَزْوَاجُهُ=onun eşleri أُمَّهَاتُهُمْۗ=onların anneleridir ▼ وَ=ise أُولُو الْأَرْحَامِ=ana rahminden akrabalar ▼ بَعْضُهُمْ=onlardan kimi أَوْلَىٰ=daha yakındırlar بِبَعْضٍ=kimine فِي كِتَابِ=«ilâhî» Metininde«kitãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»وَ=ve الْمُهَاجِرِينَ=göç edenlerden«muhãcir» ▼ إِلَّا=ancak hariç أَنْ تَفْعَلُوا=yapmanız إِلَىٰ أَوْلِيَائِكُمْ="destek çıkan yakın"larınıza«velî_evliyã»مَعْرُوفًاۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»olan bir şeyi ▼ كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu فِي الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinde«kitãb»مَسْطُورًا=sıralanmış«mestûr»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذْنَا=Biz almıştık مِنَ النَّبِيِّينَ=Peygamberlerden«nebî»مِيثَاقَهُمْ=Taahhütlerini«mîsak» ▼ وَ=ve مِنْكَ=senden وَ=ve مِنْ نُوحٍ=Nûh′dan وَ=ve إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′den ▼ وَ=ve مُوسَىٰ=Mûsã′dan وَ=ve عِيسَى=Îsã′dan ابْنِ مَرْيَمَۖ=Meryem′in oğlu ▼ وَ=ve de أَخَذْنَا=almıştık مِنْهُمْ=onlardan مِيثَاقًا=bir Taahhüt«mîsak»غَلِيظًا=sapasağlam
 ‎﴾ 8 ﴿‎   لِيَسْأَلَ=sorması içindir الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlara«sıdk_sãdık»عَنْ صِدْقِهِمْۚ=sadakatlerini«sıdk_sãdık» ▼ وَ=ve de أَعَدَّ=hazırlamıştır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَذَابًا=bir ceza«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَةَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size olan ▼ إِذْ=bir vakit جَاءَتْكُمْ=gelmişti size جُنُودٌ=ordular ▼ فَ=bunun üzerine أَرْسَلْنَا=Biz göndermiştik عَلَيْهِمْ=onların üzerine رِيحًا=bir rüzgâr ▼ وَ=ve جُنُودًا=ordular لَمْ تَرَوْهَاۚ=sizin görmediğiniz kendilerini ▼ وَ=ve كَانَ=idi اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرًا=gören«basîr»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِذْ=bir vakit جَاءُوكُمْ=onlar gelmişlerdi ▼ مِنْ فَوْقِكُمْ=üst tarafınızdan وَ=ve مِنْ أَسْفَلَ=alt tarafınızdan مِنْكُمْ=sizin ▼ وَ=ve إِذْ=o vakit زَاغَتِ=kaymıştı الْأَبْصَارُ=gözler ▼ وَ=ve بَلَغَتِ=dayanmıştı الْقُلُوبُ=yürekler الْحَنَاجِرَ=hançerelere ▼ وَ=ve تَظُنُّونَ=zanda bulunuyordunuz«zann»بِ=ilgili اللَّهِ=Allah′la ▼ الظُّنُونَا=o zanlarla«zann»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   هُنَالِكَ=işte orada ابْتُلِيَ=sınanmıştı«belã»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min» ▼ وَ=ve زُلْزِلُوا=sarsılmışlardı زِلْزَالًا=bir sarsıntı ile شَدِيدًا=şiddetli
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit يَقُولُ=derler ki الْمُنَافِقُونَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalık ▼ مَا وَعَدَنَا=söz vermemiştir«va′d» bize اللَّهُ=Allah وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisi«rasûl» ▼ إِلَّا=olması dışında غُرُورًا=kandırma şeklinde
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=o vakit قَالَتْ=demişti ki طَائِفَةٌ=bir grup مِنْهُمْ=onlardan ▼ يَا=Ey! أَهْلَ=ahalisi يَثْرِبَ=Yesrib(Yesrib:Medine) ▼ لَا=yoktur مُقَامَ=duracak yer لَكُمْ=size ▼ فَ=şu halde ارْجِعُواۚ=dönün ▼ وَ=ve يَسْتَأْذِنُ=izin istiyordu فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمُ=onlardan النَّبِيَّ=Peygamberden«nebî» ▼ يَقُولُونَ=diyerek إِنَّ=ki بُيُوتَنَا=evlerimiz عَوْرَةٌ=açıktadır ▼ وَ=oysa مَا=değildi هِيَ=onlar بِعَوْرَةٍۖ=açıkta ▼ إِنْ يُرِيدُونَ=istemiyorlardı إِلَّا=başkasını فِرَارًا=kaçmaktan
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer دُخِلَتْ=girilseydi عَلَيْهِمْ=onların üzerine مِنْ أَقْطَارِهَا=her yanından oranın ▼ ثُمَّ=sonra da سُئِلُوا=istenseydi الْفِتْنَةَ=o sıkıntı«fitne» ▼ لَآتَوْهَا=muhakkak yaparlardı onu ▼ وَ=ve مَا تَلَبَّثُوا=geciktirmezlerdi بِهَا=onu إِلَّا=dışında يَسِيرًا=azıcık
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki كَانُوا=idiler عَاهَدُوا=Sözleşme«ahd»yapmış اللَّهَ=Allah′la مِنْ قَبْلُ=daha önce ▼ لَا يُوَلُّونَ=dönmeyeceklerine الْأَدْبَارَۚ=arkalarına«dubur» ▼ وَ=ve كَانَ=olandır عَهْدُ=Sözleşme«ahd»اللَّهِ=Allah′a olan مَسْئُولًا=sorumlu tutulacak
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قُلْ=de ki لَنْ يَنْفَعَكُمُ=asla fayda vermez size الْفِرَارُ=kaçmak ▼ إِنْ=eğer فَرَرْتُمْ=kaçıyorsanız مِنَ الْمَوْتِ=ölümden ▼ أَوِ=veya الْقَتْلِ=öldürülmekten ▼ وَ=ki إِذًا=o vakit لَا تُمَتَّعُونَ=yaşatılmazsınız إِلَّا=dışında قَلِيلًا=pek az
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْذَا=kimdir? الَّذِي=olan يَعْصِمُكُمْ=sizi engelleyecek مِنَ اللَّهِ=Allah′tan ▼ إِنْ=eğer أَرَادَ=kastetse بِكُمْ=size سُوءًا=bir fenalık«sú» ▼ أَوْ=yahut أَرَادَ=kastetse بِكُمْ=size رَحْمَةًۚ=bir merhamet«rahmet» ▼ وَ=oysa يَجِدُونَ=onlar bulmayacaklardır لَهُمْ=kendilerine ▼ مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã» ▼ وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle يَعْلَمُ=biliyor اللَّهُ=Allah الْمُعَوِّقِينَ=alıkoyanları مِنْكُمْ=aranızdan ▼ وَ=ve الْقَائِلِينَ=diyenleri لِإِخْوَانِهِمْ=kardeşlerine هَلُمَّ=gelin إِلَيْنَاۖ=bize ▼ وَ=ki لَا يَأْتُونَ=onlar gelmezler الْبَأْسَ=o kuvvet uygulamaya«be′s»إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek az
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَشِحَّةً=cimriler olarak عَلَيْكُمْۖ=size karşı ▼ فَ=sonra إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği الْخَوْفُ=o korku ▼ رَأَيْتَهُمْ=görürsün onları يَنْظُرُونَ=bakar إِلَيْكَ=sana ▼ تَدُورُ=dönerek أَعْيُنُهُمْ=gözleri ▼ كَالَّذِي=kimse gibi يُغْشَىٰ=baygınlık çöken عَلَيْهِ=üzerine مِنَ الْمَوْتِۖ=ölümden ötürü ▼ فَ=sonra da إِذَا=zaman ذَهَبَ=gittiği الْخَوْفُ=o korku ▼ سَلَقُوكُمْ=incitirler sizi بِأَلْسِنَةٍ=dillerle حِدَادٍ=sivri ▼ أَشِحَّةً=düşkünlük göstererek عَلَى=karşı الْخَيْرِۚ=mala‑mülke«hayr» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar لَمْ يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmemişlerdir«îmãn» ▼ فَ=bunun üzerine أَحْبَطَ=işe yaramaz«habt»kılmıştır اللَّهُ=Allah أَعْمَالَهُمْۚ=onların işlerini ▼ وَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى=göre اللَّهِ=Allah′a يَسِيرًا=kolay
 ‎﴾ 20 ﴿‎   يَحْسَبُونَ=sanıyorlardı الْأَحْزَابَ=o taraftar topluluklarının«hizb»لَمْ يَذْهَبُواۖ=gitmediklerini ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَأْتِ=gelseler الْأَحْزَابُ=o taraftar toplulukları«hizb» ▼ يَوَدُّوا=temenni ederlerdi لَوْ=keşke أَنَّهُمْ=olsalar بَادُونَ=çölde فِي=arasında الْأَعْرَابِ=çöl Arapları ▼ يَسْأَلُونَ=sorsalar عَنْ أَنْبَائِكُمْۖ=haberlerinizi ▼ وَ=ve لَوْ=eğer كَانُوا=olsalardı فِيكُمْ=içinizde ▼ مَا قَاتَلُوا=savaşa girmezlerdi إِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazcık
 ‎﴾ 21 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur لَكُمْ=sizin için فِي رَسُولِ=Elçisinde«rasûl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أُسْوَةٌ=bir örnek حَسَنَةٌ=en güzel«hasen» ▼ لِمَنْ=kimseler için كَانَ=olan يَرْجُوا=umut ediyor ▼ اللَّهَ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمَ=gününe الْآخِرَ=Ahiret ▼ وَ=ve ذَكَرَ=anan«zikr»اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا=zaman رَأَى=gördükleri الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»الْأَحْزَابَ=o taraftar topluluklarını«hizb» ▼ قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=budur مَا=şey وَعَدَنَا=bize söz verdiği«va′d» ▼ اللَّهُ=Allah′ın وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisinin«rasûl» ▼ وَ=ve صَدَقَ=gerçeği söylemiş(veya ”sözüne sadık kalmış”)«sıdk_sãdık»اللَّهُ=Allah وَ=ve رَسُولُهُۚ=Elçisi«rasûl» ▼ وَ=ve مَا زَادَهُمْ=artırmadı onlarda إِلَّا=başka bir şeyi إِيمَانًا=inanç ve güvenden«îmãn»وَ=ve تَسْلِيمًا=teslimiyetten«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»رِجَالٌ=erkekler ▼ صَدَقُوا=sadık kaldılar«sıdk_sãdık»مَا=olduklarına عَاهَدُوا=Sözleşme«ahd»yapmış اللَّهَ=Allah′la عَلَيْهِۖ=üzerinde ▼ فَ=böylece مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi قَضَىٰ=yerine getirdi نَحْبَهُ=adak oluşunu ▼ وَ=ve de مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi يَنْتَظِرُۖ=beklemekteler ▼ وَ=ve مَا بَدَّلُوا=onlar değişmemişlerdir تَبْدِيلًا=herhangi bir değişiklikle
 ‎﴾ 24 ﴿‎   لِيَجْزِيَ=karşılığını«cezã»versin diyedir اللَّهُ=Allah الصَّادِقِينَ=sadık kalanlara«sıdk_sãdık»بِصِدْقِهِمْ=sadakatlerinin«sıdk_sãdık» ▼ وَ=ve(diyedir) يُعَذِّبَ=cezalandırsın«azãb»الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlüleri«münãfık» ▼ إِنْ=eğer شَاءَ=dilerse ▼ أَوْ=yahut يَتُوبَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapsın«hiddetten merhamete» عَلَيْهِمْۚ=onlar hakkında ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve رَدَّ=geri çevirdi اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِغَيْظِهِمْ=hınçlarıyla ▼ لَمْ يَنَالُوا=elde etmediler خَيْرًاۚ=bir fayda ve iyilik«hayr» ▼ وَ=ve كَفَى=yeter اللَّهُ=Allah الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»الْقِتَالَۚ=savaşta ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah قَوِيًّا=güçlü«kaviyy»عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve أَنْزَلَ=indirdi ▼ الَّذِينَ=kimseleri ظَاهَرُوهُمْ=onlara yardım etmiş مِنْ أَهْلِ=Bilenleri«ehl»içerisinden الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ مِنْ صَيَاصِيهِمْ=kalelerinden ▼ وَ=ve قَذَفَ=düşürdü فِي قُلُوبِهِمُ=kalplerine الرُّعْبَ=o korkuyu ▼ فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»تَقْتُلُونَ=öldürüyordunuz ▼ وَ=ve تَأْسِرُونَ=esir alıyordunuz فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve أَوْرَثَكُمْ=miras verdi size أَرْضَهُمْ=onların topraklarını ▼ وَ=ve دِيَارَهُمْ=yurtlarını وَ=ve أَمْوَالَهُمْ=mallarını ▼ وَ=ve أَرْضًا=toprakları لَمْ تَطَئُوهَاۚ=henüz ayak basmadığınız kendisine ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرًا=güç yetirir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»قُلْ=de ki لِأَزْوَاجِكَ=eşlerine ▼ إِنْ=eğer كُنْتُنَّ=iseniz تُرِدْنَ=siz istiyor ▼ الْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya وَ=ve زِينَتَهَا=oranın hoşa giden şeylerini«ziynet» ▼ فَ=o zaman تَعَالَيْنَ=gelin أُمَتِّعْكُنَّ=geçimlik mal vereyim size ▼ وَ=ve أُسَرِّحْكُنَّ=salayım sizi سَرَاحًا=salarak جَمِيلًا=güzelce
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُنَّ=iseniz تُرِدْنَ=siz istiyor اللَّهَ=Allah′ı وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisini«rasûl» ▼ وَ=ve الدَّارَ=yurdunu الْآخِرَةَ=Ahiret ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah أَعَدَّ=hazırlamıştır ▼ لِلْمُحْسِنَاتِ=güzel davrananlar«ihsãn_muhsin»için مِنْكُنَّ=sizden ▼ أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   يَا=Ey! نِسَاءَ=kadınları النَّبِيِّ=Peygamber′in«nebî» ▼ مَنْ=kim يَأْتِ=yaparsa مِنْكُنَّ=sizden ▼ بِفَاحِشَةٍ=bir ahlaksızlık«fahşa»مُبَيِّنَةٍ=apaçık«mübîn» ▼ يُضَاعَفْ=yapılır لَهَا=onun için الْعَذَابُ=o ceza«azãb»ضِعْفَيْنِۚ=iki kat ▼ وَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى=göre اللَّهِ=Allah′a يَسِيرًا=kolay
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَقْنُتْ=karşısında hürmetle durursa«kãnit»مِنْكُنَّ=sizden ▼ لِلَّهِ=Allah için وَ=ve de رَسُولِهِ=Elçisi«rasûl» ▼ وَ=ve تَعْمَلْ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt» ▼ نُؤْتِهَا=veririz ona أَجْرَهَا=bedelini«ecr»مَرَّتَيْنِ=iki kez ▼ وَ=ve أَعْتَدْنَا=hazırlamışızdır لَهَا=onun için رِزْقًا=faydalandırılan «nimetler» «rızk»كَرِيمًا=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   يَا=Ey! نِسَاءَ=kadınları النَّبِيِّ=Peygamber′in«nebî» ▼ لَسْتُنَّ=siz değilsiniz كَأَحَدٍ=herhangi biri gibi مِنَ النِّسَاءِۚ=kadınlardan ▼ إِنِ=eğer اتَّقَيْتُنَّ=kendinizi sakındırıyorsanız«takvã» ▼ فَ=o zaman لَا تَخْضَعْنَ=edalı söylemeyin بِالْقَوْلِ=söyleneni ▼ فَ=bu halde يَطْمَعَ=ümitlenmesin الَّذِي=olan فِي قَلْبِهِ=kalbinde مَرَضٌ=bir hastalık ▼ وَ=ve قُلْنَ=söyleyin قَوْلًا=söz مَعْرُوفًا=«hakka» uygun«ma′rûf»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve قَرْنَ=bağlanın«karîn»فِي بُيُوتِكُنَّ=evlerinize ▼ وَ=ve لَا تَبَرَّجْنَ=kendinizi sergilemeyin ▼ تَبَرُّجَ=kendini sergilemesi gibi الْجَاهِلِيَّةِ=yanlış olanın, doğru bilindiği halde yapılması anlayışının«cãhiliyye»الْأُولَىٰۖ=evvelki وَ=ve أَقِمْنَ=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve de آتِينَ=verin الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve أَطِعْنَ=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُۚ=Elçisine«rasûl» ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece يُرِيدُ=ister اللَّهُ=Allah لِيُذْهِبَ=gidermeyi عَنْكُمُ=sizden الرِّجْسَ=o pisliği«rics»أَهْلَ=ahalisi!«ehl»الْبَيْتِ=o Ev′in ▼ وَ=ve يُطَهِّرَكُمْ=temizlemeyi sizi تَطْهِيرًا=tertemiz
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرْنَ=hatırda tutun«zikr»مَا=olanları يُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»فِي بُيُوتِكُنَّ=evlerinizde ▼ مِنْ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinden«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve الْحِكْمَةِۚ=Hikmet′ten ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır لَطِيفًا=incelikleri bilir«latîf»خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» erkekler وَ=ve الْمُسْلِمَاتِ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» kadınlar ▼ وَ=ve الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekler وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlar ▼ وَ=ve الْقَانِتِينَ=karşısında hürmetle duran«kãnit»erkekler وَ=ve الْقَانِتَاتِ=karşısında hürmetle duran«kãnit»kadınlar ▼ وَ=ve الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»erkekler وَ=ve الصَّادِقَاتِ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»kadınlar ▼ وَ=ve الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»erkekler وَ=ve الصَّابِرَاتِ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»kadınlar ▼ وَ=ve الْخَاشِعِينَ=saygılı erkekler وَ=ve الْخَاشِعَاتِ=saygılı kadınlar ▼ وَ=ve الْمُتَصَدِّقِينَ=bağışlayıp bırakan«sadaka»erkekler وَ=ve الْمُتَصَدِّقَاتِ=ve bağışlayıp bırakan«sadaka»kadınlar ▼ وَ=ve الصَّائِمِينَ=oruç tutan erkekler وَ=ve الصَّائِمَاتِ=oruç tutan kadınlar ▼ وَ=ve الْحَافِظِينَ=muhafaza eden erkekler فُرُوجَهُمْ=ırzlarını وَ=ve الْحَافِظَاتِ=muhafaza eden kadınlar ▼ وَ=ve الذَّاكِرِينَ=hatırda tutan«zikr»erkekler اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çok وَ=ve الذَّاكِرَاتِ=hatırda tutan«zikr»kadınlar ▼ أَعَدَّ=hazırlamıştır اللَّهُ=Allah لَهُمْ=onlar için مَغْفِرَةً=günahlarının örtülmesini«mağfiret» ▼ وَ=ve de أَجْرًا=bir bedeli«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِمُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min»bir erkeğin وَلَا=ne de مُؤْمِنَةٍ=inanıp güvenmiş«mü′min»bir kadının ▼ إِذَا=zaman قَضَى=hüküm verdiği اللَّهُ=Allah وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisi«rasûl»أَمْرًا=bir yapılması istenmiş olan şeyde«emr» ▼ أَنْ يَكُونَ=olması لَهُمُ=onlara ait الْخِيَرَةُ=tercihin مِنْ أَمْرِهِمْۗ=yapılması istenmiş olduklarında«emr» ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَعْصِ=karşı gelirse اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl» ▼ فَ=o zaman قَدْ=kesinlikle ضَلَّ=yolunu şaşırır«dalãl»ضَلَالًا=bir yolunu saşırmışlıkla«dalãl»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit تَقُولُ=diyordun ki ▼ لِلَّذِي=olduğuna أَنْعَمَ=nimet vermiş اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِ=kendisine«eril» ▼ وَ=ve أَنْعَمْتَ=senin nimet verdiğin عَلَيْهِ=kendisine«eril» ▼ أَمْسِكْ=tut عَلَيْكَ=senin yanında زَوْجَكَ=kendi«eril» eşini ▼ وَ=ve اتَّقِ=kendini sakındır«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve تُخْفِي=gizliyordun فِي نَفْسِكَ=içinde ▼ مَا=şeyi اللَّهُ=Allah′ın مُبْدِيهِ=kendisini açığa vuracağı ▼ وَ=ve تَخْشَى=çekiniyordun«huşû»النَّاسَ=insanlardan ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah أَحَقُّ=daha hakedendir«hakk»أَنْ تَخْشَاهُۖ=kendisinden çekinmeni«huşû» ▼ فَ=sonra da لَمَّا قَضَىٰ=bitirince زَيْدٌ=Zeyd مِنْهَا=onunla«dişil» وَطَرًا=ilişiğini ▼ زَوَّجْنَاكَهَا=Biz sana nikahladık onu«dişil» ▼ لِكَيْ=için لَا يَكُونَ=olmaması عَلَى الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac» ▼ فِي=hususunda أَزْوَاجِ=eş yapmak أَدْعِيَائِهِمْ=evlatlıklarını ▼ إِذَا=zaman قَضَوْا=bitirildiği مِنْهُنَّ=onlarla«dişil» وَطَرًاۚ=ilişik ▼ وَ=ve كَانَ=olandır أَمْرُ=yapılmasını istemiş olduğu şey«emr»اللَّهِ=Allah′ın مَفْعُولًا=yerine getirilecek
 ‎﴾ 38 ﴿‎   مَا كَانَ=olmaz عَلَى النَّبِيِّ=Peygambere«nebî»مِنْ=herhangi حَرَجٍ=bir sıkıntı«harac» ▼ فِيمَا=bir şeyde فَرَضَ=takdir etmiş olduğu«farada»اللَّهُ=Allah′ın لَهُۖ=kendisine ▼ سُنَّةَ=uyguladığı usullerdir«sünnet»اللَّهِ=Allah′ın فِي=içinde الَّذِينَ=kimseler خَلَوْا=geçmiş مِنْ قَبْلُۚ=sizden önce ▼ وَ=ve كَانَ=olandır أَمْرُ=yapılmasını istemiş olduğu şey«emr»اللَّهِ=Allah′ın قَدَرًا=bir ölçüyle«kadîr_mikdãr»مَقْدُورًا=ölçüp biçilmiş«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُبَلِّغُونَ=duyuran رِسَالَاتِ=mesajlarını«risãlet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve يَخْشَوْنَهُ=çekinen«huşû» O′ndan ▼ وَ=ve لَا يَخْشَوْنَ=çekinmeyen«huşû»أَحَدًا=birinden إِلَّا=başka اللَّهَۗ=Allah′tan ▼ وَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah حَسِيبًا=hesap görücü olarak
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَا كَانَ=değildir مُحَمَّدٌ=Muhammed ▼ أَبَا=babası أَحَدٍ=birinin مِنْ رِجَالِكُمْ=içinizdeki erkeklerden ▼ وَلَٰكِنْ=fakat رَسُولَ=bir Elçisidir«rasûl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve خَاتَمَ=kapanışıdır(veya ”sonudur”) النَّبِيِّينَۗ=Peygamberlerin«nebî» ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ı ذِكْرًا=anarak«zikr»كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve سَبِّحُوهُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirin«tesbih»O′nun بُكْرَةً=sabahleyin وَ=ve أَصِيلًا=akşamleyin
 ‎﴾ 43 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُصَلِّي=iyiliğinizi istemekte«salãt»عَلَيْكُمْ=sizin وَ=ve de مَلَائِكَتُهُ=melekleri ▼ لِيُخْرِجَكُمْ=dışarı çıkarmak«ihrãc»için sizi مِنَ الظُّلُمَاتِ=karanlıklardan«zulumãt»إِلَى النُّورِۚ=aydınlığa«nûr» ▼ وَ=ve كَانَ=olandır بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»karşı رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   تَحِيَّتُهُمْ=onların karşılanmaları يَوْمَ=o gün يَلْقَوْنَهُ=kendisine kavuştukları سَلَامٌۚ="Selam!"dır«selãm» ▼ وَ=ve أَعَدَّ=hazırlanmıştır لَهُمْ=onlara أَجْرًا=bir bedel«ecr»كَرِيمًا=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَاكَ=gönderdik seni ▼ شَاهِدًا=bir tanık«şãhid» olarak وَ=ve مُبَشِّرًا=bir müjdeci olarak وَ=ve نَذِيرًا=bir uyarıcı olarak
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve دَاعِيًا=bir çağrıcı«duã» olarak إِلَى اللَّهِ=Allah′a بِإِذْنِهِ=O′nun izniyle ▼ وَ=ve سِرَاجًا=bir fener olarak مُنِيرًا=aydınlatıcı
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve بَشِّرِ=müjdele الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min» ▼ بِأَنَّ=olduğunu لَهُمْ=onlar için مِنَ اللَّهِ=Allah′tan فَضْلًا=bir lütuf«fadl»كَبِيرًا=büyük
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve لَا تُطِعِ=benimseyip uyma«ta′at»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»وَ=ve الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlülere«münãfık» ▼ وَ=ve دَعْ=aldırma أَذَاهُمْ=onların çektirdiklerine ▼ وَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′a ▼ وَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلاً=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 49 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِذَا=zaman نَكَحْتُمُ=nikahladığınız الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınları ▼ ثُمَّ=sonrasında طَلَّقْتُمُوهُنَّ=onları«dişil» boşadığınız مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تَمَسُّوهُنَّ=onlara«dişil» dokunmanızdan ▼ فَ=o zaman مَا=yoktur لَكُمْ=size ait عَلَيْهِنَّ=onların üzerinde«dişil» مِنْ=herhangi عِدَّةٍ=bir ”Sayılı Müddet”(*) تَعْتَدُّونَهَاۖ=sayacağınız kendisini ▼ فَ=bu halde مَتِّعُوهُنَّ=geçimliklerini verin onlara«dişil» وَ=ve سَرِّحُوهُنَّ=serbest bırakın onları«dişil» ▼ سَرَاحًا=bir bırakışla جَمِيلًا=güzel (*) orj İDDET
 ‎﴾ 50 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî» ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَحْلَلْنَا=serbest«helãl»kıldık لَكَ=sana أَزْوَاجَكَ=eşlerini ▼ اللَّاتِي=olduğun آتَيْتَ=vermiş أُجُورَهُنَّ=bedellerini«dişil»«ecr» ▼ وَ=ve مَا=olduklarını مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»يَمِينُكَ=gücünün ▼ مِمَّا=olduklarının içinden أَفَاءَ=yöneltmiş«efãe»اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْكَ=sana ▼ وَ=ve بَنَاتِ=kızlarını عَمِّكَ=amcanın وَ=ve بَنَاتِ=kızlarını عَمَّاتِكَ=halalarının ▼ وَ=ve بَنَاتِ=kızlarını خَالِكَ=dayının وَ=ve بَنَاتِ=kızlarını خَالَاتِكَ=teyzelerinin ▼ اللَّاتِي=olan هَاجَرْنَ=göç etmiş«muhãcir»مَعَكَ=seninle beraber ▼ وَ=ve امْرَأَةً=kadını مُؤْمِنَةً=inanıp güvenmiş«mü′min» ▼ إِنْ=eğer وَهَبَتْ=bedelsiz verip bahşederse نَفْسَهَا=kendisini لِلنَّبِيِّ=Peygambere«nebî» ▼ إِنْ=eğer أَرَادَ=dilerse النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»أَنْ يَسْتَنْكِحَهَا=kendisini nikahlamak ▼ خَالِصَةً=halis olarak«hãlis_muhlis»لَكَ=sana مِنْ دُونِ=dışında الْمُؤْمِنِينَۗ=inanıp güvenenlerin«mü′min» ▼ قَدْ=elbette عَلِمْنَا=biliyoruz مَا=şeyi فَرَضْنَا=takdir etmiş olduğumuz«farada»عَلَيْهِمْ=onlara ▼ فِي=hakkında أَزْوَاجِهِمْ=eşleri وَ=ve(hakkında) مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُمْ=güçlerinin ▼ لِكَيْلَا يَكُونَ=olmaması içindir عَلَيْكَ=sana حَرَجٌۗ=bir sıkıntı«harac» ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   تُرْجِي=geri bırakırsın مَنْ=kimseyi تَشَاءُ=dilediğin مِنْهُنَّ=onlardan«dişil» ▼ وَ=ve تُؤْوِي=alırsın إِلَيْكَ=yanına مَنْ=kimseyi تَشَاءُۖ=dilediğin ▼ وَ=ve مَنِ=kimseyi ابْتَغَيْتَ=arzu ettiğin مِمَّنْ=olduklarından عَزَلْتَ=ayrılmış ▼ فَ=bu halde لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكَۚ=senin üzerinde ▼ ذَٰلِكَ=işte budur أَدْنَىٰ=en elverişli olan ▼ أَنْ تَقَرَّ=aydınlanmasına أَعْيُنُهُنَّ=gözlerinin«dişil» ▼ وَ=ve لَا يَحْزَنَّ=tasalanmamalarına ▼ وَ=ve يَرْضَيْنَ=hoşnut kalmalarına«rıdvãn»بِمَا=olduklarından آتَيْتَهُنَّ=onlara«dişil» vermiş ▼ كُلُّهُنَّۚ=tümüne«dişil» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı فِي قُلُوبِكُمْۚ=sizin kalplerinizde ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm» ▼ حَلِيمًا=anlayışlı«halîm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   لَا يَحِلُّ=serbest«helãl»değildir لَكَ=sana النِّسَاءُ=kadınlar مِنْ بَعْدُ=bundan sonra ▼ وَلَا=ne de أَنْ تَبَدَّلَ=değiştirmek بِهِنَّ=onları«dişil» مِنْ أَزْوَاجٍ=başka eşlerle ▼ وَلَوْ=bile أَعْجَبَكَ=çok hoşuna gitse حُسْنُهُنَّ=onların«dişil» güzellikleri«hasen» ▼ إِلَّا=bunun dışındadır مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»يَمِينُكَۗ=gücünün ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyi رَقِيبًا=gözetleyici
 ‎﴾ 53 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَدْخُلُوا=girmeyin بُيُوتَ=evlerine النَّبِيِّ=Peygamberin«nebî» ▼ إِلَّا=dışında أَنْ يُؤْذَنَ=izin verilmesi لَكُمْ=size إِلَىٰ طَعَامٍ=yemek için ▼ غَيْرَ نَاظِرِينَ=beklemeksizin إِنَاهُ=vaktini ▼ وَلَٰكِنْ=fakat إِذَا=zaman دُعِيتُمْ=çağrıldığınız«duã»فَ=bu halde ادْخُلُوا=girin ▼ فَ=sonra إِذَا=zaman طَعِمْتُمْ=yemeği yediğiniz فَ=bunun üzerine انْتَشِرُوا=dağılın ▼ وَ=ve لَا مُسْتَأْنِسِينَ=dalmayın لِحَدِيثٍۚ=söze ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكُمْ=işte bu كَانَ=idi يُؤْذِي=incitiyor النَّبِيَّ=Peygamberi«nebî» ▼ فَ=fakat يَسْتَحْيِي=o utanır مِنْكُمْۖ=sizden ▼ وَ=ise اللَّهُ=Allah لَا يَسْتَحْيِي=utanmaz مِنَ الْحَقِّۚ=‑asıl‑Gerçek′ten«hakk» ▼ وَ=ve إِذَا=zaman سَأَلْتُمُوهُنَّ=onlardan«dişil» istediğiniz مَتَاعًا=bir şey ▼ فَ=şu halde اسْأَلُوهُنَّ=isteyin onlardan«dişil» مِنْ وَرَاءِ=arkasından حِجَابٍۚ=perdenin ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu أَطْهَرُ=daha temizdir ▼ لِقُلُوبِكُمْ=sizin kalpleriniz için وَ=ve قُلُوبِهِنَّۚ=onların«dişil» kalpleri için ▼ وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لَكُمْ=sizin أَنْ تُؤْذُوا=sıkıntı vermeniz رَسُولَ=Elçisine«rasûl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَلَا=ve olmaz أَنْ تَنْكِحُوا=nikahlamanız أَزْوَاجَهُ=onun eşlerini ▼ مِنْ بَعْدِهِ=kendisinden sonra أَبَدًاۚ=sonsuza dek ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكُمْ=işte bu كَانَ=olandır عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın عَظِيمًا=muazzam«azîm»bir şey
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنْ=ister تُبْدُوا=açığa vurun شَيْئًا=bir şeyi ▼ أَوْ=ister تُخْفُوهُ=gizleyin onu ▼ فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِنَّ=onlara«dişil» ▼ فِي=hakkında آبَائِهِنَّ=onların«dişil» babaları ▼ وَلَا=ne أَبْنَائِهِنَّ=onların«dişil» oğulları ▼ وَلَا=ne إِخْوَانِهِنَّ=onların«dişil» kardeşleri ▼ وَلَا=ne أَبْنَاءِ=oğulları إِخْوَانِهِنَّ=onların«dişil» kardeşlerinin ▼ وَلَا=ne أَبْنَاءِ=oğulları أَخَوَاتِهِنَّ=onların«dişil» kız kardeşlerinin ▼ وَلَا=ne نِسَائِهِنَّ=onların«dişil» kadınları ▼ وَلَا=ne de مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُنَّۗ=güçlerinin«dişil» ▼ وَ=ve اتَّقِينَ=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ شَيْءٍ=her şey شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah وَ=ve مَلَائِكَتَهُ=melekleri ▼ يُصَلُّونَ=iyilik isterler«salãt»عَلَى النَّبِيِّۚ=Peygambere«nebî» ▼ يَا أَيُّهَا=Ey! اَلَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ صَلُّوا=siz iyilik isteyin«salãt»عَلَيْهِ=ona ▼ وَ=ve سَلِّمُوا=teslim«teslîm_müslim»olun تَسْلِيمًا=tam bir teslimiyetle«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=olanları يُؤْذُونَ=incitmekte اللَّهَ=Allah′ı وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisini«rasûl» ▼ لَعَنَهُمُ=dışlayıp horlamıştır«la′net»onları اللَّهُ=Allah ▼ فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve الْآخِرَةِ=Ahiret′te ▼ وَ=ve أَعَدَّ=hazırlamıştır لَهُمْ=onlar için عَذَابًا=bir ceza«azãb»مُهِينًا=alçaltıcı
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselere يُؤْذُونَ=inciten الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekleri وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınları ▼ بِغَيْرِ=dışındaki ile مَا=olduklarının اكْتَسَبُوا=yapmış ▼ فَقَدِ=emin olun ki احْتَمَلُوا=yüklenmişlerdir بُهْتَانًا=bir iftira ▼ وَ=ve إِثْمًا=bir günah«ism_esîm»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî» ▼ قُلْ=söyle لِأَزْوَاجِكَ=eşlerine وَ=ve بَنَاتِكَ=kızlarına ▼ وَ=ve نِسَاءِ=kadınlarına الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min» ▼ يُدْنِينَ=sarınsınlar عَلَيْهِنَّ=üzerlerine«dişil» مِنْ جَلَابِيبِهِنَّۚ=üstlük örtülerini(*) ▼ ذَٰلِكَ=işte budur أَدْنَىٰ=en uygun olan أَنْ يُعْرَفْنَ=onların anlaşılıp bilinmesi için ▼ فَ=böylece لَا يُؤْذَيْنَۗ=incitilmesinler ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm» (*) orj CELÃBÎB
 ‎﴾ 60 ﴿‎   لَئِنْ=kesinlikle eğer لَمْ يَنْتَهِ=vazgeçmezlerse الْمُنَافِقُونَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalık ▼ وَ=ve الْمُرْجِفُونَ=çalkantıya yol açanlar«racfe»فِي الْمَدِينَةِ=o şehirde ▼ لَنُغْرِيَنَّكَ=muhakkak üstüne süreriz seni بِهِمْ=onların ▼ ثُمَّ=sonrasında لَا يُجَاوِرُونَكَ=yanında kalmazlar senin فِيهَا=orada ▼ إِلَّا=olması dışında قَلِيلًا=biraz
 ‎﴾ 61 ﴿‎   مَلْعُونِينَۖ=dışlanıp horlanırlar«la′net»أَيْنَ مَا=her nerede ثُقِفُوا=rastlansalar ▼ أُخِذُوا=yakalanırlar وَ=ve قُتِّلُوا=öldürülürler تَقْتِيلًا=şiddetle
 ‎﴾ 62 ﴿‎   سُنَّةَ=uyguladığı usullerdir«sünnet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ فِي=içinde الَّذِينَ=kimseler خَلَوْا=geçmiş مِنْ قَبْلُۖ=önceden ▼ وَ=ve لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لِسُنَّةِ=uyguladığı usuller«sünnet»için اللَّهِ=Allah′ın تَبْدِيلًا=bir değişim
 ‎﴾ 63 ﴿‎   يَسْأَلُكَ=soruyorlar sana النَّاسُ=insanlar عَنِ=hakkında السَّاعَةِۖ=o Saat«saat» ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece عِلْمُهَا=onun bilgisi«ilm»عِنْدَ=katındadır اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve مَا=ne? يُدْرِيكَ=bileceksin لَعَلَّ=belki de السَّاعَةَ=o Saat«saat»تَكُونُ=olur قَرِيبًا=yakında«karîb»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَعَنَ=dışlayıp horlamıştır«la′net»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve أَعَدَّ=hazırlamıştır لَهُمْ=onlar için سَعِيرًا=bir ”Tutuşturulmuş”u«saîr»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=orada أَبَدًاۖ=sonsuza dek ▼ لَا يَجِدُونَ=bulmayacaklardır وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   يَوْمَ=gün تُقَلَّبُ=çevrildiği وُجُوهُهُمْ=yüzleri فِي=içinde النَّارِ=o Ateş′in«nãr» ▼ يَقُولُونَ=derler ki يَا=Ah! لَيْتَنَا=keşke biz أَطَعْنَا=benimseyip uysaydık«ta′at»اللَّهَ=Allah′a ▼ وَ=ve أَطَعْنَا=benimseyip uysaydık«ta′at»الرَّسُولَا=o Elçiye«rasûl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ إِنَّا=ki biz أَطَعْنَا=benimseyip uyduk«ta′at»سَادَتَنَا=önderlerimize وَ=ve كُبَرَاءَنَا=büyüklerimize ▼ فَ=sonra da أَضَلُّونَا=yolunu saşırttılar«dalãl» bize السَّبِيلَا=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آتِهِمْ=ver onlara ضِعْفَيْنِ=iki kat مِنَ الْعَذَابِ=o cezadan«azãb» ▼ وَ=ve الْعَنْهُمْ=dışlayıp horla«la′net»onları لَعْنًا=bir dışlayıp horlayışla«la′net»كَبِيرًا=«büyük»ağır
 ‎﴾ 69 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّذِينَ=kimseler gibi آذَوْا=sıkıntıya sokan مُوسَىٰ=Mûsã′yı ▼ فَ=şu halde بَرَّأَهُ=temize çıkardı onu اللَّهُ=Allah مِمَّا=şeylerden قَالُواۚ=onların dedikleri ▼ وَ=ve كَانَ=idi عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın وَجِيهًا=itibarlı
 ‎﴾ 70 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve قُولُوا=söyleyin قَوْلًا=sözü سَدِيدًا=doğru
 ‎﴾ 71 ﴿‎   يُصْلِحْ=düzeltsin«ıslah_sulh»لَكُمْ=sizin أَعْمَالَكُمْ=işlerinizi ▼ وَ=ve يَغْفِرْ=günahını örtsün«mağfiret»لَكُمْ=sizin ذُنُوبَكُمْۗ=suçlarınızın«zenb» ▼ وَ=ve مَنْ=kim يُطِعِ=benimseyip uyarsa«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl» ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki فَازَ=kurtularak ermiş olur«fevz»فَوْزًا=bir rahata«fevz»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَرَضْنَا=arzettik الْأَمَانَةَ=o emaneti ▼ عَلَى السَّمَاوَاتِ=göklere وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzüne وَ=ve الْجِبَالِ=dağlara ▼ فَ=bu halde أَبَيْنَ=kaçındılar أَنْ يَحْمِلْنَهَا=yüklenmekten onu ▼ وَ=ve أَشْفَقْنَ=korktular مِنْهَا=ondan ▼ وَ=ve حَمَلَهَا=yüklendi onu الْإِنْسَانُۖ=insan ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=idi ظَلُومًا=bolca "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»جَهُولًا=bolca yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapan«cãhil»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   لِيُعَذِّبَ=cezalandırsın«azãb»diye اللَّهُ=Allah الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»erkekleri وَ=ve الْمُنَافِقَاتِ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»kadınları ▼ وَ=ve de الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»erkekleri وَ=ve الْمُشْرِكَاتِ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»kadınları ▼ وَ=ve(diye) يَتُوبَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapsın«hiddetten merhamete» اللَّهُ=Allah ▼ عَلَى=hakkında الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekler وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِۗ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlar ▼ وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
Âyet Metni : (Ahzâb.22) (21. Cüz | 420. Sayfa)
Okunuşu :
22. velemmâ rae-lmü'minûne-l'aḥzâbe ḳâlû hâẕâ mâ ve`adene-llâhü verasûlühû veṣadeḳa-llâhü verasûlüh. vemâ zâdehüm illâ îmânev veteslîmâ.
(Ahzâb.22) Grameri
وَلَمَّا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَمَّا : when ::: [Zarf/Zaman]رَأَى : saw ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ر أ يالْمُؤْمِنُونَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْمُؤْمِنُونَ : believers ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ م نالْأَحْزَابَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَحْزَابَ : confederates, coalition ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ح ز بقَالُوا : said ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ق و لقَالُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]هَٰذَا : this ::: [İşaret Zamiri] [Eril tekil]مَا : (is) what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]وَعَدَنَا : promised ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: و ع دوَعَدَنَا : Us ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Biz]اللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هوَرَسُولُهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَرَسُولُهُ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ر س لوَرَسُولُهُ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَصَدَقَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَصَدَقَ : spoke truth ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ص د قاللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هوَرَسُولُهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَرَسُولُهُ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ر س لوَرَسُولُهُ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : not ::: [Edat/Olumsuzluk]زَادَهُمْ : it increased ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ز ي دزَادَهُمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]إِلَّآ : except ::: [Edat/Kısıtlama (hasr)]إِيمَانًا : (in) faith ::: [İsim] [Eril] [türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ م نوَتَسْلِيمًا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَتَسْلِيمًا : submission ::: [İsim] [Eril] [türemiş fiilden Fiilimsi] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: س ل م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu