Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
13. Beni, dedi: onu götürmeniz her halde mahzun eder ve korkarım ki onu kurt yer de haberiniz olmaz
B.Bayraklı
13. Ya‘kub şöyle dedi: “Onu götürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken, onu bir kurdun yemesinden korkarım.”
A.Bayındır
13. (Yakup) Dedi ki: “Onu götürmeniz beni gerçekten üzer. Sizin fark etmediğiniz bir sırada onu kurt yer diye korkuyorum.”
C.Külünkoğlu
13. (Babaları/Yakub) dedi ki: “Doğrusu onu götürmeniz beni gerçekten üzer (onun yanımdan ayrılmasına dayanamam). Ayrıca dalgınlığınıza denk gelir de kurdun biri onu yer diye korkuyorum.”
S.Ateş
13. (Ya‘kûb) Dedi ki: "Onu götürmeniz beni üzer; korkarım ki, sizin haberiniz yokken onu kurt yer!"
İngilizce Kelime Meali
قَالَ=He said, إِنِّى=“Indeed, [I] لَيَحْزُنُنِىٓ=it surely saddens me أَن=that تَذْهَبُوا بِهِۦ=you should take him وَأَخَافُ=and I fear أَن=that يَأْكُلَهُ=would eat him الذِّئْبُ=a wolf وَأَنتُمْ=while you عَنْهُ=of him غٰفِلُونَ=(are) unaware."
(12) Yûsuf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»تِلْكَ=bunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»halinde عَرَبِيًّا=Arapçaلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   نَحْنُ=Biz نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana أَحْسَنَ=en güzelini«hasen»الْقَصَصِ=hikayelerin«kasas»بِمَا=olduğumuzla أَوْحَيْنَا=mesajla iletmiş«vahy»إِلَيْكَ=sanaهَٰذَا=şu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′la«kur′ãn»وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنْتَ=idin مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce لَمِنَ الْغَافِلِينَ=kesinlikle haberi olmayanlardan«ğãfil»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti يُوسُفُ=Yûsuf«sûrenin adıdır»لِأَبِيهِ=babasınaيَا=Ey! أَبَتِ=babacığım إِنِّي=ki ben رَأَيْتُ=gördüm أَحَدَ عَشَرَ=on bir كَوْكَبًا=parlayan gezegenوَ=ve الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ıرَأَيْتُهُمْ=gördüm ki onlar لِي=bana(veya”benim için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koyuyorlardı«secde»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrumلَا تَقْصُصْ=anlatma«kasas»رُؤْيَاكَ=rüyanı عَلَىٰ إِخْوَتِكَ=kardeşlerineفَ=sonra يَكِيدُوا=düzen«keyd»hazırlarlar لَكَ=sana كَيْدًاۖ=bir düzenle«keyd»إِنَّ=şu bir gerçek ki الشَّيْطَانَ=şeytan لِلْإِنْسَانِ=insan için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle يَجْتَبِيكَ=seçecek seni رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»وَ=ve يُعَلِّمُكَ=öğretecek sana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِ=anlatılanlarınوَ=ve يُتِمُّ=tamamlayacaktır نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكَ=sana وَ=ve عَلَىٰ آلِ=ailesine يَعْقُوبَ=Ya′kûb′unكَمَا=nasıl ki أَتَمَّهَا=tamamlamıştı onu عَلَىٰ أَبَوَيْكَ=atalarına مِنْ قَبْلُ=daha önce إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e وَ=ve إِسْحَاقَۚ=İshãk′aإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=vardır فِي يُوسُفَ=Yûsuf′ta وَ=ve إِخْوَتِهِ=kardeşlerinde آيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»لِلسَّائِلِينَ=soranlar için
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالُوا=demişlerdi kiلَيُوسُفُ=kesinlikle Yûsuf وَ=ve أَخُوهُ=kardeşi أَحَبُّ=daha sevgilidir إِلَىٰ أَبِينَا=babamıza مِنَّا=bizdenوَ=oysa نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insanızإِنَّ=şu bir gerçek ki أَبَانَا=babamız لَفِي=kesinlikle içindedir ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   اُقْتُلُوا=öldürün يُوسُفَ=Yûsuf′uأَوِ=ya da اطْرَحُوهُ=atın onu أَرْضًا=bir yereيَخْلُ=yönelsin لَكُمْ=size وَجْهُ=yüzü أَبِيكُمْ=babanızınوَ=ve de تَكُونُوا=olursunuz مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra قَوْمًا=bir toplum«kavm»صَالِحِينَ=düzgün«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   قَالَ=dedi ki قَائِلٌ=bir konuşan مِنْهُمْ=içlerindenلَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin يُوسُفَ=Yûsuf′uوَ=ve أَلْقُوهُ=atın onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّ=o kuyununيَلْتَقِطْهُ=alsın onu بَعْضُ=kimisi السَّيَّارَةِ=yolcu kafilesindenإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فَاعِلِينَ=yapacak
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamızمَا=neyin? لَكَ=‑var‑ seninلَا تَأْمَنَّا=güvenmiyorsun bize عَلَىٰ=hakkında يُوسُفَ=Yûsufوَ=oysa إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onun için لَنَاصِحُونَ=kesinlikle öğüt verecekleriz(veya ”samimiyiz”)
 ‎﴾ 12 ﴿‎   أَرْسِلْهُ=gönder onu مَعَنَا=bizimle beraber غَدًا=yarınيَرْتَعْ=gezsin وَ=ve يَلْعَبْ=oynasınوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=kesinlikle muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 13 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنِّي=ki لَيَحْزُنُنِي=kesinlikle üzüyor beni أَنْ تَذْهَبُوا=götürmeniz بِهِ=onuوَ=ve أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يَأْكُلَهُ=yemesinden onu الذِّئْبُ=o kurtunوَ=iken أَنْتُمْ=siz عَنْهُ=onu غَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=kesinlikle eğer أَكَلَهُ=yerse onu الذِّئْبُ=o kurtوَ=iken نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insanإِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz إِذًا=o zaman لَخَاسِرُونَ=muhakkak zarar etmişler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا ذَهَبُوا=onlar götürünce بِهِ=kendisini وَ=ve أَجْمَعُوا=karar verince أَنْ يَجْعَلُوهُ=bırakmaya onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّۚ=o kuyununوَ=oysa أَوْحَيْنَا=Biz mesajla ilettik«vahy»إِلَيْهِ=onaلَتُنَبِّئَنَّهُمْ=mutlaka haber vereceğini onlara بِأَمْرِهِمْ=yapılması istenmiş(veya "yapmayı istemiş") olduklarını«emr»هَٰذَا=buوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=geldiler أَبَاهُمْ=babalarına عِشَاءً=akşamleyin يَبْكُونَ=ağlayarak
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! أَبَانَا=babamızإِنَّا=ki biz ذَهَبْنَا=gittik نَسْتَبِقُ=yarışıyordukوَ=ve تَرَكْنَا=bırakmıştık يُوسُفَ=Yûsuf′u عِنْدَ=yanında مَتَاعِنَا=geçimlik malımızınفَ=sonra أَكَلَهُ=yemiş onu الذِّئْبُۖ=o kurtوَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِمُؤْمِنُ=inanıp güvenecek«mü′min»لَنَا=bizeوَلَوْ=bile كُنَّا=olsak صَادِقِينَ=gerçeği söyleyenler«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=getirdiler عَلَىٰ قَمِيصِهِ=gömleğinin üstünde بِدَمٍ=kanı كَذِبٍۚ=yalandan«kizb_kãzib»قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etti لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr»فَ=öyleyse صَبْرٌ=yılmadan dayanmak«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olandırوَ=ve اللَّهُ=Allah′tır الْمُسْتَعَانُ=‑asıl‑”Yardım İstenecek Olan”«müsteãn»عَلَىٰ=kaşı مَا=olduklarınıza تَصِفُونَ=anlatıyor
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve جَاءَتْ=geldi سَيَّارَةٌ=bir kervanفَ=sonra أَرْسَلُوا=gönderdiler وَارِدَهُمْ=sucularınıفَ=sonra da أَدْلَىٰ=sarkıttı دَلْوَهُۖ=kovasınıقَالَ=dedi ki يَا=Hey! بُشْرَىٰ=Müjde! هَٰذَا=bu غُلَامٌۚ=bir oğlanوَ=ve أَسَرُّوهُ=sakladılar«sirra»onu بِضَاعَةًۚ=sermaye olarakوَ=iken اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilen«alîm»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَرَوْهُ=sattılar onu بِثَمَنٍ=bir pahaya بَخْسٍ=cüziدَرَاهِمَ=dirheme مَعْدُودَةٍ=birkaçوَ=ve كَانُوا=idiler فِيهِ=ona karşı مِنَ الزَّاهِدِينَ=rağbet etmeyen
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=kimse اشْتَرَاهُ=onu satın almış مِنْ مِصْرَ=Mısırlılardan لِامْرَأَتِهِ=karısınaأَكْرِمِي=ikram et«ikrãm»مَثْوَاهُ=onun yeriniعَسَىٰ=belki أَنْ يَنْفَعَنَا=yararı dokunur bizeأَوْ=ya da نَتَّخِذَهُ=ediniriz onu وَلَدًاۚ=bir evlatوَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=bir imkân verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve لِنُعَلِّمَهُ=öğretmek içindi ona مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerinوَ=ve اللَّهُ=Allah غَالِبٌ=üstün gelendir عَلَىٰ أَمْرِهِ=yapılmasını istediği şeyde«emr»وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا بَلَغَ=erişince أَشُدَّهُ=kuvvetli çağınaآتَيْنَاهُ=verdik ona حُكْمًا=bir Hikmet وَ=ve عِلْمًاۚ=bir bilgi«ilm»وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve رَاوَدَتْهُ=o«dişil» yararlanmak istedi الَّتِي=olan«dişil» هُوَ=kendisi«eril» فِي بَيْتِهَا=evinde«dişil» عَنْ نَفْسِهِ=onun«eril» nefsindenوَ=ve غَلَّقَتِ=kilitledi«dişil» الْأَبْوَابَ=kapıları وَ=ve قَالَتْ=dedi ki«dişil» هَيْتَ لَكَۚ=haydi gelsene!قَالَ=dedi ki«eril» مَعَاذَ=sığınırım اللَّهِۖ=Allah′aإِنَّهُ=(dedi)ki رَبِّي=efendi ve sahibim«rabb»أَحْسَنَ=güzel kıldı«ihsãn_muhsin»مَثْوَايَۖ=yerimiإِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermez الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki هَمَّتْ=o arzu etmişti«dişil» بِهِۖ=onu«eril»وَ=ve de هَمَّ=o arzu etmişti«eril» بِهَا=onu«dişil»لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ رَأَىٰ=görmesi بُرْهَانَ=doğruyu gösteren delilini«burhãn»رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»كَذَٰلِكَ=işte böyle لِنَصْرِفَ=çevirmek içindi عَنْهُ=ondan«eril» السُّوءَ=o fenalığı«sú»وَ=ve الْفَحْشَاءَۚ=ahlaksızlıkları«fahşa»إِنَّهُ=ki o«eril» مِنْ عِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve اسْتَبَقَا=koşuştular الْبَابَ=kapıyaوَ=ve قَدَّتْ=yırttı«dişil» قَمِيصَهُ=onun«eril» gömleğini مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»وَ=ve أَلْفَيَا=rastladılar سَيِّدَهَا=onun«dişil» bey′ine لَدَى=yanında الْبَابِۚ=kapınınقَالَتْ=dedi ki«dişil» مَا=nedir? جَزَاءُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimsenin أَرَادَ=istemiş بِأَهْلِكَ=senin ailene«eril»«ehl»سُوءًا=bir fenalık«sú»إِلَّا=başka أَنْ يُسْجَنَ=hapsolunmaktan أَوْ=veya عَذَابٌ=bir cezadan«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» هِيَ=odur«dişil» رَاوَدَتْنِي=yararlanmak isteyen benden عَنْ=ilgili نَفْسِيۚ=nefsimleوَ=ve شَهِدَ=tanık oldu«eril»«şãhid»شَاهِدٌ=bir tanık«şãhid»مِنْ أَهْلِهَا=onun«dişil» ailesinden«ehl»إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun«eril» gömleği قُدَّ=yırtılmış مِنْ قُبُلٍ=önden فَ=o zaman صَدَقَتْ=o«dişil» gerçeği söylemiştir«sıdk_sãdık»وَ=ise هُوَ=o«eril» مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerdendir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun gömleği«eril» قُدَّ=yırtılmış مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»فَ=o zaman كَذَبَتْ=o yalan söylemiştir«dişil»«kizb_kãzib»وَ=ise هُوَ=«eril»o مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerdendir«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَىٰ=görünce قَمِيصَهُ=onun gömleğinin«eril» قُدَّ=yırtıldığını مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»قَالَ=dedi«eril» إِنَّهُ=ki bu مِنْ كَيْدِكُنَّۖ=sizlerin«dişil» hazırladığı düzendir«keyd»إِنَّ=(dedi)ki كَيْدَكُنَّ=sizlerin«dişil» hazırladığı bir düzen«keyd»عَظِيمٌ=muazzamdır«azîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf أَعْرِضْ=sen aldırış etme«iğ′rãd»عَنْ هَٰذَاۚ=bunaوَ=ve de اسْتَغْفِرِي=sen«dişil» günahının örtülmesini dile«istiğfar»لِذَنْبِكِۖ=kendi«dişil» suçunun«zenb»إِنَّكِ=şu bir gerçek ki sen«dişil» كُنْتِ=oldun«dişil» مِنَ الْخَاطِئِينَ=hata yapmışlardan«hatá»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki نِسْوَةٌ=kadınlar فِي الْمَدِينَةِ=şehirdeامْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz»تُرَاوِدُ=yararlanmak istemiş فَتَاهَا=kendi«dişil» erkek çalışanının«fetã»عَنْ نَفْسِهِۖ=nefsindenقَدْ=kesinlikle شَغَفَهَا=bağrını yakmış onun«dişil» حُبًّاۖ=bir sevdaإِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَنَرَاهَا=kesinlikle görüyoruz onu«dişil» فِي ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»içinde مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا سَمِعَتْ=o işitince«dişil» بِمَكْرِهِنَّ=onların«dişil» çekiştirmelerini«mekr»أَرْسَلَتْ=haber gönderdi«dişil» إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil»وَ=ve أَعْتَدَتْ=hazırladı«dişil» لَهُنَّ=onlar için«dişil» مُتَّكَأً=yastıklarوَ=ve آتَتْ=verdi«dişil» كُلَّ وَاحِدَةٍ=her birine مِنْهُنَّ=onlardan«dişil» سِكِّينًا=bir bıçakوَ=ve قَالَتِ=dedi ki«dişil» اخْرُجْ=ortaya çık!«ihrãc»عَلَيْهِنَّۖ=onların«dişil» karşılarındaفَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَيْنَهُ=görünce onu«eril» أَكْبَرْنَهُ=yücelttiler«dişil» onu«eril» وَ=ve قَطَّعْنَ=kestiler«dişil» أَيْدِيَهُنَّ=ellerini«dişil»وَ=ve قُلْنَ=dediler ki«dişil» حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah içinمَا=değildir هَٰذَا=bu بَشَرًا=bir insanإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası مَلَكٌ=bir melekten كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil» فَ=o zaman ذَٰلِكُنَّ=işte siz«dişil» الَّذِي=kimselersiniz لُمْتُنَّنِي=beni kınamış«dişil» فِيهِۖ=onun hakkında«eril»وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki رَاوَدْتُهُ=ben yararlanmak istedim عَنْ نَفْسِهِ=kendisinden«eril»فَ=bunun üzerine اسْتَعْصَمَۖ=o reddetti وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ يَفْعَلْ=o yapmazsa مَا=şeyi آمُرُهُ=ona«eril» yapılmasını istediğimi söyleyeceğim«emr»لَيُسْجَنَنَّ=kesinlikle o«eril» zindana atılacaktır وَ=ve لَيَكُونًا=kesinlikle o«eril» olacaktır مِنَ الصَّاغِرِينَ=küçük düşenlerden«sağãr»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»السِّجْنُ=zindan أَحَبُّ=daha iyidir إِلَيَّ=benim içinمِمَّا=şeyden يَدْعُونَنِي=çağırdıkları«duã»beni إِلَيْهِۖ=kendisineوَ=ve إِلَّا=eğer olmazsa تَصْرِفْ=savman عَنِّي=benden كَيْدَهُنَّ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd»أَصْبُ=kayarım إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil» وَ=ve أَكُنْ=olurum مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَابَ=karşılık verdi لَهُ=ona«eril» رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb»فَ=sonra da صَرَفَ=savdı عَنْهُ=ondan«eril» كَيْدَهُنَّۚ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki هُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَدَا=uygun göründü لَهُمْ=onlara«eril»مِنْ بَعْدِ=ardından مَا رَأَوُا=görmelerinin الْآيَاتِ=bu açık işaretleri«ãyet»لَيَسْجُنُنَّهُ=mutlaka zindana atmaları«dişil» onu«eril» حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve دَخَلَ=girmişti مَعَهُ=onunla beraber«eril» السِّجْنَ=zindana فَتَيَانِۖ=iki genç«fetã»قَالَ=dedi أَحَدُهُمَا=o ikisinden biriإِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَعْصِرُ=suyunu çıkarıyor خَمْرًاۖ=içkilik üzümün«hamr»وَ=ve قَالَ=dedi الْآخَرُ=ötekiإِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَحْمِلُ=taşıyor فَوْقَ=üstünde رَأْسِي=başımın خُبْزًا=ekmekتَأْكُلُ=yiyor الطَّيْرُ=kuşlar مِنْهُۖ=ondanنَبِّئْنَا=haber ver bize بِتَأْوِيلِهِۖ=bunun ”vardığı sonucu”«te′vîl»إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا يَأْتِيكُمَا=gelmeyecek ikinize طَعَامٌ=bir yemek تُرْزَقَانِهِ=kendisiyle faydalandırıldığız«rızk»إِلَّا=olmadan نَبَّأْتُكُمَا=benim haber vermem ikinize بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl»قَبْلَ=öncesinde أَنْ يَأْتِيَكُمَاۚ=ikinize gelmesininذَٰلِكُمَا=işte bu مِمَّا=şeylerdendir عَلَّمَنِي=bana öğrettiği رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb»إِنِّي=şu bir gerçek ki ben تَرَكْتُ=terk ettim مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzını«millet»قَوْمٍ=bir toplumun«kavm»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=halde هُمْ=kendileri بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i كَافِرُونَ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve اتَّبَعْتُ=katıldım«ittebã»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»آبَائِي=atalarım إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk وَ=ve يَعْقُوبَۚ=Ya′kûb′unمَا كَانَ=olmaz لَنَا=bizim için أَنْ نُشْرِكَ=denk«ortak»kabul etmek«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyiذَٰلِكَ=işte bu مِنْ فَضْلِ=lütfundandır«fadl»اللَّهِ=Allah′ınعَلَيْنَا=bize وَ=ve عَلَى النَّاسِ=insanlaraوَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=benim yoldaşlarım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandanأَ=mi? أَرْبَابٌ=efendi ve sahipler«rabb»مُتَفَرِّقُونَ=farklı farklıخَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»أَمِ=yoksa mı? اللَّهُ=Allah الْوَاحِدُ=‑asıl‑”Tek Olan”«vãhid»الْقَهَّارُ=‑asıl‑”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”«kahhãr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَا تَعْبُدُونَ=siz «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmıyorsunuz مِنْ دُونِهِ=O′nun dışındaإِلَّا=başkasına أَسْمَاءً=isimlerden«ism_esmã»سَمَّيْتُمُوهَا=«isimlendirme»sıfat olarak verdiğiniz «ism_esmã»kendilerini أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمْ=atalarınızınمَا أَنْزَلَ=indirmemiştir اللَّهُ=Allah بِهَا=onlar hakkında مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۚ="dayanacak bir şey"«sultãn»إِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=dışında لِلَّهِۚ=Allah′ınkiأَمَرَ=O istediğini söylemiştir«emr»أَلَّا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmamanızı إِلَّا=başkasına إِيَّاهُۚ=bir tek kendisindenذَٰلِكَ=işte budur الدِّينُ=o din«dîn»الْقَيِّمُ=doğruوَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=iki yoldaşım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandanأَمَّا=gelince أَحَدُكُمَا=ikinizden birine فَ=bu durumda يَسْقِي=sunacak رَبَّهُ=efendi ve sahibine«rabb»خَمْرًاۖ=bir«sarhoş eden içecek»içki«hamr»وَ=ise أَمَّا=gelince الْآخَرُ=diğerine فَ=bu durumda يُصْلَبُ=asılacakفَ=sonra da تَأْكُلُ=yiyecek الطَّيْرُ=o kuşlar مِنْ رَأْسِهِۚ=onun başındanقُضِيَ=karara bağlanmıştır الْأَمْرُ=o yapılması istenen şey«emr»الَّذِي=olduğunuz فِيهِ=kendisi hakkında تَسْتَفْتِيَانِ=sizin hükmünü«fetvã» soruyor
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِلَّذِي=kimseye ظَنَّ=kanaat getirdiği«zann»أَنَّهُ=olduğuna نَاجٍ=kurtulacak مِنْهُمَا=ikisi içerisindenاذْكُرْنِي=bahset«zikr»benden عِنْدَ=katında رَبِّكَ=efendi ve sahibinin«rabb»فَ=sonra أَنْسَاهُ=unutturdu ona الشَّيْطَانُ=şeytan ذِكْرَ=bahsetmeyi«zikr»رَبِّهِ=efendi ve sahibine«rabb»فَ=böylece لَبِثَ=o kaldı فِي السِّجْنِ=zindanda بِضْعَ=birkaç(üç ila dokuz) سِنِينَ=yıl
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi الْمَلِكُ=Hükümdar«melik»إِنِّي=ki ben أَرَىٰ=görüyorum ki سَبْعَ=yedi بَقَرَاتٍ=inek سِمَانٍ=semizيَأْكُلُهُنَّ=yiyor onları سَبْعٌ=yedi عِجَافٌ=zayıf inekوَ=ve سَبْعَ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başak خُضْرٍ=yeşilوَ=ve de أُخَرَ=diğerleri يَابِسَاتٍۖ=kuru başakيَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=efendiler أَفْتُونِي=hükmünüzü«fetvã» bildirin bana فِي=hakkında رُؤْيَايَ=rüyamإِنْ=eğer كُنْتُمْ=siz لِلرُّؤْيَا=rüya تَعْبُرُونَ=yorumluyorsanız
 ‎﴾ 44 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَضْغَاثُ=karışık أَحْلَامٍۖ=hayallerdirوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِتَأْوِيلِ=”vardığı sonucuyla”«te′vîl»ilgili الْأَحْلَامِ=o hayallerin بِعَالِمِينَ=bilgililer«ilm»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan نَجَا=kurtulmuş مِنْهُمَا=ikisi içerisindenوَ=iken ادَّكَرَ=hatırlamış بَعْدَ=sonra أُمَّةٍ=uzun bir süreأَنَا=ben أُنَبِّئُكُمْ=haber veririm size بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl»فَ=şu halde أَرْسِلُونِ=gönderin beni
 ‎﴾ 46 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf! أَيُّهَا=Ey! الصِّدِّيقُ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»أَ=misin? أَفْتِنَا=bize hükmünü«fetvã» bildirفِي=hakkında سَبْعِ=yedi بَقَرَاتٍ=ineğin سِمَانٍ=semiz يَأْكُلُهُنَّ=yiyen سَبْعٌ=yedisini عِجَافٌ=zayıf olanوَ=ve سَبْعِ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başağın خُضْرٍ=yeşilوَ=ve de أُخَرَ=diğer يَابِسَاتٍ=kuru olanlarınلَعَلِّي=belki ben أَرْجِعُ=geri dönerim إِلَى النَّاسِ=o insanlaraلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْلَمُونَ=biliyor olurlar
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَ=dedi ki تَزْرَعُونَ=ekim yapacaksınız سَبْعَ=yedi سِنِينَ=yıl دَأَبًا=adetiniz üzereفَ=sonra da مَا=olduğunuzu حَصَدْتُمْ=biçmiş فَ=bunun üzerine ذَرُوهُ=bırakın فِي سُنْبُلِهِ=başağındaإِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تَأْكُلُونَ=yiyeceğiniz
 ‎﴾ 48 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun سَبْعٌ=yedisi شِدَادٌ=zorluيَأْكُلْنَ=yiyip bitirecek مَا=olduklarınızı قَدَّمْتُمْ=biriktirmiş لَهُنَّ=kendileriniإِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تُحْصِنُونَ=sakladığınız
 ‎﴾ 49 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun عَامٌ=bir yılفِيهِ=‑vardır‑ onda يُغَاثُ=bol yağmur النَّاسُ=insanlaraوَ=ve فِيهِ=o sırada يَعْصِرُونَ=meyve sıkılır,hayvan sağılır 
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=o Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِۗ=onuفَ=bunun üzerine لَمَّا جَاءَهُ=gelince ona الرَّسُولُ=o elçi«rasûl»قَالَ=dedi ki ارْجِعْ=geri dön إِلَىٰ رَبِّكَ=efendi ve sahibine«rabb»فَ=sonra اسْأَلْهُ=sor ona مَا=neymiş? بَالُ=maksadı النِّسْوَةِ=o kadınlarınاللَّاتِي=olan قَطَّعْنَ=kesmiş أَيْدِيَهُنَّۚ=ellerini«dişil»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»بِكَيْدِهِنَّ=hazırladıkları düzeni«keyd»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَا=neydi? خَطْبُكُنَّ=meseleniz«hatb»إِذْ=zaman رَاوَدْتُنَّ=yararlanmak istediğiniz يُوسُفَ=Yûsuf′un عَنْ نَفْسِهِۚ=nefsindenقُلْنَ=dediler ki حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah içinمَا عَلِمْنَا=biz bilmiyoruz عَلَيْهِ=onda مِنْ=herhangi سُوءٍۚ=bir fenalık«sú»قَالَتِ=dedi ki امْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz»الْآنَ=şu anda حَصْحَصَ=ortaya çıktı الْحَقُّ=o gerçek«hakk»أَنَا=ben رَاوَدْتُهُ=yararlanmak istemiştim عَنْ نَفْسِهِ=onun nefsindenوَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَمِنَ الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlardandı«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu لِيَعْلَمَ=bilmesi içindirأَنِّي=olduğumu ki لَمْ أَخُنْهُ=hainlik etmedim kendisine بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”ortada yokken”«ğayb»وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın لَا يَهْدِي=yolunu göstermeyecek«hüdã»كَيْدَ=hazırladıkları düzenin«keyd»الْخَائِنِينَ=hainlerin
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve مَا أُبَرِّئُ=ben temize çıkarmam نَفْسِيۚ=nefsimiإِنَّ=şu bir gerçek ki النَّفْسَ=nefis لَأَمَّارَةٌ=muhakkak emredicidir بِالسُّوءِ=fenalığı«sú»إِلَّا=dışında مَا=olduğu رَحِمَ=merhamet«rahmet»etmiş رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb»إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِ=onuأَسْتَخْلِصْهُ=halis kılayım«hãlis_muhlis» onu لِنَفْسِيۖ=kendimeفَ=sonra da لَمَّا كَلَّمَهُ=konuşunca onunlaقَالَ=dedi إِنَّكَ=ki sen الْيَوْمَ=bugün لَدَيْنَا=yanımızda مَكِينٌ=”yüksek mertebede”sin أَمِينٌ=güvenilensin
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اجْعَلْنِي=tayin et beni عَلَىٰ=üstüne خَزَائِنِ=hazineleri الْأَرْضِۖ=o topraklarınإِنِّي=(dedi)ki ben حَفِيظٌ=muhafaza edenim«hafîz»عَلِيمٌ=bilenim«alîm»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=Biz imkanlar verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklardaيَتَبَوَّأُ=yerleşirdi مِنْهَا=orada حَيْثُ=yerde يَشَاءُۚ=dilediğiنُصِيبُ=Biz ulaştırırız بِرَحْمَتِنَا=merhametimizi«rahmet»مَنْ=kimseye نَشَاءُۖ=dilediğimizوَ=ve لَا نُضِيعُ=heba etmeyiz أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve لَأَجْرُ=kesinlikle bedeli«ecr»الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve كَانُواَ=olmuş يَتَّقُونَ=kendini sakındırır«takvã»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler إِخْوَةُ=kardeşleri يُوسُفَ=Yûsuf′unفَ=sonra da دَخَلُوا=girdiler عَلَيْهِ=onun yanınaفَ=bunun üzerine عَرَفَهُمْ=o tanıdı onlarıوَ=iken هُمْ=kendileri لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=tanımıyor
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyleقَالَ=dedi ki ائْتُونِي=getirin bana بِأَخٍ=kardeşinizi لَكُمْ=sizin مِنْ أَبِيكُمْۚ=babanızdan olanأَلَا=şunu iyi bilin تَرَوْنَ=görüyorsunuz أَنِّي=olduğumu أُوفِي=tam yapıyor الْكَيْلَ=ölçüyüوَ=ve أَنَا=ben خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"siyim«hayr»الْمُنْزِلِينَ=konaklatanların«münzil»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَأْتُونِي=getirmezseniz bana بِهِ=onuفَ=o zaman لَا=yoktur كَيْلَ=ölçecek bir şey لَكُمْ=size عِنْدِي=benim katımda وَلَا=ne de تَقْرَبُونِ=yaklaşmanız bana
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سَنُرَاوِدُ=istemeğe çalışacağız عَنْهُ=onu أَبَاهُ=babasındanوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَفَاعِلُونَ=mutlaka yapacağız
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِفِتْيَانِهِ=erkek çalışanlarına«fetã»اجْعَلُوا=koyun بِضَاعَتَهُمْ=onların sermayelerini فِي=içine رِحَالِهِمْ=yüklerininلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْرِفُونَهَا=farkına varırlar onunإِذَا=zaman انْقَلَبُوا=döndükleri إِلَىٰ أَهْلِهِمْ=ailelerine«ehl»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=geri dönerler
 ‎﴾ 63 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا رَجَعُوا=onlar dönünce إِلَىٰ أَبِيهِمْ=babalarına قَالُوا=dediler kiيَا=Ey! أَبَانَا=babamız مُنِعَ=men edildi مِنَّا=bizden الْكَيْلُ=ölçek(le alışveriş)فَ=o halde أَرْسِلْ=gönder ki مَعَنَا=bizimle beraber أَخَانَا=kardeşimizi نَكْتَلْ=ölçeklenelimوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=mutlaka muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? آمَنُكُمْ=inanıp güveneyim«îmãn»size عَلَيْهِ=onun hakkında إِلَّا=olması dışında كَمَا=gibi أَمِنْتُكُمْ=inanıp güvenmem«îmãn»size عَلَىٰ أَخِيهِ=kardeşi için مِنْ قَبْلُۖ=daha önceفَ=şu halde اللَّهُ=Allah′tır خَيْرٌ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»حَافِظًاۖ=muhafaza edeceklerinوَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَتَحُوا=onlar açınca مَتَاعَهُمْ=mallarınıوَجَدُوا=buldular بِضَاعَتَهُمْ=sermayelerini رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْهِمْۖ=kendilerineقَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız مَا=neyin?(veya"değiliz") نَبْغِيۖ=arayışına gireceğiz(veya"fesat düşünüyor")هَٰذِهِ=şu kendisi بِضَاعَتُنَا=sermayemizin رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْنَاۖ=bizeوَ=ve نَمِيرُ=yiyecek getiririz أَهْلَنَا=ailemize«ehl»وَ=ve نَحْفَظُ=muhafaza ederiz أَخَانَا=kardeşimizi وَ=ve de نَزْدَادُ=fazla alırız كَيْلَ=yükü بَعِيرٍۖ=bir deveذَٰلِكَ=işte bu كَيْلٌ=bir ölçüdür يَسِيرٌ=az
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَنْ أُرْسِلَهُ=asla göndermem onu مَعَكُمْ=sizinle beraberحَتَّىٰ=kadar تُؤْتُونِ=siz bana verinceye مَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adınaلَتَأْتُنَّنِي=mutlaka bana getireceğinize بِهِ=onu إِلَّا=hariç أَنْ يُحَاطَ=kuşatılıp engellenmesi بِكُمْۖ=sizlerinفَ=bunun üzerine لَمَّا آتَوْهُ=onlar verince ona مَوْثِقَهُمْ=taahhütlerini«mîsak»قَالَ=dedi ki اللَّهُ=Allah عَلَىٰ=üzerine مَا=olduğumuz نَقُولُ=söylüyor وَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarımلَا تَدْخُلُوا=girmeyin مِنْ بَابٍ=kapıdan وَاحِدٍ=tek bir وَ=ve ادْخُلُوا=girin مِنْ أَبْوَابٍ=kapılardan مُتَفَرِّقَةٍۖ=farklı farklıوَ=oysaki مَا أُغْنِي=savmam عَنْكُمْ=sizden مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ=herhangi شَيْءٍۖ=bir şeyiإِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=olması dışında لِلَّهِۖ=Allah′a aitعَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُۖ=ben sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»وَ=ve عَلَيْهِ=O′na فَ=şu halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُتَوَكِّلُونَ=sırtlarını güvenle dayayacaklar«tevekkül»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girdiklerinde مِنْ حَيْثُ=yerden أَمَرَهُمْ=istediğini söyledi«emr» onlara أَبُوهُمْ=babalarınınمَا كَانُوا=o değildi يُغْنِي=savacak عَنْهُمْ=onlardan مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ شَيْءٍ=bir şeyiإِلَّا=başkası değildi حَاجَةً=bir ihtiyacın فِي نَفْسِ=nefsindeki يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un قَضَاهَاۚ=tamamlanmasından kendisininوَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَذُو=kesinlikle sahibi idi عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»لِمَا=ötürü عَلَّمْنَاهُ=öğrettiğimizden onaوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girince عَلَىٰ=yanına يُوسُفَ=Yûsuf′unآوَىٰ=aldı إِلَيْهِ=kendi yanına أَخَاهُۖ=kardeşiniقَالَ=dedi إِنِّي=ki أَنَا=ben أَخُوكَ=senin kardeşinimفَ=şu halde لَا تَبْتَئِسْ=daralma«be′s»بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyleجَعَلَ=koydu السِّقَايَةَ=su(veya"ölçek") kabını فِي=içine رَحْلِ=yükünün أَخِيهِ=kardeşininثُمَّ=sonrasında أَذَّنَ=seslendi مُؤَذِّنٌ=bir duyurucuأَيَّتُهَا=Ey! الْعِيرُ=kervan إِنَّكُمْ=ki siz لَسَارِقُونَ=kesinlikle hırsızsınız
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki وَ=halde أَقْبَلُوا=yönelir عَلَيْهِمْ=onlaraمَاذَا=ne? تَفْقِدُونَ=kaybettiniz 
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَفْقِدُ=kaybettik صُوَاعَ=su(veya"ölçü") tasını الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik»وَ=ve لِمَنْ=‑vardır‑ kimse için جَاءَ=getiren بِهِ=onuحِمْلُ=yükü بَعِيرٍ=bir deveوَ=ve أَنَا=ben بِهِ=ondan زَعِيمٌ=sorumluyum
 ‎﴾ 73 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsunلَقَدْ=kesinlikle عَلِمْتُمْ=siz bildiniz ki مَا جِئْنَا=biz gelmedik لِنُفْسِدَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapalım diye فِي الْأَرْضِ=bu topraklardaوَ=ve مَاكُنَّا=olmadık hiç سَارِقِينَ=hırsızlar
 ‎﴾ 74 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki فَ=o halde مَا=nedir? جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz كَاذِبِينَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimin وُجِدَ=bulunursa فِي رَحْلِهِ=yükündeفَ=o zaman هُوَ=kendisi جَزَاؤُهُۚ=onun karşılığıdır«cezã»كَذَٰلِكَ=işte bu şekilde نَجْزِي=biz karşılığını«cezã»veririz الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlere
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=sonra da بَدَأَ=ilk olarak başladı«bedee»بِأَوْعِيَتِهِمْ=onların yükleriyleقَبْلَ=önce وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِ=kardeşininثُمَّ=sonra da اسْتَخْرَجَهَا=ortaya çıkardı«ihrãc»onu مِنْ وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِۚ=kardeşininكَذَٰلِكَ=işte böyle كِدْنَا=bir düzen«keyd»hazırladık لِيُوسُفَۖ=Yûsuf içinمَا كَانُوا=değildi لِيَأْخُذَ=alacak أَخَاهُ=kardeşini فِي دِينِ=yargılaması′na«dîn»göre الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik»إِلَّا=hariç أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُۚ=Allah′ınنَرْفَعُ=Biz yükseltiriz دَرَجَاتٍ=derecelerle مَنْ=kimseyi نَشَاءُۗ=dilediğimizوَ=ve فَوْقَ=‑vardır‑ üstünde كُلِّ=her ذِي=sahibinin عِلْمٍ=bilgi«ilm»عَلِيمٌ=bir bilen«alîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki إِنْ=eğer يَسْرِقْ=çaldıysaفَ=o zaman قَدْ=emin olun ki سَرَقَ=çalmıştı أَخٌ=kardeşi لَهُ=onun مِنْ قَبْلُۚ=bundan önceفَ=bunun üzerine أَسَرَّهَا=sakladı«sirra»onu يُوسُفُ=Yûsuf فِي نَفْسِهِ=kendi içindeوَ=ve لَمْ يُبْدِهَا=açığa vurmadı onu لَهُمْۚ=onlaraقَالَ=dedi ki أَنْتُمْ=sizsiniz شَرٌّ=zararlı ve kötü«şerr»مَكَانًاۖ=konum«mekãn»olarakوَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyor بِمَا=olduklarınızı تَصِفُونَ=sizin anlatıyor
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz»إِنَّ=ki لَهُ=‑vardır‑ onun أَبًا=bir babası شَيْخًا=ihtiyar كَبِيرًا=büyükفَ=şu halde خُذْ=al أَحَدَنَا=birimizi مَكَانَهُۖ=onun yerineإِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَعَاذَ=sığınırız اللَّهِ=Allah′a أَنْ نَأْخُذَ=almaktanإِلَّا=başkasını مَنْ=kimseden وَجَدْنَا=bulduğumuz مَتَاعَنَا=malımızı عِنْدَهُ=yanındaإِنَّا=(dedi)ki oluruz إِذًا=o vakit لَظَالِمُونَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler
 ‎﴾ 80 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا اسْتَيْأَسُوا=umudu kesince مِنْهُ=ondanخَلَصُوا=ayrılıp kenara çekildiler نَجِيًّاۖ=gizlice konuşmak içinقَالَ=dedi ki كَبِيرُهُمْ=büyükleriأَ=musunuz? لَمْ تَعْلَمُوا=bilmiyorأَنَّ=olduğunu أَبَاكُمْ=babanızın قَدْ=bu arada أَخَذَ=almış عَلَيْكُمْ=sizdenمَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adınaوَ=ve de مِنْ قَبْلُ=daha önce مَا=olduğunuzu فَرَّطْتُمْ=işlemiş فِي=hakkında يُوسُفَۖ=Yûsufفَ=o halde لَنْ أَبْرَحَ=asla ayrılmayacağım الْأَرْضَ=bu topraklardanحَتَّىٰ=kadar يَأْذَنَ=izin verinceye لِي=bana أَبِي=babamأَوْ=yahut يَحْكُمَ=hükmedinceye اللَّهُ=Allah لِيۖ=benim içinوَ=ve هُوَ=O′dur خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الْحَاكِمِينَ=hükmeden
 ‎﴾ 81 ﴿‎   اِرْجِعُوا=dönün إِلَىٰ أَبِيكُمْ=babanızaفَ=sonra da قُولُوا=deyin يَا=Ey! أَبَانَا=babamızإِنَّ=ki ابْنَكَ=oğlun سَرَقَ=hırsızlık ettiوَ=ve مَاشَهِدْنَا=biz tanıklık«şãhid» etmedik إِلَّا=dışındakine بِمَا=şeyin عَلِمْنَا=bildiğimizوَ=ve مَا كُنَّا=olacak değildik لِلْغَيْبِ=görülemeyene«ğayb»karşı حَافِظِينَ=muhafaza edici
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve اسْأَلِ=sor الْقَرْيَةَ=yerleşime«karye»الَّتِي=olduğumuz كُنَّا=bizim bulunmuş فِيهَا=içerisindeوَ=ve الْعِيرَ=kervana الَّتِي=olduğumuz أَقْبَلْنَا=bizim gelmiş فِيهَاۖ=içerisindeوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biziz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etmiş لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr»فَ=şu halde صَبْرٌ=yılmadan dayanmadır«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olanعَسَى=belki de اللَّهُ=Allah أَنْ يَأْتِيَنِي=getirir bana بِهِمْ=onları جَمِيعًاۚ=hep birlikteإِنَّهُ=ki هُوَ=O الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»عَنْهُمْ=onlardanوَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ah! أَسَفَىٰ=tasam عَلَىٰ=hakkındaki يُوسُفَ=Yûsufوَ=ve ابْيَضَّتْ=ak düştü عَيْنَاهُ=onun gözlerine مِنَ الْحُزْنِ=o üzüntüdenفَ=bu halde هُوَ=o كَظِيمٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışıyordu«kezîm»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun تَفْتَأُ=sen duruyorsun تَذْكُرُ=bahsedip«zikr»يُوسُفَ=Yûsuf′tanحَتَّىٰ=sonunda تَكُونَ=olacaksın حَرَضًا=hastaأَوْ=yahut تَكُونَ=olacaksın مِنَ الْهَالِكِينَ=helak olanlardan
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَشْكُوا=arz ederim بَثِّي=halimi وَ=ve حُزْنِي=üzüntümü إِلَى اللَّهِ=Allah′aوَ=ve أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ اللَّهِ=Allah tarafından مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 87 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım اذْهَبُوا=gidin فَ=sonra da تَحَسَّسُوا=bilgi toplayınمِنْ=hakkında يُوسُفَ=Yûsuf وَ=ve أَخِيهِ=kardeşiوَ=ve لَا تَيْأَسُوا=umut kesmeyin مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِۖ=Allah′ınإِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يَيْأَسُ=umut kesmez مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِ=Allah′ınإِلَّا=başkası الْقَوْمُ=toplumdan«kavm»الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar girince عَلَيْهِ=onun yanınaقَالُوا=dediler ki يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz»مَسَّنَا=dokundu bize وَ=ve أَهْلَنَا=ailemize«ehl»الضُّرُّ=bir sıkıntı durumu«darrã»وَ=ve جِئْنَا=geldik بِبِضَاعَةٍ=bir sermaye ile مُزْجَاةٍ=değersizفَ=fakat أَوْفِ=tam ver لَنَا=bize الْكَيْلَ=ölçüyüوَ=ve تَصَدَّقْ=bağışlayıp bırak«sadaka»عَلَيْنَاۖ=bizeإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَجْزِي=karşılığını«cezã»verir الْمُتَصَدِّقِينَ=bağışlayıp bırakanlara«sadaka»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? عَلِمْتُمْ=bildiniz مَا=olduklarınızı فَعَلْتُمْ=yapmışبِيُوسُفَ=Yûsuf′a وَ=ve أَخِيهِ=kardeşineإِذْ=iken أَنْتُمْ=sizler جَاهِلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlar«cãhil»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   قَالُوا=dediler أَ=musun? إِنَّكَ=ki لَأَنْتَ=kesinlikle sen يُوسُفُۖ=Yûsufقَالَ=dedi ki أَنَا=benim يُوسُفُ=Yûsufوَ=ve هَٰذَا=bu أَخِيۖ=kardeşimdirقَدْ=emin olun ki مَنَّ=lütfetti اللَّهُ=Allah عَلَيْنَاۖ=bizeإِنَّهُ=şu bir gerçek ki مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»وَ=ve يَصْبِرْ=yılmadan dayanırsa«sabr_sãbir»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُضِيعُ=heba etmez أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiتَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun لَقَدْ=kesinlikle آثَرَكَ=üstün kıldı seni اللَّهُ=Allah عَلَيْنَا=bizdenوَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=olduk لَخَاطِئِينَ=kesinlikle hatalılar«hatá»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا تَثْرِيبَ=kınama yok عَلَيْكُمُ=size الْيَوْمَۖ=bugünيَغْفِرُ=günahlarınızı örter«mağfiret»اللَّهُ=Allah لَكُمْۖ=sizinوَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   اِذْهَبُوا=götürün بِقَمِيصِي=benim gömleğimi هَٰذَا=şuفَ=sonra da أَلْقُوهُ=koyun onu عَلَىٰ وَجْهِ=yüzüne أَبِي=babamınيَأْتِ=gelecektir o بَصِيرًا=bir gören«basîr»olarakوَ=ve أْتُونِي=gelin bana بِأَهْلِكُمْ=aileniz«ehl»ile أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَصَلَتِ=ayrılınca الْعِيرُ=o kervanقَالَ=dedi أَبُوهُمْ=babalarıإِنِّي=ki ben لَأَجِدُ=kesinlikle alıyorum رِيحَ=kokusunu يُوسُفَۖ=Yûsuf′unلَوْ=eğer لَا أَنْ تُفَنِّدُونِ=bunak demezseniz bana
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَا=yemin olsun للَّهِ=Allah′aإِنَّكَ=ki sen لَفِي=kesinlikle içindesin ضَلَالِكَ=yolunu saşırmışlığın«dalãl»الْقَدِيمِ=o geçmişteki
 ‎﴾ 96 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا أَنْ جَاءَ=gelince الْبَشِيرُ=o müjdeciأَلْقَاهُ=koydu onu عَلَىٰ=üzerine وَجْهِهِ=onun yüzününفَ=bunun üzerine ارْتَدَّ=o döndü بَصِيرًاۖ=bir göreneقَالَ=dedi ki أَ=mi? لَمْ أَقُلْ=demedim لَكُمْ=sizeإِنِّي=ki ben أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ=dolayı اللَّهِ=Allah′tan مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamızاسْتَغْفِرْ=günahının örtülmesini dile«istiğfar»لَنَا=bizim için ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb»إِنَّا=(dediler)ki biz كُنَّا=idik خَاطِئِينَ=hata yapmışlar«hatá»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَوْفَ=ileride أَسْتَغْفِرُ=günahlarınızın örtülmesini dileyeceğim«istiğfar»لَكُمْ=sizin için رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imden«rabb»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”dir«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar varınca عَلَىٰ يُوسُفَ=Yûsuf′un yanınaآوَىٰ=çekip kucakladı إِلَيْهِ=kendine أَبَوَيْهِ=ana‑babasınıوَ=ve قَالَ=dedi ki ادْخُلُوا=girin مِصْرَ=Mısır′aإِنْ=eğer شَاءَ=isterse اللَّهُ=Allahآمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve رَفَعَ=çıkardı أَبَوَيْهِ=ana‑babasını عَلَى=üstüne الْعَرْشِ=o tahtın«arş»وَ=ve خَرُّوا=çöktüler لَهُ=ona(veya”onun için”) سُجَّدًاۖ=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! أَبَتِ=babacığımهَٰذَا=işte bu تَأْوِيلُ=”vardığı sonuç”tur«te′vîl»رُؤْيَايَ=rüyamın مِنْ قَبْلُ=öncekiقَدْ=emin olun ki جَعَلَهَا=yaptı onu رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»حَقًّاۖ=gerçek«hakk»وَ=ve قَدْ=emin olun ki أَحْسَنَ=O güzellikle davranmıştı«ihsãn_muhsin»بِي=banaإِذْ=zaman أَخْرَجَنِي=beni dışarı çıkardığı«ihrãc»مِنَ السِّجْنِ=o zindandanوَ=ve de جَاءَ=getirdi بِكُمْ=sizi مِنَ الْبَدْوِ=o çöldenمِنْ بَعْدِ=sonra أَنْ نَزَغَ=kışkırtma soktuktan الشَّيْطَانُ=o şeytanبَيْنِي=benim arama وَ=ile بَيْنَ إِخْوَتِيۚ=kardeşlerimإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»لِمَا=oldukları için يَشَاءُۚ=istiyorإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»قَدْ=kesinlikle آتَيْتَنِي=verdin bana مِنَ الْمُلْكِ=bir hükümranlığı«mülk»وَ=ve عَلَّمْتَنِي=öğrettin bana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerinفَاطِرَ=meydana getiren(sin)«fãtır_fıtrat»السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünüأَنْتَ=Sen′sin وَلِيِّي=benim "destek çıkan yakın"ım«velî_evliyã»فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِۖ=Ahiret′teتَوَفَنِي=öldür beni مُسْلِمًا=bir teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» olarakوَ=ve أَلْحِقْنِي=kat beni بِالصَّالِحِينَ=düzgün kimselere«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb»نُوحِيهِ=mesajla iletiyoruz«vahy» onu إِلَيْكَۖ=sanaوَ=ve مَا كُنْتَ=sen değildin لَدَيْهِمْ=onların yanındaإِذْ=zaman أَجْمَعُوا=belirledikleri أَمْرَهُمْ=yapılmasını istedikleri(veya"yapmaları istenen") şeyi«emr»وَ=iken هُمْ=kendileri يَمْكُرُونَ=plan kuruyor«mekr»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir أَكْثَرُ=çoğu النَّاسِ=insanlarınوَلَوْ=bile حَرَصْتَ=çok istesenبِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecek«mü′min»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve مَا تَسْأَلُهُمْ=sen istemiyorsun onlardan عَلَيْهِ=ona karşılık مِنْ=herhangi أَجْرٍۚ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nice مِنْ آيَةٍ=açık işaretler«ãyet»فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündekiيَمُرُّونَ=uğrarlar عَلَيْهَا=yanlarınaوَ=iken هُمْ=kendileri عَنْهَا=onlara مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   وَ=ve مَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmezler«îmãn»أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu بِاللَّهِ=Allah′aإِلَّا=olmaları dışında وَ=halde هُمْ=kendileri مُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde أَمِنُوا=güvendeler أَنْ تَأْتِيَهُمْ=gelmesinden kendilerineغَاشِيَةٌ=bir kuşatmanın مِنْ عَذَابِ=cezalandırmasından«azãb»اللَّهِ=Allah′ınأَوْ=veya تَأْتِيَهُمُ=gelmesinden kendilerine السَّاعَةُ=o Saatin«saat»بَغْتَةً=ansızınوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قُلْ=de ki هَٰذِهِ=şunun kendisidir سَبِيلِي=benim yolum«sebîl»أَدْعُوا=çağırırım«duã»إِلَى اللَّهِۚ=Allah′a عَلَى=‑temeli‑üzerinde بَصِيرَةٍ=bir gerçeği görüşأَنَا=ben وَ=ve مَنِ=kimseler olarak اتَّبَعَنِيۖ=katılan«ittebã»banaوَ=ve سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allahوَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden önce إِلَّا=başka رِجَالًا=adamlardanنُوحِي=mesajla ilettiğimiz«vahy»إِلَيْهِمْ=kendilerine مِنْ أَهْلِ=ahalisinden«ehl»الْقُرَىٰۗ=o yerleşimlerin«karye»أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=öyleyse يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğunaعَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۗ=kendilerinden öncekiوَ=ve لَدَارُ=kesinlikle yurdu الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için اتَّقَوْاۗ=kendini sakındırmış«takvã»أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman اسْتَيْأَسَ=umutlarını kestikleri الرُّسُلُ=o Elçilerin«rasûl»وَ=ve ظَنُّوا=kanaat getirdikleri«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına قَدْ=kesinlikle كُذِبُوا=yalanlanmış«tekzîb»جَاءَهُمْ=geldi onlara نَصْرُنَا=yardımımızفَ=sonra da نُجِّيَ=kurtarıldı مَنْ=kimse نَشَاءُۖ=dilediğimizوَ=ve لَا يُرَدُّ=geri çevrilmez بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s»عَنِ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur فِي قَصَصِهِمْ=onların hikayelerinde«kasas»عِبْرَةٌ=bir ibretلِأُولِي=sahipleri için الْأَلْبَابِۗ=saplantısız akıl«elbãb»مَا كَانَ=o değildir حَدِيثًا=bir söz يُفْتَرَىٰ=uydurulacak«ifterã»وَلَٰكِنْ=ancak تَصْدِيقَ=tasdik edicidir«tasdîk_musaddik»الَّذِي=olanı بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»وَ=ve تَفْصِيلَ=ayrı ayrı açıklamasıdır كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
Âyet Metni : (Yûsuf.13) (12. Cüz | 236. Sayfa)
Okunuşu :
13. ḳâle innî leyaḥzününî en teẕhebû bihî veeḫâfü ey ye'külehü-ẕẕi'bü veentüm `anhü gâfilûn.
(Yûsuf.13) Grameri
قَالَ : He said ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ق و لإِنِّى : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنِّى : I ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]لَيَحْزُنُنِىٓ : surely ::: [Kesinlik Takısı]لَيَحْزُنُنِىٓ : it saddens ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ح ز نلَيَحْزُنُنِىٓ : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]أَنْ : that ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]تَذْهَبُوا : should take ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: ذ ه بتَذْهَبُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]بِهِ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِهِ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَأَخَافُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَخَافُ : I fear ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Ben] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: خ و فأَنْ : that ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]يَأْكُلَهُ : would eat ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: أ ك ليَأْكُلَهُ : him ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:O/eril]الذِّئْبُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الذِّئْبُ : wolf ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ذ أ بوَأَنْتُمْ : while ::: [Edat/Durum (harf‑i hâl)]وَأَنْتُمْ : you (you all) ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:Siz/eril]عَنْهُ : of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَنْهُ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]غَافِلُونَ : (are) unaware ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: غ ف ل
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu