Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
23. Hiç, ben ondan başka ma´budlar mı tutarım? Eğer o Rahman bana bir keder irâde buyurursa onların şefaati benden yana hiç bir şeye yaramaz ve beni kurtaramazlar
B.Bayraklı
23. “O’ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahmân bana bir zorluk dilerse, onların şefaati/yardımı benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar.”
A.Bayındır
23. Ben onunla arama ilahlar mı koyacağım? Rahman bana bir zarar vermek istese onların şefaati bir işime yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar[*].[*] Yunus 10/107, Zümer 39/38.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
23. “O’ndan başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların arka çıkması bana hiçbir fayda sağlamaz ve (onlar) beni kurtaramazlar.”
S.Ateş
23. O'ndan başka tanrılar edinir miyim hiç? Eğer O çok esirgeyen, bana bir zarar vermek dilese, onların şefâ‘ati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar."
İngilizce Kelime Meali
ءَأَتَّخِذُ=Should I take مِن دُونِهِۦٓ=besides Him ءَالِهَةً=gods? إِن=If يُرِدْنِ=intends for me الرَّحْمٰنُ=the Most Gracious بِضُرٍّ=any harm لَّا=not تُغْنِ=will avail عَنِّى=[from] me شَفٰعَتُهُمْ=their intercession شَيْــًٔا=(in) anything, وَلَا=and not يُنقِذُونِ=they (can) save me.
(36) Yâsîn Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يس=«Y harfi»Yã «S harfi»Sîn
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=yemin olsun الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»şu Kur'ân′a«kur′ãn»الْحَكِيمِ=hükümleri doğru olan«hakîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ=kesinlikle o Elçi«rasûl» olarak gönderilmişlerdensin
 ‎﴾ 4 ﴿‎   عَلَىٰ=üzerinde صِرَاطٍ=bir yol«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   تَنْزِيلَ=indirilmedir الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"den«azîz»الرَّحِيمِ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dan«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   لِتُنْذِرَ=uyarman için قَوْمًا=bir toplumu«kavm» ▼ مَا أُنْذِرَ=uyarılmamış آبَاؤُهُمْ=babaları ▼ فَ=bu halde هُمْ=kendileri غَافِلُونَ=habersiz olan«ğãfil»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki حَقَّ=gerçekleşmiştir«hakk»الْقَوْلُ=o söylenen عَلَىٰ أَكْثَرِهِمْ=çoğuna onların ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَا=yaptık فِي أَعْنَاقِهِمْ=onların boyunlarında أَغْلَالًا=halkalar ▼ فَ=şu halde هِيَ=onlar إِلَى=kadardır الْأَذْقَانِ=çenelere ▼ فَ=böylece هُمْ=kendilerinin مُقْمَحُونَ=kafaları kalkıktır
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasından»önlerinden سَدًّا=bir bariyer ▼ وَ=ve مِنْ خَلْفِهِمْ=artlarından«halef»سَدًّا=bir bariyer ▼ فَ=böylece أَغْشَيْنَاهُمْ=kapattık onları ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar لَا يُبْصِرُونَ=görmezler
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve سَوَاءٌ=birdir عَلَيْهِمْ=kendilerine أَ=ha أَنْذَرْتَهُمْ=uyarmışsın onları أَمْ=ha لَمْ تُنْذِرْهُمْ=uyarmamışsın onları ▼ لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece تُنْذِرُ=uyarırsın مَنِ=kimseyi اتَّبَعَ=katılan«ittebã»الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′e«zikr» ▼ وَ=ve خَشِيَ=çekinen«huşû»الرَّحْمَٰنَ=o “Merhametin Kaynağı”ndan«rahmãn»بِالْغَيْبِۖ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb» ▼ فَ=bunun üzerine بَشِّرْهُ=müjdele onu بِمَغْفِرَةٍ=günahlarının örtülmesiyle«mağfiret»وَ=ve أَجْرٍ=bir bedelle«ecr»كَرِيمٍ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz نَحْنُ=Kendimiz نُحْيِي=hayat veririz الْمَوْتَىٰ=ölülere ▼ وَ=ve نَكْتُبُ=kaydederiz«ketb»مَا=şeyleri قَدَّمُوا=öne sürdükleri وَ=ve آثَارَهُمْۚ=eserlerini ▼ وَ=ve كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi أَحْصَيْنَاهُ=sayıp döktük فِي إِمَامٍ=bir sicilde مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve اضْرِبْ=ver لَهُمْ=onlara مَثَلًا=örnek olarak أَصْحَابَ=yoldaşlarını«eshãb_sãhib»الْقَرْيَةِ=o yerleşimin«karye» ▼ إِذْ=zaman جَاءَهَا=oraya geldiği الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   إِذْ=o vakit أَرْسَلْنَا=Biz Elçi«rasûl»gönderdik إِلَيْهِمُ=onlara اثْنَيْنِ=iki ▼ فَ=sonra كَذَّبُوهُمَا=yalancı sayıp durdular«tekzîb»o ikisini ▼ فَ=sonra da عَزَّزْنَا=güçlendirdik بِثَالِثٍ=üçüncüyle ▼ فَ=sonra قَالُوا=demişlerdi إِنَّا=ki biz إِلَيْكُمْ=size مُرْسَلُونَ=Elçi«rasûl»gönderilmişleriz 
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قَالُوا=onlar dediler ki ▼ مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=başkası بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُنَا=bizim dengimiz ▼ وَ=ve مَا أَنْزَلَ=indirmemiştir الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şey ▼ إِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=olandan başkası تَكْذِبُونَ=yalan uyduruyor«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»يَعْلَمُ=bilir ▼ إِنَّا=ki biz إِلَيْكُمْ=size لَمُرْسَلُونَ=kesinlikle Elçi«rasûl»gönderilmişleriz
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir عَلَيْنَا=bizim «üzerinde»sorumluluğumuzda ▼ إِلَّا=başkası الْبَلَاغُ=o duyuruştan الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz تَطَيَّرْنَا=uğursuzluğa uğradık بِكُمْۖ=sizin yüzünüzden ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ تَنْتَهُوا=vazgeçmezseniz لَنَرْجُمَنَّكُمْ=kesinlikle taşlarız sizi ▼ وَ=ve لَيَمَسَّنَّكُمْ=mutlaka dokunur size مِنَّا=Bizden عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki طَائِرُكُمْ=uğursuzluğunuz مَعَكُمْۚ=sizinle beraberdir ▼ أَ=mi? ئِنْ ذُكِّرْتُمْۚ=tembihte bulunuldu«tezkîr»size diye ▼ بَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»مُسْرِفُونَ=ölçüyü aşan«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldi مِنْ أَقْصَى=en uzak yerinden الْمَدِينَةِ=kentin رَجُلٌ=bir adam يَسْعَىٰ=koşarak ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlere 
 ‎﴾ 21 ﴿‎   اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»مَنْ=kimselere لَا يَسْأَلُكُمْ=istemeyen sizden أَجْرًا=bir bedel«ecr» ▼ وَ=ve هُمْ=onlar مُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»olanlardır
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyim? لِيَ=‑var‑benim لَا أَعْبُدُ=«kulluk»hizmet«abd»etmeyeyim الَّذِي=olana فَطَرَنِي=meydana getirmiş«fãtır_fıtrat»beni ▼ وَ=ve(olana) إِلَيْهِ=Kendisine تُرْجَعُونَ=döndürülecek olduğunuz
 ‎﴾ 23 ﴿‎   أَ=miyim? أَتَّخِذُ=edinir مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında آلِهَةً=ilâhlar ▼ إِنْ=eğer يُرِدْنِ=dilese bana الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»بِضُرٍّ=bir zarar«dırãr»vermek ▼ لَا تُغْنِ=sağlamaz عَنِّي=bana شَفَاعَتُهُمْ=onların şefaati شَيْئًا=bir şey ▼ وَلَا=ne de يُنْقِذُونِ=kurtarırlar beni
 ‎﴾ 24 ﴿‎   إِنِّي=ki ben إِذًا=o vakit ▼ لَفِي=kesinlikle içinde olurum ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki ben آمَنْتُ=inanıp güvendim«îmãn»بِرَبِّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inize«rabb» ▼ فَ=şu halde اسْمَعُونِ=dinleyin beni
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قِيلَ=denildi ki ادْخُلِ=gir الْجَنَّةَۖ=Cennet′e ▼ قَالَ=dedi ki o يَا=Ah! لَيْتَ=keşke قَوْمِي=toplumum«kavm»يَعْلَمُونَ=bilseydi
 ‎﴾ 27 ﴿‎   بِمَاَ=neye karşılık غَفَرَ=günahları örttüğünü«mağfiret»لِي=bana ait رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ وَ=ve جَعَلَنِي=kıldığını beni مِنَ الْمُكْرَمِينَ=ağırlananlardan«ikrãm»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve مَا أَنْزَلْنَا=Biz indirmedik عَلَىٰ=karşı قَوْمِهِ=onun toplumuna«kavm»مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra مِنْ=herhangi جُنْدٍ=bir ordu مِنَ السَّمَاءِ=gökten ▼ وَ=ve مَا كُنَّا=değildik مُنْزِلِينَ=indirecek«münzil»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   إِنْ كَانَتْ=olmadı إِلَّا=başkası صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tek ▼ فَ=böylece إِذَا=hemen هُمْ=onlar خَامِدُونَ=sönmüş ateşe döndüler
 ‎﴾ 30 ﴿‎   يَا=vay! حَسْرَةً=«pişmanlık»yazıklar olsun! عَلَى الْعِبَادِۚ=şu «kulluk»hizmetkârlara«abd» ▼ مَا يَأْتِيهِمْ=gelmedi onlara مِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçi«rasûl» ▼ إِلَّا=olmadan كَانُوا=olmaları بِهِ=onunla يَسْتَهْزِئُونَ=alay eder
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmediler ▼ كَمْ=nicelerini أَهْلَكْنَا=yok ettik قَبْلَهُمْ=kendilerinden önce مِنَ الْقُرُونِ=nesillerden«karîn» ▼ أَنَّهُمْ=(görmediler mi)ki onlar إِلَيْهِمْ=kendilerine لَا يَرْجِعُونَ=geri dönmezler
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُلٌّ=hepsi لَمَّا=olduğu zaman جَمِيعٌ=bir topluluk ▼ لَدَيْنَا=katımıza مُحْضَرُونَ=getirileceklerdir
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve آيَةٌ=bir açık işarettir«ãyet»لَهُمُ=onlar için الْأَرْضُ=topraklar الْمَيْتَةُ=ölü ▼ أَحْيَيْنَاهَا=Biz hayat verdik ona(o:toprak) وَ=ve أَخْرَجْنَا=dışarı çıkardık«ihrãc»مِنْهَا=ondan(o:toprak) حَبًّا=dane ▼ فَ=böylece مِنْهُ=ondan(o:dane) يَأْكُلُونَ=yiyorlar
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık فِيهَا=orada ▼ جَنَّاتٍ=bahçeleri مِنْ نَخِيلٍ=hurma وَ=ve أَعْنَابٍ=üzüm ▼ وَ=ve فَجَّرْنَا=akıttık فِيهَا=orada مِنَ الْعُيُونِ=çeşmeler
 ‎﴾ 35 ﴿‎   لِيَأْكُلُوا=yemeleri için مِنْ ثَمَرِهِ=onun ürününden ▼ وَ=ve مَا=olduğundan عَمِلَتْهُ=yapmış أَيْدِيهِمْۖ=ellerinin ▼ أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmiyorlar«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış الْأَزْوَاجَ=çiftleri كُلَّهَا=bütün ▼ مِمَّا=şeylerden تُنْبِتُ=bitirdiği الْأَرْضُ=o toprakların ▼ وَ=ve مِنْ أَنْفُسِهِمْ=kendilerinden ▼ وَ=ve مِمَّا=şeylerden لَا يَعْلَمُونَ=bilmedikleri
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve آيَةٌ=bir açık işarettir«ãyet»لَهُمُ=onlar için اللَّيْلُ=gece ▼ نَسْلَخُ=soyup alırız مِنْهُ=ondan النَّهَارَ=gündüzü ▼ فَ=böylece إِذَا=birden olur هُمْ=onlar مُظْلِمُونَ=karanlıklardakiler«zulumãt»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve الشَّمْسُ=Güneş تَجْرِي=akıp gider لِمُسْتَقَرٍّ=karar bulacağı yere لَهَاۚ=kendisine ait ▼ ذَٰلِكَ=işte bu تَقْدِيرُ=koyduğu ölçüdür«kadîr_mikdãr»الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"in«azîz»الْعَلِيمِ=‑asıl‑”Bilen”in«alîm»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve الْقَمَرَ=Ay ▼ قَدَّرْنَاهُ=ölçüye bağladık«kadîr_mikdãr»onda مَنَازِلَ=menzilleri ▼ حَتَّىٰ=kadar عَادَ=bir hale gelene كَالْعُرْجُونِ=hurma sapı gibi الْقَدِيمِ=eski kuru
 ‎﴾ 40 ﴿‎   لَا=değildir الشَّمْسُ=Güneş يَنْبَغِي=uygun لَهَا=kendisi أَنْ تُدْرِكَ=erişmeye الْقَمَرَ=Ay′a ▼ وَلَا=ne de اللَّيْلُ=gece سَابِقُ=önüne geçer النَّهَارِۚ=gündüzün ▼ وَ=ve كُلٌّ=hepsi فِي فَلَكٍ=bir yuvarlakta(veya”kubbede”) يَسْبَحُونَ=yüzmektedirler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»لَهُمْ=onlar için ▼ أَنَّا=olmamızdır حَمَلْنَا=Bizim taşımış ذُرِّيَّتَهُمْ="soylarının devamı"nı«zurriyyãt»فِي الْفُلْكِ=o gemide الْمَشْحُونِ=yüklü
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve خَلَقْنَا=yaratmamızdır لَهُمْ=kendilerine ▼ مِنْ مِثْلِهِ=onun dengi مَا=şeyleri يَرْكَبُونَ=binecekleri
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer نَشَأْ=dilesek نُغْرِقْهُمْ=onları batırırız ▼ فَ=sonra da لَا=olmaz صَرِيخَ=imdat لَهُمْ=onlar için ▼ وَلَا=ne de هُمْ=onlar يُنْقَذُونَ=kurtarılır
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِلَّا=ancak ‑vardır‑ رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنَّا=Bizden ▼ وَ=ve de مَتَاعًا=geçimlik varlık إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمُ=onlara ▼ اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»مَا=olanlara yönelik بَيْنَ أَيْدِيكُمْ=«deyim  ellerinin arasında»önünüzde ▼ وَ=ve مَا=olanlara yönelik خَلْفَكُمْ=ardınızda«halef» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve مَا تَأْتِيهِمْ=gelmez onlara مِنْ=herhangi آيَةٍ=bir «açık işaret»ayet«ãyet» ▼ مِنْ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinden«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ إِلَّا=dışında كَانُوا=olmaları عَنْهَا=kendisine مُعْرِضِينَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=onlara ▼ أَنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edin مِمَّا=şeylerden رَزَقَكُمُ=faydalandırdığı«rızk»sizi اللَّهُ=Allah′ın ▼ قَالَ=derler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَ=mi? أَنُطْعِمُ=biz yedirelim ▼ مَنْ=kimseye لَوْ=eğer يَشَاءُ=dileseydi اللَّهُ=Allah′ın أَطْعَمَهُ=yedireceği ▼ إِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=olandan başkası فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar مَتَىٰ=ne zaman? هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=verilen söz«va′d» ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   مَا يَنْظُرُونَ=beklemiyorlar إِلَّا=başkasını صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tek ▼ تَأْخُذُهُمْ=yakalar onları ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَخِصِّمُونَ=çekişip durur
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmez«istitãat»تَوْصِيَةً=tembih bırakmaya«vasıyyet» ▼ وَلَا=ne de إِلَىٰ أَهْلِهِمْ=ailelerine«ehl»يَرْجِعُونَ=dönmeye
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve نُفِخَ=üflenir فِي الصُّورِ=o ”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr» ▼ فَ=sonra إِذَا=bakarsın ki هُمْ=onlar مِنَ الْأَجْدَاثِ=kabirlerden إِلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَنْسِلُونَ=koşuyorlar(*) orj SÛR
 ‎﴾ 52 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene! ▼ مَنْ=kim? بَعَثَنَا=çıkardı«ba′s» bizi مِنْ مَرْقَدِنَاۜ=yattığımız yerden ▼ هَٰذَا=budur مَا=şey وَعَدَ=söz verdiği«va′d»الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn» ▼ وَ=ve صَدَقَ=hep gerçekleri söylemiş«sıdk_sãdık»الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   إِنْ كَانَتْ=olmaz إِلَّا=başkası صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tek ▼ فَ=bunun üzerine إِذَا=bakarsın ki هُمْ=onlar جَمِيعٌ=bir topluluktur لَدَيْنَا=katımıza مُحْضَرُونَ=getirilmiş
 ‎﴾ 54 ﴿‎   فَ=bu halde الْيَوْمَ=o gün لَا تُظْلَمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»yapılmaz نَفْسٌ=bir kimseye شَيْئًا=herhangi bir ▼ وَ=ve لَا تُجْزَوْنَ=siz karşılık«cezã»almazsınız إِلَّا=başkasına مَا=şeylerden كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 55 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki أَصْحَابَ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′in ▼ الْيَوْمَ=o gün فِي=içinde شُغُلٍ=meşguliyetler فَاكِهُونَ=neşelidirler
 ‎﴾ 56 ﴿‎   هُمْ=kendileri وَ=ve أَزْوَاجُهُمْ=eşleri ▼ فِي ظِلَالٍ=gölgelerde عَلَى=üstünde الْأَرَائِكِ=koltukların مُتَّكِئُونَ=yaslanmışlardır
 ‎﴾ 57 ﴿‎   لَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِيهَا=orada فَاكِهَةٌ=meyveler ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için مَا=şeyler يَدَّعُونَ=«çağrıda bulunma»duasını ettikleri«duã»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   سَلَامٌ=”Selam!”dır«selãm»قَوْلًا=söylediği مِنْ رَبٍّ=bir "Efendi ve Sahib"in«rabb»رَحِيمٍ=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve امْتَازُوا=ayrılın الْيَوْمَ=bugün أَيُّهَا=Ey! الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   أَ=mı? لَمْ أَعْهَدْ=ben Sözleşme«ahd»yapmadım إِلَيْكُمْ=sizle يَا=Ey! بَنِي=oğulları آدَمَ=Âdem ▼ أَنْ لَا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»etmeyin diye الشَّيْطَانَۖ=şeytana ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَكُمْ=sizin için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve أَنِ اعْبُدُونِيۚ=«kulluk»hizmet«abd»edin diye Bana هَٰذَا=bu صِرَاطٌ=bir yoldur«sırãt»مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَضَلَّ=yolu saşırtmıştı«dalãl»مِنْكُمْ=aranızdan جِبِلًّا=kuşağa كَثِيرًاۖ=birçok ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَمْ تَكُونُوا=olmaz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrar«akl»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   هَٰذِهِ=şu kendisi جَهَنَّمُ=Cehennemin الَّتِي=olandır كُنْتُمْ=olmuş تُوعَدُونَ=size söz veriliyor«va′d»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   اِصْلَوْهَا=ateşe girin orada الْيَوْمَ=bugün ▼ بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olmanıza تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   اَلْيَوْمَ=o gün نَخْتِمُ=mühürleriz عَلَىٰ أَفْوَاهِهِمْ=ağızlarını ▼ وَ=ve تُكَلِّمُنَا=konuşur Bize أَيْدِيهِمْ=elleri ▼ وَ=ve تَشْهَدُ=tanıklık«şãhid» eder أَرْجُلُهُمْ=ayakları بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer نَشَاءُ=dilesek لَطَمَسْنَا=kesinlikle kör ederiz عَلَىٰ أَعْيُنِهِمْ=gözlerini ▼ فَ=sonra da اسْتَبَقُوا=dökülürler الصِّرَاطَ=o yola«sırãt» ▼ فَ=bu halde أَنَّىٰ=nasıl? يُبْصِرُونَ=görecekler
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer نَشَاءُ=dilesek ▼ لَمَسَخْنَاهُمْ=kesinlikle dönüştürüp dondururduk onları عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ=oldukları yerde ▼ فَ=bu halde مَا اسْتَطَاعُوا=güçleri yetmez«istitãat»مُضِيًّا=ileri gitmeye ▼ وَلَا=ne de يَرْجِعُونَ=geri dönmeye
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimin نُعَمِّرْهُ=uzun ömür versek kendisine ▼ نُنَكِّسْهُ=baş aşağı çeviririz onu فِي الْخَلْقِۖ=yaratılışta ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve مَا عَلَّمْنَاهُ=Biz öğretmedik ona الشِّعْرَ=şiiri ▼ وَمَا=ne de يَنْبَغِي=uygundur لَهُۚ=ona ▼ إِنْ=değildir هُوَ=O إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr» ▼ وَ=ve قُرْآنٌ=bir Ayet Topluluğudur«kur′ãn»مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   لِيُنْذِرَ=uyarman için مَنْ=kimseleri كَانَ=olan حَيًّا=diri ▼ وَ=ve(için) يَحِقَّ=gerçekleşmesi«hakk»الْقَوْلُ=o söylenenin عَلَى الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmezler ▼ أَنَّا=olduğumuzu خَلَقْنَا=Bizim yaratmış لَهُمْ=onlar için ▼ مِمَّا=olduklarından عَمِلَتْ=yapmış أَيْدِينَا=ellerimizin ▼ أَنْعَامًا="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm» ▼ فَ=bu halde هُمْ=kendileri لَهَا=onlar üzerinde مَالِكُونَ=yetki sahibidir«mãlik»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve ذَلَّلْنَاهَا=boyun eğdirdik«zillet»onları لَهُمْ=kendilerine ▼ فَ=şu halde مِنْهَا=onlardan bazıları رَكُوبُهُمْ=binekleridir ▼ وَ=ve مِنْهَا=onlardan bazılarını يَأْكُلُونَ=yerler
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için فِيهَا=onlarda مَنَافِعُ=yararlar وَ=ve مَشَارِبُۖ=içecekler ▼ أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmiyorlar«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah آلِهَةً=ilâhlar ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يُنْصَرُونَ=yardım görürler
 ‎﴾ 75 ﴿‎   لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmez«istitãat»نَصْرَهُمْ=yardım etmeye onlara ▼ وَ=oysa هُمْ=kendileri لَهُمْ=onlar için جُنْدٌ=askerlerdir مُحْضَرُونَ=hazır bulunan
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=öyleyse لَا يَحْزُنْكَ=üzmesin seni قَوْلُهُمْۘ=onların söyledikleri ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz نَعْلَمُ=biliyoruz مَا=olduklarını يُسِرُّونَ=onların gizliyor«sirra»وَ=ve مَا=olduklarını يُعْلِنُونَ=onların açığa vuruyor
 ‎﴾ 77 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَ=görmedi الْإِنْسَانُ=insan ▼ أَنَّا=olduğumuzu خَلَقْنَاهُ=Bizim onu yaratmış مِنْ نُطْفَةٍ=bir taşmış damladan(veya ”döl damlası”) ▼ فَ=sonra إِذَا=bakarsın ki هُوَ=o خَصِيمٌ=bir hasım مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve ضَرَبَ=örnek verdi لَنَا=Bize مَثَلًا=bir durumu ▼ وَ=iken نَسِيَ=unutuyor خَلْقَهُۖ=kendi yaratılışını ▼ قَالَ=dedi ki مَنْ=kim? يُحْيِي=hayat verecek الْعِظَامَ=kemiklere ▼ وَ=iken هِيَ=onlar رَمِيمٌ=çürümüş
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قُلْ=de ki يُحْيِيهَا=hayat verecektir onlara الَّذِي=olan أَنْشَأَهَا=vücuda getirmiş«inşá»onları أَوَّلَ=ilk مَرَّةٍۖ=defa ▼ وَ=ve هُوَ=O بِكُلِّ=her خَلْقٍ=yaratmayı عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمْ=size مِنَ الشَّجَرِ=ağaçtan الْأَخْضَرِ=yeşil ▼ نَارًا=bir ateş«nãr» ▼ فَ=böylece إِذَا=hemen أَنْتُمْ=siz مِنْهُ=ondan تُوقِدُونَ=yakıyorsunuz
 ‎﴾ 81 ﴿‎   أَ=midir? وَ=peki لَيْسَ=değil ▼ الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ بِقَادِرٍ=güç yetirecek«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ أَنْ يَخْلُقَ=yaratmasına مِثْلَهُمْۚ=onların dengini ▼ بَلَىٰ=Elbette! ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur الْخَلَّاقُ=”Sürekli Yaratan”«hallãk»الْعَلِيمُ=‑asıl‑”Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece أَمْرُهُ=yapılmasını istediğini söylemesi«emr» ▼ إِذَا=zaman أَرَادَ=istediği شَيْئًا=bir şeyi ▼ أَنْ يَقُولَ=demesidir لَهُ=ona كُنْ=Ol! ▼ فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=şu halde سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»الَّذِي=olan بِيَدِهِ=eliyle مَلَكُوتُ=idaresi«melekût»كُلِّ شَيْءٍ=her şeyin ▼ وَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
Âyet Metni : (Yâsîn.23) (22. Cüz | 441. Sayfa)
Okunuşu :
23. eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni `annî şefâ`atühüm şey'ev velâ yünḳiẕûn.
(Yâsîn.23) Grameri
ءَأَتَّخِذُ : Should? ::: [Edat/Soru]ءَأَتَّخِذُ : I take ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Ben] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: أ خ ذمِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]دُونِهِ : besides ::: [İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: د و ندُونِهِ : Him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]اٰلِهَةً : gods, deities ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هإِنْ : If ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]يُرِدْنِ : intends for ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ر و ديُرِدْنِ : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]الرَّحْمَٰنُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الرَّحْمَٰنُ : Most Merciful ::: [İsim] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ر ح مبِضُرٍّ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِضُرٍّ : any harm ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ض ر رلَا : not ::: [Edat/Olumsuzluk]تُغْنِ : will avail, benefit ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/dişil] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: غ ن يعَنِّى : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَنِّى : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]شَفَاعَتُهُمْ : intercession ::: [İsim] [Dişil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ش ف عشَفَاعَتُهُمْ : their ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]شَيْـًٔا : (in) anything ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ش ي أوَلَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَا : not ::: [Edat/Olumsuzluk]يُنْقِذُونِ : (can) save ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ن ق ذيُنْقِذُونِ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]يُنْقِذُونِ : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu