Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lam, Mim.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lam, Mim.* Bu harflerle ilgili olarak Bakara suresinin birinci ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm mîm.
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓ=Alif Laam Meem.
(29) Ankebût Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الٓمٓ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   أَ=mı? حَسِبَ=sandılar النَّاسُ=insanlar أَنْ يُتْرَكُوا=bırakılacaklarını ▼ أَنْ=diye يَقُولُوا=diyorlar آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn» ▼ وَ=ve هُمْ=kendilerinin لَا يُفْتَنُونَ=imtihan edilmeyeceğini«fitne»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki فَتَنَّا=Biz imtihana soktuk«fitne»الَّذِينَ=kimseleri مِنْ قَبْلِهِمْۖ=onlardan öncekilerden ▼ فَ=böylece لَيَعْلَمَنَّ=kesinlikle bilsin اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimseleri صَدَقُوا=gerçeği söylemiş«sıdk_sãdık»وَ=ve لَيَعْلَمَنَّ=kesinlikle bilsin الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenleri«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? حَسِبَ=sandılar الَّذِينَ=kimseler يَعْمَلُونَ=yapan السَّيِّئَاتِ=fenalıkları«seyyiãt» ▼ أَنْ يَسْبِقُونَاۚ=geçeceklerini Bizi ▼ سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَحْكُمُونَ=hüküm veriyor
 ‎﴾ 5 ﴿‎   مَنْ=kim كَانَ=ise يَرْجُوا=umuyor لِقَاءَ=buluşmayı اللَّهِ=Allah′la ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki أَجَلَ=vadesi اللَّهِ=Allah′ın لَآتٍۚ=kesinlikle gelecek olandır ▼ وَ=ve هُوَ=O السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim جَاهَدَ=”var güçle mücadele”«cihãd»ederse ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يُجَاهِدُ=”var güçle mücadele”«cihãd»eder لِنَفْسِهِۚ=kendisi için ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَغَنِيٌّ=kesinlikle ”ihtiyaçsız ve eksiksiz” olandır«ğaniyy»عَنِ=ötesinde الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ لَنُكَفِّرَنَّ=mutlaka görmezlikten geleceğiz«küfr_kãfir»عَنْهُمْ=onların سَيِّئَاتِهِمْ=fenalıklarını«seyyiãt» ▼ وَ=ve لَنَجْزِيَنَّهُمْ=kesinlikle karşılığını«cezã»vereceğiz onların ▼ أَحْسَنَ=daha güzeliyle«hasen»الَّذِي=şeylerin كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapmış
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve وَصَّيْنَا=Biz tembih edip bıraktık«vasıyyet»الْإِنْسَانَ=insana ▼ بِوَالِدَيْهِ=ana‑babasına حُسْنًاۖ=güzelliği«hasen» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer جَاهَدَاكَ=onlar ”var güçle mücadele”«cihãd»ederlerse senle ▼ لِتُشْرِكَ=«ortak»denk kabul etmen«şirk_müşrik»için بِي=bana ▼ مَا=şeyleri لَيْسَ=olmayan لَكَ=senin بِهِ=kendisi hakkında عِلْمٌ=bir bilgin«ilm» ▼ فَ=o zaman لَا تُطِعْهُمَاۚ=benimseyip uyma«ta′at»o ikisine ▼ إِلَيَّ=Banadır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz ▼ فَ=sonra da أُنَبِّئُكُمْ=haber vereceğim size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ لَنُدْخِلَنَّهُمْ=kesinlikle sokarız onları فِي=arasına الصَّالِحِينَ=düzgün kimseler«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=‑vardır‑insanlardan مَنْ=kimseler يَقُولُ=diyen آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ فَ=fakat إِذَا=zaman أُوذِيَ=eziyet edildiği فِي اللَّهِ=Allah uğrunda ▼ جَعَلَ=sayar فِتْنَةَ=sıkıntıya sokmasını«fitne»النَّاسِ=insanların كَعَذَابِ=cezalandırması«azãb»gibi اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=oysa لَئِنْ=muhakkak ki eğer جَاءَ=gelse نَصْرٌ=bir yardım مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ لَيَقُولُنَّ=kesinlikle derler إِنَّا=ki biz كُنَّا=olmuştuk مَعَكُمْۚ=sizinle beraber ▼ أَ=midir? وَ=peki لَيْسَ=değil ▼ اللَّهُ=Allah بِأَعْلَمَ=daha(veya”en”) iyi bilen ▼ بِمَا=olanı فِي صُدُورِ=göğüslerinde الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve لَيَعْلَمَنَّ=kesinlikle bilecektir اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve de لَيَعْلَمَنَّ=kesinlikle bilecektir الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlüleri«münãfık»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اتَّبِعُوا=siz katılın«ittebã»سَبِيلَنَا=bizim yolumuza«sebîl» ▼ وَ=ki لْنَحْمِلْ=biz taşıyalım خَطَايَاكُمْ=sizin hatalarınızı«hatá»وَ=iken مَا=değiller هُمْ=kendileri بِحَامِلِينَ=taşıyacak ▼ مِنْ خَطَايَاهُمْ=kendi hatalarından«hatá»مِنْ=herhangi شَيْءٍۖ=bir şeyi ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve لَيَحْمِلُنَّ=muhakkak onlar taşıyacaklar أَثْقَالَهُمْ=kendi yüklerini ▼ وَ=ve(taşıyacaklar) أَثْقَالًا=yükler مَعَ=beraber أَثْقَالِهِمْۖ=kendi yükleriyle ▼ وَ=ve لَيُسْأَلُنَّ=kesinlikle sorguya çekilecekler ▼ يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»عَمَّا=şeylerden كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uydurmakta«ifterã»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik نُوحًا=Nûh′u إِلَىٰ قَوْمِهِ=onun toplumuna«kavm» ▼ فَ=sonra لَبِثَ=kaldı فِيهِمْ=onların içerisinde ▼ أَلْفَ=bin سَنَةٍ=sene إِلَّا=hariç خَمْسِينَ=elli عَامًا=yılı ▼ فَ=sonra da أَخَذَهُمُ=yakaladı onları الطُّوفَانُ=o Tufan ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»eder
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=sonra أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onu ▼ وَ=ve أَصْحَابَ=yoldaşlarını«eshãb_sãhib»السَّفِينَةِ=o geminin ▼ وَ=ve جَعَلْنَاهَا=yaptık onu(o:gemi) آيَةً=bir açık işaret«ãyet»لِلْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve(gönderdik) إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′i ▼ إِذْ=bir vakit قَالَ=dedi ki لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a وَ=ve اتَّقُوهُۖ=kendinizi sakındırın«takvã»O′na yönelik ذَٰلِكُمْ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin için ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olursanız تَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 17 ﴿‎   إِنَّمَا=hep تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsunuz ▼ مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′a أَوْثَانًا=putlara ▼ وَ=ve تَخْلُقُونَ=uyduruyorsunuz إِفْكًاۚ=Dolaplar«ifk» ▼ إِنَّ=(dedi)ki الَّذِينَ=olduklarınız تَعْبُدُونَ=sizin «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ لَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»değillerdir لَكُمْ=sizi رِزْقًا=«nimetlerden» faydalandırmaya«rızk» ▼ فَ=şu halde ابْتَغُوا=siz arayışında olun عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın الرِّزْقَ=faydalandırılacak «nimetlerin» «rızk» ▼ وَ=ve اعْبُدُوهُ=«kulluk»hizmet«abd»edin O′na وَ=ve اشْكُرُوا=kıymet bilici olun«şekûr_şãkir»لَهُۖ=O′na karşı ▼ إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تُكَذِّبُوا=yalan sayıp durursanız«tekzîb» ▼ فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki كَذَّبَ=yalancı sayıp durmuşlardı«tekzîb»أُمَمٌ=topluluklar«ümmet»مِنْ قَبْلِكُمْۖ=sizden öncekiler içerisinden ▼ وَ=ve مَا=değildir عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda الرَّسُولِ=o Elçinin«rasûl» ▼ إِلَّا=başkası الْبَلَاغُ=tebliğden الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmediler ▼ كَيْفَ=nasıl يُبْدِئُ=ilk kez yapıyor«bedee»اللَّهُ=Allah الْخَلْقَ=yaratmayı ▼ ثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُۚ=”ikinci kez yapacak”«eãde»onu ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى=göre اللَّهِ=Allah′a يَسِيرٌ=kolaydır
 ‎﴾ 20 ﴿‎   قُلْ=de ki سِيرُوا=gezin فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=sonra da انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl بَدَأَ=ilk kez yaptı«bedee»الْخَلْقَۚ=yaratmayı ▼ ثُمَّ=sonrasında اللَّهُ=Allah يُنْشِئُ=vücuda getirecektir«inşá»النَّشْأَةَ=o vücuda getirişi«inşá»الْآخِرَةَۚ=son ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   يُعَذِّبُ=cezalandırır«azãb»مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği ▼ وَ=ve يَرْحَمُ=merhamet«rahmet»eder مَنْ=kimseye يَشَاءُۖ=dilediği ▼ وَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُقْلَبُونَ=çevrilirsiniz
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz بِمُعْجِزِينَ=aciz bırakacak ▼ فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde وَلَا=ne de فِي السَّمَاءِۖ=gökte ▼ وَ=ve مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرٍ=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve لِقَائِهِ=buluşmayı O′nunla ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar يَئِسُوا=ümidi kesmişlerdir مِنْ رَحْمَتِي=Benim merhametimden«rahmet» ▼ وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَا كَانَ=olmadı جَوَابَ=karşılığı قَوْمِهِ=toplumunun«kavm» ▼ إِلَّا=başkası أَنْ قَالُوا=demelerinden اقْتُلُوهُ=öldürün onu ▼ أَوْ=yahut حَرِّقُوهُ=yakın onu ▼ فَ=bu halde أَنْجَاهُ=kurtardı onu اللَّهُ=Allah مِنَ النَّارِۚ=o ateş′ten«nãr» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=hep اتَّخَذْتُمْ=ediniyorsunuz ▼ مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′ı ▼ أَوْثَانًا=putları مَوَدَّةَ=bir sevgi«vedûd_meveddet»بَيْنِكُمْ=aranızda ▼ فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَاۖ=dünya ثُمَّ=sonra da يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ يَكْفُرُ=görmezlikten geleceksiniz«küfr_kãfir»بَعْضُكُمْ=kiminiz بِبَعْضٍ=kimini ▼ وَ=ve يَلْعَنُ=dışlayıp horlayacaksınız«la′net»بَعْضُكُمْ=kiminiz بَعْضًا=kimini ▼ وَ=ve مَأْوَاكُمُ=barınacağınız yer«me′va»النَّارُ=o Ateş′tir«nãr» ▼ وَ=ve مَا=olmayacaktır لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi نَاصِرِينَ=bir yardım edecek«nãsîr»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   فَ=bunun üzerine آمَنَ=inanıp güvendi«îmãn»لَهُ=ona لُوطٌۘ=Lût ▼ وَ=ve قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben مُهَاجِرٌ=ayrılıp gidiyorum«muhãcir»إِلَىٰ رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"ime«rabb» ▼ إِنَّهُ=(dedi)ki O′nun هُوَ=Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=Biz bahşettik لَهُ=ona إِسْحَاقَ=İshãk′ı وَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′u ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=koyduk فِي=içine ذُرِّيَّتِهِ=onun "soyunun devamı"nın«zurriyyãt» ▼ النُّبُوَّةَ=Peygamberlik«nebî»وَ=ve الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb» ▼ وَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona أَجْرَهُ=bedelini«ecr»فِي الدُّنْيَاۖ=dünyada ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te لَمِنَ=kesinlikle arasındadır الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerin«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve لُوطًا=Lût إِذْ=bir vakit قَالَ=dedi لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ إِنَّكُمْ=ki siz لَتَأْتُونَ=kesinlikle gidiyorsunuz الْفَاحِشَةَ=o ahlaksızlığa«fahşa» ▼ مَاسَبَقَكُمْ=olmamıştı sizden önce بِهَا=onunla مِنْ=herhangi أَحَدٍ=biri مِنَ الْعَالَمِينَ=alemlerden
 ‎﴾ 29 ﴿‎   أَ=mi? ئِنَّكُمْ=siz لَتَأْتُونَ=iyice yanaşıyorsunuz الرِّجَالَ=erkeklere ▼ وَ=ve تَقْطَعُونَ=kesiyorsunuz السَّبِيلَ=o yolu«sebîl» ▼ وَ=ve تَأْتُونَ=yanaşıyorsunuz فِي نَادِيكُمُ=toplantılarınızda الْمُنْكَرَۖ=çirkinliklere«münker» ▼ فَ=bunun üzerine مَا كَانَ=olmadı جَوَابَ=karşılığı قَوْمِهِ=toplumunun«kavm»إِلَّا=başka أَنْ قَالُوا=demelerinden ▼ ائْتِنَا=getir bize بِعَذَابِ=cezasını«azãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»انْصُرْنِي=yardım et bana ▼ عَلَى=karşı الْقَوْمِ=şu topluma«kavm»الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapan
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve لَمَّاجَاءَتْ=getirince رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl» ▼ إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e بِالْبُشْرَىٰ=o müjdeyi ▼ قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz مُهْلِكُوا=helak edeceğiz ▼ أَهْلِ=ahalisini«ehl»هَٰذِهِ=bu الْقَرْيَةِۖ=yerleşimin«karye» ▼ إِنَّ=(dediler)ki أَهْلَهَا=oranın ahalisi«ehl»كَانُوا=oldu ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّ=ki فِيهَا=‑vardır‑orada لُوطًاۚ=Lût ▼ قَالُوا=dediler ki نَحْنُ=biz أَعْلَمُ=daha iyi biliriz بِمَنْ=kim فِيهَاۖ=‑var‑orada ▼ لَنُنَجِّيَنَّهُ=muhakkak kurtaracağız onu وَ=ve أَهْلَهُ=ailesini«ehl» ▼ إِلَّا=yalnız امْرَأَتَهُ=karısı كَانَتْ=oldu مِنَ الْغَابِرِينَ=kalacaklardan
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا أَنْ جَاءَتْ=gelmesiyle رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl»لُوطًا=Lût′a ▼ سِيءَ=fenalaştı«sú»بِهِمْ=onlar yüzünden ▼ وَ=ve ضَاقَ=daraldı بِهِمْ=onlarla ilgili ذَرْعًا=telaşlanarak ▼ وَ=ve قَالُوا=dediler ki لَا تَخَفْ=korkma! وَ=ve لَا تَحْزَنْۖ=üzülme! ▼ إِنَّا=(dediler)ki biz مُنَجُّوكَ=kurtaracağız seni وَ=ve de أَهْلَكَ=aileni«ehl» ▼ إِلَّا=yalnız امْرَأَتَكَ=karın كَانَتْ=olmuştur مِنَ الْغَابِرِينَ=kalacaklardan
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِنَّا=(dedleri)ki biz مُنْزِلُونَ=indireceğiz ▼ عَلَىٰ=üstüne أَهْلِ=ahalisinin«ehl»هَٰذِهِ=bu الْقَرْيَةِ=yerleşimin«karye» ▼ رِجْزًا=bir pislik(veya ”toz”)«ricz»مِنَ السَّمَاءِ=gökten ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَفْسُقُونَ=yoldan çıkar«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki تَرَكْنَا=Biz bırakmışızdır ▼ مِنْهَا=oradan آيَةً=bir açık işaret«ãyet»بَيِّنَةً=açık delilli«beyyine» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve(gönderdik) إِلَىٰ مَدْيَنَ=Medyen′e أَخَاهُمْ=kardeşleri شُعَيْبًا=Şuayb′ı ▼ فَ=sonra قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a ▼ وَ=ve ارْجُوا=umut bağlayın الْيَوْمَ=gününe الْآخِرَ=Ahiret ▼ وَ=ve لَا تَعْثَوْا=karışıklık çıkarmayın فِي الْأَرْضِ=o topraklarda مُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapıcı
 ‎﴾ 37 ﴿‎   فَ=bunun üzerine كَذَّبُوهُ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»onu ▼ فَ=sonra da أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الرَّجْفَةُ=o çalkalanma«racfe» ▼ فَ=böylece أَصْبَحُوا=oldular فِي دَارِهِمْ=yurtlarında جَاثِمِينَ=yere yığılıp kalmışlar
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve(yakalandı) عَادًا=Âd وَ=ve ثَمُودَ=Semûd ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki تَبَيَّنَ=belli olmaktadır لَكُمْ=size مِنْ مَسَاكِنِهِمْۖ=oturdukları yerlerden ▼ وَ=ve زَيَّنَ=hoşlarına giden şeyler yaptı«ziynet»لَهُمُ=onlara الشَّيْطَانُ=o şeytan أَعْمَالَهُمْ=yaptıklarını ▼ فَ=sonra da صَدَّهُمْ=alıkoydu onları عَنِ السَّبِيلِ=o yoldan«sebîl» ▼ وَ=oysa(veya”iken”) كَانُوا=idiler مُسْتَبْصِرِينَ=görenlerden
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve(yakalandı) قَارُونَ=Kãrûn وَ=ve فِرْعَوْنَ=Firavun وَ=ve هَامَانَۖ=Hãmãn ▼ وَ=oysa لَقَدْ=emin olun ki جَاءَهُمْ=getirdi onlara مُوسَىٰ=Mûsã بِالْبَيِّنَاتِ=açık deliller«beyyine» ▼ فَ=bu halde اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr»فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ وَ=oysa مَا كَانُوا=değillerdi سَابِقِينَ=aşıp geçecek
 ‎﴾ 40 ﴿‎   فَ=sonra كُلًّا=hepsini أَخَذْنَا=yakaladık بِذَنْبِهِۖ=kendi suçuyla«zenb» ▼ فَ=şu halde مِنْهُمْ=‑vardır‑onlardan مَنْ=kimseler أَرْسَلْنَا=gönderdiğimiz عَلَيْهِ=üstüne حَاصِبًا=bir taş yağdıran fırtına ▼ وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑onlardan مَنْ=kimseler أَخَذَتْهُ=yakaladığı kendisini الصَّيْحَةُ=o kuvvetli sesin ▼ وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑onlardan مَنْ=kimseler خَسَفْنَا=batırdığımız بِهِ=kendisini الْأَرْضَ=o topraklara ▼ وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑onlardan مَنْ=kimseler أَغْرَقْنَاۚ=boğduğumuz ▼ وَ=ve مَا كَانَ=değildi اللَّهُ=Allah لِيَظْلِمَهُمْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edecek onlara ▼ وَلَٰكِنْ=fakat كَانُوا=oldular أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerine يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmekte
 ‎﴾ 41 ﴿‎   مَثَلُ=durumu الَّذِينَ=kimselerin اتَّخَذُوا=edinmiş مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã» ▼ كَمَثَلِ=durumu gibidir الْعَنْكَبُوتِ=örümcek«sûrenin adıdır»اِتَّخَذَتْ=edinen بَيْتًاۖ=bir ev ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki أَوْهَنَ=en zayıfı الْبُيُوتِ=evlerin ▼ لَبَيْتُ=kesinlikle evidir الْعَنْكَبُوتِۖ=örümcek ▼ لَوْ=keşke كَانُوا=olsalardı يَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarını يَدْعُونَ=onların «çağrıda bulunma»dua ediyor«duã» ▼ مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeye ▼ وَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve تِلْكَ=bunlar الْأَمْثَالُ=örneklerdir نَضْرِبُهَا=verdiğimiz kendilerini لِلنَّاسِۖ=insanlara ▼ وَ=oysa مَا يَعْقِلُهَا=akıl erdirip kavramaz«akl»onları إِلَّا=başkası الْعَالِمُونَ=bilgi sahiplerinden«ilm»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   خَلَقَ=yarattı اللَّهُ=Allah السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü بِالْحَقِّۚ=o Gerçek′le«hakk»uyumlu olarak ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»için
 ‎﴾ 45 ﴿‎   اُتْلُ=sayıp dök«tilãvet»مَا=olanları أُوحِيَ=mesajla iletilmiş«vahy»إِلَيْكَ=sana مِنَ الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ وَ=ve أَقِمِ=gereğince yerine getir«ekãme»الصَّلَاةَۖ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namaz«salãt»تَنْهَىٰ=vazgeçilmesini ister«nehy» ▼ عَنِ الْفَحْشَاءِ=ahlaksızlıklardan«fahşa»وَ=ve الْمُنْكَرِۗ=çirkinliklerden«münker» ▼ وَ=ve لَذِكْرُ=kesinlikle anmak(veya ”ilâhî Tembihi”)«zikr»اللَّهِ=Allah′ı أَكْبَرُۗ=en büyük(veya "ağır") şeydir ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarınızı تَصْنَعُونَ=kurgulayıp hazırlıyor
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve لَا تُجَادِلُوا=tartışmayın أَهْلَ=Bilenleriyle«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»إِلَّا=olması dışında بِالَّتِي=olanla هِيَ=kendisi أَحْسَنُ=en güzel«hasen» ▼ إِلَّا=hariç الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş مِنْهُمْۖ=onlardan ▼ وَ=ve قُولُوا=deyin ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِالَّذِي=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْنَا=bize ▼ وَ=ve de أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve إِلَٰهُنَا=ilâhımız وَ=ve إِلَٰهُكُمْ=ilâhınız وَاحِدٌ=bir tektir ▼ وَ=ve de نَحْنُ=biz لَهُ=O′na مُسْلِمُونَ=teslim olmuşlarız«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكَ=sana الْكِتَابَۚ=şu «ilâhî» Metini«kitãb» ▼ فَ=şu halde الَّذِينَ=kimseler آتَيْنَاهُمُ=verdiğimiz kendilerine الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»بِهِۖ=ona ▼ وَ=ve de مِنْ هَٰؤُلَاءِ=şunlardan bazısı مَنْ=kimselerdir يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِهِۚ=ona ▼ وَ=ve مَا يَجْحَدُ=inkar etmez بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»إِلَّا=başkası الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerden«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildin كُنْتَ=olmuş تَتْلُوا=sayıp döküyor«tilãvet»مِنْ قَبْلِهِ=bundan önce مِنْ كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ وَلَا=ne de(olmuş) تَخُطُّهُ=yazıyor onu بِيَمِينِكَۖ=kendi (sağ)elinle ▼ إِذًا=o vakit لَارْتَابَ=kesinlikle kuşkulanırlardı الْمُبْطِلُونَ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»uyanlar
 ‎﴾ 49 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! هُوَ=o آيَاتٌ=«açık işaret»ayetler«ãyet»بَيِّنَاتٌ=açık delilli«beyyine» ▼ فِي صُدُورِ=göğüslerindedir الَّذِينَ=kimselerin أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَۚ=o Bilgi«ilm» ▼ وَ=ve مَا يَجْحَدُ=inkar etmez بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ إِلَّا=başkası الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ لَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْهِ=ona آيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»مِنْ رَبِّهِۖ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece الْآيَاتُ=açık işaretler«ãyet»عِنْدَ=katındadır اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben نَذِيرٌ=bir uyarıcıyım مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَكْفِهِمْ=yetmedi onlara ▼ أَنَّا=olmamız أَنْزَلْنَا=indirmiş عَلَيْكَ=sana ▼ الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metini«kitãb»يُتْلَىٰ=sayıp dökülen«tilãvet»عَلَيْهِمْۚ=kendilerine ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَرَحْمَةً=kesinlikle bir merhamet«rahmet»وَ=ve ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih«zikr» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   قُلْ=de ki كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah ▼ بَيْنِي=benim aramda وَ=ile بَيْنَكُمْ=sizin شَهِيدًاۖ=sağlam bir tanık«şehîd» olarak ▼ يَعْلَمُ=O bilir مَا=olanları فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۗ=yeryüzünde ▼ وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl» ▼ وَ=ve كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ı ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْخَاسِرُونَ=o zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve يَسْتَعْجِلُونَكَ=çabuk istiyorlar senden بِالْعَذَابِۚ=o cezayı«azãb» ▼ وَ=ya لَوْلَا=eğer olmasaydı أَجَلٌ=bir vade مُسَمًّى=belirlenmiş ▼ لَجَاءَهُمُ=mutlaka gelirdi onlara الْعَذَابُ=o ceza«azãb» ▼ وَ=ve لَيَأْتِيَنَّهُمْ=kesinlikle o gelecektir onlara بَغْتَةً=ansızın ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 54 ﴿‎   يَسْتَعْجِلُونَكَ=çabucak istiyorlar senden بِالْعَذَابِ=o cezayı«azãb» ▼ وَ=oysa إِنَّ=şu bir gerçek ki جَهَنَّمَ=Cehennem لَمُحِيطَةٌ=iyice kuşatacaktır بِالْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يَغْشَاهُمُ=sarar onları الْعَذَابُ=o ceza«azãb» ▼ مِنْ فَوْقِهِمْ=üstlerinden وَ=ve مِنْ تَحْتِ=altından أَرْجُلِهِمْ=ayaklarının ▼ وَ=ve يَقُولُ=der ki ذُوقُوا=tadın مَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 56 ﴿‎   يَا=Ey! عِبَادِيَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerim الَّذِينَ=olan آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki أَرْضِي=benim topraklarım(veya "yeryüzüm") وَاسِعَةٌ=geniş gelendir«vãsi» ▼ فَ=öyleyse إِيَّايَ=bir tek (bana) فَ=şu halde اعْبُدُونِ=«kulluk»hizmet«abd»edin bana
 ‎﴾ 57 ﴿‎   كُلُّ=her نَفْسٍ=can ذَائِقَةُ=tadacaktır الْمَوْتِۖ=ölümü ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَيْنَا=Bize تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ=kesinlikle yerleştiririz onları مِنَ الْجَنَّةِ=Cennet′te غُرَفًا=köşklere ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklar ▼ خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=orada ▼ نِعْمَ=ne güzeldir أَجْرُ=bedeli«ecr»الْعَامِلِينَ=Uğraşanların«ãmil»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir» ▼ وَ=ve عَلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَتَوَكَّلُونَ=sırtlarını güvenle dayayan«tevekkül»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=niceleri مِنْ دَابَّةٍ=canlılardan لَا تَحْمِلُ=taşımaz رِزْقَهَا=faydalandırıldığı «nimetleri» «rızk» ▼ اللَّهُ=Allah يَرْزُقُهَا=«nimetlerden» faydalandırır«rızk»onları وَ=ve إِيَّاكُمْۚ=sizi de ▼ وَ=ve هُوَ=O السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=kesinlikle eğer سَأَلْتَهُمْ=sorsan onlara ▼ مَنْ=kimdir خَلَقَ=yaratan السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ وَ=ve سَخَّرَ=hizmet verir kılan الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ı ▼ لَيَقُولُنَّ=mutlaka derler ki hep اللَّهُۖ=Allah′tır ▼ فَ=öyleyse أَنَّىٰ=nasıl? يُؤْفَكُونَ=döndürülüyorsunuz
 ‎﴾ 62 ﴿‎   اَللَّهُ=Allah يَبْسُطُ=genişletir الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk» ▼ لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinden ▼ وَ=ya da يَقْدِرُ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»لَهُۚ=ona ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=kesinlikle eğer سَأَلْتَهُمْ=sorsan onlara ▼ مَنْ=kim نَزَّلَ=indirdi مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=su ▼ فَ=sonra da أَحْيَا=diriltti بِهِ=onunla الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَوْتِهَا=oranın ölümünden ▼ لَيَقُولُنَّ=mutlaka derler ki hep اللَّهُۚ=Allah′tır ▼ قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِۚ=Allah′a aittir ▼ بَلْ=yok aslında! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramazlar«akl»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir هَٰذِهِ=şu kendisi الْحَيَاةُ=hayatının الدُّنْيَا=dünya ▼ إِلَّا=başka bir şey لَهْوٌ=bir eğlenceden وَ=ve لَعِبٌۚ=bir oyundan ▼ وَ=oysa إِنَّ=şu bir gerçek ki الدَّارَ=yurdunun الْآخِرَةَ=Ahiret ▼ لَهِيَ=kesinlikle kendisidir الْحَيَوَانُۚ=‑asıl‑hayat ▼ لَوْ=keşke كَانُوا=olsalardı يَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=şu halde إِذَا=zaman رَكِبُوا=bindikleri فِي الْفُلْكِ=gemiye ▼ دَعَوُا=«çağrıda bulunma»dua ederler«duã»اللَّهَ=Allah′a ▼ مُخْلِصِينَ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis»olarak لَهُ=O′na karşı الدِّينَ=o dini«dîn» ▼ فَلَمَّا=fakat نَجَّاهُمْ=çıkarınca onları إِلَى الْبَرِّ=karaya ▼ إِذَا=bir de bakarsın ki هُمْ=onlar يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ederler«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   لِيَكْفُرُوا=görmezlikten gelsinler«küfr_kãfir»diye بِمَا=olduklarımızı آتَيْنَاهُمْ=bizim kendilerine vermiş ▼ وَ=ve لِيَتَمَتَّعُواۖ=yararlanıp geçinsinler diye ▼ فَ=fakat سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bilecekler
 ‎﴾ 67 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmediler ▼ أَنَّا=olduğumuzu جَعَلْنَا=onu kılmış حَرَمًا=hürmetli«haram»آمِنًا=güvenli ▼ وَ=iken يُتَخَطَّفُ=kaçırılır النَّاسُ=insanlar مِنْ حَوْلِهِمْۚ=çevrelerinden ▼ أَ=mı? فَ=şu halde بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»يُؤْمِنُونَ=inanıp güveniyorlar«îmãn» ▼ وَ=ve(mi?) بِنِعْمَةِ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın يَكْفُرُونَ=görmezlikten geliyorlar«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim» ▼ مِمَّنِ=kimseden افْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ أَوْ=veya كَذَّبَ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»لَمَّا جَاءَهُۚ=gelince kendisine ▼ أَ=mu? لَيْسَ=yok فِي جَهَنَّمَ=Cehennem′de مَثْوًى=durak لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»eden فِينَا=hakkımızda ▼ لَنَهْدِيَنَّهُمْ=kesinlikle Biz yolunu gösteririz«hüdã»سُبُلَنَاۚ=kendi yollarımızın ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَمَعَ=mutlaka beraberdir الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlarla«ihsãn_muhsin»
Âyet Metni : (Ankebût.1) (20. Cüz | 396. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-mîm.
(Ankebût.1) Grameri
الٓمٓ : Alif Laam Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu