Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
13. Beni, dedi: onu götürmeniz her halde mahzun eder ve korkarım ki onu kurt yer de haberiniz olmaz
B.Bayraklı
13. Ya‘kub şöyle dedi: “Onu götürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken, onu bir kurdun yemesinden korkarım.”
A.Bayındır
13. (Yakup) Dedi ki: “Onu götürmeniz beni gerçekten üzer. Sizin fark etmediğiniz bir sırada onu kurt yer diye korkuyorum.”
C.Külünkoğlu
13. (Babaları/Yakub) dedi ki: “Doğrusu onu götürmeniz beni gerçekten üzer (onun yanımdan ayrılmasına dayanamam). Ayrıca dalgınlığınıza denk gelir de kurdun biri onu yer diye korkuyorum.”
S.Ateş
13. (Ya‘kûb) Dedi ki: "Onu götürmeniz beni üzer; korkarım ki, sizin haberiniz yokken onu kurt yer!"
İngilizce Kelime Meali
قَالَ=He said, إِنِّى=“Indeed, [I] لَيَحْزُنُنِىٓ=it surely saddens me أَن=that تَذْهَبُوا بِهِۦ=you should take him وَأَخَافُ=and I fear أَن=that يَأْكُلَهُ=would eat him الذِّئْبُ=a wolf وَأَنتُمْ=while you عَنْهُ=of him غٰفِلُونَ=(are) unaware."
(12) Yûsuf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»Rã ▼ تِلْكَ=bunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»halinde عَرَبِيًّا=Arapça ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   نَحْنُ=Biz نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana أَحْسَنَ=en güzelini«hasen»الْقَصَصِ=hikayelerin«kasas» ▼ بِمَا=olduğumuzla أَوْحَيْنَا=mesajla iletmiş«vahy»إِلَيْكَ=sana ▼ هَٰذَا=şu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′la«kur′ãn» ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنْتَ=idin مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce لَمِنَ الْغَافِلِينَ=kesinlikle haberi olmayanlardan«ğãfil»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti يُوسُفُ=Yûsuf«sûrenin adıdır»لِأَبِيهِ=babasına ▼ يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım إِنِّي=ki ben رَأَيْتُ=gördüm أَحَدَ عَشَرَ=on bir كَوْكَبًا=parlayan gezegen ▼ وَ=ve الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ı ▼ رَأَيْتُهُمْ=gördüm ki onlar لِي=bana(veya”benim için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koyuyorlardı«secde»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrum ▼ لَا تَقْصُصْ=anlatma«kasas»رُؤْيَاكَ=rüyanı عَلَىٰ إِخْوَتِكَ=kardeşlerine ▼ فَ=sonra يَكِيدُوا=düzen«keyd»hazırlarlar لَكَ=sana كَيْدًاۖ=bir düzenle«keyd» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الشَّيْطَانَ=şeytan لِلْإِنْسَانِ=insan için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle يَجْتَبِيكَ=seçecek seni رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ وَ=ve يُعَلِّمُكَ=öğretecek sana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِ=anlatılanların ▼ وَ=ve يُتِمُّ=tamamlayacaktır نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكَ=sana وَ=ve عَلَىٰ آلِ=ailesine يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un ▼ كَمَا=nasıl ki أَتَمَّهَا=tamamlamıştı onu عَلَىٰ أَبَوَيْكَ=atalarına مِنْ قَبْلُ=daha önce إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e وَ=ve إِسْحَاقَۚ=İshãk′a ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=vardır فِي يُوسُفَ=Yûsuf′ta وَ=ve إِخْوَتِهِ=kardeşlerinde آيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»لِلسَّائِلِينَ=soranlar için
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالُوا=demişlerdi ki ▼ لَيُوسُفُ=kesinlikle Yûsuf وَ=ve أَخُوهُ=kardeşi أَحَبُّ=daha sevgilidir إِلَىٰ أَبِينَا=babamıza مِنَّا=bizden ▼ وَ=oysa نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insanız ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki أَبَانَا=babamız لَفِي=kesinlikle içindedir ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   اُقْتُلُوا=öldürün يُوسُفَ=Yûsuf′u ▼ أَوِ=ya da اطْرَحُوهُ=atın onu أَرْضًا=bir yere ▼ يَخْلُ=yönelsin لَكُمْ=size وَجْهُ=yüzü أَبِيكُمْ=babanızın ▼ وَ=ve de تَكُونُوا=olursunuz مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra قَوْمًا=bir toplum«kavm»صَالِحِينَ=düzgün«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   قَالَ=dedi ki قَائِلٌ=bir konuşan مِنْهُمْ=içlerinden ▼ لَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin يُوسُفَ=Yûsuf′u ▼ وَ=ve أَلْقُوهُ=atın onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّ=o kuyunun ▼ يَلْتَقِطْهُ=alsın onu بَعْضُ=kimisi السَّيَّارَةِ=yolcu kafilesinden ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فَاعِلِينَ=yapacak
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ مَا=neyin? لَكَ=‑var‑ senin ▼ لَا تَأْمَنَّا=güvenmiyorsun bize عَلَىٰ=hakkında يُوسُفَ=Yûsuf ▼ وَ=oysa إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onun için لَنَاصِحُونَ=kesinlikle öğüt verecekleriz(veya ”samimiyiz”)
 ‎﴾ 12 ﴿‎   أَرْسِلْهُ=gönder onu مَعَنَا=bizimle beraber غَدًا=yarın ▼ يَرْتَعْ=gezsin وَ=ve يَلْعَبْ=oynasın ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=kesinlikle muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 13 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنِّي=ki لَيَحْزُنُنِي=kesinlikle üzüyor beni أَنْ تَذْهَبُوا=götürmeniz بِهِ=onu ▼ وَ=ve أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يَأْكُلَهُ=yemesinden onu الذِّئْبُ=o kurtun ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz عَنْهُ=onu غَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=kesinlikle eğer أَكَلَهُ=yerse onu الذِّئْبُ=o kurt ▼ وَ=iken نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insan ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz إِذًا=o zaman لَخَاسِرُونَ=muhakkak zarar etmişler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا ذَهَبُوا=onlar götürünce بِهِ=kendisini وَ=ve أَجْمَعُوا=karar verince أَنْ يَجْعَلُوهُ=bırakmaya onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّۚ=o kuyunun ▼ وَ=oysa أَوْحَيْنَا=Biz mesajla ilettik«vahy»إِلَيْهِ=ona ▼ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ=mutlaka haber vereceğini onlara بِأَمْرِهِمْ=yapılması istenmiş(veya "yapmayı istemiş") olduklarını«emr»هَٰذَا=bu ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=geldiler أَبَاهُمْ=babalarına عِشَاءً=akşamleyin يَبْكُونَ=ağlayarak
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ إِنَّا=ki biz ذَهَبْنَا=gittik نَسْتَبِقُ=yarışıyorduk ▼ وَ=ve تَرَكْنَا=bırakmıştık يُوسُفَ=Yûsuf′u عِنْدَ=yanında مَتَاعِنَا=geçimlik malımızın ▼ فَ=sonra أَكَلَهُ=yemiş onu الذِّئْبُۖ=o kurt ▼ وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِمُؤْمِنُ=inanıp güvenecek«mü′min»لَنَا=bize ▼ وَلَوْ=bile كُنَّا=olsak صَادِقِينَ=gerçeği söyleyenler«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=getirdiler عَلَىٰ قَمِيصِهِ=gömleğinin üstünde بِدَمٍ=kanı كَذِبٍۚ=yalandan«kizb_kãzib» ▼ قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etti لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr» ▼ فَ=öyleyse صَبْرٌ=yılmadan dayanmak«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olandır ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah′tır الْمُسْتَعَانُ=‑asıl‑”Yardım İstenecek Olan”«müsteãn»عَلَىٰ=kaşı مَا=olduklarınıza تَصِفُونَ=anlatıyor
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve جَاءَتْ=geldi سَيَّارَةٌ=bir kervan ▼ فَ=sonra أَرْسَلُوا=gönderdiler وَارِدَهُمْ=sucularını ▼ فَ=sonra da أَدْلَىٰ=sarkıttı دَلْوَهُۖ=kovasını ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Hey! بُشْرَىٰ=Müjde! هَٰذَا=bu غُلَامٌۚ=bir oğlan ▼ وَ=ve أَسَرُّوهُ=sakladılar«sirra»onu بِضَاعَةًۚ=sermaye olarak ▼ وَ=iken اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilen«alîm»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَرَوْهُ=sattılar onu بِثَمَنٍ=bir pahaya بَخْسٍ=cüzi ▼ دَرَاهِمَ=dirheme مَعْدُودَةٍ=birkaç ▼ وَ=ve كَانُوا=idiler فِيهِ=ona karşı مِنَ الزَّاهِدِينَ=rağbet etmeyen
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=kimse اشْتَرَاهُ=onu satın almış مِنْ مِصْرَ=Mısırlılardan لِامْرَأَتِهِ=karısına ▼ أَكْرِمِي=ikram et«ikrãm»مَثْوَاهُ=onun yerini ▼ عَسَىٰ=belki أَنْ يَنْفَعَنَا=yararı dokunur bize ▼ أَوْ=ya da نَتَّخِذَهُ=ediniriz onu وَلَدًاۚ=bir evlat ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=bir imkân verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ وَ=ve لِنُعَلِّمَهُ=öğretmek içindi ona مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَالِبٌ=üstün gelendir عَلَىٰ أَمْرِهِ=yapılmasını istediği şeyde«emr» ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا بَلَغَ=erişince أَشُدَّهُ=kuvvetli çağına ▼ آتَيْنَاهُ=verdik ona حُكْمًا=bir Hikmet وَ=ve عِلْمًاۚ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve رَاوَدَتْهُ=o«dişil» yararlanmak istedi الَّتِي=olan«dişil» هُوَ=kendisi«eril» فِي بَيْتِهَا=evinde«dişil» عَنْ نَفْسِهِ=onun«eril» nefsinden ▼ وَ=ve غَلَّقَتِ=kilitledi«dişil» الْأَبْوَابَ=kapıları وَ=ve قَالَتْ=dedi ki«dişil» هَيْتَ لَكَۚ=haydi gelsene! ▼ قَالَ=dedi ki«eril» مَعَاذَ=sığınırım اللَّهِۖ=Allah′a ▼ إِنَّهُ=(dedi)ki رَبِّي=efendi ve sahibim«rabb»أَحْسَنَ=güzel kıldı«ihsãn_muhsin»مَثْوَايَۖ=yerimi ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermez الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki هَمَّتْ=o arzu etmişti«dişil» بِهِۖ=onu«eril» ▼ وَ=ve de هَمَّ=o arzu etmişti«eril» بِهَا=onu«dişil» ▼ لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ رَأَىٰ=görmesi بُرْهَانَ=doğruyu gösteren delilini«burhãn»رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle لِنَصْرِفَ=çevirmek içindi عَنْهُ=ondan«eril» السُّوءَ=o fenalığı«sú»وَ=ve الْفَحْشَاءَۚ=ahlaksızlıkları«fahşa» ▼ إِنَّهُ=ki o«eril» مِنْ عِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve اسْتَبَقَا=koşuştular الْبَابَ=kapıya ▼ وَ=ve قَدَّتْ=yırttı«dişil» قَمِيصَهُ=onun«eril» gömleğini مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur» ▼ وَ=ve أَلْفَيَا=rastladılar سَيِّدَهَا=onun«dişil» bey′ine لَدَى=yanında الْبَابِۚ=kapının ▼ قَالَتْ=dedi ki«dişil» مَا=nedir? جَزَاءُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimsenin أَرَادَ=istemiş بِأَهْلِكَ=senin ailene«eril»«ehl»سُوءًا=bir fenalık«sú» ▼ إِلَّا=başka أَنْ يُسْجَنَ=hapsolunmaktan أَوْ=veya عَذَابٌ=bir cezadan«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» هِيَ=odur«dişil» رَاوَدَتْنِي=yararlanmak isteyen benden عَنْ=ilgili نَفْسِيۚ=nefsimle ▼ وَ=ve شَهِدَ=tanık oldu«eril»«şãhid»شَاهِدٌ=bir tanık«şãhid»مِنْ أَهْلِهَا=onun«dişil» ailesinden«ehl» ▼ إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun«eril» gömleği قُدَّ=yırtılmış مِنْ قُبُلٍ=önden فَ=o zaman صَدَقَتْ=o«dişil» gerçeği söylemiştir«sıdk_sãdık» ▼ وَ=ise هُوَ=o«eril» مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerdendir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun gömleği«eril» قُدَّ=yırtılmış مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»فَ=o zaman كَذَبَتْ=o yalan söylemiştir«dişil»«kizb_kãzib» ▼ وَ=ise هُوَ=«eril»o مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerdendir«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَىٰ=görünce قَمِيصَهُ=onun gömleğinin«eril» قُدَّ=yırtıldığını مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur» ▼ قَالَ=dedi«eril» إِنَّهُ=ki bu مِنْ كَيْدِكُنَّۖ=sizlerin«dişil» hazırladığı düzendir«keyd» ▼ إِنَّ=(dedi)ki كَيْدَكُنَّ=sizlerin«dişil» hazırladığı bir düzen«keyd»عَظِيمٌ=muazzamdır«azîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf أَعْرِضْ=sen aldırış etme«iğ′rãd»عَنْ هَٰذَاۚ=buna ▼ وَ=ve de اسْتَغْفِرِي=sen«dişil» günahının örtülmesini dile«istiğfar»لِذَنْبِكِۖ=kendi«dişil» suçunun«zenb» ▼ إِنَّكِ=şu bir gerçek ki sen«dişil» كُنْتِ=oldun«dişil» مِنَ الْخَاطِئِينَ=hata yapmışlardan«hatá»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki نِسْوَةٌ=kadınlar فِي الْمَدِينَةِ=şehirde ▼ امْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz»تُرَاوِدُ=yararlanmak istemiş فَتَاهَا=kendi«dişil» erkek çalışanının«fetã»عَنْ نَفْسِهِۖ=nefsinden ▼ قَدْ=kesinlikle شَغَفَهَا=bağrını yakmış onun«dişil» حُبًّاۖ=bir sevda ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَنَرَاهَا=kesinlikle görüyoruz onu«dişil» فِي ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»içinde مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا سَمِعَتْ=o işitince«dişil» بِمَكْرِهِنَّ=onların«dişil» çekiştirmelerini«mekr» ▼ أَرْسَلَتْ=haber gönderdi«dişil» إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil» ▼ وَ=ve أَعْتَدَتْ=hazırladı«dişil» لَهُنَّ=onlar için«dişil» مُتَّكَأً=yastıklar ▼ وَ=ve آتَتْ=verdi«dişil» كُلَّ وَاحِدَةٍ=her birine مِنْهُنَّ=onlardan«dişil» سِكِّينًا=bir bıçak ▼ وَ=ve قَالَتِ=dedi ki«dişil» اخْرُجْ=ortaya çık!«ihrãc»عَلَيْهِنَّۖ=onların«dişil» karşılarında ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَيْنَهُ=görünce onu«eril» أَكْبَرْنَهُ=yücelttiler«dişil» onu«eril» وَ=ve قَطَّعْنَ=kestiler«dişil» أَيْدِيَهُنَّ=ellerini«dişil» ▼ وَ=ve قُلْنَ=dediler ki«dişil» حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah için ▼ مَا=değildir هَٰذَا=bu بَشَرًا=bir insan ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası مَلَكٌ=bir melekten كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil» فَ=o zaman ذَٰلِكُنَّ=işte siz«dişil» الَّذِي=kimselersiniz لُمْتُنَّنِي=beni kınamış«dişil» فِيهِۖ=onun hakkında«eril» ▼ وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki رَاوَدْتُهُ=ben yararlanmak istedim عَنْ نَفْسِهِ=kendisinden«eril» ▼ فَ=bunun üzerine اسْتَعْصَمَۖ=o reddetti وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ يَفْعَلْ=o yapmazsa مَا=şeyi آمُرُهُ=ona«eril» yapılmasını istediğimi söyleyeceğim«emr» ▼ لَيُسْجَنَنَّ=kesinlikle o«eril» zindana atılacaktır وَ=ve لَيَكُونًا=kesinlikle o«eril» olacaktır مِنَ الصَّاغِرِينَ=küçük düşenlerden«sağãr»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»السِّجْنُ=zindan أَحَبُّ=daha iyidir إِلَيَّ=benim için ▼ مِمَّا=şeyden يَدْعُونَنِي=çağırdıkları«duã»beni إِلَيْهِۖ=kendisine ▼ وَ=ve إِلَّا=eğer olmazsa تَصْرِفْ=savman عَنِّي=benden كَيْدَهُنَّ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd» ▼ أَصْبُ=kayarım إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil» وَ=ve أَكُنْ=olurum مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَابَ=karşılık verdi لَهُ=ona«eril» رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ فَ=sonra da صَرَفَ=savdı عَنْهُ=ondan«eril» كَيْدَهُنَّۚ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki هُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَدَا=uygun göründü لَهُمْ=onlara«eril» ▼ مِنْ بَعْدِ=ardından مَا رَأَوُا=görmelerinin الْآيَاتِ=bu açık işaretleri«ãyet» ▼ لَيَسْجُنُنَّهُ=mutlaka zindana atmaları«dişil» onu«eril» حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve دَخَلَ=girmişti مَعَهُ=onunla beraber«eril» السِّجْنَ=zindana فَتَيَانِۖ=iki genç«fetã» ▼ قَالَ=dedi أَحَدُهُمَا=o ikisinden biri ▼ إِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَعْصِرُ=suyunu çıkarıyor خَمْرًاۖ=içkilik üzümün«hamr» ▼ وَ=ve قَالَ=dedi الْآخَرُ=öteki ▼ إِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَحْمِلُ=taşıyor فَوْقَ=üstünde رَأْسِي=başımın خُبْزًا=ekmek ▼ تَأْكُلُ=yiyor الطَّيْرُ=kuşlar مِنْهُۖ=ondan ▼ نَبِّئْنَا=haber ver bize بِتَأْوِيلِهِۖ=bunun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا يَأْتِيكُمَا=gelmeyecek ikinize طَعَامٌ=bir yemek تُرْزَقَانِهِ=kendisiyle faydalandırıldığız«rızk» ▼ إِلَّا=olmadan نَبَّأْتُكُمَا=benim haber vermem ikinize بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ قَبْلَ=öncesinde أَنْ يَأْتِيَكُمَاۚ=ikinize gelmesinin ▼ ذَٰلِكُمَا=işte bu مِمَّا=şeylerdendir عَلَّمَنِي=bana öğrettiği رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ إِنِّي=şu bir gerçek ki ben تَرَكْتُ=terk ettim مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzını«millet»قَوْمٍ=bir toplumun«kavm» ▼ لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i كَافِرُونَ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve اتَّبَعْتُ=katıldım«ittebã»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet» ▼ آبَائِي=atalarım إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk وَ=ve يَعْقُوبَۚ=Ya′kûb′un ▼ مَا كَانَ=olmaz لَنَا=bizim için أَنْ نُشْرِكَ=denk«ortak»kabul etmek«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyi ▼ ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ فَضْلِ=lütfundandır«fadl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ عَلَيْنَا=bize وَ=ve عَلَى النَّاسِ=insanlara ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=benim yoldaşlarım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandan ▼ أَ=mi? أَرْبَابٌ=efendi ve sahipler«rabb»مُتَفَرِّقُونَ=farklı farklı ▼ خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ أَمِ=yoksa mı? اللَّهُ=Allah الْوَاحِدُ=‑asıl‑”Tek Olan”«vãhid»الْقَهَّارُ=‑asıl‑”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”«kahhãr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَا تَعْبُدُونَ=siz «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmıyorsunuz مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ إِلَّا=başkasına أَسْمَاءً=isimlerden«ism_esmã»سَمَّيْتُمُوهَا=«isimlendirme»sıfat olarak verdiğiniz «ism_esmã»kendilerini أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمْ=atalarınızın ▼ مَا أَنْزَلَ=indirmemiştir اللَّهُ=Allah بِهَا=onlar hakkında مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۚ="dayanacak bir şey"«sultãn» ▼ إِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=dışında لِلَّهِۚ=Allah′ınki ▼ أَمَرَ=O istediğini söylemiştir«emr»أَلَّا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmamanızı إِلَّا=başkasına إِيَّاهُۚ=bir tek kendisinden ▼ ذَٰلِكَ=işte budur الدِّينُ=o din«dîn»الْقَيِّمُ=doğru ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=iki yoldaşım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandan ▼ أَمَّا=gelince أَحَدُكُمَا=ikinizden birine فَ=bu durumda يَسْقِي=sunacak رَبَّهُ=efendi ve sahibine«rabb»خَمْرًاۖ=bir«sarhoş eden içecek»içki«hamr» ▼ وَ=ise أَمَّا=gelince الْآخَرُ=diğerine فَ=bu durumda يُصْلَبُ=asılacak ▼ فَ=sonra da تَأْكُلُ=yiyecek الطَّيْرُ=o kuşlar مِنْ رَأْسِهِۚ=onun başından ▼ قُضِيَ=karara bağlanmıştır الْأَمْرُ=o yapılması istenen şey«emr»الَّذِي=olduğunuz فِيهِ=kendisi hakkında تَسْتَفْتِيَانِ=sizin hükmünü«fetvã» soruyor
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِلَّذِي=kimseye ظَنَّ=kanaat getirdiği«zann»أَنَّهُ=olduğuna نَاجٍ=kurtulacak مِنْهُمَا=ikisi içerisinden ▼ اذْكُرْنِي=bahset«zikr»benden عِنْدَ=katında رَبِّكَ=efendi ve sahibinin«rabb» ▼ فَ=sonra أَنْسَاهُ=unutturdu ona الشَّيْطَانُ=şeytan ذِكْرَ=bahsetmeyi«zikr»رَبِّهِ=efendi ve sahibine«rabb» ▼ فَ=böylece لَبِثَ=o kaldı فِي السِّجْنِ=zindanda بِضْعَ=birkaç(üç ila dokuz) سِنِينَ=yıl
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi الْمَلِكُ=Hükümdar«melik» ▼ إِنِّي=ki ben أَرَىٰ=görüyorum ki سَبْعَ=yedi بَقَرَاتٍ=inek سِمَانٍ=semiz ▼ يَأْكُلُهُنَّ=yiyor onları سَبْعٌ=yedi عِجَافٌ=zayıf inek ▼ وَ=ve سَبْعَ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başak خُضْرٍ=yeşil ▼ وَ=ve de أُخَرَ=diğerleri يَابِسَاتٍۖ=kuru başak ▼ يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=efendiler أَفْتُونِي=hükmünüzü«fetvã» bildirin bana فِي=hakkında رُؤْيَايَ=rüyam ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=siz لِلرُّؤْيَا=rüya تَعْبُرُونَ=yorumluyorsanız
 ‎﴾ 44 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَضْغَاثُ=karışık أَحْلَامٍۖ=hayallerdir ▼ وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِتَأْوِيلِ=”vardığı sonucuyla”«te′vîl»ilgili الْأَحْلَامِ=o hayallerin بِعَالِمِينَ=bilgililer«ilm»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan نَجَا=kurtulmuş مِنْهُمَا=ikisi içerisinden ▼ وَ=iken ادَّكَرَ=hatırlamış بَعْدَ=sonra أُمَّةٍ=uzun bir süre ▼ أَنَا=ben أُنَبِّئُكُمْ=haber veririm size بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ فَ=şu halde أَرْسِلُونِ=gönderin beni
 ‎﴾ 46 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf! أَيُّهَا=Ey! الصِّدِّيقُ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık» ▼ أَ=misin? أَفْتِنَا=bize hükmünü«fetvã» bildir ▼ فِي=hakkında سَبْعِ=yedi بَقَرَاتٍ=ineğin سِمَانٍ=semiz يَأْكُلُهُنَّ=yiyen سَبْعٌ=yedisini عِجَافٌ=zayıf olan ▼ وَ=ve سَبْعِ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başağın خُضْرٍ=yeşil ▼ وَ=ve de أُخَرَ=diğer يَابِسَاتٍ=kuru olanların ▼ لَعَلِّي=belki ben أَرْجِعُ=geri dönerim إِلَى النَّاسِ=o insanlara ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْلَمُونَ=biliyor olurlar
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَ=dedi ki تَزْرَعُونَ=ekim yapacaksınız سَبْعَ=yedi سِنِينَ=yıl دَأَبًا=adetiniz üzere ▼ فَ=sonra da مَا=olduğunuzu حَصَدْتُمْ=biçmiş فَ=bunun üzerine ذَرُوهُ=bırakın فِي سُنْبُلِهِ=başağında ▼ إِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تَأْكُلُونَ=yiyeceğiniz
 ‎﴾ 48 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun سَبْعٌ=yedisi شِدَادٌ=zorlu ▼ يَأْكُلْنَ=yiyip bitirecek مَا=olduklarınızı قَدَّمْتُمْ=biriktirmiş لَهُنَّ=kendilerini ▼ إِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تُحْصِنُونَ=sakladığınız
 ‎﴾ 49 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun عَامٌ=bir yıl ▼ فِيهِ=‑vardır‑ onda يُغَاثُ=bol yağmur النَّاسُ=insanlara ▼ وَ=ve فِيهِ=o sırada يَعْصِرُونَ=meyve sıkılır,hayvan sağılır 
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=o Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِۗ=onu ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا جَاءَهُ=gelince ona الرَّسُولُ=o elçi«rasûl»قَالَ=dedi ki ارْجِعْ=geri dön إِلَىٰ رَبِّكَ=efendi ve sahibine«rabb» ▼ فَ=sonra اسْأَلْهُ=sor ona مَا=neymiş? بَالُ=maksadı النِّسْوَةِ=o kadınların ▼ اللَّاتِي=olan قَطَّعْنَ=kesmiş أَيْدِيَهُنَّۚ=ellerini«dişil» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»بِكَيْدِهِنَّ=hazırladıkları düzeni«keyd»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَا=neydi? خَطْبُكُنَّ=meseleniz«hatb» ▼ إِذْ=zaman رَاوَدْتُنَّ=yararlanmak istediğiniz يُوسُفَ=Yûsuf′un عَنْ نَفْسِهِۚ=nefsinden ▼ قُلْنَ=dediler ki حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah için ▼ مَا عَلِمْنَا=biz bilmiyoruz عَلَيْهِ=onda مِنْ=herhangi سُوءٍۚ=bir fenalık«sú» ▼ قَالَتِ=dedi ki امْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz» ▼ الْآنَ=şu anda حَصْحَصَ=ortaya çıktı الْحَقُّ=o gerçek«hakk» ▼ أَنَا=ben رَاوَدْتُهُ=yararlanmak istemiştim عَنْ نَفْسِهِ=onun nefsinden ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَمِنَ الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlardandı«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu لِيَعْلَمَ=bilmesi içindir ▼ أَنِّي=olduğumu ki لَمْ أَخُنْهُ=hainlik etmedim kendisine بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”ortada yokken”«ğayb» ▼ وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın لَا يَهْدِي=yolunu göstermeyecek«hüdã»كَيْدَ=hazırladıkları düzenin«keyd»الْخَائِنِينَ=hainlerin
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve مَا أُبَرِّئُ=ben temize çıkarmam نَفْسِيۚ=nefsimi ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki النَّفْسَ=nefis لَأَمَّارَةٌ=muhakkak emredicidir بِالسُّوءِ=fenalığı«sú» ▼ إِلَّا=dışında مَا=olduğu رَحِمَ=merhamet«rahmet»etmiş رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِ=onu ▼ أَسْتَخْلِصْهُ=halis kılayım«hãlis_muhlis» onu لِنَفْسِيۖ=kendime ▼ فَ=sonra da لَمَّا كَلَّمَهُ=konuşunca onunla ▼ قَالَ=dedi إِنَّكَ=ki sen الْيَوْمَ=bugün لَدَيْنَا=yanımızda مَكِينٌ=”yüksek mertebede”sin أَمِينٌ=güvenilensin
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اجْعَلْنِي=tayin et beni عَلَىٰ=üstüne خَزَائِنِ=hazineleri الْأَرْضِۖ=o toprakların ▼ إِنِّي=(dedi)ki ben حَفِيظٌ=muhafaza edenim«hafîz»عَلِيمٌ=bilenim«alîm»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=Biz imkanlar verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ يَتَبَوَّأُ=yerleşirdi مِنْهَا=orada حَيْثُ=yerde يَشَاءُۚ=dilediği ▼ نُصِيبُ=Biz ulaştırırız بِرَحْمَتِنَا=merhametimizi«rahmet»مَنْ=kimseye نَشَاءُۖ=dilediğimiz ▼ وَ=ve لَا نُضِيعُ=heba etmeyiz أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve لَأَجْرُ=kesinlikle bedeli«ecr»الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve كَانُواَ=olmuş يَتَّقُونَ=kendini sakındırır«takvã»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler إِخْوَةُ=kardeşleri يُوسُفَ=Yûsuf′un ▼ فَ=sonra da دَخَلُوا=girdiler عَلَيْهِ=onun yanına ▼ فَ=bunun üzerine عَرَفَهُمْ=o tanıdı onları ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=tanımıyor
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyle ▼ قَالَ=dedi ki ائْتُونِي=getirin bana بِأَخٍ=kardeşinizi لَكُمْ=sizin مِنْ أَبِيكُمْۚ=babanızdan olan ▼ أَلَا=şunu iyi bilin تَرَوْنَ=görüyorsunuz أَنِّي=olduğumu أُوفِي=tam yapıyor الْكَيْلَ=ölçüyü ▼ وَ=ve أَنَا=ben خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"siyim«hayr»الْمُنْزِلِينَ=konaklatanların«münzil»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَأْتُونِي=getirmezseniz bana بِهِ=onu ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur كَيْلَ=ölçecek bir şey لَكُمْ=size عِنْدِي=benim katımda وَلَا=ne de تَقْرَبُونِ=yaklaşmanız bana
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سَنُرَاوِدُ=istemeğe çalışacağız عَنْهُ=onu أَبَاهُ=babasından ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَفَاعِلُونَ=mutlaka yapacağız
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِفِتْيَانِهِ=erkek çalışanlarına«fetã» ▼ اجْعَلُوا=koyun بِضَاعَتَهُمْ=onların sermayelerini فِي=içine رِحَالِهِمْ=yüklerinin ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْرِفُونَهَا=farkına varırlar onun ▼ إِذَا=zaman انْقَلَبُوا=döndükleri إِلَىٰ أَهْلِهِمْ=ailelerine«ehl» ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=geri dönerler
 ‎﴾ 63 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا رَجَعُوا=onlar dönünce إِلَىٰ أَبِيهِمْ=babalarına قَالُوا=dediler ki ▼ يَا=Ey! أَبَانَا=babamız مُنِعَ=men edildi مِنَّا=bizden الْكَيْلُ=ölçek(le alışveriş) ▼ فَ=o halde أَرْسِلْ=gönder ki مَعَنَا=bizimle beraber أَخَانَا=kardeşimizi نَكْتَلْ=ölçeklenelim ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=mutlaka muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? آمَنُكُمْ=inanıp güveneyim«îmãn»size عَلَيْهِ=onun hakkında إِلَّا=olması dışında كَمَا=gibi أَمِنْتُكُمْ=inanıp güvenmem«îmãn»size عَلَىٰ أَخِيهِ=kardeşi için مِنْ قَبْلُۖ=daha önce ▼ فَ=şu halde اللَّهُ=Allah′tır خَيْرٌ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»حَافِظًاۖ=muhafaza edeceklerin ▼ وَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَتَحُوا=onlar açınca مَتَاعَهُمْ=mallarını ▼ وَجَدُوا=buldular بِضَاعَتَهُمْ=sermayelerini رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْهِمْۖ=kendilerine ▼ قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız مَا=neyin?(veya"değiliz") نَبْغِيۖ=arayışına gireceğiz(veya"fesat düşünüyor") ▼ هَٰذِهِ=şu kendisi بِضَاعَتُنَا=sermayemizin رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْنَاۖ=bize ▼ وَ=ve نَمِيرُ=yiyecek getiririz أَهْلَنَا=ailemize«ehl» ▼ وَ=ve نَحْفَظُ=muhafaza ederiz أَخَانَا=kardeşimizi وَ=ve de نَزْدَادُ=fazla alırız كَيْلَ=yükü بَعِيرٍۖ=bir deve ▼ ذَٰلِكَ=işte bu كَيْلٌ=bir ölçüdür يَسِيرٌ=az
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَنْ أُرْسِلَهُ=asla göndermem onu مَعَكُمْ=sizinle beraber ▼ حَتَّىٰ=kadar تُؤْتُونِ=siz bana verinceye مَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adına ▼ لَتَأْتُنَّنِي=mutlaka bana getireceğinize بِهِ=onu إِلَّا=hariç أَنْ يُحَاطَ=kuşatılıp engellenmesi بِكُمْۖ=sizlerin ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا آتَوْهُ=onlar verince ona مَوْثِقَهُمْ=taahhütlerini«mîsak» ▼ قَالَ=dedi ki اللَّهُ=Allah عَلَىٰ=üzerine مَا=olduğumuz نَقُولُ=söylüyor وَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım ▼ لَا تَدْخُلُوا=girmeyin مِنْ بَابٍ=kapıdan وَاحِدٍ=tek bir وَ=ve ادْخُلُوا=girin مِنْ أَبْوَابٍ=kapılardan مُتَفَرِّقَةٍۖ=farklı farklı ▼ وَ=oysaki مَا أُغْنِي=savmam عَنْكُمْ=sizden مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ=herhangi شَيْءٍۖ=bir şeyi ▼ إِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=olması dışında لِلَّهِۖ=Allah′a ait ▼ عَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُۖ=ben sırtımı güvenle dayadım«tevekkül» ▼ وَ=ve عَلَيْهِ=O′na فَ=şu halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُتَوَكِّلُونَ=sırtlarını güvenle dayayacaklar«tevekkül»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girdiklerinde مِنْ حَيْثُ=yerden أَمَرَهُمْ=istediğini söyledi«emr» onlara أَبُوهُمْ=babalarının ▼ مَا كَانُوا=o değildi يُغْنِي=savacak عَنْهُمْ=onlardan مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ شَيْءٍ=bir şeyi ▼ إِلَّا=başkası değildi حَاجَةً=bir ihtiyacın فِي نَفْسِ=nefsindeki يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un قَضَاهَاۚ=tamamlanmasından kendisinin ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَذُو=kesinlikle sahibi idi عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»لِمَا=ötürü عَلَّمْنَاهُ=öğrettiğimizden ona ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girince عَلَىٰ=yanına يُوسُفَ=Yûsuf′un ▼ آوَىٰ=aldı إِلَيْهِ=kendi yanına أَخَاهُۖ=kardeşini ▼ قَالَ=dedi إِنِّي=ki أَنَا=ben أَخُوكَ=senin kardeşinim ▼ فَ=şu halde لَا تَبْتَئِسْ=daralma«be′s»بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyle ▼ جَعَلَ=koydu السِّقَايَةَ=su(veya"ölçek") kabını فِي=içine رَحْلِ=yükünün أَخِيهِ=kardeşinin ▼ ثُمَّ=sonrasında أَذَّنَ=seslendi مُؤَذِّنٌ=bir duyurucu ▼ أَيَّتُهَا=Ey! الْعِيرُ=kervan إِنَّكُمْ=ki siz لَسَارِقُونَ=kesinlikle hırsızsınız
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki وَ=halde أَقْبَلُوا=yönelir عَلَيْهِمْ=onlara ▼ مَاذَا=ne? تَفْقِدُونَ=kaybettiniz 
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَفْقِدُ=kaybettik صُوَاعَ=su(veya"ölçü") tasını الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik» ▼ وَ=ve لِمَنْ=‑vardır‑ kimse için جَاءَ=getiren بِهِ=onu ▼ حِمْلُ=yükü بَعِيرٍ=bir deve ▼ وَ=ve أَنَا=ben بِهِ=ondan زَعِيمٌ=sorumluyum
 ‎﴾ 73 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun ▼ لَقَدْ=kesinlikle عَلِمْتُمْ=siz bildiniz ki مَا جِئْنَا=biz gelmedik لِنُفْسِدَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapalım diye فِي الْأَرْضِ=bu topraklarda ▼ وَ=ve مَاكُنَّا=olmadık hiç سَارِقِينَ=hırsızlar
 ‎﴾ 74 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki فَ=o halde مَا=nedir? جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz كَاذِبِينَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã» ▼ مَنْ=kimin وُجِدَ=bulunursa فِي رَحْلِهِ=yükünde ▼ فَ=o zaman هُوَ=kendisi جَزَاؤُهُۚ=onun karşılığıdır«cezã» ▼ كَذَٰلِكَ=işte bu şekilde نَجْزِي=biz karşılığını«cezã»veririz الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlere
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=sonra da بَدَأَ=ilk olarak başladı«bedee»بِأَوْعِيَتِهِمْ=onların yükleriyle ▼ قَبْلَ=önce وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِ=kardeşinin ▼ ثُمَّ=sonra da اسْتَخْرَجَهَا=ortaya çıkardı«ihrãc»onu مِنْ وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِۚ=kardeşinin ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle كِدْنَا=bir düzen«keyd»hazırladık لِيُوسُفَۖ=Yûsuf için ▼ مَا كَانُوا=değildi لِيَأْخُذَ=alacak أَخَاهُ=kardeşini فِي دِينِ=yargılaması′na«dîn»göre الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik» ▼ إِلَّا=hariç أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ نَرْفَعُ=Biz yükseltiriz دَرَجَاتٍ=derecelerle مَنْ=kimseyi نَشَاءُۗ=dilediğimiz ▼ وَ=ve فَوْقَ=‑vardır‑ üstünde كُلِّ=her ذِي=sahibinin عِلْمٍ=bilgi«ilm» ▼ عَلِيمٌ=bir bilen«alîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki إِنْ=eğer يَسْرِقْ=çaldıysa ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki سَرَقَ=çalmıştı أَخٌ=kardeşi لَهُ=onun مِنْ قَبْلُۚ=bundan önce ▼ فَ=bunun üzerine أَسَرَّهَا=sakladı«sirra»onu يُوسُفُ=Yûsuf فِي نَفْسِهِ=kendi içinde ▼ وَ=ve لَمْ يُبْدِهَا=açığa vurmadı onu لَهُمْۚ=onlara ▼ قَالَ=dedi ki أَنْتُمْ=sizsiniz شَرٌّ=zararlı ve kötü«şerr»مَكَانًاۖ=konum«mekãn»olarak ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyor بِمَا=olduklarınızı تَصِفُونَ=sizin anlatıyor
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz» ▼ إِنَّ=ki لَهُ=‑vardır‑ onun أَبًا=bir babası شَيْخًا=ihtiyar كَبِيرًا=büyük ▼ فَ=şu halde خُذْ=al أَحَدَنَا=birimizi مَكَانَهُۖ=onun yerine ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَعَاذَ=sığınırız اللَّهِ=Allah′a أَنْ نَأْخُذَ=almaktan ▼ إِلَّا=başkasını مَنْ=kimseden وَجَدْنَا=bulduğumuz مَتَاعَنَا=malımızı عِنْدَهُ=yanında ▼ إِنَّا=(dedi)ki oluruz إِذًا=o vakit لَظَالِمُونَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler
 ‎﴾ 80 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا اسْتَيْأَسُوا=umudu kesince مِنْهُ=ondan ▼ خَلَصُوا=ayrılıp kenara çekildiler نَجِيًّاۖ=gizlice konuşmak için ▼ قَالَ=dedi ki كَبِيرُهُمْ=büyükleri ▼ أَ=musunuz? لَمْ تَعْلَمُوا=bilmiyor ▼ أَنَّ=olduğunu أَبَاكُمْ=babanızın قَدْ=bu arada أَخَذَ=almış عَلَيْكُمْ=sizden ▼ مَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adına ▼ وَ=ve de مِنْ قَبْلُ=daha önce مَا=olduğunuzu فَرَّطْتُمْ=işlemiş فِي=hakkında يُوسُفَۖ=Yûsuf ▼ فَ=o halde لَنْ أَبْرَحَ=asla ayrılmayacağım الْأَرْضَ=bu topraklardan ▼ حَتَّىٰ=kadar يَأْذَنَ=izin verinceye لِي=bana أَبِي=babam ▼ أَوْ=yahut يَحْكُمَ=hükmedinceye اللَّهُ=Allah لِيۖ=benim için ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الْحَاكِمِينَ=hükmeden
 ‎﴾ 81 ﴿‎   اِرْجِعُوا=dönün إِلَىٰ أَبِيكُمْ=babanıza ▼ فَ=sonra da قُولُوا=deyin يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ إِنَّ=ki ابْنَكَ=oğlun سَرَقَ=hırsızlık etti ▼ وَ=ve مَاشَهِدْنَا=biz tanıklık«şãhid» etmedik إِلَّا=dışındakine بِمَا=şeyin عَلِمْنَا=bildiğimiz ▼ وَ=ve مَا كُنَّا=olacak değildik لِلْغَيْبِ=görülemeyene«ğayb»karşı حَافِظِينَ=muhafaza edici
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve اسْأَلِ=sor الْقَرْيَةَ=yerleşime«karye»الَّتِي=olduğumuz كُنَّا=bizim bulunmuş فِيهَا=içerisinde ▼ وَ=ve الْعِيرَ=kervana الَّتِي=olduğumuz أَقْبَلْنَا=bizim gelmiş فِيهَاۖ=içerisinde ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biziz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etmiş لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr» ▼ فَ=şu halde صَبْرٌ=yılmadan dayanmadır«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olan ▼ عَسَى=belki de اللَّهُ=Allah أَنْ يَأْتِيَنِي=getirir bana بِهِمْ=onları جَمِيعًاۚ=hep birlikte ▼ إِنَّهُ=ki هُوَ=O الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»عَنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ah! أَسَفَىٰ=tasam عَلَىٰ=hakkındaki يُوسُفَ=Yûsuf ▼ وَ=ve ابْيَضَّتْ=ak düştü عَيْنَاهُ=onun gözlerine مِنَ الْحُزْنِ=o üzüntüden ▼ فَ=bu halde هُوَ=o كَظِيمٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışıyordu«kezîm»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun تَفْتَأُ=sen duruyorsun تَذْكُرُ=bahsedip«zikr»يُوسُفَ=Yûsuf′tan ▼ حَتَّىٰ=sonunda تَكُونَ=olacaksın حَرَضًا=hasta ▼ أَوْ=yahut تَكُونَ=olacaksın مِنَ الْهَالِكِينَ=helak olanlardan
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَشْكُوا=arz ederim بَثِّي=halimi وَ=ve حُزْنِي=üzüntümü إِلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ اللَّهِ=Allah tarafından مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 87 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım اذْهَبُوا=gidin فَ=sonra da تَحَسَّسُوا=bilgi toplayın ▼ مِنْ=hakkında يُوسُفَ=Yûsuf وَ=ve أَخِيهِ=kardeşi ▼ وَ=ve لَا تَيْأَسُوا=umut kesmeyin مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يَيْأَسُ=umut kesmez مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِلَّا=başkası الْقَوْمُ=toplumdan«kavm»الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar girince عَلَيْهِ=onun yanına ▼ قَالُوا=dediler ki يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz» ▼ مَسَّنَا=dokundu bize وَ=ve أَهْلَنَا=ailemize«ehl»الضُّرُّ=bir sıkıntı durumu«darrã» ▼ وَ=ve جِئْنَا=geldik بِبِضَاعَةٍ=bir sermaye ile مُزْجَاةٍ=değersiz ▼ فَ=fakat أَوْفِ=tam ver لَنَا=bize الْكَيْلَ=ölçüyü ▼ وَ=ve تَصَدَّقْ=bağışlayıp bırak«sadaka»عَلَيْنَاۖ=bize ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَجْزِي=karşılığını«cezã»verir الْمُتَصَدِّقِينَ=bağışlayıp bırakanlara«sadaka»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? عَلِمْتُمْ=bildiniz مَا=olduklarınızı فَعَلْتُمْ=yapmış ▼ بِيُوسُفَ=Yûsuf′a وَ=ve أَخِيهِ=kardeşine ▼ إِذْ=iken أَنْتُمْ=sizler جَاهِلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlar«cãhil»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   قَالُوا=dediler أَ=musun? إِنَّكَ=ki لَأَنْتَ=kesinlikle sen يُوسُفُۖ=Yûsuf ▼ قَالَ=dedi ki أَنَا=benim يُوسُفُ=Yûsuf ▼ وَ=ve هَٰذَا=bu أَخِيۖ=kardeşimdir ▼ قَدْ=emin olun ki مَنَّ=lütfetti اللَّهُ=Allah عَلَيْنَاۖ=bize ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»وَ=ve يَصْبِرْ=yılmadan dayanırsa«sabr_sãbir» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُضِيعُ=heba etmez أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ▼ تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun لَقَدْ=kesinlikle آثَرَكَ=üstün kıldı seni اللَّهُ=Allah عَلَيْنَا=bizden ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=olduk لَخَاطِئِينَ=kesinlikle hatalılar«hatá»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا تَثْرِيبَ=kınama yok عَلَيْكُمُ=size الْيَوْمَۖ=bugün ▼ يَغْفِرُ=günahlarınızı örter«mağfiret»اللَّهُ=Allah لَكُمْۖ=sizin ▼ وَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   اِذْهَبُوا=götürün بِقَمِيصِي=benim gömleğimi هَٰذَا=şu ▼ فَ=sonra da أَلْقُوهُ=koyun onu عَلَىٰ وَجْهِ=yüzüne أَبِي=babamın ▼ يَأْتِ=gelecektir o بَصِيرًا=bir gören«basîr»olarak ▼ وَ=ve أْتُونِي=gelin bana بِأَهْلِكُمْ=aileniz«ehl»ile أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَصَلَتِ=ayrılınca الْعِيرُ=o kervan ▼ قَالَ=dedi أَبُوهُمْ=babaları ▼ إِنِّي=ki ben لَأَجِدُ=kesinlikle alıyorum رِيحَ=kokusunu يُوسُفَۖ=Yûsuf′un ▼ لَوْ=eğer لَا أَنْ تُفَنِّدُونِ=bunak demezseniz bana
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَا=yemin olsun للَّهِ=Allah′a ▼ إِنَّكَ=ki sen لَفِي=kesinlikle içindesin ضَلَالِكَ=yolunu saşırmışlığın«dalãl»الْقَدِيمِ=o geçmişteki
 ‎﴾ 96 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا أَنْ جَاءَ=gelince الْبَشِيرُ=o müjdeci ▼ أَلْقَاهُ=koydu onu عَلَىٰ=üzerine وَجْهِهِ=onun yüzünün ▼ فَ=bunun üzerine ارْتَدَّ=o döndü بَصِيرًاۖ=bir görene ▼ قَالَ=dedi ki أَ=mi? لَمْ أَقُلْ=demedim لَكُمْ=size ▼ إِنِّي=ki ben أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ=dolayı اللَّهِ=Allah′tan مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ اسْتَغْفِرْ=günahının örtülmesini dile«istiğfar»لَنَا=bizim için ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb» ▼ إِنَّا=(dediler)ki biz كُنَّا=idik خَاطِئِينَ=hata yapmışlar«hatá»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَوْفَ=ileride أَسْتَغْفِرُ=günahlarınızın örtülmesini dileyeceğim«istiğfar»لَكُمْ=sizin için رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imden«rabb» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”dir«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar varınca عَلَىٰ يُوسُفَ=Yûsuf′un yanına ▼ آوَىٰ=çekip kucakladı إِلَيْهِ=kendine أَبَوَيْهِ=ana‑babasını ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki ادْخُلُوا=girin مِصْرَ=Mısır′a ▼ إِنْ=eğer شَاءَ=isterse اللَّهُ=Allah ▼ آمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve رَفَعَ=çıkardı أَبَوَيْهِ=ana‑babasını عَلَى=üstüne الْعَرْشِ=o tahtın«arş» ▼ وَ=ve خَرُّوا=çöktüler لَهُ=ona(veya”onun için”) سُجَّدًاۖ=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım ▼ هَٰذَا=işte bu تَأْوِيلُ=”vardığı sonuç”tur«te′vîl»رُؤْيَايَ=rüyamın مِنْ قَبْلُ=önceki ▼ قَدْ=emin olun ki جَعَلَهَا=yaptı onu رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»حَقًّاۖ=gerçek«hakk» ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki أَحْسَنَ=O güzellikle davranmıştı«ihsãn_muhsin»بِي=bana ▼ إِذْ=zaman أَخْرَجَنِي=beni dışarı çıkardığı«ihrãc»مِنَ السِّجْنِ=o zindandan ▼ وَ=ve de جَاءَ=getirdi بِكُمْ=sizi مِنَ الْبَدْوِ=o çölden ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra أَنْ نَزَغَ=kışkırtma soktuktan الشَّيْطَانُ=o şeytan ▼ بَيْنِي=benim arama وَ=ile بَيْنَ إِخْوَتِيۚ=kardeşlerim ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»لِمَا=oldukları için يَشَاءُۚ=istiyor ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»قَدْ=kesinlikle آتَيْتَنِي=verdin bana مِنَ الْمُلْكِ=bir hükümranlığı«mülk» ▼ وَ=ve عَلَّمْتَنِي=öğrettin bana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerin ▼ فَاطِرَ=meydana getiren(sin)«fãtır_fıtrat»السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünü ▼ أَنْتَ=Sen′sin وَلِيِّي=benim "destek çıkan yakın"ım«velî_evliyã» ▼ فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِۖ=Ahiret′te ▼ تَوَفَنِي=öldür beni مُسْلِمًا=bir teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» olarak ▼ وَ=ve أَلْحِقْنِي=kat beni بِالصَّالِحِينَ=düzgün kimselere«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb» ▼ نُوحِيهِ=mesajla iletiyoruz«vahy» onu إِلَيْكَۖ=sana ▼ وَ=ve مَا كُنْتَ=sen değildin لَدَيْهِمْ=onların yanında ▼ إِذْ=zaman أَجْمَعُوا=belirledikleri أَمْرَهُمْ=yapılmasını istedikleri(veya"yapmaları istenen") şeyi«emr» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَمْكُرُونَ=plan kuruyor«mekr»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir أَكْثَرُ=çoğu النَّاسِ=insanların ▼ وَلَوْ=bile حَرَصْتَ=çok istesen ▼ بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecek«mü′min»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve مَا تَسْأَلُهُمْ=sen istemiyorsun onlardan عَلَيْهِ=ona karşılık مِنْ=herhangi أَجْرٍۚ=bir bedel«ecr» ▼ إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nice مِنْ آيَةٍ=açık işaretler«ãyet»فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ يَمُرُّونَ=uğrarlar عَلَيْهَا=yanlarına ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri عَنْهَا=onlara مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   وَ=ve مَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmezler«îmãn»أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu بِاللَّهِ=Allah′a ▼ إِلَّا=olmaları dışında وَ=halde هُمْ=kendileri مُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde أَمِنُوا=güvendeler أَنْ تَأْتِيَهُمْ=gelmesinden kendilerine ▼ غَاشِيَةٌ=bir kuşatmanın مِنْ عَذَابِ=cezalandırmasından«azãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أَوْ=veya تَأْتِيَهُمُ=gelmesinden kendilerine السَّاعَةُ=o Saatin«saat»بَغْتَةً=ansızın ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قُلْ=de ki هَٰذِهِ=şunun kendisidir سَبِيلِي=benim yolum«sebîl» ▼ أَدْعُوا=çağırırım«duã»إِلَى اللَّهِۚ=Allah′a عَلَى=‑temeli‑üzerinde بَصِيرَةٍ=bir gerçeği görüş ▼ أَنَا=ben وَ=ve مَنِ=kimseler olarak اتَّبَعَنِيۖ=katılan«ittebã»bana ▼ وَ=ve سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden önce إِلَّا=başka رِجَالًا=adamlardan ▼ نُوحِي=mesajla ilettiğimiz«vahy»إِلَيْهِمْ=kendilerine مِنْ أَهْلِ=ahalisinden«ehl»الْقُرَىٰۗ=o yerleşimlerin«karye» ▼ أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=öyleyse يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna ▼ عَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۗ=kendilerinden önceki ▼ وَ=ve لَدَارُ=kesinlikle yurdu الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için اتَّقَوْاۗ=kendini sakındırmış«takvã» ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman اسْتَيْأَسَ=umutlarını kestikleri الرُّسُلُ=o Elçilerin«rasûl» ▼ وَ=ve ظَنُّوا=kanaat getirdikleri«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına قَدْ=kesinlikle كُذِبُوا=yalanlanmış«tekzîb» ▼ جَاءَهُمْ=geldi onlara نَصْرُنَا=yardımımız ▼ فَ=sonra da نُجِّيَ=kurtarıldı مَنْ=kimse نَشَاءُۖ=dilediğimiz ▼ وَ=ve لَا يُرَدُّ=geri çevrilmez بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s»عَنِ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur فِي قَصَصِهِمْ=onların hikayelerinde«kasas»عِبْرَةٌ=bir ibret ▼ لِأُولِي=sahipleri için الْأَلْبَابِۗ=saplantısız akıl«elbãb» ▼ مَا كَانَ=o değildir حَدِيثًا=bir söz يُفْتَرَىٰ=uydurulacak«ifterã» ▼ وَلَٰكِنْ=ancak تَصْدِيقَ=tasdik edicidir«tasdîk_musaddik»الَّذِي=olanı بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında» ▼ وَ=ve تَفْصِيلَ=ayrı ayrı açıklamasıdır كُلِّ شَيْءٍ=her şeyin ▼ وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
Âyet Metni : (Yûsuf.13) (12. Cüz | 236. Sayfa)
Okunuşu :
13. ḳâle innî leyaḥzününî en teẕhebû bihî veeḫâfü ey ye'külehü-ẕẕi'bü veentüm `anhü gâfilûn.
(Yûsuf.13) Grameri
قَالَ : He said ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ق و لإِنِّى : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنِّى : I ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]لَيَحْزُنُنِىٓ : surely ::: [Kesinlik Takısı]لَيَحْزُنُنِىٓ : it saddens ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ح ز نلَيَحْزُنُنِىٓ : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]أَنْ : that ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]تَذْهَبُوا : should take ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: ذ ه بتَذْهَبُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]بِهِ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِهِ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَأَخَافُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَخَافُ : I fear ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Ben] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: خ و فأَنْ : that ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]يَأْكُلَهُ : would eat ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: أ ك ليَأْكُلَهُ : him ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:O/eril]الذِّئْبُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الذِّئْبُ : wolf ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ذ أ بوَأَنْتُمْ : while ::: [Edat/Durum (harf‑i hâl)]وَأَنْتُمْ : you (you all) ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:Siz/eril]عَنْهُ : of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَنْهُ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]غَافِلُونَ : (are) unaware ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: غ ف ل
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu