Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o bütün iyman edenler! akıdlerinizi iyfa ediniz, ihrama girdiğinizde avı halâl saymamanız şartiyle size en´am behaiminin âtide okunacak olanlardan maadası halâl kılındı, şüphe yok ki Allah ne isterse hukmeder
B.Bayraklı
1. Ey iman edenler! Antlaşmalara sâdık kalınız. Size haram oldukları okunacak olanların dışında kalan hayvanlar, sadece ihramda iken avı helâl saymamak şartıyla, sizin için helâl kılındı. Allah, istediği hükmü verir.
A.Bayındır
1. Ey inanıp güvenenler! Sözleşmelerinizin gereğini yapın.[1*] (Aşağıda) size sıralanacak olanlar hariç[2*] en’âm cinsi hayvanlar[3*] /koyun, keçi, sığır ve deve size helal kılınmıştır. İhramlı iken avlanmayı[4*] helâl saymayın. Allah istediği hükmü verir.[1*] “Sözleşme” şeklinde tercüme edilen sözcük “akit”tir. Müminlerin asıl sözleşmeleri Allah iledir. Bu şekilde oluşturdukları bağa itikat denir. Helallar ve haramlar, bu itikadın gereklerindendir. Müminler, haram olmayan konularda, insanlarla yaptıkları sözleşmelere de uymak zorundadırlar (Nisa 4/33, Maide 5/89). Çünkü verilen söz sorumluluk doğurur (İsra 17/34).[2*] Bunlar, bu surenin üçüncü ayetinde belirtilen hayvanlardır (Maide 5/3). Benzer bir ifade için bkz: Hac 22/30.[3*] En’am 6/143-144. Kurban Bayramında kurban olarak kesilebilecek hayvanlar bunlardır (Hac 22/28,34). [4*] Ayette geçen “es-sayd (الصَّيْدِ)” kelimesinin başında belirlilik takısı olan el (ال) olması, hac veya umre için ihrama girmiş olanlara haram olan avın Maide 5/96. ayette anlatılan kara avı olduğunu gösterir. İhramlı iken kara avı avlamak haram olduğu gibi başkası tarafından avlanan kara avından yemek de haramdır; ama deniz avı helaldir (Mâide 5/95-96).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey iman edenler! Anlaşmalarınıza sadık kalın! Size haram kılındığı bildirilenlerin dışında, davarların (deve, sığır, koyun vb. gibi büyük ve küçükbaş hayvanların) eti size helal kılınmıştır. Yalnız, (hac veya umrede) ihramlı iken avlanmanız helal değildir. Şüphesiz, Allah dilediği şekilde hükmeder.* Kur’an’daki evrensel ahlaki değerlerin en önemlilerinden birisi de sosyal hayatın ahengi için insanların anlaşmalara sadık kalmasıdır. İç, dış, özel ve kamu cihetinde yapılan sözleşmelerin bağlayıcılığı çağdaş hukukun gereklerinden biridir. Kur’an asırlar önce, tarafların dinî ve etnik aidiyetlerine bakmaksızın sözleşmelere riayet etmelerini müminlere emrederek bu ilkeyi teyit etmiştir. Bu âyette de Allah’ın emir ve nehiylerine, O’na verilen sözlere, kulların aralarında yaptıkları sözleşmelere riayet etmek dinin esasları arasında gösterilmiştir.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Ey inananlar, akitleri(zi) yerine getirin. Size oku(nup açıkla)nacak olanların dışında kalan hayvanlar sizin için helâl kılındı. Yalnız ihrâmda iken avı helâl saymamak şartıyla. Allah, istediği hükmü verir.
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا=O you الَّذِينَ=who ءَامَنُوٓا=believe! أَوْفُوا=Fulfil بِالْعُقُودِۚ=the contracts. أُحِلَّتْ=Are made lawful لَكُم=for you بَهِيمَةُ=the quadruped الْأَنْعٰمِ=(of) the grazing livestock إِلَّا=except مَا=what يُتْلٰى=is recited عَلَيْكُمْ=on you, غَيْرَ=not مُحِلِّى=being permitted الصَّيْدِ=(to) hunt وَأَنتُمْ=while you حُرُمٌۗ=(are in) Ihram. إِنَّ=Indeed, اللَّهَ=Allah يَحْكُمُ=decrees مَا=what يُرِيدُ=He wills.
(5) Mâide Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَوْفُوا=yerine getirin بِالْعُقُودِۚ=akitleri ▼ أُحِلَّتْ=serbest«helãl»kılındı لَكُمْ=sizin için بَهِيمَةُ=hayvanlar الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan"«en′ãm» ▼ إِلَّا=dışındaki مَا=olanların يُتْلَىٰ=sayıp dökülecek«tilãvet»عَلَيْكُمْ=size ▼ غَيْرَ=değildir مُحِلِّي=serbest«helãl»الصَّيْدِ=avlanma ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz حُرُمٌۗ=ihramda ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَحْكُمُ=hüküm verir مَا=neyi يُرِيدُ=isterse
 ‎﴾ 2 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تُحِلُّوا=saygısızlık etmeyin شَعَائِرَ=işaretlerine اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَلَا=ne الشَّهْرَ=ayına الْحَرَامَ=yasak«haram» (veya ”hürmet”) ▼ وَلَا=ne الْهَدْيَ=hac kurbanlıklarına«hedy»وَلَا=ne الْقَلَائِدَ=«gerdanlıklar»hac kurbanlığının gerdanlık işaretlerine وَلَا=ne de آمِّينَ=gelenlere الْبَيْتَ=Ev′e(*) الْحَرَامَ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ يَبْتَغُونَ=arayışında olarak فَضْلًا=bir lütfun«fadl»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»وَ=ve de رِضْوَانًاۚ=bir hoşnutluğun«rıdvãn» ▼ وَ=ve إِذَا=zaman حَلَلْتُمْ=ihramdan çıktığınız فَ=bunun üzerine اصْطَادُواۚ=avlanın ▼ وَ=ve لَا يَجْرِمَنَّكُمْ=suç işletmesin«cürüm_mücrim»size شَنَآنُ=beslediğiniz kin قَوْمٍ=bir topluma«kavm» ▼ أَنْ صَدُّوكُمْ=alıkoydular diye sizi عَنِ الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′ten(**)«mescid»الْحَرَامِ=o Hürmetli(**)«haram» ▼ أَنْ تَعْتَدُواۘ=aşırı giderek ▼ وَ=ve تَعَاوَنُوا=yardımlaşın عَلَى=‑temeli‑üzerinde الْبِرِّ=iyi davranış«birr_ebrãr»وَ=ve de التَّقْوَىٰۖ=kendini sakındırma«takvã» ▼ وَ=ve لَا تَعَاوَنُوا=yardımlaşmayın عَلَى=‑temeli‑üzerinde الْإِثْمِ=günah«ism_esîm»وَ=ve de الْعُدْوَانِۚ=düşmanlık ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۖ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=o cezası«azãb»(*) orj BEYTELHARÃM(**) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 3 ﴿‎   حُرِّمَتْ=yasaklandı«haram»عَلَيْكُمُ=size ▼ الْمَيْتَةُ=leş ▼ وَ=ve الدَّمُ=kan ▼ وَ=ve لَحْمُ=eti الْخِنْزِيرِ=domuzun ▼ وَ=ve مَا=olan أُهِلَّ=kurban edilmiş لِغَيْرِ=başkası için اللَّهِ=Allah′tan بِهِ=kendisi ▼ وَ=veya الْمُنْخَنِقَةُ=boğulmuş olan وَ=veya الْمَوْقُوذَةُ=darbe yemiş olan ▼ وَ=veya الْمُتَرَدِّيَةُ=yukarıdan düşmüş olan وَ=veya النَّطِيحَةُ=boynuzlanmış olan ▼ وَ=veya مَا=olduğu أَكَلَ=yemiş السَّبُعُ=vahşi hayvanın ▼ إِلَّا=hariç مَا=olduklarınız ذَكَّيْتُمْ=sizin kesmiş ▼ مَا=olanlar ذُبِحَ=boğazlanmış عَلَى=üzerinde النُّصُبِ=putlara dikilen taşlar ▼ وَ=ve أَنْ تَسْتَقْسِمُوا=kısmet aramanız بِالْأَزْلَامِۚ=fal oklarıyla ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu فِسْقٌۗ=yoldan çıkmaktır«fısk_fãsık» ▼ الْيَوْمَ=bugün يَئِسَ=umudu kesmişlerdir الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ دِينِكُمْ=sizin dininizden«dîn» ▼ فَ=şu halde لَا تَخْشَوْهُمْ=çekinmeyin«huşû» onlardan وَ=ve اخْشَوْنِۚ=çekinin«huşû» Benden ▼ الْيَوْمَ=bugün أَكْمَلْتُ=olgunlaştırdım لَكُمْ=sizin için دِينَكُمْ=dininizi«dîn» ▼ وَ=ve أَتْمَمْتُ=tamamladım عَلَيْكُمْ=size نِعْمَتِي=nimetimi ▼ وَ=ve رَضِيتُ=uygun gördüm لَكُمُ=sizin için الْإِسْلَامَ=İslam′ı«islãm»دِينًاۚ=din«dîn»olarak ▼ فَ=bunun üzerine مَنِ=‑vardır‑kimseye اضْطُرَّ=zor(un)da kalan فِي مَخْمَصَةٍ=açlık durumunda ▼ غَيْرَ=olmadan مُتَجَانِفٍ=istekle yönelme لِإِثْمٍۙ=günaha«ism_esîm» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana مَاذَا=neyin أُحِلَّ=serbest«helãl»kılındığını لَهُمْۖ=kendilerine ▼ قُلْ=de ki أُحِلَّ=serbest«helãl»kılındı لَكُمُ=size الطَّيِّبَاتُۙ=temiz«tayyib»şeyler ▼ وَ=gelince مَا=olduklarınıza عَلَّمْتُمْ=eğitmiş مِنَ الْجَوَارِحِ=hayvanlardan مُكَلِّبِينَ=avcı ▼ تُعَلِّمُونَهُنَّ=öğreterek مِمَّا=şeylerden عَلَّمَكُمُ=öğrettiği size اللَّهُۖ=Allah′ın ▼ فَ=bu halde كُلُوا=yiyin مِمَّا=şeyden أَمْسَكْنَ=tuttukları عَلَيْكُمْ=sizin için ▼ وَ=ve اذْكُرُوا=anın«zikr»اسْمَ=adını اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهِۖ=üzerine onun ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 5 ﴿‎   اَلْيَوْمَ=bugün أُحِلَّ=serbest«helãl»kılındı لَكُمُ=size الطَّيِّبَاتُۖ=temiz«tayyib»şeyler ▼ وَ=ve de طَعَامُ=yemeği الَّذِينَ=kimselerin أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb» ▼ حِلٌّ=serbesttir«helãl»لَكُمْ=size ▼ وَ=ve طَعَامُكُمْ=sizin yemeğiniz حِلٌّ=serbesttir«helãl»لَهُمْۖ=onlara ▼ وَ=ve الْمُحْصَنَاتُ=«evlilikle» koruma altına alınan kadınlar مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min» ▼ وَ=ve الْمُحْصَنَاتُ=«evlilikle» koruma altına alınan kadınlar مِنَ الَّذِينَ=kimselerden أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önce ▼ إِذَا=zaman آتَيْتُمُوهُنَّ=onlara«dişil» verdiğiniz أُجُورَهُنَّ=bedellerini«dişil»«ecr» ▼ مُحْصِنِينَ=«evlilikle» günahtan korunmuş adamlar(olarak) ▼ غَيْرَ=değil de مُسَافِحِينَ=zina eden adamlar ▼ وَلَا=ne de مُتَّخِذِي=edinmiş erkekler أَخْدَانٍۗ=gizli sevgili ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِالْإِيمَانِ=inanıp güvenmeyi«îmãn» ▼ فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki حَبِطَ=bir işe yaramamıştır«habt»عَمَلُهُ=onun yaptığı ▼ وَ=ve هُوَ=o فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerdendir«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِذَا=zaman قُمْتُمْ=kalktığınız إِلَى الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namaza«salãt» ▼ فَ=şu halde اغْسِلُوا=yıkayın وُجُوهَكُمْ=yüzlerinizi وَ=ve أَيْدِيَكُمْ=ellerinizi إِلَى=kadar الْمَرَافِقِ=dirseklere ▼ وَ=ve امْسَحُوا=el sürün«mesh»بِرُءُوسِكُمْ=başlarınıza وَ=ve de أَرْجُلَكُمْ=ayaklarınıza إِلَى=kadar الْكَعْبَيْنِۚ=topuklara ▼ وَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz جُنُبًا=cünüp فَ=şu halde اطَّهَّرُواۚ=yıkanın ▼ وَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مَرْضَىٰ=hasta ▼ أَوْ=yahut عَلَىٰ سَفَرٍ=seferde أَوْ=yahut جَاءَ=gelmişse أَحَدٌ=biriniz مِنْكُمْ=aranızdan مِنَ الْغَائِطِ=tuvaletten ▼ أَوْ=ya da لَامَسْتُمُ=dokunmuşsunuz النِّسَاءَ=kadınlara فَ=sonra da لَمْ تَجِدُوا=bulmamışsanız مَاءً=su ▼ فَ=şu halde تَيَمَّمُوا=yönelin«teyemmum»صَعِيدًا=toprağa طَيِّبًا=temiz«tayyib» ▼ فَ=sonra da امْسَحُوا=el sürün«mesh»بِوُجُوهِكُمْ=yüzlerinize وَ=ve أَيْدِيكُمْ=ellerinize مِنْهُۚ=ondan ▼ مَا يُرِيدُ=istemiyor اللَّهُ=Allah لِيَجْعَلَ=yapmayı عَلَيْكُمْ=üzerinize مِنْ=herhangi حَرَجٍ=bir sıkıntı«harac» ▼ وَلَٰكِنْ=fakat يُرِيدُ=istiyor لِيُطَهِّرَكُمْ=temizlemeyi sizi ▼ وَ=ve لِيُتِمَّ=tamamlamayı نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكُمْ=üzerinize ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَةَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size olan ▼ وَ=ve مِيثَاقَهُ=Taahhütünü«mîsak»الَّذِي=olduğunuz وَاثَقَكُمْ=sizin taahhüt etmiş«mîsak»بِهِ=kendisiyle ▼ إِذْ=bir vakit قُلْتُمْ=demiştiniz ki سَمِعْنَا=işittik وَ=ve أَطَعْنَاۖ=benimseyip uyduk«ta′at» ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=kendisindekini الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 8 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ كُونُوا=olun قَوَّامِينَ=ayakta duranlar لِلَّهِ=Allah için شُهَدَاءَ=sağlam tanıklar«şehîd»بِالْقِسْطِۖ=o ölçüte«kıst»(veya"hakkaniyetle") ▼ وَ=ve لَا يَجْرِمَنَّكُمْ=suç işletmesin«cürüm_mücrim»شَنَآنُ=kininiz قَوْمٍ=bir topluma«kavm»عَلَىٰ=konusunda أَلَّا تَعْدِلُواۚ=denklik sağlama«adl» ▼ اعْدِلُوا=denklik sağlamanın«adl»هُوَ=kendisi أَقْرَبُ=yakın olandır«karîb»لِلتَّقْوَىٰۖ=kendini sakındırmaya«takvã» ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَعَدَ=söz vermiştir«va′d»اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِۙ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ لَهُمْ=onlar içindir مَغْفِرَةٌ=günahların örtülmesi«mağfiret»وَ=ve de أَجْرٌ=bir bedel«ecr»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve de كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 11 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَتَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size olan ▼ إِذْ=bir vakit هَمَّ=yeltenmişti قَوْمٌ=bir toplum«kavm»أَنْ يَبْسُطُوا=uzatmağa إِلَيْكُمْ=size أَيْدِيَهُمْ=ellerini ▼ فَ=bunun üzerine كَفَ=O çekmişti أَيْدِيَهُمْ=onların ellerini عَنْكُمْۖ=sizden ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve عَلَى اللَّهِ=Allah′a فَ=o halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَخَذَ=almıştı اللَّهُ=Allah مِيثَاقَ=Taahhütünü«mîsak»بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarının ▼ وَ=ve بَعَثْنَا=çıkarmıştık«ba′s»مِنْهُمُ=içlerinden اثْنَيْ عَشَرَ=on iki نَقِيبًاۖ=lider ▼ وَ=ve قَالَ=demişti اللَّهُ=Allah إِنِّي=ki Ben مَعَكُمْۖ=sizinle beraberim ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَقَمْتُمُ=gereğince yerine getirirseniz«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve de آتَيْتُمُ=verirseniz الزَّكَاةَ=o zekatı وَ=ve آمَنْتُمْ=inanıp güvenirseniz«îmãn»بِرُسُلِي=Elçilerime«rasûl» ▼ وَ=ve عَزَّرْتُمُوهُمْ=yardım ederseniz onlara ▼ وَ=ve أَقْرَضْتُمُ=borç verirseniz اللَّهَ=Allah′a قَرْضًا=bir borcu حَسَنًا=güzel«hasen» ▼ لَأُكَفِّرَنَّ=kesinlikle görmezlikten geleceğiz«küfr_kãfir»عَنْكُمْ=sizin سَيِّئَاتِكُمْ=fenalıklarınızı«seyyiãt» ▼ وَ=ve لَأُدْخِلَنَّكُمْ=muhakkak sokacağım sizi جَنَّاتٍ=Cennetlere ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُۚ=ırmaklar ▼ فَ=o zaman مَنْ=kim كَفَرَ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundan مِنْكُمْ=aranızdan ▼ فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki ضَلَّ=şaşırmıştır«dalãl»o سَوَاءَ=düzünü السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فَ=böylece بِمَا=karşılık نَقْضِهِمْ=bozmalarına مِيثَاقَهُمْ=Taahhütlerini«mîsak»لَعَنَّاهُمْ=dışlayıp horladık«la′net»onları ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık قُلُوبَهُمْ=kalplerini قَاسِيَةًۖ=kaskatı ▼ يُحَرِّفُونَ=anlamını kaydırıyorlar«tahrif»الْكَلِمَ=o kelamın(sözün)«kelime_kelimãt»عَنْ مَوَاضِعِهِۙ=yerlerinden ▼ وَ=ve نَسُوا=unuttular حَظًّا=pay almayı مِمَّا=şeylerden ذُكِّرُوا=tembih edilen«tezkîr»بِهِۚ=kendilerine ▼ وَ=ve لَا تَزَالُ=sona gelmezsin تَطَّلِعُ=öğrenmede عَلَىٰ خَائِنَةٍ=bir hainliği مِنْهُمْ=onlardan ▼ إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek azı مِنْهُمْۖ=içlerinden ▼ فَ=şu halde اعْفُ=affet عَنْهُمْ=onları وَ=ve اصْفَحْۚ=umursama«safha»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananları«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve مِنَ الَّذِينَ=kimselerden قَالُوا=diyen إِنَّا=ki biz نَصَارَىٰ=Hıristiyanız ▼ أَخَذْنَا=almıştık مِيثَاقَهُمْ=Taahhütlerini«mîsak» ▼ فَ=bu halde نَسُوا=unuttular حَظًّا=pay almayı مِمَّا=şeyden ذُكِّرُوا=tembih edilen«tezkîr»بِهِ=kendilerine ▼ فَ=bunun üzerine أَغْرَيْنَا=saldık بَيْنَهُمُ=aralarına الْعَدَاوَةَ=düşmanlık وَ=ve الْبَغْضَاءَ=kin ▼ إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ وَ=ve سَوْفَ=ileride يُنَبِّئُهُمُ=haber verecektir onlara اللَّهُ=Allah ▼ بِمَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَصْنَعُونَ=kurgulayıp hazırlıyor
 ‎﴾ 15 ﴿‎   يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=geldi size رَسُولُنَا=Elçimiz«rasûl» ▼ يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»لَكُمْ=size ▼ كَثِيرًا=çoğunu مِمَّا=şeylerin كُنْتُمْ=olduğunuz تُخْفُونَ=gizliyor مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ وَ=ve de يَعْفُوا=vazgeçiyor عَنْ كَثِيرٍۚ=çoğundan ▼ قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=gelmiştir size مِنَ اللَّهِ=Allah′tan نُورٌ=bir aydınlık«nûr»وَ=ve كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»بِهِ=onunla اللَّهُ=Allah ▼ مَنِ=kimselere اتَّبَعَ=katılan«ittebã»رِضْوَانَهُ=O′nun hoşnutluğuna«rıdvãn» ▼ سُبُلَ=yollarının السَّلَامِ=selamet«selãm» ▼ وَ=ve يُخْرِجُهُمْ=dışarı çıkarır«ihrãc»onları مِنَ الظُّلُمَاتِ=karanlıklardan«zulumãt»إِلَى النُّورِ=aydınlığa«nûr»بِإِذْنِهِ=kendi izniyle ▼ وَ=ve يَهْدِيهِمْ=yolunu gösterir«hüdã»إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmişlerdir«küfr_kãfir»الَّذِينَ=kimseler قَالُوا=diyen إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisidir الْمَسِيحُ=Mesih ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ قُلْ=de ki فَ=o halde مَنْ=kim يَمْلِكُ=yetki sahibidir«mãlik»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan شَيْئًا=bir şeye ▼ إِنْ=eğer أَرَادَ=istese أَنْ يُهْلِكَ=helak etmek الْمَسِيحَ=Mesih′i ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu وَ=ve أُمَّهُ=annesini ▼ وَ=ve مَنْ=kimseleri فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki جَمِيعًاۗ=bütünüyle ▼ وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün وَ=ve مَا=bulunanların بَيْنَهُمَاۚ=ikisinin arasında ▼ يَخْلُقُ=yaratır مَا=neyi يَشَاءُ=dilerse ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve قَالَتِ=dediler ki الْيَهُودُ=Yahudiler وَ=ve النَّصَارَىٰ=Hıristiyanlar ▼ نَحْنُ=biz أَبْنَاءُ=oğullarıyız اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve de أَحِبَّاؤُهُۚ=sevgilileriyiz ▼ قُلْ=de ki فَ=o halde لِمَ=niçin? يُعَذِّبُكُمْ=cezalandırıyor«azãb»sizi بِ=karşılık ذُنُوبِكُمْۖ=suçlarınıza«zenb» ▼ بَلْ=Hayır! أَنْتُمْ=siz بَشَرٌ=bir insansınız مِمَّنْ=kimselerden خَلَقَۚ=O′nun yarattığı ▼ يَغْفِرُ=günahını örter«mağfiret»لِمَنْ=kimsenin يَشَاءُ=dilediği ▼ وَ=ve يُعَذِّبُ=cezalandırır«azãb»مَنْ=kimseyi يَشَاءُۚ=dilediği ▼ وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=bulunan herşeyin بَيْنَهُمَاۖ=ikisi arasında ▼ وَ=ve إِلَيْهِ=O′nadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=geldi size رَسُولُنَا=Elçimiz«rasûl»يُبَيِّنُ=bildiren«beyãn» ▼ لَكُمْ=size عَلَىٰ فَتْرَةٍ=arasının kesildiği sırada مِنَ الرُّسُلِ=o Elçilerin«rasûl» ▼ أَنْ تَقُولُوا=dersiniz diye مَا جَاءَنَا=gelmedi bize مِنْ=herhangi بَشِيرٍ=bir müjdeleyici وَلَا=ne de نَذِيرٍۖ=bir uyarıcı ▼ فَ=öyleyse قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=geldi size بَشِيرٌ=bir müjdeleyici وَ=ve نَذِيرٌۗ=bir uyarıcı ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki مُوسَىٰ=Mûsã لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَةَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size olan ▼ إِذْ=çünkü جَعَلَ=O var etti فِيكُمْ=aranızda أَنْبِيَاءَ=Peygamberler«nebî» ▼ وَ=ve جَعَلَكُمْ=yaptı sizi مُلُوكًا=hükümdarlar ▼ وَ=ve آتَاكُمْ=verdi size مَا=şeyleri لَمْ يُؤْتِ=vermediği أَحَدًا=herhangi birine مِنَ الْعَالَمِينَ=alemlerde
 ‎﴾ 21 ﴿‎   يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ ادْخُلُوا=girin الْأَرْضَ=topraklara الْمُقَدَّسَةَ=«mukaddes»saygıdeğer kılınmış«kuddûs» ▼ الَّتِي=olduğu كَتَبَ=«yazma»yazarak gerekli kılmış«kitãb»اللَّهُ=Allah′ın لَكُمْ=size ▼ وَ=ve de لَا تَرْتَدُّوا=dönmeyin عَلَىٰ أَدْبَارِكُمْ=arkanıza«dubur» ▼ فَ=o zaman تَنْقَلِبُوا=dönersiniz خَاسِرِينَ=zarar edenlere«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã ▼ إِنَّ=ki فِيهَا=‑vardır‑orada قَوْمًا=bir toplum«kavm»جَبَّارِينَ=zor kullanan«cebbãr» ▼ وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz لَنْ نَدْخُلَهَا=asla girmeyiz oraya ▼ حَتَّىٰ=kadar يَخْرُجُوا=onlar dışarı çıkıncaya«ihrãc»مِنْهَا=oradan ▼ فَ=fakat إِنْ=eğer يَخْرُجُوا=onlar dışarı çıkarlarsa«ihrãc»مِنْهَا=oradan ▼ فَ=bu durumda إِنَّا=şu bir gerçek ki biz دَاخِلُونَ=gireriz
 ‎﴾ 23 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَجُلَانِ=iki adam مِنَ الَّذِينَ=kimselerden يَخَافُونَ=korkan ▼ أَنْعَمَ=nimet verdiği اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمَا=o ikisine ▼ ادْخُلُوا=girin عَلَيْهِمُ=onların üzerine الْبَابَ=kapıdan ▼ فَ=bunun üzerine إِذَا=eğer دَخَلْتُمُوهُ=girerseniz oraya ▼ فَ=bu durumda إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki غَالِبُونَۚ=galip gelirsiniz ▼ وَ=ve عَلَى اللَّهِ=Allah′a فَ=o halde تَوَكَّلُوا=sırtınızı güvenle dayayın«tevekkül»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِنَّا=ki biz لَنْ نَدْخُلَهَا=asla girmeyiz oraya أَبَدًا=sonsuza dek ▼ مَا دَامُوا=oldukları sürece فِيهَاۖ=orada ▼ فَ=şu durumda اذْهَبْ=gidin أَنْتَ=sen وَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»فَ=bu halde قَاتِلَا=savaşın ▼ إِنَّا=(dediler)ki biz هَاهُنَا=burada قَاعِدُونَ=oturuyoruz
 ‎﴾ 25 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben لَا أَمْلِكُ=idare etmiyorum«melekût»إِلَّا=başkasını نَفْسِي=kendimden وَ=ve أَخِيۖ=kardeşimden ▼ فَ=öyleyse افْرُقْ=ayır بَيْنَنَا=bizim aramızı وَ=ile بَيْنَ الْقَوْمِ=o toplum«kavm»الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi فَ=bunun üzerine إِنَّهَا=ki orası مُحَرَّمَةٌ=yasaklandı«haram»عَلَيْهِمْۛ=onlara أَرْبَعِينَ=kırk سَنَةًۛ=yıl ▼ يَتِيهُونَ=şaşkın şaşkın dolaşacaklar فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzünde ▼ فَ=şu halde لَا تَأْسَ=sen üzülme عَلَى الْقَوْمِ=toplum«kavm»için الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve اتْلُ=sayıp dök«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara ▼ نَبَأَ=haberini ▼ ابْنَيْ=ikisinin oğullarından آدَمَ=Âdem ▼ بِالْحَقِّ=gerçekliğiyle«hakk» ▼ إِذْ=bir vakit قَرَّبَا=sunmuşlardı قُرْبَانًا=kurban ▼ فَ=bunun üzerine تُقُبِّلَ=kabul edilmişti مِنْ أَحَدِهِمَا=birinden o ikisinin ▼ وَ=ve لَمْ يُتَقَبَّلْ=kabul edilmemişti مِنَ الْآخَرِ=ötekinden ▼ قَالَ=dedi ki لَأَقْتُلَنَّكَۖ=kesinlikle öldüreceğim seni ▼ قَالَ=o dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece يَتَقَبَّلُ=kabul edecektir اللَّهُ=Allah مِنَ الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlardan«takvã»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   لَئِنْ=muhakkak ki eğer بَسَطْتَ=sen uzatırsan إِلَيَّ=bana يَدَكَ=elini لِتَقْتُلَنِي=öldürmek için beni ▼ مَا=değilim أَنَا=ben بِبَاسِطٍ=uzatacak يَدِيَ=elimi إِلَيْكَ=sana لِأَقْتُلَكَۖ=öldürmek için seni ▼ إِنِّي=(dedi ki)ben أَخَافُ=korkarım اللَّهَ=Allah′tan ▼ رَبَّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 29 ﴿‎   إِنِّي=(dedi ki)ben أُرِيدُ=dilerim ▼ أَنْ تَبُوءَ=yüklenesin بِإِثْمِي=benim günahımı«ism_esîm»وَ=ve de إِثْمِكَ=kendi günahını«ism_esîm» ▼ فَ=sonra da تَكُونَ=olasın مِنْ أَصْحَابِ=yoldaşlarından«eshãb_sãhib»النَّارِۚ=o Ateş′in«nãr» ▼ وَ=ve ذَٰلِكَ=işte budur جَزَاءُ=karşılığı«cezã»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=bunun üzerine طَوَّعَتْ=benimsetti«ta′at»لَهُ=ona نَفْسُهُ=nefsi ▼ قَتْلَ=öldürmeyi أَخِيهِ=kardeşini ▼ فَ=sonra da قَتَلَهُ=öldürdü onu ▼ فَ=böylece أَصْبَحَ=oldu مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=bunun üzerine بَعَثَ=çıkardı«ba′s»اللَّهُ=Allah غُرَابًا=bir karga يَبْحَثُ=eşeleyen فِي الْأَرْضِ=toprakları ▼ لِيُرِيَهُ=göstermek için ona ▼ كَيْفَ=nasıl يُوَارِي=gömeceğini سَوْءَةَ=bedenini«sev′e_sev′ãt»أَخِيهِۚ=kardeşinin ▼ قَالَ=dedi ki يَا=vay! وَيْلَتَا=başıma gelene! أَ=miyim? عَجَزْتُ=aciz أَنْ أَكُونَ=olmaktan مِثْلَ=dengi هَٰذَا=şu الْغُرَابِ=karganın ▼ فَ=sonra da أُوَارِيَ=gömmekten سَوْءَةَ=bedenini«sev′e_sev′ãt»أَخِيۖ=kardeşimin ▼ فَ=böylece أَصْبَحَ=oldu مِنَ النَّادِمِينَ=pişman olanlardan
 ‎﴾ 32 ﴿‎   مِنْ أَجْلِ=sebeple ذَٰلِكَ=işte bu ▼ كَتَبْنَا=«yazma»yazarak gerekli kıldık«kitãb»إِلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarına أَنَّهُ=şunu ki مَنْ=kim قَتَلَ=öldürürse نَفْسًا=bir canı ▼ بِ=karşılık غَيْرِ=olmaksızın نَفْسٍ=bir cana ▼ أَوْ=ya da فَسَادٍ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yaparsa فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=şu halde كَأَنَّمَا=sanki gibidir قَتَلَ=öldürmüş النَّاسَ=insanları جَمِيعًا=tümüyle ▼ وَ=ve de مَنْ=kim أَحْيَاهَا=yaşatırsa onu(o:can) ▼ فَ=o zaman كَأَنَّمَا=sanki gibidir أَحْيَا=yaşatmış النَّاسَ=insanları جَمِيعًاۚ=tümüyle ▼ وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَتْهُمْ=getirdiler onlara رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِ=açık deliller«beyyine» ▼ ثُمَّ=ama إِنَّ=şu bir gerçek ki كَثِيرًا=çoğu مِنْهُمْ=onlardan ▼ بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundan ▼ فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde لَمُسْرِفُونَ=ölçüyü aşanlardır«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece جَزَاءُ=karşılığı«cezã»الَّذِينَ=kimselerin يُحَارِبُونَ=savaşan اللَّهَ=Allah′la وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisiyle«rasûl» ▼ وَ=ve يَسْعَوْنَ=çalışan فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde فَسَادًا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapmaya ▼ أَنْ يُقَتَّلُوا=öldürülmeleridir أَوْ=veya يُصَلَّبُوا=asılmalarıdır ▼ أَوْ=ya da تُقَطَّعَ=kesilmesidir أَيْدِيهِمْ=ellerinin وَ=ve أَرْجُلُهُمْ=ayaklarının مِنْ خِلَافٍ=ters taraftan(veya"sözden dönmeden«hulf» dolayı") ▼ أَوْ=veya يُنْفَوْا=sürülmeleridir مِنَ الْأَرْضِۚ=o topraklardan ▼ ذَٰلِكَ=işte bu لَهُمْ=onlar için خِزْيٌ=bir utançtır«hızy»فِي الدُّنْيَاۖ=dünyada ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=kimseler تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapan«tevbe_tevvãb» ▼ مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تَقْدِرُوا=güç yetirmenizden«kadîr_mikdãr»عَلَيْهِمْۖ=kendilerine ▼ فَ=bu halde اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve ابْتَغُوا=arayışında olun إِلَيْهِ=O′na الْوَسِيلَةَ=bir vesilenin ▼ وَ=ve جَاهِدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»edin فِي سَبِيلِهِ=O′nun yolunda«sebîl» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 36 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ لَوْ=eğer أَنَّ=olsa لَهُمْ=onların مَا=şeyler فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki جَمِيعًا=bütünüyle ▼ وَ=ve de مِثْلَهُ=bir katı مَعَهُ=onunla birlikte ▼ لِيَفْتَدُوا=kurtulma bedeli«fidye» olarak vermeleri için بِهِ=onu ▼ مِنْ عَذَابِ=cezasına«azãb»karşılık يَوْمِ=gününün الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ مَا تُقُبِّلَ=kabul edilmez مِنْهُمْۖ=kendilerinden ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   يُرِيدُونَ=isterler أَنْ يَخْرُجُوا=dışarı çıkmak«ihrãc»مِنَ النَّارِ=o Ateş′ten«nãr» ▼ وَ=oysa مَا=değillerdir هُمْ=onlar بِخَارِجِينَ=dışarı çıkacak«ihrãc»مِنْهَاۖ=oradan ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُقِيمٌ=sürekli
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve السَّارِقُ=hırsız erkeğin وَ=ve السَّارِقَةُ=hırsız kadının فَ=bunun üzerine اقْطَعُوا=kesin أَيْدِيَهُمَا=ellerini ▼ جَزَاءً=bir karşılık«cezã»olarak بِمَا=olduklarına كَسَبَا=yapmış ▼ نَكَالًا=bir ibret olarak مِنَ اللَّهِۗ=Allah′tan ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kim تَابَ=olumsuzluktan dönüş yaparsa«tevbe_tevvãb»مِنْ بَعْدِ=sonra ظُلْمِهِ=haksızlık ve kötülüğünden«zulm_zãlim» ▼ وَ=ve أَصْلَحَ=kendini düzeltirse«ıslah_sulh» ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَتُوبُ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapar«hiddetten merhamete» عَلَيْهِۗ=onun hakkında ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   أَ=misin? لَمْ تَعْلَمْ=bilmez أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah′a لَهُ=aittir مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ يُعَذِّبُ=cezalandırır«azãb»مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği ▼ وَ=ve يَغْفِرُ=günahını örter«mağfiret»لِمَنْ=kimsenin يَشَاءُۗ=dilediği ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ=her شَيْءٍ=şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الرَّسُولُ=Elçi«rasûl»لَا يَحْزُنْكَ=üzmesin seni الَّذِينَ=kimseler يُسَارِعُونَ=koşuşan فِي الْكُفْرِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmede«küfr_kãfir» ▼ مِنَ الَّذِينَ=kimselerden قَالُوا=diyen آمَنَّا=inandık ve güvendik«îmãn»بِأَفْوَاهِهِمْ=ağızlarıyla ▼ وَ=iken لَمْ تُؤْمِنُ=inanıp güvenmemiş«îmãn»قُلُوبُهُمْۛ=kalpleri ▼ وَ=ve مِنَ الَّذِينَ=bazı kimseler هَادُواۛ=Yahudi olan ▼ سَمَّاعُونَ=kulak verirler لِلْكَذِبِ=o yalana«kizb_kãzib» ▼ سَمَّاعُونَ=kulak verirler لِقَوْمٍ=bir topluma«kavm»آخَرِينَ=başka لَمْ يَأْتُوكَۖ=sana gelmemiş olan ▼ يُحَرِّفُونَ=onlar anlamını kaydırırlar«tahrif»الْكَلِمَ=o kelamın(sözün)«kelime_kelimãt»مِنْ بَعْدِ=bazısının مَوَاضِعِهِۖ=yerlerinden ▼ يَقُولُونَ=derler ki إِنْ=eğer أُوتِيتُمْ=verilirse size هَٰذَا=bu فَ=o zaman خُذُوهُ=alın onu ▼ وَ=ve إِنْ=eğer لَمْ تُؤْتَوْهُ=verilmezse o فَ=o zaman احْذَرُواۚ=temkinli olun(veya"uzak durun") ▼ وَ=ve مَنْ=kimi يُرِدِ=isterse اللَّهُ=Allah فِتْنَتَهُ=sıkıntıya sokmak«fitne» ▼ فَ=şu halde لَنْ تَمْلِكَ=asla yetki sahibi«mãlik»değilsin لَهُ=onun için مِنَ=karşı اللَّهِ=Allah′a شَيْئًاۚ=herhangi bir şeye ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir لَمْ يُرِدِ=istemediği اللَّهُ=Allah′ın أَنْ يُطَهِّرَ=temizlemek قُلُوبَهُمْۚ=kalplerini ▼ لَهُمْ=onlar içindir فِي الدُّنْيَا=dünyada خِزْيٌۖ=bir utanç«hızy» ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   سَمَّاعُونَ=kulak verirler لِلْكَذِبِ=o yalana«kizb_kãzib» ▼ أَكَّالُونَ=yerler لِلسُّحْتِۚ=o yasaklanmışı ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer جَاءُوكَ=gelirlerse sana فَ=o zaman احْكُمْ=hüküm ver بَيْنَهُمْ=aralarında ▼ أَوْ=yada أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنْهُمْۖ=onlara وَ=ve إِنْ=eğer تُعْرِضْ=aldırış etmezsen«iğ′rãd»عَنْهُمْ=onlara ▼ فَ=o zaman لَنْ يَضُرُّوكَ=asla zarar«dırãr»vermeyeceklerdir sana شَيْئًاۖ=herhangi bir ▼ وَ=ve إِنْ=eğer حَكَمْتَ=hüküm verirsen فَ=o zaman da احْكُمْ=hüküm ver بَيْنَهُمْ=aralarında بِالْقِسْطِۚ=hakkaniyetle«kıst» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُقْسِطِينَ=hakkaniyetlileri«kıst»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve كَيْفَ=nasıl? يُحَكِّمُونَكَ=hakem yapıyorlar seni ▼ وَ=iken عِنْدَهُمُ=huzurlarında التَّوْرَاةُ=Tevrat ▼ فِيهَا=‑vardır‑ içinde onun حُكْمُ=hükmü اللَّهِ=Allah′ın ▼ ثُمَّ=sonra da يَتَوَلَّوْنَ=sırt çeviriyorlar«tevellã»مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَۚ=işte bunun ▼ وَ=ve مَا=değillerdir أُولَٰئِكَ=işte onlar بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْزَلْنَا=indirdik التَّوْرَاةَ=Tevrat′ı ▼ فِيهَا=‑vardır‑ içinde onun هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»وَ=ve نُورٌۚ=bir aydınlık«nûr» ▼ يَحْكُمُ=hüküm verirler بِهَا=onunla النَّبِيُّونَ=Peygamberler«nebî»الَّذِينَ=olan أَسْلَمُوا=teslim olmuş«teslîm_müslim» ▼ لِلَّذِينَ=kimseler için هَادُوا=Yahudi olan ▼ وَ=ve(hüküm verirler) الرَّبَّانِيُّونَ=Allah Dostları«rabbãnî»وَ=ve الْأَحْبَارُ=Din Alimleri«ahbãr» ▼ بِمَا=dolayı اسْتُحْفِظُوا=muhafaza etmelerinin istenmesinden مِنْ كِتَابِ=Metnini«kitãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve كَانُوا=idiler عَلَيْهِ=onun üzerine شُهَدَاءَۚ=sağlam tanıklar«şehîd» ▼ فَ=şu halde لَا تَخْشَوُا=çekinmeyin«huşû»النَّاسَ=insanlardan وَ=ve اخْشَوْنِ=çekinin«huşû» Benden ▼ وَ=ve لَا تَشْتَرُوا=satmayın بِآيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet»ثَمَنًا=bir paraya قَلِيلًاۚ=azıcık ▼ وَ=ve مَنْ=kim لَمْ يَحْكُمْ=hükmetmezse بِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve كَتَبْنَا=«yazdık»yazarak gerekli kıldık«kitãb»عَلَيْهِمْ=onlara فِيهَا=onun içinde ▼ أَنَّ=olduğunu النَّفْسَ=nefisin بِالنَّفْسِ=nefise وَ=ve الْعَيْنَ=gözün بِالْعَيْنِ=göze ▼ وَ=ve الْأَنْفَ=burunun بِالْأَنْفِ=buruna وَ=ve الْأُذُنَ=kulağı بِالْأُذُنِ=kulağa ▼ وَ=ve السِّنَّ=dişin بِالسِّنِّ=dişe وَ=ve de الْجُرُوحَ=yaraların قِصَاصٌۚ=karşılıklı«kısãs» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim تَصَدَّقَ=bağışlayıp bırakırsa«sadaka»بِهِ=onu ▼ فَ=o zaman هُوَ=o كَفَّارَةٌ=bir kefarettir لَهُۚ=kendisi için ▼ وَ=ve مَنْ=kim لَمْ يَحْكُمْ=hükmetmezse بِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve قَفَيْنَا=gönderdik عَلَىٰ آثَارِهِمْ=onların ardından بِعِيسَى=Îsã′yı ابْنِ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak لِمَا=olanları بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»مِنَ التَّوْرَاةِۖ=Tevrat′tan ▼ وَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona الْإِنْجِيلَ=İncil′i فِيهِ=içinde bulunan هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»وَ=ve نُورٌ=bir aydınlık«nûr» ▼ وَ=ve مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak لِمَا=olanları بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»مِنَ التَّوْرَاةِ=Tevrat′tan ▼ وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak وَ=ve مَوْعِظَةً=bir nasihat olarak لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve لْيَحْكُمْ=hükmetsinler أَهْلُ=Bilenleri«ehl»الْإِنْجِيلِ=İncil′in ▼ بِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın فِيهِۚ=onun içinde ▼ وَ=ve مَنْ=kim لَمْ يَحْكُمْ=hükmetmezse بِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْفَاسِقُونَ=yoldan çıkmışlar«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve de أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metni«kitãb»بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk» ▼ مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»لِمَا=olanları بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»مِنَ الْكِتَابِ=«ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ وَ=ve مُهَيْمِنًا=gözetici olarak عَلَيْهِۖ=onu ▼ فَ=bunun üzerine احْكُمْ=hükmet بَيْنَهُمْ=onların aralarında بِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُۖ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعْ=katılma«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerine«hevã» ▼ عَمَّا=olanın yerine جَاءَكَ=sana gelmiş مِنَ الْحَقِّۚ=o Gerçek«hakk»içerisinden ▼ لِكُلٍّ=her biriniz için جَعَلْنَا=belirledik مِنْكُمْ=aranızdan ▼ شِرْعَةً=bir ”suya ulaştıran yol”«şerîat»وَ=ve مِنْهَاجًاۚ=bir ”açık tutulmuş yol” ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=isteseydi اللَّهُ=Allah ▼ لَجَعَلَكُمْ=hepinizi yapardı أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»وَاحِدَةً=tek ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لِيَبْلُوَكُمْ=sınamak«belã» içindir sizi فِي=hakkında مَا=olduğu آتَاكُمْۖ=size vermiş ▼ فَ=öyleyse اسْتَبِقُوا=koşun الْخَيْرَاتِۚ=fayda verene ve iyiliklere«hayr» ▼ إِلَى اللَّهِ=Allah′adır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz جَمِيعًا=bütünüyle ▼ فَ=sonra da يُنَبِّئُكُمْ=O haber verecektir size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz فِيهِ=hakkında تَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve أَنِ احْكُمْ=hükmet بَيْنَهُمْ=aralarında بِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعْ=katılma«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerine«hevã» ▼ وَ=ve احْذَرْهُمْ=sakın onlardan ▼ أَنْ=diye يَفْتِنُوكَ=sıkıntıya sokarlar«fitne»seni ▼ عَنْ=hakkında بَعْضِ=kimi مَا=olduklarının أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın إِلَيْكَۖ=sana ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã» ▼ فَ=o zaman اعْلَمْ=bil أَنَّمَا=olduğunu يُرِيدُ=istiyor اللَّهُ=Allah′ın أَنْ يُصِيبَهُمْ=felakete uğratmak onları ▼ بِ=ötürü بَعْضِ=kiminden ذُنُوبِهِمْۗ=suçlarının«zenb» ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki كَثِيرًا=çoğu مِنَ النَّاسِ=insanlardan لَفَاسِقُونَ=kesinlikle yoldan çıkmışlardır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   أَ=mü? فَ=şu halde حُكْمَ=hükmünün الْجَاهِلِيَّةِ=yanlış olanın, doğru bilindiği halde yapılması anlayışının«cãhiliyye»يَبْغُونَۚ=arayışına giriyorlar ▼ وَ=oysa مَنْ=kimdir أَحْسَنُ=daha güzel«hasen»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan حُكْمًا=hüküm vermede ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُوقِنُونَ=kanî olan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin الْيَهُودَ=Yahudileri وَ=ve النَّصَارَىٰ=Hıristiyanları أَوْلِيَاءَۘ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã» ▼ بَعْضُهُمْ=onlardan kimi أَوْلِيَاءُ="destek çıkan yakın"lardır«velî_evliyã»بَعْضٍۚ=kimine ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَوَلَّهُمْ=kendine "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»yaparsa onları مِنْكُمْ=aranızdan ▼ فَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مِنْهُمْۗ=onlardandır ▼ إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   فَ=sonra da تَرَى=görürsün الَّذِينَ=kimselerin فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalık ▼ يُسَارِعُونَ=koşuştuğunu فِيهِمْ=onların içerisinde ▼ يَقُولُونَ=derler ki نَخْشَىٰ=çekiniyoruz«huşû»أَنْ تُصِيبَنَا=gelmesinden bize دَائِرَةٌۚ=bir felaketin ▼ فَ=bu halde عَسَى=olur ki اللَّهُ=Allah أَنْ يَأْتِيَ=getirir بِالْفَتْحِ=bir zafer(veya”ön açıklığı”) ▼ أَوْ=ya da أَمْرٍ=bir yapılması istenmiş şeyi«emr»مِنْ عِنْدِهِ=Kendi katından ▼ فَ=bunun üzerine يُصْبِحُوا=onlar olurlar عَلَىٰ مَا=olduklarına أَسَرُّوا=gizlemiş«sirra»فِي أَنْفُسِهِمْ=içlerinde نَادِمِينَ=pişman
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُ=derler ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَ=mıdır? هَٰؤُلَاءِ=bunlar الَّذِينَ=kimseler أَقْسَمُوا=yemin eden بِاللَّهِ=Allah′a جَهْدَ=var gücüyle«cihãd»أَيْمَانِهِمْۙ=yeminlerinin ▼ إِنَّهُمْ=ki olduklarına لَمَعَكُمْۚ=kesinlikle sizinle beraber ▼ حَبِطَتْ=bir işe yaramamıştır«habt»أَعْمَالُهُمْ=yaptıkları فَ=sonra da أَصْبَحُوا=olmuşlardır خَاسِرِينَ=zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ مَنْ=kim يَرْتَدَّ=dönerse مِنْكُمْ=aranızdan عَنْ دِينِهِ=dininden«dîn» ▼ فَ=o zaman سَوْفَ=ileride يَأْتِي=getirir اللَّهُ=Allah بِقَوْمٍ=bir toplum«kavm» ▼ يُحِبُّهُمْ=O′nun kendilerini sevdiği وَ=ve de يُحِبُّونَهُ=kendilerinin O′nu sevdiği ▼ أَذِلَّةٍ=boynu eğik«zillet»olan عَلَى=karşı عَلَى الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min» ▼ أَعِزَّةٍ="kudretli ve üstün"«izzet»olan عَلَى=karşı الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir» ▼ يُجَاهِدُونَ=”var güçle mücadele”«cihãd»ederler فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve de لَا يَخَافُونَ=korkmazlar لَوْمَةَ=kınamasından لَائِمٍۚ=bir kınayanın ▼ ذَٰلِكَ=işte bu فَضْلُ=bir lütfudur«fadl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ يُؤْتِيهِ=verir onu مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece وَلِيُّكُمُ="destek çıkan yakın"ınız«velî_evliyã»اللَّهُ=Allah′tır وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisidir«rasûl»وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ الَّذِينَ=kimseler يُقِيمُونَ=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de يُؤْتُونَ=veren الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve هُمْ=kendileri رَاكِعُونَ=saygıyla eğilenlerdir«rükû»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَتَوَلَّ="destek çıkan yakın"ı«velî_evliyã»kılarsa اللَّهَ=Allah′ı وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisini«rasûl»وَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki حِزْبَ=tarafındakiler«hizb»اللَّهِ=Allah′ın هُمُ=kendileridir الْغَالِبُونَ=galip gelecek olanların
 ‎﴾ 57 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin الَّذِينَ=kimseleri اتَّخَذُوا=edinen دِينَكُمْ=dininizi«dîn»هُزُوًا=bir eğlence وَ=ve لَعِبًا=bir oyun ▼ مِنَ الَّذِينَ=kimselerden أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önce ▼ وَ=ve الْكُفَّارَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranları ▼ أَوْلِيَاءَۚ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã» ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmişler«mü′min»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman نَادَيْتُمْ=çağırıldığınız إِلَى الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namaza«salãt» ▼ اتَّخَذُوهَا=yerine koydular onu هُزُوًا=eğlence وَ=ve لَعِبًاۚ=oyun ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّهُمْ=olmalarından قَوْمٌ=bir toplum«kavm»لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayan«akl»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ هَلْ=musunuz? تَنْقِمُونَ=cezalandırıyor«intikãm»مِنَّا=bizi ▼ إِلَّا=yalnızca أَنْ آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»diye بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْنَا=bize وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş مِنْ قَبْلُ=bizden önce ▼ وَ=oysa أَنَّ=şöyle ki أَكْثَرَكُمْ=sizin çoğunuz فَاسِقُونَ=yoldan çıkmıştır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   قُلْ=de ki هَلْ=mi? أُنَبِّئُكُمْ=bildireyim size ▼ بِشَرٍّ=daha zararlı ve kötü«şerr»olanı مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundan ▼ مَثُوبَةً=getirisi«sevãb»عِنْدَ=katında اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ مَنْ=kimselerdir لَعَنَهُ=dışlayıp horladığı«la′net»اللَّهُ=Allah′ın وَ=ve de غَضِبَ=hiddet«ğadab»ettiği عَلَيْهِ=kendilerine ▼ وَ=ve جَعَلَ=yaptığı مِنْهُمُ=onlardan الْقِرَدَةَ=maymunlar وَ=ve الْخَنَازِيرَ=domuzlar ▼ وَ=ve عَبَدَ=«kulluk»hizmet«abd»edenler الطَّاغُوتَۚ=o Azmış′a«tuğyãn_tağ′ût» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların شَرٌّ=daha zararlı ve kötüdür«şerr»مَكَانًا=konumu«mekãn» ▼ وَ=ve أَضَلُّ=daha çok yolunu şaşırmış olanlardır«dalãl»عَنْ=hakkında سَوَاءِ=düzü السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman جَاءُوكُمْ=size geldikleri ▼ قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn» ▼ وَ=oysa قَدْ=emin olun ki دَخَلُوا=içeri girmişlerdir بِالْكُفْرِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeyle«küfr_kãfir»وَ=ve هُمْ=onlar قَدْ=emin olun ki خَرَجُوا=dışarı çıkmışlardır«ihrãc»بِهِۚ=onunla ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir ▼ بِمَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَكْتُمُونَ=gizliyor
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve تَرَىٰ=görürsün ▼ كَثِيرًا=çoğunun مِنْهُمْ=onlardan يُسَارِعُونَ=koşuştuklarını فِي الْإِثْمِ=o günahta«ism_esîm»وَ=ve الْعُدْوَانِ=düşmanlıkta ▼ وَ=ve أَكْلِهِمُ=yiyişlerini السُّحْتَۚ=o yasaklanmışı ▼ لَبِئْسَ=ne kötüdür مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 63 ﴿‎   لَوْلَا=hiç olmazsa يَنْهَاهُمُ=vazgeçmelerini isteseydi«nehy» onlardan الرَّبَّانِيُّونَ=Allah Dostları«rabbãnî»وَ=ve الْأَحْبَارُ=Din Alimleri«ahbãr» ▼ عَنْ قَوْلِهِمُ=söylemelerinden الْإِثْمَ=o günahı«ism_esîm» ▼ وَ=ve أَكْلِهِمُ=yemelerinden السُّحْتَۚ=o yasaklanmışı ▼ لَبِئْسَ=ne kötüdür مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَصْنَعُونَ=kurgulayıp hazırlıyor
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve قَالَتِ=dediler ki الْيَهُودُ=Yahudiler ▼ يَدُ=eli اللَّهِ=Allah′ın مَغْلُولَةٌۚ=bağlıdır ▼ غُلَّتْ=bağlanmıştır أَيْدِيهِمْ=kendi elleri ▼ وَ=ve لُعِنُوا=dışlanıp horlandılar«la′net»بِمَا=karşılık قَالُواۘ=söylediklerine ▼ بَلْ=Hayır! يَدَاهُ=O′nun iki eli مَبْسُوطَتَانِ=açıktır ▼ يُنْفِقُ=uğrunda sarf«infãk»eder ▼ كَيْفَ=nasıl يَشَاءُۚ=dilerse ▼ وَ=ve لَيَزِيدَنَّ=kesinlikle ilerletecektir كَثِيرًا=çoğunda مِنْهُمْ=onların ▼ مَا=olan أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ طُغْيَانًا=azmışlığı«tuğyãn_tağ′ût»وَ=ve كُفْرًاۚ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişi«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve أَلْقَيْنَا=Biz atmışızdır بَيْنَهُمُ=onların aralarına الْعَدَاوَةَ=düşmanlığı وَ=ve الْبَغْضَاءَ=kini ▼ إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ كُلَّمَا=ne zaman أَوْقَدُوا=yakmışlarsa نَارًا=bir ateş«nãr»لِلْحَرْبِ=savaş için ▼ أَطْفَأَهَا=söndürmüştür onu اللَّهُۚ=Allah ▼ وَ=ve يَسْعَوْنَ=koşarlar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde فَسَادًاۚ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapmaya ▼ وَ=oysa اللَّهُ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanları
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّ=olsa أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de اتَّقَوْا=kendilerini sakındırmış«takvã» ▼ لَكَفَرْنَا=kesinlikle görmezlikten gelmiştik«küfr_kãfir»عَنْهُمْ=onların سَيِّئَاتِهِمْ=fenalıklarını«seyyiãt» ▼ وَ=ve لَأَدْخَلْنَاهُمْ=kesinlikle sokmuştuk onları جَنَّاتِ=Cennetlerine النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّهُمْ=olsalardı أَقَامُوا=gereğince yerine getirmiş«ekãme»التَّوْرَاةَ=Tevrat′ı وَ=ve الْإِنْجِيلَ=İncil′i ▼ وَ=ve مَا=olanı أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْهِمْ=kendilerine مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ لَأَكَلُوا=kesinlikle yerlerdi مِنْ فَوْقِهِمْ=üstlerinden وَ=ve مِنْ تَحْتِ=altından أَرْجُلِهِمْۚ=ayaklarının ▼ مِنْهُمْ=‑vardır‑içlerinde أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet»مُقْتَصِدَةٌۖ=orta yolu tutan ▼ وَ=ve كَثِيرٌ=çoğunun مِنْهُمْ=onlardan سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 67 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الرَّسُولُ=Elçi«rasûl»بَلِّغْ=duyur مَا=olanı أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer لَمْ تَفْعَلْ=yapmazsan ▼ فَ=o zaman مَا بَلَّغْتَ=duyurmamış olursun رِسَالَتَهُۚ=O′nun mesajlarını«risãlet» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْصِمُكَ=korur seni مِنَ النَّاسِۗ=insanlardan ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã» ▼ الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ لَسْتُمْ=siz değilsiniz عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde شَيْءٍ=bir şeyin ▼ حَتَّىٰ=kadar تُقِيمُوا=gereğince yerine getirinceye«ekãme»التَّوْرَاةَ=Tevrat′ı وَ=ve الْإِنْجِيلَ=İncil′i ▼ وَ=ve مَا=olanı أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكُمْ=size مِنْ رَبِّكُمْۗ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ وَ=ve لَيَزِيدَنَّ=artıracaktır ▼ كَثِيرًا=çoğunda مِنْهُمْ=onlardan ▼ مَا=olan أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ طُغْيَانًا=azmışlığı«tuğyãn_tağ′ût»وَ=ve كُفْرًاۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişi«küfr_kãfir» ▼ فَ=o zaman لَا تَأْسَ=sen üzülme عَلَى الْقَوْمِ=o topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler هَادُوا=Yahudi olan وَ=ve الصَّابِئُونَ=Sabiîler وَ=ve النَّصَارَىٰ=Hıristiyanlar ▼ مَنْ=kim آمَنَ=inanıp güvenirse«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiret ▼ وَ=ve عَمِلَ=iş yaparsa صَالِحًا=düzgünce«sãlih_sãlihãt» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzülürler
 ‎﴾ 70 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَخَذْنَا=Biz almıştık مِيثَاقَ=Taahhütünü«mîsak»بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarının ▼ وَ=ve أَرْسَلْنَا=göndermiştik إِلَيْهِمْ=onlara رُسُلًاۖ=Elçiler«rasûl» ▼ كُلَّمَا=ne zaman جَاءَهُمْ=getirdiyse onlara رَسُولٌ=bir Elçi ▼ بِمَا=şeyleri لَا تَهْوَىٰ=istemediği أَنْفُسُهُمْ=nefislerinin ▼ فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»كَذَّبُوا=yalancı sayıp durdular«tekzîb» ▼ وَ=ve de فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»يَقْتُلُونَ=etkisiz kılarlar(veya "öldürürler")
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve حَسِبُوا=sandılar أَلَّا تَكُونَ=olmayacak فِتْنَةٌ=bir imtihan«fitne» ▼ فَ=böylece عَمُوا=kör oldular وَ=ve صَمُّوا=sağır kesildiler ▼ ثُمَّ=sonrasında تَابَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaptı«hiddetten merhamete» اللَّهُ=Allah عَلَيْهِمْ=onlar hakkında ▼ ثُمَّ=sonra da عَمُوا=kör oldular وَ=ve صَمُّوا=sağır kesildiler كَثِيرٌ=çokları مِنْهُمْۚ=onlardan ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 72 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmişlerdir«küfr_kãfir»الَّذِينَ=kimseler قَالُوا=diyen ▼ إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisidir الْمَسِيحُ=Mesih ابْنُ مَرْيَمَۖ=Meryem′in oğlu ▼ وَ=oysa قَالَ=demişti ki الْمَسِيحُ=Mesih ▼ يَا=Ey! بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları ▼ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»olan وَ=ve de رَبَّكُمْۖ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb»olan ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki مَنْ=kim يُشْرِكْ=«ortak»denkler kabul ederse«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ فَ=bu halde قَدْ=emin olun ki حَرَّمَ=yasak«haram»etmiştir اللَّهُ=Allah عَلَيْهِ=ona الْجَنَّةَ=Cennet′i ▼ وَ=ve مَأْوَاهُ=onun barınacağı yer«me′va»النَّارُۖ=o Ateş′tir«nãr» ▼ وَ=ve مَا=yoktur لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»için مِنْ أَنْصَارٍ=bir Yardım Eden«ensãr»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmişlerdir«küfr_kãfir»الَّذِينَ=kimseler قَالُوا=diyen ▼ إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah ثَالِثُ=üçüncüsüdür ثَلَاثَةٍۘ=üçün ▼ وَ=oysa مَا=yoktur مِنْ إِلَٰهٍ=bir ilah ▼ إِلَّا=başka إِلَٰهٌ=ilahtan وَاحِدٌۚ=bir tek ▼ وَ=ve إِنْ=eğer لَمْ يَنْتَهُوا=vazgeçmezlerse عَمَّا=olduklarından يَقُولُونَ=onların demekte ▼ لَيَمَسَّنَّ=kesinlikle dokunacaktır ▼ الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْهُمْ=kendilerinden ▼ عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَتُوبُونَ=olumsuzluktan dönüş yapmıyorlar«tevbe_tevvãb»إِلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=halde يَسْتَغْفِرُونَهُۚ=günahlarının örtülmesini diliyor«istiğfar» ▼ وَ=oysa اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   مَا=değildir الْمَسِيحُ=Mesih ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ إِلَّا=başkası رَسُولٌ=bir Elçiden ▼ قَدْ=emin olun ki خَلَتْ=gelip geçmiştir مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce الرُّسُلُ=o Elçiler«rasûl» ▼ وَ=ve de أُمُّهُ=annesi صِدِّيقَةٌۖ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»biriydi ▼ كَاناَ=idiler يَأْكُلَانِ=yer الطَّعَامَۗ=yemek ▼ انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl نُبَيِّنُ=bildiriyoruz«beyãn»لَهُمُ=onlara الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ ثُمَّ=sonrasında انْظُرْ=bak أَنَّىٰ=nasıl يُؤْفَكُونَ=çevriliyorlar
 ‎﴾ 76 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mı? تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsunuz? مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ مَا=şeylere لَا يَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»olmayan لَكُمْ=sizin için ضَرًّا=bir zarara«dırãr»وَلَا=ne de نَفْعًاۚ=bir faydaya ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah هُوَ=O′dur ki السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ لَا تَغْلُوا=aşırılığa dalmayın فِي دِينِكُمْ=dininizde«dîn»غَيْرِ=dışında الْحَقِّ=o Gerçeğin«hakk» ▼ وَ=ve de لَا تَتَّبِعُوا=katılmayın«ittebã»أَهْوَاءَ=canlarının istediklerine«hevã»قَوْمٍ=bir toplumun«kavm» ▼ قَدْ=emin olun ki ضَلُّوا=yolunu saşırmış«dalãl»olan مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ وَ=ve de أَضَلُّوا=yolunu saşırtmış«dalãl»olan كَثِيرًا=birçoğunun ▼ وَ=ve ضَلُّوا=onlar saşırmıştır«dalãl»عَنْ=hakkında سَوَاءِ=düzü السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   لُعِنَ=dışlanıp horlanmıştır«la′net»الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarından ▼ عَلَىٰ لِسَانِ=diliyle دَاوُودَ=Dãvûd′un وَ=ve de عِيسَى=Îsã ابْنِ مَرْيَمَۚ=Meryem′in oğlu ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِمَا=karşılığıdır عَصَوْا=karşı çıkmalarının وَ=ve كَانُوا=olduklarının يَعْتَدُونَ=saldırır
 ‎﴾ 79 ﴿‎   كَانُوا=oldular لَا يَتَنَاهَوْنَ=birbirlerini vazgeçirmez«nehy»عَنْ مُنْكَرٍ=çirkinliklerden«münker»فَعَلُوهُۚ=kendisini yaptıkları ▼ لَبِئْسَ=ne kötü مَا=şeyler كَانُوا=oldular يَفْعَلُونَ=yapar
 ‎﴾ 80 ﴿‎   تَرَىٰ=görürsün كَثِيرًا=çoğunun مِنْهُمْ=onlardan يَتَوَلَّوْنَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»yaptıklarını الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ لَبِئْسَ=ne kötüdür مَا قَدَّمَتْ=yapıp gönderdikleri لَهُمْ=kendileri için أَنْفُسُهُمْ=nefislerinin ▼ أَنْ سَخِطَ=öfkelenmesi اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَ=ve فِي الْعَذَابِ=o cezada«azãb»هُمْ=onlar خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer كَانُوا=olsalardı يُؤْمِنُونَ=inanıp güveniyor«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve النَّبِيِّ=Peygambere«nebî»وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْهِ=kendisine ▼ مَا اتَّخَذُوهُمْ=edinmezlerdi onları أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã» ▼ وَلَٰكِنَّ=ama كَثِيرًا=çoğu مِنْهُمْ=onlardan فَاسِقُونَ=yoldan çıkanlardır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   لَتَجِدَنَّ=bulursun أَشَدَّ=en ötesinde النَّاسِ=insanların ▼ عَدَاوَةً=düşman olarak لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ الْيَهُودَ=Yahudileri ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseleri أَشْرَكُواۖ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik» ▼ وَ=ve de لَتَجِدَنَّ=bulursun أَقْرَبَهُمْ=en yakınları مَوَدَّةً=sevgice«vedûd_meveddet»لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ الَّذِينَ=kimseleri قَالُوا=diyen إِنَّا=ki biz نَصَارَىٰۚ=Hıristiyanlarız ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّ=olmasından مِنْهُمْ=onların içlerinde قِسِّيسِينَ=keşişler وَ=ve رُهْبَانًا=rahipler ▼ وَ=ve أَنَّهُمْ=olmalarından لَا يَسْتَكْبِرُونَ=büyüklenmiyor«kibr»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman سَمِعُوا=dinledikleri مَا=olanı أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَى الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl» ▼ تَرَىٰ=görürsün أَعْيُنَهُمْ=gözlerinin تَفِيضُ=taştığını مِنَ الدَّمْعِ=yaşlardan ▼ مِمَّا=şeylerden ötürü عَرَفُوا=tanıdıkları مِنَ الْحَقِّۖ=o Gerçeğin«hakk»içerisinden ▼ يَقُولُونَ=derler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn» ▼ فَ=şu halde اكْتُبْنَا=kaydet«ketb»bizi مَعَ=beraber الشَّاهِدِينَ=tanıklık«şãhid» edenlerle
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyimiz? لَنَا=‑var‑bizim لَا نُؤْمِنُ=inanıp güvenmeyelim«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve مَا=olana جَاءَنَا=bize gelmiş مِنَ الْحَقِّ=o Gerçek«hakk»içerisinden ▼ وَ=iken نَطْمَعُ=biz umuyor أَنْ يُدْخِلَنَا=içeri sokmasını bizi رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb» ▼ مَعَ=beraber الْقَوْمِ=toplumuyla«kavm»الصَّالِحِينَ=düzgün«sãlih_sãlihãt»kişiler
 ‎﴾ 85 ﴿‎   فَ=böylece أَثَابَهُمُ=getirisini«sevãb»verdi onlara اللَّهُ=Allah بِمَا=karşılık قَالُوا=sözlerine ▼ جَنَّاتٍ=Cennetler olarak ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklar ▼ خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oranın içinde ▼ وَ=ve ذَٰلِكَ=işte budur جَزَاءُ=karşılığı«cezã»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 87 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تُحَرِّمُوا=yasak«haram»etmeyin طَيِّبَاتِ=temiz«tayyib»şeyleri ▼ مَا=olduğu أَحَلَّ=serbest«helãl»kılmış اللَّهُ=Allah′ın لَكُمْ=size ▼ وَلَا=ne de تَعْتَدُواۚ=sınırı aşın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُعْتَدِينَ=sınırı aşanları
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve كُلُوا=yiyin مِمَّا=şeylerden رَزَقَكُمُ=faydalandırdığı«rızk»sizi اللَّهُ=Allah′ın ▼ حَلَالًا=serbest«helãl»olarak طَيِّبًاۚ=temiz«tayyib»olarak ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ الَّذِي=olduğunuz أَنْتُمْ=sizin بِهِ=kendisine مُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmişler«mü′min»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   لَا يُؤَاخِذُكُمُ=sorumlu tutmaz sizi اللَّهُ=Allah بِ=karşılık اللَّغْوِ=düşünmeden söylenmiş söze«lağv»فِي أَيْمَانِكُمْ=yeminlerinizde ▼ وَلَٰكِنْ=fakat يُؤَاخِذُكُمْ=sorumlu tutar sizi بِمَا=karşılık عَقَّدْتُمُ=akde bağlamanıza الْأَيْمَانَۖ=yemini ▼ فَ=o zaman كَفَّارَتُهُ=onun keffareti إِطْعَامُ=yedirmektir عَشَرَةِ=on مَسَاكِينَ=zavallıyı«miskîn» ▼ مِنْ أَوْسَطِ=orta dengesinde«vasat»مَا=olduğunuzun تُطْعِمُونَ=yediriyor أَهْلِيكُمْ=ailenize«ehl» ▼ أَوْ=yahut كِسْوَتُهُمْ=giydirmektir onları ▼ أَوْ=ya da تَحْرِيرُ=özgürlüğüne kavuşturmaktır رَقَبَةٍۖ=bir«esir»alıkonmuşu«rakabe» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kimse لَمْ يَجِدْ=bulmamış فَ=o zaman صِيَامُ=oruç tutsun ثَلَاثَةِ=üç أَيَّامٍۚ=gün ▼ ذَٰلِكَ=işte budur كَفَّارَةُ=keffareti أَيْمَانِكُمْ=yeminlerinizin إِذَا=zaman حَلَفْتُمْۚ=yemin ettiğiniz ▼ وَ=ve احْفَظُوا=muhafaza edin أَيْمَانَكُمْۚ=yeminlerinizi ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمْ=size آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece الْخَمْرُ=«başı örten‑sarhoş eden içecek»içki«hamr»وَ=ve الْمَيْسِرُ=kumar وَ=ve الْأَنْصَابُ=putlara dikilen taşlar وَ=ve de الْأَزْلَامُ=şans okları ▼ رِجْسٌ=bir pisliktir«rics»مِنْ عَمَلِ=yaptıklarından الشَّيْطَانِ=şeytanın ▼ فَ=o halde اجْتَنِبُوهُ=uzak durun ona لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 91 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece يُرِيدُ=ister الشَّيْطَانُ=o şeytan ▼ أَنْ يُوقِعَ=sokmayı بَيْنَكُمُ=aranıza الْعَدَاوَةَ=düşmanlığı وَ=ve الْبَغْضَاءَ=kini ▼ فِي الْخَمْرِ=«başı örten‑sarhoş eden içecek»içkide«hamr»وَ=ve de الْمَيْسِرِ=kumar ▼ وَ=ve يَصُدَّكُمْ=alıkoymayı sizi عَنْ ذِكْرِ=anmaktan(veya ”ilâhî Tembihinden”)«zikr»اللَّهِ=Allah′ı وَ=ve عَنِ الصَّلَاةِۖ=«iyilik istemek»o namazdan«salãt» ▼ فَ=öyleyse هَلْ=mısınız? أَنْتُمْ=siz مُنْتَهُونَ=vazgeçecek olanlar
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl» ▼ وَ=ve احْذَرُواۚ=dikkat edin ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّيْتُمْ=sırt çevirirseniz«tevellã» ▼ فَ=o zaman اعْلَمُوا=bilin أَنَّمَا=ki عَلَىٰ=«üzerinde»sorumluluğundadır رَسُولِنَا=Elçimizin«rasûl» ▼ الْبَلَاغُ=duyurma الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur عَلَى=üzerine الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»فِيمَا=şeylerde طَعِمُوا=yedikleri ▼ إِذَامَا=zaman اتَّقَوْا=kendini sakındırdıkları«takvã»وَ=ve آمَنُوا=inanıp güvendikleri«îmãn» ▼ وَ=ve de عَمِلُوا=yaptıkları الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ ثُمَّ=sonrasında اتَّقَوْا=kendini sakındırdıkları«takvã»وَ=ve آمَنُوا=inanıp güvendikleri«îmãn»ثُمَّ=sonrasında اتَّقَوْا=kendini sakındırdıkları«takvã»وَ=ve أَحْسَنُواۗ=güzel davrandıkları«ihsãn_muhsin» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananları«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَيَبْلُوَنَّكُمُ=kesinlikle sınayacak«belã» sizi اللَّهُ=Allah بِشَيْءٍ=şeylerle مِنَ الصَّيْدِ=avdan ▼ تَنَالُهُ=erişeceği kendisine أَيْدِيكُمْ=ellerinizin وَ=veya رِمَاحُكُمْ=mızraklarınızın ▼ لِيَعْلَمَ=bilmesi için اللَّهُ=Allah′ın مَنْ=kimin يَخَافُهُ=korktuğunu kendisinden بِالْغَيْبِۚ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb» ▼ فَ=bunun üzerine مَنِ=kim اعْتَدَىٰ=haddi aşıp saldırırsa بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundan ▼ فَ=o zaman لَهُ=onun içindir عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin الصَّيْدَ=avı ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz حُرُمٌۚ=ihramda ▼ وَ=ve مَنْ=kim قَتَلَهُ=öldürürse onu مِنْكُمْ=aranızdan مُتَعَمِّدًا=kasden ▼ فَ=o zaman جَزَاءٌ=‑vardır‑bir karşılık«cezã»مِثْلُ=misli مَا=olduğunun قَتَلَ=öldürmüş مِنَ النَّعَمِ="kesimlik otlayan hayvanlar"dan«en′ãm» ▼ يَحْكُمُ=karar vereceği بِهِ=kendisine ذَوَا=iki sahibinin عَدْلٍ=denkliği uygulama«adl»مِنْكُمْ=aranızdan ▼ هَدْيًا=bir hac kurbanlığı«hedy»olarak بَالِغَ=varacaktır الْكَعْبَةِ=Kâbe′ye ▼ أَوْ=yahut كَفَّارَةٌ=keffaret طَعَامُ=yedirmedir مَسَاكِينَ=zavallılara«miskîn» ▼ أَوْ=ya da عَدْلُ=denk«adl»ذَٰلِكَ=işte buna صِيَامًا=oruçtur ▼ لِيَذُوقَ=tatsın diye وَبَالَ=vebalini أَمْرِهِۗ=yapılması istenmiş olduğunun«emr» ▼ عَفَا=vazgeçmiştir اللَّهُ=Allah عَمَّا=olanlardan سَلَفَۚ=geçmiş ▼ وَ=ve مَنْ=kim عَادَ=”ikinci kez yaparsa”«eãde» ▼ فَ=o zaman يَنْتَقِمُ=«suçuna» cezasını verir«intikãm»اللَّهُ=Allah مِنْهُۗ=onun ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz» ▼ ذُو=sahibidir انْتِقَامٍ=«suça» ceza«intikãm»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   أُحِلَّ=serbest«helãl»kılındı لَكُمْ=size صَيْدُ=avı الْبَحْرِ=deniz وَ=ve طَعَامُهُ=yiyeceği onun ▼ مَتَاعًا=geçimlik varlık olarak لَكُمْ=size وَ=ve لِلسَّيَّارَةِۖ=yolculara ▼ وَ=ve حُرِّمَ=yasaklandı«haram»عَلَيْكُمْ=size صَيْدُ=avı الْبَرِّ=kara مَا دُمْتُمْ=olduğunuz sürece حُرُمًاۗ=ihramda ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ الَّذِي=olduğunuz إِلَيْهِ=katına تُحْشَرُونَ=toplanacak«haşr»
 ‎﴾ 97 ﴿‎   جَعَلَ=kıldı اللَّهُ=Allah الْكَعْبَةَ=Kâbe′yi الْبَيْتَ=Ev′i(*) الْحَرَامَ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ قِيَامًا=destek لِلنَّاسِ=insanlar için ▼ وَ=ve الشَّهْرَ=ayını الْحَرَامَ=yasak«haram» (veya "hürmet") وَ=ve الْهَدْيَ=hac kurbanlığını«hedy»وَ=ve الْقَلَائِدَۚ=tasmalı kurbanlıkları ▼ ذَٰلِكَ=işte bu لِتَعْلَمُوا=anlayasınız diyedir أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يَعْلَمُ=biliyor ▼ مَا=olanları فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanları فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın بِكُلِّ شَيْءٍ=herşeyi عَلِيمٌ=bilen«alîm»(*) orj BEYTELHARÃM
 ‎﴾ 98 ﴿‎   اِعْلَمُوا=bilin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=çetin الْعِقَابِ=cezada ▼ وَ=ve de أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın غَفُورٌ=günahları örten«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   مَا=değildir عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda الرَّسُولِ=o Elçinin«rasûl»إِلَّا=başkası الْبَلَاغُۗ=duyurmaktan ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarınızı تُبْدُونَ=açığa vuruyor وَ=ve مَا=olduklarınızı تَكْتُمُونَ=gizliyor
 ‎﴾ 100 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا يَسْتَوِي=bir olmaz الْخَبِيثُ=pis«habîs»وَ=ve الطَّيِّبُ=temiz«tayyib» ▼ وَلَوْ=bile أَعْجَبَكَ=etkilese seni كَثْرَةُ=çokluğu الْخَبِيثِۚ=pisin«habîs» ▼ فَ=o halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik يَا=Ey! أُولِي=sahipleri الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 101 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَسْأَلُوا=soru sormayın عَنْ أَشْيَاءَ=şeyler hakkında إِنْ=eğer تُبْدَ=açıkça söylenirse لَكُمْ=size تَسُؤْكُمْ=hoşunuza gitmeyecek ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تَسْأَلُوا=soru sorarsanız عَنْهَا=onlar hakkında ▼ حِينَ=vakit يُنَزَّلُ=indirildiği الْقُرْآنُ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ın«kur′ãn»تُبْدَ=açıklanır لَكُمْ=size ▼ عَفَا=vazgeçmiştir اللَّهُ=Allah عَنْهَاۗ=onlardan ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki سَأَلَهَا=sormuştu onları قَوْمٌ=bir toplum«kavm»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden öncekiler içeririsinden ▼ ثُمَّ=sonra da أَصْبَحُوا=olmuşlardı بِهَا=onları كَافِرِينَ=görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   مَا جَعَلَ=yapmamıştır اللَّهُ=Allah مِنْ بَحِيرَةٍ=Bahîre(*) وَلَا=ne سَائِبَةٍ=Sãibe(*) وَلَا=ne وَصِيلَةٍ=Vasîle(*) وَلَا=ne de حَامٍۙ=Hãmî(*) ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»يَفْتَرُونَ=uyduruyorlar«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَۖ=o yalanı«kizb_kãzib» ▼ وَ=haldedir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»(*) Cahiliyye Arapları deve koyungibi besledikleri hayvanlardan bazıözelliklere sahip olanlarını kendibaşlarına haram kılmış ve buhayvanlara Bahîre Sâibe Vasîle Hâmî gibi isimler uydurmuşlardır Bu hayvanlardan kiminin kulaklarıyarılarak kutsallıkları işaretlenmiştir Kimi isimdeki hayvanlar sadecekadınlara haram sayılmış erkekleriçin helal tutulmuştur Kimi isimdekihayvanlar tamamen serbestbırakılmış ve onların hiç bir şeyindenfaydalanılmamıştır 
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=onlara ▼ تَعَالَوْا=gelin إِلَىٰ مَا=olduğuna أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın وَ=ve إِلَى الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl» ▼ قَالُوا=dediler ki حَسْبُنَا=yeter bize مَا=şey وَجَدْنَا=bulduğumuz عَلَيْهِ=‑temeli‑üzerinde آبَاءَنَاۚ=babalarımızı ▼ أَ=mi? وَلَوْ=bile كَانَ=olsa آبَاؤُهُمْ=babaları لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyen شَيْئًا=bir şey ▼ وَلَا=ne de يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola giren«hüdã»
 ‎﴾ 105 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ عَلَيْكُمْ=sorumlusunuz أَنْفُسَكُمْۖ=kendinizden ▼ لَا يَضُرُّكُمْ=zarar«dırãr»vermeyecektir size مَنْ=kimse ضَلَّ=yolunu şaşırmış«dalãl»إِذَا=zaman اهْتَدَيْتُمْۚ=gösterilmiş yola girdiğiniz«hüdã» ▼ إِلَى اللَّهِ=Allah′adır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz جَمِيعًا=bütünüyle ▼ فَ=sonra da يُنَبِّئُكُمْ=O haber verecektir size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapmakta
 ‎﴾ 106 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ شَهَادَةُ=tanıklık«şãhid» etsin بَيْنِكُمْ=aranızda ▼ إِذَا=zaman حَضَرَ=geldiği أَحَدَكُمُ=birinize الْمَوْتُ=ölüm ▼ حِينَ=sırasında الْوَصِيَّةِ=vasiyet işi«vasıyyet» ▼ اثْنَانِ=iki ذَوَا=sahibinin عَدْلٍ=denkliği uygulama«adl»مِنْكُمْ=aranızdan ▼ أَوْ=ya da آخَرَانِ=iki kişi مِنْ غَيْرِكُمْ=sizin dışınızdakilerden ▼ إِنْ=eğer أَنْتُمْ=siz ضَرَبْتُمْ=yolculuk ederken فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=bu halde أَصَابَتْكُمْ=başınıza gelmişse مُصِيبَةُ=musibeti الْمَوْتِۚ=ölüm ▼ تَحْبِسُونَهُمَا=tutarsınız o ikisini مِنْ بَعْدِ=sonra الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazdan«salãt» ▼ فَ=bunun üzerine يُقْسِمَانِ=yemin etsinler ki بِاللَّهِ=Allah′a إِنِ=eğer ارْتَبْتُمْ=kuşkulanırsanız ▼ لَا نَشْتَرِي=satmayacağız بِهِ=onu ثَمَنًا=herhangi bir paraya ▼ وَلَوْ=bile كَانَ=olsa ذَا=olan قُرْبَىٰۙ=yakınlığı ▼ وَلَا=ne de نَكْتُمُ=gizleyeceğiz شَهَادَةَ=tanıklığını«şãhid»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz إِذًا=o vakit لَمِنَ=kesinlikle kimselerden الْآثِمِينَ=günahkar«ism_esîm»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   فَ=sonra إِنْ=eğer عُثِرَ=anlaşılırsa عَلَىٰ أَنَّهُمَا=o ikisi için اسْتَحَقَّا=oluştuğu«hakk»إِثْمًا=bir günahın«ism_esîm» ▼ فَ=o zaman آخَرَانِ=başka ikisi يَقُومَانِ=huzurda dikilsinler«kıyãm»مَقَامَهُمَا=o ikisinin yerine ▼ مِنَ الَّذِينَ=kimselerden اسْتَحَقَّ=hak oluşan«hakk»عَلَيْهِمُ=kendilerine الْأَوْلَيَانِ=önceki ikisinden ▼ فَ=sonra da يُقْسِمَانِ=yemin ederler ki بِاللَّهِ=Allah′a ▼ لَشَهَادَتُنَا=kesinlikle bizim tanıklığımız«şãhid»أَحَقُّ=daha hakkaniyetlidir«hakk»مِنْ شَهَادَتِهِمَا=o ikisinin tanıklığından«şãhid» ▼ وَ=ve مَا اعْتَدَيْنَا=biz hak çiğnemedik ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz إِذًا=o zaman لَمِنَ الظَّالِمِينَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budur أَدْنَىٰ=en uygun olan ▼ أَنْ يَأْتُوا=yapmalarına بِالشَّهَادَةِ=tanıklığı«şãhid»عَلَىٰ وَجْهِهَا=onun takdiri üzere ▼ أَوْ=yahut يَخَافُوا=korkmalarına أَنْ تُرَدَّ=reddedilmesinden أَيْمَانٌ=yeminlerin ▼ بَعْدَ=sonra أَيْمَانِهِمْۗ=yeminlerinden ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik وَ=ve اسْمَعُواۗ=dinleyin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=topluma«kavm»الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkan«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   يَوْمَ=gün يَجْمَعُ=toplayacağı اللَّهُ=Allah′ın الرُّسُلَ=o Elçileri«rasûl» ▼ فَ=o zaman يَقُولُ=diyecek ki مَاذَا=nedir? أُجِبْتُمْۖ=karşılık verildi size ▼ قَالُوا=dediler ki لَا=yoktur عِلْمَ=bir bilgi«ilm»لَنَاۖ=bize ait ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Senin أَنْتَ=kendin عَلَّامُ=bilendir الْغُيُوبِ=Görülmeyen«gerçek» leri«ğayb»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki اللَّهُ=Allah ▼ يَا=Ey! عِيسَى=Îsã ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ اذْكُرْ=hatırda tut«zikr»نِعْمَتِي=nimetimi عَلَيْكَ=sana وَ=ve عَلَىٰ وَالِدَتِكَ=annene ▼ إِذْ=bir vakit أَيَّدْتُكَ=desteklemiştim seni بِ=ile رُوحِ=«Ruh»"İlâhi Destek ve Bilgi"si(*)«rûh»الْقُدُسِ=o«kutsal»Saygıdeğer′in(*)«kuddûs» ▼ تُكَلِّمُ=konuşuyordun النَّاسَ=insanlarla فِي الْمَهْدِ=beşikte وَ=ve كَهْلًاۖ=yetişkin olarak ▼ وَ=ve إِذْ=bir vakit عَلَّمْتُكَ=öğrettim sana الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve الْحِكْمَةَ=Hikmet′i وَ=ve التَّوْرَاةَ=Tevrat′ı وَ=ve الْإِنْجِيلَۖ=İncil′i ▼ وَ=ve إِذْ=bir vakit تَخْلُقُ=yaratıyordun مِنَ الطِّينِ=çamurdan كَهَيْئَةِ=şeklindeki gibisini الطَّيْرِ=kuşun بِإِذْنِي=benim iznimle ▼ فَ=sonra da تَنْفُخُ=üflüyordun فِيهَا=onun içine ▼ فَ=bunun üzerine تَكُونُ=oluyordu طَيْرًا=bir kuş بِإِذْنِيۖ=benim iznimle ▼ وَ=ve تُبْرِئُ=iyileştiriyordun الْأَكْمَهَ=doğuştan körü وَ=ve الْأَبْرَصَ=alacalıyı بِإِذْنِيۖ=benim iznimle ▼ وَ=ve إِذْ=bir vakit تُخْرِجُ=«topraktan» dışarı çıkarıyordun«ihrãc»الْمَوْتَىٰ=ölüleri بِإِذْنِيۖ=benim iznimle ▼ وَ=ve إِذْ=bir vakit كَفَفْتُ=savmıştım بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını عَنْكَ=senden ▼ إِذْ=zaman جِئْتَهُمْ=sen onlara getirdiğin بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delilleri«beyyine» ▼ فَ=bunun üzerine قَالَ=demişti ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْهُمْ=kendilerinden ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası سِحْرٌ=bir aldatmacadan(veya ”sihirden”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»(*) orj RÛHİLKUDUS
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَوْحَيْتُ=mesajla iletmiştim«vahy»إِلَى الْحَوَارِيِّينَ=Havarilere ▼ أَنْ آمِنُوا=inanıp güvenmeyi«îmãn»بِي=Bana وَ=ve بِرَسُولِي=Elçime«rasûl» ▼ قَالُوا=demişlerdi ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn» ▼ وَ=ve اشْهَدْ=şahit ol بِأَنَّنَا=olduğumuza مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişlerdi ki الْحَوَارِيُّونَ=Havariler ▼ يَا=Ey! عِيسَى=Îsã ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ هَلْ=mi? يَسْتَطِيعُ=güç yetirir«istitãat»رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ أَنْ يُنَزِّلَ=indirmeye عَلَيْنَا=bize مَائِدَةً=bir sofra«sûrenin adıdır»مِنَ السَّمَاءِۖ=gökten ▼ قَالَ=dedi ki اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olduysanız مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 113 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نُرِيدُ=istiyoruz أَنْ نَأْكُلَ=yemeyi مِنْهَا=ondan ▼ وَ=ve تَطْمَئِنَّ=tatmin olmasını قُلُوبُنَا=kalplerimizin ▼ وَ=ve نَعْلَمَ=bilmeyi أَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا=kesinlikle gerçeği söylediğini«sıdk_sãdık»senin bize ▼ وَ=ve نَكُونَ=olalım عَلَيْهَا=ona مِنَ الشَّاهِدِينَ=tanıklık«şãhid» edenlerden
 ‎﴾ 114 ﴿‎   قَالَ=dedi ki عِيسَى=Îsã ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ اللَّهُمَّ=Allah′ım! رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ أَنْزِلْ=indir عَلَيْنَا=bizim üzerimize مَائِدَةً=bir sofra مِنَ السَّمَاءِ=gökten ▼ تَكُونُ=olsun لَنَا=bizim için عِيدًا=bir bayram لِأَوَّلِنَا=öncemiz için وَ=ve آخِرِنَا=sonramız ▼ وَ=ve de آيَةً=bir açık işaret«ãyet»مِنْكَۖ=Senden ▼ وَ=ve ارْزُقْنَا=faydalandır «nimetlerden» «rızk»bizi ▼ وَ=ve أَنْتَ=Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الرَّازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandıranların«rızk»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   قَالَ=dedi اللَّهُ=Allah إِنِّي=ki Ben مُنَزِّلُهَا=indireceğim onu عَلَيْكُمْۖ=sizin üzerinize ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim يَكْفُرْ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بَعْدُ=bundan sonra مِنْكُمْ=aranızdan ▼ فَ=bu durumda إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben أُعَذِّبُهُ=cezalandıracağım«azãb»onu ▼ عَذَابًا=bir cezayla«azãb»لَا أُعَذِّبُهُ=ceza«azãb»olarak vermediğim أَحَدًا=herhangi birine مِنَ الْعَالَمِينَ=alemlerde
 ‎﴾ 116 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki اللَّهُ=Allah يَا=Ey! عِيسَى=Îsã ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ أَ=mi? أَنْتَ=sen قُلْتَ=dedin لِلنَّاسِ=insanlara ▼ اتَّخِذُونِي=edinin beni وَ=ve أُمِّيَ=annemi إِلَٰهَيْنِ=iki ilâh مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۖ=Allah ▼ قَالَ=dedi ki سُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn» ▼ مَا يَكُونُ=olmaz لِيَ=benim için أَنْ أَقُولَ=söylemem ▼ مَا=şeyi لَيْسَ=olmayan لِي=benim için بِحَقٍّۚ=gerçek«hakk» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُ=olsaydım قُلْتُهُ=demiş onu ▼ فَ=o zaman قَدْ=eminim ki عَلِمْتَهُۚ=Sen daha iyi bilirdin onu ▼ تَعْلَمُ=Sen daha iyi(veya ”en iyi”)bilirsin مَا=olanı فِي نَفْسِي=benim nefsimde ▼ وَ=oysa لَا أَعْلَمُ=ben daha iyi bilmem مَا=olanı فِي نَفْسِكَۚ=Senin nefsinde ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Senin أَنْتَ=kendin عَلَّامُ=bilendir الْغُيُوبِ=Görülmeyen«gerçek» leri«ğayb»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   مَا قُلْتُ=ben söylemedim لَهُمْ=onlara إِلَّا=başkasını مَا=şeyden أَمَرْتَنِي=yapılmasını istediğini söylediğin«emr» benden بِهِ=kendisini ▼ أَنِ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin diye اللَّهَ=Allah′a رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»olan وَ=ve رَبَّكُمْۚ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb»olan ▼ وَ=ve كُنْتُ=idim عَلَيْهِمْ=onlar üzerine شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»مَا دُمْتُ=olduğum sürece فِيهِمْۖ=onların içinde ▼ فَ=sonra da لَمَّا تَوَفَيْتَنِي=vefat ettirince beni كُنْتَ=oldun أَنْتَ=Sen الرَّقِيبَ=gözetleyen عَلَيْهِمْۚ=onları ▼ وَ=ve أَنْتَ=Sen عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ شَيْءٍ=herşey شَهِيدٌ=sağlam bir tanıksın«şehîd»
 ‎﴾ 118 ﴿‎   إِنْ=eğer تُعَذِّبْهُمْ=cezalandırırsan«azãb»onları فَ=bu durumda إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar عِبَادُكَۖ=Senin «kulluk»hizmet«abd»edenlerindir ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تَغْفِرْ=günahını örtersen«mağfiret»لَهُمْ=onların ▼ فَ=o zaman da إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Senin أَنْتَ=Kendin الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اللَّهُ=Allah ▼ هَٰذَا=bu يَوْمُ=gündür يَنْفَعُ=fayda sağlayacağı الصَّادِقِينَ=sadık kalanlara«sıdk_sãdık»صِدْقُهُمْۚ=sadakatlerinin«sıdk_sãdık» ▼ لَهُمْ=onlaradır جَنَّاتٌ=Cennetler ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklar ▼ خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içinde أَبَدًاۚ=sonsuza dek ▼ رَضِيَ=hoşnuttur«rıdvãn»اللَّهُ=Allah عَنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve de رَضُوا=onlar hoşnuttur«rıdvãn»عَنْهُۚ=O′ndan ▼ ذَٰلِكَ=işte budur الْفَوْزُ=o kurtularak murada eriş«fevz»الْعَظِيمُ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 120 ﴿‎   لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=şeylerin فِيهِنَّۚ=onların içindeki ▼ وَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
Âyet Metni : (Mâide.1) (6. Cüz | 106. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-lleẕîne âmenû evfû bil`uḳûd. üḥillet leküm behîmetü-l'en`âmi illâ mâ yütlâ `aleyküm gayra müḥilli-ṣṣaydi veentüm ḥurum. inne-llâhe yaḥkümü mâ yürîd.
(Mâide.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : O you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]الَّذِينَ : who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril çoğul]اٰمَنُوا : believe! ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: أ م ناٰمَنُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]أَوْفُوا : fulfil ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: و ف يأَوْفُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]بِالْعُقُودِ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِالْعُقُودِ : the ::: [Belirlilik Takısı]بِالْعُقُودِ : contracts ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ع ق دأُحِلَّتْ : Are made lawful ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/dişil] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ح ل للَكُمْ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]بَهِيمَةُ : quadruped ::: [İsim] [Dişil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ب ه مالْأَنْعَامِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَنْعَامِ : grazing livestock ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن ع مإِلَّا : except ::: [Edat/İstisna]مَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]يُتْلَىٰ : is recited ::: [Basit Fiil] [Edilgen Çatı] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ت ل وعَلَيْكُمْ : upon ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَلَيْكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]غَيْرَ : not ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: غ ي رمُحِلِّى : being permitted ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ح ل لالصَّيْدِ : (to) the ::: [Belirlilik Takısı]الصَّيْدِ : hunt ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ص ي دوَأَنْتُمْ : while ::: [Edat/Durum (harf‑i hâl)]وَأَنْتُمْ : you (you all) ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:Siz/eril]حُرُمٌ : (are in) Ihram ::: [İsim] [Eril çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح ر مإِنَّ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هيَحْكُمُ : decrees ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ح ك ممَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]يُرِيدُ : He wills ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ر و د
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu