Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
20. Bir de kuşları teftiş etti de bana dedi: ne oluyor hüdhüdü görmüyorum? Yoksa gaiblere mi karıştı?
B.Bayraklı
20. Kuşları teftiş etti de dedi ki: “Hüdhüd’ü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?”
A.Bayındır
20. Süleyman kuşları teftiş etti. “Neden Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.
C.Külünkoğlu
20. Süleyman, ordusunun kuşlardan oluşan birliğini denetlerken dedi ki: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?”
S.Ateş
20. Kuşları teftiş etti, (içlerinde hüdhüdü bulamadı), dedi ki: "Neden hüdhüdü göremiyorum, yoksa kayıplardan mı oldu?"
İngilizce Kelime Meali
وَتَفَقَّدَ=And he inspected الطَّيْرَ=the birds فَقَالَ=and said, مَا لِىَ=“Why لَآ=not أَرَى=I see الْهُدْهُدَ=the hoopoe أَمْ=or كَانَ=is he مِنَ=from الْغَآئِبِينَ=the absent?
(27) Neml Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   طسۚ=«T harfi»Tã «S harfi»Sîn ▼ تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ın«kur′ãn» ▼ وَ=ve كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinin«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã» ▼ وَ=ve بُشْرَىٰ=müjdedir لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُقِيمُونَ=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve de يُؤْتُونَ=veren الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve هُمْ=onlar بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e هُمْ=kendileri يُوقِنُونَ=kanî olurlar«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e ▼ زَيَّنَّا=hoşlarına giden şeyler yaptık«ziynet»لَهُمْ=kendilerine أَعْمَالَهُمْ=yaptıklarını ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar يَعْمَهُونَ=bocalayıp dururlar
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir لَهُمْ=‑var olan‑kendileri için سُوءُ=en fenası«sú»الْعَذَابِ=o cezanın«azãb» ▼ وَ=ve هُمْ=onlar فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te هُمُ=kendileri الْأَخْسَرُونَ=en çok zarar edenlerdir«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki لَتُلَقَّى=kesinlikle verilmektedir sana الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân«kur′ãn» ▼ مِنْ لَدُنْ=katından حَكِيمٍ=hükümleri doğru olanın«hakîm»عَلِيمٍ=bilenin«alîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti مُوسَىٰ=Mûsã لِأَهْلِهِ=ailesine«ehl» ▼ إِنِّي=ki ben آنَسْتُ=farkettim نَارًا=bir ateş«nãr» ▼ سَآتِيكُمْ=getireceğim size مِنْهَا=oradan بِخَبَرٍ=bir malumat ▼ أَوْ=yahut آتِيكُمْ=getireceğim size بِشِهَابٍ=bir köz قَبَسٍ=yanar halde ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَصْطَلُونَ=ateşe sokulup ısınırsınız
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَهَا=gelince oraya نُودِيَ=seslenildi ▼ أَنْ بُورِكَ=bereketli«berekãt_mubãrek»kılındı diye مَنْ=kimse فِي النَّارِ=o ateşteki«nãr» ▼ وَ=ve مَنْ=kimse حَوْلَهَا=oranın çevresindeki ▼ وَ=ve سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِنَّهُ=(seslenildi)ki أَنَا=Benim اللَّهُ=Allah ▼ الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”«hakîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve أَلْقِ=at عَصَاكَۚ=değneğini ▼ فَ=sonra لَمَّا رَآهَا=görünce onu تَهْتَزُّ=titreşir كَأَنَّهَا=sanki gibi o جَانٌّ=bir yılan ▼ وَلَّىٰ=döndü مُدْبِرًا=arkasını çevirip«dubur»وَ=halde لَمْ يُعَقِّبْۚ=geri dönmez ▼ يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã لَا تَخَفْ=korkma! ▼ إِنِّي=(seslenildi)ki لَا يَخَافُ=korkmayacaktır لَدَيَّ=benim katımda الْمُرْسَلُونَ=o Elçi«rasûl»gönderilmişler
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir مَنْ=kimse ظَلَمَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş ▼ ثُمَّ=sonra da بَدَّلَ=değiştirmiş حُسْنًا=güzelliği«hasen» ▼ بَعْدَ=yerine سُوءٍ=fenalığın«sú» ▼ فَ=şu halde إِنِّي=(seslenildi)ki Benim غَفُورٌ=bağışlayan«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametli«rahîm»olan
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve أَدْخِلْ=sok يَدَكَ=elini فِي جَيْبِكَ=koynuna ▼ تَخْرُجْ=dışarı çıksın«ihrãc»بَيْضَاءَ=bembeyaz مِنْ غَيْرِ=olmadan سُوءٍۖ=bir fenalık«sú» ▼ فِي=içindedir تِسْعِ=dokuz آيَاتٍ=açık işaret«ãyet» ▼ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve قَوْمِهِۚ=onun toplumuna«kavm» ▼ إِنَّهُمْ=(seslenildi)ki onlar كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»فَاسِقِينَ=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَتْهُمْ=onlara gelince آيَاتُنَا=açık işaretlerimiz«ãyet»مُبْصِرَةً=görünür halde ▼ قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=bu سِحْرٌ=bir aldatmacadır(veya ”sihirdir”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve جَحَدُوا=görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»بِهَا=onları ▼ وَ=halde اسْتَيْقَنَتْهَا=kanaat getirdikleri onlara أَنْفُسُهُمْ=kendileri ▼ ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ederek وَ=ve عُلُوًّاۚ=üste çıkarak«ulüvv» ▼ فَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanların
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik ▼ دَاوُودَ=Dãvûd′a وَ=ve سُلَيْمَانَ=Süleymãn′a عِلْمًاۖ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve قَالَا=dediler ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır ▼ الَّذِي=olan فَضَّلَنَا=bizi üstte tutmuş«fadl»عَلَىٰ كَثِيرٍ=birçoğuna مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinden الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve وَرِثَ=mirasçı oldu سُلَيْمَانُ=Süleymãn دَاوُودَۖ=Dãvûd′a ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar ▼ عُلِّمْنَا=öğretildi bize مَنْطِقَ=konuşma şekli الطَّيْرِ=kuşların ▼ وَ=ve أُوتِينَا=verildi bize مِنْ كُلِّ شَيْءٍۖ=her şey içerisinden ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bunun لَهُوَ=muhakkak kendisi الْفَضْلُ=o lütuftur«fadl»الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve حُشِرَ=toplandı«haşr»لِسُلَيْمَانَ=Süleymãn için جُنُودُهُ=orduları ▼ مِنَ الْجِنِّ=cinlerden وَ=ve الْإِنْسِ=insanlardan وَ=ve الطَّيْرِ=kuşlardan ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar يُوزَعُونَ=yöneltiliyordu
 ‎﴾ 18 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَتَوْا=geldikleri عَلَىٰ وَادِ=vadisine النَّمْلِ=karınca ▼ قَالَتْ=dedi ki نَمْلَةٌ=bir karınca«sûrenin adıdır» ▼ يَا أَيُّهَا=Ey! النَّمْلُ=karıncalar ادْخُلُوا=girin مَسَاكِنَكُمْ=yuvalarınıza ▼ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ=ezmesinler sizi سُلَيْمَانُ=Süleymãn وَ=ve جُنُودُهُ=orduları ▼ وَ=iken هُمْ=onlar لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=bunun üzerine تَبَسَّمَ=o gülümsedi ضَاحِكًا=neşelenerek مِنْ قَوْلِهَا=onun(o:karınca) söylediğine ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَوْزِعْنِي=yönelt beni ▼ أَنْ أَشْكُرَ=kıymet bilici olmaya«şekûr_şãkir»نِعْمَتَكَ=nimetine ▼ الَّتِي=olduğun أَنْعَمْتَ=bahşetmiş عَلَيَّ=bana وَ=ve عَلَىٰ وَالِدَيَّ=ana‑babama ▼ وَ=ve أَنْ أَعْمَلَ=yapmaya صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt» ▼ تَرْضَاهُ=hoşnut olacağın«rıdvãn»kendisinden وَ=ve أَدْخِلْنِي=sok beni بِرَحْمَتِكَ=merhametinle«rahmet»فِي=içine عِبَادِكَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinin الصَّالِحِينَ=düzgün işler yapan«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve تَفَقَّدَ=yokladı الطَّيْرَ=kuşları ▼ فَ=sonra قَالَ=dedi ki مَا=neyim? لِيَ=‑var‑ benim لَا أَرَى=görmedim الْهُدْهُدَ=Hüdhüdü ▼ أَمْ=yoksa mı? كَانَ=oldu مِنَ الْغَائِبِينَ=kayıplardan
 ‎﴾ 21 ﴿‎   لَأُعَذِّبَنَّهُ=mutlaka cezalandıracağım«azãb»onu عَذَابًا=bir cezayla«azãb»شَدِيدًا=çetin ▼ أَوْ=ya da لَأَذْبَحَنَّهُ=mutlaka keseceğim onu ▼ أَوْ=yahut da لَيَأْتِيَنِّي=muhakkak getirecek bana بِسُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَكَثَ=durup bekledi غَيْرَ بَعِيدٍ=uzun sürmeyecek şekilde ▼ فَ=sonra قَالَ=dedi ki أَحَطْتُ=ben gördüm بِمَا=şeyleri لَمْ تُحِطْ=senin görmediğin بِهِ=onunla ilgili ▼ وَ=ve جِئْتُكَ=getirdim sana مِنْ سَبَإٍ=Seba′dan بِنَبَإٍ=bir haber يَقِينٍ=kuşku olmayan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben وَجَدْتُ=buldum امْرَأَةً=bir kadın تَمْلِكُهُمْ=hükümdarlık«melik»eden onlara ▼ وَ=ve أُوتِيَتْ=kendisine«dişil» verilmiştir مِنْ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyden ▼ وَ=ve لَهَا=‑vardır‑ onun«dişil» عَرْشٌ=bir tahtı«arş»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَجَدْتُهَا=gördüm onun«dişil» وَ=ve قَوْمَهَا=toplumunun«kavm»يَسْجُدُونَ=yere yüz koyduğunu«secde»لِلشَّمْسِ=Güneş′e(veya”Güneş için”) ▼ مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve زَيَّنَ=hoşlarına giden şeyler yaptığını«ziynet»لَهُمُ=onlara الشَّيْطَانُ=şeytanın أَعْمَالَهُمْ=onların işlerini ▼ فَ=sonra da صَدَّهُمْ=alıkoyduğunu onları عَنِ السَّبِيلِ=o yoldan«sebîl» ▼ فَ=böylece هُمْ=onların لَا يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmediklerini«hüdã»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   أَلَّا يَسْجُدُوا=yere yüz koymadıklarını«secde»لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”) ▼ الَّذِي=olan يُخْرِجُ=dışarı çıkarmakta«ihrãc»الْخَبْءَ=gizli olanı ▼ فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ وَ=ve يَعْلَمُ=bilen مَا=şeyleri تُخْفُونَ=gizledikleri ▼ وَ=ve مَا=şeyleri تُعْلِنُونَ=açığa vurdukları
 ‎﴾ 26 ﴿‎   اللَّهُ=Allah لَا=olmayandır إِلَٰهَ=İlâh إِلَّا=başka هُوَ=Kendisinden ▼ رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَنَنْظُرُ=bakacağız أَ=mi? صَدَقْتَ=gerçeği«sıdk_sãdık»söyledin ▼ أَمْ=yoksa mı? كُنْتَ=oldun مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerden«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   اِذْهَبْ=götür بِكِتَابِي=yazdıklarımı«ketb»هَٰذَا=bu ▼ فَ=sonra أَلْقِهْ=bırak إِلَيْهِمْ=onlara ▼ ثُمَّ=sonrasında تَوَلَّ=dönüp uzaklaş«tevellã»عَنْهُمْ=onlardan ▼ فَ=sonra da انْظُرْ=bak مَاذَا=ne يَرْجِعُونَ=cevap dönecekler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قَالَتْ=dedi«dişil» يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenler ▼ إِنِّي=ki أُلْقِيَ=bırakıldı إِلَيَّ=bana«dişil» كِتَابٌ=bir yazı«ketb»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِنَّهُ=(dedi)ki o مِنْ سُلَيْمَانَ=Süleymãn′dandır ▼ وَ=ve إِنَّهُ=(dedi)ki o بِسْمِ=adıyladır اللَّهِ=Allah′ın الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»الرَّحِيمِ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أَلَّا تَعْلُوا=büyüklük taslamayın diye عَلَيَّ=bana karşı«eril» ▼ وَ=ve أْتُونِي=gelin bana«eril» مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»olarak
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil» ▼ يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenler أَفْتُونِي=hüküm bildirin bana«fetvã»فِي أَمْرِي=yapılmasını isteyecek olduğumda«emr» ▼ مَا كُنْتُ=ben olmam«dişil» قَاطِعَةً=karar veren أَمْرًا=yapılması istenecek bir şeye«emr» ▼ حَتَّىٰ=kadar تَشْهَدُونِ=siz şahidim oluncaya
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَحْنُ=biz أُولُوا=sahibiyiz قُوَّةٍ=güç ▼ وَ=ve أُولُوا=sahibiz«be′s»بَأْسٍ=kuvvet uygulama yeteneğine«be′s»شَدِيدٍ=şiddetli ▼ وَ=ise الْأَمْرُ=yapılması istenecek şey«emr»إِلَيْكِ=sana«dişil» bağlıdır ▼ فَ=bu halde انْظُرِي=bak sen«dişil» مَاذَا=neyin تَأْمُرِينَ=yapılmasını istediğini söyleyeceğine«emr»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   قَالَتْ=dedi«dişil» إِنَّ=ki الْمُلُوكَ=hükümdarlar إِذَا=zaman دَخَلُوا=girdikleri قَرْيَةً=bir yerleşime«karye» ▼ أَفْسَدُوهَا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yaparlar oraya ▼ وَ=ve جَعَلُوا=yaparlar أَعِزَّةَ=en "kudretli ve üstünler"ini«izzet»أَهْلِهَا=ahalisinin«ehl»أَذِلَّةًۖ=boyun eğikliği«zillet»içinde ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle يَفْعَلُونَ=yapacaklardır
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve إِنِّي=(dedi)ki ben مُرْسِلَةٌ=göndereyim«dişil» إِلَيْهِمْ=onlara بِهَدِيَّةٍ=bir hediye ▼ فَ=sonra da نَاظِرَةٌ=bakayım«dişil» بِمَ=ne ile يَرْجِعُ=dönecekler الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا جَاءَ=gelince o سُلَيْمَانَ=Süleymãn′a ▼ قَالَ=dedi ki«eril» أَ=mi? تُمِدُّونَنِ=yardım etmek istiyorsunuz bana بِمَالٍ=bir mal ile ▼ فَ=şu halde مَا=oldukları آتَانِيَ=bana vermiş اللَّهُ=Allah′ın خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مِمَّا=şeylerden آتَاكُمْ=verdiği size ▼ بَلْ=Aksine! أَنْتُمْ=kendiniz بِهَدِيَّتِكُمْ=hediyenizle تَفْرَحُونَ=sevinirsiniz
 ‎﴾ 37 ﴿‎   اِرْجِعْ=dön إِلَيْهِمْ=onlara ▼ فَ=bu halde لَنَأْتِيَنَّهُمْ=mutlaka onlara geleceğim«eril» بِجُنُودٍ=ordularla ▼ لَا قِبَلَ=karşı koymayacakları لَهُمْ=kendilerinin بِهَا=ona ▼ وَ=ve لَنُخْرِجَنَّهُمْ=muhakkak dışarı çıkaracağım«ihrãc»onları مِنْهَا=oradan أَذِلَّةً=boyun eğikliği«zillet»ile ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri صَاغِرُونَ=küçük düşmüş«sağãr»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» يَاأَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenler ▼ أَيُّكُمْ=hanginiz يَأْتِينِي=getirecek bana بِعَرْشِهَا=onun«dişil» tahtını«arş» ▼ قَبْلَ=önce أَنْ يَأْتُونِي=gelmelerinden bana«eril» مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman«teslîm_müslim»olarak
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قَالَ=dedi ki عِفْرِيتٌ=bir hin olanı مِنَ الْجِنِّ=cinlerden ▼ أَنَا=ben آتِيكَ=getiririm sana«eril» بِهِ=onu ▼ قَبْلَ=önce أَنْ تَقُومَ=ayağa kalkmandan«kıyãm»مِنْ مَقَامِكَۖ=yerinden ▼ وَ=ve إِنِّي=(dedi)ki ben عَلَيْهِ=bunda لَقَوِيٌّ=çok güçlüyüm«kaviyy»أَمِينٌ=güvenilirim
 ‎﴾ 40 ﴿‎   قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan عِنْدَهُ=kendisinde عِلْمٌ=bir bilgi«ilm»مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ أَنَا=ben آتِيكَ=getiririm sana«eril» بِهِ=onu ▼ قَبْلَ=önce أَنْ يَرْتَدَّ=geri dönmesinden إِلَيْكَ=sana طَرْفُكَۚ=gözünün kapağının ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا رَآهُ=görünce onu مُسْتَقِرًّا=yerleşmiş عِنْدَهُ=katında ▼ قَالَ=dedi ki«eril» هَٰذَا=bu مِنْ فَضْلِ=lütfundandır«fadl»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»لِيَبْلُوَنِي=sınaması«belã» için beni ▼ ءَ=miyim? أَشْكُرُ=kıymet bilecek«şekûr_şãkir»أَمْ=yoksa mı? أَكْفُرُۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geleceğim«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve مَنْ=kim شَكَرَ=kıymet bilirse«şekûr_şãkir» ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَشْكُرُ=kıymet bilir«şekûr_şãkir»لِنَفْسِهِۖ=kendisi için ▼ وَ=ve مَنْ=kim كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir» ▼ فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»غَنِيٌّ=”ihtiyaçsız ve eksiksiz”dir«ğaniyy»كَرِيمٌ=ikram edendir«kerîm»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» نَكِّرُوا=tanınmaz yapın لَهَا=kendisine«dişil» عَرْشَهَا=tahtını«dişil»«arş» ▼ نَنْظُرْ=bakalım أَ=mi? تَهْتَدِي=gösterilmiş yola girecek«dişil»«hüdã» ▼ أَمْ=yoksa mı? تَكُونُ=olacak مِنَ الَّذِينَ=kimselerden لَا يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmeyen«hüdã»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَتْ=gelince«dişil» قِيلَ=dendi ki أَ=mi? هَٰكَذَا=böyle عَرْشُكِۖ=senin«dişil» tahtın«arş» ▼ قَالَتْ=dedi ki«dişil» كَأَنَّهُ=sanki gibi o هُوَۚ=odur ▼ وَ=ve أُوتِينَا=verilmişti bize الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»مِنْ قَبْلِهَا=ondan«dişil» önce ▼ وَ=ve كُنَّا=biz olmuştuk مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olanlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve صَدَّهَا=alıkoymuştu onu«dişil» ▼ مَا=şeyler كَانَتْ=olduğu تَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmış مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۖ=Allah ▼ إِنَّهَا=şu bir gerçek ki kendisi«dişil» كَانَتْ=idi مِنْ قَوْمٍ=bir toplumdan«kavm»كَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   قِيلَ=dendi ki لَهَا=ona«dişil» ادْخُلِي=gir الصَّرْحَۖ=köşke ▼ فَ=sonra لَمَّا رَأَتْهُ=görünce«dişil» onu حَسِبَتْهُ=sandı«dişil» onu لُجَّةً=derin bir su ▼ وَ=ve كَشَفَتْ=sıvadı«dişil» عَنْ سَاقَيْهَاۚ=bacaklarını«dişil» ▼ قَالَ=dedi«eril» إِنَّهُ=ki o صَرْحٌ=bir köşktür مُمَرَّدٌ=parlak(veya"döşeli") مِنْ قَوَارِيرَۗ=billurdan ▼ قَالَتْ=o dedi«dişil» رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb» ▼ إِنِّي=(dedi)ki ben«dişil» ظَلَمْتُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettim نَفْسِي=kendime ▼ وَ=ve أَسْلَمْتُ=teslim oldum«dişil»«teslîm_müslim»مَعَ=beraber سُلَيْمَانَ=Süleymãn′la ▼ لِلَّهِ=Allah′a رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik إِلَىٰ ثَمُودَ=Semûd′a ▼ أَخَاهُمْ=kardeşleri صَالِحًا=Salih′i ▼ أَنِ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin diye اللَّهَ=Allah′a ▼ فَ=sonra إِذَا=birden oldu هُمْ=onlar فَرِيقَانِ=iki kesim«ferîk»يَخْتَصِمُونَ=birbiriyle çekişen
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ لِمَ=niçin? تَسْتَعْجِلُونَ=koşuyorsunuz بِالسَّيِّئَةِ=fenalığa«seyyiãt» ▼ قَبْلَ=önce الْحَسَنَةِۖ=güzellikten«hasen» ▼ لَوْلَا=hiç olmazsa تَسْتَغْفِرُونَ=günahlarınızın örtülmesini dileseniz«istiğfar»اللَّهَ=Allah′tan ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki اطَّيَّرْنَا=uğursuzluğa uğradık بِكَ=senin yüzünden ▼ وَ=ve بِمَنْ=kimseler yüzünden مَعَكَۚ=seninle beraber olan ▼ قَالَ=dedi ki طَائِرُكُمْ=uğursuzluğunuz عِنْدَ=katındadır اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ بَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»تُفْتَنُونَ=imtihan edilen«fitne»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve كَانَ=idi فِي الْمَدِينَةِ=‑var‑şehirde تِسْعَةُ=dokuz رَهْطٍ=kişi ▼ يُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapan فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ وَ=ve لَا يُصْلِحُونَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapmayan
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَقَاسَمُوا=karşılıklı and içerek بِاللَّهِ=Allah′a ▼ لَنُبَيِّتَنَّهُ=kesinlikle gece baskını yapalım ona وَ=ve de أَهْلَهُ=ailesine«ehl» ▼ ثُمَّ=sonrasında لَنَقُولَنَّ=mutlaka diyelim لِوَلِيِّهِ="destek çıkan yakın"ına«velî_evliyã» ▼ مَا شَهِدْنَا=tanık«şãhid» olmadık مَهْلِكَ=helakine أَهْلِهِ=ailesinin«ehl» ▼ وَ=ve(diyelim) إِنَّا=ki Biz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyeniz«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve مَكَرُوا=planını kurdular«mekr»مَكْرًا=bir planın«mekr» ▼ وَ=ve de مَكَرْنَا=Biz planını kurduk«mekr»مَكْرًا=bir planın«mekr» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 51 ﴿‎   فَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonucu مَكْرِهِمْ=kurdukları planların«mekr» ▼ أَنَّا=(olduğuna)ki biz دَمَّرْنَاهُمْ=yerle bir ettik kendilerini ▼ وَ=ve قَوْمَهُمْ=toplumlarını«kavm»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 52 ﴿‎   فَ=şu halde تِلْكَ=işte şunlar بُيُوتُهُمْ=onların evleridir ▼ خَاوِيَةً=çökmüş ıssız kalmış بِمَا=karşılık ظَلَمُواۗ=onların "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmelerine ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve أَنْجَيْنَا=kurtardık الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de كَانُوا=olan يَتَّقُونَ=kendini sakındırıyor«takvã»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve لُوطًا=Lût إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ أَ=mı? تَأْتُونَ=yapıyorsunuz الْفَاحِشَةَ=o ahlaksızlığı«fahşa» ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تُبْصِرُونَ=görüyor
 ‎﴾ 55 ﴿‎   أَ=mi? ئِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz لَتَأْتُونَ=kesinlikle yaklaşıyorsunuz الرِّجَالَ=erkeklere شَهْوَةً=canınız çekerek«şehvet» ▼ مِنْ دُونِ=değil de النِّسَاءِۚ=kadınlara ▼ بَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz تَجْهَلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapan«cãhil»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   فَ=fakat مَا كَانَ=olmadı جَوَابَ=cevabı قَوْمِهِ=toplumunun«kavm»إِلَّا=başkası أَنْ قَالُوا=demelerinden ▼ أَخْرِجُوا=dışarı çıkarın«ihrãc»آلَ=ailesini لُوطٍ=Lût مِنْ قَرْيَتِكُمْۖ=yerleşiminizden«karye» ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar أُنَاسٌ=insanlarmış يَتَطَهَّرُونَ=pek temizlenen
 ‎﴾ 57 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onu وَ=ve أَهْلَهُ=ailesini«ehl» ▼ إِلَّا=hariç امْرَأَتَهُ=karısı ▼ قَدَّرْنَاهَا=ölçüp biçtik«kadîr_mikdãr»olmasını مِنَ الْغَابِرِينَ=kalanlardan
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهِمْ=üzerlerine مَطَرًاۖ=bir yağmur ▼ فَ=şu halde سَاءَ=ne fenadır«sú»مَطَرُ=yağmuru الْمُنْذَرِينَ=uyarılanların
 ‎﴾ 59 ﴿‎   قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır ▼ وَ=ve سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَىٰ عِبَادِهِ=O′nun «kulluk»hizmet«abd»edenlerine الَّذِينَ=olduğu اصْطَفَىٰۗ=seçmiş ▼ آ=mı? للَّهُ=Allah خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ أَمَّا=yoksa mı? يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kim? خَلَقَ=yarattı السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ وَ=ve أَنْزَلَ=indirdi لَكُمْ=size مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=su ▼ فَ=sonra أَنْبَتْنَا=bitirdik بِهِ=onunla حَدَائِقَ=bahçeler ذَاتَ=olan بَهْجَةٍ=gönül açıcı ▼ مَا كَانَ=olmaz لَكُمْ=sizin أَنْ تُنْبِتُوا=bitirmeniz شَجَرَهَاۗ=bir ağacını ▼ أَ=mı? إِلَٰهٌ=bir ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′la ▼ بَلْ=Hayır! هُمْ=onlar قَوْمٌ=bir toplumdur«kavm»يَعْدِلُونَ=denkler tutmuş«adl»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? جَعَلَ=yapan الْأَرْضَ=yeryüzünü قَرَارًا=bir kalış yeri ▼ وَ=ve جَعَلَ=yapan خِلَالَهَا=içinde أَنْهَارًا=ırmaklar ▼ وَ=ve جَعَلَ=yapan لَهَا=üstünde رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar ▼ وَ=ve جَعَلَ=koyan بَيْنَ=arasına الْبَحْرَيْنِ=iki deniz حَاجِزًاۗ=bir perde ▼ أَ=mı? إِلَٰهٌ=bir ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah'la ▼ بَلْ=Hayır! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyorlar
 ‎﴾ 62 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? يُجِيبُ=karşılık veren الْمُضْطَرَّ=darda kalmışa ▼ إِذَا=zaman دَعَاهُ=«çağrıda bulunma»dua ettiği«duã» ▼ وَ=ve يَكْشِفُ=kaldıran السُّوءَ=fenalığı«sú» ▼ وَ=ve يَجْعَلُكُمْ=yapan sizi خُلَفَاءَ=artlarından yerlerine geçenler«halef»الْأَرْضِۗ=o topraklara ▼ أَ=mı? إِلَٰهٌ=bir ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′la ▼ قَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarıyorsunuz«tezekkür»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? يَهْدِيكُمْ=yol gösteren«hüdã»size ▼ فِي=içinde ظُلُمَاتِ=karanlıkları«zulumãt»الْبَرِّ=karanın وَ=ve الْبَحْرِ=denizin ▼ وَ=ve مَنْ=kimdir? يُرْسِلُ=gönderen الرِّيَاحَ=rüzgârları ▼ بُشْرًا=müjdeci olarak بَيْنَ يَدَيْ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»رَحْمَتِهِۗ=merhametinin«rahmet» ▼ أَ=mı? إِلَٰهٌ=ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′la ▼ تَعَالَى=yücedir اللَّهُ=Allah عَمَّا=şeylerden يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? يَبْدَأُ=ilk kez yapan«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayı ▼ ثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُ=”ikinci kez yapan”«eãde»onu ▼ وَ=ve مَنْ=kimdir? يَرْزُقُكُمْ=«nimetlerden» faydalandıran«rızk»sizi ▼ مِنَ السَّمَاءِ=gökten وَ=ve الْأَرْضِۗ=yeryüzünden ▼ أَ=mı? إِلَٰهٌ=ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′la ▼ قُلْ=de ki هَاتُوا=getirin بُرْهَانَكُمْ=delilinizi«burhãn» ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا يَعْلَمُ=bilmez مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ الْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb» ▼ إِلَّا=başka اللَّهُۚ=Allah′tan ▼ وَ=ve مَا يَشْعُرُونَ=farkına varmazlar أَيَّانَ=ne zaman يُبْعَثُونَ=dirileceklerinin«ba′s»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   بَلِ=Yok! aslında ادَّارَكَ=ardarda geldi عِلْمُهُمْ=onların bilgileri«ilm»فِي=hakkındaki الْآخِرَةِۚ=Ahiret ▼ بَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar فِي=içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْهَاۖ=ondan ▼ بَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar مِنْهَا=onunla ilgili عَمُونَ=kördürler
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ أَ=mı? إِذَا=zaman كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprak وَ=ve آبَاؤُنَا=babalarımız ▼ أَ=mi? ئِنَّا=biz لَمُخْرَجُونَ=«topraktan» dışarı çıkarılacaklarız«ihrãc»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki وُعِدْنَا=söz verildi«va′d»bize هَٰذَا=bu ▼ نَحْنُ=bize وَ=ve آبَاؤُنَا=atalarımıza مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası أَسَاطِيرُ=satıra döktüklerinden الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 69 ﴿‎   قُلْ=de ki سِيرُوا=gezinin فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=sonra da انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna ▼ عَاقِبَةُ=sonunun الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   وَ=ve لَا تَحْزَنْ=üzülme عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَ=ve لَا تَكُنْ=olma فِي ضَيْقٍ=sıkıntıda مِمَّا=şeylerden يَمْكُرُونَ=kurdukları«mekr»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki مَتَىٰ=ne zamandır? هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=verilen söz«va′d» ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قُلْ=de ki عَسَىٰ=belki de أَنْ يَكُونَ=olmuştur رَدِفَ=yakından takip eder لَكُمْ=sizi ▼ بَعْضُ=kimisi الَّذِي=olduğunuzun تَسْتَعْجِلُونَ=sizin acele etmekte
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ لَذُو=kesinlikle sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَلَى النَّاسِ=insanlara karşı ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَيَعْلَمُ=kesinlikle bilir ▼ مَا=olduklarını تُكِنُّ=örtüyor«meknun_ekinnet»صُدُورُهُمْ=onların göğüslerinin وَ=ve مَا=olduklarını يُعْلِنُونَ=açığa vuruyor
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur مِنْ=herhangi غَائِبَةٍ=bir gizli şey فِي السَّمَاءِ=gökte وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ إِلَّا=olmayan فِي كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinde«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân«kur′ãn»يَقُصُّ=anlatıyor ▼ عَلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarına ▼ أَكْثَرَ=birçoğunu الَّذِي=olduklarının هُمْ=kendilerinin فِيهِ=hakkında يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَهُدًى=kesinlikle bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةٌ=bir merhamettir«rahmet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»يَقْضِي=karar verir بَيْنَهُمْ=onlar arasında بِحُكْمِهِۚ=hükmüyle ▼ وَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=o halde تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۖ=Allah′a ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen عَلَى=‑temeli‑üzerindesin الْحَقِّ=o Gerçeğin«hakk»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَا=değilsin تُسْمِعُ=duyuracak الْمَوْتَىٰ=ölülere ▼ وَ=ve لَا=değilsin تُسْمِعُ=işittirecek الصُّمَّ=sağırlara الدُّعَاءَ=o çağrıyı«duã» ▼ إِذَا=zaman وَلَّوْا=döndükleri مُدْبِرِينَ=arkalarını çevirmiş«dubur»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِهَادِي=yolu gösterecek«hüdã»الْعُمْيِ=körlere عَنْ ضَلَالَتِهِمْۖ=yolu saşırmışlıklarından«dalãl» ▼ إِنْ تُسْمِعُ=sen duyuracak değilsin إِلَّا=başkasına مَنْ=kimselerden يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet» ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman«teslîm_müslim»olurlar
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman وَقَعَ=geldiği الْقَوْلُ=o söylenen عَلَيْهِمْ=başlarına ▼ أَخْرَجْنَا=ortaya çıkarırız«ihrãc»لَهُمْ=onlara دَابَّةً=bir canlı مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzünden ▼ تُكَلِّمُهُمْ=konuşur onlarla أَنَّ=olduğunu ki النَّاسَ=insanlar كَانُوا=oldular بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»لَا يُوقِنُونَ=kanî olmayan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün نَحْشُرُ=toplarız«haşr»مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ=her topluluktan«ümmet»فَوْجًا=bir bölük ▼ مِمَّنْ=kimselerden يُكَذِّبُ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ فَ=sonra هُمْ=onlar يُوزَعُونَ=sevk edilirler
 ‎﴾ 84 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءُوا=geldikleri قَالَ=der ki ▼ أَ=mu? أَكَذَّبْتُمْ=yalan sayıp durdunuz«tekzîb»بِآيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet» ▼ وَ=halde لَمْ تُحِيطُوا=tam kavramadığınız بِهَا=onları عِلْمًا=bilgice«ilm» ▼ أَمَّاذَا=yoksa ne? كُنْتُمْ=idiniz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve وَقَعَ=gerçekleşmiştir الْقَوْلُ=o söylenen عَلَيْهِمْ=onlara ▼ بِمَا=karşılık ظَلَمُوا=onların "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmelerine ▼ فَ=şu halde هُمْ=onlar لَا يَنْطِقُونَ=konuşmayacaklardır
 ‎﴾ 86 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmediler أَنَّا=ki Biz جَعَلْنَا=yaptık اللَّيْلَ=geceyi ▼ لِيَسْكُنُوا=istirahat etmeleri için فِيهِ=kendisi içerisinde ▼ وَ=ve النَّهَارَ=gündüzü مُبْصِرًاۚ=aydınlık veren ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün يُنْفَخُ=üfleneceği فِي الصُّورِ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr» ▼ فَ=o zaman فَزِعَ=dehşete kapılımışlardır مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki ▼ وَ=ve مَنْ=kimseler فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ إِلَّا=dışındaki مَنْ=kimseler شَاءَ=dilediği اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve كُلٌّ=hepsi أَتَوْهُ=gelecektir O′na دَاخِرِينَ=boyun bükerek(*) orj SÛR
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve تَرَى=gördüğün الْجِبَالَ=dağlar ▼ تَحْسَبُهَا=sandığın kendilerini جَامِدَةً=donuk ▼ وَ=iken هِيَ=kendileri تَمُرُّ=yürür مَرَّ=yürüyüşüyle السَّحَابِۚ=bulutların ▼ صُنْعَ=kurgulayıp hazırladığıdır اللَّهِ=Allah′ın الَّذِي=olan أَتْقَنَ=doğru inşa etmekte كُلَّ شَيْءٍۚ=her şeyi ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَفْعَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 89 ﴿‎   مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالْحَسَنَةِ=güzelliği«hasen» ▼ فَ=o zaman لَهُ=onadır خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"si«hayr»مِنْهَا=ondan ▼ وَ=ve هُمْ=onlar مِنْ فَزَعٍ=dehşetinden يَوْمَئِذٍ=o günün آمِنُونَ=güvendedirler
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالسَّيِّئَةِ=bir fenalık«seyyiãt» ▼ فَ=o zaman كُبَّتْ=atılır وُجُوهُهُمْ=onların yüzleri فِي النَّارِ=o Ateş′e«nãr» ▼ هَلْ=mı? تُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alıyorsunuz إِلَّا=dışında مَا=şeylerin كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 91 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَعْبُدَ=«kulluk»hizmet«abd»etmemin ▼ رَبَّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»هَٰذِهِ=şu الْبَلْدَةِ=kentin ▼ الَّذِي=olduğu حَرَّمَهَا=kendisini hürmetli«haram»kılmış ▼ وَ=ve لَهُ=O′nundur كُلُّ=her شَيْءٍۖ=şey ▼ وَ=ve أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَكُونَ=olmamın مِنَ الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlardan«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve de(istendiği söylendi) أَنْ أَتْلُوَا=sayıp dökmemin«tilãvet»الْقُرْآنَۖ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn» ▼ فَ=şu halde مَنِ=kim اهْتَدَىٰ=gösterilmiş yola girerse«hüdã» ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَهْتَدِي=gösterilmiş yola girer«hüdã»لِنَفْسِهِۖ=kendisi için وَ=ve مَنْ=kim ضَلَّ=yolunu şaşırırsa«dalãl» ▼ فَ=o zaman da قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben مِنَ الْمُنْذِرِينَ=uyarıcılardanım
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır ▼ سَيُرِيكُمْ=O size gösterecek آيَاتِهِ=açık işaretlerini«ãyet» ▼ فَ=bunun üzerine تَعْرِفُونَهَاۚ=siz tanıyacaksınız onları ▼ وَ=ve مَا=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta
Âyet Metni : (Neml.20) (19. Cüz | 378. Sayfa)
Okunuşu :
20. vetefeḳḳade-ṭṭayra feḳâle mâ liye lâ era-lhüdhüd. em kâne mine-lgâibîn.
(Neml.20) Grameri
وَتَفَقَّدَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَتَفَقَّدَ : he inspected ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tefa'ul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَعَّلَ] Kök: ف ق دالطَّيْرَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الطَّيْرَ : birds ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ط ي رفَقَالَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]فَقَالَ : said ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ق و لمَا : Why? ::: [Edat/Soru]لِىَ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِىَ : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]لَآ : not ::: [Edat/Olumsuzluk]أَرَى : I see ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Ben] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ر أ يالْهُدْهُدَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْهُدْهُدَ : hoopoe, hudhud ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ه د ه دأَمْ : or ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]كَانَ : is he ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ك و نمِنَ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْغَائِبِينَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْغَائِبِينَ : absent ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: غ ي ب
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu