Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
16. Madem ki onlardan ve Allahdan maada taptıklarından uzleti ıhtiyar ettiniz, o halde kehfe (mağaraya) çekilin ki sizin için rabbınız rahmetinden kısmet neşretsin ve size işinizden bir kolaylık hazırlasın
B.Bayraklı
16. İçlerinden biri şöyle demişti: “Madem ki siz onlardan ve onların Allah’ın dışında tapmakta oldukları varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve işinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın.”
A.Bayındır
16. Onlardan ve Allah’ın dışında kulluk ettiklerinden ayrıldığımızda, o mağaraya sığınalım ki Rabbimiz bize ikramından bol bol versin ve işimizin kolaylaşmasının şartlarını oluştursun.”[*][*] Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifât, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebî bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur’an’da geçen iltifat sanatlı ifadeler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
16. (İçlerinden biri dedi ki:)” Mademki onlardan ve Allah dışındaki taptıklarınızdan yüz çevirip kenara çekildiniz, hadi mağaraya sığının ki, Rabbiniz rahmetini size ulaştırsın ve sizi durumunuza göre ruhlarınızın ihtiyaç duyabileceği şeylerle donatsın!”* “Mirfak” terimi burada “yararlanılan, destek alınan şey” anlamında kullanılmıştır. Ama yararlanılan şey maddi değil, manevidir. Çünkü genç adamlar, Allah’tan başka varlıkları ve dünyalıkları bütünüyle terk edip inzivaya çekilmek istemişlerdir. Dolaysıyla burada yararlanılan şeyin maddeden çok mana ile ilgisi vardır. Yani Allah, ülfetten uzlete çekilen genç adamlara rahmetini lütfederek işlerini kolaylaştırmıştır.Ashab-ı Kehf, aralarında geçen bu konuşmadan sonra uzun zaman sürecek olan uykuya dalmışlardır. Bundan sonraki ayetler onların uykudaki hâllerini tasvir etmektedir.  Dipnotlar »
S.Ateş
16. (İçlerinden biri şöyle dedi): "Mâdem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden ayrıldınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz size rahmetinden bir parça yaysın (rızkınızı açıp bollaştırsın) ve (şu) işinizden size yararlı bir şey hazırlasın."
İngilizce Kelime Meali
وَإِذِ=And when اعْتَزَلْتُمُوهُمْ=you withdraw from them وَمَا=and what يَعْبُدُونَ=they worship إِلَّا=except اللَّهَ=Allah, فَأْوُۥٓا=then retreat إِلَى=to الْكَهْفِ=the cave. يَنشُرْ=Will spread لَكُمْ=for you رَبُّكُم=your Lord مِّن=of رَّحْمَتِهِۦ=His Mercy وَيُهَيِّئْ=and will facilitate لَكُم=for you مِّنْ=[from] أَمْرِكُم=your affair مِّرْفَقًا=(in) ease."
(18) Kehf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   اَلْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırالَّذِي=olan أَنْزَلَ=indirmiş عَلَىٰ عَبْدِهِ=«kulluk»hizmetkârına«abd»الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve لَمْ يَجْعَلْ=kılmadı لَهُ=ona ait عِوَجًاۜ=bir eğrilik
 ‎﴾ 2 ﴿‎   قَيِّمًا=dosdoğru olarak لِيُنْذِرَ=uyarması içinبَأْسًا=bir kuvvet uygulamasına«be′s»karşı شَدِيدًا=şiddetli مِنْ لَدُنْهُ=katındanوَ=ve يُبَشِّرَ=müjdelemesi için الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»الَّذِينَ=olan يَعْمَلُونَ=yapmakta الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»أَنَّ=olduğunu لَهُمْ=onlar için أَجْرًا=bir bedel«ecr»حَسَنًا=güzel«hasen»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   مَاكِثِينَ=durup bekleyeceklerdir فِيهِ=onun içinde أَبَدًا=sonsuza dek
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve(için) يُنْذِرَ=uyarması الَّذِينَ=kimseleri قَالُوا=demişاتَّخَذَ=edindi اللَّهُ=Allah وَلَدًا=çocuk
 ‎﴾ 5 ﴿‎   مَا=yoktur لَهُمْ=onların بِهِ=bu hususta مِنْ عِلْمٍ=bir bilgisi«ilm»وَلَا=ne de لِآبَائِهِمْۚ=atalarınınكَبُرَتْ=«büyük»ağır كَلِمَةً=bir kelam(söz)«kelime_kelimãt»تَخْرُجُ=dışarı çıkıyor«ihrãc»مِنْ أَفْوَاهِهِمْۚ=ağızlarındanإِنْ يَقُولُونَ=onlar söylemiyorlar إِلَّا=başkasını كَذِبًا=bir yalandan«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   فَ=bu halde لَعَلَّكَ=belki sen بَاخِعٌ=helak edeceksin نَفْسَكَ=kendini عَلَىٰ آثَارِهِمْ=peşlerindeإِنْ=eğer لَمْ يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmezlerse«îmãn»بِهَٰذَا=bu الْحَدِيثِ=sözeأَسَفًا=üzüntüden
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَا=yaptık مَا=şeyleri عَلَى الْأَرْضِ=yeryüzündekiزِينَةً=hoşa giden şeyler«ziynet»olarak لَهَا=oraya aitلِنَبْلُوَهُمْ=sınayalım«belã» diye onlarıأَيُّهُمْ=hangisinin olduğunu أَحْسَنُ=daha güzel«hasen»عَمَلًا=yapıp edilen olarak
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَجَاعِلُونَ=muhakkak yaparız مَا=olanları عَلَيْهَا=oranın üzerindeصَعِيدًا=bir toprak جُرُزًا=kupkuru
 ‎﴾ 9 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? حَسِبْتَ=sandın أَنَّ=olduğunu أَصْحَابَ=yoldaşlarının«eshãb_sãhib»الْكَهْفِ=o Mağara′nın«sûrenin adıdır»وَ=ve الرَّقِيمِ=o Yazıt′ınكَانُوا=olmuş مِنْ آيَاتِنَا=açık işaretlerimizden«ãyet»عَجَبًا=şaşılacak
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِذْ=zaman أَوَى=sığındıkları الْفِتْيَةُ=o gençler إِلَى الْكَهْفِ=o Mağarayaفَ=bunun üzerine قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آتِنَا=ver bize مِنْ لَدُنْكَ=katından رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»وَ=ve هَيِّئْ=hazırla لَنَا=bize مِنْ أَمْرِنَا=yapmamız gereken(veya"istenen") şeyde«emr»رَشَدًا=bir doğru yola erişim«rüşd»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَ=sonra ضَرَبْنَا=örttük عَلَىٰ آذَانِهِمْ=kulaklarını فِي الْكَهْفِ=o mağaradaسِنِينَ=yıllar عَدَدًا=nice
 ‎﴾ 12 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَعَثْنَاهُمْ=uyandırdık onlarıلِنَعْلَمَ=öğrenmemiz için أَيُّ=hangisidir الْحِزْبَيْنِ=iki taraftan«hizb»أَحْصَىٰ=daha iyi hesap yapanلِمَا=oldukları için لَبِثُوا=onların kalmış أَمَدًا=süre olarak
 ‎﴾ 13 ﴿‎   نَحْنُ=Biz نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana نَبَأَهُمْ=onların haberlerini بِالْحَقِّۚ=Gerçeğe«hakk»uygun olarakإِنَّهُمْ=ki onlar فِتْيَةٌ=gençlerdi آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»وَ=ve de زِدْنَاهُمْ=artırmıştık onlarda هُدًى=yol gösterişi«hüdã»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve رَبَطْنَا=güçlendirmiştik عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ=kalpleriniإِذْ=bir vakit قَامُوا=kalktılarفَ=sonra da قَالُوا=dediler kiرَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününلَنْ نَدْعُوَا=biz asla «çağrıda bulunma»dua etmeyiz«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında إِلَٰهًاۖ=bir ilâhaلَقَدْ=eminiz ki قُلْنَا=söylemiş oluruz إِذًا=o vakit شَطَطًا=gerçeklikten uzak olanı
 ‎﴾ 15 ﴿‎   هَٰؤُلَاءِ=işte şunlar قَوْمُنَا=bizim toplumumuz«kavm»اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında آلِهَةًۖ=ilâhlarلَوْلَا يَأْتُونَ=getirselerdi ya! عَلَيْهِمْ=onlara بِسُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»بَيِّنٍۖ=apaçıkفَ=o zaman مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنِ=kimseden افْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve إِذِ=mademki اعْتَزَلْتُمُوهُمْ=siz ayrıldınız onlardanوَ=ve مَا=şeylerden يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yaptıkları إِلَّا=başka اللَّهَ=Allah′tanفَ=o halde أْوُوا=sığının إِلَى الْكَهْفِ=o mağarayaيَنْشُرْ=yaysın لَكُمْ=size رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»مِنْ رَحْمَتِهِ=merhametinden«rahmet»وَ=ve يُهَيِّئْ=hazırlasın لَكُمْ=size مِنْ أَمْرِكُمْ=yapmanız gereken şeyde«emr»مِرْفَقًا=bir kolaylık
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve تَرَى=görürsün الشَّمْسَ=Güneş′i إِذَا=zaman طَلَعَتْ=doğduğuتَزَاوَرُ=eğiliyor عَنْ كَهْفِهِمْ=mağaralarındanذَاتَ=tarafa الْيَمِينِ=sağوَ=ve de إِذَا=zaman غَرَبَتْ=battığı تَقْرِضُهُمْ=makaslayıp geçerek onlarıذَاتَ=tarafa الشِّمَالِ=solوَ=iken هُمْ=kendileri فِي=içinde فَجْوَةٍ=bir dehlizi مِنْهُۚ=onunذَٰلِكَ=işte bu مِنْ آيَاتِ=açık işaretlerindendir«ãyet»اللَّهِۗ=Allah′ınمَنْ=kime يَهْدِ=yol gösterirse«hüdã»اللَّهُ=Allahفَ=o zaman هُوَ=o الْمُهْتَدِۖ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»olurوَ=ve de مَنْ=kime يُضْلِلْ=yolunu saşırtırsa«dalãl»فَ=o zaman لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لَهُ=onun için وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»مُرْشِدًا=doğru yola eriştiren«rüşd»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve تَحْسَبُهُمْ=sen sanırsın onları أَيْقَاظًا=uyanık haldeوَ=iken هُمْ=kendileri رُقُودٌۚ=uyuyanوَ=ve نُقَلِّبُهُمْ=çeviririz onları ذَاتَ=tarafa الْيَمِينِ=sağ وَ=ve ذَاتَ=tarafa الشِّمَالِۖ=solوَ=ve de كَلْبُهُمْ=köpekleri بَاسِطٌ=uzatmış ذِرَاعَيْهِ=ön ayaklarını بِالْوَصِيدِۚ=girişteلَوِ=eğer اطَّلَعْتَ=çıkıp baksaydın عَلَيْهِمْ=onlaraلَوَلَّيْتَ=mutlaka dönerdin مِنْهُمْ=onlardan فِرَارًا=kaçarakوَ=ve لَمُلِئْتَ=kesinlikle içine dolardı مِنْهُمْ=onlardan dolayı رُعْبًا=bir korku
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle بَعَثْنَاهُمْ=dirilttik onları لِيَتَسَاءَلُوا=sormaları için بَيْنَهُمْۚ=kendi aralarındaقَالَ=dedi ki قَائِلٌ=bir konuşan مِنْهُمْ=içlerindenكَمْ=ne kadar? لَبِثْتُمْۖ=kaldınızقَالُوا=dediler ki لَبِثْنَا=kaldık يَوْمًا=bir gün أَوْ=ya da بَعْضَ=belli bir kısmı يَوْمٍۚ=gününقَالُوا=dediler ki رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَا=ne kadar لَبِثْتُمْ=kaldığınızıفَ=şu halde ابْعَثُوا=gönderin أَحَدَكُمْ=biriniziبِوَرِقِكُمْ=gümüş paranız ile هَٰذِهِ=şuإِلَى الْمَدِينَةِ=o şehreفَ=sonra da لْيَنْظُرْ=baksın أَيُّهَا=hangisi أَزْكَىٰ=daha temiz طَعَامًا=yiyecek olarakفَ=böylece لْيَأْتِكُمْ=getirsin size بِرِزْقٍ=faydalandırılan«nimet»i «rızk»مِنْهُ=ondanوَ=ve لْيَتَلَطَّفْ=dikkatli davransınوَ=ve لَا يُشْعِرَنَّ=sezdirmesin بِكُمْ=sizi أَحَدًا=birisine
 ‎﴾ 20 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar إِنْ=eğer يَظْهَرُوا=ellerine geçirirlerse عَلَيْكُمْ=siziيَرْجُمُوكُمْ=taşlayarak öldürürler sizi أَوْ=yahut يُعِيدُوكُمْ=geri döndürürler«eãde»sizi فِي مِلَّتِهِمْ=kendi düşünce ve yaşayış tarzlarına«millet»وَ=ve لَنْ تُفْلِحُوا=asla selamete«felãh»ermezsiniz إِذًا=bu halde أَبَدًا=sonsuza dek
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَعْثَرْنَا=buldurduk عَلَيْهِمْ=onlarıلِيَعْلَمُوا=bilsinler diye أَنَّ=olduğunu وَعْدَ=söz verdiğinin«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّ=gerçek(leşecek)«hakk»وَ=ve أَنَّ=olduğunu السَّاعَةَ=o Saatin«saat»لَا=olmayan رَيْبَ=bir kuşku فِيهَا=kendisinde(veya "hakkında")إِذْ=bir vakit يَتَنَازَعُونَ=çekişiyorlardı بَيْنَهُمْ=kendi aralarında أَمْرَهُمْۖ=yapmaları gereken şeyi«emr»فَ=sonra قَالُوا=dediler ki ابْنُوا=inşa edin عَلَيْهِمْ=onların üstüne بُنْيَانًاۖ=bir binaرَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِهِمْۚ=onlarıقَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler غَلَبُوا=üstünlük sağlayan عَلَىٰ أَمْرِهِمْ=onların yapmaları gereken şeyde«emr»لَنَتَّخِذَنَّ=mutlaka yapacağız عَلَيْهِمْ=onların üstüne مَسْجِدًا=bir «secde yeri»mescid«mescid»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki ثَلَاثَةٌ=üçtürرَابِعُهُمْ=dördüncüleri كَلْبُهُمْ=köpekleridirوَ=ve يَقُولُونَ=diyecekler ki خَمْسَةٌ=beştir سَادِسُهُمْ=altıncıları كَلْبُهُمْ=köpekleridirرَجْمًا=taş atar şekilde بِالْغَيْبِۖ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb»وَ=ve يَقُولُونَ=diyecekler ki سَبْعَةٌ=yedidir وَ=ve ثَامِنُهُمْ=sekizincileri كَلْبُهُمْۚ=köpekleridirقُلْ=de ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِعِدَّتِهِمْ=onların adediniمَا=yoktur يَعْلَمُهُمْ=bilen onları إِلَّا=dışında قَلِيلٌۗ=pek azıفَ=öyleyse لَا تُمَارِ=münakaşaya girme فِيهِمْ=onlar hakkında إِلَّا=dışında مِرَاءً=tartışma ظَاهِرًا=apaçık olanوَلَا=ne de تَسْتَفْتِ=sor فِيهِمْ=onlar hakkında مِنْهُمْ=onlardan أَحَدًا=herhangi birine
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَا تَقُولَنَّ=deme لِشَيْءٍ=herhangi bir şey içinإِنِّي=ki ben فَاعِلٌ=yapacak olanım ذَٰلِكَ=işte bunu غَدًا=yarın
 ‎﴾ 24 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُۚ=Allah′ınوَ=ve اذْكُرْ=an«zikr»رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»إِذَا=zaman نَسِيتَ=unuttuğunوَ=ve قُلْ=de ki عَسَىٰ=umarım أَنْ يَهْدِيَنِ=ulaştırmasını beni رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»لِأَقْرَبَ=daha yakın مِنْ هَٰذَا=bundan رَشَدًا=bir doğru yola erişmeye«rüşd»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve لَبِثُوا=kaldılar فِي كَهْفِهِمْ=mağaralarında ثَلَاثَ مِائَةٍ=üçyüz سِنِينَ=yılوَ=ve ازْدَادُوا=ilave ettiler تِسْعًا=dokuzu
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قُلِ=de ki اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَا=olduklarıyla ilgili لَبِثُواۖ=kalmışلَهُ=O′nundur غَيْبُ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzününأَبْصِرْ=çok iyi görür بِهِ=onu وَ=ve أَسْمِعْۚ=çok iyi işitirمَا=yoktur لَهُمْ=onlar için مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَ=ve لَا يُشْرِكُ=O ortak«şerîk»etmez فِي حُكْمِهِ=kendi hükmüne أَحَدًا=birini
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve اتْلُ=sayıp dök«tilãvet»مَا=olanları أُوحِيَ=mesajla iletilmiş«vahy»إِلَيْكَ=sanaمِنْ كِتَابِ=«ilâhî» Metninden«kitãb»رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَا=yoktur مُبَدِّلَ=değiştirecek لِكَلِمَاتِهِ=O′nun kelamını(sözlerini)«kelime_kelimãt»وَ=ve لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مُلْتَحَدًا=sığınılacak bir kimse
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»نَفْسَكَ=nefsineمَعَ=beraber الَّذِينَ=kimselerle يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua eden«duã»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»بِالْغَدَاةِ=sabah وَ=ve الْعَشِيِّ=akşam يُرِيدُونَ=isteyerek وَجْهَهُۖ=O′nun beğenisiniوَ=ve لَا تَعْدُ=kaydırmasın عَيْنَاكَ=gözlerini عَنْهُمْ=onlardanتُرِيدُ=isteyerek زِينَةَ=hoşa giden şeylerini«ziynet»الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۖ=dünyaوَ=ve لَا تُطِعْ=benimseyip uyma«ta′at»مَنْ=kişilereأَغْفَلْنَا=ihmal hatasına düşürdüğümüz«ğãfil»قَلْبَهُ=kalbini عَنْ ذِكْرِنَا=«ilâhî» Tembih′imizden«zikr»وَ=ve اتَّبَعَ=katılan«ittebã»هَوَاهُ=canının istediğine«hevã»وَ=ve كَانَ=olan أَمْرُهُ=yapılmasını istemiş olduğu şey«emr»فُرُطًا=bir aşırılık 
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve قُلِ=de ki الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizdendir«rabb»فَ=o zaman مَنْ=kimse شَاءَ=dileyen فَ=bu durumda لْيُؤْمِنُ=inanıp güvensin«îmãn»وَ=ve مَنْ=kimse شَاءَ=dileyen فَ=bu durumda لْيَكْفُرْۚ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelsin«küfr_kãfir»إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَعْتَدْنَا=hazırladık لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»için نَارًا=bir Ateş«nãr»أَحَاطَ=kuşatmıştır بِهِمْ=onları سُرَادِقُهَاۚ=onun(o:ateş) çevrelemesi(veya "dumanı")وَ=ve إِنْ=eğer يَسْتَغِيثُوا=yardım isteselerيُغَاثُوا=kendilerine yardım edilir بِمَاءٍ=bir su ileكَالْمُهْلِ=erimiş maden gibi يَشْوِي=haşlayan الْوُجُوهَۚ=yüzleriبِئْسَ=ne kötüdür الشَّرَابُ=o içecekوَ=ve سَاءَتْ=ne fena«sú»مُرْتَفَقًا=bir destektir
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»إِنَّا=ki Biz لَا نُضِيعُ=heba etmeyizأَجْرَ=bedelini«ecr»مَنْ=kimsenin أَحْسَنَ=güzellikler yapan«ihsãn_muhsin»عَمَلًا=iş olarak
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=kendileri içindir جَنَّاتُ=Cennetleri عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*)تَجْرِي=akar مِنْ تَحْتِهِمُ=«alt»yanı başlarından الْأَنْهَارُ=ırmaklarيُحَلَّوْنَ=bezenirler فِيهَا=orada مِنْ أَسَاوِرَ=bileziklerle مِنْ ذَهَبٍ=altınوَ=ve يَلْبَسُونَ=giyerek ثِيَابًا=giysiler خُضْرًا=yeşilمِنْ سُنْدُسٍ=ince ipekten وَ=ve إِسْتَبْرَقٍ=kalın ipektenمُتَّكِئِينَ=yaslanırlar فِيهَا=orada عَلَى=üzerine الْأَرَائِكِۚ=koltuklarنِعْمَ=ne güzel الثَّوَابُ=o getiri«sevãb»وَ=ve حَسُنَتْ=ne güzel«hasen»مُرْتَفَقًا=bir ağırlanma(*) orj ADN
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve اضْرِبْ=ver لَهُمْ=onlara مَثَلًا=bir örnek olarak رَجُلَيْنِ=iki adamıجَعَلْنَا=vermiştik لِأَحَدِهِمَا=ikisinden birine جَنَّتَيْنِ=iki bahçesini مِنْ أَعْنَابٍ=üzümوَ=ve حَفَفْنَاهُمَا=etrafını çevirmiştik o ikisinin بِنَخْلٍ=hurmalarlaوَ=ve de جَعَلْنَا=bitirmiştik بَيْنَهُمَا=ikisinin ortasında زَرْعًا=ekinler
 ‎﴾ 33 ﴿‎   كِلْتَا=her iki الْجَنَّتَيْنِ=bahçe آتَتْ=vermişti أُكُلَهَا=kendi yemişiniوَ=ve لَمْ تَظْلِمْ=o "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmemişti مِنْهُ=ondan شَيْئًاۚ=herhangi bir şeyleوَ=ve de فَجَّرْنَا=akıtmıştık خِلَالَهُمَا=ikisinin arasından نَهَرًا=bir ırmak
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve de كَانَ=vardı لَهُ=onun ثَمَرٌ=ürünüفَ=sonra قَالَ=dedi ki لِصَاحِبِهِ=yoldaşına«eshãb_sãhib»وَ=iken هُوَ=o يُحَاوِرُهُ=ona konuşurأَنَا=ben أَكْثَرُ=fazlayım مِنْكَ=senden مَالًا=malcaوَ=ve de أَعَزُّ=daha üstün gelenim نَفَرًا=adamca
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve دَخَلَ=girdi جَنَّتَهُ=bahçesineوَ=halde هُوَ=o ظَالِمٌ=bir "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»لِنَفْسِهِ=kendisineقَالَ=dedi ki مَا أَظُنُّ=zannetmiyorum«zann»أَنْ تَبِيدَ=yok olacağını هَٰذِهِ=bunun kendisinin أَبَدًا=sonsuza dek
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve مَا أَظُنُّ=zannetmiyorum«zann»السَّاعَةَ=o Saat′in«saat»قَائِمَةً=karşıda dikileceğiniوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer رُدِدْتُ=döndürülsem إِلَىٰ رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»لَأَجِدَنَّ=kesinlikle bulurum خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْهَا=oradan مُنْقَلَبًا=sonuç olarak
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَهُ=ona صَاحِبُهُ=yoldaşı«eshãb_sãhib»وَ=iken هُوَ=kendisiyle يُحَاوِرُهُ=konuşuyorأَ=mi? كَفَرْتَ=görmezlikten geliyorsun«küfr_kãfir»بِالَّذِي=olanı خَلَقَكَ=seni yaratmış مِنْ تُرَابٍ=topraktanثُمَّ=sonrasında مِنْ نُطْفَةٍ=taşmış damladan(veya ”döl damlası”)ثُمَّ=sonra da سَوَّاكَ=iyice oturmuş bir hale getirdi seni رَجُلًا=bir adam şeklinde
 ‎﴾ 38 ﴿‎   لَٰكِنَّا=fakat هُوَ=O اللَّهُ=Allah رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"imdir«rabb»وَ=ve لَا أُشْرِكُ=«ortak»denk kabul etmem«şirk_müşrik»بِرَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»أَحَدًا=herhangi birini
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=hiç olmazsa إِذْ=zaman دَخَلْتَ=girdiğin جَنَّتَكَ=bahçeneقُلْتَ=deseydin ki مَا شَاءَ اللَّهُ=”Maşaallah”(Allah′ın dilemiş olduğudur)لَا=yoktur قُوَّةَ=kuvvet إِلَّا=olandan başka بِاللَّهِۚ=Allah ileإِنْ=eğer تَرَنِ=görüyorsan أَنَا=beni أَقَلَّ=daha az مِنْكَ=kendindenمَالًا=malca وَ=ve وَلَدًا=evlatça
 ‎﴾ 40 ﴿‎   فَ=o zaman عَسَىٰ=bakarsın kiرَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَنْ يُؤْتِيَنِ=verir bana خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْ جَنَّتِكَ=senin bahçendenوَ=ve de يُرْسِلَ=gönderir عَلَيْهَا=oranın üzerine حُسْبَانًا=yıldırımlar مِنَ السَّمَاءِ=göktenفَ=böylece تُصْبِحَ=kesilir صَعِيدًا=bir arazi زَلَقًا=kaygan 
 ‎﴾ 41 ﴿‎   أَوْ=yahut يُصْبِحَ=çekilir مَاؤُهَا=oranın suyu غَوْرًا=dibeفَ=sonra da لَنْ تَسْتَطِيعَ=asla gücün yetmez«istitãat»لَهُ=onu طَلَبًا=aramaya
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve أُحِيطَ=yok edildi بِثَمَرِهِ=ürünüفَ=bunun üzerine أَصْبَحَ=başladı يُقَلِّبُ=ovuşturmağa كَفَيْهِ=elleriniعَلَىٰ مَا=olduklarına أَنْفَقَ=uğrunda sarf«infãk»etmiş فِيهَا=oradakiوَ=ve هِيَ=orası خَاوِيَةٌ=yıkılmıştı عَلَىٰ=üzerine عُرُوشِهَا=kendi çardaklarıوَ=ve يَقُولُ=diyordu يَا=Ah! لَيْتَنِي=keşke ben لَمْ أُشْرِكْ=«ortak»denk kabul etmeseydim«şirk_müşrik»بِرَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»أَحَدًا=kimseyi
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve de لَمْ تَكُنْ=olmadı لَهُ=onun فِئَةٌ=kimseleri يَنْصُرُونَهُ=yardım eden kendisine مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahوَ=ve مَا كَانَ=olmadı مُنْتَصِرًا=kendisine yardım edilen biri
 ‎﴾ 44 ﴿‎   هُنَالِكَ=işte orada الْوَلَايَةُ="destek çıkan yakın" olmak«velî_evliyã»لِلَّهِ=Allah′a mahsustur الْحَقِّۚ=‑asıl‑gerçek«hakk»هُوَ=O′dur خَيْرٌ=en "faydalı ve iyi"«hayr»olan ثَوَابًا=getiri«sevãb»olarakوَ=ve de خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»عُقْبًا=akıbetçe
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve اضْرِبْ=ver لَهُمْ=onlara مَثَلَ=örneğini الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünyaكَمَاءٍ=bir su gibidir أَنْزَلْنَاهُ=indirdiğimiz kendisini مِنَ السَّمَاءِ=göktenفَ=bunun üzerine اخْتَلَطَ=katıştı بِهِ=onunla نَبَاتُ=bitkisi الْأَرْضِ=yeryüzününفَ=böylece أَصْبَحَ=oldular هَشِيمًا=çerçöpe dönmüş kuru otlar تَذْرُوهُ=savurduğu الرِّيَاحُۗ=rüzgârlarınوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye مُقْتَدِرًا=güç yetirir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   اَلْمَالُ=mal وَ=ve الْبَنُونَ=oğullar زِينَةُ=hoşa giden şeyleridir«ziynet»الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۖ=dünyaوَ=ve de الْبَاقِيَاتُ=kalıcı olan الصَّالِحَاتُ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»عِنْدَ=katında رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inin«rabb»ثَوَابًا=getiri«sevãb»olarakوَ=ve de خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»أَمَلًا=bir umut olarak
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün نُسَيِّرُ=yürütürüz الْجِبَالَ=dağlarıوَ=ve تَرَى=görürsün الْأَرْضَ=yeryüzünü بَارِزَةً=çıplakوَ=ve حَشَرْنَاهُمْ=toplamışızdır«haşr»onlarıفَ=sonra da لَمْ نُغَادِرْ=bırakmamışızdır مِنْهُمْ=onlardan أَحَدًا=herhangi birini
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve عُرِضُوا=arzedilmişlerdir عَلَىٰ رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"ine«rabb»صَفًّا=sıra sıraلَقَدْ=emin olun ki جِئْتُمُونَا=geldiniz Bizeكَمَا=gibi خَلَقْنَاكُمْ=yarattığımız sizi أَوَّلَ مَرَّةٍۚ=ilk defasındaبَلْ=Yok! زَعَمْتُمْ=siz iddia etmiştiniz«zağm»أَلَّنْ نَجْعَلَ=asla tayin etmeyeceğimizi لَكُمْ=size مَوْعِدًا=bir buluşma«mev′id»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve وُضِعَ=(ortaya) konulmuştur الْكِتَابُ=o Yazılı Kayıt«ketb»فَ=sonra da تَرَى=görürsün الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenleri«cürüm_mücrim»مُشْفِقِينَ=korkudan titrediklerini مِمَّا=şeylerden فِيهِ=onun içindekiوَ=ve يَقُولُونَ=derler ki يَا=vay! وَيْلَتَنَا=başımıza gelene! مَالِ=ne oluyor هَٰذَا=bu الْكِتَابِ=Yazılı Kayda«ketb»لَا يُغَادِرُ=bırakmıyor صَغِيرَةً=küçük bir şey وَلَا=ne de كَبِيرَةً=büyük bir şey إِلَّا=olmadıkça أَحْصَاهَاۚ=sayıp dökmüş onlarıوَ=ve وَجَدُوا=bulmuşlardır مَا=olduklarını عَمِلُوا=yapmış حَاضِرًاۗ=hazırdaوَ=ve لَا يَظْلِمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmez رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»أَحَدًا=kimseye
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قُلْنَا=demiştik ki لِلْمَلَائِكَةِ=meleklere اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِآدَمَ=Âdem′e(veya”Âdem için”)فَ=bunun üzerine سَجَدُوا=yere yüz koydular«secde»إِلَّا=hariç إِبْلِيسَ=İblisكَانَ=o idi مِنَ الْجِنِّ=o cinlerdenفَ=böylece فَسَقَ=yolundan çıktı«fısk_fãsık»عَنْ أَمْرِ=yapılmasını istediği şeyin«emr»رَبِّهِۗ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»أَ=musunuz? فَ=bu halde تَتَّخِذُونَهُ=siz onu ediniyor وَ=ve ذُرِّيَّتَهُ=onun "soyunun devamı"nı«zurriyyãt»أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»مِنْ دُونِي=Benim dışımdaوَ=iken هُمْ=kendileri لَكُمْ=sizin عَدُوٌّۚ=düşmanınızبِئْسَ=ne kötü لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»için بَدَلًا=bir takastır
 ‎﴾ 51 ﴿‎   مَا أَشْهَدْتُهُمْ=tanık«şãhid» etmedim onları خَلْقَ=yaratılışına السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَلَا=ne de خَلْقَ=yaratılışına أَنْفُسِهِمْ=kendilerininوَ=ve de مَا كُنْتُ=değilim Ben مُتَّخِذَ=edinmiş الْمُضِلِّينَ=yolu saşırtanları«dalãl»عَضُدًا=bir yardım eden
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün يَقُولُ=O der kiنَادُوا=seslenin شُرَكَائِيَ=«ortak»denklerime«şirk_müşrik»الَّذِينَ=olduğunuz زَعَمْتُمْ=sizin iddia etmiş«zağm»فَ=bunun üzerine دَعَوْهُمْ=çağırdılar«duã»onları فَ=fakat لَمْ يَسْتَجِيبُوا=karşılık vermediler لَهُمْ=kendilerineوَ=ve جَعَلْنَا=Biz yapmışızdır بَيْنَهُمْ=onların aralarında مَوْبِقًا=bir uçurum
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve رَأَى=gördüler الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»النَّارَ=o Ateş′i«nãr»فَ=bunun üzerine ظَنُّوا=kanaat getirdiler«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına مُوَاقِعُوهَا=düşecek orayaوَ=ve لَمْ يَجِدُوا=bulmayacaklardır عَنْهَا=oradan مَصْرِفًا=kaçacak bir yer
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki صَرَّفْنَا=dönüp dönüp açıkladık فِي=içinde هَٰذَا=bu الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′ın«kur′ãn»لِلنَّاسِ=insanlara مِنْ كُلِّ=her çeşit مَثَلٍۚ=örneğiوَ=ve كَانَ=olanıdır الْإِنْسَانُ=insan أَكْثَرَ=en çok شَيْءٍ=şeyin جَدَلًا=tartışma halinde
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur مَنَعَ=alıkoyan النَّاسَ=insanları أَنْ يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmekten«îmãn»إِذْ=zaman جَاءَهُمُ=kendilerine geldiği الْهُدَىٰ=o yol gösteriş«hüdã»وَ=ve de يَسْتَغْفِرُوا=günahlarının örtülmesini dilemekten«istiğfar»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»إِلَّا أَنْ=ne var ki تَأْتِيَهُمْ=kendilerine gelir سُنَّةُ=uygulanan usuller«sünnet»الْأَوَّلِينَ=evvelkilereأَوْ=yahut يَأْتِيَهُمُ=karşılarına gelir الْعَذَابُ=o ceza«azãb»قُبُلًا=açıkça
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve مَا نُرْسِلُ=Biz göndermeyiz الْمُرْسَلِينَ=Elçi«rasûl»olarak gönderilenleriإِلَّا=olmasından başka مُبَشِّرِينَ=müjdeleyiciler وَ=ve مُنْذِرِينَۚ=uyarıcılarوَ=ve يُجَادِلُ=mücadele ediyorlar الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şeylerleلِيُدْحِضُوا=atmak«mudhadin»için بِهِ=onunla الْحَقَّۖ=o Gerçeği«hakk»وَ=ve اتَّخَذُوا=edindiler آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet»وَ=ve مَا=olduklarını أُنْذِرُوا=uyarılmış هُزُوًا=alay konusu
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنْ=kimselerden ذُكِّرَ=tembih edilen«tezkîr»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»فَ=sonra da أَعْرَضَ=aldırış etmeyen«iğ′rãd»عَنْهَا=onlaraوَ=ve نَسِيَ=unutandan مَا=olduğunu قَدَّمَتْ=öne sürmüş يَدَاهُۚ=ellerininإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَا=koyduk عَلَىٰ=üzerine قُلُوبِهِمْ=kalplerininأَكِنَّةً=örtüler«meknun_ekinnet»أَنْ يَفْقَهُوهُ=değerlendirip kavramalarına«fıkh»karşı onuوَ=ve فِي=içine آذَانِهِمْ=kulaklarının وَقْرًاۖ=ağırlıklarوَ=ve إِنْ=eğer تَدْعُهُمْ=çağırsan«duã»onları إِلَى الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã»فَ=bunun üzerine لَنْ يَهْتَدُوا=asla gösterilmiş yola girmezler«hüdã»إِذًا=bu halde أَبَدًا=sonsuza dek
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»الْغَفُورُ=“Günahları Örten”dir«ğafûr»ذُو=sahibidir الرَّحْمَةِۖ=merhametin«rahmet»لَوْ=eğer يُؤَاخِذُهُمْ=karşılıkları«cezã»verilseydi onlara بِمَا=olduklarının كَسَبُوا=kazanmışلَعَجَّلَ=kesinlikle çabuklaştırmıştı لَهُمُ=onların الْعَذَابَۚ=cezasını«azãb»بَلْ=yok aslında! لَهُمْ=onlar içindir مَوْعِدٌ=bir buluşma«mev′id»لَنْ يَجِدُوا=asla bulmayacaklar مِنْ دُونِهِ=onun dışında مَوْئِلًا=bir sığınacak yer
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=gelince تِلْكَ=işte الْقُرَىٰ=o yerleşimlere«karye»أَهْلَكْنَاهُمْ=helak ettik onları لَمَّا ظَلَمُوا=onlar "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edinceوَ=ve جَعَلْنَا=tayin ettik لِمَهْلِكِهِمْ=helakleri için مَوْعِدًا=bir buluşma«mev′id»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki مُوسَىٰ=Mûsã لِفَتَاهُ=erkek çalışanınaلَا أَبْرَحُ=durmayacağım حَتَّىٰ=kadar أَبْلُغَ=varıncaya مَجْمَعَ=birleştiği yere الْبَحْرَيْنِ=iki denizinأَوْ=veya أَمْضِيَ=yürüyeceğim حُقُبًا=uzun bir zaman
 ‎﴾ 61 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا بَلَغَا=varınca مَجْمَعَ=birleşen yere بَيْنِهِمَا=o ikisinin arasındaنَسِيَا=unuttular حُوتَهُمَا=o ikisine ait balıklarıفَ=sonra da اتَّخَذَ=o tuttu سَبِيلَهُ=yolunu«sebîl»فِي الْبَحْرِ=denizin içine سَرَبًا=sıyrılıp
 ‎﴾ 62 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا جَاوَزَا=onlar geçip gidince قَالَ=dedi ki لِفَتَاهُ=erkek çalışanıآتِنَا=getir bize غَدَاءَنَا=kahvaltımızıلَقَدْ=emin ol ki لَقِينَا=çektik مِنْ سَفَرِنَا=yolculuğumuzdan هَٰذَا=şuنَصَبًا=bir yorgunluk
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَرَأَيْتَ=bir baksana!«deyim  gördün mü»إِذْ=zaman أَوَيْنَا=sığındığımız إِلَى الصَّخْرَةِ=kayayaفَ=şu halde إِنِّي=şu bir gerçek ki ben نَسِيتُ=unutmuşum الْحُوتَ=o balığıوَ=ve مَا أَنْسَانِيهُ=unutturmamıştır bana إِلَّا=başkası الشَّيْطَانُ=şeytandan أَنْ أَذْكُرَهُۚ=hatırda tutmamı«zikr»onuوَ=ve اتَّخَذَ=o tutmuş سَبِيلَهُ=yolunu«sebîl»فِي الْبَحْرِ=denizin içine عَجَبًا=şaşılacak biçimde
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ذَٰلِكَ=işte مَا=şey كُنَّا=olduğumuz نَبْغِۚ=arayışındaفَ=bunun üzerine ارْتَدَّا=geri döndüler عَلَىٰ=üzerinde عَلَىٰ آثَارِهِمَا=o ikisinin izleri قَصَصًا=takip yaparak
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=sonra وَجَدَا=buldular عَبْدًا=bir «kulluk»hizmetkâr«abd»مِنْ عِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdenآتَيْنَاهُ=Biz vermiştik ona رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنْ عِنْدِنَا=katımızdanوَ=ve عَلَّمْنَاهُ=öğretmiştik ona مِنْ لَدُنَّا=katımızdan عِلْمًا=bir bilgi«ilm»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَهُ=ona مُوسَىٰ=Mûsãهَلْ=mı? أَتَّبِعُكَ=katılayım«ittebã»sanaعَلَىٰ=üzere أَنْ تُعَلِّمَنِ=bana öğretmenمِمَّا=şeylerden عُلِّمْتَ=öğretilen sana رُشْدًا=doğru yola eriştirici«rüşd»olarak
 ‎﴾ 67 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّكَ=ki sen لَنْ تَسْتَطِيعَ=asla güç yetirmezsin«istitãat»مَعِيَ=benimle beraber bulunmağa صَبْرًا=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve كَيْفَ=nasıl? تَصْبِرُ=yılmadan dayanırsın«sabr_sãbir»عَلَىٰ مَا=olduklarına لَمْ تُحِطْ=bilgice hakim olmamış بِهِ=kendisine خُبْرًا=haber alarak
 ‎﴾ 69 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَتَجِدُنِي=bulacaksın beniإِنْ=eğer شَاءَ=dilerse اللَّهُ=Allahصَابِرًا=zorluklara göğüs gerer«sabr_sãbir»وَ=ve لَا أَعْصِي=karşı gelmem لَكَ=sana أَمْرًا=yapılması istenmiş bir şeyde«emr»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=bunun üzerine إِنِ=eğer اتَّبَعْتَنِي=katılacaksan«ittebã»banaفَ=o zaman لَا تَسْأَلْنِي=soru sormayacaksın bana عَنْ شَيْءٍ=herhangi birحَتَّىٰ=kadar أُحْدِثَ=ben anlatıncaya لَكَ=sana مِنْهُ=ondan ذِكْرًا=bir bahis«zikr»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   فَ=böylece انْطَلَقَا=yürüdülerحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman رَكِبَا=bindikleri فِي السَّفِينَةِ=gemiye خَرَقَهَاۖ=o deldi onuقَالَ=dedi ki أَ=mi? خَرَقْتَهَا=onu deldin لِتُغْرِقَ=boğmak için أَهْلَهَا=ahalisini«ehl»لَقَدْ=emin ol ki جِئْتَ=sen yaptın شَيْئًا=bir şey إِمْرًا=berbat
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mi? لَمْ أَقُلْ=demedim إِنَّكَ=ki sen لَنْ تَسْتَطِيعَ=asla güç yetirmezsin«istitãat»مَعِيَ=beraber benimle صَبْرًا=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا تُؤَاخِذْنِي=kınama beni بِمَا=dolayı نَسِيتُ=unutmamdanوَلَا=ne de تُرْهِقْنِي=zorla sürükle«irhak»beni مِنْ أَمْرِي=yapılması istenmiş olduğumda«emr»عُسْرًا=bir güçlüğe
 ‎﴾ 74 ﴿‎   فَ=böylece انْطَلَقَا=yürüdülerحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman لَقِيَا=rastladıkları غُلَامًا=bir oğlan çocuğunaفَ=bunun üzerine قَتَلَهُ=o öldürdü onuقَالَ=dedi ki أَ=mı? قَتَلْتَ=öldürdün نَفْسًا=bir canı زَكِيَّةً=tertemizبِغَيْرِ=karşılık olmadan نَفْسٍ=bir canaلَقَدْ=emin ol ki جِئْتَ=sen yaptın شَيْئًا=bir şey نُكْرًا=çirkin
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=miydim? لَمْ أَقُلْ=dememiş لَكَ=sana إِنَّكَ=ki sen لَنْ تَسْتَطِيعَ=asla güç yetirmezsin«istitãat»مَعِيَ=beraber benimle صَبْرًا=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنْ=eğer سَأَلْتُكَ=sorarsam sana عَنْ شَيْءٍ=bir şey بَعْدَهَا=bundan sonraفَ=o zaman لَا تُصَاحِبْنِيۖ=yoldaş«eshãb_sãhib»olma banaقَدْ=emin ol ki بَلَغْتَ=ulaşmış olur sana مِنْ لَدُنِّي=benden عُذْرًا=bir mazeret
 ‎﴾ 77 ﴿‎   فَ=böylece انْطَلَقَا=yürüdülerحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَتَيَا=vardıkları أَهْلَ=ahalisine«ehl»قَرْيَةٍ=bir yerleşimin«karye»اسْتَطْعَمَا=yiyecek istediler أَهْلَهَا=oranın ahalisinden«ehl»فَ=bunun üzerine أَبَوْا=onlar kaçındılar أَنْ يُضَيِّفُوهُمَا=misafir etmekten o ikisiniفَ=sonra وَجَدَا=buldular فِيهَا=orada جِدَارًا=bir duvarيُرِيدُ=yüz tutan أَنْ يَنْقَضَّ=yıkılmağaفَ=bunun üzerine أَقَامَهُۖ=o dikleştirdi onuقَالَ=dedi ki لَوْ=eğer شِئْتَ=isteseydin لَاتَّخَذْتَ=kesinlikle alırdın عَلَيْهِ=ona karşılık أَجْرًا=bir bedel«ecr»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰذَا=işte bu فِرَاقُ=ayrılışıdır بَيْنِي=benim aramın وَ=ile بَيْنِكَۚ=seninسَأُنَبِّئُكَ=haber vereceğim sana بِتَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»مَا=olduklarının لَمْ تَسْتَطِعْ=güç yetirmez«istitãat»عَلَيْهِ=kendisine صَبْرًا=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   أَمَّا=gelince السَّفِينَةُ=o gemiyeفَ=şu halde كَانَتْ=o idi لِمَسَاكِينَ=zavallılara«miskîn» aitيَعْمَلُونَ=çalışan فِي الْبَحْرِ=denizdeفَ=bu durumda أَرَدْتُ=istedim أَنْ أَعِيبَهَا=kusurlu yapmayı onuوَ=iken كَانَ=bulunuyor وَرَاءَهُمْ=onların ilerisinde مَلِكٌ=bir hükümdar«melik»يَأْخُذُ=alan كُلَّ=her سَفِينَةٍ=gemiyi غَصْبًا=zorla
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince الْغُلَامُ=o oğlan çocuğunaفَ=şu halde كَانَ=o idi أَبَوَاهُ=onun ana‑babası مُؤْمِنِيْنِ=inanıp güvenenler«mü′min»فَ=bu durumda خَشِينَا=çekindik«huşû»أَنْ يُرْهِقَهُمَا=zorla sürüklemesinden«irhak»o ikisini طُغْيَانًا=bir azmışlığa«tuğyãn_tağ′ût»وَ=ve كُفْرًا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişe«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَرَدْنَا=istedik ki أَنْ يُبْدِلَهُمَا=yerine versin o ikisine رَبُّهُمَا=o ikisinin "Efendi ve Sahib"i«rabb»خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"yi«hayr»مِنْهُ=ondanزَكَاةً=daha temizi وَ=ve أَقْرَبَ=daha yakını رُحْمًا=merhamete«rahmet»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince الْجِدَارُ=o duvaraفَ=şu halde كَانَ=o idi لِغُلَامَيْنِ=iki oğlan çocuğuna ait يَتِيمَيْنِ=yetim فِي الْمَدِينَةِ=o şehirdekiوَ=ve كَانَ=idi تَحْتَهُ=altında كَنْزٌ=bir hazine لَهُمَا=o ikisine aitوَ=ve de كَانَ=idi أَبُوهُمَا=o ikisinin babası صَالِحًا=düzgün bir kimse«sãlih_sãlihãt»فَ=bu durumda أَرَادَ=istedi رَبُّكَ=senin "Efendi ve Sahib"in«rabb»أَنْ يَبْلُغَا=onların ermelerini أَشُدَّهُمَا=o ikisinin güçlü çağlarınaوَ=ve يَسْتَخْرِجَا=dışarı çıkarsınlar«ihrãc»كَنْزَهُمَا=o ikisinin hazineleriniرَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»olarak مِنْ رَبِّكَۚ=senin "Efendi ve Sahib"inden«rabb»وَ=ve مَا فَعَلْتُهُ=yapmadım onu عَنْ=dolayı أَمْرِيۚ=yapılmasını istemiş olduğumdan«emr»ذَٰلِكَ=işte budur تَأْوِيلُ=”vardığı sonu甫te′vîl»مَا=şeylerin لَمْ تَسْطِعْ=senin güç yetirmediğin عَلَيْهِ=hakkında صَبْرًا=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنْ=hakkında ذِي الْقَرْنَيْنِۖ=«çift boynuz sahibi»Zülkarneynقُلْ=de ki سَأَتْلُوا=sayıp dökeceğim«tilãvet»عَلَيْكُمْ=size مِنْهُ=ondan ذِكْرًا=bir bahis«zikr»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz مَكَّنَّا=güçlü kıldık لَهُ=onu فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona مِنْ كُلِّ شَيْءٍ=herşeyden سَبَبًا=vasıta(veya"yol")
 ‎﴾ 85 ﴿‎   فَ=sonra أَتْبَعَ=o peşine takıldı«ittebã»سَبَبًا=bir vasıtanın(veya"yol")
 ‎﴾ 86 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman بَلَغَ=ulaştığı مَغْرِبَ=battığı yere الشَّمْسِ=Güneş′inوَجَدَهَا=buldu onu تَغْرُبُ=batar فِي عَيْنٍ=bir pınarda(gözede) حَمِئَةٍ=kara balçıklıوَ=ve de وَجَدَ=buldu عِنْدَهَا=onun yanında قَوْمًاۗ=bir toplum«kavm»قُلْنَا=dedik ki يَا=Ey! ذَا الْقَرْنَيْنِ=«çift boynuz sahibi»Zülkarneyn إِمَّا=ister أَنْ تُعَذِّبَ=ceza verirsin«azãb»وَ=veya إِمَّا=ister أَنْ تَتَّخِذَ=davranırsın فِيهِمْ=kendilerine حُسْنًا=güzellikle«hasen»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَمَّا=gelince مَنْ=kimseye ظَلَمَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş فَ=şu halde سَوْفَ=ileride نُعَذِّبُهُ=cezalandıracağız«azãb»onuثُمَّ=sonrasında da يُرَدُّ=döndürülecektir إِلَىٰ رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»فَ=sonra يُعَذِّبُهُ=O cezalandıracaktır«azãb»onu عَذَابًا=bir cezayla«azãb»نُكْرًا=görülmemiş
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve de أَمَّا=gelince مَنْ=kimseye آمَنَ=inanıp güvenen«îmãn»وَ=ve عَمِلَ=yapan صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=o zaman da لَهُ=‑vardır‑onun için جَزَاءً=karşılık«cezã»olarak الْحُسْنَىٰۖ=o güzellik«hasen»وَ=ve سَنَقُولُ=söyleyeceğiz لَهُ=kendisine مِنْ أَمْرِنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz«emr»içerisinden يُسْرًا=bir kolaylık
 ‎﴾ 89 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَتْبَعَ=peşine takıldı«ittebã»سَبَبًا=bir vasıtanın(veya"yol")
 ‎﴾ 90 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman بَلَغَ=ulaştığı مَطْلِعَ=doğduğu yere الشَّمْسِ=Güneş′inوَجَدَهَا=buldu onu تَطْلُعُ=doğar عَلَىٰ=üzerine قَوْمٍ=bir toplumun«kavm»لَمْ نَجْعَلْ=yapmamıştık لَهُمْ=kendilerine مِنْ دُونِهَا=onunla(o:Güneş) aralarında سِتْرًا=bir muhafaza
 ‎﴾ 91 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyledirوَ=ve قَدْ=emin olun ki أَحَطْنَا=bilgice hakim olmuştuk بِمَا=olanlara لَدَيْهِ=onun yanında خُبْرًا=haber alarak
 ‎﴾ 92 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَتْبَعَ=peşine takıldı«ittebã»سَبَبًا=bir vasıtanın(veya"yolun")
 ‎﴾ 93 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman بَلَغَ=ulaştığı بَيْنَ=arasına السَّدَّيْنِ=iki bariyerinوَجَدَ=buldu مِنْ دُونِهِمَا=o ikisinin arasında قَوْمًا=bir toplum«kavm»لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ=neredeyse hiç değerlendirip kavramayan«fıkh»قَوْلًا=söyleneni
 ‎﴾ 94 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! ذَا الْقَرْنَيْنِ=«çift boynuz sahibi»Zülkarneynإِنَّ=ki يَأْجُوجَ=Ye′cûc وَ=ve مَأْجُوجَ=Me′cûc مُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanlardır فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde(veya"o topraklarda")فَ=bunun üzerine هَلْ=mi? نَجْعَلُ=verelim لَكَ=sana خَرْجًا=bir vergiعَلَىٰ=karşılık أَنْ تَجْعَلَ=yapmana بَيْنَنَا=bizim aramıza وَ=ile بَيْنَهُمْ=onlar سَدًّا=bir bariyer
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَا=oldukları مَكَّنِّي=bana imkan olarak vermiş فِيهِ=kendisinde رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»فَ=öyleyse أَعِينُونِي=siz yardım edin bana بِقُوَّةٍ=bir güçleأَجْعَلْ=yapayım بَيْنَكُمْ=sizin aranıza وَ=ile بَيْنَهُمْ=onlar رَدْمًا=gedik kapaması
 ‎﴾ 96 ﴿‎   آتُونِي=getirin bana زُبَرَ=parçaları«zebûr»الْحَدِيدِۖ=demirحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman سَاوَىٰ=eşitlediği بَيْنَ=arasını الصَّدَفَيْنِ=iki dağınقَالَ=dedi ki انْفُخُواۖ=üfleyin!حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَعَلَهُ=onu yaptığı نَارًا=bir ateş«nãr»halindeقَالَ=dedi ki آتُونِي=getirin bana أُفْرِغْ=dökeyim عَلَيْهِ=üzerine قِطْرًا=erimiş bakır
 ‎﴾ 97 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَا اسْطَاعُوا=güçleri yetmedi«istitãat»أَنْ يَظْهَرُوهُ=aşmaya onuوَ=ve de مَا اسْتَطَاعُوا=güçleri yetmedi«istitãat»لَهُ=onda نَقْبًا=bir deliğe
 ‎﴾ 98 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰذَا=bu رَحْمَةٌ=bir merhamettir«rahmet»مِنْ رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imden«rabb»فَ=sonra da إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği وَعْدُ=söz verdiği«va′d»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»جَعَلَهُ=eder onu دَكَّاءَۖ=yerle birوَ=ve كَانَ=olandır وَعْدُ=söz verdiği«va′d»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»حَقًّا=gerçek(leşecek)«hakk»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve تَرَكْنَا=Biz bırakırız بَعْضَهُمْ=onların kimini يَوْمَئِذٍ=o gün يَمُوجُ=çalkantılı bir halde فِي بَعْضٍۖ=kimi içindeوَ=ve نُفِخَ=üflenir فِي الصُّورِ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr»فَ=sonra da جَمَعْنَاهُمْ=toplarız onları جَمْعًا=tümüyle(*) orj SÛR
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve عَرَضْنَا=arzedeceğiz جَهَنَّمَ=Cehennem′i يَوْمَئِذٍ=o günلِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَرْضًا=açıkça
 ‎﴾ 101 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler كَانَتْ=idi أَعْيُنُهُمْ=gözleri فِي غِطَاءٍ=perde içinde عَنْ ذِكْرِي=«ilâhî» Tembih′ime«zikr»karşıوَ=ve كَانُوا=idiler لَا يَسْتَطِيعُونَ=güç yetiremiyor«istitãat»سَمْعًا=işitmeye
 ‎﴾ 102 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu haldeأَفَحَسِبَ=sandılar الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَنْ يَتَّخِذُوا=edinecekleriniعِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimi مِنْ دُونِي=Benim dışımda أَوْلِيَاءَۚ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَعْتَدْنَا=hazırladık جَهَنَّمَ=Cehennem′i لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»نُزُلًا=konak olarak
 ‎﴾ 103 ﴿‎   قُلْ=de ki هَلْ=mi? نُنَبِّئُكُمْ=söyleyeyim size بِالْأَخْسَرِينَ=en çok zarar edenleri«hãsir_husrãn»أَعْمَالًا=yapıp edilence
 ‎﴾ 104 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir ضَلَّ=kaybolup giden سَعْيُهُمْ=gayretleri فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaوَ=ve de هُمْ=onlar يَحْسَبُونَ=sanırlarأَنَّهُمْ=olduklarını يُحْسِنُونَ=güzellikler yapıyor«ihsãn_muhsin»صُنْعًا=kurgulanıp hazırlalanlar olarak
 ‎﴾ 105 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlardır الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»وَ=ve لِقَائِهِ=kavuşmayı O′naفَ=böylece حَبِطَتْ=bir işe yaramamıştır«habt»أَعْمَالُهُمْ=yaptıklarıفَ=bu halde لَا نُقِيمُ=kurmayız لَهُمْ=onlar için يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»وَزْنًا=bir terazi
 ‎﴾ 106 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu جَزَاؤُهُمْ=onların karşılığı«cezã»جَهَنَّمُ=Cehennem′dirبِمَا=dolayı كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmelerinden«küfr_kãfir»وَ=ve اتَّخَذُوا=edinmelerinden آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet»وَ=ve رُسُلِي=Elçilerimi«rasûl»هُزُوًا=bir eğlence
 ‎﴾ 107 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»كَانَتْ=olandır لَهُمْ=onlara ait جَنَّاتُ=Cennetleri الْفِرْدَوْسِ=Yemyeşil Bahçe(*) نُزُلًا=konak olarak(*) orj FİRDEVS
 ‎﴾ 108 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oradaلَا يَبْغُونَ=arayışına girmeyecekler عَنْهَا=oradan حِوَلًا=ayrılmanın
 ‎﴾ 109 ﴿‎   قُلْ=de ki لَوْ=eğer كَانَ=olsaydı الْبَحْرُ=deniz مِدَادًا=mürekkepلِكَلِمَاتِ=kelamı(sözleri)«kelime_kelimãt»için رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»لَنَفِدَ=kesinlikle tükenirdi الْبَحْرُ=denizقَبْلَ=önce أَنْ تَنْفَدَ=tükenmesinden كَلِمَاتُ=kelamının(sözlerinin)«kelime_kelimãt»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»وَلَوْ=bile جِئْنَا=getirsek بِمِثْلِهِ=bir mislini مَدَدًا=yardıma
 ‎﴾ 110 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben بَشَرٌ=bir insanım مِثْلُكُمْ=sizin denginizيُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيَّ=banaأَنَّمَا=olduğu ki إِلَٰهُكُمْ=İlâhınız إِلَٰهٌ=bir İlâhtır وَاحِدٌۖ=tekفَ=bunun üzerine مَنْ=kim كَانَ=ise يَرْجُوا=arzu ediyor لِقَاءَ=kavuşmayı رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»فَ=o zaman لْيَعْمَلْ=yapsın عَمَلًا=işler صَالِحًا=düzgün«sãlih_sãlihãt»وَ=ve لَا يُشْرِكْ=«ortak»denk kabul etmesin«şirk_müşrik»بِعِبَادَةِ=«kulluk»hizmet«abd»etmede رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»أَحَدًا=bir kimseyi
Âyet Metni : (Kehf.16) (15. Cüz | 295. Sayfa)
Okunuşu :
16. veiẕi-`tezeltümûhüm vemâ ya`büdûne ille-llâhe fe'vû ile-lkehfi yenşür leküm rabbüküm mir raḥmetihî veyüheyyi' leküm min emriküm mirfeḳâ.
(Kehf.16) Grameri
وَإِذِ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَإِذِ : when ::: [Zarf/Zaman]اعْتَزَلْتُمُوهُمْ : withdraw from ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: ع ز لاعْتَزَلْتُمُوهُمْ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]اعْتَزَلْتُمُوهُمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]وَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]يَعْبُدُونَ : worship ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ع ب ديَعْبُدُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]إِلَّا : except ::: [Edat/Kısıtlama (hasr)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هفَأْوُوا : then ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَأْوُوا : retreat ::: [Basit Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] Kök: أ و يفَأْوُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]إِلَى : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْكَهْفِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْكَهْفِ : cave ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ه فيَنْشُرْ : Will spread ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ن ش رلَكُمْ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]رَبُّكُمْ : Lord ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ر ب برَبُّكُمْ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]مِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]رَحْمَتِهِ : Mercy ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر ح مرَحْمَتِهِ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَيُهَيِّئْ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَيُهَيِّئْ : will facilitate ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ه ي ألَكُمْ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]مِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]أَمْرِكُمْ : affair ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ م رأَمْرِكُمْ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]مِرْفَقًا : (in) ease ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ف ق
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu