Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Allahın emri geldi, sakın onu isti´cal etmeyin, o sübhan onların şirklerinden münezzeh, yüksek çok yüksek
B.Bayraklı
1. Allah’ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeyiniz! Allah, onların koştukları ortaklardan uzaktır, yücedir.
A.Bayındır
1. Allah’ın (cezalandırma) emri[1*] gelecektir; o yüzden hemen gelmesini istemeyin![2*] Allah, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.[1*] Şuara 26/204, Saffat 37/176, Mü’min 40/78.[2*] En’am 6/57-58, Yunus 10/50-51, Hac 22/47, Neml 27/72, Ankebut 29/53-54, Sâd 38/16.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Allah’ın (kıyamet ve azapla ilgili) emri mutlaka gelip çatacaktır. Artık onun gelmesini çabuklaştırmak istemeyin! Allah, müşriklerin koştuğu ortaklardan uzaktır, yücedir.* Bkz. 21/1, 54/1 * Ayetin başında, “geldi” anlamındaki “etâ” fiilinin dili geçmiş zaman olmasının anlamı: “kesin gelecek, gelmesinde hiç şüphe yoktur” anlamındadır.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Allah'ın emri geldi, artık onu acele istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
İngilizce Kelime Meali
أَتٰىٓ=Will come أَمْرُ اللَّهِ=(the) command of Allah فَلَا=so (do) not تَسْتَعْجِلُوهُۚ=(be) impatient for it. سُبْحٰنَهُۥ=Glorified is He وَتَعٰلٰى=and Exalted (is) He عَمَّا=above what يُشْرِكُونَ=they associate.
(16) Nahl Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   أَتَىٰ=geldi أَمْرُ=yapılmasını istediği şey«emr»اللَّهِ=Allah′ınفَ=bu halde لَا تَسْتَعْجِلُوهُۚ=acele istemeyin onuسُبْحَانَهُ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»وَ=ve تَعَالَىٰ=yücedir عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   يُنَزِّلُ=indirir الْمَلَائِكَةَ=Melekleri بِالرُّوحِ=«Ruh»"İlâhi Destek" ile مِنْ أَمْرِهِ=yapılması iste(n)diği şey«emr» içerisindenعَلَىٰ مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerindenأَنْ=diye أَنْذِرُوا=uyararak söyleyin أَنَّهُ=olduğunu ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka أَنَا=Bendenفَ=öyleyse اتَّقُونِ=kendinizi sakındırın«takvã»Bana yönelik
 ‎﴾ 3 ﴿‎   خَلَقَ=yarattı السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü بِالْحَقِّۚ=o Gerçek′le«hakk» (uyumlu olarak)تَعَالَىٰ=O yücedir عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   خَلَقَ=yaratmıştır الْإِنْسَانَ=insanı مِنْ نُطْفَةٍ=bir taşmış damladan(veya ”döl damlası”)فَ=sonra إِذَا=bir de bakarsın ki هُوَ=o خَصِيمٌ=bir hasımdır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=gelince الْأَنْعَامَ="kesimlik otlayan hayvanlar"a«en′ãm»خَلَقَهَاۗ=O yaratmıştır onlarıلَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=onlarda دِفْءٌ=ısınmaوَ=ve مَنَافِعُ=yararlarوَ=ve مِنْهَا=onlardan تَأْكُلُونَ=yersiniz
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=onlarda جَمَالٌ=bir güzellikحِينَ=zaman تُرِيحُونَ=dönüp getirdiğinizوَ=ve حِينَ=zaman تَسْرَحُونَ=salıp gönderdiğiniz
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve تَحْمِلُ=taşırlar أَثْقَالَكُمْ=ağırlıklarınızı إِلَىٰ بَلَدٍ=şehirlereلَمْ تَكُونُوا=olmayacağınız بَالِغِيهِ=kendisine varmış إِلَّا=olmadan بِشِقِّ=bir meşekkat الْأَنْفُسِۚ=kendinizeإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»لَرَءُوفٌ=çok şefkatlidir رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=gelince الْخَيْلَ=atlara وَ=ve الْبِغَالَ=katırlara وَ=ve الْحَمِيرَ=eşeklereلِتَرْكَبُوهَا=binmeniz içindir onlara وَ=ve de زِينَةًۚ=hoşunuza giden şeylerdir«ziynet»وَ=ve يَخْلُقُ=yaratmaktadır مَا=olduklarınızı لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmiyor
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve عَلَى=«üzerinde»sorumluluğundadır اللَّهِ=Allah′ın قَصْدُ=düzgünü السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»وَ=ve مِنْهَا=onların bazısı جَائِرٌۚ=doğru olandan sapmıştırوَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=O dileseydi لَهَدَاكُمْ=kesinlikle yol gösterirdi«hüdã»size أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 10 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan أَنْزَلَ=indirmiş مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءًۖ=bir su لَكُمْ=sizin içinمِنْهُ=ondandır شَرَابٌ=içecekوَ=ve مِنْهُ=ondandır شَجَرٌ=ağaç فِيهِ=arasında تُسِيمُونَ=hayvan otlattığınız
 ‎﴾ 11 ﴿‎   يُنْبِتُ=bitirmektedir لَكُمْ=size بِهِ=onunlaالزَّرْعَ=ekinوَ=ve الزَّيْتُونَ=zeytinوَ=ve النَّخِيلَ=hurmalarوَ=ve الْأَعْنَابَ=üzümler وَ=ve مِنْ كُلِّ=her çeşidinden الثَّمَرَاتِۗ=meyvelerinإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yoran«tefekkür»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve سَخَّرَ=hizmet verir kılmıştır لَكُمُ=size اللَّيْلَ=geceyi وَ=ve النَّهَارَ=gündüzüوَ=ve الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَۖ=Ay′ıوَ=ve de النُّجُومُ=yıldızlar مُسَخَّرَاتٌ=hizmet verir kılınmıştır بِأَمْرِهِۗ=yapılması istenmiş olan şeyle«emr»إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=gelince مَا=olduklarına ذَرَأَ=yaratıp çoğaltmış لَكُمْ=sizin içinفِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مُخْتَلِفًا=değişik değişik أَلْوَانُهُۗ=renkleriإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَذَّكَّرُونَ=düşünüp ders çıkaracak«tezekkür»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan سَخَّرَ=hizmet verir kılmış الْبَحْرَ=deniziلِتَأْكُلُوا=yemeniz için مِنْهُ=ondan لَحْمًا=et طَرِيًّا=taptazeوَ=ve تَسْتَخْرِجُوا=dışarı çıkarmanız«ihrãc»için مِنْهُ=ondan حِلْيَةً=süsler تَلْبَسُونَهَا=kuşanacağınız kendisiniوَ=ve تَرَى=görüyorsun الْفُلْكَ=gemiler مَوَاخِرَ=yararak gider فِيهِ=onun içindeوَ=ve لِتَبْتَغُوا=aramanız içindir مِنْ فَضْلِهِ=O′nun lütfundan«fadl»وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve أَلْقَىٰ=attı فِي الْأَرْضِ=yeryüzüne رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar أَنْ=diye تَمِيدَ=sarsar بِكُمْ=siziوَ=ve أَنْهَارًا=ırmaklar وَ=ve سُبُلًا=yollarلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girersiniz«hüdã»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve عَلَامَاتٍۚ=işaretler وَ=ve de بِالنَّجْمِ=o yıldızla هُمْ=onlar يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girerler«hüdã»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu halde مَنْ=kimse يَخْلُقُ=yaratanكَمَنْ=kimse gibi لَا يَخْلُقُۗ=yaratmayanأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تَعُدُّوا=saysanız نِعْمَةَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın لَا تُحْصُوهَاۗ=hesabını bitirmeyeceksinizdir onunإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَغَفُورٌ=ne çok günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilirمَا=olduğunuzu تُسِرُّونَ=gizliyor«sirra»وَ=ve مَا=olduğunuzu تُعْلِنُونَ=açığa vuruyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ettikleri«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahلَا يَخْلُقُونَ=yaratmazlar شَيْئًا=bir şeyوَ=haldedir هُمْ=kendileri يُخْلَقُونَ=yaratılılır
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَمْوَاتٌ=ölüdürler(veya”cansız”)غَيْرُ=değildirler أَحْيَاءٍۖ=diriوَ=ve مَا=değillerdir يَشْعُرُونَ=farkına varacak أَيَّانَ=ne zaman يُبْعَثُونَ=dirileceklerinin«ba′s»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   إِلَٰهُكُمْ=ilâhınız إِلَٰهٌ=ilâhtır وَاحِدٌۚ=bir tekفَ=bu halde الَّذِينَ=kimselerdir لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eقُلُوبُهُمْ=onların kalpleri مُنْكِرَةٌ=inkarcıdırوَ=ve هُمْ=onlar مُسْتَكْبِرُونَ=büyüklenenlerdir«kibr»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   لَا جَرَمَ=şüphe yoktur أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarını يُسِرُّونَ=onların gizliyor«sirra»وَ=ve مَا=olduklarını يُعْلِنُونَۚ=açığa vuruyorإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُسْتَكْبِرِينَ=büyüklenenleri«kibr»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=onlaraمَاذَا=ne أَنْزَلَ=indirdi رَبُّكُمْۙ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»قَالُوا=dediler ki أَسَاطِيرُ=satıra döktükleridir الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 25 ﴿‎   لِيَحْمِلُوا=yüklenmeleri içindir أَوْزَارَهُمْ=kendi yüklerini«vizr»كَامِلَةً=tam olarak يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۙ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»وَ=ve مِنْ=bir kısmını أَوْزَارِ=yüklerinin«vizr»الَّذِينَ=olduklarının يُضِلُّونَهُمْ=yolunu saşırtıyor«dalãl»بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍۗ=bir bilgi«ilm»أَلَا=şunu iyi bilin ki سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَزِرُونَ=yükleniyor«vizr»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle مَكَرَ=plan kurmuşlardı«mekr»الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekiفَ=sonra أَتَى=geldi اللَّهُ=Allah بُنْيَانَهُمْ=binalarına مِنَ الْقَوَاعِدِ=temellerindenفَ=sonra da خَرَّ=çöktü عَلَيْهِمُ=başlarına السَّقْفُ=tavan مِنْ فَوْقِهِمْ=üstlerindekiوَ=ve أَتَاهُمُ=gelmişti onlara الْعَذَابُ=o ceza«azãb»مِنْ حَيْثُ=yerden لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmadıkları
 ‎﴾ 27 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»يُخْزِيهِمْ=utanca«hızy»sokar onlarıوَ=ve يَقُولُ=der ki أَيْنَ=nerede? شُرَكَائِيَ=«ortak»denklerim kabul ettikleriniz«şirk_müşrik»الَّذِينَ=olduğunuz كُنْتُمْ=sizin olmuş تُشَاقُّونَ=ters düşüyor فِيهِمْۚ=uğurlarındaقَالَ=derler الَّذِينَ=kimseler أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»إِنَّ=ki الْخِزْيَ=o utanç«hızy»الْيَوْمَ=o gün وَ=ve de السُّوءَ=o fenalık«sú»عَلَى=üzerinedir الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir تَتَوَفَاهُمُ=canlarını aldığı kendilerinin الْمَلَائِكَةُ=meleklerinظَالِمِي="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş أَنْفُسِهِمْۖ=kendilerineفَ=sonra أَلْقَوُا=diyerek السَّلَمَ=teslim olurlar«teslîm_müslim»مَا كُنَّا=değildik نَعْمَلُ=biz yapıyor مِنْ=herhangi سُوءٍۚ=bir fenalık«sú»بَلَىٰ=Hayır! إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِمَا=olduklarınızı كُنْتُمْ=sizin تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=bu halde ادْخُلُوا=girin أَبْوَابَ=kapılarından جَهَنَّمَ=Cehennem′inخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۖ=içerisindeفَ=öyleyse لَبِئْسَ=ne kötüdür مَثْوَى=yeri الْمُتَكَبِّرِينَ=büyüklenenlerin«kibr»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قِيلَ=dendi ki لِلَّذِينَ=kimselere اتَّقَوْا=kendini sakındırmış«takvã»مَاذَا=ne? أَنْزَلَ=indirdi رَبُّكُمْۚ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»قَالُوا=dediler ki خَيْرًاۗ=fayda ve iyiliği«hayr»لِلَّذِينَ=‑vardır‑ kimselere أَحْسَنُوا=güzel davranmış«ihsãn_muhsin»فِي هَٰذِهِ=şu kendisinde الدُّنْيَا=dünyanın حَسَنَةٌۚ=bir güzellik«hasen»وَ=ise لَدَارُ=yurdu الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌۚ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve لَنِعْمَ=ne güzeldir دَارُ=yurdu الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranların«takvã»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   جَنَّاتُ=Cennetleri عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*)يَدْخُلُونَهَا=onlar girerler orayaتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُۖ=ırmaklarلَهُمْ=‑vardır‑ onların فِيهَا=orada مَا=oldukları يَشَاءُونَۚ=diliyorكَذَٰلِكَ=işte böyle يَجْزِي=karşılığını«cezã»verir اللَّهُ=Allah الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranların«takvã»(*) orj ADN
 ‎﴾ 32 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir تَتَوَفَاهُمُ=canlarını aldıkları الْمَلَائِكَةُ=meleklerin طَيِّبِينَۙ=temiz«tayyib»olanlar olarakيَقُولُونَ=derler ki سَلَامٌ=Selam!«selãm»عَلَيْكُمُ=sizeادْخُلُوا=girin الْجَنَّةَ=Cennet′e بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 33 ﴿‎   هَلْ=mı? يَنْظُرُونَ=bekliyorlar إِلَّا=ille أَنْ تَأْتِيَهُمُ=gelmesini onlara الْمَلَائِكَةُ=meleklerinأَوْ=yahut يَأْتِيَ=gelmesini أَمْرُ=yapılmasını isteyecek olduğunun«emr»رَبِّكَۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»كَذَٰلِكَ=işte böyle فَعَلَ=yapmıştı الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْۚ=onlardan öncekiوَ=ve مَا ظَلَمَهُمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmedi onlara اللَّهُ=Allahوَلَٰكِنْ=fakat كَانُوا=oldular أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerine(veya ”birbirlerine”) يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediyor
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=sonra da أَصَابَهُمْ=başlarına geldi سَيِّئَاتُ=fenalıkları«seyyiãt»مَا=olduklarının عَمِلُوا=yapmışوَ=ve حَاقَ=kuşattı بِهِمْ=onları مَا=şey كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik»لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allahمَا عَبَدْنَا=«kulluk»hizmet«abd»etmezdik مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şeye نَحْنُ=bizوَلَا=ne de آبَاؤُنَا=atalarımızوَ=ve لَا حَرَّمْنَا=yasak«haram»kılmazdık مِنْ دُونِهِ=O′nunki dışında مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=herhangi bir şeyiكَذَٰلِكَ=işte böyle فَعَلَ=yapmıştı الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْۚ=onlardan öncekiفَ=öyleyse هَلْ=mıdır? عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda الرُّسُلِ=o Elçilerin«rasûl»إِلَّا=başkası الْبَلَاغُ=tebliğ edişten الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki بَعَثْنَا=Biz çıkardık«ba′s»فِي=içinde كُلِّ=her أُمَّةٍ=topluluk«ümmet»رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»أَنِ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»edin diye اللَّهَ=Allah′aوَ=ve اجْتَنِبُوا=uzak durun الطَّاغُوتَۖ=o Azmış′a«tuğyãn_tağ′ût»فَ=bunun üzerine مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimine هَدَى=yol gösterdi«hüdã»اللَّهُ=Allahوَ=ve de مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kiminin حَقَّتْ=gerçekleşmiş«hakk»oldu عَلَيْهِ=kendisine الضَّلَالَةُۚ=o yolu saşırmışlık«dalãl»فَ=bu halde سِيرُوا=gezin فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=sonra da انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl كَانَ=olmuş عَاقِبَةُ=sonu الْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   إِنْ=bile تَحْرِصْ=istesen عَلَىٰ هُدَاهُمْ=yol göstermeyi«hüdã»onlaraفَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»مَنْيُضِلُّ=yolunu saşırmışa«dalãl»وَ=ve de مَا=olmaz لَهُمْ=onlara مِنْ=herhangi نَاصِرِينَ=bir yardımcı olan«nãsîr»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve أَقْسَمُوا=yemin ettiler بِاللَّهِ=Allah′a جَهْدَ=var gücüyle«cihãd»أَيْمَانِهِمْۙ=yeminlerininلَا يَبْعَثُ=diriltmeyeceğine«ba′s»اللَّهُ=Allah′ın مَنْ=kimseyi يَمُوتُۚ=ölenبَلَىٰ=Hayır! وَعْدًا=söz verdiği«va′d»عَلَيْهِ=onlara حَقًّا=gerçek(leşecek) olandır«hakk»وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 39 ﴿‎   لِيُبَيِّنَ=bildirsin«beyãn»diye لَهُمُ=onlara الَّذِي=olduklarını يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»فِيهِ=kendisi hakkındaوَ=ve de لِيَعْلَمَ=bilsinler diye الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَنَّهُمْ=olduklarını كَانُوا=olmuş كَاذِبِينَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece قَوْلُنَا=söylediğimiz لِشَيْءٍ=bir şey içinإِذَا=zaman أَرَدْنَاهُ=onu istediğimizأَنْ نَقُولَ=dememizdir لَهُ=ona كُنْ=Ol!فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=gelince الَّذِينَ=kimselere هَاجَرُوا=göç etmiş«muhãcir»فِي=uğrunda اللَّهِ=Allahمِنْ بَعْدِ=sonra مَا ظُلِمُوا=kendilerine "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmesindenلَنُبَوِّئَنَّهُمْ=Biz muhakkak yerleştireceğiz onları فِي الدُّنْيَا=dünyada حَسَنَةًۖ=güzellikle«hasen»وَ=ve لَأَجْرُ=kesinlikle bedeli«ecr»الْآخِرَةِ=Ahiret′in أَكْبَرُۚ=daha büyüktürلَوْ=eğer كَانُوا=olsalar يَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 42 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir»وَ=ve عَلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَتَوَكَّلُونَ=sırtlarını güvenle dayayan«tevekkül»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=Biz göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden إِلَّا=başkasını رِجَالًا=adamlardanنُوحِي=mesajla ilettiğimiz«vahy»إِلَيْهِمْۚ=kendilerineفَ=bu halde اسْأَلُوا=sorun أَهْلَ=Bilenlerine«ehl»الذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih′in«zikr»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz لَا تَعْلَمُونَ=bilmiyor
 ‎﴾ 44 ﴿‎   بِالْبَيِّنَاتِ=açık deliller ile«beyyine»وَ=ve de الزُّبُرِۗ=yazma parçalar«zebûr»وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكَ=sana الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»لِتُبَيِّنَ=bildiresin«beyãn»diye لِلنَّاسِ=insanlara مَا=olanları نُزِّلَ=indiriliyor إِلَيْهِمْ=kendilerineوَ=ve لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yorarlar«tefekkür»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   أَ=midirler? فَ=şu halde أَمِنَ=güvende الَّذِينَ=kimseler مَكَرُوا=planını kurmuş«mekr»السَّيِّئَاتِ=o fenalıkların«seyyiãt»أَنْ يَخْسِفَ=geçirmesinden اللَّهُ=Allah′ın بِهِمُ=kendilerini الْأَرْضَ=yeryüzüneأَوْ=yahut يَأْتِيَهُمُ=kendilerine gelmesinden الْعَذَابُ=o cezanın«azãb»مِنْ حَيْثُ=bir yerden لَا يَشْعُرُونَ=hiç farkına varmadıkları
 ‎﴾ 46 ﴿‎   أَوْ=yahut يَأْخُذَهُمْ=kendilerini yakalamasından فِي تَقَلُّبِهِمْ=dönüp dolaştığınız yerdeفَ=bu halde مَا=değillerdir هُمْ بِمُعْجِزِينَ=onlar engel olacak
 ‎﴾ 47 ﴿‎   أَوْ=yahut يَأْخُذَهُمْ=kendilerini yakalamasından عَلَىٰ تَخَوُّفٍ=azar azar tüketerekفَ=o halde إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»لَرَءُوفٌ=çok şefkatlidir رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmedilerإِلَىٰ مَا=şeyleri خَلَقَ=yarattığı اللَّهُ=Allah′ın مِنْ شَيْءٍ=her şeydenيَتَفَيَّأُ=dönerler«fãe»ظِلَالُهُ=gölgeleri عَنِ الْيَمِينِ=sağ taraftan وَ=ve الشَّمَائِلِ=sol taraftanسُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde»لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”) وَ=halde هُمْ=kendileri دَاخِرُونَ=alçalmış
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”) يَسْجُدُ=yere yüz koyarlar«secde»مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeمِنْ دَابَّةٍ=canlılardan وَ=ve الْمَلَائِكَةُ=meleklerdenوَ=ve هُمْ=onlar لَا يَسْتَكْبِرُونَ=büyüklenmezler«kibr»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   يَخَافُونَ=korkarlar رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»مِنْ فَوْقِهِمْ=üstlerindekiوَ=ve يَفْعَلُونَ=yaparlar مَا=olduklarını يُؤْمَرُونَ=emrediliyor
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki اللَّهُ=Allahلَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin إِلَٰهَيْنِ=ilâh اثْنَيْنِۖ=ikiإِنَّمَا=ancak ve sadece هُوَ=O إِلَٰهٌ=ilâhtır وَاحِدٌۖ=tek birفَ=öyleyse إِيَّايَ=bir tek فَ=bu halde ارْهَبُونِ=korkun Benden
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve لَهُ=O′nundur مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve لَهُ=O′nundur الدِّينُ=şu din«dîn»وَاصِبًاۚ=daimi olarakأَ=mi? فَ=o zaman غَيْرَ=başkasına yönelik اللَّهِ=Allah′tan تَتَّقُونَ=kendinizi sakındıracaksınız«takvã»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve مَا=şeyler بِكُمْ=sizinle olan مِنْ نِعْمَةٍ=nimettenفَ=bu halde مِنَ اللَّهِۖ=Allah′tandırثُمَّ=sonrasında إِذَا=zaman مَسَّكُمُ=size dokunduğu الضُّرُّ=bir sıkıntı durumu«darrã»فَ=o zaman da إِلَيْهِ=O′na تَجْأَرُونَ=yalvarırsınız
 ‎﴾ 54 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِذَا=zaman كَشَفَ=kaldırdığı الضُّرَّ=o sıkıntı durumunu«darrã»عَنْكُمْ=sizdenإِذَا=bir de bakarsın ki فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْكُمْ=aranızdan بِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يُشْرِكُونَ=«ortak»denkler kabul ediyor«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   لِيَكْفُرُوا=görmezlikten gelsinler«küfr_kãfir»diye بِمَا=olduklarımızı آتَيْنَاهُمْۚ=bizim kendilerine vermişفَ=şu halde تَمَتَّعُواۖ=yararlanıp geçininفَ=ki سَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve يَجْعَلُونَ=yapıyorlar لِمَا=şeylere لَا يَعْلَمُونَ=bilmedikleri نَصِيبًا=bir pay مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْۗ=faydalandırdığımız«rızk»onlaraتَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun لَتُسْأَلُنَّ=siz mutlaka sorulacaksınız عَمَّا=şeylerden كُنْتُمْ=olduğunuz تَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve يَجْعَلُونَ=isnad ediyorlar لِلَّهِ=Allah′a الْبَنَاتِ=kızlarıسُبْحَانَهُۙ=O «zanlardan» aşkındır«subhãn»وَ=iken لَهُمْ=kendilerine ait مَا=oldukları يَشْتَهُونَ=canlarının çekiyor«şehvet» 
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman بُشِّرَ=müjdelendiği أَحَدُهُمْ=onlardan birine بِالْأُنْثَىٰ=o kızظَلَّ=gölge düşer وَجْهُهُ=yüzüne مُسْوَدًّا=kapkaraوَ=halde هُوَ=kendisi كَظِيمٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışır«kezîm»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   يَتَوَارَىٰ=gizlenir مِنَ الْقَوْمِ=toplumdan«kavm»مِنْ سُوءِ=fenalığından«sú» dolayı مَا=olanın بُشِّرَ=müjde olarak verilmiş بِهِۚ=kendisineأَ=mu? يُمْسِكُهُ=tutsun onu عَلَىٰ هُونٍ=rezillik üzereأَمْ=yoksa mı? يَدُسُّهُ=gömsün onu فِي التُّرَابِۗ=toprağaأَلَا=şunu iyi bilin ki سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَحْكُمُونَ=hüküm veriyor
 ‎﴾ 60 ﴿‎   لِلَّذِينَ=kimseler içindir لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eمَثَلُ=durumun السَّوْءِۖ=en fenası«sú»وَ=ve لِلَّهِ=Allah içindir الْمَثَلُ=durumun الْأَعْلَىٰۚ=en yükseğiوَ=ve هُوَ=Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer يُؤَاخِذُ=yakalasaydı اللَّهُ=Allah النَّاسَ=insanları بِ=karşılık ظُلْمِهِمْ="haksızlık ve kötülük"lerine«zulm_zãlim»مَا تَرَكَ=bırakmazdı عَلَيْهَا=oranın üstünde مِنْ=herhangi دَابَّةٍ=bir canlıوَلَٰكِنْ=fakat يُؤَخِّرُهُمْ=sonraya bırakır onları إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye مُسَمًّىۖ=belirlenmişفَ=sonra da إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَجَلُهُمْ=vadeleriلَا يَسْتَأْخِرُونَ=geri kalmazlar سَاعَةًۖ=bir saat وَلَا=ne de يَسْتَقْدِمُونَ=ileri geçerler
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve يَجْعَلُونَ=kılıyorlar لِلَّهِ=Allah′a ait مَا=şeyleri يَكْرَهُونَ=hoşlanmadıklarıوَ=ve تَصِفُ=uyduruyor أَلْسِنَتُهُمُ=dilleri الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»أَنَّ=ki لَهُمُ=kendileri içinmiş الْحُسْنَىٰۖ=en güzeli«hasen»لَا=yoktur جَرَمَ=şüphe أَنَّ=olduğuna لَهُمُ=onlar için النَّارَ=o Ateşin«nãr»وَ=ve أَنَّهُمْ=olduklarına مُفْرَطُونَ=sürülecekler
 ‎﴾ 63 ﴿‎   تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun لَقَدْ=emin ol ki أَرْسَلْنَا=Elçi«rasûl»gönderdik إِلَىٰ أُمَمٍ=topluluklara«ümmet»مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenفَ=bunun üzerine زَيَّنَ=hoşlarına giden hale getirdi «ziynet»لَهُمُ=onlara الشَّيْطَانُ=şeytan أَعْمَالَهُمْ=yaptıkları işleriفَ=bu halde هُوَ=o وَلِيُّهُمُ=onların "destek çıkan yakın"ıdır«velî_evliyã»الْيَوْمَ=bugünوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve مَا أَنْزَلْنَا=indirmedik عَلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»إِلَّا=olması dışında لِتُبَيِّنَ=bildirmen«beyãn»için لَهُمُ=onlaraالَّذِي=şeyi اخْتَلَفُوا=ayrılığa düştükleri«ihtilãf»فِيهِۙ=hakkındaوَ=ve(olması) هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah أَنْزَلَ=indirmiştir مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir suفَ=sonra da أَحْيَا=diriltmiştir بِهِ=onunla الْأَرْضَ=yeryüzünüبَعْدَ=ardından مَوْتِهَاۚ=oranın ölümününإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَسْمَعُونَ=işitecek
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِي الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"da«en′ãm»لَعِبْرَةًۖ=kesinlikle bir ibretنُسْقِيكُمْ=içiriyoruz size مِمَّا=şeylerden فِي بُطُونِهِ=karınlarındaki مِنْ بَيْنِ=arasından فَرْثٍ=fışkı وَ=ve دَمٍ=kanلَبَنًا=bir süt خَالِصًا=katışıksız«hãlis_muhlis»سَائِغًا=lezzetli لِلشَّارِبِينَ=içenler için
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve مِنْ ثَمَرَاتِ=meyvelerinden النَّخِيلِ=hurma ağaçlarının وَ=ve الْأَعْنَابِ=üzümlerdenتَتَّخِذُونَ=elde edersiniz مِنْهُ=bunlardan سَكَرًا=sarhoşluk وَ=ve رِزْقًا=faydalandırılan «bir nimet» «rızk»حَسَنًاۗ=güzel«hasen»إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve أَوْحَىٰ=mesajla iletti«vahy»رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»إِلَى النَّحْلِ=bal arısına«sûrenin adıdır»أَنِ=diye اتَّخِذِي=edin مِنَ الْجِبَالِ=dağlardan بُيُوتًا=evlerوَ=ve مِنَ الشَّجَرِ=ağaçlardan وَ=ve مِمَّا=şeylerden يَعْرِشُونَ=çardak yaptıkları
 ‎﴾ 69 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında كُلِي=ye مِنْ كُلِّ=her çeşit الثَّمَرَاتِ=meyvelerdenفَ=bu halde اسْلُكِي=gir(veya”yola koyul”) سُبُلَ=yollarına رَبِّكِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»ذُلُلًاۚ=boynu eğik«zillet»يَخْرُجُ=dışarı çıkıyor«ihrãc»مِنْ بُطُونِهَا=karınlarından شَرَابٌ=bir içecekمُخْتَلِفٌ=değişik değişik أَلْوَانُهُ=renkleriفِيهِ=ondadır شِفَاءٌ=bir şifa لِلنَّاسِۗ=insanlaraإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yoran«tefekkür»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah خَلَقَكُمْ=yarattı siziثُمَّ=sonrasında يَتَوَفَاكُمْۚ=öldürür siziوَ=ve de مِنْكُمْ=aranızdan مَنْ=kimi يُرَدُّ=geri döndürülür إِلَىٰ أَرْذَلِ=en düşüğüne الْعُمُرِ=ömrünلِكَيْ=diye لَا يَعْلَمَ=bilmez olsunبَعْدَ=sonra عِلْمٍ=bir bilgiden«ilm»شَيْئًاۚ=birşeyإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah فَضَّلَ=üstte tuttu«fadl»بَعْضَكُمْ=kiminizi عَلَىٰ بَعْضٍ=kiminden فِي الرِّزْقِۚ=faydalandırılan «nimet»te«rızk»فَ=bu halde مَا=değillerdir الَّذِينَ=kimseler فُضِّلُوا=üstte tutulmuş«fadl»بِرَادِّي=verecekler رِزْقِهِمْ=kendi faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»عَلَىٰ مَا=olduklarına مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُمْ=güçlerininفَ=fakat هُمْ=onlar فِيهِ=onda سَوَاءٌۚ=eşittirlerأَ=mi? فَ=şu halde بِنِعْمَةِ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın يَجْحَدُونَ=inkar ediyorlar
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah جَعَلَ=yaptı لَكُمْ=size مِنْ أَنْفُسِكُمْ=birbirinizden أَزْوَاجًا=eşlerوَ=ve جَعَلَ=yarattı لَكُمْ=size مِنْ أَزْوَاجِكُمْ=eşlerinizden بَنِينَ=evlatlar وَ=ve حَفَدَةً=torunlarوَ=ve رَزَقَكُمْ=faydalandırdı «nimetlerden» «rızk»sizi مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ=temiz«tayyib»olanأَ=mı? فَ=şu halde بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenecekler«îmãn»وَ=ve(mi?) بِنِعْمَتِ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın هُمْ=kendileri يَكْفُرُونَ=görmezlikten gelecekler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorlar مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahمَا=şeylere لَا يَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»olmayacak لَهُمْ=kendileri için رِزْقًا=faydalandırılacak «bir nimet»«rızk»olarakمِنَ السَّمَاوَاتِ=göklerden وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünden شَيْئًا=bir şeyeوَلَا=ne de يَسْتَطِيعُونَ=güç yetirecek«istitãat»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   فَ=bu halde لَا تَضْرِبُوا=vermeyin لِلَّهِ=Allah′a الْأَمْثَالَۚ=örneklerإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُ=bilirوَ=ise أَنْتُمْ=siz لَا تَعْلَمُونَ=bilmezsiniz
 ‎﴾ 75 ﴿‎   ضَرَبَ=verir اللَّهُ=Allah مَثَلًا=örnek olarak عَبْدًا=bir «kulluk»hizmetkârı«abd»مَمْلُوكًا=mülk edinilmişلَا يَقْدِرُ=güç yetiremeyen«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ شَيْءٍ=herhangi bir şeyeوَ=ve مَنْ=kimseyi رَزَقْنَاهُ=faydalandırdığımız«rızk»kendisini مِنَّا=katımızdan رِزْقًا=faydalandırılan «nimetler»le«rızk»حَسَنًا=güzel«hasen»فَ=sonra da هُوَ=kendisi يُنْفِقُ=uğrunda sarf«infãk»edeni مِنْهُ=ondan سِرًّا=gizli«sirra»olarak وَ=veya جَهْرًاۖ=açık olarakهَلْ=mu? يَسْتَوُونَۚ=onlar bir olurالْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِۚ=Allah′adırبَلْ=Yok! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve ضَرَبَ=verir اللَّهُ=Allah مَثَلًا=örnek olarak رَجُلَيْنِ=iki adamıأَحَدُهُمَا=ikisinden biri(*) أَبْكَمُ=dilsizdir لَا يَقْدِرُ=güç yetiremez«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ شَيْءٍ=herhangi bir şeyeوَ=ve هُوَ=o كَلٌّ=bir yüktür عَلَىٰ=üzerine مَوْلَاهُ=himaye edeninin«mevlã»أَيْنَمَا=her nereye يُوَجِّهْهُ=gönderse onu لَا يَأْتِ=getirmez بِخَيْرٍۖ=bir fayda ve iyilik«hayr»هَلْ=mu? يَسْتَوِي=bir olurهُوَ=bu وَ=ve مَنْ=kimse(**) يَأْمُرُ=yapılmasını istediğini söyleyen«emr»بِالْعَدْلِۙ=denkliği sağlamanın«adl»وَ=ve هُوَ=o عَلَىٰ صِرَاطٍ=bir yoldadır«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»(*) Bu örnekteki adamınyalancı ilahı temsil ettiği söylenir (**) Bu örnekteki adamıngerçek ilahı temsil ettiği söylenir 
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′a aittir غَيْبُ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününوَ=ve مَا=değildir أَمْرُ=yapılması istenecek şey«emr»السَّاعَةِ=o Saat′te«saat»إِلَّا=olmasından başkası كَلَمْحِ=açıp yumma gibi الْبَصَرِ=gözüأَوْ=yahut هُوَ=o أَقْرَبُۚ=daha yakındırإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah أَخْرَجَكُمْ=dışarı çıkardı«ihrãc»sizi مِنْ بُطُونِ=karınlarından أُمَّهَاتِكُمْ=annelerinizinلَا تَعْلَمُونَ=bilmezken شَيْئًا=herhangi bir şeyوَ=ve جَعَلَ=verdi لَكُمُ=size السَّمْعَ=işitme وَ=ve الْأَبْصَارَ=görüş(veya”idrak”) وَ=ve الْأَفْئِدَةَۙ=gönüllerلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmediler إِلَى الطَّيْرِ=kuşlarıمُسَخَّرَاتٍ=hizmet verir kılınmıştır فِي جَوِّ=boşluğunda السَّمَاءِ=göğünمَا يُمْسِكُهُنَّ=tutmuyor onları إِلَّا=başkası اللَّهُۗ=Allah′tanإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah جَعَلَ=yaptı لَكُمْ=sizin için مِنْ بُيُوتِكُمْ=evlerinizi سَكَنًا=yerleşme yeriوَ=ve جَعَلَ=yaptı لَكُمْ=sizin için مِنْ جُلُودِ=derilerinden الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"ın«en′ãm»بُيُوتًا=evlerتَسْتَخِفُّونَهَا=kolay taşıdığınız kendilerini يَوْمَ=günde ظَعْنِكُمْ=seyahatinizin olduğuوَ=ve يَوْمَ=günde إِقَامَتِكُمْۙ=konaklamanızın olduğuوَ=ve مِنْ أَصْوَافِهَا=yünlerinden وَ=ve أَوْبَارِهَا=yapağılarından وَ=ve أَشْعَارِهَا=kıllarındanأَثَاثًا=eşyalar وَ=ve مَتَاعًا=geçimlik mallar إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah جَعَلَ=yaptı لَكُمْ=sizin için مِمَّا=şeylerden خَلَقَ=yarattığı ظِلَالًا=gölgelerوَ=ve جَعَلَ=var etti لَكُمْ=sizin için مِنَ الْجِبَالِ=dağlardan أَكْنَانًا=örtülü yerler«meknun_ekinnet»وَ=ve جَعَلَ=var etti لَكُمْ=sizin için سَرَابِيلَ=elbiseler تَقِيكُمُ=koruyan sizi الْحَرَّ=sıcaktanوَ=ve سَرَابِيلَ=elbiseler تَقِيكُمْ=koruyan sizi بَأْسَكُمْۚ=kuvvet uygulandığında«be′s»كَذَٰلِكَ=işte böyle يُتِمُّ=tamamlıyor نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكُمْ=üzerinizeلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olursunuz«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=bu halde إِنَّمَا=ancak ve sadece عَلَيْكَ=‑vardır‑senin «üzerinde»sorumluluğunda الْبَلَاغُ=bir duyurma الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   يَعْرِفُونَ=onlar tanıyıp bilirler نِعْمَتَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ınثُمَّ=sonra da يُنْكِرُونَهَا=inkar ederler onuوَ=ve de أَكْثَرُهُمُ=onların çoğu الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün نَبْعَثُ=çıkardığımız«ba′s»مِنْ كُلِّ=her أُمَّةٍ=topluluktan«ümmet»شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»ثُمَّ=ardından لَا يُؤْذَنُ=izin verilmez لِلَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَلَا=ne de هُمْ=onların يُسْتَعْتَبُونَ=özür dilemeleri istenir
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَأَى=gördükleri الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»فَ=o zaman لَا يُخَفَّفُ=hafifletilme yapılmaz عَنْهُمْ=onlardanوَلَا=ne de هُمْ=onlara يُنْظَرُونَ=fırsat verilir
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَأَى=gördükleri الَّذِينَ=kimseler أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik»شُرَكَاءَهُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edilenleri«şirk_müşrik»قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»هَٰؤُلَاءِ=işte شُرَكَاؤُنَا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerimiz«şirk_müşrik»الَّذِينَ=kimselerdir كُنَّا=olduğumuz نَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua eder«duã»مِنْ دُونِكَۖ=Sen′in dışındaفَ=fakat أَلْقَوْا=onlar atarlar إِلَيْهِمُ=onlara الْقَوْلَ=şu lafıإِنَّكُمْ=ki siz لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlersiniz«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve أَلْقَوْا=olmuşlardır إِلَى اللَّهِ=Allah′a يَوْمَئِذٍ=o gün السَّلَمَۖ=teslim«teslîm_müslim»وَ=ve ضَلَّ=kaybolup gitmiştir عَنْهُمْ=kendilerinden مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve صَدُّوا=alıkoymuş عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınزِدْنَاهُمْ=artırırız onlarda عَذَابًا=bir ceza«azãb»فَوْقَ=üstüne الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapıyor
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün نَبْعَثُ=çıkaracağız«ba′s»فِي=içinde كُلِّ=her أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»عَلَيْهِمْ=üzerlerine مِنْ أَنْفُسِهِمْۖ=birbirlerindenوَ=ve de جِئْنَا=getireceğiz بِكَ=seni شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»عَلَىٰ=üzerine هَٰؤُلَاءِۚ=bunlarınوَ=ve نَزَّلْنَا=indiriyoruz عَلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metini«kitãb»تِبْيَانًا=açıklayan لِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyiوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş olarak«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»olarakوَ=ve بُشْرَىٰ=müjde olarak لِلْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlar«teslîm_müslim» için
 ‎﴾ 90 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَأْمُرُ=yapılmasını istediğini söylüyor«emr»بِالْعَدْلِ=denkliği sağlamanın«adl»وَ=ve الْإِحْسَانِ=güzel davranışın«ihsãn_muhsin»وَ=ve إِيتَاءِ=vermeyi ذِي=olanlara الْقُرْبَىٰ=yakınlığıوَ=ve يَنْهَىٰ=vazgeçilmesini istiyor«nehy»عَنِ الْفَحْشَاءِ=ahlaksızlıklardan«fahşa»وَ=ve الْمُنْكَرِ=çirkinliklerden«münker»وَ=ve الْبَغْيِۚ=fesatlıktanيَعِظُكُمْ=nasihat eder size لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırsınız«tezekkür»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   وَ=ve أَوْفُوا=tam yerine getirin بِعَهْدِ=Sözleşmesini«ahd»اللَّهِ=Allah′ınإِذَا=zaman عَاهَدْتُمْ=Sözleşme«ahd»yaptığınızوَ=ve de لَا تَنْقُضُوا=bozmayın الْأَيْمَانَ=yeminleriبَعْدَ=sonra تَوْكِيدِهَا=yapıp bağlanmasından onunوَ=ve قَدْ=emin olun ki جَعَلْتُمُ=kıldınız اللَّهَ=Allah′ı عَلَيْكُمْ=üzerinize كَفِيلًاۚ=bir kefilإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarınızı تَفْعَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّتِي=olan gibi«dişil» نَقَضَتْ=bozmuş غَزْلَهَا=ipliğiniمِنْ بَعْدِ=sonra قُوَّةٍ=kuvvetlice أَنْكَاثًا=büktüktenتَتَّخِذُونَ=yapmayın أَيْمَانَكُمْ=yeminlerinizi دَخَلًا=bir aldatma بَيْنَكُمْ=aranızdaأَنْ تَكُونَ=oldu diye أُمَّةٌ=bir topluluğun«ümmet»هِيَ=kendisi أَرْبَىٰ=daha güçlenmiş مِنْ أُمَّةٍۚ=bir topluluktan«ümmet»إِنَّمَا=ancak ve sadece يَبْلُوكُمُ=sınar«belã» sizi اللَّهُ=Allah بِهِۚ=onunlaوَ=ve لَيُبَيِّنَنَّ=kesinlikle bildirecektir«beyãn»لَكُمْ=size يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»مَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz فِيهِ=hakkında تَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allahلَجَعَلَكُمْ=muhakkak yapardı sizi أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»وَاحِدَةً=tekوَلَٰكِنْ=fakat يُضِلُّ=yolunu saşırtır«dalãl»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya ”dilediği”)وَ=ve يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dileyen(veya ”dilediği”)وَ=ve لَتُسْأَلُنَّ=siz mutlaka sorulacaksınız عَمَّا=şeylerden كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor 
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَا تَتَّخِذُوا=yapmayın أَيْمَانَكُمْ=yeminlerinizi دَخَلًا=bozan bir şey بَيْنَكُمْ=aranızıفَ=o zaman تَزِلَّ=kayacaktır قَدَمٌ=ayakبَعْدَ=sonra ثُبُوتِهَا=oraya sağlam bastıktanوَ=ve تَذُوقُوا=tadarsınız السُّوءَ=fenalığı«sú»بِمَا=karşılık صَدَدْتُمْ=alıkoymanıza عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve لَكُمْ=sizin içindir عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve لَا تَشْتَرُوا=satmayın بِعَهْدِ=Sözleşmesini«ahd»اللَّهِ=Allah′ın ثَمَنًا=bir paraya قَلِيلًاۚ=azıcıkإِنَّمَا=ancak ve sadece عِنْدَ=katında olanın اللَّهِ=Allah′ın هُوَ=kendisi خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin içinإِنْ=eğer كُنْتُمْ=olursanız تَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 96 ﴿‎   مَا=olanlar عِنْدَكُمْ=sizin katınızda يَنْفَدُۖ=tükenirوَ=ise مَا=olanlar عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın بَاقٍۗ=kalıcıdırوَ=ve لَنَجْزِيَنَّ=kesinlikle karşılık olarak vereceğiz«cezã»الَّذِينَ=kimselere صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir»أَجْرَهُمْ=bedellerini«ecr»بِأَحْسَنِ=daha güzeliyle«hasen»مَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 97 ﴿‎   مَنْ=kim عَمِلَ=iş yaparsa صَالِحًا=düzgün«sãlih_sãlihãt»مِنْ ذَكَرٍ=erkekler içerisinden أَوْ=veya da أُنْثَىٰ=kadınlarوَ=halde هُوَ=kendisi مُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min»فَ=o zaman لَنُحْيِيَنَّهُ=kesinlikle yaşatırız onu حَيَاةً=bir hayatla طَيِّبَةًۖ=temiz«tayyib»وَ=ve لَنَجْزِيَنَّهُمْ=muhakkak karşılık olarak veririz«cezã»أَجْرَهُمْ=onların bedellerini«ecr»بِأَحْسَنِ=daha güzeliyle«hasen»مَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 98 ﴿‎   فَ=öyleyse إِذَا=zaman قَرَأْتَ=okuduğun الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»فَ=şu halde اسْتَعِذْ=sığın بِاللَّهِ=Allah′a مِنَ الشَّيْطَانِ=şeytandan الرَّجِيمِ=kovulmuş
 ‎﴾ 99 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَيْسَ=yoktur لَهُ=ona ait سُلْطَانٌ="dayanacak bir şey"«sultãn»عَلَى=üzerinde الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=iken عَلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَتَوَكَّلُونَ=sırtlarını güvenle dayıyorlar«tevekkül»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece‑vardır‑ سُلْطَانُهُ=onun "dayanacağı bir şey"«sultãn»عَلَى=üzerinde الَّذِينَ=kimselerin يَتَوَلَّوْنَهُ="destek çıkan yakın"ı«velî_evliyã»yapan onu وَ=ve الَّذِينَ=kimselerin هُمْ=kendileri بِهِ=onu مُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denk kabul eden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman بَدَّلْنَا=değiştirip verdiğimiz آيَةً=bir «açık işaret»ayetin«ãyet»مَكَانَ=yerine آيَةٍۙ=bir «açık işaret»ayet«ãyet»وَ=iken اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَا=neyi يُنَزِّلُ=indiriyor olduğunuقَالُوا=dediler ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنْتَ=sen مُفْتَرٍۚ=uyduransın«ifterã»بَلْ=Hayır! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyorlar
 ‎﴾ 102 ﴿‎   قُلْ=de ki نَزَّلَهُ=indi ona رُوحُ=«Ruh»"İlâhi Destek ve Bilgi"si(*)«rûh»الْقُدُسِ=o«kutsal»Saygıdeğer′in(*)«kuddûs»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ileلِيُثَبِّتَ=sağlamlaştırmak için الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak وَ=ve بُشْرَىٰ=bir müjde olarak لِلْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlar«teslîm_müslim» için(*) orj RÛHULKUDUS
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki نَعْلَمُ=biliyoruz أَنَّهُمْ=olduklarını يَقُولُونَ=diyorإِنَّمَا=ancak ve sadece يُعَلِّمُهُ=öğretiyor ona بَشَرٌۗ=bir insanلِسَانُ=dili الَّذِي=kimsenin يُلْحِدُونَ=ilişkilendirdikleri إِلَيْهِ=ona أَعْجَمِيٌّ=yabancı(veya ”Arapça olmayan”)dırوَ=ise هَٰذَا=bu لِسَانٌ=bir dildir عَرَبِيٌّ=Arapça مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerine«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınلَا يَهْدِيهِمُ=yol göstermez«hüdã»kendilerine اللَّهُ=Allahوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 105 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece يَفْتَرِي=uyduruyorlar«ifterã»الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»الَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerine«ãyet»اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْكَاذِبُونَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   مَنْ=kim كَفَرَ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ıمِنْ بَعْدِ=sonra إِيمَانِهِ=inanıp güvenmesinden«îmãn»إِلَّا=değil مَنْ=kimse أُكْرِهَ=zorlanan وَ=iken قَلْبُهُ=kalbi مُطْمَئِنٌّ=tatmin olmuş بِالْإِيمَانِ=inanç ve güvenle«îmãn»وَلَٰكِنْ=ve fakat مَنْ=kim شَرَحَ=açarsa بِالْكُفْرِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeye«küfr_kãfir»صَدْرًا=göğsünüفَ=o zaman عَلَيْهِمْ=üzerlerine iner غَضَبٌ=bir hiddet«ğadab»مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمُ=olmaları اسْتَحَبُّوا=tercih edip sevmişالْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya عَلَى الْآخِرَةِ=Ahiret′eوَ=ve أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın لَا يَهْدِي=yol göstermeyek«hüdã»الْقَوْمَ=topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=olduklarıdır طَبَعَ=damgalamış اللَّهُ=Allah′ınعَلَىٰ=üzerini قُلُوبِهِمْ=kalplerinin وَ=ve سَمْعِهِمْ=kulaklarını وَ=ve أَبْصَارِهِمْۖ=gözleriniوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْغَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   لَا جَرَمَ=şüphe yoktur أَنَّهُمْ=olduklarında فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te هُمُ=onların الْخَاسِرُونَ=o zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لِلَّذِينَ=kimseler için هَاجَرُوا=göç etmiş«muhãcir»مِنْ بَعْدِ=ardından مَا فُتِنُوا=sıkıntıya sokulmasının«fitne»ثُمَّ=sonrasında جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»etmiş وَ=ve صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مِنْ بَعْدِهَا=onun ardındanلَغَفُورٌ=günahları çok örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   يَوْمَ=bir gün تَأْتِي=gelirكُلُّ=her نَفْسٍ=nefis تُجَادِلُ=uğraşır عَنْ نَفْسِهَا=kendi nefsi içinوَ=ve تُوَفَىٰ=tam karşılığı verilir كُلُّ=her نَفْسٍ=nefise مَا=olduğunun عَمِلَتْ=yapmışوَ=ve هُمْ=kendilerine لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 112 ﴿‎   وَ=ve ضَرَبَ=verir اللَّهُ=Allah مَثَلًا=örnek olarak قَرْيَةً=bir yerleşimi«karye»كَانَتْ=idi آمِنَةً=güvenli مُطْمَئِنَّةً=huzur içindeيَأْتِيهَا=geliyordu oraya رِزْقُهَا=oranın faydalandırıldığı «nimetler» «rızk»رَغَدًا=bol bol مِنْ كُلِّ=her مَكَانٍ=yerdenفَ=bu halde كَفَرَتْ=orası görmezlikten geldi«küfr_kãfir»بِأَنْعُمِ=nimetlerini اللَّهِ=Allah′ınفَ=bunun üzerine أَذَاقَهَا=tattırdı oraya اللَّهُ=Allah لِبَاسَ=«elbise»kuşanmayı الْجُوعِ=açlıkla وَ=ve الْخَوْفِ=korkuylaبِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَصْنَعُونَ=kurgulayıp hazırlıyor
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَهُمْ=geldi onlara رَسُولٌ=bir Elçi«rasûl»مِنْهُمْ=kendilerindenفَ=sonra كَذَّبُوهُ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»onuفَ=bunun üzerine أَخَذَهُمُ=yakaladı onları الْعَذَابُ=o ceza«azãb»وَ=iken هُمْ=onlar ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler 
 ‎﴾ 114 ﴿‎   فَ=o zaman كُلُوا=yiyin مِمَّا=şeylerden رَزَقَكُمُ=faydalandırdığı«rızk»sizi اللَّهُ=Allah′ınحَلَالًا=serbest«helãl»olarak طَيِّبًا=temiz«tayyib»olarakوَ=ve اشْكُرُوا=kıymet bilici olun«şekûr_şãkir»نِعْمَتَ=nimetine اللَّهِ=Allah′ınإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz إِيَّاهُ=bir tek O′na تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmet«abd» ediyor
 ‎﴾ 115 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece حَرَّمَ=yasak«haram»kıldı عَلَيْكُمُ=size الْمَيْتَةَ=leşi وَ=ve الدَّمَ=kanıوَ=ve لَحْمَ=etini الْخِنْزِيرِ=domuzun وَ=ve مَا=olanı أُهِلَّ=kurban edilmiş لِغَيْرِ=başkası için اللَّهِ=Allah′tan بِهِۖ=kendisiفَ=bunun üzerine مَنِ=‑vardır‑kimseye اضْطُرَّ=zor(un)da kalanغَيْرَ=olmaksızın بَاغٍ=azgınca وَ=ve de لَاعَادٍ=haddi aşmadanفَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   وَ=ve لَا تَقُولُوا=demeyin لِمَا=şeyler için تَصِفُ=nitelendirdiği أَلْسِنَتُكُمُ=dillerinizin الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»هَٰذَا=bu حَلَالٌ=serbesttir«helãl»وَ=ve هَٰذَا=bu حَرَامٌ=yasaktır«haram»لِتَفْتَرُوا=uydurmak«ifterã»için عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَۚ=o yalanı«kizb_kãzib»إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَفْتَرُونَ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»لَا يُفْلِحُونَ=selamete«felãh»ermezler
 ‎﴾ 117 ﴿‎   مَتَاعٌ=bir geçimlik varlıktır قَلِيلٌ=azıcıkوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 118 ﴿‎   وَ=ve عَلَى الَّذِينَ=kimselere هَادُوا=Yahudi olan حَرَّمْنَا=yasak«haram»kılmıştıkمَا=olduklarımızı قَصَصْنَا=anlatmış«kasas»عَلَيْكَ=sana مِنْ قَبْلُۖ=bundan önceوَ=ve مَا ظَلَمْنَاهُمْ=Biz "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmedik onlara وَلَٰكِنْ=fakat كَانُوا=oldular أَنْفُسَهُمْ=kendilerine يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmekte
 ‎﴾ 119 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لِلَّذِينَ=kimseler için عَمِلُوا=yapmış السُّوءَ=fenalığı«sú»بِجَهَالَةٍ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yaparak«cãhil»ثُمَّ=sonrasında تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapanlar«tevbe_tevvãb»مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bununوَ=ve أَصْلَحُوا=kendini düzeltenler«ıslah_sulh»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مِنْ بَعْدِهَا=ondan sonra لَغَفُورٌ=günahları çok örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 120 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm كَانَ=idi أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»قَانِتًا=karşısında hürmetle duran«kãnit»لِلَّهِ=Allah′ınحَنِيفًا=tek ilâha inanan«hanîf»وَ=ve لَمْ يَكُ=değildi مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 121 ﴿‎   شَاكِرًا=kıymet bilen«şekûr_şãkir»idi لِأَنْعُمِهِۚ=O′nun nimetlerine karşıاجْتَبَاهُ=seçmişti onu وَ=ve هَدَاهُ=yolunu göstermişti«hüdã»ona إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   وَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona فِي الدُّنْيَا=dünyada حَسَنَةًۖ=güzellik«hasen»وَ=ve de إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te لَمِنَ الصَّالِحِينَ=kesinlikle düzgün kimselerdendir«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 123 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَيْكَ=sanaأَنِ اتَّبِعْ=katıl«ittebã»diye مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in حَنِيفًاۖ=tek ilâha inanma«hanîf»şeklindeوَ=ve مَا كَانَ=o değildi مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 124 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece جُعِلَ=yaptı السَّبْتُ=cumartesi gününü عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda الَّذِينَ=kimselerin اخْتَلَفُوا=ayrılığa düşmüş«ihtilãf»فِيهِۚ=onun hakkındaوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَيَحْكُمُ=kesinlikle hüküm verecektir بَيْنَهُمْ=aralarında يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فِي=hakkında مَا=şey كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisinde يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 125 ﴿‎   اُدْعُ=çağır«duã»إِلَىٰ سَبِيلِ=yoluna«sebîl»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»بِالْحِكْمَةِ=Hikmet′le وَ=ve(ile) الْمَوْعِظَةِ=o nasihat الْحَسَنَةِۖ=güzel«hasen»وَ=ve جَادِلْهُمْ=mücadele et onlarla بِالَّتِي=olanla هِيَ=kendisi أَحْسَنُۚ=en güzel«hasen»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=Kendisidir أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilenبِمَنْ=kimseyi ضَلَّ=yolunu saşırmış«dalãl»عَنْ=hakkında سَبِيلِهِۖ=O′nun yoluوَ=ve هُوَ=Kendisidir أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilen بِالْمُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girenleri«hüdã»
 ‎﴾ 126 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer عَاقَبْتُمْ=cezalandıracaksanızفَ=o zaman عَاقِبُوا=cezalandırın بِمِثْلِ=dengiyle مَا=olduğunuzun عُوقِبْتُمْ=cezalandırılmış بِهِۖ=kendisiyleوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer صَبَرْتُمْ=yılmadan dayanırsanız«sabr_sãbir»لَهُوَ=kesinlikle o خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenler«sabr_sãbir»için
 ‎﴾ 127 ﴿‎   وَ=ve اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»وَ=ve مَا=olmaz صَبْرُكَ=senin yılmadan dayanman«sabr_sãbir»إِلَّا=olması dışında بِاللَّهِۚ=Allah ileوَ=ve لَا تَحْزَنْ=üzülme عَلَيْهِمْ=onlaraوَ=ve de لَا تَكُ=olma فِي=içinde ضَيْقٍ=sıkıntı مِمَّا=şeylerden يَمْكُرُونَ=planını kurdukları«mekr»
 ‎﴾ 128 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah مَعَ=beraberdir الَّذِينَ=kimselerle اتَّقَوْا=kendini sakındırmış«takvã»وَ=ve de الَّذِينَ=kimselerle هُمْ مُحْسِنُونَ=güzel davranan«ihsãn_muhsin»
Âyet Metni : (Nahl.1) (14. Cüz | 267. Sayfa)
Okunuşu :
1. etâ emru-llâhi felâ testa`cilûh. sübḥânehû vete`âlâ `ammâ yüşrikûn.
(Nahl.1) Grameri
أَتَىٰٓ : come ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: أ ت يأَمْرُ : command of ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ م راللهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هفَلَا : so ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَلَا : do not ::: [Edat/Yasaklama (harf‑i nehiy)]تَسْتَعْجِلُوهُ : (be) impatient for ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İstif'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=> إِسْتَفْعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ع ج لتَسْتَعْجِلُوهُ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]تَسْتَعْجِلُوهُ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]سُبْحَٰنَهُ : Glorified is ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: س ب حسُبْحَٰنَهُ : He ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَتَعَالَىٰ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَتَعَالَىٰ : Exalted (is) He ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ع ل وعَمَّا : above ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَمَّا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]يُشْرِكُونَ : associate ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ش ر كيُشْرِكُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu