Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
8. Bir de «şunun üzerinde bir Melek indirilse de görsek a» diyorlar eğer öyle bir Melek indirse idik her halde iş bitirilmiş olur, kendilerine bir ân bile göz açtırılmazdı
B.Bayraklı
8. “Ona bir melek gönderilmeli değil miydi?” dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik, elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı.
A.Bayındır
8. Şunu da derler: “Ona bir melek indirilseydi ya!”.[1*] Eğer melek indirseydik işleri bitirilir, onlara süre verilmezdi.[2*][1*] Furkan 25/7.[2*] Meleklerin gelmesi, Lut kavminde olduğu gibi bir toplumu cezalandırmak içindir (Hud 11/75-83, Hicr 15/8).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
8. Ve onlar dediler ki: “Ona (Muhammed’e) bir melek indirilseydi ya.” Ama bir melek indirmiş olsaydık (o da kıyamet meleği olurdu), muhakkak ki (o zaman da) her şeyin hükmü verilip bitmiş olurdu ve onlara (pişmanlık için) başka bir fırsat tanınmazdı.
S.Ateş
8. "O’na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, artık kendilerine hiç göz açtırılmazdı.
İngilizce Kelime Meali
وَقَالُوا=And they said, لَوْلَآ=`Why has not been أُنزِلَ=sent down عَلَيْهِ=to him مَلَكٌۖ=an Angel?` وَلَوْ=And if أَنزَلْنَا=We (had) sent down مَلَكًا=an Angel, لَّقُضِىَ=surely (would) have been decided الْأَمْرُ=the matter ثُمَّ=then لَا=no يُنظَرُونَ=respite would have been granted to them.
(6) En'âm Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   اَلْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ وَ=ve de جَعَلَ=yapmış الظُّلُمَاتِ=karanlıkları«zulumãt»وَ=ve النُّورَۖ=aydınlığı«nûr» ▼ ثُمَّ=sonra da الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَعْدِلُونَ=denk tutuyorlar«adl»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   هُوَ=O الَّذِي=olandır خَلَقَكُمْ=sizi yaratmış مِنْ طِينٍ=çamurdan ▼ ثُمَّ=sonrasında قَضَىٰ=hükmetmiştir أَجَلًاۖ=bir vade ▼ وَ=ve de أَجَلٌ=bir vade مُسَمًّى=belirlenmiş عِنْدَهُۖ=Kendi katındadır ▼ ثُمَّ=sonra da أَنْتُمْ=siz تَمْتَرُونَ=kuşkulanıyorsunuz
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O اللَّهُ=Allah′tır فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve de فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzünde ▼ يَعْلَمُ=bilir سِرَّكُمْ=sizin gizlinizi«sirra»وَ=ve جَهْرَكُمْ=açıkça duyurduğunuzu ▼ وَ=ve يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarınızı تَكْسِبُونَ=kazanıyor
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve مَا تَأْتِيهِمْ=gelmez onlara مِنْ آيَةٍ=bir «açık işaret»ayet«ãyet» ▼ مِنْ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinden«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ إِلَّا=olmayan كَانُوا=oldukları عَنْهَا=onun hakkında مُعْرِضِينَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   فَ=sonra da قَدْ=emin olun ki كَذَّبُوا=yalan sayıp durdular«tekzîb»بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»لَمَّا جَاءَهُمْۖ=kendilerine gelince ▼ فَ=fakat سَوْفَ=ileride يَأْتِيهِمْ=gelecektir kendilerine أَنْبَاءُ=haberleri ▼ مَا=şeyin كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 6 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmediler كَمْ=nicelerini أَهْلَكْنَا=yok ettik مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan önce مِنْ قَرْنٍ=nesillerden«karîn» ▼ مَكَّنَّاهُمْ=imkânlar vermiştik onlara فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ مَا=olduğumuz لَمْ نُمَكِّنْ=sağlamamış لَكُمْ=size ▼ وَ=ve de أَرْسَلْنَا=boşaltmıştık السَّمَاءَ=göğü عَلَيْهِمْ=üzerlerine مِدْرَارًا=bol bol ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=kılmıştık الْأَنْهَارَ=ırmakları تَجْرِي=akar مِنْ تَحْتِهِمْ=«alt»yanı başlarından ▼ فَ=fakat أَهْلَكْنَاهُمْ=helak ettik onları بِ=ile(veya"ötürü") ذُنُوبِهِمْ=suçları«zenb» ▼ وَ=ve أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardından قَرْنًا=bir nesil«karîn»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَلَوْ=bile نَزَّلْنَا=indirmiş olsaydık عَلَيْكَ=sana ▼ كِتَابًا=bir «ilâhî» Metin«kitãb»فِي قِرْطَاسٍ=yapraklarda ▼ فَ=sonra da لَمَسُوهُ=dokunsalardı ona بِأَيْدِيهِمْ=elleriyle ▼ لَقَالَ=muhakkak demişlerdir ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası سِحْرٌ=bir aldatmacadan(veya ”sihirden”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki لَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْهِ=ona مَلَكٌۖ=bir melek ▼ وَ=oysa لَوْ=eğer أَنْزَلْنَا=indirseydik مَلَكًا=bir melek ▼ لَقُضِيَ=kesinlikle kararı verilmiş olurdu الْأَمْرُ=o yapılması istenecek şeyin«emr» ▼ ثُمَّ=sonrasında لَا يُنْظَرُونَ=göz açtırılmazdı
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer جَعَلْنَاهُ=yapsaydık onu مَلَكًا=bir melek ▼ لَجَعَلْنَاهُ=kesinlikle yapardık onu رَجُلًا=bir adam olarak ▼ وَ=ve لَلَبَسْنَا=kesinlikle belirsizliğe düşürürdük عَلَيْهِمْ=onları مَا=olduklarına يَلْبِسُونَ=belirsizliğe düşecek
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَقَدِ=emin ol ki اسْتُهْزِئَ=alay edilmişti بِرُسُلٍ=Elçilerle«rasûl»مِنْ قَبْلِكَ=senden önceki ▼ فَ=bunun üzerine حَاقَ=kuşattı بِالَّذِينَ=kimseleri سَخِرُوا=alay eden مِنْهُمْ=onların içinden ▼ مَا=şey كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisini يَسْتَهْزِئُونَ=alaya alıyor
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قُلْ=de ki سِيرُوا=dolaşın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ ثُمَّ=sonrasında انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   قُلْ=de ki لِمَنْ=kimindir? مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzünde ▼ قُلْ=de ki لِلَّهِۚ=Allah′ındır ▼ كَتَبَ=O «yazdı»yazarak gerekli kıldı«kitãb»عَلَىٰ نَفْسِهِ=kendi üstüne الرَّحْمَةَۚ=merhamet«rahmet»etmeyi ▼ لَيَجْمَعَنَّكُمْ=kesinlikle toplayacaktır sizi إِلَىٰ يَوْمِ=gününde الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ لَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهِۚ=kendisinde(veya "hakkında") ▼ الَّذِينَ=kimseler خَسِرُوا=zarara sokan«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendilerini ▼ فَ=böylece هُمْ=kendileri لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyeceklerdir«îmãn»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve لَهُ=O′nundur مَا=şeyler سَكَنَ=barınan فِي اللَّيْلِ=gecede وَ=ve النَّهَارِۚ=gündüzde ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mı? غَيْرَ=başka اللَّهِ=Allah′tan أَتَّخِذُ=edineceğim وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã» ▼ فَاطِرِ=meydana getirmiştir«fãtır_fıtrat»O السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünü ▼ وَ=ve هُوَ=O يُطْعِمُ=besler وَ=oysa لَا يُطْعَمُۗ=beslenilmez Kendisi ▼ قُلْ=de إِنِّي=ki أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana ▼ أَنْ أَكُونَ=olmamın أَوَّلَ=ilki مَنْ=kimselerin أَسْلَمَۖ=teslim olmuş«teslîm_müslim» ▼ وَ=ve لَا تَكُونَنَّ=olmamamın asla مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قُلْ=de إِنِّي=ki ben أَخَافُ=korkarım ▼ إِنْ=eğer عَصَيْتُ=karşı çıkarsam رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb» ▼ عَذَابَ=cezasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   مَنْ=kim يُصْرَفْ=geri çevrilirse عَنْهُ=ondan يَوْمَئِذٍ=o gün ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki رَحِمَهُۚ=O merhamet«rahmet»etmiştir ona ▼ وَ=ve ذَٰلِكَ=işte budur الْفَوْزُ=o kurtularak murada eriş«fevz»الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يَمْسَسْكَ=dokundursa sana اللَّهُ=Allah بِضُرٍّ=bir sıkıntı durumu«darrã» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur كَاشِفَ=açacak لَهُ=onu إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndan ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَمْسَسْكَ=dokundursa sana بِخَيْرٍ=bir fayda ve iyilik«hayr» ▼ فَ=şu halde هُوَ=O′dur عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetiren«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O الْقَاهِرُ=”Ezici Hakimiyet Sahibi"dir«kãhir»فَوْقَ=üstünde عِبَادِهِۚ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinin ▼ وَ=ve هُوَ=O الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm» ▼ الْخَبِيرُ=‑asıl‑”Haberi Olan”dır«habîr»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   قُلْ=de ki أَيُّ=hangi شَيْءٍ=şey أَكْبَرُ=daha büyüktür شَهَادَةًۖ=tanıklık«şãhid» olarak ▼ قُلِ=de ki اللَّهُۖ=Allah′tır ▼ شَهِيدٌ=sağlam bir tanıktır«şehîd»بَيْنِي=benim aramda وَ=ile بَيْنَكُمْۚ=sizin ▼ وَ=ve أُوحِيَ=mesajla iletildi«vahy»إِلَيَّ=bana هَٰذَا=bu الْقُرْآنُ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân«kur′ãn» ▼ لِأُنْذِرَكُمْ=uyarayım diye sizi بِهِ=onunla وَ=ve مَنْ=kimseleri بَلَغَۚ=ulaştığı ▼ أَ=misiniz? ئِنَّكُمْ=siz لَتَشْهَدُونَ=mutlaka tanıklık«şãhid» edecekler ▼ أَنَّ=olduğuna مَعَ=‑var‑beraber اللَّهِ=Allah′la آلِهَةً=ilâhlar أُخْرَىٰۚ=başka ▼ قُلْ=de ki لَا أَشْهَدُۚ=ben tanıklık«şãhid» etmiyorum ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece هُوَ=O إِلَٰهٌ=İlâhtır وَاحِدٌ=tek bir ▼ وَ=ve إِنَّنِي=şu bir gerçek ki ben بَرِيءٌ=uzağım مِمَّا=şeylerden تُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiğiniz«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler آتَيْنَاهُمُ=kendilerine verdiğimiz الْكِتَابَ=«ilâhî» Metini«kitãb» ▼ يَعْرِفُونَهُ=tanırlar onu كَمَا=gibi يَعْرِفُونَ=tanıdıkları أَبْنَاءَهُمُۘ=kendi oğullarını ▼ الَّذِينَ=kimselerdir خَسِرُوا=zarara sokan«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendilerini ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyeceklerdir«îmãn»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim» ▼ مِمَّنِ=kimselerden افْتَرَىٰ=uydurmuş«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ أَوْ=ya da كَذَّبَ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِهِۗ=O′nun «açık işaret»ayetlerini«ãyet» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ulaşmaz الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün ▼ نَحْشُرُهُمْ=topladığımız«haşr»onları جَمِيعًا=hep birlikte ▼ ثُمَّ=sonrasında نَقُولُ=dediğimiz لِلَّذِينَ=kimselere أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»kendilerini ▼ أَيْنَ=nerede? شُرَكَاؤُكُمُ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleriniz«şirk_müşrik» ▼ الَّذِينَ=olmuş كُنْتُمْ=olduğunuz تَزْعُمُونَ=iddia ediyor«zağm»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında لَمْ تَكُنْ=olmayacaktır فِتْنَتُهُمْ=imtihanları«fitne» ▼ إِلَّا=başkası أَنْ قَالُوا=demelerinden ▼ وَ=yemin olsun ki اللَّهِ=Allah′a رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»مَا كُنَّا=biz değildik مُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenler«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   اُنْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَذَبُوا=yalan söylediler«kizb_kãzib»عَلَىٰ أَنْفُسِهِمْۚ=kendilerine ▼ وَ=ve ضَلَّ=kaybolup gitti عَنْهُمْ=kendilerinden مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑içlerinden bazı مَنْ=kimseler يَسْتَمِعُ=dinleyen إِلَيْكَۖ=seni ▼ وَ=oysa جَعَلْنَا=Biz yaptık عَلَىٰ=üstüne قُلُوبِهِمْ=kalplerinin أَكِنَّةً=bir örtü«meknun_ekinnet»أَنْ يَفْقَهُوهُ=değerlendirip kavramalarına«fıkh»karşı onu ▼ وَ=ve de فِي=içine آذَانِهِمْ=kulaklarının وَقْرًاۚ=bir ağırlık ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَرَوْا=görseler كُلَّ=bütün آيَةٍ=açık işaretleri«ãyet» ▼ لَا يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmezler«îmãn»بِهَاۚ=ona ▼ حَتَّىٰ=hatta إِذَا=zaman جَاءُوكَ=sana geldikleri يُجَادِلُونَكَ=tartışırlar seninle ▼ يَقُولُ=derler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası أَسَاطِيرُ=satıra döktüklerinden الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve هُمْ=onlar يَنْهَوْنَ=vazgeçilmesini isterler«nehy»عَنْهُ=ondan ▼ وَ=ve de يَنْأَوْنَ=uzak dururlar عَنْهُۖ=ondan ▼ وَ=ve إِنْ يُهْلِكُونَ=mahvetmiyorlar إِلَّا=başkasını أَنْفُسَهُمْ=kendilerinden وَ=ve مَا يَشْعُرُونَ=farkına varmamışlardır
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَلَوْ تَرَىٰ=görseydin إِذْ=zaman وُقِفُوا=durduruldukları عَلَى=karşısında النَّارِ=o Ateş′in«nãr» ▼ فَ=sonra da قَالُوا=dediklerini يَا=Ah! لَيْتَنَا=keşke biz نُرَدُّ=geri döndürülseydik ▼ وَ=ve de لَا نُكَذِّبَ=yalan sayıp durmasaydık«tekzîb»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb» ▼ وَ=ve نَكُونَ=olsaydık مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! بَدَا=açığa vuruldu لَهُمْ=onlara ▼ مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يُخْفُونَ=gizliyor مِنْ قَبْلُۖ=daha önce ▼ وَلَوْ=bile رُدُّوا=geri gönderilselerdi لَعَادُوا=kesinlikle ”ikinci kez yaparlardı”«eãde» ▼ لِمَا=şeyleri نُهُوا=vazgeçmeleri istenmiş«nehy»عَنْهُ=kendisinden ▼ وَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَكَاذِبُونَ=yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ إِنْ=değildir هِيَ=bu إِلَّا=başkası حَيَاتُنَا=hayatımızdan الدُّنْيَا=dünya ▼ وَ=ve de مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِمَبْعُوثِينَ=diriltilecek«ba′s»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَلَوْ تَرَىٰ=görseydin إِذْ=zaman وُقِفُوا=durduruldukları عَلَىٰ=katında رَبِّهِمْۚ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ قَالَ=dedi ki أَ=miymiş? لَيْسَ=değil هَٰذَا=bu بِالْحَقِّۚ=o Gerçek«hakk» ▼ قَالُوا=dediler ki بَلَىٰ=Evet! وَ=yemin olsun ki! رَبِّنَاۚ="Efendi ve Sahib"imize«rabb» ▼ قَالَ=dedi ki فَ=şu halde ذُوقُوا=tadın الْعَذَابَ=o cezayı«azãb» ▼ بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduğunuza تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor «küfr_kãfir»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki خَسِرَ=zarar ettiler«hãsir_husrãn»الَّذِينَ=kimseler كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِلِقَاءِ=yanına çıkmayı اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَتْهُمُ=kendilerine geldiği السَّاعَةُ=o Saat«saat»بَغْتَةً=ansızın ▼ قَالُوا=dediler ki يَا=vay! حَسْرَتَنَا=«pişmanlığımız»yazıklar olsun bize! عَلَىٰ=dolayı مَا=olduklarımızdan فَرَّطْنَا=kusur etmiş فِيهَا=oradaki ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri يَحْمِلُونَ=yüklenir أَوْزَارَهُمْ=yüklerini«vizr»عَلَىٰ ظُهُورِهِمْۚ=sırtlarına ▼ أَلَا=şunu iyi bilin ki! سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَزِرُونَ=yüklenip taşıyor
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünya إِلَّا=başkası لَعِبٌ=bir oyundan وَ=ve لَهْوٌۖ=bir eğlenceden ▼ وَ=oysa لَلدَّارُ=kesinlikle yurdu الْآخِرَةُ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için يَتَّقُونَۗ=kendini sakındıran«takvã» ▼ أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَدْ=emin olun نَعْلَمُ=biliyoruz ▼ إِنَّهُ=ki لَيَحْزُنُكَ=üzüyor seni الَّذِي=oldukları يَقُولُونَۖ=onların diyor ▼ فَ=şu halde إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَا يُكَذِّبُونَكَ=yalancı sayıp durmuyorlar«tekzîb»seni ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat الظَّالِمِينَ=o "haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın يَجْحَدُونَ=inkâr ediyorlar
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin ol ki كُذِّبَتْ=yalancı sayıp durulmuşlardı«tekzîb»رُسُلٌ=Elçiler«rasûl»مِنْ قَبْلِكَ=senden önce ▼ فَ=fakat صَبَرُوا=yılmadan dayandılar«sabr_sãbir»عَلَىٰ مَا=olmalarına كُذِّبُوا=yalancı sayıp durulmuş«tekzîb»وَ=ve أُوذُوا=canı yakılmış ▼ حَتَّىٰ=nihayet أَتَاهُمْ=yetişti onlara نَصْرُنَاۚ=yardımımız ▼ وَ=ve لَا=yoktur مُبَدِّلَ=değiştirecek لِكَلِمَاتِ=kelamını(sözlerini)«kelime_kelimãt»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَقَدْ=emin ol ki جَاءَكَ=gelmiştir sana مِنْ نَبَإِ=haberinden الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerin
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=olduysa كَبُرَ=«büyük»ağır عَلَيْكَ=sana إِعْرَاضُهُمْ=aldırış etmemesi«iğ′rãd» onların ▼ فَ=o zaman إِنِ=eğer اسْتَطَعْتَ=güç yetirebilirsen«istitãat»أَنْ تَبْتَغِيَ=arayışına gir نَفَقًا=bir deliğin فِي=içine الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ أَوْ=ya da سُلَّمًا=bir merdiven فِي السَّمَاءِ=göğe ▼ فَ=o zaman تَأْتِيَهُمْ=getirirsin onlara بِآيَةٍۚ=bir açık işaret«ãyet» ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah ▼ لَجَمَعَهُمْ=kesinlikle toplardı onları عَلَى=‑temeli‑üzerinde الْهُدَىٰۚ=o yol gösterişin«hüdã» ▼ فَ=o halde لَا تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece يَسْتَجِيبُ=karşılık verir الَّذِينَ=kimseler يَسْمَعُونَۘ=işiten ▼ وَ=ve الْمَوْتَىٰ=ölüleri يَبْعَثُهُمُ=diriltir«ba′s»اللَّهُ=Allah ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَيْهِ=O′na يُرْجَعُونَ=döndürülürler
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki لَوْلَا نُزِّلَ=indirilse ya! عَلَيْهِ=ona ▼ آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّهِۚ=onun "Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ قُلْ=de إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah قَادِرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ أَنْ يُنَزِّلَ=indirmeğe آيَةً=bir açık işaret«ãyet» ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur ki مِنْ=herhangi دَابَّةٍ=bir canlı فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ وَلَا=ne de طَائِرٍ=bir kuş يَطِيرُ=uçan بِجَنَاحَيْهِ=iki kanadıyla ▼ إِلَّا=olmasınlar أُمَمٌ=bir topluluk«ümmet»أَمْثَالُكُمْۚ=sizin gibi ▼ مَا فَرَّطْنَا=Biz eksik bırakmamışızdır فِي الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinde«kitãb»مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyi ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَىٰ=yanına رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»يُحْشَرُونَ=toplanacaklardır«haşr»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»صُمٌّ=sağırdırlar وَ=ve بُكْمٌ=dilsizlerdir فِي=içinde الظُّلُمَاتِۗ=karanlıklar«zulumãt» ▼ مَنْ=kimseye يَشَإِ=dilediği(veya "dileyen") اللَّهُ=Allah يُضْلِلْهُ=yolunu saşırtır«dalãl» ▼ وَ=ve de مَنْ=kimsenin يَشَأْ=dilediği(veya "dileyen") يَجْعَلْهُ=kılar kendisini عَلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolda«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza! إِنْ=eğer أَتَاكُمْ=gelse size عَذَابُ=bir cezası«azãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أَوْ=ya da أَتَتْكُمُ=gelse السَّاعَةُ=o Saat«saat» ▼ أَ=mı? غَيْرَ=başkasına اللَّهِ=Allah′tan تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua edeceksiniz«duã» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   بَلْ=Hayır! إِيَّاهُ=bir tek O′na تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua edersiniz«duã» ▼ فَ=bunun üzerine يَكْشِفُ=O kaldırır مَا=olduğunuzu تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua(sını) ediyor«duã»إِلَيْهِ=ondan إِنْ=eğer شَاءَ=dilerse ▼ وَ=ve تَنْسَوْنَ=unutursunuz مَا=şeyleri تُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiğniz«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Elçiler«rasûl»gönderdik إِلَىٰ أُمَمٍ=topluluklara«ümmet»مِنْ قَبْلِكَ=senden önce ▼ فَ=sonra da أَخَذْنَاهُمْ=karşılıklarını«cezã»vermiştik onlara بِالْبَأْسَاءِ=darlık«be′s»ile وَ=ve de الضَّرَّاءِ=sıkıntı durumu«darrã»ile ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَضَرَّعُونَ=yalvarırlar
 ‎﴾ 43 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَوْلَا=hiç olmazsa إِذْ=zaman جَاءَهُمْ=kendilerine geldiği بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s»تَضَرَّعُوا=yalvarsalardı ▼ وَلَٰكِنْ=fakat قَسَتْ=katılaştı قُلُوبُهُمْ=kalpleri ▼ وَ=ve de زَيَّنَ=hoşlarına giden bir hale getirdi«ziynet»لَهُمُ=onlara الشَّيْطَانُ=şeytan ▼ مَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 44 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا نَسُوا=unutunca مَا=şeyleri ذُكِّرُوا=tembih edildikleri«tezkîr»بِهِ=hakkında ▼ فَتَحْنَا=açtık عَلَيْهِمْ=üzerlerine أَبْوَابَ=kapılarını كُلِّ=her شَيْءٍ=şeyin ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=sırada فَرِحُوا=sevinç duydukları بِمَا=şeylerle أُوتُوا=verilmiş ▼ أَخَذْنَاهُمْ=yakaladık onları بَغْتَةً=ansızın ▼ فَ=ki إِذَا=o zaman هُمْ=onlar مُبْلِسُونَ=bütün umutlarını yitirdiler
 ‎﴾ 45 ﴿‎   فَ=böylece قُطِعَ=kesildi دَابِرُ=arkası«dubur»الْقَوْمِ=toplumunun«kavm»الَّذِينَ=kimselerin ظَلَمُواۚ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş ▼ وَ=ve الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′a aittir رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»olan الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza! ▼ إِنْ=eğer أَخَذَ=alsa اللَّهُ=Allah سَمْعَكُمْ=işitmenizi وَ=ve أَبْصَارَكُمْ=görmenizi ▼ وَ=ve de خَتَمَ=kapatıp mühürlerse عَلَىٰ=üstünü قُلُوبِكُمْ=kalplerinizin ▼ مَنْ=kimdir? إِلَٰهٌ=ilâh ▼ غَيْرُ=başka اللَّهِ=Allah′tan يَأْتِيكُمْ=getirecek size بِهِۗ=onu ▼ انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl نُصَرِّفُ=dönüp dönüp açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ ثُمَّ=sonra da هُمْ=onlar يَصْدِفُونَ=yüz çeviriyorlar
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza! ▼ إِنْ=eğer أَتَاكُمْ=gelse size عَذَابُ=bir cezası«azãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ بَغْتَةً=ansızın أَوْ=ya da جَهْرَةً=açık açık ▼ هَلْ=mi? يُهْلَكُ=helak edilir إِلَّا=başkası الْقَوْمُ=toplumundan«kavm»الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve مَا نُرْسِلُ=Biz göndermeyiz الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri إِلَّا=olması dışında مُبَشِّرِينَ=müjdeciler وَ=ve مُنْذِرِينَۖ=uyarıcılar ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim آمَنَ=inanıp güvenir«îmãn»وَ=ve أَصْلَحَ=kendini düzeltirse«ıslah_sulh» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzülürler
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerin كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ يَمَسُّهُمُ=başlarına gelecektir الْعَذَابُ=o ceza«azãb» ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَفْسُقُونَ=yoldan çıkar«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا أَقُولُ=ben demiyorum لَكُمْ=size ▼ عِنْدِي=yanımdadır خَزَائِنُ=hazineleri اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve de لَا أَعْلَمُ=daha iyi bilmem الْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb» ▼ وَ=ve لَا أَقُولُ=demiyorum لَكُمْ=size إِنِّي=ki ben مَلَكٌۖ=bir meleğim ▼ إِنْ أَتَّبِعُ=ben katılmıyorum«ittebã»إِلَّا=başkasına مَا=olandan يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيَّۚ=bana ▼ قُلْ=de ki هَلْ=mu? يَسْتَوِي=bir olur الْأَعْمَىٰ=kör وَ=ve الْبَصِيرُۚ=gören«basîr» ▼ أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yormuyor«tefekkür»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve أَنْذِرْ=uyar بِهِ=onunla الَّذِينَ=kimseleri يَخَافُونَ=korkan ▼ أَنْ يُحْشَرُوا=toplanacakları«haşr»konusunda إِلَىٰ=yanına رَبِّهِمْۙ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ لَيْسَ=yoktur لَهُمْ=kendileri için مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ وَلِيٌّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de شَفِيعٌ=bir şefaatçi ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَّقُونَ=kendilerini sakındırırlar«takvã»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve لَا تَطْرُدِ=defetme الَّذِينَ=kimseleri يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua eden«duã»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb» ▼ بِالْغَدَاةِ=sabah وَ=ve الْعَشِيِّ=akşam يُرِيدُونَ=isteyerek وَجْهَهُۖ=O′nun takdirini ▼ مَا=yoktur عَلَيْكَ=«üzerinde»sorumluluğunda مِنْ حِسَابِهِمْ=onların hesabından مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şey ▼ وَ=ve de مَا=yoktur مِنْ حِسَابِكَ=senin hesabından عَلَيْهِمْ=onların «üzerinde»sorumluluğunda مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şey ▼ فَ=bunun üzerine تَطْرُدَهُمْ=defedersen onları فَ=o zaman تَكُونَ=olursun مِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle فَتَنَّا=imtihana soktuk«fitne»(veya ”sıkıntıya") بَعْضَهُمْ=onların kimini بِبَعْضٍ=kimi ile ▼ لِيَقُولُوا=demeleri için ▼ أَ=mı? أَهَٰؤُلَاءِ=şunların مَنَّ=lütfedildi اللَّهُ=Allah tarafından عَلَيْهِمْ=üzerlerine مِنْ بَيْنِنَاۗ=aramızdakiler içerisinden ▼ أَ=midir? لَيْسَ=değil اللَّهُ=Allah بِأَعْلَمَ=daha iyi bilen بِالشَّاكِرِينَ=kıymet bilenleri«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman جَاءَكَ=sana geldikleri ▼ الَّذِينَ=kimseler يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet» ▼ فَ=o zaman قُلْ=de ki سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَيْكُمْۖ=size ▼ كَتَبَ=«yazdı»yazarak gerekli kıldı«kitãb»رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»عَلَىٰ=üzerine نَفْسِهِ=kendi الرَّحْمَةَۖ=merhameti«rahmet» ▼ أَنَّهُ=şu bir gerçek ki مَنْ=kim عَمِلَ=yaparsa مِنْكُمْ=aranızdan سُوءًا=bir fenalık«sú»بِجَهَالَةٍ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yaparak«cãhil» ▼ ثُمَّ=sonra da تَابَ=olumsuzluktan dönüş yaparsa«tevbe_tevvãb»مِنْ بَعْدِهِ=onun ardından وَ=ve أَصْلَحَ=kendini düzeltirse«ıslah_sulh» ▼ فَ=bu halde أَنَّهُ=şöyle ki O غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نُفَصِّلُ=ayrı ayrı açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ وَ=ve لِتَسْتَبِينَ=belli olması içindir سَبِيلُ=yolunun«sebîl»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   قُلْ=de إِنِّي=ki benden نُهِيتُ=vazgeçmem istendi«nehy»أَنْ أَعْبُدَ=«kulluk»hizmetkârlıktan«abd» ▼ الَّذِينَ=kimselere تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ettiğiniz«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۚ=Allah ▼ قُلْ=de ki لَا أَتَّبِعُ=ben katılmam«ittebã»أَهْوَاءَكُمْۙ=canınızın istediklerine«hevã» ▼ قَدْ=emin olun ki ضَلَلْتُ=yolu saşırmış«dalãl»olurum إِذًا=o vakit ▼ وَ=ve de مَا=olmam أَنَا=ben مِنَ الْمُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girmişlerden«hüdã»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   قُلْ=de إِنِّي=ki ben عَلَىٰ=‑temeli‑üzerindeyim بَيِّنَةٍ=bir açık delilin«beyyine»مِنْ رَبِّي="Efendi ve Sahib"imden«rabb» ▼ وَ=ise كَذَّبْتُمْ=siz yalan sayıp durdunuz«tekzîb»بِهِۚ=kendisini ▼ مَا=değildir عِنْدِي=benim katımda ▼ مَا=şey تَسْتَعْجِلُونَ=acele istediğiniz بِهِۚ=kendisini ▼ إِنِ=olamaz الْحُكْمُ=o Hüküm إِلَّا=olması dışında لِلَّهِۖ=Allah′a ait ▼ يَقُصُّ=O anlatır الْحَقَّۖ=o Gerçeği«hakk» ▼ وَ=ve هُوَ=O خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»الْفَاصِلِينَ=ayırdedenlerin
 ‎﴾ 58 ﴿‎   قُلْ=de ki لَوْ=eğer أَنَّ=olsaydı عِنْدِي=benim katımda ▼ مَا=şey تَسْتَعْجِلُونَ=acele istediğiniz بِهِ=kendisini ▼ لَقُضِيَ=kesinlikle kararı verilmişti الْأَمْرُ=o yapılması istenecek şeyin«emr»بَيْنِي=benim aramda وَ=ile بَيْنَكُمْۗ=sizin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِالظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve عِنْدَهُ=O′nun katındadır مَفَاتِحُ=anahtarları الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb» ▼ لَا يَعْلَمُهَا=bilmez onları إِلَّا=başkası هُوَۚ=O′ndan ▼ وَ=ise يَعْلَمُ=O bilir مَا=herşeyi فِي الْبَرِّ=karadaki وَ=ve الْبَحْرِۚ=denizdeki ▼ وَ=ve de مَا تَسْقُطُ=düşmez مِنْ=herhangi وَرَقَةٍ=bir yaprak إِلَّا=olması dışında يَعْلَمُهَا=onu biliyor ▼ وَلَا=ne de حَبَّةٍ=bir dane فِي=içindeki ظُلُمَاتِ=karanlıkları«zulumãt»الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَلَا=ne رَطْبٍ=yaş وَلَا=ne de يَابِسٍ=kuru ▼ إِلَّا=olmasın ki فِي كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinde«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=kimsedir يَتَوَفَاكُمْ=sizi öldüren بِاللَّيْلِ=geceleyin ▼ وَ=ve يَعْلَمُ=bilen مَا=şeyi جَرَحْتُمْ=işlediğiniz بِالنَّهَارِ=gündüzün ▼ ثُمَّ=sonrasında يَبْعَثُكُمْ=sizi dirilten«ba′s»فِيهِ=onda ▼ لِيُقْضَىٰ=bitirilsin diye أَجَلٌ=bir vade مُسَمًّىۖ=belirlenmiş ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَيْهِ=O′nadır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz ▼ ثُمَّ=sonrasında يُنَبِّئُكُمْ=haber verecektir size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O الْقَاهِرُ=”Ezici Hakimiyet Sahibi"dir«kãhir»فَوْقَ=üstünde عِبَادِهِۖ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinin ▼ وَ=ve يُرْسِلُ=gönderir عَلَيْكُمْ=size حَفَظَةً=muhafaza edecekler ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَحَدَكُمُ=birinize الْمَوْتُ=o ölüm ▼ تَوَفَتْهُ=canını alırlar onun رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl» ▼ وَ=ve هُمْ=onlar لَا يُفَرِّطُونَ=hiç geri kalmazlar
 ‎﴾ 62 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında رُدُّوا=döndürülürler إِلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ مَوْلَاهُمُ=himaye edenleridir«mevlã»الْحَقِّۚ=gerçek«hakk» ▼ أَلَا=şunu iyi bilin ki لَهُ=O′na aittir الْحُكْمُ=o Hüküm ▼ وَ=ve هُوَ=O أَسْرَعُ=en çabuğudur الْحَاسِبِينَ=hesap görenlerin
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kim يُنَجِّيكُمْ=kurtarıyor sizi مِنْ ظُلُمَاتِ=karanlıklarından«zulumãt»الْبَرِّ=karanın وَ=ve الْبَحْرِ=denizin ▼ تَدْعُونَهُ=«çağrıda bulunma»dua ettiğinizde«duã»O′na تَضَرُّعًا=gizli olarak وَ=veya خُفْيَةً=açık olarak ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَنْجَانَا=kurtarırsa bizi مِنْ هَٰذِهِ=şundan ▼ لَنَكُونَنَّ=kesinlikle olacağız devamlı مِنَ الشَّاكِرِينَ=kıymet bilenlerden«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قُلِ=de ki اللَّهُ=Allah يُنَجِّيكُمْ=kurtarıyor sizi مِنْهَا=ondan ▼ وَ=ve مِنْ كُلِّ=bütün كَرْبٍ=sıkıntılardan ▼ ثُمَّ=sonrasında أَنْتُمْ=siz تُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ediyorsunuz«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   قُلْ=de ki هُوَ=O الْقَادِرُ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ أَنْ يَبْعَثَ=ortaya çıkarmaya«ba′s»عَلَيْكُمْ=size عَذَابًا=bir ceza«azãb» ▼ مِنْ فَوْقِكُمْ=üstünüzden أَوْ=yahut مِنْ تَحْتِ=altlarından أَرْجُلِكُمْ=ayaklarınızın ▼ أَوْ=ya da يَلْبِسَكُمْ=birbirinize düşürmeye sizi شِيَعًا=camialar«şiyá»halinde ▼ وَ=ve يُذِيقَ=tattırmaya بَعْضَكُمْ=kiminize بَأْسَ=kuvvet uygulamasını«be′s»بَعْضٍۗ=kiminin ▼ انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl نُصَرِّفُ=dönüp dönüp açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavrarlar«fıkh»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve كَذَّبَ=yalan sayıp durdu«tekzîb»بِهِ=onu قَوْمُكَ=senin toplumun«kavm» ▼ وَ=iken هُوَ=şu الْحَقُّۚ=o Gerçek«hakk» ▼ قُلْ=de ki لَسْتُ=ben değilim عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize بِوَكِيلٍۖ=sırtı emniyetle dayayacak biri«vekîl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   لِكُلِّ=‑vardır‑ herbirine ait نَبَإٍ=haberlerin مُسْتَقَرٌّۚ=bir istikrar(gerçekleşme) noktası ▼ وَ=ve سَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَأَيْتَ=gördüğün ▼ الَّذِينَ=kimseleri يَخُوضُونَ=ileri geri konuşan فِي=hakkında آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet» ▼ فَ=bunun üzerine أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنْهُمْ=onlara ▼ حَتَّىٰ=kadar يَخُوضُوا=onlar geçinceye فِي حَدِيثٍ=bir söze غَيْرِهِۚ=ondan başka ▼ وَ=ve إِمَّا=durumunda يُنْسِيَنَّكَ=unutturması sana الشَّيْطَانُ=şeytanın ▼ فَ=o zaman لَا تَقْعُدْ=oturma بَعْدَ=sonra الذِّكْرَىٰ=bu «ilâhî» Tembih′ten«zikr» ▼ مَعَ=beraber الْقَوْمِ=o toplumla«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur عَلَى الَّذِينَ=kimselere يَتَّقُونَ=kendini sakındıran«takvã»مِنْ حِسَابِهِمْ=onların hesabından مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şey ▼ وَلَٰكِنْ=ama ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَّقُونَ=kendilerini sakındırırlar«takvã»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   وَ=ve ذَرِ=bırak الَّذِينَ=kimseleri اتَّخَذُوا=edinen دِينَهُمْ=dinlerini«dîn»لَعِبًا=bir oyun وَ=ve لَهْوًا=bir eğlence ▼ وَ=ve غَرَّتْهُمُ=aldattığı الْحَيَاةُ=hayatının الدُّنْيَاۚ=dünya ▼ وَ=ve ذَكِّرْ=tembihte bulun«tezkîr»بِهِ=onunla أَنْ تُبْسَلَ=helake gitmesin diye نَفْسٌ=bir kişi ▼ بِمَا=karşılık كَسَبَتْ=kazandığına ▼ لَيْسَ=olmaz لَهَا=ona مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah وَلِيٌّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de شَفِيعٌ=bir şefaatçi ▼ وَ=ve إِنْ=bile تَعْدِلْ=denklese«adl»كُلَّ=her türlü عَدْلٍ=denkle«adl» ▼ لَا يُؤْخَذْ=kabul edilmez مِنْهَاۗ=ondan ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir أُبْسِلُوا=helake uğramış ▼ بِمَا=karşılık كَسَبُواۖ=kazandıklarına ▼ لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için شَرَابٌ=bir içki مِنْ حَمِيمٍ=kaynar sudan ▼ وَ=ve عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»بِمَا=karşılık كَانُوا=olmalarına يَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mi? نَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua edelim«duã» ▼ مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah′ın ▼ مَا=şeylere لَا يَنْفَعُنَا=yarar vermeyen bize وَ=ve de لَا يَضُرُّنَا=zarar«dırãr»vermeyen bize ▼ وَ=ve‑mi?‑ نُرَدُّ=döndürülelim عَلَىٰ=üzerinde أَعْقَابِنَا=«ökçe»topuklarımız ▼ بَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan هَدَانَا=bize yol gösterdiği«hüdã»اللَّهُ=Allah′ın ▼ كَالَّذِي=kimse gibi‑mi?‑ اسْتَهْوَتْهُ=ayarttığı kendisini الشَّيَاطِينُ=şeytanların فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde حَيْرَانَ=şaşkın bir halde ▼ لَهُ=‑varken‑kendisinin أَصْحَابٌ=yoldaşları«eshãb_sãhib»يَدْعُونَهُ=çağıran«duã» (diye) إِلَى الْهُدَى=o Yol Gösterişe«hüdã»ائْتِنَاۗ=Bize gel! ▼ قُلْ=de إِنَّ=ki هُدَى=yol gösterişi«hüdã»اللَّهِ=Allah′ın هُوَ=kendisi الْهُدَىٰۖ=‑asıl‑Yol Gösteriştir«hüdã» ▼ وَ=ve أُمِرْنَا=istendiği söylendi«emr»bize لِنُسْلِمَ=teslim olmamızın«teslîm_müslim»لِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve أَنْ أَقِيمُوا=gereğince yerine getirmek«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve اتَّقُوهُۚ=kendini sakındırmak«takvã»O′na yönelik ▼ وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=kimsedir إِلَيْهِ=yanına تُحْشَرُونَ=toplanacağınız«haşr»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ بِالْحَقِّۖ=o Gerçek′le«hakk» (uyumlu olarak) ▼ وَ=ve يَوْمَ=gün يَقُولُ=dediği كُنْ=Ol! فَ=bunun üzerine يَكُونُۚ=o olur ▼ قَوْلُهُ=O′nun söylediği الْحَقُّۚ=o Gerçek′tir«hakk»(veya ”Gerçekleşecek Olan”dır) ▼ وَ=ve de لَهُ=O ′nundur الْمُلْكُ=‑asıl‑hükümranlık«mülk»يَوْمَ=gün يُنْفَخُ=üfleneceği فِي الصُّورِۚ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr» ▼ عَالِمُ=bilendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِۚ=Tanıklık edilenleri«şãhid» ▼ وَ=ve هُوَ=O الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»الْخَبِيرُ=‑asıl‑”Haberi Olan”dır«habîr»(*) orj SÛR
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm لِأَبِيهِ=babası آزَرَ=Azer′e ▼ أَ=mı? تَتَّخِذُ=ediniyorsun أَصْنَامًا=putları آلِهَةًۖ=ilâhlar ▼ إِنِّي=ki ben أَرَاكَ=görüyorum seni وَ=ve قَوْمَكَ=toplumunu«kavm» ▼ فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نُرِي=Biz gösteririz إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e ▼ مَلَكُوتَ=idaresini«melekût»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve لِيَكُونَ=olsun diyedir مِنَ الْمُوقِنِينَ=kanî«yekîn_mûkin»kimselerden
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَنَّ=basınca عَلَيْهِ=üzerine اللَّيْلُ=gece ▼ رَأَىٰ=o gördü كَوْكَبًاۖ=bir parlayan gezegen ▼ قَالَ=dedi ki هَٰذَا=budur رَبِّيۖ=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb» ▼ فَ=sonra da لَمَّا أَفَلَ=o batınca ▼ قَالَ=dedi ki لَا أُحِبُّ=sevmem الْآفِلِينَ=batanları
 ‎﴾ 77 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا رَأَى=görünce الْقَمَرَ=Ay′ı بَازِغًا=doğarken ▼ قَالَ=dedi ki هَٰذَا=budur رَبِّيۖ=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb» ▼ فَ=sonra da لَمَّا أَفَلَ=o batınca قَالَ=dedi ki لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ يَهْدِنِي=yol göstermeseydi«hüdã»bana رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb» ▼ لَأَكُونَنَّ=kesinlikle olurdum hep مِنَ الْقَوْمِ=o toplumundan«kavm»الضَّالِّينَ=yolunu saşırmışların«dalãl»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا رَأَى=görünce الشَّمْسَ=Güneş′i بَازِغَةً=doğarken ▼ قَالَ=dedi ki هَٰذَا=budur رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb» ▼ هَٰذَا=bu أَكْبَرُۖ=daha büyük ▼ فَ=sonra da لَمَّا أَفَلَتْ=o batınca قَالَ=dedi يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ إِنِّي=ki ben بَرِيءٌ=uzağım مِمَّا=şeylerden تُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiğiniz«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki ben وَجَّهْتُ=çevirdim وَجْهِيَ=yüzümü ▼ لِلَّذِينَ=kimseye فَطَرَ=meydana getiren«fãtır_fıtrat»السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ حَنِيفًاۖ=tek ilâha inanarak«hanîf» ▼ وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve حَاجَّهُ=tartıştı onunla قَوْمُهُۚ=toplumu«kavm» ▼ قَالَ=dedi ki أَ=musunuz? تُحَاجُّونِّي=benimle tartışıyor فِي=hakkında اللَّهِ=Allah ▼ وَ=iken قَدْ=kesinlikle هَدَانِۚ=yol göstermiş«hüdã»bana ▼ وَ=ve لَا أَخَافُ=ben korkmam مَا=şeylerden تُشْرِكُونَ=«ortak»denkler kabul ettiğiniz«şirk_müşrik»بِهِ=O′na ▼ إِلَّا=‑yoktur‑hariç أَنْ يَشَاءَ=dilediği رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»شَيْئًاۗ=bir şey ▼ وَسِعَ=kuşatmıştır رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»كُلَّ شَيْءٍ=herşeyi عِلْمًاۗ=bilgi«ilm»olarak ▼ أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve كَيْفَ=nasıl? أَخَافُ=ben korkarım مَا=şeylerden أَشْرَكْتُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiğiniz«şirk_müşrik» ▼ وَ=iken لَا تَخَافُونَ=siz korkmuyor أَنَّكُمْ=olmanızdan أَشْرَكْتُمْ=«ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ مَا=şeyleri لَمْ يُنَزِّلْ=indirmediği بِهِ=hakkında عَلَيْكُمْ=size سُلْطَانًاۚ="dayanacak bir şey"«sultãn» ▼ فَ=o halde أَيُّ=hangisi الْفَرِيقَيْنِ=iki kesimden«ferîk»أَحَقُّ=daha hakedendir«hakk»بِالْأَمْنِۖ=güvende olmayı ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 82 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve لَمْ يَلْبِسُوا=bula(ştır)mayan إِيمَانَهُمْ=inanç ve güvenlerini«îmãn»بِظُلْمٍ=bir "haksızlık ve kötülük"le«zulm_zãlim» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمُ=kendilerinedir الْأَمْنُ=güvende oluş ▼ وَ=ve هُمْ=onlardır مُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmişler«hüdã»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve تِلْكَ=işte bunlar حُجَّتُنَا=dayanaklarımızdır«huccet» ▼ آتَيْنَاهَا=verdik onları إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e ▼ عَلَىٰ=karşı قَوْمِهِۚ=onun toplumuna«kavm» ▼ نَرْفَعُ=yükseltiriz دَرَجَاتٍ=derecelerle مَنْ=kimseyi نَشَاءُۗ=dilediğimiz ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=bahşettik لَهُ=ona إِسْحَاقَ=İshãk′ı وَ=ve يَعْقُوبَۚ=Ya′kûb′u ▼ كُلًّا=hepsine هَدَيْنَاۚ=yol gösterdik«hüdã» ▼ وَ=ve نُوحًا=Nûh′a هَدَيْنَا=yol göstermiştik«hüdã»مِنْ قَبْلُۖ=daha önce ▼ وَ=ve مِنْ ذُرِّيَّتِهِ=onun "soyunun devamı"ndan«zurriyyãt»دَاوُودَ=Dãvûd′a ▼ وَ=ve سُلَيْمَانَ=Süleymãn′a وَ=ve أَيُّوبَ=Eyyûb′a وَ=ve يُوسُفَ=Yûsuf′a ▼ وَ=ve مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve de هَارُونَۚ=Hãrûn′a ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=Biz karşılığını veririz«cezã»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve زَكَرِيَّا=Zekeriyyã′ya وَ=ve يَحْيَىٰ=Yahyã′ya وَ=ve عِيسَىٰ=Îsã′ya وَ=ve de إِلْيَاسَۖ=İlyãs′a ▼ كُلٌّ=hepsi مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerdendir«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′e وَ=ve الْيَسَعَ=El Yesea′ya وَ=ve يُونُسَ=Yûnus′a وَ=ve de لُوطًاۚ=Lût′a ▼ وَ=ve كُلًّا=hepsini فَضَّلْنَا=üstte tuttuk«fadl»عَلَى الْعَالَمِينَ=alemlere karşı
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve مِنْ=içinden bazısını آبَائِهِمْ=babalarının وَ=ve ذُرِّيَّاتِهِمْ="soylarının devamı"nın«zurriyyãt»وَ=ve إِخْوَانِهِمْۖ=kardeşlerinin ▼ وَ=ve اجْتَبَيْنَاهُمْ=seçtik onları ▼ وَ=ve هَدَيْنَاهُمْ=yolunu gösterdik«hüdã»onlara إِلَىٰ صِرَاطٍ=yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu هُدَى=yol gösterişidir«hüdã»اللَّهِ=Allah′ın ▼ يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»بِهِ=onunla مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya "dilediği") مِنْ عِبَادِهِۚ=«kulluk»hizmetkârlarından«abd» ▼ وَ=ve لَوْ=eğer أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etselerdi«şirk_müşrik» ▼ لَحَبِطَ=kesinlikle bir işe yaramazdı«habt»عَنْهُمْ=onların مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 89 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir آتَيْنَاهُمُ=kendilerine verdiğimiz الْكِتَابَ=«ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve الْحُكْمَ=Hükmü وَ=ve النُّبُوَّةَۚ=Peygamberliği«nebî» ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِهَا=onları هَٰؤُلَاءِ=bunlar ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki وَكَّلْنَا=yetkilendiririz«vekîl»بِهَا=onlarla قَوْمًا=bir toplumu«kavm» ▼ لَيْسُوا=olmayan بِهَا=onları بِكَافِرِينَ=görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir هَدَى=yol gösterdiği«hüdã»اللَّهُۖ=Allah′ın ▼ فَ=o halde بِهُدَاهُمُ=onlara gösterilmiş yolu«hüdã»اقْتَدِهْۗ=takip et ▼ قُلْ=de ki لَا أَسْأَلُكُمْ=istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşılık أَجْرًاۖ=bir bedel«ecr» ▼ إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
 ‎﴾ 91 ﴿‎   وَ=ve مَا قَدَرُوا=(kafalarında)ölçülendirmiş«kadîr_mikdãr»değiller اللَّهَ=Allah′ın حَقَّ=gerçeğe«hakk»uygun olarak قَدْرِهِ=güç yetirişini«kadîr_mikdãr» ▼ إِذْ=çünkü قَالُوا=dediler ki مَا أَنْزَلَ=indirmedi اللَّهُ=Allah عَلَىٰ بَشَرٍ=insana مِنْ شَيْءٍۗ=bir şey ▼ قُلْ=de ki مَنْ=kim أَنْزَلَ=indirdi الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»الَّذِينَ=olduğu جَاءَ=getirmiş بِهِ=kendisini مُوسَىٰ=Mûsã′nın ▼ نُورًا=bir aydınlık«nûr»olarak وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak لِلنَّاسِۖ=insanlar için ▼ تَجْعَلُونَهُ=yapıyorsunuz onu قَرَاطِيسَ=yaprak yaprak ▼ تُبْدُونَهَا=açığa vuruyorsunuz onu وَ=iken تُخْفُونَ=gizliyor كَثِيرًاۖ=çoğunu ▼ وَ=iken عُلِّمْتُمْ=öğretilmiş size مَا=şeyleri لَمْ تَعْلَمُوا=bilmediğiniz أَنْتُمْ=sizin وَلَا=ne de آبَاؤُكُمْۖ=babalarınızın ▼ قُلِ=de ki اللَّهُۖ=Allah′tır ▼ ثُمَّ=sonra da ذَرْهُمْ=bırak onları فِي خَوْضِهِمْ=daldıkları şeyde يَلْعَبُونَ=oynayadursunlar
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve هَٰذَا=bu كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metindir«kitãb»أَنْزَلْنَاهُ=indirdiğimiz kendisini مُبَارَكٌ=bereketli«berekãt_mubãrek»olan ▼ مُصَدِّقُ=tasdik edicidir«tasdîk_musaddik»الَّذِي=olanı بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında» ▼ وَ=ve لِتُنْذِرَ=uyarman içindir أُمَّ=Anasını الْقُرَىٰ=Yerleşimlerin«karye»وَ=ve مَنْ=kimseleri حَوْلَهَاۚ=oranın çevresindeki ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e ▼ يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»بِهِۖ=ona ▼ وَ=ve هُمْ=onlar عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarını«salãt»يُحَافِظُونَ=muhafaza ederler
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنِ=kimseden افْتَرَىٰ=uydurmuş«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ أَوْ=ya da قَالَ=demiş أُوحِيَ=mesajla iletildi«vahy»إِلَيَّ=bana ▼ وَ=iken لَمْ يُوحَ=mesajla iletilmemiş«vahy»إِلَيْهِ=kendisine شَيْءٌ=bir şey ▼ وَ=ve de مَنْ=kimseden قَالَ=demiş سَأُنْزِلُ=ben indireceğim ▼ مِثْلَ=dengini مَا=olduklarının أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُۗ=Allah′ın ▼ وَلَوْ تَرَىٰ=bir görseydin إِذِ=iken الظَّالِمُونَ=o "haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»فِي=içinde غَمَرَاتِ=sıkıntıları الْمَوْتِ=ölümün ▼ وَ=halde الْمَلَائِكَةُ=melekler بَاسِطُوا=uzatır أَيْدِيهِمْ=ellerini ▼ أَخْرِجُوا=dışarı çıkarın!«ihrãc»أَنْفُسَكُمُۖ=nefsinizi(veya”kendinizi”) ▼ الْيَوْمَ=o gün تُجْزَوْنَ=karşılık verilecektir«cezã»عَذَابَ=bir cezasıyla«azãb»الْهُونِ=alçaklık ▼ بِمَا=dolayı كُنْتُمْ=olmanızdan تَقُولُونَ=söylüyor ▼ عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah غَيْرَ=dışındakini الْحَقِّ=o Gerçek«hakk» ▼ وَ=ve(dolayı) كُنْتُمْ=olmanızdan عَنْ آيَاتِهِ=O′nun «açık işaret»ayetlerine«ãyet»karşı تَسْتَكْبِرُونَ=büyükleniyor«kibr»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جِئْتُمُونَا=geldiniz Bize فُرَادَىٰ=tek olarak ▼ كَمَا=gibi خَلَقْنَاكُمْ=yarattığımız sizi أَوَّلَ=ilk مَرَّةٍ=kez ▼ وَ=ve تَرَكْتُمْ=bıraktınız مَا=şeyleri خَوَّلْنَاكُمْ=sizi hayaline daldırdığımız وَرَاءَ ظُهُورِكُمْۖ=arkanızda ▼ وَ=ve de مَا نَرَىٰ=görmüyoruz مَعَكُمْ=yanınızda bulunan شُفَعَاءَكُمُ=şefaatçilerinizi ▼ الَّذِينَ=olduğunuz زَعَمْتُمْ=sizin iddia etmiş«zağm»أَنَّهُمْ=ki onlar فِيكُمْ=içinizden شُرَكَاءُۚ=«Allah′a» «ortak»denklerdir«şirk_müşrik» ▼ لَقَدْ=emin olun ki تَقَطَّعَ=(bağlar) kesilmiştir بَيْنَكُمْ=aranızdaki ▼ وَ=ve ضَلَّ=kaybolup gitmiştir عَنْكُمْ=sizden مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz تَزْعُمُونَ=iddia ediyor«zağm»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′tır فَالِقُ=yarılarak çıkaran الْحَبِّ=taneyi وَ=ve النَّوَىٰۖ=çekirdeği ▼ يُخْرِجُ=dışarı çıkarır«ihrãc»الْحَيَّ=diriyi(veya "canlıyı") مِنَ الْمَيِّتِ=ölüden(veya "cansızdan") ▼ وَ=ve de مُخْرِجُ=dışarı çıkarır«ihrãc»الْمَيِّتِ=ölüyü(veya "cansızı") مِنَ الْحَيِّۚ=diriden(veya "canlıdan") ▼ ذَٰلِكُمُ=işte budur اللَّهُۖ=Allah ▼ فَ=öyleyse أَنَّىٰ=nasıl? تُؤْفَكُونَ=çevriliyorsunuz
 ‎﴾ 96 ﴿‎   فَالِقُ=yarılarak çıkarandır الْإِصْبَاحِ=Gündoğumunu ▼ وَ=ve جَعَلَ=yapmıştır اللَّيْلَ=geceyi سَكَنًا=dinlenme olarak ▼ وَ=ve de الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ı حُسْبَانًاۚ=hesaplama olarak ▼ ذَٰلِكَ=işte bu تَقْدِيرُ=ölçüsüdür«kadîr_mikdãr»الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"in«azîz»الْعَلِيمِ=‑asıl‑”Bilen”in«alîm»
 ‎﴾ 97 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=sizin için النُّجُومَ=yıldızları ▼ لِتَهْتَدُوا=yol göstersin diye«hüdã»بِهَا=kendileriyle ▼ فِي ظُلُمَاتِ=karanlıklarında«zulumãt»الْبَرِّ=karanın وَ=ve de الْبَحْرِۗ=denizin ▼ قَدْ=emin olun ki فَصَّلْنَا=Biz ayrı ayrı açıkladık الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 98 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır أَنْشَأَكُمْ=sizi vücuda getirmiş«inşá»مِنْ نَفْسٍ=bir nefisten وَاحِدَةٍ=tek ▼ فَ=sonra da مُسْتَقَرٌّ=‑vardır‑ bir kalma yeri وَ=ve مُسْتَوْدَعٌۗ=bir emanet bırakılan yer ▼ قَدْ=emin olun ki فَصَّلْنَا=Biz ayrı ayrı açıkladık الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavrayacak«fıkh»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır أَنْزَلَ=indirmiş مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir su ▼ فَ=böylece أَخْرَجْنَا=Biz ortaya çıkardık«ihrãc»بِهِ=onunla نَبَاتَ=bitkileri كُلِّ شَيْءٍ=her çeşit ▼ فَ=sonra da أَخْرَجْنَا=ortaya çıkardık«ihrãc»مِنْهُ=ondan خَضِرًا=filiz ▼ نُخْرِجُ=ortaya çıkarıyoruz«ihrãc»مِنْهُ=ondan حَبًّا=daneler مُتَرَاكِبًا=birbiri üstüne binmiş ▼ وَ=ve مِنَ النَّخْلِ=hurmanın مِنْ طَلْعِهَا=tomurcuğundan قِنْوَانٌ=sarkan دَانِيَةٌ=salkımlar ▼ وَ=ve جَنَّاتٍ=bahçeleri مِنْ أَعْنَابٍ=üzüm وَ=ve الزَّيْتُونَ=zeytin وَ=ve الرُّمَّانَ=nar ▼ مُشْتَبِهًا=birbirlerine benzer«muteşãbih»olarak وَ=veya غَيْرَ مُتَشَابِهٍۗ=birbirlerine benzemez«muteşãbih»olarak ▼ انْظُرُوا=bakın إِلَىٰ ثَمَرِهِ=meyvesine ▼ إِذَا=zaman أَثْمَرَ=meyve verdiği وَ=ve يَنْعِهِۚ=olgunlaştığı ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكُمْ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=toplumu«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«îmãn»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve جَعَلُوا=yaptılar لِلَّهِ=Allah′a شُرَكَاءَ=«ortaklar»denkler«şirk_müşrik»الْجِنَّ=cinleri ▼ وَ=iken خَلَقَهُمْۖ=O yaratmış onları ▼ وَ=ve خَرَقُوا=uydurdular لَهُ=O′na بَنِينَ=oğullar وَ=ve بَنَاتٍ=kızlar بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍۚ=bir bilgi«ilm» ▼ سُبْحَانَهُ=O aşkındır«subhãn»وَ=ve تَعَالَىٰ=yücedir عَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 101 ﴿‎   بَدِيعُ=yoktan var edendir السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzünü ▼ أَنَّىٰ=nasıl? يَكُونُ=olur لَهُ=O′nun وَلَدٌ=çocuğu ▼ وَ=ve لَمْ تَكُنْ=olmamıştır لَهُ=kendisinin صَاحِبَةٌۖ=bir «eşi»hayat arkadaşı«eshãb_sãhib» ▼ وَ=ve خَلَقَ=O yaratmıştır كُلَّ شَيْءٍۖ=herşeyi وَ=ve هُوَ=O بِكُلِّ شَيْءٍ=herşeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   ذَٰلِكُمُ=işte budur اللَّهُ=Allah رَبُّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb» ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndan ▼ خَالِقُ=yaratıcısıdır كُلِّ شَيْءٍ=herşeyin ▼ فَ=o halde اعْبُدُوهُۚ=«kulluk»hizmet«abd»edin O′na وَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşey için وَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   لَا تُدْرِكُهُ=erişmez O′na الْأَبْصَارُ=gözler ▼ وَ=iken هُوَ=O يُدْرِكُ=erişir الْأَبْصَارَۖ=gözlere ▼ وَ=ve هُوَ=O اللَّطِيفُ=‑asıl‑”İncelikleri Bilen”dir«latîf»الْخَبِيرُ=‑asıl‑”Haberi Olan”dır«habîr»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle جَاءَكُمْ=geldi size بَصَائِرُ=göstergeler«besãir»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim أَبْصَرَ=görürse فَ=o zaman لِنَفْسِهِۖ=kendi içindir(veya ”lehinedir”) ▼ وَ=ve de مَنْ=kim عَمِيَ=kör olursa فَ=o zaman da عَلَيْهَاۚ=kendi içindir(veya ”aleyhinedir”) ▼ وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize بِحَفِيظٍ=bir muhafız«hafîz»
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نُصَرِّفُ=dönüp dönüp açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ وَ=ve لِيَقُولُوا=demeleri içindir دَرَسْتَ=sen ders almışsın ▼ وَ=ve لِنُبَيِّنَهُ=bildirelim«beyãn»diyedir onu لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 106 ﴿‎   اتَّبِعْ=katıl«ittebã»مَا=olana أُوحِيَ=mesajla iletilmiş«vahy»إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndan ▼ وَ=ve أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنِ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlere«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=isteseydi اللَّهُ=Allah مَا أَشْرَكُواۗ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmezlerdi«şirk_müşrik» ▼ وَ=ve مَا جَعَلْنَاكَ=Biz yapmadık seni عَلَيْهِمْ=onların üzerine حَفِيظًاۖ=bir muhafız«hafîz» ▼ وَ=ve de مَا=değilsin أَنْتَ=sen عَلَيْهِمْ=onların üzerine بِوَكِيلٍ=sırtı emniyetle dayayacak bir kimse«vekîl»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   وَ=ve لَا تَسُبُّوا=sövmeyin الَّذِي=şeye يَدْعُونَ=onların«çağrıda bulunma»dua ettiği«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ فَ=o zaman يَسُبُّوا=sövmezler اللَّهَ=Allah′a عَدْوًا=taşkınlıkla بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍۗ=bir bilgi«ilm» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle زَيَّنَّا=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِكُلِّ=her أُمَّةٍ=topluluğa«ümmet»عَمَلَهُمْ=yaptıkları işleri ▼ ثُمَّ=sonra إِلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinedir«rabb»مَرْجِعُهُمْ=dönüşleri ▼ فَ=sonra da يُنَبِّئُهُمْ=O haber verecektir onlara بِمَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve أَقْسَمُوا=yemin ettiler بِاللَّهِ=Allah′a جَهْدَ=var gücüyle«cihãd»أَيْمَانِهِمْ=yeminlerinin ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer جَاءَتْهُمْ=kendilerine gelirse آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet» ▼ لَيُؤْمِنُنَّ=mutlaka inanıp güveneceklerine«îmãn»بِهَاۚ=ona ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece الْآيَاتُ=o açık işaretler«ãyet»عِنْدَ=katındadır اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ وَ=ve مَا=ne? يُشْعِرُكُمْ=bileceksiniz ▼ أَنَّهَا=ki o ▼ إِذَا=zaman جَاءَتْ=geldiği ▼ لَا يُؤْمِنُونَ=onlar inanıp güvenmeyeceklerdir«îmãn»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   وَ=ve نُقَلِّبُ=ters çeviririz أَفْئِدَتَهُمْ=gönüllerini وَ=ve أَبْصَارَهُمْ=gözlerini ▼ كَمَا=gibi لَمْ يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmedikleri«îmãn»بِهِ=ona أَوَّلَ=ilk مَرَّةٍ=defasında ▼ وَ=ve نَذَرُهُمْ=bırakırız onları فِي طُغْيَانِهِمْ=azmışlıkları«tuğyãn_tağ′ût»içinde يَعْمَهُونَ=bocalayıp dururlar
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَلَوْ=bile أَنَّنَا=Biz نَزَّلْنَا=indirsek إِلَيْهِمُ=onlara الْمَلَائِكَةَ=melekleri ▼ وَ=ve كَلَّمَهُمُ=konuşsaydı kendilerine الْمَوْتَىٰ=ölüler ▼ وَ=ve حَشَرْنَا=toplasaydık«haşr»عَلَيْهِمْ=onlara كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi قُبُلًا=karşı karşıya ▼ مَا كَانُوا=değillerdi لِيُؤْمِنُوا=inanıp güvenecek«îmãn»إِلَّا=dışında أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُ=Allah′ın ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu يَجْهَلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapar«cãhil»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle جَعَلْنَا=Biz yaptık لِكُلِّ=her نَبِيٍّ=Peygambere«nebî»عَدُوًّا=düşman ▼ شَيَاطِينَ=şeytanları الْإِنْسِ=insan ▼ وَ=ve de الْجِنِّ=cin ▼ يُوحِي=mesajla iletirler«vahy»بَعْضُهُمْ=onlardan kimi إِلَىٰ بَعْضٍ=kimine زُخْرُفَ=yaldızlısını الْقَوْلِ=söylenenin غُرُورًاۚ=bir aldatma olarak ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مَا فَعَلُوهُۖ=yapmazlardı onu ▼ فَ=öyleyse ذَرْهُمْ=baş başa bırak onları وَ=ve مَا=şeyleri يَفْتَرُونَ=uydurdukları«ifterã»
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve لِتَصْغَىٰ=kansın diye إِلَيْهِ=ona أَفْئِدَةُ=kalpleri ▼ الَّذِينَ=kimselerin لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e ▼ وَ=ve لِيَرْضَوْهُ=hoşnut kalsınlar«rıdvãn»diye ondan ▼ وَ=ve لِيَقْتَرِفُوا=işlemeğe devam etsinler diye مَا=olanlar هُمْ=kendileri مُقْتَرِفُونَ=suç işlemiş
 ‎﴾ 114 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde غَيْرَ=başka اللَّهِ=Allah′tan بْتَغِي=arayışına gireyim حَكَمًا=bir hakemin ▼ وَ=iken هُوَ=Kendisi الَّذِي=olan أَنْزَلَ=indirmiş إِلَيْكُمُ=size الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»مُفَصَّلًاۚ=ayrı ayrı açıklanmış olarak ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler آتَيْنَاهُمُ=kendilerine verdiğimiz الْكِتَابَ=«ilâhî» Metni«kitãb»يَعْلَمُونَ=bilirler ▼ أَنَّهُ=ki o مُنَزَّلٌ=indirilmiştir مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»بِالْحَقِّۖ=o Gerçek«hakk»ile ▼ فَ=öyleyse لَا تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الْمُمْتَرِينَ=kuşkulananlardan
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve تَمَّتْ=tamamlanmıştır كَلِمَتُ=kelamı(sözleri)«kelime_kelimãt»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ صِدْقًا=hakikat(veya ”sağlamlık”)«sıdk_sãdık»bakımından وَ=ve عَدْلًاۚ=denklik sağlama«adl»bakımından ▼ لَا=yoktur مُبَدِّلَ=değiştirecek لِكَلِمَاتِهِۚ=O′nun kelamını(sözlerini)«kelime_kelimãt» ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تُطِعْ=benimseyip uyarsan«ta′at»أَكْثَرَ=çoğuna مَنْ=içerisinden فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiler ▼ يُضِلُّوكَ=yolunu saşırtırlar«dalãl»senin عَنْ=hakkında سَبِيلِ=yolu«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ إِنْ يَتَّبِعُونَ=onlar katılmıyorlar«ittebã»إِلَّا=başkasına الظَّنَّ=zandan«zann» ▼ وَ=ve إِنْ=değiller هُمْ=onlar إِلَّا=olandan başkası يَخْرُصُونَ=tahmin yürütüyor«hars»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=Kendisi أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir مَنْ=kimseyi يَضِلُّ=yolunu şaşıran«dalãl»عَنْ=hakkında سَبِيلِهِۖ=O′nun yolu«sebîl» ▼ وَ=ve هُوَ=O أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِالْمُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girenleri«hüdã»
 ‎﴾ 118 ﴿‎   فَ=şu halde كُلُوا=yiyin مِمَّا=şeylerden ذُكِرَ=anılmış«zikr»اسْمُ=adı اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهِ=kendisinin üzerine ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz بِآيَاتِهِ=O′nun «açık işaret»ayetlerine«ãyet»مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizin أَلَّا تَأْكُلُوا=yemiyorsunuz ▼ مِمَّا=şeylerden ذُكِرَ=anılmış«zikr»اسْمُ=adı اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهِ=üzerine ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki فَصَّلَ=ayrı ayrı açıklamıştır لَكُمْ=size ▼ مَا=olduklarını حَرَّمَ=yasak«haram»kılmış عَلَيْكُمْ=size ▼ إِلَّا=dışında مَا=olduklarınız اضْطُرِرْتُمْ=mecbur kalmış إِلَيْهِۗ=kendilerine ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki كَثِيرًا=birçokları لَيُضِلُّونَ=kesinlikle yolu saşırtıyorlar«dalãl» ▼ بِأَهْوَائِهِمْ=canlarının istediklerine«hevã»uyarak بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍۗ=bir bilgi«ilm» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=Kendisi أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِالْمُعْتَدِينَ=sınırı aşanları
 ‎﴾ 120 ﴿‎   وَ=ve ذَرُوا=bırakın ظَاهِرَ=açığını الْإِثْمِ=günahın«ism_esîm»وَ=ve de بَاطِنَهُۚ=gizlisini ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَكْسِبُونَ=kazanan الْإِثْمَ=günahı«ism_esîm» ▼ سَيُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alacaklar بِمَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَقْتَرِفُونَ=işliyor
 ‎﴾ 121 ﴿‎   وَ=ve لَا تَأْكُلُوا=yemeyin مِمَّا=şeylerden لَمْ يُذْكَرِ=anılmamış«zikr»اسْمُ=adı اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهِ=onun üzerine ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَفِسْقٌۗ=bir yoldan çıkıştır«fısk_fãsık» ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الشَّيَاطِينَ=şeytanlar لَيُوحُونَ=kesinlikle mesajla iletirler«vahy»إِلَىٰ أَوْلِيَائِهِمْ="destek çıkan yakın"larına«velî_evliyã»لِيُجَادِلُوكُمْۖ=mücadele etmelerini sizinle ▼ وَ=ve de إِنْ=eğer أَطَعْتُمُوهُمْ=uyarsanız onlara إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki olursunuz لَمُشْرِكُونَ=kesinlikle «Allah′a» «ortak»denkler kabul edenler«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   أَ=midir? وَ=peki مَنْ=kimse ▼ كَانَ=iken مَيْتًا=ölü ▼ فَ=bunun üzerine أَحْيَيْنَاهُ=kendisine hayat verdiğimiz ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=verdiğimiz لَهُ=kendisine نُورًا=bir aydınlık«nûr» ▼ يَمْشِي=yürüyebileceği بِهِ=onunla فِي=içerisinde النَّاسِ=insanlar ▼ كَمَنْ=gibi kimsenin مَثَلُهُ=durumu ▼ فِي=içindeki الظُّلُمَاتِ=karanlıklar«zulumãt» ▼ لَيْسَ=olmayan بِخَارِجٍ=bir dışarı çıkış«ihrãc»مِنْهَاۚ=oradan ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle زُيِّنَ=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 123 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle جَعَلْنَا=yaptık فِي=içerisinde كُلِّ=her قَرْيَةٍ=yerleşimin«karye»أَكَابِرَ=büyükleri ▼ مُجْرِمِيهَا=oranın suç işleyenleri«cürüm_mücrim» ▼ لِيَمْكُرُوا=plan kursunlar«mekr»diye فِيهَاۖ=orada ▼ وَ=ve مَا يَمْكُرُونَ=onlar plan kurmuyorlar«mekr»إِلَّا=başkasına بِأَنْفُسِهِمْ=kendilerinden وَ=oysa مَا يَشْعُرُونَ=farkına varmamışlardır
 ‎﴾ 124 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman جَاءَتْهُمْ=onlara geldiği آيَةٌ=bir «açık işaret»ayet«ãyet» ▼ قَالُوا=dediler ki لَنْ نُؤْمِنُ=asla inanıp güvenmeyiz«îmãn» ▼ حَتَّىٰ=kadar نُؤْتَىٰ=bize verilinceye مِثْلَ=dengi مَا=olanın أُوتِيَ=verilmiş رُسُلُ=Elçilerine«rasûl»اللَّهِۘ=Allah′ın ▼ اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir حَيْثُ=yeri يَجْعَلُ=koyacağı رِسَالَتَهُۗ=mesajlarını«risãlet» ▼ سَيُصِيبُ=erişecektir الَّذِينَ=kimselere أَجْرَمُوا=suç işlemiş«cürüm_mücrim»صَغَارٌ=bir küçük düşme«sağãr»عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve عَذَابٌ=bir ceza«azãb»شَدِيدٌ=çetin ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَمْكُرُونَ=plan kuruyor«mekr»
 ‎﴾ 125 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kimin يُرِدِ=isterse اللَّهُ=Allah أَنْ يَهْدِيَهُ=yol göstermeyi«hüdã»kendisine ▼ يَشْرَحْ=O açar صَدْرَهُ=onun göğsünü لِلْإِسْلَامِۖ=İslam′a«islãm» ▼ وَ=ve de مَنْ=kim(in) يُرِدْ=isterse أَنْ يُضِلَّهُ=yolunu saşırtmak«dalãl» ▼ يَجْعَلْ=O yapar صَدْرَهُ=onun göğsünü ضَيِّقًا=sıkıntılı حَرَجًا=sıkışmış ▼ كَأَنَّمَا=sanki gibi يَصَّعَّدُ=çıkıyormuş فِي السَّمَاءِۚ=göğe ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يَجْعَلُ=kılar اللَّهُ=Allah الرِّجْسَ=o pisliği«rics»عَلَى=üstünde الَّذِينَ=kimselerin لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»
 ‎﴾ 126 ﴿‎   وَ=ve هَٰذَا=işte budur صِرَاطُ=yolu«sırãt»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»مُسْتَقِيمًاۗ=dosdoğru«müstakîm» ▼ قَدْ=emin olun ki فَصَّلْنَا=Biz ayrı ayrı açıkladık الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ لِقَوْمٍ=toplumlar«kavm»için يَذَّكَّرُونَ=düşünüp ders çıkaracak«tezekkür»
 ‎﴾ 127 ﴿‎   لَهُمْ=onlarındır دَارُ=yurdu السَّلَامِ=selamet«selãm» ▼ عِنْدَ=katında رَبِّهِمْۖ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ وَ=ve هُوَ=O وَلِيُّهُمْ=onların "destek çıkan yakın"ıdır«velî_evliyã» ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 128 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün يَحْشُرُهُمْ=toplayacağı«haşr»onları جَمِيعًا=hep birlikte ▼ يَا=Ey! مَعْشَرَ=topluluğu الْجِنِّ=cinler ▼ قَدِ=emin olun ki اسْتَكْثَرْتُمْ=sayınızı artırmak istediniz مِنَ الْإِنْسِۖ=insanlarla ▼ وَ=ve قَالَ=derler ki أَوْلِيَاؤُهُمْ="destek çıkan yakın"ları«velî_evliyã»مِنَ الْإِنْسِ=insanlar içinden ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»اسْتَمْتَعَ=yararlandı بَعْضُنَا=kimimiz بِبَعْضٍ=kimimizden ▼ وَ=ve بَلَغْنَا=ulaştık أَجَلَنَا=vademize الَّذِي=olduğun أَجَّلْتَ=senin vade kılmış لَنَاۚ=bize ▼ قَالَ=der ki النَّارُ=o Ateş′tir«nãr»مَثْوَاكُمْ=durağınız خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içinde ▼ إِلَّا=hariç مَا شَاءَ=dilediği اللَّهُۗ=Allah′ın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 129 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نُوَلِّي=peşine takarız ▼ بَعْضَ=kimini الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»بَعْضًا=kiminin ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 130 ﴿‎   يَا=Ey! مَعْشَرَ=topluluğu الْجِنِّ=cin وَ=ve الْإِنْسِ=insan ▼ أَ=mi? لَمْ يَأْتِكُمْ=gelmedi رُسُلٌ=Elçiler«rasûl»مِنْكُمْ=siz(in içiniz)den ▼ يَقُصُّونَ=anlatan عَلَيْكُمْ=size آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet» ▼ وَ=ve يُنْذِرُونَكُمْ=uyaran sizi لِقَاءَ=karşılaşmaya dair يَوْمِكُمْ=«vadedilen»gününüzle هَٰذَاۚ=bu ▼ قَالُوا=dediler ki شَهِدْنَا=şahitlik ederiz عَلَىٰ=aleyhine(veya "üzerine") أَنْفُسِنَاۖ=nefsimiz ▼ وَ=ve غَرَّتْهُمُ=aldattı onları الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünya ▼ وَ=ve شَهِدُوا=tanıklık«şãhid» ettiler عَلَىٰ=aleyhine(veya "üzerine") أَنْفُسِهِمْ=kendilerinin أَنَّهُمْ=olduklarına كَانُوا=olmuş كَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 131 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu أَنْ لَمْ يَكُنْ=olmamasıdır رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»مُهْلِكَ=helak edici الْقُرَىٰ=o yerleşimleri«karye» ▼ بِظُلْمٍ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ile ▼ وَ=iken أَهْلُهَا=oranın ahalisi«ehl»غَافِلُونَ=habersiz«ğãfil»
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve لِكُلٍّ=‑vardır‑her birine دَرَجَاتٌ=dereceler مِمَّا=şeylerden عَمِلُواۚ=yaptıkları ▼ وَ=ve مَا=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarından يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 133 ﴿‎   وَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»الْغَنِيُّ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”dır«ğaniyy» ▼ ذُو=sahibidir الرَّحْمَةِۚ=merhamet«rahmet» ▼ إِنْ=eğer يَشَأْ=dilerse يُذْهِبْكُمْ=götürür sizi ▼ وَ=ve de يَسْتَخْلِفْ=ardınızdan yerinize geçirir«halef»مِنْ بَعْدِكُمْ=sizden sonra مَا=olduğunu يَشَاءُ=diliyor ▼ كَمَا=gibi أَنْشَأَكُمْ=sizi vücuda getirdiği«inşá»مِنْ ذُرِّيَّةِ="soyunun devamı"ndan«zurriyyãt»قَوْمٍ=bir toplumun«kavm»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 134 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki مَا=şey تُوعَدُونَ=size söz verilen«va′d»لَآتٍۖ=muhakkak gelecek olandır ▼ وَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz بِمُعْجِزِينَ=engelleyecek
 ‎﴾ 135 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْمَلُوا=yapın عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ=imkânınızın elverdiğini ▼ إِنِّي=şu bir gerçek ki ben عَامِلٌۖ=yapıyorum ▼ فَ=şu halde سَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz ▼ مَنْ=kimin تَكُونُ=olacağını لَهُ=kendisinin عَاقِبَةُ=sonunun الدَّارِۗ=o yurdun ▼ إِنَّهُ=ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermezler الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 136 ﴿‎   وَ=ve جَعَلُوا=yaptılar ▼ لِلَّهِ=Allah′ın مِمَّا=şeylerden bazısını ذَرَأَ=yaratıp çoğalttığı ▼ مِنَ الْحَرْثِ=ekinden bazısını وَ=ve‑bazısını‑ الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"dan«en′ãm»«sûrenin adıdır» ▼ نَصِيبًا=kendi payları ▼ فَ=sonra قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=bu لِلَّهِ=Allah′a mahsustur ▼ بِ=göre زَعْمِهِمْ=iddia ettiklerine«zağm» ▼ وَ=ve de هَٰذَا=bu لِشُرَكَائِنَاۖ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerimize«şirk_müşrik»mahsustur ▼ فَ=fakat مَا=şeyler كَانَ=olan لِشُرَكَائِهِمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»için ▼ فَ=bu halde لَا يَصِلُ=ulaşmıyor إِلَى اللَّهِۖ=Allah′a ▼ وَ=ise مَا=şeyler كَانَ=olan لِلَّهِ=Allah için ▼ فَ=bu halde هُوَ=o يَصِلُ=ulaşıyor إِلَىٰ شُرَكَائِهِمْۗ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerine«şirk_müşrik» ▼ سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَحْكُمُونَ=hüküm veriyor
 ‎﴾ 137 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle زَيَّنَ=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِكَثِيرٍ=çoğuna مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik» ▼ قَتْلَ=öldürmek أَوْلَادِهِمْ=evlatlarını ▼ شُرَكَاؤُهُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerinin«şirk_müşrik»لِيُرْدُوهُمْ=mahvetmeleri için onları ▼ وَ=ve لِيَلْبِسُوا=karıştırmaları için عَلَيْهِمْ=onların üzerinde(veya "aleyhine") دِينَهُمْۖ=dinlerini«dîn» ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah مَا فَعَلُوهُۖ=yapmazlardı onu ▼ فَ=o zaman ذَرْهُمْ=baş başa bırak onları وَ=ve مَا=olduklarını يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 138 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki هَٰذِهِ=şunlar أَنْعَامٌ="kesimlik otlayan hayvanlar"dır«en′ãm»وَ=ve حَرْثٌ=ekinlerdir حِجْرٌ=dokunulmaz ▼ لَا يَطْعَمُهَا=yemeyecektir onları إِلَّا=başkası مَنْ=kimseden نَشَاءُ=bizim dilediğimiz ▼ بِ=göre زَعْمِهِمْ=iddia ettiklerine«zağm» ▼ وَ=ve أَنْعَامٌ="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»حُرِّمَتْ=yasaklanmış«haram»ظُهُورُهَا=sırtları(na binilmesi) ▼ وَ=ve أَنْعَامٌ="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»لَا يَذْكُرُونَ=anılmayan«zikr»اسْمَ=adı اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهَا=üzerlerine ▼ افْتِرَاءً=uydurarak«ifterã»عَلَيْهِۚ=O′nun hakkında ▼ سَيَجْزِيهِمْ=onlar karşılığını«cezã»alacaklar بِمَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 139 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ مَا=olanlar فِي بُطُونِ=karınlarında هَٰذِهِ=şu الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"ın«en′ãm» ▼ خَالِصَةٌ=halis kılınmıştır«hãlis_muhlis»لِذُكُورِنَا=erkeklerimize ▼ وَ=ve مُحَرَّمٌ=yasaktır«haram»عَلَىٰ أَزْوَاجِنَاۖ=eşlerimize ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَكُنْ=doğarsa مَيْتَةً=ölü ▼ فَ=o zaman هُمْ=onlar فِيهِ=onda شُرَكَاءُۚ=ortaktır«şerîk» ▼ سَيَجْزِيهِمْ=O karşılığını«cezã»verecektir وَصْفَهُمْۚ=bu nitelendirmelerinin ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 140 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle خَسِرَ=zarar ettiler«hãsir_husrãn»الَّذِينَ=kimseler قَتَلُوا=öldürmüş أَوْلَادَهُمْ=çocuklarını ▼ سَفَهًا=akılları ermezcesine«sefîh»بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve حَرَّمُوا=yasak«haram»kılanlar مَا=olduklarını رَزَقَهُمُ=onlara faydalandırmış«rızk»اللَّهُ=Allah′ın ▼ افْتِرَاءً=uydurarak«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِۚ=Allah ▼ قَدْ=emin olun ki ضَلُّوا=yolunu saşırmışlardır«dalãl»وَ=ve مَاكَانُوا=değillerdir مُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girmişler«hüdã»
 ‎﴾ 141 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır أَنْشَأَ=vücuda getirmiş«inşá»جَنَّاتٍ=bahçeleri ▼ مَعْرُوشَاتٍ=çardaklı وَ=ve غَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ=çardaksız ▼ وَ=ve النَّخْلَ=hurmayı وَ=ve الزَّرْعَ=ekini مُخْتَلِفًا=değişik değişik أُكُلُهُ=yemişi ▼ وَ=ve الزَّيْتُونَ=zeytinleri وَ=ve الرُّمَّانَ=narları ▼ مُتَشَابِهًا=birbirine benzer«muteşãbih»biçimde وَ=veya غَيْرَ مُتَشَابِهٍۚ=birbirine benzemez«muteşãbih»biçimde ▼ كُلُوا=yiyin مِنْ ثَمَرِهِ=meyvesinden ▼ إِذَا=zaman أَثْمَرَ=meyve verdiği ▼ وَ=ve آتُوا=verin حَقَّهُ=borcunu«hakk»يَوْمَ=günü حَصَادِهِۖ=hasat ▼ وَ=ve لَا تُسْرِفُواۚ=ölçüyü aşmayın«isrãf_müsrif» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُسْرِفِينَ=ölçüyü aşanları«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 142 ﴿‎   وَ=ve مِنَ=‑vardır‑ bazısı الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"dan«en′ãm»حَمُولَةً=yük taşıyan وَ=veya فَرْشًاۚ=döşek olan ▼ كُلُوا=yiyin مِمَّا=şeylerden رَزَقَكُمُ=faydalandırdığı«rızk»size اللَّهُ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعُوا=peşine takılmayın«ittebã»خُطُوَاتِ=adımlarının الشَّيْطَانِۚ=şeytanın ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَكُمْ=sizin için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 143 ﴿‎   ثَمَانِيَةَ=sekiz أَزْوَاجٍۖ=çift ▼ مِنَ الضَّأْنِ=‑vardır‑ koyundan اثْنَيْنِ=iki ▼ وَ=ve مِنَ الْمَعْزِ=keçiden اثْنَيْنِۗ=iki ▼ قُلْ=de ki آ=mi? لذَّكَرَيْنِ=iki erkeği حَرَّمَ=yasak«haram»etti ▼ أَمِ=yoksa mı? الْأُنْثَيَيْنِ=iki dişiyi ▼ أَمَّا=yoksa mı? اشْتَمَلَتْ=ihtiva ettiklerini عَلَيْهِ=kendisinde أَرْحَامُ=rahimlerinin الْأُنْثَيَيْنِۖ=iki dişinin ▼ نَبِّئُونِي=haber verin bana بِعِلْمٍ=bir bilgi«ilm»ile ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 144 ﴿‎   وَ=ve مِنَ الْإِبِلِ=‑vardır‑ deveden اثْنَيْنِ=iki ▼ وَ=ve مِنَ الْبَقَرِ=sığırdan اثْنَيْنِۗ=iki ▼ قُلْ=de ki آ=mi? لذَّكَرَيْنِ=iki erkeği حَرَّمَ=yasak«haram»etti أَمِ=yoksa mı? الْأُنْثَيَيْنِ=iki dişiyi ▼ أَمَّا=yoksa mı? اشْتَمَلَتْ=ihtiva ettiklerini عَلَيْهِ=kendisinde أَرْحَامُ=rahimlerinin الْأُنْثَيَيْنِۖ=iki dişinin ▼ أَمْ=yoksa mı? كُنْتُمْ=oldunuz شُهَدَاءَ=sağlam tanıklar«şehîd» ▼ إِذْ=zaman وَصَّاكُمُ=size tembih edip bıraktığı«vasıyyet»اللَّهُ=Allah′ın بِهَٰذَاۚ=bunu ▼ فَ=o zaman مَنْ=kimdir أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنِ=kimseden افْتَرَىٰ=uydurmuş«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ لِيُضِلَّ=yolunu saşırtmak«dalãl»için النَّاسَ=insanların بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍۗ=bir bilgi«ilm» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 145 ﴿‎   قُلْ=de ki لَاأَجِدُ=bulmam ▼ فِي مَا=olanda أُوحِيَ=mesajla iletilmiş«vahy»إِلَيَّ=bana ▼ مُحَرَّمًا=yasak«haram»edilmiş عَلَىٰ=hakkında طَاعِمٍ=yemek ▼ يَطْعَمُهُ=yiyecek kimseye onu ▼ إِلَّا=hariç أَنْ يَكُونَ=olması مَيْتَةً=leş أَوْ=yahut دَمًا=kan مَسْفُوحًا=akıtılmış ▼ أَوْ=yahut لَحْمَ=eti خِنْزِيرٍ=domuz ▼ فَ=şu halde إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o رِجْسٌ=bir pisliktir«rics» ▼ أَوْ=ya da فِسْقًا=bir yoldan çıkma olarak«fısk_fãsık»أُهِلَّ=kurban edilmiş لِغَيْرِ=başkası için اللَّهِ=Allah′tan بِهِۚ=kendisi ▼ فَ=bu durumda مَنِ=‑vardır‑kimseye اضْطُرَّ=zor(un)da kalan ▼ غَيْرَ=olmaksızın بَاغٍ=azgınca وَ=ve de لَاعَادٍ=haddi aşmadan ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 146 ﴿‎   وَ=ve عَلَى الَّذِينَ=kimselere هَادُوا=Yahudi olan حَرَّمْنَا=yasak«haram»etmiştik كُلَّ=bütün ذِي=olanları ظُفُرٍۖ=tırnağı ▼ وَ=ve مِنَ الْبَقَرِ=sığırdan وَ=ve de الْغَنَمِ=koyundan حَرَّمْنَا=yasak«haram»kıldık عَلَيْهِمْ=onlara شُحُومَهُمَا=o ikisinin yağlarını ▼ إِلَّا=hariç مَا=oldukları حَمَلَتْ=taşımış ظُهُورُهُمَا=o ikisinin sırtlarının ▼ أَوِ=yahut الْحَوَايَا=bağırsaklarının ▼ أَوْ=ya da مَا=olan اخْتَلَطَ=katışmış بِعَظْمٍۚ=kemiğe ▼ ذَٰلِكَ=işte bu جَزَيْنَاهُمْ=karşılıklarını«cezã»vermemizdir onlara بِ=karşılık بَغْيِهِمْۖ=fesatlıklarına ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biziz لَصَادِقُونَ=gerçeği söyleyen(veya ”sözüne sadık”)«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 147 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَذَّبُوكَ=yalancı sayıp durdularsa«tekzîb»seni ▼ فَ=o zaman قُلْ=de ki رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»ذُو=sahibidir رَحْمَةٍ=bir merhamet«rahmet»وَاسِعَةٍ=geniş gelen«vãsi» ▼ وَ=ve de لَا يُرَدُّ=geri çevrilmeyecektir بَأْسُهُ=O′nun kuvvet uygulaması«be′s»عَنِ الْقَوْمِ=toplumdan«kavm»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 148 ﴿‎   سَيَقُولُ=diyecekler ki الَّذِينَ=kimseler أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik» ▼ لَوْ=eğer شَاءَ=isteseydi اللَّهُ=Allah مَا أَشْرَكْنَا=biz «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmezdik«şirk_müşrik»وَلَا=ne de آبَاؤُنَا=babalarımız ▼ وَلَا=ne de حَرَّمْنَا=yasak«haram»kılardık مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyi ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle كَذَّبَ=yalan sayıp durmuşlardı«tekzîb»الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekilerden ▼ حَتَّىٰ=nihayet ذَاقُوا=tatmışlardı بَأْسَنَاۗ=kuvvet uygulamamızı«be′s» ▼ قُلْ=de ki هَلْ=mıdır? عِنْدَكُمْ=‑var‑katınızda مِنْ=herhangi عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»فَ=bunun üzerine تُخْرِجُوهُ=ortaya çıkaracağınız«ihrãc»لَنَاۖ=bize ▼ إِنْ تَتَّبِعُونَ=siz katılmıyorsunuz«ittebã»إِلَّا=başkasına الظَّنَّ=zandan«zann» ▼ وَ=ve إِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=olandan başkası تَخْرُصُونَ=tahmin yürütüyor«hars»
 ‎﴾ 149 ﴿‎   قُلْ=de ki فَ=o zaman لِلَّهِ=Allah′ındır الْحُجَّةُ=dayanak«huccet»الْبَالِغَةُۖ=yetkin ▼ فَ=ve de لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi لَهَدَاكُمْ=yol gösterirdi«hüdã»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 150 ﴿‎   قُلْ=de ki هَلُمَّ=getirin شُهَدَاءَكُمُ=sağlam tanıklarınızı«şehîd»الَّذِينَ=olan يَشْهَدُونَ=tanıklık«şãhid» edecek ▼ أَنَّ=diye اللَّهَ=Allah حَرَّمَ=yasakladı«haram»هَٰذَاۖ=bunu ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer شَهِدُوا=tanıklık«şãhid» ederlerse ▼ فَ=o zaman لَا تَشْهَدْ=sen tanıklık«şãhid» etme مَعَهُمْۚ=onlarla beraber ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعْ=katılma«ittebã»أَهْوَاءَ=canlarının istediklerine«hevã» ▼ الَّذِينَ=kimselerin كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimselerin لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e ▼ وَ=ve هُمْ=onlar بِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَعْدِلُونَ=denk tutmaktadırlar«adl»
 ‎﴾ 151 ﴿‎   قُلْ=de ki تَعَالَوْا=gelin أَتْلُ=sayıp dökeyim«tilãvet»مَا=şeyleri حَرَّمَ=yasak«haram»kıldığı رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb»عَلَيْكُمْۖ=size ▼ أَلَّا تُشْرِكُوا=«ortak»denkler kabul etmeyin«şirk_müşrik»بِهِ=O′na شَيْئًاۖ=herhangi bir şeyi ▼ وَ=ve بِالْوَالِدَيْنِ=‑vardır‑ana‑babaya إِحْسَانًاۖ=güzel davranış«ihsãn_muhsin» ▼ وَ=ve لَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin أَوْلَادَكُمْ=çocuklarınızı مِنْ=dolayı إِمْلَاقٍۖ=fakirlikten ▼ نَحْنُ=Biz نَرْزُقُكُمْ=«nimetlerden» faydalandırıyoruz«rızk»sizi وَ=ve de إِيَّاهُمْۖ=onları ▼ وَ=ve لَا تَقْرَبُوا=yaklaşmayın الْفَوَاحِشَ=ahlaksızlıklara«fahşa» ▼ مَا=olanına ظَهَرَ=açık مِنْهَا=onların وَ=ve مَا=olanına بَطَنَۖ=kapalı ▼ وَ=ve لَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin النَّفْسَ=canı الَّتِي=olduğu حَرَّمَ=yasaklamış«haram»اللَّهُ=Allah′ın إِلَّا=olması hariç بِ=alakalı الْحَقِّۚ=o Gerçek′le«hakk» ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu وَصَّاكُمْ=tembih edip bıraktığıdır«vasıyyet»size بِهِ=kendisini ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 152 ﴿‎   وَ=ve لَا تَقْرَبُوا=yaklaşmayın مَالَ=malına الْيَتِيمِ=yetimin ▼ إِلَّا=olması dışında بِالَّتِي=olanın هِيَ=kendisi أَحْسَنُ=daha güzeli«hasen» ▼ حَتَّىٰ=kadar يَبْلُغَ=erişinceye أَشُدَّهُۖ=erginlik çağına ▼ وَ=ve أَوْفُوا=tam yapın الْكَيْلَ=ölçüyü وَ=ve الْمِيزَانَ=tartıyı بِالْقِسْطِۖ=hakkaniyetle«kıst» ▼ لَا نُكَلِّفُ=Biz sorumlu tutmayız نَفْسًا=kişiyi ▼ إِلَّا=fazlasıyla وُسْعَهَاۖ=gücünün yettiğinden ▼ وَ=ve إِذَا=zaman قُلْتُمْ=söylediğiniz فَ=bunun üzerine اعْدِلُوا=denkliği sağlayın«adl» ▼ وَلَوْ=bile كَانَ=olsa ذَا=olan قُرْبَىٰۖ=yakınlığı ▼ وَ=ve بِعَهْدِ=Sözleşmesini«ahd»اللَّهِ=Allah′ın أَوْفُواۚ=yerine getirin ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu وَصَّاكُمْ=tembih edip bıraktığıdır«vasıyyet»size بِهِ=kendisini ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırsınız«tezekkür»
 ‎﴾ 153 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=işte هَٰذَا=budur صِرَاطِي=benim yolum«sırãt»مُسْتَقِيمًا=dosdoğru«müstakîm» ▼ فَ=öyleyse اتَّبِعُوهُۖ=katılın«ittebã»buna ▼ وَ=ve de لَا تَتَّبِعُوا=katılmayın«ittebã»السُّبُلَ=o yollara ▼ فَ=böylece تَفَرَّقَ=ayırmasın بِكُمْ=sizi عَنْ سَبِيلِهِۚ=O′nun yolundan«sebîl» ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu وَصَّاكُمْ=tembih edip bıraktığıdır«vasıyyet»size بِهِ=kendisini ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırırsınız«takvã»
 ‎﴾ 154 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında آتَيْنَا=verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb» ▼ تَمَامًا=tamamlama olarak عَلَى=üzerine الَّذِينَ=kimseler أَحْسَنَ=güzel davranmış«ihsãn_muhsin» ▼ وَ=ve de تَفْصِيلًا=açıklayıcı olarak لِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi ▼ وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak ▼ وَ=ve de رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»olarak ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar بِلِقَاءِ=varacaklarına رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»
 ‎﴾ 155 ﴿‎   وَ=ve هَٰذَا=bu كِتَابٌ=o «ilâhî» Metindir«kitãb»أَنْزَلْنَاهُ=indirdiğimiz مُبَارَكٌ=bereketli«berekãt_mubãrek» ▼ فَ=o halde اتَّبِعُوهُ=katılın«ittebã»ona وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 156 ﴿‎   أَنْ تَقُولُوا=dersiniz diye ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece أُنْزِلَ=indirildi الْكِتَابُ=o «ilâhî» Metin«kitãb»عَلَىٰ طَائِفَتَيْنِ=iki gruba مِنْ قَبْلِنَا=bizden önceki ▼ وَ=iken إِنْ=gerçekten كُنَّا=biz olanlar عَنْ دِرَاسَتِهِمْ=onların okumasından لَغَافِلِينَ=kesinlikle habersiz«ğãfil»
 ‎﴾ 157 ﴿‎   أَوْ=yahut تَقُولُوا=dersiniz ki ▼ لَوْ=eğer أَنَّا=ki أُنْزِلَ=indirilseydi عَلَيْنَا=bize الْكِتَابُ=o «ilâhî» Metin«kitãb» ▼ لَكُنَّا=muhakkak biz olurduk أَهْدَىٰ=daha iyi yol gösterilmiş«hüdã»مِنْهُمْۚ=onlardan ▼ فَ=öyleyse قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=gelmiştir size بَيِّنَةٌ=bir açık delil«beyyine»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»وَ=ve رَحْمَةٌۚ=bir merhamet«rahmet» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim» ▼ مِمَّنْ=kimseden كَذَّبَ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve de صَدَفَ=yüz çevirmiş عَنْهَاۗ=onlardan ▼ سَنَجْزِي=karşılıklarını«cezã»vereceğiz الَّذِينَ=kimselere يَصْدِفُونَ=yüz çeviren عَنْ آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizden«ãyet» ▼ سُوءَ=en fenasıyla«sú»الْعَذَابِ=o cezanın«azãb» ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَصْدِفُونَ=yüz çeviriyor
 ‎﴾ 158 ﴿‎   هَلْ=mı? يَنْظُرُونَ=bekliyorlar إِلَّا=illaki أَنْ تَأْتِيَهُمُ=gelmesini الْمَلَائِكَةُ=meleklerin ▼ أَوْ=yahut يَأْتِيَ=gelmesini رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ أَوْ=ya da يَأْتِيَ=gelmesini بَعْضُ=kimi آيَاتِ=açık işaretlerinin«ãyet»رَبِّكَۗ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ يَوْمَ=gün يَأْتِي=geldiği بَعْضُ=kimi آيَاتِ=açık işaretleri«ãyet»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ لَا يَنْفَعُ=fayda sağlamaz نَفْسًا=bir kimseye إِيمَانُهَا=inanıp güvenmesi«îmãn»لَمْ تَكُنْ=olmamış آمَنَتْ=inanıp güvenir«îmãn»مِنْ قَبْلُ=daha önce ▼ أَوْ=ya da كَسَبَتْ=kazanmamış فِي إِيمَانِهَا=inanç ve güveninde«îmãn»خَيْرًاۗ=bir fayda veriş ve iyilik«hayr» ▼ قُلِ=de ki انْتَظِرُوا=bekleyin إِنَّا=şu bir gerçek ki biz مُنْتَظِرُونَ=bekleyenleriz
 ‎﴾ 159 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerdir فَرَّقُوا=parça parça etmiş دِينَهُمْ=dinlerini«dîn» ▼ وَ=ve كَانُوا=olmuş شِيَعًا=camialar«şiyá»halinde ▼ لَسْتَ=değilsin مِنْهُمْ=onlarla فِي=içerisinde شَيْءٍۚ=herhangi bir şey ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece أَمْرُهُمْ=yapılması istenmiş oldukları şey«emr»إِلَى اللَّهِ=Allah′tadır ▼ ثُمَّ=sonrasında يُنَبِّئُهُمْ=haber verecektir onlara بِمَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَفْعَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 160 ﴿‎   مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالْحَسَنَةِ=güzelliği«hasen» ▼ فَ=o zaman لَهُ=onadır عَشْرُ=on katı أَمْثَالِهَاۖ=denginin ▼ وَ=ve مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالسَّيِّئَةِ=fenalığı«seyyiãt»فَ=o zaman لَا يُجْزَىٰ=karşılıkları«cezã»verilmez إِلَّا=dışında مِثْلَهَا=onun dengi ▼ وَ=ve هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 161 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّنِي=ki هَدَانِي=yolunu gösterdi«hüdã»bana رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb» ▼ إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm» ▼ دِينًا=bir dine«dîn»قِيَمًا=dimdik ▼ مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in حَنِيفًاۚ=tek ilâha inanır«hanîf»şekilde ▼ وَ=ve مَا كَانَ=O değildi مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 162 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّ=ki صَلَاتِي=«iyilik istemek»namazım«salãt»وَ=ve نُسُكِي=kurbanım«nüsük_mensek»وَ=ve مَحْيَايَ=hayatım وَ=ve مَمَاتِي=ölümüm ▼ لِلَّهِ=Allah içindir رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 163 ﴿‎   لَا=yoktur شَرِيكَ=ortağı لَهُۖ=O′nun ▼ وَ=ve بِذَٰلِكَ=işte bunun أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana ▼ وَ=ve أَنَا=ben أَوَّلُ=ilkiyim الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olanların«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 164 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mı? غَيْرَ=dışında اللَّهِ=Allah′ın أَبْغِي=arayışına gireyim رَبًّا=bir Efendi ve Sahib«rabb» ▼ وَ=iken هُوَ=Kendisi رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»كُلِّ=her شَيْءٍۚ=şeyin ▼ وَ=ve لَا تَكْسِبُ=kazanmaz كُلُّ=her نَفْسٍ=kimse إِلَّا=olandan başkasını عَلَيْهَاۚ=kendi sorumluluğunda ▼ وَ=ve لَا تَزِرُ=yüklenmez«vizr»وَازِرَةٌ=bir yüklenen«vizr»وِزْرَ=yükünü«vizr»أُخْرَىٰۚ=bir başkasının ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَىٰ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizedir«rabb»مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz ▼ فَ=sonra da يُنَبِّئُكُمْ=haber verecektir size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz فِيهِ=hakkında تَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 165 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır جَعَلَكُمْ=sizi yapmış خَلَائِفَ=öncekilerin yerine geçenler«halef»الْأَرْضِ=o topraklara ▼ وَ=ve رَفَعَ=üstün kılan بَعْضَكُمْ=kiminizi فَوْقَ=üstüne بَعْضٍ=kiminizin دَرَجَاتٍ=derecelerle ▼ لِيَبْلُوَكُمْ=sınamak«belã» için sizi فِي مَا=şeylerde آتَاكُمْۗ=verdiği size ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»سَرِيعُ=çabuk olandır الْعِقَابِ=neticelendirmede ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَغَفُورٌ=ne çok günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
Âyet Metni : (En'âm.8) (7. Cüz | 128. Sayfa)
Okunuşu :
8. veḳâlû levlâ ünzile `aleyhi melek. velev enzelnâ melekel leḳuḍiye-l'emru ŝümme lâ yünżarûn.
(En'âm.8) Grameri
وَقَالُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَقَالُوا : said ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ق و لوَقَالُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]لَوْلَآ : why not ::: [Edat/Teşvik (harf‑i tehdîd)]أُنْزِلَ : sent down ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لعَلَيْهِ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَلَيْهِ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]مَلَكٌ : an Angel ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: م ل كوَلَوْ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَوْ : If ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]أَنْزَلْنَا : (had) sent down ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لأَنْزَلْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]مَلَكًا : an Angel ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: م ل كلَقُضِىَ : surely ::: [Kesinlik Takısı]لَقُضِىَ : (would) have been decided ::: [Basit Fiil] [Edilgen Çatı] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ق ض يالْأَمْرُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَمْرُ : matter ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ م رثُمَّ : then ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]لَا : No ::: [Edat/Olumsuzluk]يُنْظَرُونَ : respite would have been granted to ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ن ظ ريُنْظَرُونَ : them ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu