Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
14. (14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada urûc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.
B.Bayraklı
14-15. Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı; “şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk” derlerdi.
A.Bayındır
14. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkıyor olsalar,[*][*] En’am 6/35-37.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
14-15. Hatta o inkârcılara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar yine: “Gözlerimiz hayal görüyor, herhalde birileri (bize) sihir yaptı” derler.
S.Ateş
14. Onlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı:
İngilizce Kelime Meali
وَلَوْ=And (even) if فَتَحْنَا=We opened عَلَيْهِم=to them بَابًا=a gate مِّنَ=from السَّمَآءِ=the heaven, فَظَلُّوا=and they were to continue فِيهِ=therein يَعْرُجُونَ=(to) ascend,
(15) Hicr Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»وَ=ve قُرْآنٍ=bir Ayet Topluluğudur«kur′ãn»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   رُبَمَا=çoğu kez يَوَدُّ=temenni ederler الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوْ=keşke كَانُوا=olsalar مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   ذَرْهُمْ=bırak onları يَأْكُلُوا=yesinler وَ=ve يَتَمَتَّعُوا=eğlensinlerوَ=ve يُلْهِهِمُ=oyalasın onları الْأَمَلُۖ=o arzuفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve مَا أَهْلَكْنَا=Biz yok etmedik مِنْ=herhangi قَرْيَةٍ=bir yerleşimi«karye»إِلَّا=olmadan وَ=halde لَهَا=‑var‑kendisinin كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metini«kitãb»مَعْلُومٌ=bilinen
 ‎﴾ 5 ﴿‎   مَا تَسْبِقُ=geçmez مِنْ=herhangi أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»أَجَلَهَا=vadesiniوَ=ve مَا=ne de يَسْتَأْخِرُونَ=geciktirir
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِي=olan نُزِّلَ=indirilmiş عَلَيْهِ=kendisine الذِّكْرُ=o «ilâhî» Tembih«zikr»إِنَّكَ=ki sen لَمَجْنُونٌ=kesinlikle cin etkisindesin(veya ”deli”)
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَوْمَا تَأْتِينَا=getirsene bize بِالْمَلَائِكَةِ=melekleriإِنْ=madem كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   مَا نُنَزِّلُ=Biz indirmeyiz الْمَلَائِكَةَ=melekleri إِلَّا=olmadan بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»uyumluوَ=ve de مَا كَانُوا=olmaz إِذًا=o zaman مُنْظَرِينَ=mühletleri
 ‎﴾ 9 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz نَحْنُ=Kendimiz نَزَّلْنَا=indirdik الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»وَ=ve de إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَهُ=onun لَحَافِظُونَ=kesinlikle muhafaza edeniyiz
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Elçiler«rasûl»gönderdik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenفِي شِيَعِ=camialara«şiyá»الْأَوَّلِينَ=geçmiş
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve مَا يَأْتِيهِمْ=gelmedi onlara مِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçi«rasûl»إِلَّا=olmadıkları كَانُوا=olmuş بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 12 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle نَسْلُكُهُ=girdiririz onu فِي قُلُوبِ=kalplerine الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»بِهِۖ=onaوَ=halde قَدْ=kesinlikle خَلَتْ=geçtiği سُنَّةُ=uygulanan usuller«sünnet»الْأَوَّلِينَ=öncekilere
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَلَوْ=bile فَتَحْنَا=açsaydık عَلَيْهِمْ=onlara بَابًا=bir kapı مِنَ السَّمَاءِ=göktenفَ=sonra da ظَلُّوا=koyulsalardı فِيهِ=oraya يَعْرُجُونَ=çıkmaya
 ‎﴾ 15 ﴿‎   لَقَالُوا=muhakkak derlerdi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece سُكِّرَتْ=sarhoş oldu أَبْصَارُنَا=gözlerimizبَلْ=Yok! نَحْنُ=biz قَوْمٌ=bir toplumuz«kavm»مَسْحُورُونَ=aldatmacaya(veya ”sihire”) kapılmış
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَعَلْنَا=Biz yaptık فِي السَّمَاءِ=gökte بُرُوجًا=yıldız kümeleriوَ=ve زَيَّنَّاهَا=hoşa giden hale getirdik«ziynet»orayı لِلنَّاظِرِينَ=bakanlar için
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve حَفِظْنَاهَا=muhafaza ettik orayı مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ=her şeytandan رَجِيمٍ=kovulmuş
 ‎﴾ 18 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir مَنِ=kimse اسْتَرَقَ=hırsızlığı etmiş السَّمْعَ=kulakفَ=bu durumda أَتْبَعَهُ=takibeder«ittebã»onu شِهَابٌ=bir alev مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=gelince الْأَرْضَ=yeryüzüneمَدَدْنَاهَا=yaydık orayıوَ=ve de أَلْقَيْنَا=attık فِيهَا=oraya رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)larوَ=ve أَنْبَتْنَا=bitirdik فِيهَا=orada مِنْ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyden مَوْزُونٍ=dengeli olarak
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=var ettik لَكُمْ=sizin için فِيهَا=orada مَعَايِشَ=geçimliklerوَ=ve مَنْ=kimseler için لَسْتُمْ=olmadığınız لَهُ=kendisine بِرَازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandırıcı«rızk»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=yoktur مِنْ شَيْءٍ=bir şey إِلَّا=olmayan عِنْدَنَا=Bizim katımızda خَزَائِنُهُ=hazineleriوَ=ve مَا نُنَزِّلُهُ=Biz indirmeyiz إِلَّا=olmadan بِقَدَرٍ=bir ölçü«kadîr_mikdãr»مَعْلُومٍ=bilinen
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve أَرْسَلْنَا=gönderdik الرِّيَاحَ=rüzgârları لَوَاقِحَ=aşılayıcı olarakفَ=sonra da أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=suفَ=böylece أَسْقَيْنَاكُمُوهُ=suladık sizi onunla وَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz لَهُ=onu بِخَازِنِينَ=depolayacak
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَنَحْنُ=kesinlikle Kendimiz نُحْيِي=hayat veririz وَ=ve نُمِيتُ=öldürürüzوَ=ve نَحْنُ=Biziz الْوَارِثُونَ=‑asıl‑varisler
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَلِمْنَا=biliriz الْمُسْتَقْدِمِينَ=önce geçenleri مِنْكُمْ=sizdenوَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَلِمْنَا=biliriz الْمُسْتَأْخِرِينَ=geri kalanları
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»هُوَ=kendisi يَحْشُرُهُمْۚ=toplayacaktır«haşr»onlarıإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki خَلَقْنَا=Biz yarattık الْإِنْسَانَ=insanı مِنْ صَلْصَالٍ=kupkuru çamurdanمِنْ=olan حَمَإٍ=kokuşmuş balçıktan مَسْنُونٍ=üstünde işlem yapılmış
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=gelince الْجَانَّ=Cinlereخَلَقْنَاهُ=yaratmıştık onu مِنْ قَبْلُ=daha önceمِنْ نَارِ=bir ateşten«nãr»السَّمُومِ=içe işleyen
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لِلْمَلَائِكَةِ=meleklereإِنِّي=ki Ben خَالِقٌ=yaratacağım بَشَرًا=bir insanمِنْ صَلْصَالٍ=kupkuru çamurdan مِنْ=olan حَمَإٍ=kokuşmuş balçıktan مَسْنُونٍ=üstünde işlem yapılmış
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman سَوَّيْتُهُ=onu iyice oturmuş bir hale getirdiğimوَ=ve de نَفَخْتُ=üflediğim فِيهِ=onun içine مِنْ رُوحِي=«Ruh»"İlâhi Destek"imden«rûh»فَ=bunun üzerine قَعُوا=çökün لَهُ=ona(veya”onun için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koymaya«secde»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=böylece سَجَدَ=yere yüz koydular«secde»الْمَلَائِكَةُ=meleklerin كُلُّهُمْ=hepsi أَجْمَعُونَ=topluca
 ‎﴾ 31 ﴿‎   إِلَّا=yalnız إِبْلِيسَ=İblis أَبَىٰ=kabul etmediأَنْ يَكُونَ=olmayı مَعَ=beraber السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlarla«secde»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَ=dedi kiيَا=Ey! إِبْلِيسُ=İblis مَا=neyin? لَكَ=‑var‑ senin أَلَّا تَكُونَ=ki olmadın مَعَ=beraber السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlarla«secde»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَمْ أَكُنْ لِأَسْجُدَ=yere yüz koymam«secde»لِبَشَرٍ=bir beşere(veya”beşer için”)خَلَقْتَهُ=yarattığın مِنْ صَلْصَالٍ=kupkuru çamurdanمِنْ=olan حَمَإٍ=kokuşmuş balçıktan مَسْنُونٍ=üstünde işlem yapılmış
 ‎﴾ 34 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=o halde اخْرُجْ=dışarı çık«ihrãc»مِنْهَا=oradanفَ=bu durumda إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen رَجِيمٌ=kovuldun
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki olacaktır عَلَيْكَ=senin üzerine اللَّعْنَةَ=o dışlanıp horlanmışlık«la′net»إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الدِّينِ=o Yargılama«dîn»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»فَ=şu halde أَنْظِرْنِي=beklet beniإِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=dirilecekleri«ba′s»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dediفَ=bunun üzerine إِنَّكَ=ki olacaksın مِنَ الْمُنْظَرِينَ=beklenenlerden
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْوَقْتِ=o vaktin الْمَعْلُومِ=bilinen
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»بِمَا=karşılık أَغْوَيْتَنِي=yoldan şaştırmanı«gayy»beniلَأُزَيِّنَنَّ=mutlaka hoşlarına gider hale getireceğim«ziynet»لَهُمْ=onlara فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekileriوَ=ve لَأُغْوِيَنَّهُمْ=kesinlikle yoldan şaştıracağım«gayy» onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir عِبَادَكَ=senin«kulluk»hizmet«abd»edenlerin مِنْهُمُ=aralarından الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰذَا=işte şu صِرَاطٌ=bir yoldur«sırãt»عَلَيَّ=bana yönelik مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِنَّ=(dedi)ki عِبَادِي=Benim «kulluk»hizmet«abd»edenleriminلَيْسَ=olmayacaktır لَكَ=sana ait عَلَيْهِمْ=kendileri üzerinde سُلْطَانٌ="dayanacak bir şey"«sultãn»إِلَّا=dışında مَنِ=kimseler اتَّبَعَكَ=sana katılacak«ittebã»مِنَ الْغَاوِينَ=yoldan şaşmışlardan«gayy»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki olacaktır جَهَنَّمَ=Cehennem′le لَمَوْعِدُهُمْ=kesinlikle buluşmaları«mev′id»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 44 ﴿‎   لَهَا=‑vardır‑oraya ait سَبْعَةُ=yedi أَبْوَابٍ=kapıلِكُلِّ بَابٍ=her kapıya مِنْهُمْ=onlardan جُزْءٌ=bir bölüm مَقْسُومٌ=ayrılmıştır
 ‎﴾ 45 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki olacaklardır الْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlar«takvã»فِي جَنَّاتٍ=Cennetlerde وَ=ve عُيُونٍ=pınar başlarında
 ‎﴾ 46 ﴿‎   اُدْخُلُوهَا=girin oraya بِسَلَامٍ=selametle«selãm»آمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve نَزَعْنَا=çekip alırız مَا=şeyleri فِي صُدُورِهِمْ=göğüslerindeki مِنْ=ilgili غِلٍّ=kinleإِخْوَانًا=kardeşler olarak عَلَىٰ=üzerinde سُرُرٍ=divanlar مُتَقَابِلِينَ=karşı karşıyadırlar
 ‎﴾ 48 ﴿‎   لَا يَمَسُّهُمْ=dokunmaz onlara فِيهَا=orada نَصَبٌ=bir yorgunlukوَ=ve مَا=değillerdir هُمْ=kendileri مِنْهَا=oradan بِمُخْرَجِينَ=dışarı çıkarılacak«ihrãc»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   نَبِّئْ=haber ver عِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimeأَنِّي=olduğumu أَنَا=benim الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=olduğunu kiعَذَابِي=benim cezamın«azãb»هُوَ=kendisi الْعَذَابُ=o cezadır«azãb»الْأَلِيمُ=üzüntü veren
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve نَبِّئْهُمْ=haber ver onlara عَنْ=hakkında ضَيْفِ=misafirleri إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in
 ‎﴾ 52 ﴿‎   إِذْ=bir vakit دَخَلُوا=girmişlerdi عَلَيْهِ=onun yanınaفَ=sonra da قَالُوا=demişlerdi ki سَلَامًا=Selam!«selãm»قَالَ=dedi إِنَّا=ki biz مِنْكُمْ=sizden وَجِلُونَ=korku içindeyiz
 ‎﴾ 53 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَا تَوْجَلْ=korkmaإِنَّا=ki biz نُبَشِّرُكَ=müjdeliyoruz sana بِغُلَامٍ=bir oğlan عَلِيمٍ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mi? بَشَّرْتُمُونِي=müjdelediniz beni عَلَىٰ=üzerine أَنْ مَسَّنِيَ=bana dokunması الْكِبَرُ=ihtiyarlıkفَ=şu halde بِمَ=neyi تُبَشِّرُونَ=müjdeliyorsunuz
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki بَشَّرْنَاكَ=müjdeledik sana بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»فَ=o halde لَا تَكُنْ=olma مِنَ الْقَانِطِينَ=umut kesenlerden
 ‎﴾ 56 ﴿‎   قَالَ=dedi ki وَ=ve مَنْ=kim يَقْنَطُ=umut keser مِنْ رَحْمَةِ=merhametinden«rahmet»رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»إِلَّا=başka الضَّالُّونَ=o yolunu saşırmışlardan«dalãl»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=şu halde مَا=nedir? خَطْبُكُمْ=meseleniz«hatb»أَيُّهَا=Ey! الْمُرْسَلُونَ=Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz أُرْسِلْنَا=gönderildik إِلَىٰ قَوْمٍ=bir topluma«kavm»مُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   إِلَّا=dışında آلَ=ailesi لُوطٍ=Lût′unإِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَمُنَجُّوهُمْ=muhakkak kurtaracağız onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 60 ﴿‎   إِلَّا=dışında امْرَأَتَهُ=karısıقَدَّرْنَاۙ=ölçtük biçtik«kadîr_mikdãr»إِنَّهَا=ki o لَمِنَ الْغَابِرِينَ=kesinlikle kalanlardandır
 ‎﴾ 61 ﴿‎   فَ=böylece لَمَّا جَاءَ=geldiklerinde آلَ=ailesine لُوطٍ=Lût′un الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   قَالَ=o dedi إِنَّكُمْ=ki siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»مُنْكَرُونَ=yadırganacak
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالُوا=onlar dediler ki بَلْ=Yok! جِئْنَاكَ=biz geldik sana بِمَا=şeyle كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisi hakkında يَمْتَرُونَ=şüphe etmekte
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve أَتَيْنَاكَ=geldik sana بِالْحَقِّ=o Gerçekle«hakk»وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyeniz«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَسْرِ=gece yolculuğuna çıkar بِأَهْلِكَ=aileni«ehl»بِقِطْعٍ=bir parçasında مِنَ اللَّيْلِ=bu geceninوَ=ve de اتَّبِعْ=takibet«ittebã»أَدْبَارَهُمْ=arkalarından«dubur»وَ=ve لَا يَلْتَفِتْ=ardına dönüp bakmasın مِنْكُمْ=aranızdan أَحَدٌ=biriوَ=ve امْضُوا=gidin حَيْثُ=yere تُؤْمَرُونَ=sizden istenen«emr»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve قَضَيْنَا=bildirdik إِلَيْهِ=ona ذَٰلِكَ=işte bu الْأَمْرَ=yapılması istenecek şeyi«emr»أَنَّ=olduğunu دَابِرَ=arkalarının«dubur»هَٰؤُلَاءِ=şunların مَقْطُوعٌ=kesilecek مُصْبِحِينَ=sabah erkenden
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler أَهْلُ=ahalisi«ehl»الْمَدِينَةِ=o şehrin يَسْتَبْشِرُونَ=müjdeleşerek
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّ=ki هَٰؤُلَاءِ=bunlar ضَيْفِي=benim misafirimdirفَ=şu halde لَا تَفْضَحُونِ=mahcup etmeyin beni
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik وَ=ve de لَا تُخْزُونِ=utanç«hızy»vermeyin bana
 ‎﴾ 70 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiأَ=miydik? وَ=peki لَمْ نَنْهَكَ=vazgeçmeni istememiş«nehy» senden عَنِ الْعَالَمِينَ=«alemlerden»tüm herkesten
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰؤُلَاءِ=işte bunlar بَنَاتِي=benim kızlarımإِنْ=illa كُنْتُمْ=olansanız فَاعِلِينَ=bir iş yapacak
 ‎﴾ 72 ﴿‎   لَ=andolsun عَمْرُكَ=senin ömrüneإِنَّهُمْ=ki onlar لَفِي=kesinlikle içinde سَكْرَتِهِمْ=sarhoşlukları يَعْمَهُونَ=bocalıyorlar
 ‎﴾ 73 ﴿‎   فَ=bu halde أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الصَّيْحَةُ=o kuvvetli ses مُشْرِقِينَ=gün doğarken
 ‎﴾ 74 ﴿‎   فَ=böylece جَعَلْنَا=getirdik عَالِيَهَا=oranın üstünü سَافِلَهَا=altınaوَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهِمْ=üzerlerine حِجَارَةً=taşlar مِنْ سِجِّيلٍ=çamurdan pişmiş
 ‎﴾ 75 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِلْمُتَوَسِّمِينَ=gözünden kaçmayanlara
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهَا=şu bir gerçek ki orası لَبِسَبِيلٍ=kesinlikle bir yol«sebîl»üzerinde مُقِيمٍ=durur haldedir
 ‎﴾ 77 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»için 
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كَانَ=idiler أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْأَيْكَةِ=Eyke′nin لَظَالِمِينَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»kimseler
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=sonra da انْتَقَمْنَا=«suçlarına» cezasını verdik«intikãm»مِنْهُمْ=onlarınوَ=ve إِنَّهُمَا=şu bir gerçek ki her ikisi لَبِإِمَامٍ=kesinlikle bir yoldadır مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki كَذَّبَ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْحِجْرِ=Hicir′in«sûrenin adıdır»الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve آتَيْنَاهُمْ=verdik onlara آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»فَ=fakat كَانُوا=idiler عَنْهَا=onlara مُعْرِضِينَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve كَانُوا=idiler يَنْحِتُونَ=yontuyor مِنَ الْجِبَالِ=dağlardan بُيُوتًا=evler آمِنِينَ=güvenli
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=sonra da أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الصَّيْحَةُ=o kuvvetli ses مُصْبِحِينَ=sabah erkenden
 ‎﴾ 84 ﴿‎   فَ=bu halde مَا أَغْنَىٰ=fayda etmemişti عَنْهُمْ=kendilerine مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve مَا خَلَقْنَا=Biz yaratmadık السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü وَ=ve مَا=olanları بَيْنَهُمَا=o ikisinin arasındaإِلَّا=olmadan بِالْحَقِّۗ=o Gerçek′le«hakk»uyumluوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki السَّاعَةَ=o Saat«saat»لَآتِيَةٌۖ=kesinlikle gelecektirفَ=bu halde اصْفَحِ=sen umursama«safha»الصَّفْحَ=bir umursamazlık«safha» ile الْجَمِيلَ=güzel
 ‎﴾ 86 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=kendisi الْخَلَّاقُ=“Sürekli Yaratan”dır«hallãk»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَاكَ=verdik sana سَبْعًا=yedisini مِنَ الْمَثَانِي=o ikişerlilerden وَ=ve الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»الْعَظِيمَ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   لَا تَمُدَّنَّ=dikme عَيْنَيْكَ=gözlerini إِلَىٰ مَا=olduklarımıza مَتَّعْنَا=yararlandırmış بِهِ=kendisiyleأَزْوَاجًا=bir sınıfa مِنْهُمْ=onlardanوَلَا=ne de تَحْزَنْ=üzül عَلَيْهِمْ=onlaraوَ=ve اخْفِضْ=indir جَنَاحَكَ=kanadını لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de إِنِّي=ki ben أَنَا=kendim النَّذِيرُ=bir uyarıcıyım الْمُبِينُ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   كَمَا=nitekim أَنْزَلْنَا=Biz indirdik عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ=o bölüp ayıranlara
 ‎﴾ 91 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir جَعَلُوا=yapmış الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»عِضِينَ=kısım kısım
 ‎﴾ 92 ﴿‎   فَ=bu halde وَ=yemin olsun رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»لَنَسْأَلَنَّهُمْ=kesinlikle Biz mutlaka soracağız onlara أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 93 ﴿‎   عَمَّا=şeyler hakkında كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=o zaman اصْدَعْ=ilan et بِمَا=şeyleri تُؤْمَرُ=yapılması istenmiş olduğun«emr»وَ=ve أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنِ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlere«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَفَيْنَاكَ=yeteriz sana الْمُسْتَهْزِئِينَ=alay edenlere karşı
 ‎﴾ 96 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَجْعَلُونَ=yapan مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la إِلَٰهًا=ilâh آخَرَۚ=başkaفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
 ‎﴾ 97 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki نَعْلَمُ=biliyoruzأَنَّكَ=olduğunu يَضِيقُ=daralıyor صَدْرُكَ=göğsünün بِمَا=dolayı يَقُولُونَ=onların söylediklerinden
 ‎﴾ 98 ﴿‎   فَ=bu halde سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»وَ=ve كُنْ=ol مِنَ السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlardan«secde»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve اعْبُدْ=«kulluk»hizmet«abd»et رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»حَتَّىٰ=kadar يَأْتِيَكَ=gelinceye sana الْيَقِينُ=o Kuşkusuz olan«yekîn_mûkin»
Âyet Metni : (Hicr.14) (14. Cüz | 262. Sayfa)
Okunuşu :
14. velev fetaḥnâ `aleyhim bâbem mine-ssemâi feżallû fîhi ya`rucûn.
(Hicr.14) Grameri
وَلَوْ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَوْ : If ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]فَتَحْنَا : opened ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] Kök: ف ت حفَتَحْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]عَلَيْهِمْ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَلَيْهِمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]بَابًا : a gate ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب و بمِنَ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]السَّمَآءِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّمَآءِ : heaven ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س م وفَظَلُّوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]فَظَلُّوا : were to continue ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ظ ل لفَظَلُّوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]فِيهِ : therein ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]فِيهِ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]يَعْرُجُونَ : (to) ascend ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ع ر جيَعْرُجُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu