Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lâm, Mîm.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından dolayı onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir.. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif Lâm Mim.* “Huruf-i mukattaa” (kesik harfler, ayrılmış münferit harfler) veya "Heca Harfleri" adı verilen bu harflerin muhtemel anlamları ile ilgili pek çok yorum yapılmıştır. Kur'an'daki 114 sûrenin 29’u bu harflerle başlamaktadır. Bu harfler, bulundukları 19 surenin başında birer ayet olarak gösterilmişlerdir. Kur'an'ın tamamında ise 19'u sûre başlarında olmak üzere, 20 yerde başlı başına birer ayet olarak gelirler. Bu harflerin tamamı vokallerle (sesli harflerle) harekelerle seslendirilirken, sadece yirmi dokuz sûre başında yer alan bu on dört harf yer aldıkları sûre başlarında üstün, esre, ötre gibi vokallerle seslendirilmez, sadece isimleriyle okunur. Yani bu harfler, yazılışta bir kelime gibi yazılsa da okunuşta birer birer söyleme şekli ile örneğin; Elif-Lam-Mim diye üç kelime gibi okunurlar. 28 harfli Arap alfabesinin tam yarısı (on dört harfi) müstakil olarak Kur’an sûrelerinin başında da yer alır. Bu harflere çok farklı anlamlar yüklenmiş olsa da hiçbirinin doğruluğu ortak kabul görmemiştir. Bu harflerin Allah ile Resulü arasında bir şifre olduğu görüşü ise Kur'an'da anlaşılmayan hiçbir ayetin olamayacağını açıkça ortaya koyan (Yusuf 12/1, Hicr 15/1, Nur 24/34, 46, Şuara 26/2, Neml 27/1) âyetlerine ters düşmektedir. Evrende birtakım kanunlar, nasıl ki insanın araştırmasıyla üzerinde derinden düşünmesiyle ve uzun yıllar hatta asırlar süren incelemeleriyle ortaya çıkarılabiliyorsa ayetlerin bazılarında da hikmetine binaen aynı durum söz konusu olabilir.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm mîm.
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓ=Alif Laam Meem
(2) Bakara Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الٓمٓ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu الْكِتَابُ=o «ilâhî» Metindir«kitãb» ▼ لَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهِ=içerisinde(veya ”hakkında”) ▼ هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb»(veya”içten”) ▼ وَ=ve يُقِيمُونَ=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=onları faydalandırdığımız«rızk»يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»بِمَا=olanlara أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sana ▼ وَ=ve مَا=olanlara أُنْزِلَ=indirilmiş مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden ▼ وَ=ve de بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e هُمْ=kendileri يُوقِنُونَ=kanîdirler«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar عَلَىٰ=‑temeli‑üzerindedirler هُدًى=bir yol gösterişin«hüdã»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=o selamete«felãh»ulaşmış olanlardır
 ‎﴾ 6 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ سَوَاءٌ=birdir عَلَيْهِمْ=kendilerine أَ=ha أَنْذَرْتَهُمْ=uyarmışsın onları أَمْ=ha لَمْ تُنْذِرْهُمْ=uyarmamışsın onları ▼ لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   خَتَمَ=”kapatmış ve mühürlemiş”tir اللَّهُ=Allah عَلَىٰ=üzerini قُلُوبِهِمْ=kalplerinin وَ=ve عَلَىٰ=üzerini سَمْعِهِمْ=kulaklarının ▼ وَ=ve عَلَىٰ=‑vardır‑ üzerinde أَبْصَارِهِمْ=gözlerinin غِشَاوَةٌ=bir örtü ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=‑vardır‑insanlardan ▼ مَنْ=kimseler يَقُولُ=diyen ▼ آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve de بِالْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiret ▼ وَ=iken مَا=değil هُمْ=onlar بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يُخَادِعُونَ=oyun oynarlar اللَّهَ=Allah′a وَ=ve الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=oysa مَا يَخْدَعُونَ=oyun oynamazlar إِلَّا=başkasına أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerinden ▼ وَ=ve de مَا يَشْعُرُونَ=farkına varmazlar
 ‎﴾ 10 ﴿‎   فِي=‑vardır‑ içinde قُلُوبِهِمْ=kalplerinin مَرَضٌ=bir hastalık ▼ فَ=şu halde زَادَهُمُ=artırmıştır onlarda اللَّهُ=Allah مَرَضًاۖ=hastalığı ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm» ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْذِبُونَ=yalan uyduruyor«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman قِيلَ=denildiği لَهُمْ=onlara ▼ لَا تُفْسِدُوا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapmayın فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ قَالُوا=dediler ki إِنَّمَا=ancak ve sadece نَحْنُ=biz مُصْلِحُونَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapanlarız
 ‎﴾ 12 ﴿‎   أَلَا=iyi bilin! إِنَّهُمْ=ki onların هُمُ=kendileri الْمُفْسِدُونَ=‑asıl‑"ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanlardır ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmazlar
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman قِيلَ=denildiği لَهُمْ=onlara ▼ آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»كَمَا=oldukları gibi آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»النَّاسُ=insanların ▼ قَالُوا=dediler ki أَ=miyiz? نُؤْمِنُ=inanıp güvenir«îmãn»كَمَا=oldukları gibi آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»السُّفَهَاءُ=o aklı ermezlerin«sefîh» ▼ أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّهُمْ=ki onların هُمُ=kendileridir السُّفَهَاءُ=‑asıl‑aklı ermezler«sefîh» ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyorlar
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman لَقُوا=rastladıkları الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn» ▼ وَ=ise إِذَا=zaman خَلَوْا=yalnız kaldıkları إِلَىٰ=yanında شَيَاطِينِهِمْ=kendi şeytanlarının ▼ قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz مَعَكُمْ=sizinle beraberiz ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece نَحْنُ=biz مُسْتَهْزِئُونَ=alaya alanlarız
 ‎﴾ 15 ﴿‎   اللَّهُ=Allah يَسْتَهْزِئُ=alaya alıyor بِهِمْ=onları ▼ وَ=iken يَمُدُّهُمْ=süre veriyor onlara فِي طُغْيَانِهِمْ=azmışlıkları«tuğyãn_tağ′ût»içinde ▼ يَعْمَهُونَ=onlar bocalayıp duruyorlar
 ‎﴾ 16 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir اشْتَرَوُا=satın almış الضَّلَالَةَ=o yolu saşırmayı«dalãl»بِ=karşılık الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã» ▼ فَ=böylece مَا رَبِحَتْ=kâr getirmemiştir تِجَارَتُهُمْ=ticaretleri ▼ وَمَا=ne de كَانُوا=olmuşlardır مُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girenler«hüdã»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   مَثَلُهُمْ=onların durumu كَمَثَلِ=durumu gibidir الَّذِي=kimsenin اسْتَوْقَدَ=yakmış نَارًا=bir ateş«nãr» ▼ فَ=sonra da لَمَّا أَضَاءَتْ=aydınlatınca مَا=şeyleri حَوْلَهُ=çevresindeki ▼ ذَهَبَ=gidermiştir اللَّهُ=Allah بِنُورِهِمْ=onların aydınlığını«nûr» ▼ وَ=ve تَرَكَهُمْ=bırakmıştır onları فِي ظُلُمَاتٍ=karanlıklar«zulumãt»içinde ▼ لَا يُبْصِرُونَ=onlar görmezler
 ‎﴾ 18 ﴿‎   صُمٌّ=sağırdırlar بُكْمٌ=dilsizdirler عُمْيٌ=kördürler ▼ فَ=bu halde هُمْ=onlar لَا يَرْجِعُونَ=geri dönmezler
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَوْ=ya da كَصَيِّبٍ=bir sağanak yağmur gibidir مِنَ السَّمَاءِ=gökteki ▼ فِيهِ=‑vardır‑onun içinde ظُلُمَاتٌ=karanlıklar«zulumãt» ▼ وَ=ve رَعْدٌ=gök gürlemesi وَ=ve بَرْقٌ=şimşek ▼ يَجْعَلُونَ=tıkarlar أَصَابِعَهُمْ=parmaklarını فِي آذَانِهِمْ=kulaklarına مِنَ=dolayı الصَّوَاعِقِ=yıldırımlardan ▼ حَذَرَ=korkarak الْمَوْتِۚ=ölümden ▼ وَ=oysa اللَّهُ=Allah مُحِيطٌ=kuşatmıştır بِالْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir» 
 ‎﴾ 20 ﴿‎   يَكَادُ=neredeyse الْبَرْقُ=o şimşek يَخْطَفُ=kapıverecek أَبْصَارَهُمْۖ=gözlerini ▼ كُلَّمَا=her ne zaman أَضَاءَ=aydınlatsa لَهُمْ=onları ▼ مَشَوْا=yürürler فِيهِ=onun içinde ▼ وَ=ise إِذَا=zaman أَظْلَمَ=karanlık«zulumãt»çöktüğü عَلَيْهِمْ=üzerlerine قَامُواۚ=dikilip kalırlar ▼ وَ=ve de لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah لَذَهَبَ=kesinlikle götürürdü بِسَمْعِهِمْ=işitmelerini وَ=ve أَبْصَارِهِمْۚ=görmelerini ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet edin«abd»رَبَّكُمُ="Efendi ve Sahib"inize«rabb» ▼ الَّذِي=olan خَلَقَكُمْ=yaratmış sizi وَ=ve الَّذِينَ=kimseleri مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önceki ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırırsınız«takvã»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=sizin için الْأَرْضَ=yeryüzünü فِرَاشًا=döşenmiş bir yer ▼ وَ=ve السَّمَاءَ=göğü بِنَاءً=bir bina ▼ وَ=ve أَنْزَلَ=indirdi مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir su ▼ فَ=sonra da أَخْرَجَ=ortaya çıkardı«ihrãc»بِهِ=onunla مِنَ الثَّمَرَاتِ=çeşitli ürünlerden رِزْقًا=faydalandırdığı «nimetler» «rızk»olarak لَكُمْۖ=sizin için ▼ فَ=öyleyse لَا تَجْعَلُوا=kılmayın لِلَّهِ=Allah′a أَنْدَادًا=denkler«endãd» ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فِي=içinde رَيْبٍ=bir kuşku ▼ مِمَّا=şeyden نَزَّلْنَا=inmesini sağladığımız عَلَىٰ عَبْدِنَا=«kulluk»hizmetkârımıza«abd» ▼ فَ=öyleyse أْتُوا=getirin بِسُورَةٍ=bir sûre مِنْ مِثْلِهِ=onun dengi ▼ وَ=ve ادْعُوا=çağırın«duã»شُهَدَاءَكُمْ=sağlam tanıklarınızı«şehîd» ▼ مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′ı ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyenler«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=şu halde إِنْ=eğer لَمْ تَفْعَلُوا=yapmadıysanız ▼ وَ=ve de لَنْ تَفْعَلُوا=asla yapmayacaksınız ▼ فَ=o zaman اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»النَّارَ=o Ateş′e«nãr»yönelik ▼ الَّتِي=olan وَقُودُهَا=oranın yakıtı النَّاسُ=insanlar وَ=ve الْحِجَارَةُۖ=taşlar ▼ أُعِدَّتْ=hazırlanmıştır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve بَشِّرِ=müjdele الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ أَنَّ=ki لَهُمْ=onlaradır جَنَّاتٍ=Cennetler ▼ تَجْرِي=akar مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُۖ=ırmaklar ▼ كُلَّمَا=her ne zaman رُزِقُوا=faydalandırılsalar«rızk»مِنْهَا=oradaki مِنْ ثَمَرَةٍ=meyveden رِزْقًاۙ=faydalandırıldıkları «nimetler» «rızk»olarak ▼ قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=bu الَّذِي=olandır رُزِقْنَا=faydalandırıldığımız«rızk»مِنْ قَبْلُۖ=daha önce ▼ وَ=ve أُتُوا=onlara verilmiştir بِهِ=onunla ilgili مُتَشَابِهًاۖ=benzeşen«muteşãbih»şeklinde ▼ وَ=ve de لَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِيهَا=orada أَزْوَاجٌ=eşler مُطَهَّرَةٌۖ=temiz kılınmış ▼ وَ=ve هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَسْتَحْيِي=çekinmez أَنْ يَضْرِبَ=vermekten مَثَلًا=örnek olarak مَا=olanı بَعُوضَةً=bir sivrisinek ▼ فَ=ve de مَا=olanı فَوْقَهَاۚ=onun ötesinde(veya"üzerinde") ▼ فَ=şu halde أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ فَ=böylece يَعْلَمُونَ=bilirler أَنَّهُ=olduğunu onun الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّهِمْۖ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ وَ=ise أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فَ=bunun üzerine يَقُولُونَ=derler ki مَاذَا=neyi أَرَادَ=istedi اللَّهُ=Allah ▼ بِ=ile هَٰذَا=bu مَثَلًاۘ=örnek ▼ يُضِلُّ=yolunu saşırtır«dalãl»بِهِ=onunla كَثِيرًا=birçoğuna ▼ وَ=ve يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»بِهِ=onunla كَثِيرًاۚ=birçoğuna ▼ وَ=ve de مَا يُضِلُّ=yolunu saşırtmaz«dalãl»بِهِ=onunla إِلَّا=başkasına الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkmışlardan«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَنْقُضُونَ=bozan عَهْدَ=Sözleşmeyi«ahd»اللَّهِ=Allah′a olan ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مِيثَاقِهِ=Taahhütünden«mîsak» ▼ وَ=ve يَقْطَعُونَ=keserler ▼ مَا=şeyi أَمَرَ=istediğini söylediği«emr»اللَّهُ=Allah′ın بِهِ=kendisiyle أَنْ يُوصَلَ=birleştirmesini ▼ وَ=ve يُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yaparlar فِي الْأَرْضِۚ=o topraklarda ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْخَاسِرُونَ=o zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   كَيْفَ=nasıl? تَكْفُرُونَ=görmezlikten gelirsiniz«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ı ▼ وَ=halde كُنْتُمْ=siz idiniz أَمْوَاتًا=ölü(veya "cansız") ▼ فَ=bunun üzerine أَحْيَاكُمْۖ=O hayat veriyor size ▼ ثُمَّ=sonrasında يُمِيتُكُمْ=vefat ettirecek sizi ثُمَّ=sonrasında da يُحْيِيكُمْ=hayat verecek size ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 29 ﴿‎   هُوَ=O الَّذِي=olandır خَلَقَ=yaratmış لَكُمْ=sizin için ▼ مَا=şeyleri فِي=içindeki الْأَرْضِ=yeryüzünün جَمِيعًا=bütünüyle ▼ ثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçti إِلَى السَّمَاءِ=göğe ▼ فَ=sonra da سَوَّاهُنَّ=iyice oturmuş hale getirdi onları سَبْعَ=yedi سَمَاوَاتٍۚ=gök şeklinde ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=dedi رَبُّكَ=Efendi ve Sahibin لِلْمَلَائِكَةِ=meleklere ▼ إِنِّي=ki Ben جَاعِلٌ=yapacağım فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde خَلِيفَةًۖ=öncekinin yerine geçen«halef»bir varlık ▼ قَالُوا=dediler ki أَ=mi? تَجْعَلُ=yapacaksın فِيهَا=orada ▼ مَنْ=kimseleri يُفْسِدُ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapan فِيهَا=orada ▼ وَ=ve يَسْفِكُ=döken الدِّمَاءَ=kan ▼ وَ=oysa نَحْنُ=biz نُسَبِّحُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getiriyoruz«tesbih»بِحَمْدِكَ=överek«hamd»Seni وَ=ve نُقَدِّسُ=«takdis etme»saygı gösteriyoruz«kuddûs»لَكَۖ=Sana ▼ قَالَ=dedi إِنِّي=ki Ben أَعْلَمُ=bilirim مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=bilmediğiniz
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve عَلَّمَ=öğretti آدَمَ=Âdem′e الْأَسْمَاءَ=«isimler»vasıfları«ism_esmã»كُلَّهَا=tümüyle ▼ ثُمَّ=sonrasında عَرَضَهُمْ=arzetti onları عَلَى الْمَلَائِكَةِ=meleklere ▼ فَ=sonra da قَالَ=dedi ki أَنْبِئُونِي=bildirin Bana بِأَسْمَاءِ=«isimler»vasıflarını«ism_esmã»هَٰؤُلَاءِ=onların ▼ إِنْ=madem كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn» ▼ لَا=yoktur عِلْمَ=bir bilgi«ilm»لَنَا=bize ait ▼ إِلَّا=başka مَا=olduğundan عَلَّمْتَنَاۖ=Senin bize öğretmiş ▼ إِنَّكَ=(dediler)ki Senin أَنْتَ=kendin الْعَلِيمُ=‑asıl‑”Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=O dedi ki يَا=Ey! آدَمُ=Âdem أَنْبِئْهُمْ=bildir onlara بِأَسْمَائِهِمْۖ=bunların «isimler»vasıflarını«ism_esmã» ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا أَنْبَأَهُمْ=haber verince onlara بِأَسْمَائِهِمْ=bunların «isimler»vasıflarını«ism_esmã» ▼ قَالَ=O dedi ki أَ=miydim? لَمْ أَقُلْ=dememiş لَكُمْ=size ▼ إِنِّي=ki Ben أَعْلَمُ=bilirim ▼ غَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»ini«ğayb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve de الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve أَعْلَمُ=bilirim مَا=olduklarınızı تُبْدُونَ=sizin açığa vuruyor ▼ وَ=ve de مَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَكْتُمُونَ=gizlemekte
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قُلْنَا=demiştik ki لِلْمَلَائِكَةِ=meleklere ▼ اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِآدَمَ=Âdem′e(veya”Âdem için”) ▼ فَ=bunun üzerine سَجَدُوا=yere yüz koydular«secde» ▼ إِلَّا=hariç إِبْلِيسَ=İblis ▼ أَبَىٰ=o kaçındı وَ=ve اسْتَكْبَرَ=büyüklendi«kibr»وَ=ve de كَانَ=oldu مِنَ الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerden«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve قُلْنَا=dedik ki يَا=Ey! آدَمُ=Âdem ▼ اسْكُنْ=yerleşin أَنْتَ=sen وَ=ve زَوْجُكَ=eşin الْجَنَّةَ=o Cennet′e(veya ”o bahçeye”) ▼ وَ=ve كُلَا=yiyin مِنْهَا=oradakilerden رَغَدًا=bol bol حَيْثُ=nerede شِئْتُمَا=dilediyseniz ▼ وَ=ve de لَا تَقْرَبَا=yaklaşmayın هَٰذِهِ=şu الشَّجَرَةَ=ağaca ▼ فَ=o zaman تَكُونَا=olursunuz مِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim» 
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=sonra أَزَلَّهُمَا=kaydırdı o ikisini الشَّيْطَانُ=şeytan عَنْهَا=oradan ▼ فَ=sonra da أَخْرَجَهُمَا=dışarı çıkardı«ihrãc»o ikisini مِمَّا=olduklarından كَانَا=bulunuyor فِيهِۖ=içinde ▼ وَ=ve قُلْنَا=dedik ki اهْبِطُوا=inin hepiniz ▼ بَعْضُكُمْ=kiminiz لِبَعْضٍ=kimine عَدُوٌّۖ=düşman olarak ▼ وَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑ sizin hepiniz için فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde(veya ”o topraklarda”) مُسْتَقَرٌّ=bir kalma yeri وَ=ve de مَتَاعٌ=bir geçimlik varlık ▼ إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 37 ﴿‎   فَ=sonra تَلَقَّىٰ=aldı آدَمُ=Âdem مِنْ رَبِّهِ=Efendi ve Sahibinden«rabb»كَلِمَاتٍ=bir kelam(mesaj)«kelime_kelimãt» ▼ فَ=bunun üzerine تَابَ=olumsuzluktan dönüş yaptı«tevbe_tevvãb»عَلَيْهِۚ=onunla ilgili ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi التَّوَّابُ=‑asıl‑“Olumsuzluktan Çok Dönendir«Hiddetten merhamete»"«tevbe_tevvãb»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   قُلْنَا=dedik ki اهْبِطُوا=inin مِنْهَا=oradan جَمِيعًاۖ=hep birlikte ▼ فَ=sonra da إِمَّا=durumunda يَأْتِيَنَّكُمْ=size gelmesi مِنِّي=Benden هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim تَبِعَ=katılırsa«ittebã»هُدَايَ=benim yol gösterişime«hüdã» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzüleceklerdir
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr» ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları ▼ اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَتِيَ=nimetimi الَّتِي=olduğum أَنْعَمْتُ=benim vermiş عَلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve أَوْفُوا=yerine getirin بِعَهْدِي=Sözleşmemi«ahd» ▼ أُوفِ=‑ki‑yerine getireyim بِعَهْدِكُمْ=Sözleşmenizi«ahd» ▼ وَ=ve إِيَّايَ=bir tek فَ=bu halde ارْهَبُونِ=korkun Benden
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»مَا=olduğuma أَنْزَلْتُ=benim indirmiş مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak لِمَا=olanı مَعَكُمْ=beraberinizde ▼ وَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın أَوَّلَ=ilkönce كَافِرٍ=görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»بِهِۖ=onu ▼ وَلَا=ne de تَشْتَرُوا=satın بِآيَاتِي=Benim «açık işaret»ayetlerimi«ãyet»ثَمَنًا=bir bedele قَلِيلًا=azıcık ▼ وَ=ve إِيَّايَ=bir tek Benim için فَ=o zaman اتَّقُونِ=kendinizi sakındırın«takvã»Bana yönelik
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve لَا=yapmayın تَلْبِسُوا=katıştırmayı الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsızla«bãtıl» ▼ وَ=ve تَكْتُمُوا=gizlemeyi الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk» ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve آتُوا=verin الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve de ارْكَعُوا=saygıyla eğilin«rükû»مَعَ=beraber الرَّاكِعِينَ=saygıyla eğilenlerle«rükû»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   أَ=mi تَأْمُرُونَ=yapılmasını istediğinizi söylüyorsunuz«emr»النَّاسَ=o insanlara بِالْبِرِّ=iyi davranışın«birr_ebrãr» ▼ وَ=iken تَنْسَوْنَ=siz unutuyor أَنْفُسَكُمْ=kendinizi ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَتْلُونَ=sayıp döküyor«tilãvet»الْكِتَابَۚ=o «ilâhî» Metini«kitãb» ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve اسْتَعِينُوا=yardım dileyin بِالصَّبْرِ=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»وَ=ve de الصَّلَاةِۚ=«iyilik istemek»o namazla«salãt» ▼ وَ=ve إِنَّهَا=şu bir gerçek ki o لَكَبِيرَةٌ=kesinlikle «büyük»ağır′dır ▼ إِلَّا=başkasına عَلَى الْخَاشِعِينَ=saygı gösterenlerden
 ‎﴾ 46 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَظُنُّونَ=kanaat getiren«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına مُلَاقُوا=kavuşacak رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb» ▼ وَ=ve de أَنَّهُمْ=olduklarına إِلَيْهِ=O′na رَاجِعُونَ=dönecek
 ‎﴾ 47 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları ▼ اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَتِيَ=nimetimi الَّتِي=olduğum أَنْعَمْتُ=benim vermiş عَلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve أَنِّي=olduğumu فَضَّلْتُكُمْ=sizi üstte tutmuş«fadl»عَلَى=karşı الْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»يَوْمًا=bir güne yönelik ▼ لَا تَجْزِي=karşılığını«cezã»ödemeyecektir نَفْسٌ=bir kimse عَنْ نَفْسٍ=bir kimseden شَيْئًا=bir şeyin ▼ وَلَا=ne يُقْبَلُ=kabul edilecek مِنْهَا=ondan شَفَاعَةٌ=bir şefaat ▼ وَلَا=ne يُؤْخَذُ=alınacak مِنْهَا=ondan عَدْلٌ=bir denk«adl» ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يُنْصَرُونَ=yardım görecek
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit نَجَّيْنَاكُمْ=kurtarmıştık sizi مِنْ آلِ=ailesinden فِرْعَوْنَ=Firavun′un ▼ يَسُومُونَكُمْ=onlar uğratıyorlardı sizi سُوءَ=en fenasına«sú»الْعَذَابِ=cezalandırmanın«azãb» ▼ يُذَبِّحُونَ=boğazlıyorlardı أَبْنَاءَكُمْ=oğullarınızı ▼ وَ=ve de يَسْتَحْيُونَ=hayatta bırakıyorlardı نِسَاءَكُمْۚ=kadınlarınızı ▼ وَ=ve فِي ذَٰلِكُمْ=işte bundaydı بَلَاءٌ=bir sınama«belã»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit فَرَقْنَا=yarmıştık بِكُمُ=sizin için الْبَحْرَ=o denizi ▼ فَ=böylece أَنْجَيْنَاكُمْ=kurtarmıştık sizi ▼ وَ=ve أَغْرَقْنَا=boğmuştuk آلَ=ailesini فِرْعَوْنَ=Firavun ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَنْظُرُونَ=bakıyor
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit وَاعَدْنَا=sözleşmiştik مُوسَىٰ=Mûsã ile أَرْبَعِينَ=kırk لَيْلَةً=geceye ▼ ثُمَّ=sonrasında اتَّخَذْتُمُ=edindiniz الْعِجْلَ=o buzağıyı مِنْ بَعْدِهِ=onun ardından ▼ وَ=ve de أَنْتُمْ=siz ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerdiniz«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında عَفَوْنَا=affetmiştik عَنْكُمْ=sizi مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şükûr»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit آتَيْنَا=vermiştik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve الْفُرْقَانَ=o «iyiyle kötüyü» Ayırdeden′i«furkãn» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girersiniz«hüdã»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti مُوسَىٰ=Mûsã لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm»يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ إِنَّكُمْ=ki siz ظَلَمْتُمْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettiniz أَنْفُسَكُمْ=kendi kendinize ▼ بِاتِّخَاذِكُمُ=edinmenizle الْعِجْلَ=o buzağıyı ▼ فَ=öyleyse تُوبُوا=olumsuzluktan dönüş yapın«tevbe_tevvãb»إِلَىٰ بَارِئِكُمْ=Yaratıcınıza ▼ فَ=sonra da اقْتُلُوا=etkisiz hale getirin(veya "öldürün") أَنْفُسَكُمْ=kendi kendinizi ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin için عِنْدَ=katında بَارِئِكُمْ=Yaratıcınız ▼ فَ=bunun üzerine تَابَ=O olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapmıştı«hiddetten merhamete» عَلَيْكُمْۚ=hakkınızda ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi التَّوَّابُ=‑asıl‑“Olumsuzluktan Çok Dönendir«Hiddetten merhamete»"«tevbe_tevvãb»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قُلْتُمْ=demiştiniz ki ▼ يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã لَنْ نُؤْمِنُ=asla inanıp güvenmeyiz«îmãn»لَكَ=sana ▼ حَتَّىٰ=kadar نَرَى=görünceye اللَّهَ=Allah′ı جَهْرَةً=açıkça ▼ فَ=sonra da أَخَذَتْكُمُ=yakalamıştı sizi الصَّاعِقَةُ=o yıldırım gürültüsü ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَنْظُرُونَ=bakıyor
 ‎﴾ 56 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَعَثْنَاكُمْ=diriltmiştik sizi«ba′s»مِنْ بَعْدِ=ardından مَوْتِكُمْ=ölümünüzün ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve ظَلَّلْنَا=gölgelik çektik عَلَيْكُمُ=üstünüze الْغَمَامَ=o bulutu ▼ وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik عَلَيْكُمُ=size الْمَنَّ=kudret helvasını وَ=ve de السَّلْوَىٰۖ=bıldırcını ▼ كُلُوا=yiyin مِنْ طَيِّبَاتِ=temizlerinden«tayyib»مَا=olduğumuzun رَزَقْنَاكُمْۖ=Bizim size faydalandırmış«rızk» ▼ وَ=ve مَا ظَلَمُونَا=onlar "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiyorlardı Bize ▼ وَلَٰكِنْ=ama كَانُوا=idiler أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerine يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmekte
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قُلْنَا=demiştik ki ادْخُلُوا=girin هَٰذِهِ=şu الْقَرْيَةَ=yerleşime«karye» ▼ فَ=sonra da كُلُوا=yiyin مِنْهَا=oradan حَيْثُ=yerde شِئْتُمْ=dilediğiniz رَغَدًا=bol bol ▼ وَ=ve ادْخُلُوا=girin الْبَابَ=o kapıdan سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde» ▼ وَ=ve de قُولُوا=deyin حِطَّةٌ=”bizi affet” ▼ نَغْفِرْ=‑ki‑günahını örtelim«ğafûr»لَكُمْ=sizin için خَطَايَاكُمْۚ=hatalarınızın«hatá» ▼ وَ=ve سَنَزِيدُ=Biz ileride fazlasını vereceğiz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlara«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   فَ=sonra da بَدَّلَ=değiştirdiler الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük" etmiş«zulm_zãlim» ▼ قَوْلًا=bir kelamı غَيْرَ=başkasıyla الَّذِي=olandan قِيلَ=söylenmiş لَهُمْ=kendilerine ▼ فَ=bunun üzerine أَنْزَلْنَا=indirdik عَلَى=üzerine الَّذِينَ=kimselerin ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük" etmiş«zulm_zãlim»رِجْزًا=bir pislik(veya "toz")«ricz»مِنَ السَّمَاءِ=gökten ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَفْسُقُونَ=yoldan çıkar«fısk_fãsık» 
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve إِذِ=bir vakit اسْتَسْقَىٰ=su istemişti مُوسَىٰ=Mûsã لِقَوْمِهِ=toplumu«kavm»için ▼ فَ=bunun üzerine قُلْنَا=demiştik ki اضْرِبْ=vur بِعَصَاكَ=değneğinle الْحَجَرَۖ=şu taşa ▼ فَ=sonra da انْفَجَرَتْ=fışkırmıştı مِنْهُ=ondan اثْنَتَا عَشْرَةَ=on iki عَيْنًاۖ=göze(pınar) ▼ قَدْ عَلِمَ=bilmişti كُلُّ=bütün أُنَاسٍ=insanlar مَشْرَبَهُمْۖ=içecekleri yerlerini ▼ كُلُوا=yiyin وَ=ve اشْرَبُوا=için مِنْ رِزْقِ=faydalandırıldığınız «nimetlerin» den«rızk»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve de لَا تَعْثَوْا=karışıklık çıkarmayın فِي الْأَرْضِ=o topraklarda مُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapıcı
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قُلْتُمْ=siz demiştiniz ki ▼ يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã لَنْ نَصْبِرَ=yılmadan asla dayanamayız«sabr_sãbir»عَلَىٰ طَعَامٍ=yemeğe وَاحِدٍ=tek bir ▼ فَ=öyleyse ادْعُ=«çağrıda bulunma»dua et«duã»لَنَا=bizim için رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine ▼ يُخْرِجْ=ortaya çıkarsın«ihrãc»لَنَا=bize مِمَّا=şeylerden تُنْبِتُ=bitirdiği الْأَرْضُ=o toprakların ▼ مِنْ بَقْلِهَا=oranın sebzesinden وَ=ve قِثَّائِهَا=oranın salatalığı وَ=ve فُومِهَا=oranın sarımsağı وَ=ve عَدَسِهَا=oranın mercimeği وَ=ve بَصَلِهَاۖ=oranın soğanı ▼ قَالَ=dedi ki أَ=mi? تَسْتَبْدِلُونَ=değiştirmek istiyorsunuz الَّذِي=olanı هُوَ=kendisi أَدْنَىٰ=daha aşağı ▼ بِالَّذِي=olanla هُوَ=kendisi خَيْرٌۚ="faydalı ve iyi"«hayr» ▼ اهْبِطُوا=inin مِصْرًا=bir şehre ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكُمْ=‑vardır‑ sizin için مَا=olduklarınız سَأَلْتُمْۗ=sizin istemiş ▼ وَ=ve ضُرِبَتْ=verildi عَلَيْهِمُ=onlara الذِّلَّةُ=boyun eğikliği«zillet»وَ=ve الْمَسْكَنَةُ=yoksulluk ▼ وَ=ve de بَاءُوا=uğradılar بِغَضَبٍ=bir hiddete«ğadab»مِنَ اللَّهِۗ=Allah′tan ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِ=karşılıktır أَنَّهُمْ=olduklarına كَانُوا=olmuş يَكْفُرُونَ=görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve يَقْتُلُونَ=etkisiz kılıyor(veya ”öldürüyor”) النَّبِيِّينَ=Peygamberleri«nebî»بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّۗ=o Gerçeğe«hakk» ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِمَا=karşılıktır عَصَوْا=karşı çıkmalarına ▼ وَ=ve كَانُوا=olduklarına يَعْتَدُونَ=sınırı aşıyor
 ‎﴾ 62 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=olan هَادُوا=Yahudi kimseler وَ=ve النَّصَارَىٰ=Hıristiyan kimseler وَ=ve الصَّابِئِينَ=Sabiî kimseler ▼ مَنْ=kim آمَنَ=inanıp güvenirse«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiret ▼ وَ=ve de عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt» ▼ فَ=o zaman لَهُمْ=onlaradır أَجْرُهُمْ=bedelleri«ecr»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ وَلَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzülecektir
 ‎﴾ 63 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذْنَا=almıştık مِيثَاقَكُمْ=Taahhütünüzü«mîsak» ▼ وَ=ve رَفَعْنَا=kaldırmıştık فَوْقَكُمُ=üzerinize الطُّورَ=o Dağ′ı ▼ خُذُوا=tutun مَا=şeyleri آتَيْنَاكُمْ=verdiğimiz size بِقُوَّةٍ=kuvvetle ▼ وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»مَا=olanı فِيهِ=onun içinde ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırırsınız«takvã»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   ثُمَّ=sonra da تَوَلَّيْتُمْ=sırt çevirmiştiniz«tevellã»مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَۖ=işte bunun ▼ فَ=fakat لَوْلَا=eğer olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve de رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet» ▼ لَكُنْتُمْ=kesinlikle olurdunuz مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَلِمْتُمُ=bilmişsinizdir ▼ الَّذِينَ=kimseleri اعْتَدَوْا=haddi aşmış مِنْكُمْ=aranızdan فِي السَّبْتِ=cumartesi günü ▼ فَ=o zaman قُلْنَا=dedik ki لَهُمْ=onlara ▼ كُونُوا=olun قِرَدَةً=maymunlar خَاسِئِينَ=aşağılık
 ‎﴾ 66 ﴿‎   فَ=sonra da جَعَلْنَاهَا=yaptık orayı نَكَالًا=bir ibretlik ceza ▼ لِمَا=olanlara بَيْنَ يَدَيْهَا=oranın huzurunda«deyim  iki eli arasında»وَ=ve مَا=olanlara خَلْفَهَا=ardından yerlerine geçmiş«halef» ▼ وَ=ve de مَوْعِظَةً=bir nasihattir لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti مُوسَىٰ=Mûsã لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah يَأْمُرُكُمْ=istediğini söylüyor«emr» size أَنْ تَذْبَحُوا=kesmenizi بَقَرَةًۖ=bir inek«sûrenin adıdır» ▼ قَالُوا=dediler ki أَ=mı? تَتَّخِذُنَا=alıyorsun bizi هُزُوًاۖ=alaya ▼ قَالَ=dedi ki أَعُوذُ=sığınırım بِاللَّهِ=Allah′a ▼ أَنْ أَكُونَ=olmaktan مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ادْعُ=«çağrıda bulunma»dua et«duã»لَنَا=bizim için رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ يُبَيِّنْ=bildirsin«beyãn»لَنَا=bize مَا=nedir هِيَۚ=o ▼ قَالَ=dedi إِنَّهُ=ki O يَقُولُ=diyor ▼ إِنَّهَا=ki o بَقَرَةٌ=bir inektir لَا=ne فَارِضٌ=yaşlı وَلَا=ne de بِكْرٌ=körpe ▼ عَوَانٌ=orta yaşlıdır بَيْنَ=arasında ذَٰلِكَۖ=işte bunun ▼ فَ=öyleyse افْعَلُوا=yapın مَا=şeyleri تُؤْمَرُونَ=yapmanız istenen«emr»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ادْعُ=«çağrıda bulunma»dua et«duã»لَنَا=bizim için رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ يُبَيِّنْ=bildirsin«beyãn»لَنَا=bize مَا=nedir لَوْنُهَاۚ=onun rengi ▼ قَالَ=dedi إِنَّهُ=ki O يَقُولُ=diyor ▼ إِنَّهَا=ki o بَقَرَةٌ=bir inektir صَفْرَاءُ فَاقِعٌ=parlak sarı لَوْنُهَا=renginde ▼ تَسُرُّ=keyif verir«serrã»النَّاظِرِينَ=bakanlara
 ‎﴾ 70 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ادْعُ=«çağrıda bulunma»dua et«duã»لَنَا=bizim için رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ يُبَيِّنْ=bildirsin«beyãn»لَنَا=bize مَا=nedir هِيَ=o ▼ إِنَّ=ki الْبَقَرَ=o inek تَشَابَهَ=benzeşiyor«muteşãbih»عَلَيْنَا=bize göre ▼ وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz إِنْ=eğer شَاءَ=dilerse اللَّهُ=Allah لَمُهْتَدُونَ=muhakkak gösterilmiş yola girmiş«hüdã»oluruz
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّهُ=ki O يَقُولُ=diyor ▼ إِنَّهَا=ki o بَقَرَةٌ=bir inektir لَا ذَلُولٌ=hiç boyun eğdirilmemiş«zillet»تُثِيرُ=sürmeye الْأَرْضَ=o toprakları ▼ وَلَا=ne de تَسْقِي=sular الْحَرْثَ=ekini ▼ مُسَلَّمَةٌ=kusursuzdur لَا=yoktur شِيَةَ=alaca فِيهَاۚ=onda ▼ قَالُوا=dediler ki الْآنَ=işte şimdi جِئْتَ=getirdin بِالْحَقِّۚ=‑asıl‑Gerçek′i«hakk» ▼ فَ=bunun üzerine ذَبَحُوهَا=boğazladılar onu ▼ وَ=ve مَا=değillerdi كَادُوا=neredeyse يَفْعَلُونَ=onlar yapacak
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَتَلْتُمْ=siz öldürmüştünüz نَفْسًا=bir kişiyi ▼ فَ=sonra da ادَّارَأْتُمْ=birbirinizi suçlamıştınız(veya"savmıştınız") فِيهَاۖ=onun(o:kişi) hakkında ▼ وَ=oysa اللَّهُ=Allah مُخْرِجٌ=dışarı çıkarandır«ihrãc» ▼ مَا=şeyi كُنْتُمْ=olduğunuz تَكْتُمُونَ=gizlemekte
 ‎﴾ 73 ﴿‎   فَ=o zaman قُلْنَا=dedik ki اضْرِبُوهُ=vurun ona«eril» بِبَعْضِهَاۚ=ondan(o:inek) kimiyle ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُحْيِي=hayat verir اللَّهُ=Allah الْمَوْتَىٰ=ölülere ▼ وَ=ve يُرِيكُمْ=gösterir size آيَاتِهِ=açık işaretlerini«ãyet» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında قَسَتْ=katılaştı قُلُوبُكُمْ=kalpleriniz ▼ مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun ▼ فَ=böylece هِيَ=onlardı كَالْحِجَارَةِ=taşlar gibi ▼ أَوْ=hatta أَشَدُّ=daha ötedir قَسْوَةًۚ=katılıkta ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنَ الْحِجَارَةِ=‑vardır‑taşlardan bazısı لَمَا=öyleki يَتَفَجَّرُ=fışkırır مِنْهُ=içinden الْأَنْهَارُۚ=ırmaklar ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنْهَا=‑vardır‑onlardan bazısı لَمَا=öyleki يَشَّقَّقُ=ayrıl(ıp yarıl)ır ▼ فَ=sonra da يَخْرُجُ=dışarı çıkar«ihrãc»مِنْهُ=ondan الْمَاءُۚ=su ▼ وَ=ve de إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنْهَا=‑vardır‑onlardan bazısı لَمَا=öyleki يَهْبِطُ=aşağı yuvarlanır مِنْ=dolayı خَشْيَةِ=çekinmekten«huşû»اللَّهِۗ=Allah′tan ▼ وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=yapmakta
 ‎﴾ 75 ﴿‎   أَ=musunuz? فَ=şu halde تَطْمَعُونَ=umuyor ▼ أَنْ يُؤْمِنُوا=inanıp güveneceklerini«îmãn»لَكُمْ=size ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=bunlardan ▼ يَسْمَعُونَ=işitirler كَلَامَ=sözünü اللَّهِ=Allah′ın ▼ ثُمَّ=sonrasında يُحَرِّفُونَهُ=anlamını kaydırırlar«tahrif»onun ▼ مِنْ بَعْدِ=ardından مَا=olmalarının عَقَلُوهُ=onların onu akıl erdirip kavramış«akl» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyorlar
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman لَقُوا=rastladıkları الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn» ▼ وَ=ise إِذَا=zaman خَلَا=yalnız kaldıkları بَعْضُهُمْ=onlardan kimi إِلَىٰ بَعْضٍ=kimiyle ▼ قَالُوا=dediler ki أَ=mi? تُحَدِّثُونَهُمْ=haber veriyorsunuz onlara ▼ بِمَا=olduklarını فَتَحَ=açmış اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size ▼ لِيُحَاجُّوكُمْ=dayanak«huccet»yapsınlar diye size بِهِ=onu عِنْدَ=katında رَبِّكُمْۚ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb» ▼ أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyorlar ▼ أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarını يُسِرُّونَ=gizliyor«sirra» ▼ وَ=ve de مَا=olduklarını يُعْلِنُونَ=açığa vuruyor
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑ onların içinde أُمِّيُّونَ=kitabı olmamış olanlar«ümmî» ▼ لَا يَعْلَمُونَ=bilgileri yoktur الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»إِلَّا=dışında أَمَانِيَّ=kuruntular ▼ وَ=ve إِنْ=değildir هُمْ=onlar إِلَّا=olandan başkası يَظُنُّونَ=zannediyor«zann»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=şu halde وَيْلٌ=vay haline! لِلَّذِينَ=kimselerin ▼ يَكْتُبُونَ=yazan«ketb»الْكِتَابَ=o metini«kitãb»بِأَيْدِيهِمْ=kendi elleriyle ▼ ثُمَّ=sonrasında يَقُولُونَ=diyen هَٰذَا=bu مِنْ عِنْدِ=katındandır اللَّهِ=Allah′ın ▼ لِيَشْتَرُوا=satmak için بِهِ=onu ثَمَنًا=bir paraya قَلِيلًاۖ=azıcık ▼ فَ=şu halde وَيْلٌ=vay haline! لَهُمْ=onların مِمَّا=şeylerden كَتَبَتْ=kayıt altına aldığı«ketb»أَيْدِيهِمْ=ellerinin ▼ وَ=ve وَيْلٌ=vay haline! لَهُمْ=onların مِمَّا=şeylerden يَكْسِبُونَ=kazandıkları
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve de قَالُوا=dediler ki لَنْ تَمَسَّنَا=asla dokunmayacaktır bize النَّارُ=o Ateş«nãr» ▼ إِلَّا=dışında أَيَّامًا=günler مَعْدُودَةًۚ=sayılı ▼ قُلْ=de ki أَ=mı? تَّخَذْتُمْ=aldınız عِنْدِ=katında اللَّهِ=Allah′ın عَهْدًا=bir Sözleşme«ahd» ▼ فَ=öyleyse لَنْ يُخْلِفَ=asla dönmez«hulf»اللَّهُ=Allah عَهْدَهُۖ=Sözleşmesinden«ahd» ▼ أَمْ=yoksa mı? تَقُولُونَ=söylüyorsunuz عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah′ın مَا=bir şey لَا تَعْلَمُونَ=bilmediğiniz
 ‎﴾ 81 ﴿‎   بَلَىٰ=evet ▼ مَنْ=kim كَسَبَ=kazanırsa سَيِّئَةً=bir fenalık«seyyiãt» ▼ وَ=ve أَحَاطَتْ=kuşatmış olursa بِهِ=kendisini خَطِيئَتُهُ=hatası«hatá» ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr» ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِۖ=Cennet′in ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذْنَا=Biz almıştık مِيثَاقَ=Taahhütünü«mîsak»بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarının ▼ لَا تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»etmeyeceksiniz إِلَّا=başkasına اللَّهَ=Allah′tan ▼ وَ=ve بِالْوَالِدَيْنِ=‑vardır‑anaya‑babaya إِحْسَانًا=güzel davranış«ihsãn_muhsin» ▼ وَ=ve(vardır) ذِي=olanlara الْقُرْبَىٰ=yakınlığı وَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimlere وَ=ve الْمَسَاكِينِ=zavallılara«miskîn» ▼ وَ=ve قُولُوا=söyleyin لِلنَّاسِ=insanlara حُسْنًا=güzellikle«hasen» ▼ وَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de آتُوا=verin الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ ثُمَّ=sonrasında تَوَلَّيْتُمْ=sırt çevirdiniz«tevellã»إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek azınız مِنْكُمْ=aranızdan ▼ وَ=ve أَنْتُمْ=siz مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdiniz«iğ′rãd»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذْنَا=almıştık مِيثَاقَكُمْ=Taahhütünüzü«mîsak» ▼ لَا تَسْفِكُونَ=dökmeyeceksiniz دِمَاءَكُمْ=birbirinizin kanını ▼ وَلَا=ne de تُخْرِجُونَ=dışarı çıkaracaksınız«ihrãc»أَنْفُسَكُمْ=birbirinizi مِنْ دِيَارِكُمْ=yurtlarınızdan ▼ ثُمَّ=sonrasında أَقْرَرْتُمْ=kabul etmiştiniz ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَشْهَدُونَ=tanık oluyor«şãhid»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَنْتُمْ=siz هَٰؤُلَاءِ=öylesiniz ki تَقْتُلُونَ=öldürüyorsunuz(veya "etkisiz hale getiriyorsunuz") أَنْفُسَكُمْ=birbirinizi ▼ وَ=ve تُخْرِجُونَ=dışarı çıkarıyorsunuz«ihrãc»فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»مِنْكُمْ=aranızdan مِنْ دِيَارِهِمْ=yurtlarından ▼ تَظَاهَرُونَ=birleşiyorsunuz عَلَيْهِمْ=onlara karşı ▼ بِالْإِثْمِ=günah«ism_esîm»ile وَ=ve(ile) الْعُدْوَانِ=düşmanlık ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَأْتُوكُمْ=gelirlerse size أُسَارَىٰ=esir olarak تُفَادُوهُمْ=kurtulma bedellerini«fidye» veriyorsunuz ▼ وَ=iken هُوَ=kendisi مُحَرَّمٌ=yasaklanmış«haram»عَلَيْكُمْ=size إِخْرَاجُهُمْۚ=dışarı çıkarmak«ihrãc»onları ▼ أَ=mı? فَ=öyleyse تُؤْمِنُونَ=siz inanıp güveniyorsunuz«îmãn»بِبَعْضِ=kimine الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metnin«kitãb» ▼ وَ=iken تَكْفُرُونَ=görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»بِبَعْضٍۚ=kimini ▼ فَ=şu halde مَا=nedir? جَزَاءُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimsenin يَفْعَلُ=yapan ذَٰلِكَ=işte bunu مِنْكُمْ=aranızdan ▼ إِلَّا=dışında خِزْيٌ=bir utanç«hızy»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَاۖ=dünya ▼ وَ=ve de يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ يُرَدُّونَ=itilecekler إِلَىٰ أَشَدِّ=en(veya"daha") ötesine الْعَذَابِۗ=cezanın«azãb» ▼ وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=yapmakta
 ‎﴾ 86 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir اشْتَرَوُا=satın almış ▼ الْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya ▼ بِ=karşılık الْآخِرَةِۖ=Ahiret′e ▼ فَ=bunun üzerine لَا يُخَفَّفُ=hafifletilmez عَنْهُمُ=onlardan الْعَذَابُ=o ceza«azãb» ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يُنْصَرُونَ=yardım görür
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb» ▼ وَ=ve قَفَيْنَا=gönderdik مِنْ بَعْدِهِ=ardı ardına بِالرُّسُلِۖ=o Elçileri«rasûl» ▼ وَ=ve آتَيْنَا=verdik عِيسَى=Îsã′ya ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu الْبَيِّنَاتِ=o açık delilleri«beyyine» ▼ وَ=ve أَيَّدْنَاهُ=destekledik onu بِ=ile رُوحِ=«Ruh»"İlâhi Destek ve Bilgi"si(*)«rûh»الْقُدُسِۗ=o«kutsal»Saygıdeğer′in(*)«kuddûs» ▼ أَ=mi? فَ=şu halde كُلَّمَا=her ne zaman جَاءَكُمْ=gelse size رَسُولٌ=bir Elçi«rasûl» ▼ بِمَا=şey ile لَا تَهْوَىٰ=istemediği أَنْفُسُكُمُ=nefislerinizin ▼ اسْتَكْبَرْتُمْ=büyüklendiniz«kibr»فَ=sonra da فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»كَذَّبْتُمْ=yalancı sayıp durdunuz«tekzîb» ▼ وَ=ve de فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»تَقْتُلُونَ=etkisiz kılarsınız(veya "öldürürsünüz")(*) orj RÛHİLKUDUS
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki قُلُوبُنَا=kalplerimiz غُلْفٌۚ=perdelidir ▼ بَلْ=yok aslında! لَعَنَهُمُ=dışlamış ve horlamıştır«la′net»onları اللَّهُ=Allah بِ=karşılık كُفْرِهِمْ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmelerine«küfr_kãfir» ▼ فَ=ve قَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! يُؤْمِنُونَ=onlar inanıp güveniyor«îmãn»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَهُمْ=gelince onlara كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb» ▼ مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ın ▼ مُصَدِّقٌ=tasdik edici«tasdîk_musaddik»لِمَا=olanı مَعَهُمْ=beraberlerinde ▼ وَ=iken كَانُوا=olmuşlar مِنْ قَبْلُ=daha önce يَسْتَفْتِحُونَ=zafer(veya”önlerinin açılmasını”) istemekte ▼ عَلَى=karşı الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا جَاءَهُمْ=gelince onlara مَا=şey عَرَفُوا=tanıdıkları ▼ كَفَرُوا=görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»بِهِۚ=onu ▼ فَ=o halde لَعْنَةُ=dışlayışı ve horlayışı«la′net»اللَّهِ=Allah′ın عَلَى=üzerinedir الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   بِئْسَمَا=ne kötü اشْتَرَوْا=sattıkları بِهِ=ona karşılık أَنْفُسَهُمْ=kendilerini ▼ أَنْ يَكْفُرُوا=görmezlikten gelmek«küfr_kãfir»için بِمَا=olduğunu أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın بَغْيًا=fesatla ▼ أَنْ يُنَزِّلَ=inmesini sağladı diye اللَّهُ=Allah مِنْ فَضْلِهِ=lütfundan«fadl» ▼ عَلَىٰ مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِۖ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinden ▼ فَ=bunun üzerine بَاءُوا=uğradılar بِغَضَبٍ=hiddete«ğadab»عَلَىٰ=üstüne غَضَبٍۚ=hiddet«ğadab» ▼ وَ=ve لِلْكَافِرِينَ=‑vardır‑ «ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=alçaltıcı
 ‎﴾ 91 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman قِيلَ=denildiği لَهُمْ=onlara ▼ آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِمَا=olduğuna أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ قَالُوا=dediler ki نُؤْمِنُ=inanıp güveniriz«îmãn»بِمَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş عَلَيْنَا=bize ▼ وَ=ve يَكْفُرُونَ=görmezlikten gelirler«küfr_kãfir»بِمَا=olanı وَرَاءَهُ=onun ötesinde ▼ وَ=iken هُوَ=o الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»لِمَا=olanı مَعَهُمْۗ=beraberlerinde ▼ قُلْ=de ki فَ=öyleyse لِمَ=niçin? تَقْتُلُونَ=etkisiz kılıyorsunuz(veya "öldürüyorsunuz") أَنْبِيَاءَ=Peygamberlerini«nebî»اللَّهِ=Allah′ın ▼ مِنْ قَبْلُ=daha önce إِنْ=eğer كُنْتُمْ=idiyseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=gelmişti size مُوسَىٰ=Mûsã بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delillerle«beyyine» ▼ ثُمَّ=sonrasında اتَّخَذْتُمُ=edindiniz الْعِجْلَ=o buzağıyı مِنْ بَعْدِهِ=onun ardından ▼ وَ=ve de أَنْتُمْ=siz ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerdiniz«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذْنَا=almıştık مِيثَاقَكُمْ=Taahhütünüzü«mîsak» ▼ وَ=ve رَفَعْنَا=kaldırmıştık فَوْقَكُمُ=üzerinize الطُّورَ=o Dağ′ı ▼ خُذُوا=tutun مَا=şeyi آتَيْنَاكُمْ=verdiğimiz size بِقُوَّةٍ=kuvvetle ▼ وَ=ve de اسْمَعُواۖ=dinleyin ▼ قَالُوا=dediler ki سَمِعْنَا=dinledik وَ=ve عَصَيْنَا=karşı çıktık ▼ وَ=ve أُشْرِبُوا=«içirilmişti»işlemişti فِي قُلُوبِهِمُ=kalplerine الْعِجْلَ=buzağı بِكُفْرِهِمْۚ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelerek«küfr_kãfir» ▼ قُلْ=de ki بِئْسَمَا=ne kötüdür يَأْمُرُكُمْ=yapılmasını istediğini söylediği«emr»size بِهِ=kendisini إِيمَانُكُمْ=inanışınızın«îmãn» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنْ=eğer كَانَتْ=ise لَكُمُ=size ait ▼ الدَّارُ=yurdu الْآخِرَةُ=Ahiret ▼ عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın خَالِصَةً=halis kılınmış«hãlis_muhlis» olarak ▼ مِنْ دُونِ=değil de النَّاسِ=insanlara ▼ فَ=şu halde تَمَنَّوُا=temenni edin الْمَوْتَ=ölümü ▼ إِنْ=madem كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve لَنْ يَتَمَنَّوْهُ=asla onu istemezler أَبَدًا=sonsuza dek ▼ بِمَا=olduklarıyla قَدَّمَتْ=hazırlamış أَيْدِيهِمْۗ=ellerinin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِالظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   وَ=ve لَتَجِدَنَّهُمْ=mutlaka bulursun onları أَحْرَصَ=en düşkünü النَّاسِ=insanların عَلَىٰ حَيَاةٍ=hayata ▼ وَ=ve de مِنَ الَّذِينَ=bazı kimseler أَشْرَكُواۚ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik» ▼ يَوَدُّ=temenni eder أَحَدُهُمْ=her biri لَوْ=keşke يُعَمَّرُ=yaşatılsa أَلْفَ=bin سَنَةٍ=yıl ▼ وَ=oysa مَا=değildir هُوَ=onu بِمُزَحْزِحِهِ=uzaklaştıracak مِنَ الْعَذَابِ=o cezadan«azãb»أَنْ يُعَمَّرَۗ=yaşatılması ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kim كَانَ=ise عَدُوًّا=düşman لِجِبْرِيلَ=Cebrail′e ▼ فَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o نَزَّلَهُ=inmesini sağlamıştır onun عَلَىٰ قَلْبِكَ=senin kalbine ▼ بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِ=Allah′ın ▼ مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak لِمَا=olanları بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında» ▼ وَ=ve de هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak وَ=ve بُشْرَىٰ=müjdeci olarak لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   مَنْ=kim كَانَ=ise عَدُوًّا=düşman لِلَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve مَلَائِكَتِهِ=meleklerine وَ=ve رُسُلِهِ=Elçilerine«rasûl» ▼ وَ=ve جِبْرِيلَ=Cebrail′e وَ=ve مِيكَالَ=Mikail′e ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَدُوٌّ=bir düşmandır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكَ=sana آيَاتٍ=açık işaretler«ãyet»بَيِّنَاتٍۖ=açık delilli«beyyine» ▼ وَ=ve مَا يَكْفُرُ=görmezlikten gelmez«küfr_kãfir»بِهَا=onları إِلَّا=başkası الْفَاسِقُونَ=yoldan çıkmışlardan«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   أَ=değil mi? وَ=peki كُلَّمَا=ne zaman عَاهَدُوا=Sözleşme«ahd»yaptılarsa عَهْدًا=herhangi bir Sözleşmeyle«ahd»نَبَذَهُ=bozdular onu ▼ فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْۚ=onlardan ▼ بَلْ=yok aslında! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَهُمْ=gelince onlara رَسُولٌ=bir Elçi«rasûl» ▼ مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ın ▼ مُصَدِّقٌ=tasdik edici«tasdîk_musaddik»لِمَا=olanı مَعَهُمْ=beraberlerinde ▼ نَبَذَ=attılar فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنَ الَّذِينَ=kimselerden أُوتُوا=kendilerine verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb» ▼ كِتَابَ=Metnini«kitãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَرَاءَ=arkasına ظُهُورِهِمْ=sırtlarının ▼ كَأَنَّهُمْ=sanki gibiler onlar لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyor
 ‎﴾ 102 ﴿‎   وَ=ve de اتَّبَعُوا=katıldılar«ittebã»مَا=şeylere تَتْلُوا=sayıp döktüğü«tilãvet»الشَّيَاطِينُ=şeytanların ▼ عَلٰى=hakkında مُلْكِ=hükümranlığı«mülk»سُلَيْمَانَۖ=Süleymãn′ın ▼ وَ=oysa مَا كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmedi«küfr_kãfir»سُلَيْمَانُ=Süleymãn ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat الشَّيَاطِينَ=şeytanlar كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten geldiler«küfr_kãfir» ▼ يُعَلِّمُونَ=öğreterek النَّاسَ=insanlara السِّحْرَ=o aldatmacayı(veya ”sihiri”) ▼ وَ=ve مَا=olanı أُنْزِلَ=indirilmiş عَلَى الْمَلَكَيْنِ=iki meleğe(veya "hükümdara")«melik»بِبَابِلَ=Babil′de ▼ هَارُوتَ=Hãrût idi وَ=ve مَارُوتَۚ=Mãrût idi ▼ وَ=ve مَا يُعَلِّمَانِ=onlar öğretmezlerdi مِنْ=herhangi أَحَدٍ=birine ▼ حَتَّىٰ=kadar يَقُولَا=o ikisi diyene إِنَّمَا=ancak ve sadece نَحْنُ=biz فِتْنَةٌ=bir imtihanız«fitne» ▼ فَ=o halde لَا تَكْفُرْۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeyin«küfr_kãfir» ▼ فَ=sonra da يَتَعَلَّمُونَ=öğreniyorlardı مِنْهُمَا=o ikisinden ▼ مَا=olanı يُفَرِّقُونَ=ayırır بِهِ=kendisiyle ▼ بَيْنَ=arasını الْمَرْءِ=kişinin وَ=ve زَوْجِهِۚ=karısının ▼ وَ=ve مَا=değildir هُمْ=onlar بِضَارِّينَ=zarar verir بِهِ=onunla مِنْ=herhangi أَحَدٍ=bir kimseye ▼ إِلَّا=olmasından başka بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve يَتَعَلَّمُونَ=onlar öğreniyorlardı مَا=şeyi يَضُرُّهُمْ=zarar«dırãr»veren size ▼ وَ=ve de لَا يَنْفَعُهُمْۚ=yarar vermeyen size ▼ وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَلِمُوا=biliyorlardı ▼ لَمَنِ=mutlaka kimsenin اشْتَرَاهُ=satın alan onu ▼ مَا=yoktur لَهُ=kendisine ait فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te مِنْ=herhangi خَلَاقٍۚ=bir hisse ▼ وَ=ve لَبِئْسَ=ne kötüdür مَا=şey شَرَوْا=sattıkları بِهِ=ona karşılık أَنْفُسَهُمْۚ=kendilerini ▼ لَوْ=keşke كَانُوا=olsalardı يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّهُمْ=olsalar آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de اتَّقَوْا=kendini sakındırmış«takvã» ▼ لَمَثُوبَةٌ=kesinlikle onun getirisi«sevãb»مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ın خَيْرٌۖ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ لَوْ=keşke كَانُوا=olsalardı يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 104 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَقُولُوا=demeyin رَاعِنَا=”yönlendir bizi‑çobanlık yap bize”(*) ▼ وَ=ve قُولُوا=deyin انْظُرْنَا=gözet(**)bizi ▼ وَ=ve de اسْمَعُواۗ=dinleyin ▼ وَ=ve لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»içindir عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm» (*) ′rainâ′ bizi yönlendir demekolduğu gibi kinayeli olarak bizeçobanlık yap da demektir(**) ′unzurnâ′ bizi gözetanlamındadır ′rainâ′ kelimesi başkaanlama çekilebildiği halde ′unzurnâ′kelimesi başka anlama çekilemeyenbir kelimedir
 ‎﴾ 105 ﴿‎   مَا يَوَدُّ=temenni etmezler الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ أَهْلِ=Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ وَلَا=ne de الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenler«şirk_müşrik» ▼ أَنْ يُنَزَّلَ=inmesinin sağlanmasının عَلَيْكُمْ=size مِنْ=herhangi خَيْرٍ=bir fayda ve iyiliğin«hayr»مِنْ رَبِّكُمْۗ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ وَ=ise اللَّهُ=Allah يَخْتَصُّ=tahsis eder بِرَحْمَتِهِ=merhametini«rahmet»مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dilediği ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir الْفَضْلِ=lütuf«fadl»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   مَا=neyi نَنْسَخْ=neshetmişsek(veya "yeni nüshasını getirmişsek") مِنْ آيَةٍ=«açık işaret»ayetlerden«ãyet»أَوْ=veya نُنْسِهَا=unutturmuşsak kendisini ▼ نَأْتِ=getirmişizdir بِخَيْرٍ=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْهَا=ondan ▼ أَوْ=ya da مِثْلِهَاۗ=onun dengini ▼ أَ=misin? لَمْ تَعْلَمْ=bilmez ▼ أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetiren«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   أَ=misin? لَمْ تَعْلَمْ=bilmez ▼ أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın لَهُ=kendisine aittir مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۗ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=yoktur لَكُمْ=size مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã» ▼ وَلَا=ne de نَصِيرٍ=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تُرِيدُونَ=arzu ediyorsunuz أَنْ تَسْأَلُوا=istekte bulunmayı رَسُولَكُمْ=Elçinizden«rasûl» ▼ كَمَا=gibi سُئِلَ=istedikleri مُوسَىٰ=Mûsã′dan مِنْ قَبْلُۗ=daha önce ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَبَدَّلِ=değiştirip alırsa الْكُفْرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeyi«küfr_kãfir»بِ=karşılık الْإِيمَانِ=inanıp güvenmeye«îmãn» ▼ فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki ضَلَّ=o şaşırmıştır«dalãl»سَوَاءَ=düzünü السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَدَّ=temenni eder كَثِيرٌ=bir çoğu مِنْ أَهْلِ=bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb» ▼ لَوْ=keşke يَرُدُّونَكُمْ=döndürse sizi مِنْ بَعْدِ=sonra إِيمَانِكُمْ=inanmanızdan ve güvenmenizden«îmãn»كُفَّارًا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»durarak ▼ حَسَدًا=hasetle مِنْ عِنْدِ=katındaki أَنْفُسِهِمْ=nefislerinin ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَا تَبَيَّنَ=apaçık belli olmasından لَهُمُ=onlara الْحَقُّۖ=o Gerçeğin«hakk» ▼ فَ=şu halde اعْفُوا=affedin وَ=ve اصْفَحُوا=umursamayın«safha» ▼ حَتَّىٰ=kadar يَأْتِيَ=getirinceye اللَّهُ=Allah بِأَمْرِهِۗ=yapılmasını istediği şeyi«emr» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   وَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve de آتُوا=verin الزَّكَاةَۚ=o zekatı ▼ وَ=ve مَا=ne تُقَدِّمُوا=gönderirseniz لِأَنْفُسِكُمْ=kendiniz için مِنْ خَيْرٍ=fayda ve iyilikten«hayr» ▼ تَجِدُوهُ=bulursunuz onu عِنْدَ=katında اللَّهِۗ=Allah′ın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki لَنْ يَدْخُلَ=asla girmeyecektir الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ إِلَّا=başkası مَنْ=kimseden كَانَ=olan هُودًا=Yahudi ▼ أَوْ=veyahut نَصَارَىٰۗ=Hıristiyan ▼ تِلْكَ=işte bu أَمَانِيُّهُمْۗ=onların kuruntusudur ▼ قُلْ=de ki هَاتُوا=getirin بُرْهَانَكُمْ=delilinizi«burhãn» ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   بَلَىٰ=Hayır! ▼ مَنْ=kim أَسْلَمَ=teslim«teslîm_müslim»ederse وَجْهَهُ=«yüzünü»benliğini لِلَّهِ=Allah′a وَ=iken هُوَ=kendisi مُحْسِنٌ=güzel davranan«ihsãn_muhsin» ▼ فَ=şu halde لَهُ=onun أَجْرُهُ=bedeli«ecr»عِنْدَ=katındadır رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ وَلَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=onlar يَحْزَنُونَ=üzülür
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve قَالَتِ=dediler ki الْيَهُودُ=Yahudiler ▼ لَيْسَتِ=değillerdir النَّصَارَىٰ=Hıristiyanlar عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde شَيْءٍ=bir şeyin ▼ وَ=ve de قَالَتِ=dediler ki النَّصَارَىٰ=Hıristiyanlar ▼ لَيْسَتِ=değillerdir الْيَهُودُ=Yahudiler عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde شَيْءٍ=bir şeyin ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَتْلُونَ=sayıp döküyor«tilãvet»الْكِتَابَۗ=o «ilâhî» Metni«kitãb» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle قَالَ=dediler الَّذِينَ=kimseler لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyen مِثْلَ=bir dengini قَوْلِهِمْۚ=onların söylediklerinin ▼ فَ=bunun üzerine اللَّهُ=Allah يَحْكُمُ=hüküm verecektir بَيْنَهُمْ=aralarında يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ فِي=hakkında مَا=şeyler كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisinde يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 114 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim» ▼ مِمَّنْ=kimseden مَنَعَ=men eden مَسَاجِدَ=«secde yeri»mescidlerinde«mescid»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أَنْ يُذْكَرَ=anılmasını«zikr»فِيهَا=oraların içinde اسْمُهُ=isminin ▼ وَ=ve سَعَىٰ=gayret edenden فِي خَرَابِهَاۚ=harabolmasına oraların ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar ki مَا كَانَ=olmaz لَهُمْ=kendileri için أَنْ يَدْخُلُوهَا=girmeleri oralara إِلَّا=olması dışında خَائِفِينَۚ=korka korka ▼ لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için فِي الدُّنْيَا=dünyada خِزْيٌ=bir utanç«hızy» ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır الْمَشْرِقُ=doğu وَ=ve de الْمَغْرِبُۚ=batı ▼ فَ=öyleyse أَيْنَمَا=her nereye تُوَلُّوا=dönerseniz فَ=şu halde ثَمَّ=oradadır وَجْهُ=«yüzü»benliği اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki اتَّخَذَ=edindi اللَّهُ=Allah وَلَدًاۗ=çocuk ▼ سُبْحَانَهُۖ=O «zanlardan» aşkındır«subhãn» ▼ بَلْ=Hayır! لَهُ=O′nundur مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzünde ▼ كُلٌّ=hepsi لَهُ=O′nun için قَانِتُونَ=karşısında hürmetle durur«kãnit»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   بَدِيعُ=Yaratıcısıdır السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve de الْأَرْضِۖ=yeryüzünün ▼ وَ=ve إِذَا=zaman قَضَىٰ=hükmettiği أَمْرًا=bir yapılması gereken şeye«emr» ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَقُولُ=der لَهُ=ona كُنْ=Ol! ▼ فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 118 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyen ▼ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا=konuşsaydı ya! bizimle اللَّهُ=Allah أَوْ=ya da تَأْتِينَا=gelseydi bize آيَةٌۗ=bir açık işaret«ãyet» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle قَالَ=söyledi الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekilerden ▼ مِثْلَ=dengini قَوْلِهِمْۘ=onların söylediklerinin ▼ تَشَابَهَتْ=birbirine benzedi«muteşãbih»قُلُوبُهُمْۗ=kalpleri ▼ قَدْ بَيَّنَّا=açıklamışızdır الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُوقِنُونَ=kanî olan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَاكَ=gönderdik seni ▼ بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»بَشِيرًا=bir müjdeleyici olarak وَ=ve de نَذِيرًاۖ=bir uyarıcı olarak ▼ وَ=ve لَا تُسْأَلُ=sen sorgulanmayacaksın عَنْ=hakkında أَصْحَابِ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 120 ﴿‎   وَ=ve لَنْ تَرْضَىٰ=asla hoşnut olmazlar«rıdvãn»عَنْكَ=senden ▼ الْيَهُودُ=Yahudiler وَلَا=ne de النَّصَارَىٰ=Hıristiyanlar ▼ حَتَّىٰ=kadar تَتَّبِعَ=sen katılıncaya«ittebã»مِلَّتَهُمْۗ=onların düşünce ve yaşayış tarzına«millet» ▼ قُلْ=de إِنَّ=ki هُدَى=yol gösterişinin«hüdã»اللَّهِ=Allah′ın هُوَ=kendisi الْهُدَىٰۗ=‑asıl‑yol gösteriştir«hüdã» ▼ وَ=ve لَئِنِ=muhakkak ki eğer اتَّبَعْتَ=katılırsan«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerine«hevã» ▼ بَعْدَ=sonra الَّذِي=olandan جَاءَكَ=sana gelmiş مِنَ الْعِلْمِۙ=o Bilgi′nin«ilm»içinden ▼ مَا=yoktur لَكَ=sana مِنَ اللَّهِ=Allah′a karşı مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã» ▼ وَلَا=ne de نَصِيرٍ=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 121 ﴿‎   اَلَّذِينَ=olduklarımız آتَيْنَاهُمُ=kendilerine vermiş الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb» ▼ يَتْلُونَهُ=sayıp dökerler«tilãvet»onu حَقَّ=gerçeğe«hakk»uygun تِلَاوَتِهِ=bir sayıp dökülüşüyle«tilãvet» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»بِهِۗ=ona ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِهِ=onu ▼ فَ=şu halde أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْخَاسِرُونَ=o zarar edenlerin«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları ▼ اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَتِيَ=nimetimi الَّتِي=olduğum أَنْعَمْتُ=benim vermiş عَلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve أَنِّي=olduğumu فَضَّلْتُكُمْ=üstte tutmuş«fadl»sizi عَلَى الْعَالَمِينَ=alemlere karşı
 ‎﴾ 123 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»يَوْمًا=bir güne yönelik ▼ لَا تَجْزِي=karşılığını«cezã»ödemez نَفْسٌ=kişi عَنْ نَفْسٍ=kişiden شَيْئًا=bir şeyin ▼ وَلَا=ne يُقْبَلُ=kabul edilir مِنْهَا=ondan عَدْلٌ=bir denklik«adl» ▼ وَلَا=ne تَنْفَعُهَا=fayda verir ona(o:kişi) شَفَاعَةٌ=bir şefaat ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يُنْصَرُونَ=yardım görür
 ‎﴾ 124 ﴿‎   وَ=ve إِذِ=zaman ابْتَلَىٰ=sınadığı«belã»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′i رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb»بِكَلِمَاتٍ=bir kelamla(sözlerle)«kelime_kelimãt» ▼ فَ=bunun üzerine أَتَمَّهُنَّۖ=o yerine getirdi onları ▼ قَالَ=O dedi إِنِّي=ki Ben جَاعِلُكَ=yapacağım seni لِلنَّاسِ=insanlar için إِمَامًاۖ=bir önder ▼ قَالَ=dedi ki وَ=bir de مِنْ ذُرِّيَّتِيۖ="soyumun devamı"ndan«zurriyyãt» ▼ قَالَ=O dedi ki لَا يَنَالُ=ulaşmaz عَهْدِي=Sözleşmem«ahd»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 125 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit جَعَلْنَا=Biz yaptık الْبَيْتَ=o Ev′i مَثَابَةً=toplanma yeri لِلنَّاسِ=insanlara ▼ وَ=ve de أَمْنًا=güven yeri ▼ وَ=ve اتَّخِذُوا=siz edinin مِنْ مَقَامِ=makamından إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in مُصَلًّىۖ=bir «iyilik istemek»namaz«salãt»yeri ▼ وَ=ve عَهِدْنَا=Sözleşme«ahd»yaptık إِلَى=ile إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm وَ=ve de إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl أَنْ طَهِّرَا=temizlesinler diye بَيْتِيَ=Ev′imi ▼ لِلطَّائِفِينَ=dolananlar«tavãf» için وَ=ve de الْعَاكِفِينَ=itikafa kapananlar وَ=ve الرُّكَّعِ=saygıyla eğilenler«rükû»السُّجُودِ=yere yüz koyanlar«secde»
 ‎﴾ 126 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اجْعَلْ=yap هَٰذَا=bu بَلَدًا=şehri آمِنًا=güvenli ▼ وَ=ve ارْزُقْ=faydalandır«rızk»أَهْلَهُ=ahalisini«ehl»مِنَ الثَّمَرَاتِ=ürünlerden ▼ مَنْ=kimseleri آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْهُمْ=onlardan بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۖ=Ahiret ▼ قَالَ=dedi ki ▼ وَ=ise مَنْ=kimseyi كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فَ=bu halde أُمَتِّعُهُ=geçindiririm قَلِيلًا=biraz ▼ ثُمَّ=sonrasında أَضْطَرُّهُ=maruz kılarım onu إِلَىٰ عَذَابِ=cezasına«azãb»النَّارِۖ=o Ateş«nãr» ▼ وَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 127 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit يَرْفَعُ=yükseltir إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm الْقَوَاعِدَ=temellerini مِنَ الْبَيْتِ=o Ev′in وَ=ve de إِسْمَاعِيلُ=İsmãîl ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»تَقَبَّلْ=kabul eder مِنَاۖ=bizden ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen أَنْتَ=kendin السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”sin«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”sin«alîm»
 ‎﴾ 128 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»وَ=bir de اجْعَلْنَا=kıl bizi مُسْلِمَيْنِ=teslim/müslüman«teslîm_müslim»olanlardan لَكَ=sana ▼ وَ=ve de مِنْ ذُرِّيَّتِنَا="soyumuzun devamı"ndan«zurriyyãt»أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»مُسْلِمَةً=teslim/müslüman«teslîm_müslim»olan لَكَ=sana ▼ وَ=ve أَرِنَا=göster bize مَنَاسِكَنَا=kurban etme«nüsük_mensek»şeklimizi ▼ وَ=ve تُبْ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yap«hiddetten merhamete» عَلَيْنَاۖ=hakkımızda ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen أَنْتَ=kendin التَّوَّابُ=‑asıl‑“Olumsuzluktan Çok Dönensin«Hiddetten merhamete»"«tevbe_tevvãb» ▼ الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”sın«rahîm»
 ‎﴾ 129 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ وَ=bir de ابْعَثْ=çıkar«ba′s»فِيهِمْ=onların içerisinde رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»مِنْهُمْ=kendilerinden ▼ يَتْلُوا=sayıp dökecek«tilãvet»عَلَيْهِمْ=kendilerine آيَاتِكَ=Senin «açık işaret»ayetlerini«ãyet» ▼ وَ=ve يُعَلِّمُهُمُ=öğretecek onlara الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve de الْحِكْمَةَ=Hikmet′i ▼ وَ=ve يُزَكِّيهِمْۚ=temizleyecek onları ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen أَنْتَ=kendin الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"sin«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”sın«hakîm»
 ‎﴾ 130 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَرْغَبُ=sırt çevirir عَنْ مِلَّةِ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in ▼ إِلَّا=başka مَنْ=kimseden سَفِهَ=aklı ermeyen«sefîh»نَفْسَهُۚ=kendisi ▼ وَ=ve لَقَدِ=emin olun ki اصْطَفَيْنَاهُ=Biz seçmiştik onu فِي الدُّنْيَاۖ=dünyada ▼ وَ=ve(emin olun) إِنَّهُ=ki o فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te لَمِنَ الصَّالِحِينَ=mutlaka düzgün kimselerden«sãlih_sãlihãt»biridir
 ‎﴾ 131 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُ=ona رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ أَسْلِمْۖ=teslim«teslîm_müslim»ol ▼ قَالَ=dedi ki أَسْلَمْتُ=teslim«teslîm_müslim»oldum لِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve وَصَّىٰ=tembih edip bıraktı«vasıyyet»بِهَا=onu إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm بَنِيهِ=kendi oğullarına ▼ وَ=ve de يَعْقُوبُ=Ya′kûb ▼ يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah اصْطَفَىٰ=seçti لَكُمُ=sizin için الدِّينَ=şu dini«dîn» ▼ فَ=öyleyse لَا تَمُوتُنَّ=ölmeyin إِلَّا=olmasından başka وَ=iken أَنْتُمْ=siz مُسْلِمُونَ=teslim/müslümanlar«teslîm_müslim»olmuş
 ‎﴾ 133 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? كُنْتُمْ=olmuştunuz شُهَدَاءَ=sağlam tanıklar«şehîd» ▼ إِذْ=zaman حَضَرَ=geldiği يَعْقُوبَ=Ya′kûb′a الْمَوْتُ=ölüm ▼ إِذْ=o zaman قَالَ=o dedi ki لِبَنِيهِ=oğullarına ▼ مَا=neye? تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»edeceksiniz مِنْ بَعْدِي=benden sonra ▼ قَالُوا=dediler ki نَعْبُدُ=«kulluk»hizmet«abd»edeceğiz إِلَٰهَكَ=senin ilâhına ▼ وَ=ve إِلَٰهَ=ilâhına آبَائِكَ=ataların إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in وَ=ve إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′in وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk′ın ▼ إِلَٰهًا=ilâh olarak وَاحِدًا=tek bir ▼ وَ=ve de نَحْنُ=biz لَهُ=O′na مُسْلِمُونَ=teslim«teslîm_müslim»olanlarız
 ‎﴾ 134 ﴿‎   تِلْكَ=onlar أُمَّةٌ=bir topluluktu«ümmet»قَدْ خَلَتْۖ=gelip geçmişti ▼ لَهَا=kendilerine aittir مَا=oldukları كَسَبَتْ=onların kazanmış ▼ وَ=ve لَكُمْ=size aittir مَا=olduklarınız كَسَبْتُمْۖ=sizin kazanmış ▼ وَ=ve لَا تُسْأَلُونَ=siz sorulmazsınız عَمَّا=şeylerden كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 135 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki كُونُوا=olun ki هُودًا=Yahudi أَوْ=veya نَصَارَىٰ=Hıristiyan تَهْتَدُواۗ=gösterilmiş yola girin«hüdã» ▼ قُلْ=de ki بَلْ=yok aslında! مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzı«millet»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in حَنِيفًاۖ=tek ilâha inanma«hanîf»şeklindedir ▼ وَ=ve مَا كَانَ=o değildi مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 136 ﴿‎   قُولُوا=deyin ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْنَا=bize ▼ وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَىٰ إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e ▼ وَ=ve إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′e وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk′a ▼ وَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′a وَ=ve الْأَسْبَاطِ=torunlara ▼ وَ=ve de مَا=olana أُوتِيَ=verilmiş مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve عِيسَىٰ=Îsã′ya ▼ وَ=ve مَا=olana أُوتِيَ=verilmiş النَّبِيُّونَ=Peygamberlere«nebî»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ لَا نُفَرِّقُ=ayırım yapmayız بَيْنَ=arasında أَحَدٍ=herhangi biri مِنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve نَحْنُ=biziz لَهُ=O′na مُسْلِمُونَ=teslim olanlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 137 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer آمَنُوا=inanıp güvenirlerse«îmãn»بِمِثْلِ=dengiyle مَا=olduğunuzun آمَنْتُمْ=sizin inanıp güvenmiş«îmãn»بِهِ=kendisine ▼ فَقَدِ=emin olun ki اهْتَدَوْاۖ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»olurlar ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã» ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece هُمْ=onlar فِي شِقَاقٍۖ=ayrılma halindedir ▼ فَ=bunun üzerine سَيَكْفِيكَهُمُ=yetecektir sana onlara karşı اللَّهُۚ=Allah ▼ وَ=ve هُوَ=O السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 138 ﴿‎   صِبْغَةَ=boyası اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ وَ=ve مَنْ=kimdir أَحْسَنُ=daha güzel«hasen»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan صِبْغَةًۖ=boyada ▼ وَ=ve نَحْنُ=biz لَهُ=O′na عَابِدُونَ=«kulluk»hizmet«abd»edenleriz
 ‎﴾ 139 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=musunuz? تُحَاجُّونَنَا=bizimle tartışıyor فِي=hakkında اللَّهِ=Allah ▼ وَ=iken هُوَ=O رَبُّنَا=bizim "Efendi ve Sahib"imiz«rabb»وَ=ve de رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb» ▼ وَ=ve لَنَا=bizimdir أَعْمَالُنَا=bizim yaptıklarımız ▼ وَ=ve de لَكُمْ=sizindir أَعْمَالُكُمْ=sizin yaptıklarınız ▼ وَ=ve نَحْنُ=biziz لَهُ=O′na karşı مُخْلِصُونَ=katıştırma yapmadan«hãlis_muhlis»bağlı
 ‎﴾ 140 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَقُولُونَ=diyorsunuz ▼ إِنَّ=ki إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in وَ=ve إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′in وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk′ın ▼ وَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un وَ=ve الْأَسْبَاطَ=torunların ▼ كَانُوا=olduklarını هُودًا=Yahudi أَوْ=yahut نَصَارَىٰۗ=Hıristiyan ▼ قُلْ=de ki أَ=misiniz? أَنْتُمْ=siz أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilen أَمِ=yoksa mı? اللَّهُۗ=Allah ▼ وَ=ve مَنْ=kimdir أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنْ=kimseden كَتَمَ=gizleyen ▼ شَهَادَةً=tanıklığı«şãhid»عِنْدَهُ=kendisindeki مِنَ اللَّهِۗ=Allah′tan ▼ وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta
 ‎﴾ 141 ﴿‎   تِلْكَ=işte onlar أُمَّةٌ=bir topluluktu«ümmet»قَدْ خَلَتْۖ=gelip geçmişti ▼ لَهَا=onlarındır مَا=oldukları كَسَبَتْ=onların kazanmış ▼ وَ=ve لَكُمْ=sizindir مَا=olduklarınız كَسَبْتُمْۖ=sizin kazanmış ▼ وَ=ve لَا تُسْأَلُونَ=siz sorulmazsınız عَمَّا=şeylerden كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor 
 ‎﴾ 142 ﴿‎   سَيَقُولُ=ileride diyecekler ki ▼ السُّفَهَاءُ=o aklı ermezler«sefîh»مِنَ النَّاسِ=insanlar içinden ▼ مَا=ne وَلَّاهُمْ=çevirdi onları عَنْ قِبْلَتِهِمُ=«istikamet»kıblelerinden ▼ الَّتِي=oldukları كَانُوا=onların bulunmuş عَلَيْهَاۚ=kendisine doğru ▼ قُلْ=de ki لِلَّهِ=Allah′ındır الْمَشْرِقُ=doğu وَ=ve de الْمَغْرِبُۚ=batı ▼ يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»O مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya "dilediği") إِلَىٰ صِرَاطٍ=yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 143 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle جَعَلْنَاكُمْ=kıldık sizi أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»وَسَطًا=dengede«vasat» ▼ لِتَكُونُوا=olmanız için شُهَدَاءَ=sağlam tanıklar«şehîd»عَلَى النَّاسِ=insanlara ▼ وَ=ve(için) يَكُونَ=olması الرَّسُولُ=o Elçinin«rasûl»عَلَيْكُمْ=size شَهِيدًاۗ=sağlam bir tanık«şehîd» ▼ وَ=ve مَا جَعَلْنَا=yapmadık الْقِبْلَةَ=«istikamet»kıbleyi الَّتِي=olduğun كُنْتَ=senin bulunmuş عَلَيْهَاۚ=kendisine doğru ▼ إِلَّا=olmasından başka لِنَعْلَمَ=öğrenmemiz için ▼ مَنْ=kimseyi يَتَّبِعُ=katılan«ittebã»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl» ▼ مِمَّنْ=kimseden يَنْقَلِبُ=geriye dönen عَلَىٰ=üzerinde عَقِبَيْهِۚ=«ökçesi»topuğu ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كَانَتْ=o olur لَكَبِيرَةً=kesinlikle«büyük»ağır ▼ إِلَّا=başkasına عَلَى الَّذِينَ=olduklarından هَدَى=yol göstermiş«hüdã»اللَّهُۗ=Allah′ın ▼ وَ=ve مَا كَانَ=değildir اللَّهُ=Allah لِيُضِيعَ=heba edecek إِيمَانَكُمْۚ=sizin inanç ve güveninizi«îmãn» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِالنَّاسِ=insanlara لَرَءُوفٌ=mutlak şefkatlidir رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 144 ﴿‎   قَدْ=emin ol ki نَرَىٰ=görüyoruz تَقَلُّبَ=çevrilip durduğunu وَجْهِكَ=yüzünün فِي السَّمَاءِۖ=göğe doğru ▼ فَ=bu durumda لَنُوَلِّيَنَّكَ=kesinlikle döndüreceğiz seni قِبْلَةً=«istikamet»bir kıbleye تَرْضَاهَاۚ=hoşnut olacağın«rıdvãn»kendisinden ▼ فَ=şu halde وَلِّ=çevir وَجْهَكَ=yüzünü شَطْرَ=tarafına الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′in(*)«mescid»الْحَرَامِۚ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ وَ=ve حَيْثُمَا=her nerede كُنْتُمْ=olursanız فَ=o zaman وَلُّوا=çevirin وُجُوهَكُمْ=yüzlerinizi شَطْرَهُۗ=onun tarafına ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=olanlar أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metin«kitãb» ▼ لَيَعْلَمُونَ=kesinlikle bilirler أَنَّهُ=ki o الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek′tir«hakk»مِنْ رَبِّهِمْۗ="Efendi ve Sahib"lerinden ▼ وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarından يَعْمَلُونَ=onların yapmakta(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 145 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَتَيْتَ=sen getirsen الَّذِينَ=olanlara أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»بِكُلِّ آيَةٍ=her«açık işaret»ayeti«ãyet» ▼ مَا تَبِعُوا=onlar katılmazlar«ittebã»قِبْلَتَكَۚ=senin «istikamet»kıblene ▼ وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِتَابِعٍ=katılacak«ittebã»قِبْلَتَهُمْۚ=onların «istikamet»kıblesine ▼ وَ=ve مَا=değildir بَعْضُهُمْ=onlardan kimi بِتَابِعٍ=katılacak«ittebã»قِبْلَةَ=«istikamet»kıblesine بَعْضٍۚ=kiminin ▼ وَ=ve لَئِنِ=muhakkak ki eğer اتَّبَعْتَ=katılırsan«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerine«hevã» ▼ مِنْ بَعْدِ=sonrasında مَا=şeylerin جَاءَكَ=gelen sana مِنَ الْعِلْمِۙ=o Bilgi′nin«ilm»içinden ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki olursun إِذًا=o vakit لَمِنَ الظَّالِمِينَ=mutlaka "haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 146 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler آتَيْنَاهُمُ=kendilerine verdiğimiz الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»يَعْرِفُونَهُ=tanırlar onu ▼ كَمَا=gibi يَعْرِفُونَ=tanıdıkları أَبْنَاءَهُمْۖ=oğullarını ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki فَرِيقًا=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=onlardan لَيَكْتُمُونَ=mutlaka gizlerler الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 147 ﴿‎   اَلْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"indendir«rabb» ▼ فَ=öyleyse تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الْمُمْتَرِينَ=kuşkulananlardan
 ‎﴾ 148 ﴿‎   وَ=ve لِكُلٍّ=‑vardır‑ hepsi için وِجْهَةٌ=bir yön هُوَ=onların مُوَلِّيهَاۖ=yöneldikleri kendisine ▼ فَ=o halde اسْتَبِقُوا=koşun الْخَيْرَاتِۚ=fayda verene ve iyiliklere«hayr» ▼ أَيْنَ مَا=her nerede تَكُونُوا=olsanız يَأْتِ=getirir بِكُمُ=sizi اللَّهُ=Allah جَمِيعًاۚ=bir bütün haline ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 149 ﴿‎   وَ=ve مِنْ حَيْثُ=nereden خَرَجْتَ=dışarı çıkarsan«ihrãc» ▼ فَ=o zaman وَلِّ=çevir وَجْهَكَ=yüzünü شَطْرَ=tarafına الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′in(*)«mescid»الْحَرَامِۖ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَلْحَقُّ=kesinlikle‑asıl‑Gerçek′tir«hakk»مِنْ رَبِّكَۗ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 150 ﴿‎   وَ=ve مِنْ حَيْثُ=nereden خَرَجْتَ=dışarı çıkarsan«ihrãc» ▼ فَ=o zaman وَلِّ=çevir وَجْهَكَ=yüzünü شَطْرَ=tarafına الْمَسْجِدِ=o «secde yeri»Mescit′in(*)«mescid»الْحَرَامِۚ=Hürmetli(*)«haram» ▼ وَ=ve حَيْثُ مَا=her nerede كُنْتُمْ=olursanız ▼ فَ=o zaman وَلُّوا=çevirin وُجُوهَكُمْ=yüzünüzü شَطْرَهُ=onun tarafına ▼ لِئَلَّا يَكُونَ=olmaması için لِلنَّاسِ=insanların عَلَيْكُمْ=aleyhinizde حُجَّةٌ=bir dayanağı«huccet» ▼ إِلَّا=başka الَّذِينَ=kimselerden ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük" etmiş«zulm_zãlim»مِنْهُمْ=onların içerisinden ▼ فَ=öyleyse لَا تَخْشَوْهُمْ=çekinmeyin«huşû» onlardan وَ=ve اخْشَوْنِي=çekinin«huşû» Benden ▼ وَ=ve لِأُتِمَّ=tamamlamam içindir نِعْمَتِي=nimetimi عَلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve(içindir) لَعَلَّكُمْ=olur ki diye sizin تَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmeniz«hüdã»(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 151 ﴿‎   كَمَا=nitekim أَرْسَلْنَا=gönderdik فِيكُمْ=kendi içinizde رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»مِنْكُمْ=aranızdan ▼ يَتْلُوا=sayıp dökecek«tilãvet»عَلَيْكُمْ=size آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve يُزَكِّيكُمْ=temizleyen sizi ▼ وَ=ve يُعَلِّمُكُمُ=öğreten size الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb» ▼ وَ=ve de الْحِكْمَةَ=Hikmet′i وَ=ve يُعَلِّمُكُمْ=öğreten size مَا=şeyleri لَمْ تَكُونُوا=henüz olmadığınız تَعْلَمُونَ=sizin biliyor 
 ‎﴾ 152 ﴿‎   فَ=şu durumda اذْكُرُونِي=hatırda tutun«zikr»Beni أَذْكُرْكُمْ=hatırda tutayım«zikr»sizi ▼ وَ=ve اشْكُرُوا=kıymet bilici olun«şekûr_şãkir»لِي=Bana karşı وَ=ve لَا تَكْفُرُونِ=görmezlikten gelmeyin«küfr_kãfir»Beni
 ‎﴾ 153 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اسْتَعِينُوا=yardım isteyin بِالصَّبْرِ=yılmadan dayanarak«sabr_sãbir»وَ=ve de الصَّلَاةِۚ=«iyilik istemek»o namazla«salãt» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah مَعَ=beraberdir الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerle«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 154 ﴿‎   وَ=ve لَا تَقُولُوا=demeyin لِمَنْ=kimselere يُقْتَلُ=öldürülen فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah ▼ أَمْوَاتٌۚ=ölülerdir ▼ بَلْ=yok aslında! أَحْيَاءٌ=dirilerdir وَلَٰكِنْ=ama لَا تَشْعُرُونَ=siz farkında olmazsınız
 ‎﴾ 155 ﴿‎   وَ=ve لَنَبْلُوَنَّكُمْ=mutlaka sınayıp duracağız«belã» sizi ▼ بِ=ile شَيْءٍ=şeyler مِنَ الْخَوْفِ=korku şeklinde وَ=ve(ile) الْجُوعِ=açlık ▼ وَ=ve(ile) نَقْصٍ=noksanlık مِنَ الْأَمْوَالِ=mallardan ▼ وَ=ve(noksanlık) الْأَنْفُسِ=nefislerden وَ=ve(noksanlık) الثَّمَرَاتِۗ=ürünlerden ▼ وَ=ve بَشِّرِ=müjdele الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenleri«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 156 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir إِذَا=zaman أَصَابَتْهُمْ=başlarına geldiği مُصِيبَةٌ=bir musibet ▼ قَالُوا=diyen إِنَّا=ki biz لِلَّهِ=Allah′a aitiz ▼ وَ=ve(diyen) إِنَّا=ki biz إِلَيْهِ=O′na رَاجِعُونَ=döneceğiz
 ‎﴾ 157 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların عَلَيْهِمْ=üzerlerinedir صَلَوَاتٌ=iyilik isteyişler«salãt»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ وَ=ve رَحْمَةٌۖ=merhamet«rahmet» ▼ وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْمُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmişlerin«hüdã»
 ‎﴾ 158 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الصَّفَا=Safã(Safã:Safã Tepesi) وَ=ve الْمَرْوَةَ=Merve(Merve:Merve Tepesi) مِنْ شَعَائِرِ=işaretlerindendir اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ فَ=şu halde مَنْ=kim حَجَّ=haccederse«hacc»الْبَيْتَ=o Ev′i أَوِ=ya da اعْتَمَرَ=«umre»ziyaret ederse ▼ فَ=bu durumda لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِ=kendisine أَنْ يَطَّوَّفَ=dolanmasında بِهِمَاۚ=o ikisini ▼ وَ=ve مَنْ=kim تَطَوَّعَ=benimseyip uyarsa«ta′at»خَيْرًا=bir fayda verene ve iyiliğe«hayr» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah شَاكِرٌ=kıymet bilendir«şekûr_şãkir»عَلِيمٌ=«herşeyi» bilendir«alîm»
 ‎﴾ 159 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَكْتُمُونَ=gizleyen ▼ مَا=şeyleri أَنْزَلْنَا=indirdiğimiz مِنَ الْبَيِّنَاتِ=o açık deliller«beyyine»içinden وَ=ve الْهُدَىٰ=o yol gösterişi«hüdã» ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَا بَيَّنَّاهُ=Bizim açıkça belirtmemizden onu لِلنَّاسِ=insanlara فِي الْكِتَابِۙ=o «ilâhî» Metinde«kitãb» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onları يَلْعَنُهُمُ=dışlar ve horlar«la′net»اللَّهُ=Allah ▼ وَ=ve de يَلْعَنُهُمُ=dışlar ve horlar«la′net»اللَّاعِنُونَ=o dışlayıp horlayacaklar«la′net»
 ‎﴾ 160 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=kimseler تَابُوا=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapmış وَ=ve أَصْلَحُوا=kendini düzeltmiş«ıslah_sulh» ▼ وَ=ve بَيَّنُوا=açıkça belirtmiş ▼ فَ=bu durumda أُولَٰئِكَ=işte onların أَتُوبُ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaparım«hiddetten merhamete» عَلَيْهِمْۚ=haklarında ▼ وَ=ve أَنَا=Benim التَّوَّابُ=‑asıl‑“Olumsuzluktan Çok Dönen«Hiddetten merhamete»"«tevbe_tevvãb»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 161 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve مَاتُوا=ölmüş ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri كُفَّارٌ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlar ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar ki عَلَيْهِمْ=onların üstünedir لَعْنَةُ=dışlayışı ve horlayışı«la′net»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve الْمَلَائِكَةِ=meleklerin ▼ وَ=ve النَّاسِ=insanların أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 162 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalanlardır«hãlid»فِيهَاۖ=oranın içinde ▼ لَا يُخَفَّفُ=hafifletilmez عَنْهُمُ=onlardan الْعَذَابُ=o ceza«azãb» ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يُنْظَرُونَ=göz açtırılır
 ‎﴾ 163 ﴿‎   وَ=ve إِلَٰهُكُمْ=İlâhınız إِلَٰهٌ=İlâh′tır وَاحِدٌۖ=tek bir ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=bir İlâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndan ▼ الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 164 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي خَلْقِ=‑vardır‑yaratılışında السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve اخْتِلَافِ=birbirinin ardından gelmesinde«halef»اللَّيْلِ=gecenin وَ=ve de النَّهَارِ=gündüzün ▼ وَ=ve الْفُلْكِ=gemilerde الَّتِي=olan تَجْرِي=seyrediyor فِي الْبَحْرِ=denizde بِمَا=olanla يَنْفَعُ=fayda sağlıyor النَّاسَ=insanlara ▼ وَ=ve مَا=olduğunda أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın مِنَ السَّمَاءِ=gökten مِنْ مَاءٍ=su şeklinde ▼ فَ=böylece أَحْيَا=hayat vermiştir بِهِ=onunla الْأَرْضَ=yeryüzüne ▼ بَعْدَ=sonra مَوْتِهَا=oranın ölümünden ▼ وَ=ve بَثَّ=yaymasında فِيهَا=orada مِنْ كُلِّ=her çeşidinden دَابَّةٍ=canlının ▼ وَ=ve تَصْرِيفِ=çevirmesinde ▼ الرِّيَاحِ=rüzgârları ▼ وَ=ve السَّحَابِ=bulutları الْمُسَخَّرِ=hizmet verir kılınmış ▼ بَيْنَ=arasında السَّمَاءِ=gök وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzü ▼ لَآيَاتٍ=mutlaka açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 165 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=insanlardan مَنْ=kimi يَتَّخِذُ=edinirler مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah أَنْدَادًا=denkler«endãd» ▼ يُحِبُّونَهُمْ=severler onları كَحُبِّ=sevgisi gibi اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَشَدُّ=daha ötedir حُبًّا=sevgi olarak لِلَّهِۗ=Allah için ▼ وَ=ve لَوْ=keşke يَرَى=görselerdi ▼ الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş إِذْ=zaman يَرَوْنَ=gördükleri الْعَذَابَ=o cezayı«azãb» ▼ أَنَّ=olduğunu الْقُوَّةَ=‑asıl‑kuvvetin لِلَّهِ=Allah′a ait جَمِيعًا=bütünüyle ▼ وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=şiddetli الْعَذَابِ=o cezada«azãb»
 ‎﴾ 166 ﴿‎   إِذْ=o vakit تَبَرَّأَ=uzak durdular الَّذِينَ=kimseler اتُّبِعُوا=kendilerine katılınan«ittebã»مِنَ الَّذِينَ=kimselerden اتَّبَعُوا=onlara katılan«ittebã» ▼ وَ=ve رَأَوُا=gördüler الْعَذَابَ=o cezayı«azãb» ▼ وَ=ve تَقَطَّعَتْ=kesildi بِهِمُ=onların الْأَسْبَابُ=bağları
 ‎﴾ 167 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler اتَّبَعُوا=katılan«ittebã» ▼ لَوْ=keşke أَنَّ=olsa لَنَا=bizim için كَرَّةً=bir dönüş ▼ فَ=sonra da نَتَبَرَّأَ=uzak dursak مِنْهُمْ=onlardan كَمَا=gibi تَبَرَّءُوا=uzak durdukları مِنَاۗ=bizden ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُرِيهِمُ=gösterir onlara اللَّهُ=Allah أَعْمَالَهُمْ=yaptıklarını حَسَرَاتٍ=pişmanlık şeklinde عَلَيْهِمْۖ=kendilerine ▼ وَ=ve مَا=değildir هُمْ=onlar بِخَارِجِينَ=dışarı çıkacaklar«ihrãc»مِنَ النَّارِ=o Ateş′ten«nãr»
 ‎﴾ 168 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar ▼ كُلُوا=yiyin مِمَّا=şeylerden فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ حَلَالًا=serbest«helãl»olarak طَيِّبًا=temiz«tayyib»şekilde ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعُوا=peşine takılmayın«ittebã»خُطُوَاتِ=adımlarının الشَّيْطَانِۚ=şeytanın ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَكُمْ=sizin عَدُوٌّ=düşmanınızdır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 169 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece يَأْمُرُكُمْ=yapılmasını istediğini söyler«emr» size ▼ بِالسُّوءِ=fenalığın«sú»وَ=ve الْفَحْشَاءِ=ahlaksızlıkların«fahşa» ▼ وَ=ve أَنْ تَقُولُوا=söylemenizi عَلَى=üzerine اللَّهِ=Allah مَا=olduklarınızı لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmiyor
 ‎﴾ 170 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمُ=onlara اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»مَا=olduğuna أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ قَالُوا=dediler ki بَلْ=Hayır! ▼ نَتَّبِعُ=katılırız«ittebã»مَا=olduğumuza أَلْفَيْنَا=bulmuş عَلَيْهِ=‑temeli‑üzerinde آبَاءَنَاۗ=atalarımızı ▼ أَ=mi? وَلَوْ=bile كَانَ=olsalar آبَاؤُهُمْ=ataları لَا=ne يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrıyor«akl»شَيْئًا=bir şeyi وَلَا=ne de يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola giriyor«hüdã»
 ‎﴾ 171 ﴿‎   وَ=ve مَثَلُ=durumu الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ كَمَثَلِ=durumu gibidir الَّذِي=olanın يَنْعِقُ=çığırtkanlık yapıyor ▼ بِمَا=olana لَا يَسْمَعُ=işitmiyor إِلَّا=başka دُعَاءً=çağırmadan«duã»وَ=ve de نِدَاءًۚ=seslenmeden ▼ صُمٌّ=sağırdırlar بُكْمٌ=dilsizdirler عُمْيٌ=kördürler ▼ فَ=böylece هُمْ=onlar لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramazlar«akl»
 ‎﴾ 172 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ كُلُوا=yiyin مِنْ طَيِّبَاتِ=temizlerinden«tayyib»مَا=şeylerin رَزَقْنَاكُمْ=faydalandırdığımız«rızk» sizi ▼ وَ=ve اشْكُرُوا=kıymet bilici olun«şekûr_şãkir»لِلَّهِ=Allah′a karşı ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz إِيَّاهُ=bir tek O′na تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmet«abd» ediyor
 ‎﴾ 173 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece حَرَّمَ=yasak«haram»kıldı عَلَيْكُمُ=size ▼ الْمَيْتَةَ=leşi وَ=ve الدَّمَ=kanı وَ=ve لَحْمَ=etini الْخِنْزِيرِ=domuzun ▼ وَ=ve مَا=olanı أُهِلَّ=kurban edilmiş بِهِ=kendisi لِغَيْرِ=başkası için اللَّهِۖ=Allah′tan ▼ فَ=bunun üzerine مَنِ=kim ise اضْطُرَّ=zor(un)da kalmış ▼ غَيْرَ=olmaksızın بَاغٍ=azgınca وَ=ve de لَاعَادٍ=haddi aşmadan ▼ فَ=bu durumda لَا=olmaz إِثْمَ=bir günah«ism_esîm»عَلَيْهِۚ=ona ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 174 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَكْتُمُونَ=gizleyen ▼ مَا=şeyleri أَنْزَلَ=indirdiği اللَّهُ=Allah′ın مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ وَ=ve يَشْتَرُونَ=satanlar بِهِ=onu ثَمَنًا=bir paraya قَلِيلًاۙ=azıcık ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar مَا يَأْكُلُونَ=yiyip sokmazlar فِي بُطُونِهِمْ=karınlarına إِلَّا=başkasını النَّارَ=o Ateş′ten«nãr» ▼ وَلَا=ne يُكَلِّمُهُمُ=konuşacaktır onlarla اللَّهُ=Allah يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ وَلَا=ne de يُزَكِّيهِمْ=temizleyecektir onları ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 175 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir اشْتَرَوُا=satın alan ▼ الضَّلَالَةَ=o yolu saşırmayı«dalãl»بِ=karşılığında الْهُدَىٰ=o yol gösteriş«hüdã» ▼ وَ=ve de الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»بِ=karşılığında الْمَغْفِرَةِۚ=günahların örtülmesi«mağfiret» ▼ فَ=o zaman مَا=ne kadar da! أَصْبَرَهُمْ=yılmadan dayananlarmış«sabr_sãbir»عَلَى النَّارِ=o Ateş′e«nãr»
 ‎﴾ 176 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِأَنَّ=olmasındandır اللَّهَ=Allah′ın نَزَّلَ=inmesini sağlamış الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»بِالْحَقِّۗ=o Gerçek′le«hakk» ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler اخْتَلَفُوا=ayrılığa düşen«ihtilãf»فِي الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinde«kitãb» ▼ لَفِي=kesinlikle içindedirler شِقَاقٍ=bir ayrılma بَعِيدٍ=uzak 
 ‎﴾ 177 ﴿‎   لَيْسَ=değildir الْبِرَّ=‑asıl‑iyi davranış«birr_ebrãr»أَنْ تُوَلُّوا=çevirmeniz وُجُوهَكُمْ=yüzlerinizi قِبَلَ=istikametine الْمَشْرِقِ=doğu وَ=veya الْمَغْرِبِ=batı ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat الْبِرَّ=iyi davranış«birr_ebrãr»مَنْ=kişinin آمَنَ=inanıp güvenmesidir«îmãn» ▼ بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiret ▼ وَ=ve الْمَلَائِكَةِ=meleklere وَ=ve الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metne«kitãb»وَ=ve النَّبِيِّينَ=Peygamberlere«nebî» ▼ وَ=ve de آتَى=vermesidir الْمَالَ=malını عَلَىٰ حُبِّهِ=sevmesine karşı ▼ ذَوِي=olanlara الْقُرْبَىٰ=yakınlığı وَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimlere وَ=ve الْمَسَاكِينَ=zavallılara«miskîn»وَ=ve ابْنَ السَّبِيلِ=yolcuya(yolu«sebîl» devam edene) ▼ وَ=ve السَّائِلِينَ=dilenenlere وَ=ve فِي الرِّقَابِ=«esir»alıkonmuşlara«rakabe» ▼ وَ=ve de أَقَامَ=gereğince yerine getirmesidir«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve آتَى=vermesidir الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve الْمُوفُونَ=yerine getirenler بِعَهْدِهِمْ=Sözleşmelerini«ahd»إِذَا=zaman عَاهَدُواۖ=Sözleşme«ahd»yaptıkları ▼ وَ=ve de الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenler«sabr_sãbir»فِي الْبَأْسَاءِ=darlıkta«be′s»وَ=ve الضَّرَّاءِ=sıkıntı durumunda«darrã»وَ=ve حِينَ=vaktinde الْبَأْسِۗ=kuvvet uygulanması«be′s» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir صَدَقُواۖ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık» ▼ وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onlar هُمُ=kendileridir الْمُتَّقُونَ=o kendini sakındıranların«takvã»
 ‎﴾ 178 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ كُتِبَ=«yazıldı»yazılarak gerekli kılındı«kitãb»عَلَيْكُمُ=size الْقِصَاصُ=karşılıklılık«kısãs»فِي الْقَتْلَىۖ=öldürmelerde ▼ الْحُرُّ=hür بِالْحُرِّ=hüre وَ=ve الْعَبْدُ=«kulluk»hizmetkâr«abd»بِالْعَبْدِ=«kulluk»hizmetkâra«abd»وَ=ve الْأُنْثَىٰ=kadın بِالْأُنْثَىٰۚ=kadına ▼ فَ=ve de مَنْ=kimse عُفِيَ=affedilen لَهُ=kendisi مِنْ أَخِيهِ=kardeşi tarafından شَيْءٌ=bir şeyi ▼ فَ=bunun üzerine اتِّبَاعٌ=uymalıdır بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun olana«ma′rûf»وَ=ve أَدَاءٌ=ödemelidir إِلَيْهِ=ona بِإِحْسَانٍۗ=güzel davranarak«ihsãn_muhsin» ▼ ذَٰلِكَ=işte bu تَخْفِيفٌ=bir hafifletmedir ▼ مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»tarafından وَ=ve رَحْمَةٌۗ=bir merhamettir«rahmet» ▼ فَ=bunun üzerine مَنِ=kim اعْتَدَىٰ=haddi aşarsa بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundan ▼ فَ=o zaman لَهُ=onun içindir عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 179 ﴿‎   وَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِي الْقِصَاصِ=karşılıklılıkta«kısãs»حَيَاةٌ=hayat ▼ يَا=Ey! أُولِى=sahipleri الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırırsınız«takvã»
 ‎﴾ 180 ﴿‎   كُتِبَ=«yazıldı»yazılarak gerekli kılındı«kitãb»عَلَيْكُمْ=size ▼ إِذَا=zaman حَضَرَ=geldiği أَحَدَكُمُ=birinize الْمَوْتُ=ölüm ▼ إِنْ=eğer تَرَكَ=bırakırsa خَيْرًا=bir mal‑mülk«hayr» ▼ الْوَصِيَّةُ=o vasiyet işi«vasıyyet»لِلْوَالِدَيْنِ=ana‑babaya وَ=ve الْأَقْرَبِينَ=yakınlara بِالْمَعْرُوفِۖ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ حَقًّا=bir borçtur«hakk»عَلَى=üzerine الْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranların«takvã»
 ‎﴾ 181 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kim بَدَّلَهُ=değiştirirse onu بَعْدَمَا=sonra سَمِعَهُ=onu işittikten ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece إِثْمُهُ=onun günahı«ism_esîm»عَلَى الَّذِينَ=‑vardır‑kimselere يُبَدِّلُونَهُۚ=değiştiren onu ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 182 ﴿‎   فَ=şu halde مَنْ=kim خَافَ=korkarsa مِنْ مُوصٍ=vasiyeti«vasıyyet»gerçekleştirenle ilgili جَنَفًا=bir hatadan أَوْ=veya إِثْمًا=bir günahtan«ism_esîm» ▼ فَ=sonra da أَصْلَحَ=düzeltirse«ıslah_sulh»بَيْنَهُمْ=onların aralarını ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur إِثْمَ=bir günah«ism_esîm»عَلَيْهِۚ=kendisine ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 183 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılındı«kitãb»عَلَيْكُمُ=sizin üzerinize الصِّيَامُ=o oruç ▼ كَمَا=gibi كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılındığı«kitãb»عَلَى الَّذِينَ=kimselere مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önceki ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırırsınız«takvã»
 ‎﴾ 184 ﴿‎   أَيَّامًا=günlerdir مَعْدُودَاتٍۚ=sayısı hesaplanan ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim كَانَ=olursa مِنْكُمْ=aranızdan مَرِيضًا=hasta أَوْ=veya عَلَىٰ سَفَرٍ=seferde ▼ فَ=o zaman عِدَّةٌ=sayısıncadır مِنْ أَيَّامٍ=günlerde أُخَرَۚ=başka ▼ وَ=ve عَلَى=‑vardır‑ üzerine الَّذِينَ=kimselerin يُطِيقُونَهُ=takati yeten ona فِدْيَةٌ=bir kurtulma bedeli«fidye»طَعَامُ=doyuracak مِسْكِينٍۖ=bir zavallıyı«miskîn» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim تَطَوَّعَ=benimseyip uyarsa«ta′at»خَيْرًا=bir fayda verene ve iyiliğe«hayr»فَ=o zaman هُوَ=o خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»لَهُۚ=kendisi için ▼ وَ=ve أَنْ تَصُومُوا=oruç tutmanız خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۖ=sizin için ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olursanız تَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 185 ﴿‎   شَهْرُ=ayı رَمَضَانَ=ramazan الَّذِي=olandır أُنْزِلَ=indirilmiş فِيهِ=onda الْقُرْآنُ=o «Ayet Topluluğu»Kur'ân«kur′ãn» ▼ هُدًى=bir yol gösteriş olarak«hüdã»لِلنَّاسِ=insanlara ▼ وَ=ve de بَيِّنَاتٍ=açık deliller«beyyine»olarak مِنَ الْهُدَىٰ=o yol gösterişten«hüdã»وَ=ve الْفُرْقَانِۚ=o «iyiyle kötüyü» Ayırdedeni«furkãn» ▼ فَ=o halde مَنْ=kim شَهِدَ=tanık«şãhid» olursa مِنْكُمُ=içinizden الشَّهْرَ=o aya فَ=o zaman لْيَصُمْهُۖ=oruç tutsun onda ▼ وَ=ve مَنْ=kim كَانَ=olursa مَرِيضًا=hasta أَوْ=yahut عَلَىٰ سَفَرٍ=yolculukta ▼ فَ=o zaman عِدَّةٌ=sayısıncadır مِنْ أَيَّامٍ=günlerde أُخَرَۗ=başka ▼ يُرِيدُ=ister اللَّهُ=Allah بِكُمُ=size الْيُسْرَ=kolaylığı وَ=ve لَا يُرِيدُ=istemez بِكُمُ=sizin için الْعُسْرَ=güçlüğü ▼ وَ=ve لِتُكْمِلُوا=tamamlamanız içindir الْعِدَّةَ=o sayıyı ▼ وَ=ve de لِتُكَبِّرُوا=yüceltmeniz«tekbîr»için اللَّهَ=Allah′ı ▼ عَلَىٰ مَا=dolayı هَدَاكُمْ=yol göstermesinden«hüdã»size ▼ وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 186 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman سَأَلَكَ=sana sordukları عِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerim عَنِّي=Benim hakkımda ▼ فَ=bu durumda إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben قَرِيبٌۖ=yakında olanım«karîb» ▼ أُجِيبُ=karşılık veririm دَعْوَةَ=«çağrıda bulunma»duasına«duã»الدَّاعِ=«çağrıda bulunma»dua edenin«duã»إِذَا=zaman دَعَانِۖ=Bana «çağrıda bulunma»dua ettiği«duã» ▼ فَ=o halde لْيَسْتَجِيبُوا=karşılık versinler لِي=Bana ▼ وَ=ve لْيُؤْمِنُوا=inanıp güvensinler«îmãn»بِي=Bana ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْشُدُونَ=doğru yola erişirler«rüşd»
 ‎﴾ 187 ﴿‎   أُحِلَّ=serbest«helãl»kılındı لَكُمْ=size لَيْلَةَ=gecesi الصِّيَامِ=oruç الرَّفَثُ=yaklaşmak إِلَىٰ نِسَائِكُمْۚ=kadınlarınıza ▼ هُنَّ=onlar«dişil» لِبَاسٌ=bir elbisedir لَكُمْ=sizin için وَ=ve de أَنْتُمْ=siz لِبَاسٌ=bir elbisesiniz لَهُنَّۗ=onlar için«dişil» ▼ عَلِمَ=bildi اللَّهُ=Allah أَنَّكُمْ=olduğunuzu كُنْتُمْ=olmuş تَخْتَانُونَ=yazık ediyor أَنْفُسَكُمْ=kendi kendinize ▼ فَ=şu halde تَابَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaptı«hiddetten merhamete» عَلَيْكُمْ=hakkınızda وَ=ve عَفَا=affetti عَنْكُمْۖ=sizi ▼ فَ=o zaman الْآنَ=şimdi بَاشِرُوهُنَّ=ilişkiye girin onlarla«dişil» ▼ وَ=ve ابْتَغُوا=arayışında olun مَا=olduklarının كَتَبَ=«yazma»yazarak gerekli kılmış«kitãb»اللَّهُ=Allah′ın لَكُمْۚ=sizin için ▼ وَ=ve de كُلُوا=yiyin وَ=ve اشْرَبُوا=için ▼ حَتَّىٰ=kadar يَتَبَيَّنَ=ayırdedinceye لَكُمُ=sizce ▼ الْخَيْطُ=hattı الْأَبْيَضُ=beyaz مِنَ الْخَيْطِ=hattan الْأَسْوَدِ=siyah ▼ مِنَ الْفَجْرِۖ=Tanyerindeki ▼ ثُمَّ=sonrasında أَتِمُّوا=tamamlayın الصِّيَامَ=orucu إِلَى=kadar اللَّيْلِۚ=geceye ▼ وَ=ve لَا تُبَاشِرُوهُنَّ=ilişkiye girmeyin onlarla«dişil» وَ=iken أَنْتُمْ=siz عَاكِفُونَ=ibadete çekilmiş فِي الْمَسَاجِدِۗ=«secde yeri»mescidlerde«mescid» ▼ تِلْكَ=bunlar حُدُودُ=sınırlarıdır اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=o halde لَا تَقْرَبُوهَاۗ=yakınlaşmayın onlara ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildirir«beyãn»اللَّهُ=Allah آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»لِلنَّاسِ=insanlara ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَّقُونَ=kendini sakındırırlar«takvã»
 ‎﴾ 188 ﴿‎   وَ=ve لَا تَأْكُلُوا=yemeyin أَمْوَالَكُمْ=mallarınızı بَيْنَكُمْ=aranızda بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şekilde ▼ وَ=ve تُدْلُوا=atmayın بِهَا=onları إِلَى=önüne الْحُكَّامِ=hakimlerin ▼ لِتَأْكُلُوا=yemeniz için فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»مِنْ أَمْوَالِ=mallarından النَّاسِ=insanların بِالْإِثْمِ=günah«ism_esîm»bir biçimde ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَعْلَمُونَ=bilir
 ‎﴾ 189 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ الْأَهِلَّةِۖ=hilallerden ▼ قُلْ=de ki هِيَ=onlar مَوَاقِيتُ=vakit ölçüleridir لِلنَّاسِ=insanlar için وَ=ve de(için) الْحَجِّۗ=o Hac«hacc» ▼ وَ=ve لَيْسَ=değildir الْبِرُّ=iyi davranış«birr_ebrãr»بِأَنْ تَأْتُوا=girmeniz الْبُيُوتَ=evlere مِنْ ظُهُورِهَا=oraların arkalarından ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat الْبِرَّ=iyi davranış«birr_ebrãr»مَنِ=kişinin اتَّقَىٰۗ=kendini sakındırmasıdır«takvã» ▼ وَ=ve أْتُوا=girin الْبُيُوتَ=evlere مِنْ أَبْوَابِهَاۚ=oraların kapılarından ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 190 ﴿‎   وَ=ve قَاتِلُوا=savaşın فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın الَّذِينَ=kimselerle يُقَاتِلُونَكُمْ=savaşan sizinle ▼ وَ=ve لَا تَعْتَدُواۚ=aşırı gitmeyin ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُعْتَدِينَ=aşırı gidenleri
 ‎﴾ 191 ﴿‎   وَ=ve اقْتُلُوهُمْ=öldürün(veya "etkisiz hale getirin") onları حَيْثُ=nerede ثَقِفْتُمُوهُمْ=yakalarsanız ▼ وَ=ve de أَخْرِجُوهُمْ=dışarı çıkarın«ihrãc»onları مِنْ حَيْثُ=yerden أَخْرَجُوكُمْۚ=dışarı çıkardıkları«ihrãc»sizi ▼ وَ=ki الْفِتْنَةُ=o eziyet verme«fitne»أَشَدُّ=daha ötedir مِنَ الْقَتْلِۚ=öldürmekten ▼ وَ=ve لَا تُقَاتِلُوهُمْ=savaşmayın onlarla عِنْدَ=katında الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′in(*)«mescid»الْحَرَامِ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ حَتَّىٰ=kadar يُقَاتِلُوكُمْ=savaşıncaya sizinle فِيهِۖ=orada ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer قَاتَلُوكُمْ=savaşırlarsa sizinle فَ=o zaman اقْتُلُوهُمْۗ=öldürün(veya "etkisiz hale getirin") onları ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyledir جَزَاءُ=karşılığı«cezã»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 192 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنِ=eğer انْتَهَوْا=vazgeçerlerse ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 193 ﴿‎   وَ=ve قَاتِلُوهُمْ=savaşın onlarla حَتَّىٰ=kadar لَا تَكُونَ=olmayıncaya فِتْنَةٌ=bir eziyet verme«fitne» ▼ وَ=ve يَكُونَ=oluncaya الدِّينُ=şu din«dîn»لِلَّهِۖ=Allah′ın ▼ فَ=bunun üzerine إِنِ=eğer انْتَهَوْا=vazgeçerlerse ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur عُدْوَانَ=düşmanlık إِلَّا=başkasına عَلَى الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 194 ﴿‎   الشَّهْرُ=ayı الْحَرَامُ=hürmet«haram» (veya "yasak") ▼ بِ=karşılıktır الشَّهْرِ=ayına الْحَرَامِ=hürmet«haram» (veya "yasak") ▼ وَ=ve الْحُرُمَاتُ=hürmetler قِصَاصٌۚ=karşılıklıdır«kısãs» ▼ فَ=o halde مَنِ=kim اعْتَدَىٰ=saldırırsa عَلَيْكُمْ=size ▼ فَ=o zaman اعْتَدُوا=saldırın عَلَيْهِ=ona بِمِثْلِ=dengiyle مَا اعْتَدَىٰ=saldırmasının عَلَيْكُمْۚ=size ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah مَعَ=beraberdir الْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlarla«takvã»
 ‎﴾ 195 ﴿‎   وَ=ve أَنْفِقُوا=sarf«infãk»edin فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve لَا تُلْقُوا=kendinizi atmayın بِأَيْدِيكُمْ=kendi ellerinizle إِلَى التَّهْلُكَةِۛ=tehlikeye ▼ وَ=ve de أَحْسِنُواۛ=güzel davranın«ihsãn_muhsin» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananları«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 196 ﴿‎   وَ=ve أَتِمُّوا=tamamlayın الْحَجَّ=o Haccı«hacc»وَ=ve الْعُمْرَةَ=o «ziyaret»Umreyi لِلَّهِۚ=Allah için ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أُحْصِرْتُمْ=engellenmiş olursanız ▼ فَ=o zaman‑vardır‑ مَا=olan اسْتَيْسَرَ=kolay gelmiş مِنَ الْهَدْيِۖ=hac kurbanlığından«hedy» ▼ وَ=ve de لَا تَحْلِقُوا=tıraş etmeyin رُءُوسَكُمْ=başlarınızı ▼ حَتَّىٰ=kadar يَبْلُغَ=varıncaya الْهَدْيُ=hac kurbanlığı«hedy»مَحِلَّهُۚ=yerine ▼ فَ=sonra da مَنْ=kim كَانَ=olursa مِنْكُمْ=aranızdan مَرِيضًا=hasta ▼ أَوْ=ya da بِهِ=kendisinde أَذًى=bir sıkıntı مِنْ رَأْسِهِ=başından ▼ فَ=o zaman فِدْيَةٌ=‑vardır‑bir kurtulma bedeli«fidye»مِنْ صِيَامٍ=oruç şeklinde ▼ أَوْ=veya صَدَقَةٍ=bağışlayıp bırakma«sadaka»olarak أَوْ=veya نُسُكٍۚ=kurban etme«nüsük_mensek»şeklinde ▼ فَ=ve de إِذَا=zaman أَمِنْتُمْ=güvene erdiğiniz ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kimse تَمَتَّعَ=faydalanmak isteyen بِالْعُمْرَةِ=«ziyaret»Umre ile إِلَى=kadar الْحَجِّ=o Hacca«hacc» ▼ فَ=‑vardır‑o zaman مَا=olan اسْتَيْسَرَ=kolay gelmiş مِنَ الْهَدْيِۚ=hac kurbanlığından«hedy» ▼ فَ=ve مَنْ=kimse لَمْ يَجِدْ=bulamamış ▼ فَ=o zaman صِيَامُ=oruç tutar ثَلَاثَةِ=üç أَيَّامٍ=gün فِي الْحَجِّ=Hacda«hacc» ▼ وَ=ve de سَبْعَةٍ=yedi gün إِذَا=zaman رَجَعْتُمْۗ=döndüğünüz ▼ تِلْكَ=böylece عَشَرَةٌ=ondur كَامِلَةٌۗ=tamamı ▼ ذَٰلِكَ=işte bu لِمَنْ=kimseler içindir لَمْ يَكُنْ=olmayan أَهْلُهُ=ailesi«ehl»حَاضِرِي=bulunur الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′te(*)«mescid»الْحَرَامِۚ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=şiddetlidir الْعِقَابِ=cezası(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 197 ﴿‎   الْحَجُّ=Hac«hacc»أَشْهُرٌ=aylardadır مَعْلُومَاتٌۚ=bilinen ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim فَرَضَ=takdir ederse«farada»فِيهِنَّ=onlar esnasında الْحَجَّ=haccı ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur رَفَثَ=kadına yaklaşmak وَلَا=ne فُسُوقَ=yoldan çıkmışlık«fısk_fãsık»وَلَا=ne de جِدَالَ=kavga فِي الْحَجِّۗ=Hac«hacc»sırasında ▼ وَ=ve de مَا=ne varsa تَفْعَلُوا=yaptığınız مِنْ خَيْرٍ=fayda veren ve iyilikten«hayr»يَعْلَمْهُ=bilir onu اللَّهُۗ=Allah ▼ وَ=ve تَزَوَّدُوا=yanınıza azık alın ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki خَيْرَ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»الزَّادِ=azığın التَّقْوَىٰۚ=kendini sakındırmadır«takvã» ▼ وَ=ve de اتَّقُونِ=kendinizi sakındırın«takvã»Bana yönelik يَا=Ey! أُولِى=sahipleri الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 198 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=sizin için جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»أَنْ تَبْتَغُوا=arayışında olmanızda فَضْلًا=lütfunun«fadl»مِنْ رَبِّكُمْۚ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb» ▼ فَ=o halde إِذَا=zaman أَفَضْتُمْ=ayrılıp akın ettiğiniz مِنْ عَرَفَاتٍ=Arafat′tan ▼ فَ=o zaman اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ı عِنْدَ=katında الْمَشْعَرِ=Şuur Yeri(*) الْحَرَامِۖ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ وَ=ve اذْكُرُوهُ=hatırda tutun«zikr»O′nu كَمَا=gibi(veya "şekilde") هَدَاكُمْ=yol gösterdiği«hüdã»size ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنْتُمْ=idiniz مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce لَمِنَ الضَّالِّينَ=yolunu saşırmışlardan«dalãl»(*) orj MEŞ′ARİ HARÃM
 ‎﴾ 199 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَفِيضُوا=akın edin مِنْ حَيْثُ=yerden أَفَاضَ=akın ettiği النَّاسُ=insanların ▼ وَ=ve de اسْتَغْفِرُوا=günahlarınızın örtülmesini dileyin«istiğfar»اللَّهَۚ=Allah′tan ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 200 ﴿‎   فَ=sonra da إِذَا=zaman قَضَيْتُمْ=bitirdiğiniz مَنَاسِكَكُمْ=kurban edişinizi(veya "hac ritüellerinizi")«nüsük_mensek» ▼ فَ=bunun üzerine اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ı كَذِكْرِكُمْ=hatırda tuttuğunuz«zikr»gibi آبَاءَكُمْ=atalarınızı ▼ أَوْ=veya أَشَدَّ=daha öte ذِكْرًاۗ=bir hatırda tutuşla«zikr» ▼ فَ=bunun üzerine مِنَ النَّاسِ=insanlardan مَنْ=kimi يَقُولُ=der ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آتِنَا=ver bize فِي الدُّنْيَا=dünyada ▼ وَ=ve مَا=yoktur لَهُ=ona ait فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te مِنْ خَلَاقٍ=bir hisse
 ‎﴾ 201 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑onlardan bazı مَنْ=kimseler يَقُولُ=diyen ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آتِنَا=ver bize فِي الدُّنْيَا=dünyada حَسَنَةً=bir güzellik«hasen» ▼ وَ=ve de فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te حَسَنَةً=bir güzellik«hasen» ▼ وَ=ve قِنَا=koru bizi عَذَابَ=cezasından«azãb»النَّارِ=o Ateş«nãr»
 ‎﴾ 202 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=kendilerinedir نَصِيبٌ=bir pay مِمَّا=şeylerden كَسَبُواۚ=kazandıkları ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 203 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرُوا=anın«zikr»اللَّهَ=Allah′ı فِي أَيَّامٍ=günlerde مَعْدُودَاتٍۚ=sayılı ▼ فَ=ve de مَنْ=kim تَعَجَّلَ=acele ederse فِي يَوْمَيْنِ=iki günde ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur إِثْمَ=günah«ism_esîm»عَلَيْهِ=ona ▼ وَ=ve مَنْ=kim تَأَخَّرَ=geri kalırsa ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur إِثْمَ=günah«ism_esîm»عَلَيْهِۚ=ona لِمَنِ=kimse için اتَّقَىٰۗ=kendini sakındıran«takvã» ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّكُمْ=olduğunuzu إِلَيْهِ=O′nun katına تُحْشَرُونَ=toplanacak«haşr»
 ‎﴾ 204 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=‑vardır‑insanlardan مَنْ=kimi يُعْجِبُكَ=senin hoşuna gider قَوْلُهُ=söylediği فِي=hakkında الْحَيَاةِ=hayatı الدُّنْيَا=dünya ▼ وَ=ve يُشْهِدُ=tanık«şãhid» tutar اللَّهَ=Allah′ı عَلَىٰ مَا=olana فِي قَلْبِهِ=onun kalbinde ▼ وَ=oysa هُوَ=o أَلَدُّ=en azılısıdır الْخِصَامِ=hasımların
 ‎﴾ 205 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تَوَلَّىٰ=sırt çevirdiği«tevellã»سَعَىٰ=gayret eder فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ لِيُفْسِدَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapsın diye فِيهَا=orada ▼ وَ=ve(diye) يُهْلِكَ=yok etsin الْحَرْثَ=ekini وَ=ve النَّسْلَۗ=nesli ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْفَسَادَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapılmasını
 ‎﴾ 206 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُ=ona ▼ اتَّقِ=kendini sakındır«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ أَخَذَتْهُ=tuttu onu الْعِزَّةُ=o "kudret ve üstünlük"«izzet»بِالْإِثْمِۚ=günahla«ism_esîm» ▼ فَ=böylece حَسْبُهُ=yetmiştir ona جَهَنَّمُۚ=Cehennem ▼ وَ=ve لَبِئْسَ=ne kötüdür الْمِهَادُ=o yatılacak yer
 ‎﴾ 207 ﴿‎   وَ=ve مِنَ=‑vardır‑ bazısı النَّاسِ=insanlardan ▼ مَنْ=kimseler يَشْرِي=«satar»feda eden نَفْسَهُ=kendisini ▼ ابْتِغَاءَ=arayışında olmak için مَرْضَاتِ=hoşnutluğunun«rıdvãn»اللَّهِۗ=Allah′ın ▼ وَ=ise اللَّهُ=Allah رَءُوفٌ=çok şefkatlidir بِالْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 208 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ ادْخُلُوا=girin فِي السِّلْمِ=teslimiyete«teslîm_müslim»كَافَةً=hepiniz birlikte ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعُوا=peşine takılmayın«ittebã»خُطُوَاتِ=adımlarının الشَّيْطَانِۚ=şeytanın ▼ إِنَّهُ=ki o لَكُمْ=size عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 209 ﴿‎   فَ=o halde إِنْ=eğer زَلَلْتُمْ=kayarsanız مِنْ بَعْدِ=sonra مَا جَاءَتْكُمُ=gelmesinden size الْبَيِّنَاتُ=o açık delillerin«beyyine» ▼ فَ=o zaman اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz» ▼ حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 210 ﴿‎   هَلْ=mı? يَنْظُرُونَ=bekliyorlar إِلَّا=illâ أَنْ يَأْتِيَهُمُ=gelmesini اللَّهُ=Allah′ın ▼ فِي ظُلَلٍ=gölgeler içinde مِنَ الْغَمَامِ=buluttan ▼ وَ=ve(ya) الْمَلَائِكَةُ=meleklerin ▼ وَ=halde قُضِيَ=kararı verilmiş(veya "kararının verilmesini") الْأَمْرُۚ=o yapılması istenmiş olanın«emr» ▼ وَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′a تُرْجَعُ=döndürülür الْأُمُورُ=o yapılması istenmiş olan şeyler«emr»
 ‎﴾ 211 ﴿‎   سَلْ=sor بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarına ▼ كَمْ=nice آتَيْنَاهُمْ=verdik onlara مِنْ آيَةٍ=açık işaretlerden «ãyet»بَيِّنَةٍۗ=açık delilli«beyyine» ▼ وَ=ve مَنْ=kim يُبَدِّلْ=değiştirirse نِعْمَةَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın مِنْ بَعْدِ=sonra مَا جَاءَتْهُ=gelmesinden ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=cezası
 ‎﴾ 212 ﴿‎   زُيِّنَ=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِلَّذِينَ=kimseler için كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünya ▼ وَ=ve يَسْخَرُونَ=alay ederler مِنَ الَّذِينَ=kimselerle آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=oysa الَّذِينَ=kimseler اتَّقَوْا=kendini sakındıran«takvã»فَوْقَهُمْ=üstündedirler onların يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَرْزُقُ=«nimetlerden» faydalandırır«rızk»مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği ▼ بِغَيْرِ=olmadan حِسَابٍ=bir hesap(veya”ölçü”)
 ‎﴾ 213 ﴿‎   كَانَ=idi النَّاسُ=insanlar أُمَّةً=topluluk«ümmet»وَاحِدَةً=tek bir ▼ فَ=sonra بَعَثَ=ortaya çıkardı«ba′s»اللَّهُ=Allah النَّبِيِّينَ=Peygamberleri«nebî»مُبَشِّرِينَ=müjdeciler olarak وَ=ve مُنْذِرِينَ=uyarıcılar olarak ▼ وَ=ve de أَنْزَلَ=indirdi مَعَهُمُ=onlarla beraber الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metni«kitãb»بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk» ▼ لِيَحْكُمَ=hükmetme için بَيْنَ=arasında النَّاسِ=insanlar ▼ فِيمَا=şeylerde اخْتَلَفُوا=ayrılığa düştükleri«ihtilãf»فِيهِۚ=kendisinde ▼ وَ=ve مَا اخْتَلَفَ=ayrılığa düşmedi«ihtilãf»فِيهِ=onda إِلَّا=başkası الَّذِينَ=kimselerden أُوتُوهُ=kendilerine ondan verilmiş ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَا=şeylerden جَاءَتْهُمُ=kendilerine gelen الْبَيِّنَاتُ=o açık delillerden«beyyine» ▼ بَغْيًا=fesat ile بَيْنَهُمْۖ=aralarındaki ▼ فَ=bunun üzerine هَدَى=yol gösterdi«hüdã»اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لِمَا=şeyler için اخْتَلَفُوا=ayrılığa düştükleri«ihtilãf»فِيهِ=kendisinde مِنَ الْحَقِّ=o Gerçeğin«hakk»içinde ▼ بِإِذْنِهِۗ=kendi izniyle ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya "dilediği") إِلَىٰ صِرَاطٍ=yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm» 
 ‎﴾ 214 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? حَسِبْتُمْ=sandınız أَنْ تَدْخُلُوا=gireceğinizi الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ وَ=iken لَمَّا=henüz değil يَأْتِكُمْ=başınıza gelmiş ▼ مَثَلُ=durumu الَّذِينَ=kimselerin خَلَوْا=geçen مِنْ قَبْلِكُمْۖ=sizden öncekiler içinden ▼ مَسَّتْهُمُ=dokunmuştu onlara الْبَأْسَاءُ=darlık«be′s»وَ=ve الضَّرَّاءُ=sıkıntı durumu«darrã» ▼ وَ=ve زُلْزِلُوا=sarsılmışlardı ▼ حَتَّىٰ=nihayet يَقُولَ=diyorlardı ki ▼ الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»وَ=ve de الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَهُ=onunla beraber ▼ مَتَىٰ=ne zamandır? نَصْرُ=yardımı اللَّهِۗ=Allah′ın ▼ أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki نَصْرَ=yardımı اللَّهِ=Allah′ın قَرِيبٌ=yakındadır«karîb»
 ‎﴾ 215 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana مَاذَا=neyi يُنْفِقُونَۖ=uğrunda sarf«infãk»edeceklerini ▼ قُلْ=de ki مَا=olduklarınız أَنْفَقْتُمْ=sizin uğrunda sarf«infãk»edecek مِنْ خَيْرٍ=mal‑mülkten«hayr» ▼ فَ=o halde لِلْوَالِدَيْنِ=ana‑baba içindir وَ=ve الْأَقْرَبِينَ=yakınlar ▼ وَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimler وَ=ve الْمَسَاكِينِ=zavallılar«miskîn»وَ=ve ابْنِ السَّبِيلِۗ=yolcu(yolu«sebîl» devam eden) ▼ وَ=ve de مَا=ne varsa تَفْعَلُوا=yaptığınız مِنْ خَيْرٍ=fayda veren ve iyilikten«hayr» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِهِ=onu عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 216 ﴿‎   كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılındı«kitãb»عَلَيْكُمُ=size الْقِتَالُ=o savaş ▼ وَ=iken هُوَ=o كُرْهٌ=hoşa gitmez bir şey لَكُمْۖ=sizin için ▼ وَ=ve عَسَىٰ=olur ki أَنْ تَكْرَهُوا=hoşlanmazsınız شَيْئًا=bir şeyden وَ=iken هُوَ=kendisi خَيْرٌ="faydalı ve iyi"«hayr»لَكُمْۖ=sizin için ▼ وَ=ve de عَسَىٰ=olur ki أَنْ تُحِبُّوا=seversiniz شَيْئًا=bir şeyi وَ=iken هُوَ=kendisi شَرٌّ=zararlı ve kötü«şerr»لَكُمْۗ=sizin için ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir ▼ وَ=ise أَنْتُمْ=siz لَا تَعْلَمُونَ=bilmezsiniz
 ‎﴾ 217 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ الشَّهْرِ=ayında الْحَرَامِ=hürmet«haram» (veya "yasak") قِتَالٍ=savaşmaktan فِيهِۖ=o sırada ▼ قُلْ=de ki قِتَالٌ=savaş فِيهِ=o sırada كَبِيرٌۖ=«büyük»ağır bir şeydir ▼ وَ=ve صَدٌّ=alıkoymak عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve كُفْرٌ=görmezlikten gelmek«küfr_kãfir»بِهِ=O′nu وَ=ve de الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′i(*)«mescid»الْحَرَامِ=o Hürmetli(*)«haram» ▼ وَ=ve إِخْرَاجُ=dışarı çıkarmak«ihrãc»أَهْلِهِ=ahalisini«ehl»مِنْهُ=ondan ▼ أَكْبَرُ=daha «büyük»ağırdır عِنْدَ=katında اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve الْفِتْنَةُ=o eziyet verme«fitne»أَكْبَرُ=daha «büyük»ağırdır مِنَ الْقَتْلِۗ=öldürmekten ▼ وَ=ve لَا يَزَالُونَ=vazgeçmezler يُقَاتِلُونَكُمْ=savaşmaktan sizinle ▼ حَتَّىٰ=kadar يَرُدُّوكُمْ=döndürünceye sizi عَنْ دِينِكُمْ=dininizden«dîn»إِنِ=eğer اسْتَطَاعُواۚ=güçleri yetse«istitãat» ▼ وَ=ve de مَنْ=kim يَرْتَدِدْ=dönerse مِنْكُمْ=aranızdan عَنْ دِينِهِ=dininden«dîn» ▼ فَ=sonra da يَمُتْ=ölürse وَ=iken هُوَ=kendisi كَافِرٌ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»biri ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların حَبِطَتْ=bir işe yaramamıştır«habt»أَعْمَالُهُمْ=yaptıkları ▼ فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِۖ=Ahiret′te ▼ وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr» ▼ هُمْ=kendileri فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 218 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler هَاجَرُوا=göç eden«muhãcir» ▼ وَ=ve جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»edenler فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar يَرْجُونَ=umarlar رَحْمَتَ=merhametini«rahmet»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 219 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ الْخَمْرِ=«başı örten‑sarhoş eden içecek»içkiden«hamr»وَ=ve الْمَيْسِرِۖ=kumardan ▼ قُلْ=de ki فِيهِمَا=‑vardır‑ o ikisinde إِثْمٌ=bir günah«ism_esîm»كَبِيرٌ=«büyük»ağır ▼ وَ=ve مَنَافِعُ=faydalanılanlar لِلنَّاسِ=insanlar için ▼ وَ=ve إِثْمُهُمَا=o ikisinin günahı«ism_esîm»أَكْبَرُ=daha «büyük»ağırdır مِنْ نَفْعِهِمَاۗ=o ikisinin yararından ▼ وَ=ve يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana مَاذَا=neyi يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»edeceklerini ▼ قُلِ=de ki الْعَفْوَۗ=gerekenden artakalan(veya"vazgeçilen") ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمُ=size الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yorarsınız«tefekkür»
 ‎﴾ 220 ﴿‎   فِي=hakkında الدُّنْيَا=dünya وَ=ve de الْآخِرَةِۗ=Ahiret ▼ وَ=ve يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ الْيَتَامَىٰۖ=yetimlerden ▼ قُلْ=de ki إِصْلَاحٌ=düzeltici işler«ıslah_sulh»yapmak لَهُمْ=onlar için خَيْرٌۖ="faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تُخَالِطُوهُمْ=katışırsanız onlarla فَ=o zaman إِخْوَانُكُمْۚ=sizin kardeşlerinizdir ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=ayırır الْمُفْسِدَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanları مِنَ الْمُصْلِحِۚ=barıştırıcı(veya "düzeltici") işler yapanlardan«ıslah_sulh» ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah لَأَعْنَتَكُمْۚ=kesinlikle zora düşürürdü sizi ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 221 ﴿‎   وَ=ve لَا تَنْكِحُوا=nikah yapmayın الْمُشْرِكَاتِ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerle«dişil»«şirk_müşrik»حَتَّىٰ=kadar يُؤْمِنۚ=inanıp güveninceye«îmãn» ▼ وَ=ve لَأَمَةٌ=bir hizmetkâr«dişil»«eme»مُؤْمِنَةٌ=inanıp güvenmiş«mü′min»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مِنْ مُشْرِكَةٍ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenden«dişil»«şirk_müşrik» ▼ وَلَوْ=bile أَعْجَبَتْكُمْۗ=sizin hoşunuza gitse ▼ وَ=ve لَا تُنْكِحُوا=nikahla yapmayın الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerle«eril»«şirk_müşrik»حَتَّىٰ=kadar يُؤْمِنُواۚ=inanıp güveninceye«îmãn» ▼ وَ=iken لَعَبْدٌ=bir «kulluk»hizmetkâr«eril»«abd»مُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"«hayr»مِنْ مُشْرِكٍ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenden«eril»«şirk_müşrik» ▼ وَلَوْ=bile أَعْجَبَكُمْۗ=hoşunuza gitse ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar يَدْعُونَ=çağırıyorlar«duã»إِلَى النَّارِۖ=o Ateş′e«nãr» ▼ وَ=ise اللَّهُ=Allah يَدْعُوا=çağırıyor«duã»إِلَى الْجَنَّةِ=Cennet′e وَ=ve الْمَغْفِرَةِ=günahların örtülmesine«mağfiret»بِإِذْنِهِۖ=O′nun izniyle ▼ وَ=ve يُبَيِّنُ=bildirir«beyãn»آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»لِلنَّاسِ=insanlara لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 222 ﴿‎   وَ=ve يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنْ=hakkında الْمَحِيضِۖ=âdet görme ▼ قُلْ=de ki هُوَ=o أَذًى=bir can yanmasıdır ▼ فَ=o zaman اعْتَزِلُوا=çekilin النِّسَاءَ=kadınlardan فِي الْمَحِيضِۖ=âdet halinde ▼ وَ=ve لَا تَقْرَبُوهُنَّ=yaklaşmayın onlara«dişil» حَتَّىٰ=kadar يَطْهُرْنَۖ=temizleninceye ▼ فَ=sonra إِذَا=zaman تَطَهَّرْنَ=temizlendikleri فَ=o zaman أْتُوهُنَّ=varın onlara«dişil» مِنْ حَيْثُ=yerden أَمَرَكُمُ=yapılmasını istediğini söylediği«emr»size اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever التَّوَّابِينَ=olumsuzluktan hemen dönüş yapanları«tevbe_tevvãb»وَ=ve يُحِبُّ=sever الْمُتَطَهِّرِينَ=temizlenenleri
 ‎﴾ 223 ﴿‎   نِسَاؤُكُمْ=kadınlarınız حَرْثٌ=bir tarladır(tarla:ekim_ve_hasat_yeri) لَكُمْ=sizin için ▼ فَ=o halde أْتُوا=varın حَرْثَكُمْ=tarlanıza(tarla:ekim_ve_hasat_yeri) أَنَّىٰ=nasıl شِئْتُمْۖ=dilerseniz ▼ وَ=ve قَدِّمُوا=hazırlık yapın لِأَنْفُسِكُمْۚ=kendiniz için ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّكُمْ=olduğunuzu مُلَاقُوهُۗ=O′na kavuşacak وَ=ve بَشِّرِ=müjdele الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 224 ﴿‎   وَ=ve لَا تَجْعَلُوا=kılmayın اللَّهَ=Allah′ı عُرْضَةً=engel لِأَيْمَانِكُمْ=yeminleriniz için ▼ أَنْ تَبَرُّوا=iyi davranışta bulunmanıza«birr_ebrãr»وَ=ve تَتَّقُوا=kendinizi sakındırmaya«takvã» ▼ وَ=ve de تُصْلِحُوا=düzeltmeye«ıslah_sulh»بَيْنَ=arasını النَّاسِۗ=insanların ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 225 ﴿‎   لَا يُؤَاخِذُكُمُ=sorumlu tutmaz sizi اللَّهُ=Allah بِاللَّغْوِ=düşünmeden söylenmiş sözle«lağv»فِي=içinde أَيْمَانِكُمْ=yeminleriniz ▼ وَلَٰكِنْ=fakat يُؤَاخِذُكُمْ=sorumlu tutar بِمَا=olduklarıyla كَسَبَتْ=yüklenmiş قُلُوبُكُمْۗ=kalplerinizin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 226 ﴿‎   لِلَّذِينَ=kimseler için يُؤْلُونَ=yeminli olan مِنْ نِسَائِهِمْ=kadınlara karşı ▼ تَرَبُّصُ=bekleyeceklerdir أَرْبَعَةِ=dört أَشْهُرٍۖ=ay ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer فَاءُوا=dönerse«fãe» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 227 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer عَزَمُوا=karar kılarlarsa الطَّلَاقَ=boşamada ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 228 ﴿‎   وَ=ve الْمُطَلَّقَاتُ=boşanmış olanlar«dişil» يَتَرَبَّصْنَ=gözetlerler«dişil» بِأَنْفُسِهِنَّ=kendilerini«dişil» ثَلَاثَةَ=üç قُرُوءٍۚ=âdet dönemi ▼ وَ=ve لَا يَحِلُّ=serbest«helãl»değildir لَهُنَّ=kendilerine«dişil» أَنْ يَكْتُمْنَ=gizlemeleri«dişil» ▼ مَا=olduklarını خَلَقَ=yaratmış اللَّهُ=Allah′ın فِي أَرْحَامِهِنَّ=kendi rahimlerinde«dişil» ▼ إِنْ=eğer كُنَّ=idiyseler يُؤْمِنُ=inanıp güveniyor«dişil»«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۚ=Ahiret ▼ وَ=ve بُعُولَتُهُنَّ=onların«dişil» kocaları أَحَقُّ=daha hak sahibidir«hakk»بِرَدِّهِنَّ=geri almağa onları«dişil» فِي ذَٰلِكَ=işte bu sırada ▼ إِنْ=eğer أَرَادُوا=isterlerse إِصْلَاحًاۚ=barışmak(veya ”düzeltmek”)«ıslah_sulh» ▼ وَ=ve لَهُنَّ=‑vardır‑ onlar için«dişil» مِثْلُ=dengi الَّذِي=kimsenin«eril» عَلَيْهِنَّ=‑olan‑kendileri üzerinde«dişil» بِالْمَعْرُوفِۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ وَ=ve لِلرِّجَالِ=‑vardır‑ onlar için«eril» عَلَيْهِنَّ=onlar üzerinde«dişil» دَرَجَةٌۗ=bir derece fazlası ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 229 ﴿‎   الطَّلَاقُ=boşama مَرَّتَانِۖ=iki defadır ▼ فَ=ve‑vardır‑ إِمْسَاكٌ=tutmak بِمَعْرُوفٍ=«hakka» uygun«ma′rûf»olarak ▼ أَوْ=ya da تَسْرِيحٌ=salıvermek بِإِحْسَانٍۗ=güzel davranarak«ihsãn_muhsin» ▼ وَ=ve لَا يَحِلُّ=serbest«helãl»değildir لَكُمْ=size«eril» أَنْ تَأْخُذُوا=geri almanız مِمَّا=şeylerden آتَيْتُمُوهُنَّ=onlara«dişil» verdiğiniz شَيْئًا=bir şey ▼ إِلَّا=hariç أَنْ يَخَافَا=ikinizin korkması أَلَّا يُقِيمَا=ikinizin kalacağından حُدُودَ=sınırlarında اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer خِفْتُمْ=korkarsanız sizler أَلَّا يُقِيمَا=ikisinin kalmayacaklarından حُدُودَ=sınırlarında اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِمَا=o ikisine ▼ فِيمَا=olmasında افْتَدَتْ=bir kurtulma bedeli«dişil»«fidye» vermiş بِهِۗ=ona«eril» ▼ تِلْكَ=işte bunlar حُدُودُ=sınırlarıdır اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=o halde لَا تَعْتَدُوهَاۚ=aşmayın onları ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَعَدَّ=aşarsa حُدُودَ=sınırlarını اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 230 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer طَلَّقَهَا=o«eril» boşarsa onu«dişil» ▼ فَ=o zaman لَا تَحِلُّ=serbest«helãl»olmaz لَهُ=ona«eril» مِنْ بَعْدُ=bundan sonra ▼ حَتَّىٰ=kadar تَنْكِحَ=nikahlanıncaya«dişil» زَوْجًا=bir eşe«eril» غَيْرَهُۗ=ondan başka ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer طَلَّقَهَا=o«eril» boşarsa onu«dişil» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِمَا=o ikisine أَنْ يَتَرَاجَعَا=birbirlerine dönmelerinde ▼ إِنْ=eğer ظَنَّا=kanaat getirirlerse«zann»أَنْ يُقِيمَا=kalacaklarına حُدُودَ=sınırlarında اللَّهِۗ=Allah′ın ▼ وَ=ve تِلْكَ=işte bunlar حُدُودُ=sınırlarıdır اللَّهِ=Allah′ın ▼ يُبَيِّنُهَا=bildirir«beyãn»onları لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 231 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman طَلَّقْتُمُ=boşadığınız النِّسَاءَ=kadınları فَ=bunun üzerine بَلَغْنَ=ulaştıklarında أَجَلَهُنَّ=vadelerine«dişil» ▼ فَ=o zaman أَمْسِكُوهُنَّ=tutun onları«dişil» بِمَعْرُوفٍ=«hakka» uygun«ma′rûf»olarak ▼ أَوْ=ya da سَرِّحُوهُنَّ=bırakın onları«dişil» بِمَعْرُوفٍۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»olarak ▼ وَ=ve لَا تُمْسِكُوهُنَّ=tutmayın onları«dişil» ضِرَارًا=zarar vererek لِتَعْتَدُواۚ=haklarını ihlal etmek için ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْ=yaparsa ذَٰلِكَ=işte bunu ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki ظَلَمَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiştir نَفْسَهُۚ=kendine ▼ وَ=ve لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın هُزُوًاۚ=bir eğlence ▼ وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَتَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size olan ▼ وَ=ve مَا=olanı أَنْزَلَ=indirilmiş عَلَيْكُمْ=size مِنَ الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinden«kitãb»وَ=ve الْحِكْمَةِ=o Hikmet′ten ▼ يَعِظُكُمْ=nasihat verir size بِهِۚ=onunla ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah بِكُلِّ=her شَيْءٍ=şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 232 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman طَلَّقْتُمُ=boşadığınız النِّسَاءَ=kadınları فَ=bunun üzerine بَلَغْنَ=ulaştıklarında أَجَلَهُنَّ=vadelerine«dişil» ▼ فَ=o zaman لَا تَعْضُلُوهُنَّ=engel olmayın onların«dişil» أَنْ يَنْكِحْنَ=nikahlanmalarına«dişil» أَزْوَاجَهُنَّ=kocalarıyla ▼ إِذَا=zaman تَرَاضَوْا=karşılıklı kabul ettikleri بَيْنَهُمْ=kendi aralarında بِالْمَعْرُوفِۗ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ ذَٰلِكَ=işte bu يُوعَظُ=nasihat edilir بِهِ=kendisiyle ▼ مَنْ=kimseye كَانَ=olan مِنْكُمْ=aranızdan يُؤْمِنُ=inanıp güvenecek«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve de الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۗ=Ahiret ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu أَزْكَىٰ=daha iyidir لَكُمْ=sizin için وَ=ve أَطْهَرُۗ=daha temizdir ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=biliyor ▼ وَ=ise أَنْتُمْ=siz لَا تَعْلَمُونَ=bilmiyorsunuz
 ‎﴾ 233 ﴿‎   وَ=ve الْوَالِدَاتُ=anneler يُرْضِعْنَ=emzirirler أَوْلَادَهُنَّ=çocuklarını kendilerinin«dişil» حَوْلَيْنِ=iki yıl كَامِلَيْنِۖ=tam ▼ لِمَنْ=kimse için أَرَادَ=isteyen أَنْ يُتِمَّ=tamamlamak الرَّضَاعَةَۚ=emzirmeyi ▼ وَ=ve عَلَى=«üzerinde»sorumluluğundadır الْمَوْلُودِ=çocuğu olanın لَهُ=kendisine ait«eril» ▼ رِزْقُهُنَّ=onların«dişil» faydalanacakları «nimetler» «rızk»وَ=ve كِسْوَتُهُنَّ=onların«dişil» giyecekleri بِالْمَعْرُوفِۚ=«hakka» uygun şekilde«ma′rûf» ▼ لَا تُكَلَّفُ=yükümlü tutulmayacaktır نَفْسٌ=bir kimse إِلَّا=başka وُسْعَهَاۚ=gücünün yettiğinden ▼ لَا تُضَارَّ=zarara sokulmasın وَالِدَةٌ=anne بِ=nedeniyle وَلَدِهَا=kendi çocuğu«dişil» ▼ وَلَا=ne de مَوْلُودٌ=çocuğu olan لَهُ=kendisine ait«eril» بِ=nedeniyle وَلَدِهِۚ=kendi«eril» çocuğu ▼ وَ=ve عَلَى=«üzerinde»sorumluluğundadır الْوَارِثِ=mirasçının مِثْلُ=dengi ذَٰلِكَۗ=işte bunun ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أَرَادَا=isterlerse فِصَالًا=sütten kesmek عَنْ تَرَاضٍ=karşılıklı kabul ederek مِنْهُمَا=bu ikisinin arasında وَ=ve تَشَاوُرٍ=danışarak ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِمَاۗ=kendilerine ▼ وَ=ve إِنْ=eğer أَرَدْتُمْ=isterseniz أَنْ تَسْتَرْضِعُوا=emzirtmek أَوْلَادَكُمْ=çocuklarınızı ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=üzerinize ▼ إِذَا=sonra سَلَّمْتُمْ=teslim ettikten«teslîm_müslim»مَا=olduğunuzu آتَيْتُمْ=sizin vermiş بِالْمَعْرُوفِۗ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 234 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler يُتَوَفَوْنَ=ölen مِنْكُمْ=aranızdan وَ=iken يَذَرُونَ=geriye bırakmış أَزْوَاجًا=eşler ▼ يَتَرَبَّصْنَ=bekleyip gözetlerler بِأَنْفُسِهِنَّ=kendilerini«dişil» أَرْبَعَةَ=dört أَشْهُرٍ=ay وَ=ve عَشْراًۚ=on gün ▼ فَ=bunun üzerine إِذَا=zaman بَلَغْنَ=bitirdikleri أَجَلَهُنَّ=vadelerini«dişil» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize ▼ فِيمَا=olmalarında فَعَلْنَ=yapmış فِي أَنْفُسِهِنَّ=kendileri için«dişil» بِالْمَعْرُوفِۗ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 235 ﴿‎   وَ=ve لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=size ▼ فِي=hakkında مَا=olduğunuzun عَرَّضْتُمْ=sizin arzetmeniz بِهِ=kendisiyle مِنْ خِطْبَةِ=evlenme teklifini ▼ النِّسَاءِ=kadınlara ▼ أَوْ=yahut أَكْنَنْتُمْ=örtmeniz«meknun_ekinnet»فِي أَنْفُسِكُمْۚ=kendi içinizde ▼ عَلِمَ=bilir اللَّهُ=Allah أَنَّكُمْ=olduğunuzu سَتَذْكُرُونَهُنَّ=onlardan«dişil» bahsedecek«zikr» ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لَا تُوَاعِدُوهُنَّ=sözleşmeyin onlarla«dişil» سِرًّا=gizli«sirra»olarak ▼ إِلَّا=olması dışında أَنْ تَقُولُوا=söylemeniz قَوْلًا=bir kelam مَعْرُوفًاۚ=«hakka» uygun«ma′rûf» ▼ وَ=ve لَا تَعْزِمُوا=karar kılmayın عُقْدَةَ=akdinde النِّكَاحِ=nikah ▼ حَتَّىٰ=kadar يَبْلُغَ=ulaşıncaya الْكِتَابُ=o «yazma»yazılarak gerekli kılınanın«kitãb»أَجَلَهُۚ=vadesine ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı فِي أَنْفُسِكُمْ=kendi içinizde ▼ فَ=o halde احْذَرُوهُۚ=çekinin O′ndan ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 236 ﴿‎   لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=size إِنْ=eğer طَلَّقْتُمُ=boşarsınız النِّسَاءَ=kadınları ▼ مَا=olduğunuz لَمْ تَمَسُّوهُنَّ=sizin onlara«dişil» henüz dokunmamış أَوْ=ne de تَفْرِضُوا=takdir etmiş olmanız«farada»لَهُنَّ=onlara«dişil» فَرِيضَةًۚ=bir miktar«farîdat» ▼ وَ=ve مَتِّعُوهُنَّ=yararlandırsın onları«dişil» عَلَى الْمُوسِعِ=eli geniş olan قَدَرُهُ=kendi gücü ölçüsünde«kadîr_mikdãr» ▼ وَ=ve de عَلَى الْمُقْتِرِ=eli dar olan قَدَرُهُ=kendi gücü ölçüsünde«kadîr_mikdãr»مَتَاعًا=bir geçimlik varlık بِالْمَعْرُوفِۖ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ حَقًّا=bir borçtur«hakk»عَلَى=üzerine الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 237 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer طَلَّقْتُمُوهُنَّ=boşarsanız onları«dişil» مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تَمَسُّوهُنَّ=dokunmanızdan onlara«dişil» ▼ وَ=ve قَدْ=bu arada فَرَضْتُمْ=takdir etmişseniz«farada»لَهُنَّ=onlar için«dişil» فَرِيضَةً=bir miktar«farîdat» ▼ فَ=o halde نِصْفُ=yarısıdır مَا=olduğunuzun فَرَضْتُمْ=sizin takdir etmiş«farada» ▼ إِلَّا=hariç أَنْ يَعْفُونَ=onun«dişil» vazgeçmesi ▼ أَوْ=veya يَعْفُوَا=vazgeçmesi الَّذِي=kimsenin بِيَدِهِ=elinde olan«eril» عُقْدَةُ=akdi النِّكَاحِۚ=nikah ▼ وَ=ve أَنْ تَعْفُوا=affetmeniz أَقْرَبُ=daha yakındır لِلتَّقْوَىٰۚ=kendinizi sakındırmaya«takvã» ▼ وَ=ve لَا تَنْسَوُا=unutmayın الْفَضْلَ=lütufta bulunmayı«fadl»بَيْنَكُمْۚ=birbirinize ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 238 ﴿‎   حَافِظُوا=muhafaza edin عَلَى الصَّلَوَاتِ=«iyilik istemek»namazları«salãt» ▼ وَ=ve الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»namazını«salãt»الْوُسْطَىٰ=orta denge«vasat» ▼ وَ=ve قُومُوا=huzurda ayakta durun«kıyãm»لِلَّهِ=Allah için قَانِتِينَ=karşısında hürmetle durarak«kãnit»
 ‎﴾ 239 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer خِفْتُمْ=korkarsanız فَ=o zaman رِجَالًا=‑olur‑yaya olarak أَوْ=yahut رُكْبَانًاۖ=binmiş olarak ▼ فَ=ve de إِذَا=zaman أَمِنْتُمْ=güvene kavuştuğunuz ▼ فَ=o zaman اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ı ▼ كَمَا=şekilde عَلَّمَكُمْ=öğrettiği size مَا=şeyleri لَمْ تَكُونُوا=olmadığınız تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 240 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler يُتَوَفَوْنَ=ölen مِنْكُمْ=aranızdan وَ=ve يَذَرُونَ=geriye bırakan أَزْوَاجًا=eşler ▼ وَصِيَّةً=bir vasiyettir«vasıyyet»لِأَزْوَاجِهِمْ=eşleri için مَتَاعًا=geçimlik varlık ▼ إِلَى=kadar الْحَوْلِ=bu yıla غَيْرَ إِخْرَاجٍۚ=dışarı çıkarılmadan«ihrãc» ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer خَرَجْنَ=kendileri dışarı çıkarlarsa«ihrãc» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=sizin için ▼ فِيمَا=şeyde فَعَلْنَ=yaptıkları فِي=ilgili أَنْفُسِهِنَّ=kendileriyle«dişil» مِنْ مَعْرُوفٍۗ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 241 ﴿‎   وَ=ve لِلْمُطَلَّقَاتِ=‑vardır‑boşanmış kadınlara مَتَاعٌ=bir geçimlik varlık بِالْمَعْرُوفِۖ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekilde ▼ حَقًّا=bir borç«hakk»olarak عَلَى=üzerine الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranların«takvã»
 ‎﴾ 242 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildirmektedir«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمْ=size آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet» ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 243 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin ▼ إِلَى الَّذِينَ=kimseleri خَرَجُوا=dışarı çıkan«ihrãc»مِنْ دِيَارِهِمْ=yurtlarından ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri أُلُوفٌ=binlerce ▼ حَذَرَ=korkarak الْمَوْتِ=ölümden ▼ فَ=bunun üzerine قَالَ=demişti ki لَهُمُ=onlara اللَّهُ=Allah مُوتُوا=”ölün!" ▼ ثُمَّ=sonrasında أَحْيَاهُمْۚ=diriltmişti onları ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَذُو=kesinlikle sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَلَى=karşı النَّاسِ=insanlara ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 244 ﴿‎   وَ=ve قَاتِلُوا=savaşın فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 245 ﴿‎   مَنْ=kimdir ذَا=o kişi الَّذِي=olan يُقْرِضُ=borç verecek اللَّهَ=Allah′a قَرْضًا=bir borcu حَسَنًا=güzel«hasen» ▼ فَ=bunun üzerine يُضَاعِفَهُ=arttıracaktır onu لَهُ=onun için أَضْعَافًا=fazlasıyla كَثِيرَةًۚ=kat kat ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَقْبِضُ=kısar وَ=ya da يَبْسُطُ=açar ▼ وَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 246 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الْمَلَإِ=ileri gelenlerini مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarının مِنْ بَعْدِ=sonra مُوسَىٰ=Mûsã′dan ▼ إِذْ=bir vakit قَالُوا=demişlerdi ki لِنَبِيٍّ=Peygamberlerine«nebî»لَهُمُ=kendilerinin ▼ ابْعَثْ=çıkar«ba′s»لَنَا=bizim için مَلِكًا=bir hükümdar«melik»نُقَاتِلْ=savaşalım فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ قَالَ=dedi ki هَلْ=ya? عَسَيْتُمْ=olursa ▼ إِنْ=eğer كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılınırsa«kitãb»عَلَيْكُمُ=size الْقِتَالُ=savaş ▼ أَلَّا تُقَاتِلُواۖ=savaşmamanız(durumu) ▼ قَالُوا=dediler ki وَ=ya مَا=neyimiz? لَنَا=‑var‑bizim أَلَّا نُقَاتِلَ=savaşmayalım فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=iken قَدْ=bu arada أُخْرِجْنَا=biz dışarı çıkarılmış«ihrãc»مِنْ دِيَارِنَا=yurtlarımızdan وَ=ve de أَبْنَائِنَاۖ=oğullarımızdan ▼ فَ=sonra لَمَّا كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılınınca«kitãb»عَلَيْهِمُ=kendilerine الْقِتَالُ=o savaş ▼ تَوَلَّوْا=sırt çevirdiler«tevellã»إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek azı مِنْهُمْۗ=içlerinden ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِالظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 247 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi لَهُمْ=onlara نَبِيُّهُمْ=Peygamberleri«nebî» ▼ إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah قَدْ بَعَثَ=çıkarmıştır«ba′s»لَكُمْ=sizin için طَالُوتَ=Talut′u مَلِكًاۚ=hükümdar«melik»olarak ▼ قَالُوا=dediler ki أَنَّىٰ=nasıl? يَكُونُ=olur لَهُ=onun الْمُلْكُ=hükümranlığı«mülk»عَلَيْنَا=bizim üzerimize ▼ وَ=ve نَحْنُ=biz أَحَقُّ=daha hakedeniz«hakk»بِالْمُلْكِ=hükümranlığı«mülk»مِنْهُ=ondan ▼ وَ=ve لَمْ يُؤْتَ=verilmemiştir سَعَةً=bir genişlik مِنَ الْمَالِۚ=maldan ▼ قَالَ=dedi إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah اصْطَفَاهُ=seçti onu عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize ▼ وَ=ve زَادَهُ=artırdı onda بَسْطَةً=genişliği فِي الْعِلْمِ=o bilgide«ilm»وَ=ve de الْجِسْمِۖ=bedende ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يُؤْتِي=verir مُلْكَهُ=hükümranlığı«mülk»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 248 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi لَهُمْ=onlara نَبِيُّهُمْ=Peygamberleri«nebî» ▼ إِنَّ=ki آيَةَ=açık bir işareti«ãyet»مُلْكِهِ=onun hükümranlığının«mülk» ▼ أَنْ يَأْتِيَكُمُ=gelmesidir size التَّابُوتُ=o Sandığın ▼ فِيهِ=‑vardır‑onun içinde سَكِينَةٌ=bir huzur مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden ▼ وَ=ve بَقِيَّةٌ=bir kalıntı مِمَّا=şeylerden تَرَكَ=geriye bıraktıkları آلُ=ailesinin مُوسَىٰ=Mûsã ▼ وَ=ve آلُ=ailesinin هَارُونَ=Hãrûn ▼ تَحْمِلُهُ=taşıdığı الْمَلَائِكَةُۚ=meleklerin ▼ إِنَّ=ki فِي ذَٰلِكَ=bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لَكُمْ=sizin için ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olduysanız مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 249 ﴿‎   فَ=böylece لَمَّا فَصَلَ=ayrılınca طَالُوتُ=Talut بِالْجُنُودِ=ordularla ▼ قَالَ=dedi إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah مُبْتَلِيكُمْ=sınayandır«belã» sizi بِنَهَرٍ=bir ırmakla ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim شَرِبَ=içerse مِنْهُ=ondan فَ=o zaman لَيْسَ=değildir مِنِّي=benden ▼ وَ=ve مَنْ=kim لَمْ يَطْعَمْهُ=doyasıya içmezse onu فَ=şu halde إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مِنِّي=bendendir ▼ إِلَّا=dışında مَنِ=kimsenin اغْتَرَفَ=avuçlayan غُرْفَةً=bir avuç بِيَدِهِۚ=eliyle ▼ فَ=bunun üzerine شَرِبُوا=içtiler مِنْهُ=ondan إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek azı مِنْهُمْۚ=içlerinden ▼ فَ=sonra لَمَّا جَاوَزَهُ=geçince onu هُوَ=o وَ=ve الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَهُ=onunla beraber ▼ قَالُوا=dediler ki لَا=yok طَاقَةَ=bir güç لَنَا=bizde الْيَوْمَ=bugün بِجَالُوتَ=Cãlût′a karşı وَ=ve de جُنُودِهِۚ=askerlerine ▼ قَالَ=dedi ki الَّذِينَ=kimseler يَظُنُّونَ=kanaat getiren«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına مُلَاقُوا=kavuşacak اللَّهِ=Allah′a ▼ كَمْ=nice مِنْ فِئَةٍ=topluluk قَلِيلَةٍ=az olan غَلَبَتْ=galip gelmiştir ▼ فِئَةً=topluluğa كَثِيرَةً=çok olan ▼ بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۗ=Allah′ın ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah مَعَ=beraberdir الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerle«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 250 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا بَرَزُوا=karşısına çıkınca لِجَالُوتَ=Cãlût′un وَ=ve جُنُودِهِ=askerlerinin قَالُوا=dediler ki ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَفْرِغْ=«dök»yağdır عَلَيْنَا=üzerimize صَبْرًا=bir yılmadan dayanış«sabr_sãbir» ▼ وَ=ve ثَبِّتْ=sağlam tut أَقْدَامَنَا=ayaklarımızı ▼ وَ=ve انْصُرْنَا=yardım et bize عَلَى=karşı الْقَوْمِ=o topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 251 ﴿‎   فَ=bunun üzerine هَزَمُوهُمْ=bozdular onları بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve قَتَلَ=öldürdü دَاوُودُ=Dãvûd جَالُوتَ=Cãlût′u ▼ وَ=ve آتَاهُ=verdi ona اللَّهُ=Allah الْمُلْكَ=hükümranlığı«mülk»وَ=ve الْحِكْمَةَ=Hikmeti ▼ وَ=ve عَلَّمَهُ=öğretti ona مِمَّا=şeylerden يَشَاءُۗ=dilediği ▼ وَ=ve لَوْلَا=olmasaydı دَفْعُ=savmış اللَّهِ=Allah النَّاسَ=insanların بَعْضَهُمْ=kimini بِبَعْضٍ=kimiyle ▼ لَفَسَدَتِ=kesinlikle "ortalığı karıştıran kötülükler"e«fesãd»uğrardı الْأَرْضُ=yeryüzü ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah ذُو=sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl» ▼ عَلَى=karşı الْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 252 ﴿‎   تِلْكَ=bunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ نَتْلُوهَا=sayıp dökeceğiz«tilãvet» onları عَلَيْكَ=sana بِالْحَقِّۚ=o Gerçek′le«hakk» ▼ وَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ=kesinlikle Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerdensin
 ‎﴾ 253 ﴿‎   تِلْكَ=işte o الرُّسُلُ=Elçilerin«rasûl»فَضَّلْنَا=üstte tuttuk«fadl»بَعْضَهُمْ=kimini عَلَىٰ بَعْضٍۘ=kiminden مِنْهُمْ=içlerinden ▼ مَنْ=kimine كَلَّمَ=konuştu اللَّهُۖ=Allah وَ=ve de رَفَعَ=yükseltti بَعْضَهُمْ=kimini دَرَجَاتٍۚ=derecelerle ▼ وَ=ve آتَيْنَا=verdik عِيسَى=Îsã′ya ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu الْبَيِّنَاتِ=o açık delilleri«beyyine» ▼ وَ=ve أَيَّدْنَاهُ=destekledik onu بِ=ile رُوحِ=«Ruh»"İlâhi Destek ve Bilgi"si(*)«rûh»الْقُدُسِۗ=o«kutsal»Saygıdeğer′in(*)«kuddûs» ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah مَا اقْتَتَلَ=birbirlerini öldürmezlerdi الَّذِينَ=kimseler مِنْ بَعْدِهِمْ=arkalarından gelen ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَا جَاءَتْهُمُ=gelmesinden الْبَيِّنَاتُ=o açık deliller«beyyine» ▼ وَلَٰكِنِ=fakat اخْتَلَفُوا=ayrılığa düştüler«ihtilãf» ▼ فَ=böylece مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi آمَنَ=inanıp güvendi«îmãn» ▼ وَ=ve de مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi كَفَرَۚ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geldi«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah مَا اقْتَتَلُوا=birbirlerini öldürmezlerdi ▼ وَلَٰكِنَّ=ama اللَّهَ=Allah يَفْعَلُ=yapar مَا=neyi يَشَاءُ=dilerse(*) orj RÛHİLKUDUS
 ‎﴾ 254 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edin مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاكُمْ=faydalandırdığımız«rızk»sizi ▼ مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يَأْتِيَ=gelmesinden يَوْمٌ=bir günün ▼ لَا=yoktur بَيْعٌ=alışveriş فِيهِ=o sırada ▼ وَلَا=ne خُلَّةٌ=bir dostluk وَلَا=ne de شَفَاعَةٌۗ=bir şefaat ▼ وَ=ve الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»هُمُ=kendileridir الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 255 ﴿‎   اللَّهُ=Allah ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=bir ilâh إِلَّا=başka هُوَ=Kendisinden ▼ الْحَيُّ=”Hep Diri Kalan”dır«hayy»الْقَيُّومُۚ=”Hep Ayakta Olan”dır«kayyûm» ▼ لَا تَأْخُذُهُ=tutmaz O′nu سِنَةٌ=bir uyuklama وَلَا=ne de نَوْمٌۚ=bir uyku ▼ لَهُ=O′nundur مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzünde ▼ مَنْ=kimdir ذَا=o kişi الَّذِي=olan يَشْفَعُ=şefaat edecek عِنْدَهُ=O′nun katında ▼ إِلَّا=dışında بِإِذْنِهِۚ=O′nun izni ▼ يَعْلَمُ=bilir مَا=şeyi بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»onların önündeki ▼ وَ=ve مَا=şeyi خَلْفَهُمْۖ=artlarından gelen«halef» ▼ وَ=ve لَا يُحِيطُونَ=kavramayacaklardır بِشَيْءٍ=bir şeyi مِنْ عِلْمِهِ=O′nun bilgisinden«ilm»إِلَّا=olması dışında بِمَا=olduğuyla شَاءَۚ=O′nun dilemiş ▼ وَسِعَ=kapsar كُرْسِيُّهُ=O′nun «kürsü»hükümranlığı السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَۖ=yeryüzünü ▼ وَ=ve لَا يَئُودُهُ=ağır gelmez O′na حِفْظُهُمَاۚ=muhafaza etmek onları ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur الْعَلِيُّ=‑asıl‑”Yüce Olan”«alî»الْعَظِيمُ=‑asıl‑”Muazzam Olan”«azîm»
 ‎﴾ 256 ﴿‎   لَا=yoktur إِكْرَاهَ=zorlama فِي الدِّينِۖ=bu dinde«dîn» ▼ قَدْ تَبَيَّنَ=ayrılmıştır الرُّشْدُ=doğru yola erişmek«rüşd»مِنَ الْغَيِّۚ=yoldan şaşmaktan«gayy» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kim يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِالطَّاغُوتِ=o Azmış′ı«tuğyãn_tağ′ût»وَ=ve de يُؤْمِنُ=inanıp güvenirse«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ فَ=o zaman قَدِ=emin olun ki اسْتَمْسَكَ=yapışmıştır بِالْعُرْوَةِ=bir kulpa الْوُثْقَىٰ=sağlam ▼ لَا=olmaz انْفِصَامَ=kopması لَهَاۗ=onun ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 257 ﴿‎   اللَّهُ=Allah وَلِيُّ="destek çıkan yakın"ıdır«velî_evliyã»الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ يُخْرِجُهُمْ=dışarı çıkarır«ihrãc»onları مِنَ الظُّلُمَاتِ=karanlıklardan«zulumãt»إِلَى النُّورِۖ=aydınlığa«nûr» ▼ وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ أَوْلِيَاؤُهُمُ=onların "destek çıkan yakın"ları«velî_evliyã»الطَّاغُوتُ=o Azmıştır«tuğyãn_tağ′ût» ▼ يُخْرِجُونَهُمْ=o dışarı çıkarır«ihrãc»onları مِنَ النُّورِ=aydınlıktan«nûr»إِلَى الظُّلُمَاتِۗ=karanlıklara«zulumãt» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr» ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 258 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِي=kimseyi حَاجَّ=tartışan إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′le فِي رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"i«rabb»hakkında ▼ أَنْ=diye آتَاهُ=verdi ona اللَّهُ=Allah الْمُلْكَ=hükümranlığı«mülk» ▼ إِذْ=zaman قَالَ=dediği إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm ▼ رَبِّيَ=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»الَّذِينَ=kimsedir يُحْيِي=hayat veren وَ=ve de يُمِيتُ=öldüren ▼ قَالَ=dedi ki أَنَا=ben أُحْيِي=hayat veririm وَ=ve de أُمِيتُۖ=öldürürüm ▼ قَالَ=dedi إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm فَ=şu halde إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah يَأْتِي=getirir بِالشَّمْسِ=Güneş′i مِنَ الْمَشْرِقِ=doğudan ▼ فَ=öyleyse أْتِ=sen getir بِهَا=onu مِنَ الْمَغْرِبِ=batıdan ▼ فَ=bunun üzerine بُهِتَ=şaşırıp kaldı الَّذِي=olan كَفَرَۗ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 259 ﴿‎   أَوْ=yahut كَالَّذِي=kimse gibisini مَرَّ=uğramış عَلَىٰ قَرْيَةٍ=bir yerleşime«karye» ▼ وَ=ve هِيَ=kendisi خَاوِيَةٌ=yığılmış عَلَىٰ عُرُوشِهَا=çatılarının üstüne ▼ قَالَ=demişti ki أَنَّىٰ=nasıl? يُحْيِي=hayat verecek هَٰذِهِ=şuna(şu:yerleşim) اللَّهُ=Allah بَعْدَ=sonra مَوْتِهَاۖ=ölümünden ▼ فَ=bunun üzerine أَمَاتَهُ=öldürdü onu اللَّهُ=Allah مِائَةَ=yüz عَامٍ=sene ثُمَّ=sonrasında بَعَثَهُۖ=diriltti«ba′s» onu ▼ قَالَ=dedi ki كَمْ=ne kadar لَبِثْتَۖ=kaldın ▼ قَالَ=o dedi ki لَبِثْتُ=kaldım يَوْمًا=bir gün أَوْ=ya da بَعْضَ=bir kısmı يَوْمٍۖ=bir günün ▼ قَالَ=O dedi ki بَلْ=yok aslında! لَبِثْتَ=kaldın مِائَةَ=yüz عَامٍ=yıl ▼ فَ=o zaman انْظُرْ=bak إِلَىٰ طَعَامِكَ=yiyeceğine وَ=ve شَرَابِكَ=içeceğine لَمْ يَتَسَنَّهْۖ=bozulmamış ▼ وَ=ve انْظُرْ=bak إِلَىٰ حِمَارِكَ=eşeğine ▼ وَ=ve لِنَجْعَلَكَ=kılmamız için seni آيَةً=bir açık işaret«ãyet»لِلنَّاسِۖ=insanlara ▼ وَ=ve انْظُرْ=bak إِلَى الْعِظَامِ=kemiklere كَيْفَ=nasıl نُنْشِزُهَا=birleştiriyoruz onları ▼ ثُمَّ=sonrasında نَكْسُوهَا=giydiriyoruz onlara لَحْمًاۚ=et ▼ فَ=sonra لَمَّا تَبَيَّنَ=açıkça görününce لَهُ=onun için ▼ قَالَ=dedi ki أَعْلَمُ=daha iyi biliyorum أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 260 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَرِنِي=göster bana كَيْفَ=nasıl تُحْيِي=hayat verdiğini الْمَوْتَىٰۖ=ölülere ▼ قَالَ=dedi ki أَ=mı? وَ=peki لَمْ تُؤْمِنۖ=inanıp güvenmedin«îmãn» ▼ قَالَ=dedi ki بَلَىٰ=yok aslında! ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لِيَطْمَئِنَّ=tatmin olması için قَلْبِيۖ=kalbimin ▼ قَالَ=dedi ki فَ=o zaman خُذْ=tut أَرْبَعَةً=dördünü مِنَ الطَّيْرِ=kuşlardan ▼ فَ=bunun üzerine صُرْهُنَّ=alıştır onları إِلَيْكَ=kendine ▼ ثُمَّ=sonrasında اجْعَلْ=koy عَلَىٰ=üzerine كُلِّ=her جَبَلٍ=dağın مِنْهُنَّ=onlardan جُزْءًا=bir kısım ▼ ثُمَّ=sonrasında ادْعُهُنَّ=çağır«duã»onları يَأْتِينَكَ=geleceklerdir sana سَعْيًاۚ=gayretle ▼ وَ=ve اعْلَمْ=bil أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 261 ﴿‎   مَثَلُ=durumu الَّذِينَ=kimselerin يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden أَمْوَالَهُمْ=mallarını فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ كَمَثَلِ=durumu gibidir حَبَّةٍ=bir tohumun أَنْبَتَتْ=veren سَبْعَ=yedi سَنَابِلَ=başak ▼ فِي كُلِّ=her سُنْبُلَةٍ=başakta مِائَةُ=yüz حَبَّةٍۗ=tohum ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يُضَاعِفُ=kat kat verir لِمَنْ=kimseye يَشَاءُۗ=dilediği ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 262 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden أَمْوَالَهُمْ=mallarını فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ ثُمَّ=sonrasında لَا يُتْبِعُونَ=peşine takılmayan مَا=olduklarının أَنْفَقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmiş مَنًّا=başa kakarak ▼ وَلَا=ne de أَذًىۙ=inciterek ▼ لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için أَجْرُهُمْ=bedelleri«ecr»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ وَلَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=onlar يَحْزَنُونَ=üzülür
 ‎﴾ 263 ﴿‎   قَوْلٌ=bir kelam مَعْرُوفٌ=«hakka» uygun«ma′rûf»وَ=ve de مَغْفِرَةٌ=günahın örtülmesi«mağfiret» ▼ خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»مِنْ صَدَقَةٍ=bağışlayıp bırakılandan«sadaka» ▼ يَتْبَعُهَا=peşinden gelen أَذًىۗ=incitme ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَنِيٌّ=”ihtiyaçsız ve eksiksiz” olandır«ğaniyy»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 264 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تُبْطِلُوا=geçersiz kılmayın«ibtãl»صَدَقَاتِكُمْ=bağışlayıp bıraktıklarınızı«sadaka» ▼ بِالْمَنِّ=lütuf saymakla وَ=ve(ile) الْأَذَىٰ=incitme ▼ كَالَّذِي=kimse gibi يُنْفِقُ=uğrunda sarf«infãk»eden مَالَهُ=malını رِئَاءَ=gösteriş için النَّاسِ=insanlara ▼ وَ=ve لَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve de الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۖ=Ahiret ▼ فَ=böylece مَثَلُهُ=onun durumu كَمَثَلِ=durumu gibidir صَفْوَانٍ=bir kayanın ▼ عَلَيْهِ=‑olan‑üzerinde تُرَابٌ=toprak ▼ فَ=bunun üzerine أَصَابَهُ=isabet ettiğinde ona وَابِلٌ=bir sağanak ▼ فَ=o zaman تَرَكَهُ=bırakır onu صَلْدًاۖ=sert bir taş halinde ▼ لَا يَقْدِرُونَ=onlar güç yetiremezler«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ شَيْءٍ=bir şeye مِمَّا=şeylerden كَسَبُواۗ=kazandıkları ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 265 ﴿‎   وَ=ve de مَثَلُ=durumu الَّذِينَ=kimselerin يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden أَمْوَالَهُمُ=mallarını ▼ ابْتِغَاءَ=arayışında olarak مَرْضَاتِ=hoşnutluğunun«rıdvãn»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve تَثْبِيتًا=kökleştirerek مِنْ أَنْفُسِهِمْ=benliklerindekini ▼ كَمَثَلِ=durumu gibidir جَنَّةٍ=bir bahçenin بِرَبْوَةٍ=yükseklerdeki ▼ أَصَابَهَا=isabet eden kendisine وَابِلٌ=bir sağanak ▼ فَ=sonra da آتَتْ=verir أُكُلَهَا=oranın ürününü ضِعْفَيْنِ=iki kat ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ يُصِبْهَا=isabet etmezse oraya وَابِلٌ=bir sağanak فَ=o zaman طَلٌّۗ=çisinti olur ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 266 ﴿‎   أَ=mi? يَوَدُّ=temenni eder أَحَدُكُمْ=biriniz أَنْ تَكُونَ=olmasını لَهُ=kendisinin جَنَّةٌ=bir bahçesi ▼ مِنْ نَخِيلٍ=hurmalardan وَ=ve de أَعْنَابٍ=üzüm ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklar ▼ فِيهَا=içinde bulunan لَهُ=onun için مِنْ كُلِّ=her çeşitten الثَّمَرَاتِ=meyve ▼ وَ=ve أَصَابَهُ=başına gelmiş الْكِبَرُ=ihtiyarlık ▼ وَ=iken لَهُ=onun ذُرِّيَّةٌ="soyunun devamı"«zurriyyãt»ضُعَفَاءُ=aciz«daîf» ▼ فَ=bunun üzerine أَصَابَهَا=isabet etsin oraya إِعْصَارٌ=birden bir kasırga فِيهِ=içinde نَارٌ=bir ateş«nãr»فَ=sonra da احْتَرَقَتْۗ=yakıp kül etsin ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمُ=size الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yorarsınız«tefekkür»
 ‎﴾ 267 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edin مِنْ طَيِّبَاتِ=temizlerinden«tayyib»مَا=olduklarınızın كَسَبْتُمْ=sizin kazanmış ▼ وَ=ve مِمَّا=şeylerden أَخْرَجْنَا=ortaya çıkardığımız«ihrãc»لَكُمْ=sizin için مِنَ الْأَرْضِۖ=yeryüzünden ▼ وَ=ve لَا تَيَمَّمُوا=yönelmeyin«teyemmum»الْخَبِيثَ=«pis»kötü«habîs»şeyleri مِنْهُ=ondaki تُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»etmeye ▼ وَ=ve لَسْتُمْ بِآخِذِيهِ=almayacağınız إِلَّا=olmaksızın أَنْ تُغْمِضُوا=gözünüzü kapatmanız فِيهِۚ=ona ▼ وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah غَنِيٌّ=”ihtiyaçsız ve eksiksiz” olandır«ğaniyy»حَمِيدٌ=övülecek olandır«hamîd»
 ‎﴾ 268 ﴿‎   الشَّيْطَانُ=Şeytan يَعِدُكُمُ=sözünü verir«va′d» size الْفَقْرَ=‑asıl‑fakirliğin ▼ وَ=ve يَأْمُرُكُمْ=yapılmasını istediğini söyler«emr» size بِالْفَحْشَاءِۖ=o ahlaksızlıkların«fahşa» ▼ وَ=ise اللَّهُ=Allah يَعِدُكُمْ=sözünü verir«va′d» size مَغْفِرَةً=günahların örtülmesinin«mağfiret»مِنْهُ=kendi tarafından ▼ وَ=ve فَضْلًاۗ=bir lütfun«fadl» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 269 ﴿‎   يُؤْتِي=verir الْحِكْمَةَ=o Hikmet′i مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dilediği(veya "dileyen") ▼ وَ=ve مَنْ=kime يُؤْتَ=verilirse الْحِكْمَةَ=o Hikmet فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki أُوتِيَ=verilmiştir ona خَيْرًا=fayda ve iyilik«hayr»كَثِيرًاۗ=çokça ▼ وَ=ve مَا يَذَّكَّرُ=düşünüp ders çıkarmaz«tezekkür»إِلَّا=başkası أُولُوا=sahiplerinden الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 270 ﴿‎   وَ=ve مَا=ne أَنْفَقْتُمْ=uğrunda sarf«infãk»ederseniz مِنْ نَفَقَةٍ=bir harcama olarak ▼ أَوْ=veya نَذَرْتُمْ=adarsanız مِنْ نَذْرٍ=bir adak olarak ▼ فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُهُۗ=bilir onu ▼ وَ=ve مَا=yoktur لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»için مِنْ=herhangi أَنْصَارٍ=bir Yardım Eden«ensãr»
 ‎﴾ 271 ﴿‎   إِنْ=eğer تُبْدُوا=açıktan verirseniz الصَّدَقَاتِ=bağışlayıp bıraktıklarınızı«sadaka»فَ=o zaman نِعِمَّا=ne güzeldir هِيَۖ=bu ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تُخْفُوهَا=gizlerseniz onları وَ=ve تُؤْتُوهَا=verirseniz onları الْفُقَرَاءَ=fakirlere ▼ فَ=o zaman da هُوَ=bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۚ=sizin için ▼ وَ=ve يُكَفِّرُ=O görmezlikten gelir«küfr_kãfir»عَنْكُمْ=sizin مِنْ سَيِّئَاتِكُمْۗ=fenalıklarınızdan«seyyiãt»bazısını ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 272 ﴿‎   لَيْسَ=değildir عَلَيْكَ=senin sorumluluğunda هُدَاهُمْ=yol göstermek«hüdã»onlara ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah′tır يَهْدِي=yol gösteren«hüdã»مَنْ=kimseye يَشَاءُۗ=dileyen(veya "dilediği") ▼ وَ=ve مَا=olduğunuz تُنْفِقُوا=sizin uğrunda sarf«infãk»etmekte مِنْ خَيْرٍ=mal‑mülkten«hayr»فَ=şu halde لِأَنْفُسِكُمْۚ=kendiniz içindir ▼ وَ=ve مَا تُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»etmeyeceksiniz إِلَّا=olması dışında ابْتِغَاءَ=arayışında olmak için وَجْهِ=takdirinin اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve مَا=olduklarınız تُنْفِقُوا=sizin uğrunda sarf«infãk»etmekte مِنْ خَيْرٍ=mal‑mülkten«hayr»يُوَفَ=tastamam verilir إِلَيْكُمْ=size ▼ وَ=ve أَنْتُمْ=size لَا تُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 273 ﴿‎   لِلْفُقَرَاءِ=fakirler içindir الَّذِينَ=olan أُحْصِرُوا=kapanıp kalmış فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ لَا يَسْتَطِيعُونَ=güç yetiremezler«istitãat»ضَرْبًا=gezmeye فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ يَحْسَبُهُمُ=sanırlar onları الْجَاهِلُ=bilmeyenler أَغْنِيَاءَ=zengin مِنَ التَّعَفُّفِ=kendini tutma(larından)dan dolayı ▼ تَعْرِفُهُمْ=tanırsın onları بِسِيمَاهُمْ=yüzlerinden ▼ لَا يَسْأَلُونَ=istemezler النَّاسَ=insanlardan إِلْحَافًاۗ=ısrarla ▼ وَ=ve مَا=olduğunuzu تُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmekte مِنْ خَيْرٍ=mal‑mülkten«hayr» ▼ فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِهِ=onu عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 274 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselere يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden أَمْوَالَهُمْ=mallarını ▼ بِاللَّيْلِ=geceleyin وَ=veya النَّهَارِ=gündüzün سِرًّا=gizli«sirra»وَ=veya عَلَانِيَةً=açık ▼ فَ=bunun üzerine لَهُمْ=‑vardır‑onlar için أَجْرُهُمْ=bedelleri«ecr»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb» ▼ وَلَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=onlar يَحْزَنُونَ=üzülür
 ‎﴾ 275 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler يَأْكُلُونَ=yiyen الرِّبَا=faiz«ribã»لَا يَقُومُونَ=ayakta kalmış«kıyãm»olmazlar ▼ إِلَّا=haricinde كَمَا=gibi يَقُومُ=ayakta kalması«kıyãm» ▼ الَّذِي=kimsenin يَتَخَبَّطُهُ=yolunu şaşırttığı الشَّيْطَانُ=şeytanın مِنَ الْمَسِّۚ=etkilemeyle ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّهُمْ=olmalarından قَالُوا=onların demiş ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece الْبَيْعُ=alışveriş مِثْلُ=dengidir الرِّبَاۗ=faizin«ribã» ▼ وَ=oysa أَحَلَّ=serbest«helãl»kılmıştır اللَّهُ=Allah الْبَيْعَ=alışverişi ▼ وَ=ve حَرَّمَ=yasak«haram»kılmıştır الرِّبَاۚ=faizi«ribã» ▼ فَ=o halde مَنْ=kimin جَاءَهُ=gelirse kendisine مَوْعِظَةٌ=bir nasihat مِنْ رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»فَ=bunun üzerine انْتَهَىٰ=vazgeçerse ▼ فَ=o zaman لَهُ=kendisinindir مَا=olan سَلَفَ=geçmişte ▼ وَ=ve de أَمْرُهُ=yapılması isteneceği şey«emr»إِلَى اللَّهِۖ=Allah′tadır وَ=ve مَنْ=kim عَادَ=”ikinci kez yaparsa”«eãde» ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr» ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 276 ﴿‎   يَمْحَقُ=yokeder اللَّهُ=Allah الرِّبَا=faiz gelirini«ribã» ▼ وَ=ve يُرْبِي=artırır الصَّدَقَاتِۗ=bağışlayıp bırakılanları«sadaka» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez كُلَّ=kim varsa كَفَارٍ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»أَثِيمٍ=günahkar«ism_esîm»
 ‎﴾ 277 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ وَ=ve أَقَامُوا=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve آتَوُا=veren الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ لَهُمْ=onların أَجْرُهُمْ=bedelleri«ecr»عِنْدَ=katındadır رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb» ▼ وَلَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlara ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzülür
 ‎﴾ 278 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve ذَرُوا=bırakın مَا=şeyi بَقِيَ=geri kalan مِنَ الرِّبَا=faizden«ribã» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 279 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَفْعَلُوا=yapmazsanız ▼ فَ=o zaman أْذَنُوا=bilin ki بِحَرْبٍ=bir savaştasınız مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve رَسُولِهِۖ=Elçisinden«rasûl» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تُبْتُمْ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaparsanız فَ=o zaman لَكُمْ=sizindir رُءُوسُ=ana أَمْوَالِكُمْ=malınız ▼ لَا تَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmeyeceksiniz ▼ وَلَا=ne de تُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edileceksiniz
 ‎﴾ 280 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=olursa ذُو=sahibi عُسْرَةٍ=darlık ▼ فَ=o zaman نَظِرَةٌ=‑vardır‑ beklemek إِلَىٰ=kadar مَيْسَرَةٍۚ=bir kolaylığa ▼ وَ=ve أَنْ=eğer تَصَدَّقُوا=bağışlayıp bırakırsanız«sadaka»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۖ=sizin için ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olursanız تَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 281 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»يَوْمًا=bir güne yönelik تُرْجَعُونَ=döndürüleceğiniz فِيهِ=onda إِلَى اللَّهِۖ=Allah′a ▼ ثُمَّ=sonrasında تُوَفَىٰ=tastamam verilecektir كُلُّ=her نَفْسٍ=kişiye مَا=olduğu كَسَبَتْ=kazanmış ▼ وَ=ve هُمْ=kendilerine لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmeyecektir
 ‎﴾ 282 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِذَا=zaman تَدَايَنْتُمْ=birbirinize verdiğiniz بِدَيْنٍ=borç إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye مُسَمًّى=belirlenmiş ▼ فَ=o zaman اكْتُبُوهُۚ=kayıt altına alın«ketb»onu ▼ وَ=ve لْيَكْتُبْ=kayıt altına alsın«ketb»بَيْنَكُمْ=aranızda كَاتِبٌ=bir kaydedici«ketb»بِالْعَدْلِۚ=denkliği sağlayarak«adl» ▼ وَ=ve لَا يَأْبَ=kaçınmasın كَاتِبٌ=bir kaydedici«ketb»أَنْ يَكْتُبَ=kayıt altına almaktan«ketb» ▼ كَمَا=şekilde عَلَّمَهُ=kendisine öğrettiği للّٰهُا=Allah′ın ▼ فَ=böylece لْيَكْتُبْۚ=kayıt altına alsın«ketb» ▼ وَ=ve لْيُمْلِلِ=yazdırsın الَّذِي=kimse عَلَيْهِ=‑olan‑«üzerinde»sorumluluğunda الْحَقُّ=o borç«hakk» ▼ وَ=ve لْيَتَّقِ=kendini sakındırsın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik رَبَّهُ=kendisinin "Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ وَ=ve لَا يَبْخَسْ=eksik etmesin مِنْهُ=ondan شَيْئًاۚ=bir şeyi ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَانَ=ise الَّذِي=kimse عَلَيْهِ=‑olan‑«üzerinde»sorumluluğunda الْحَقُّ=o borç«hakk»سَفِيهًا=bir aklı ermez«sefîh» ▼ أَوْ=yahut ضَعِيفًا=bir aciz«daîf»kimse ▼ أَوْ=ya da لَا يَسْتَطِيعُ=güç yetiremeyecek«istitãat»أَنْ يُمِلَّ=yazdırmaya هُوَ=kendisi ▼ فَ=o zaman لْيُمْلِلْ=yazdırsın وَلِيُّهُ=bir "destek çıkan yakın"ı«velî_evliyã»بِالْعَدْلِۚ=denkliği sağlayarak«adl» ▼ وَ=ve اسْتَشْهِدُوا=tanık«şãhid» çağırın شَهِيدَيْنِ=iki iyi bilen tanığı«şãhid»مِنْ رِجَالِكُمْۖ=erkeklerinizden ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ يَكُونَا=yoksa رَجُلَيْنِ=iki erkek ▼ فَ=o zaman رَجُلٌ=bir erkek وَ=ve امْرَأَتَانِ=iki kadındır مِمَّنْ=kimselerden تَرْضَوْنَ=uygun gördüğünüz مِنَ الشُّهَدَاءِ=sağlam tanıklar«şehîd» içerisinden ▼ أَنْ تَضِلَّ=şaşırırsa«dalãl»إِحْدَاهُمَا=o ikisinden biri فَ=o zaman تُذَكِّرَ=hatırlatır«tezkîr»إِحْدَاهُمَا=o ikisinden biri الْأُخْرَىٰۚ=diğerine ▼ وَ=ve لَا يَأْبَ=kaçınmasınlar الشُّهَدَاءُ=o sağlam tanıklar«şehîd»إِذَامَا=her ne zaman دُعُواۚ=çağrılsalar«duã» ▼ وَ=ve لَا تَسْأَمُوا=üşenmeyin أَنْ تَكْتُبُوهُ=kayıt altına almaktan«ketb»onu صَغِيرًا=küçük أَوْ=ya da كَبِيرًا=büyük إِلَىٰ=ile أَجَلِهِۚ=vadesi ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu أَقْسَطُ=daha hakkaniyetlidir«kıst»عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve de أَقْوَمُ=daha sağlamdır لِلشَّهَادَةِ=tanıklık«şãhid» için ▼ وَ=ve أَدْنَىٰ=daha uygundur أَلَّا تَرْتَابُواۖ=kuşkulanmamanıza ▼ إِلَّا=hariç أَنْ تَكُونَ=olması تِجَارَةً=bir ticaret حَاضِرَةً=peşin تُدِيرُونَهَا=alıp vereceğiniz kendisini بَيْنَكُمْ=aranızda ▼ فَ=o zaman لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=üzerinize جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»أَلَّا تَكْتُبُوهَاۗ=kayıt etmenizden«ketb»onu ▼ وَ=ve de أَشْهِدُوا=tanık«şãhid» tutun إِذَا=zaman تَبَايَعْتُمْۚ=alışveriş yaptığınız ▼ وَ=ve لَا يُضَارَّ=zarar verilmesin كَاتِبٌ=herhangi bir kaydediciye«ketb»وَلَا=ne de شَهِيدٌۚ=herhangi bir sağlam tanığa ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تَفْعَلُوا=yaparsanız فَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki odur فُسُوقٌ=yoldan çıkmışlık«fısk_fãsık»بِكُمْۗ=sizin için ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۖ=Allah′a yönelik ▼ وَ=ve يُعَلِّمُكُمُ=öğretiyor size اللَّهُۗ=Allah ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=herşeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 283 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olursanız عَلَىٰ سَفَرٍ=seferde وَ=ve لَمْ تَجِدُوا=bulmazsanız كَاتِبًا=bir kaydedici«ketb» ▼ فَ=o zaman رِهَانٌ=rehin şeyler مَقْبُوضَةٌۖ=alıkonmuşlar olur ▼ فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أَمِنَ=güvenirse بَعْضُكُمْ=kiminiz بَعْضًا=kimine فَ=o zaman لْيُؤَدِّ=ödesin الَّذِي=kimse اؤْتُمِنَ=kendisine güvenilen أَمَانَتَهُ=emanetini ▼ وَ=ve لْيَتَّقِ=kendisini sakındırsın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik رَبَّهُۗ=kendisinin "Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ وَ=ve لَا تَكْتُمُوا=gizlemeyin الشَّهَادَةَۚ=tanıklığı«şãhid» ▼ وَ=ve مَنْ=kimsenin يَكْتُمْهَا=gizleyen onu فَ=bu halde إِنَّهُ=şu bir gerçek ki odur آثِمٌ=günahkar«ism_esîm»olan قَلْبُهُۗ=kalbi ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 284 ﴿‎   لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzünde ▼ وَ=ve إِنْ=ister تُبْدُوا=siz açığa vurun مَا=olanı فِي أَنْفُسِكُمْ=kendi içlerinizde ▼ أَوْ=ister تُخْفُوهُ=gizleyin onu ▼ يُحَاسِبْكُمْ=hesaba çeker sizi بِهِ=onunla ▼ اللَّهُۖ=Allah ▼ فَ=sonra da يَغْفِرُ=günahlarını örter«mağfiret»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediği ▼ وَ=ve يُعَذِّبُ=cezalandırır«azãb»مَنْ=kimseyi يَشَاءُۗ=dilediği ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 285 ﴿‎   آمَنَ=inanıp güvendi«îmãn»الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl» ▼ بِمَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْهِ=kendisine مِنْ رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ وَ=ve de الْمُؤْمِنُونَۚ=inanıp güvenenler«mü′min» ▼ كُلٌّ=hepsi آمَنَ=inanıp güvendi«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve مَلَائِكَتِهِ=meleklerine وَ=ve كُتُبِهِ=«ilâhî» Metinlerine«kitãb»وَ=ve رُسُلِهِ=Elçilerine«rasûl» ▼ لَا نُفَرِّقُ=ayırdetmeyiz بَيْنَ=arasında أَحَدٍ=birini مِنْ رُسُلِهِۚ=O′nun Elçilerinden«rasûl» ▼ وَ=ve قَالُوا=dediler ki سَمِعْنَا=işittik وَ=ve أَطَعْنَاۖ=benimseyip uyduk«ta′at» ▼ غُفْرَانَكَ=günahlarımızın örtülmesini«mağfiret»dileriz senden رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ وَ=ve إِلَيْكَ=Sanadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 286 ﴿‎   لَا يُكَلِّفُ=yükümlü tutmaz اللَّهُ=Allah نَفْسًا=bir kimseyi إِلَّا=başkasıyla وُسْعَهَاۚ=imkanından ▼ لَهَا=kendi içindir مَا=olduğu كَسَبَتْ=kazanmış ▼ وَ=ve عَلَيْهَا=kendi «üzerinde»sorumluluğundadır مَا=olduğu اكْتَسَبَتْۗ=kazanmış ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لَا تُؤَاخِذْنَا=sorumlu tutma bizi إِنْ=eğer نَسِينَا=unutursak أَوْ=ya da أَخْطَأْنَاۚ=yanılırsak ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»وَلَا=ne de تَحْمِلْ=yükle عَلَيْنَا=üzerimize إِصْرًا=bir ağır sorumluluk«ısr» ▼ كَمَا=gibi حَمَلْتَهُ=yüklediğin عَلَى=üzerine الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِنَاۚ=bizden öncekiler içerisinden ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»وَلَا=ne de تُحَمِّلْنَا=yükle bize مَا=şeyleri لَا=olmayan طَاقَةَ=bir güç لَنَا=bize ait بِهِۖ=kendisiyle ilgili ▼ وَ=ve اعْفُ=cezamızı affet عَنَّا=bizim وَ=ve de اغْفِرْ=günahlarımızı ört«mağfiret»لَنَا=bize ait ▼ وَ=ve ارْحَمْنَاۚ=merhamet et bize ▼ أَنْتَ=Sen مَوْلَانَا=bizim himaye edenimizsin«mevlã» ▼ فَ=öyleyse انْصُرْنَا=yardım et bize عَلَى=karşı الْقَوْمِ=topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
Âyet Metni : (Bakara.1) (1. Cüz | 2. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-mîm.
(Bakara.1) Grameri
الٓمٓ : Alif Laam Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu