Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o Peygamber! Kadınları boşadığınız vakıt ıddetlerine doğru boşayın ve ıddeti sayın ve Rabbınız Allahdan korkun, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar meğer ki açık bir terbiyesizlik etmiş olalar, bunlar Allahın ta´yin ettiği hududdur ve her kim Allahın hududuna tecavüz ederse nefsine zulmetmiş olur, bilmezsin belki Allah onun arkasından bir iş çıkarır
B.Bayraklı
1. Ey Peygamber! Hanımlarınızı boşayacağınız zaman iddetlerini gözeterek boşayınız ve bekleme sürelerini iyice hesap ediniz. Rabbiniz Allah’a saygı duyunuz. Apaçık bir hayâsızlık yapmış olmadıkça onları evlerinden çıkarmayınız. Kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, aslında kendisine yazık etmiş olur. Bilemezsin ki, belki Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir.
A.Bayındır
1. Ey Nebî! Kadınları boşayacağınız zaman onları, kendileri için belirlenmiş iddet kurallarına göre boşayın[1*] ve iddeti sayın[2*]. Rabbiniz olan Allah’a karşı yanlış yapmaktan sakının. Siz, onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar[3*]. Sadece, haram kılınan cinsel ilişkiye[4*] girdikleri şüphe götürmez bir şekilde belli ise çıkarabilirsiniz. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır[5*]. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa yanlışı kesinlikle kendisine yapar. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkarır.[1*] İddet, bir kocanın, karısını boşamasıyla başlayan bekleme süresidir. Kadın düzenli âdet görüyorsa eşi onu, temizlik döneminde ve ilişkiye girmeden boşamalıdır. Üçüncü temizlik süresinin tamamlanması ile iddet biter (Bakara 2/228). Üç temizlik ve iki âdet süresinin toplamı yaklaşık üç ayı bulur. Âdetten kesilmiş olan veya âdet düzensizliği yaşayan kadınlar da eşlerinin boşamasından itibaren üç ay iddet beklerler. Hamile olan kadınların iddeti ise hamileliğin sonlanmasına kadar devam eder (Talak 65/4). [2*] İddeti bekleyecek olan kadın, iddet süresini saymakla görevli olan da onu boşayan kocadır. İddet sayma emri kocanın, iddet süresi içinde eşiyle yakından ilgilenmesini zorunlu kılar. Bu, hem aralarındaki problemleri çözmelerine yardımcı olur hem de kocanın geri dönme hakkının olduğu süreyi kaçırmamasını sağlar. Kadın da iddeti ile ilgili konularda kocasına, doğru bilgi vermek zorundadır (Bakara 2/228). Ama koca, nikahtan sonra cinsel ilişki yaşamadan karısını boşamışsa iddet gerekmez (Ahzab 33/49).[3*] Burada sözü edilen ev, kocanın evi olmasına rağmen ayette ona “kadınların evleri” denmiştir. Ev kadına ait olsaydı, onun oradan çıkarılmasından söz edilemezdi. Demek ki birinci ve ikinci boşamada, iddet sona ermediği müddetçe, kadın o evi kendi evi gibi kullanacaktır. Evden çıkma veya çıkarılma, kadının eve dönmek üzere herhangi bir yere gitmesini değil, oturduğu evi terk etmesini veya oradan kovulmasını ifade eder. Kadının evinden çıkarılmaması, onun da çıkmaması ve erkeğin iddeti sayması, talakın vuku bulma şartları değil, ailenin yeniden kurulabilmesi için kolaylaştırıcı tavsiyelerdir. Zira kadının evi terk edip gitmesi veya kocasının onu evden çıkarması eşler arasındaki soğukluğun artmasına sebep olabilir. [4*] “Haram kılınan cinsel ilişki” diye meal verdiğimiz kelime “fahişe (فَاحِشَةَ)”dir. Türkçede bu kelime anlam daralmasına uğradığı için burada kullanılmamıştır. Allah Teala kadınla erkeğin nikahlı ilişkisi dışında tüm cinsel ilişki çeşitlerini yasaklamış (A’raf 7/33) ve onlardan uzak durmayı emretmiştir (En’am 6/151, Şurâ 42/37, Necm 53/31-32). Onların ilki zina/kadınla erkeğin nikahsız ilişkisi (İsra 17/32) ikincisi de erkek erkeğe ilişkidir (A’raf 7/80-81). Arap dilinde çoğul, en az üçü gösterdiğinden bu ilişkilerin üçüncü çeşidi lezbiyenlik olur (bkz. Nisa 4/15-16 dipnotları). [5*] “Allah’ın koyduğu sınırlar” ifadesi Kur’an’da toplam on üç kez geçmektedir. Bu ayet dahil bunların dokuzu, boşanma ve zıhar konuları ile ilgilidir (Bakara 2/229-230, Mücadele 58/4-5). Bu da boşanma konusunun ne kadar önemli olduğunu gösterir. Diğer sınırlar şu ayetlerdedir: Bakara 2/187, Nisa 4/13-14, Tevbe 9/112. İslam aleminin düştüğü sıkıntıların ana sebeplerinden biri de Allah’ın Kur’an’da koyduğu bu sınırları aşmış olmalarıdır (Ahzab 33/36).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey Nebi! (Son çare olarak) kadınları boşamak zorunda kaldığınız zaman, onları boşamadan sonraki iddet (bekleme süre)lerini (âdet halinden temizlenmelerini) dikkate alarak boşayın ve bu süreyi iyi hesaplayın(üç defa adet görmelerine kadar bekleyin). Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının! Boşanmış eşleri (zina gibi) açık bir edepsizlik yapmadıkça, iddet süresince (o ana kadar kocalarıyla birlikte paylaştıkları) evlerinden çıkarmayın, kendileri de (izinsiz) çıkıp gitmesinler.Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur! Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir durum ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır).* Bkz. 2/226, 232 * “Bilemezsin, olur ki Allah yeni bir durum ortaya çıkarır” ifadesi, eşleri uzlaştıracak ve yeniden bir araya gelmelerini sağlayacak sebeplerin oluşabileceği anlamına gelmektedir. Onun için Allah boşanmayı üç temizlenme müddetine yani üç aya bağlamıştır. Eğer üç ay içerisinde hiçbir yumuşama olmuyor ve eşleri uzlaşmaya yaklaştıracak bir işaret görülmüyorsa bu evlilik bitmiş demektir.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Ey peygamber, kadınları boşa(mak iste)diğiniz zaman onları iddetleri içinde (âdetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın (üç defa âdet görüp temizlenmelerini hesabedin). Rabbiniz Allah'tan korkun (bekleme süresi içinde) onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hükmün dışındadır (o zaman evden çıkarabilirsiniz). Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını geçerse, kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin belki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir iş ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır).
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا النَّبِىُّ=O Prophet! إِذَا=When طَلَّقْتُمُ=you divorce النِّسَآءَ=[the] women, فَطَلِّقُوهُنَّ=then divorce them لِعِدَّتِهِنَّ=for their waiting period, وَأَحْصُوا=and keep count الْعِدَّةَۖ=(of) the waiting period, وَاتَّقُوا=and fear اللَّهَ=Allah, رَبَّكُمْۖ=your Lord. لَا=(Do) not تُخْرِجُوهُنَّ=expel them مِنۢ=from بُيُوتِهِنَّ=their houses, وَلَا=and not يَخْرُجْنَ=they should leave إِلَّآ=except أَن=that يَأْتِينَ=they commit بِفٰحِشَةٍ=an immorality مُّبَيِّنَةٍۚ=clear. وَتِلْكَ=And these حُدُودُ=(are the) limits اللَّهِۚ=(of) Allah. وَمَن=And whoever يَتَعَدَّ=transgresses حُدُودَ=(the) limits اللَّهِ=(of) Allah فَقَدْ=then certainly ظَلَمَ=he has wronged نَفْسَهُۥۚ=himself. لَا=Not تَدْرِى=you know; لَعَلَّ=Perhaps اللَّهَ=Allah يُحْدِثُ=will bring about, بَعْدَ=after ذٰلِكَ=that, أَمْرًا=a matter.
(65) Talâk Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî» ▼ إِذَا=zaman طَلَّقْتُمُ=boşadığınız«sûre adının kökeni»النِّسَاءَ=kadınları ▼ فَ=bu halde طَلِّقُوهُنَّ=boşayın onları«dişil» لِعِدَّتِهِنَّ=”Sayılı Müddet”lerine«dişil» göre(*) ▼ وَ=ve أَحْصُوا=sayısını tutun الْعِدَّةَۖ=o ”Sayılı Müddet”in(*) ▼ وَ=ve de اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik رَبَّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»olan ▼ لَا تُخْرِجُوهُنَّ=dışarı çıkarmayın onları«dişil»«ihrãc»مِنْ بُيُوتِهِنَّ=evlerinden«dişil» ▼ وَ=ve de لَا يَخْرُجْنَ=kendileri dışarı çıkmasınlar«dişil»«ihrãc» ▼ إِلَّا=ancak başka أَنْ يَأْتِينَ=gelmeleri بِفَاحِشَةٍ=bir ahlaksızlıkla«fahşa»مُبَيِّنَةٍۚ=apaçık«mübîn» ▼ وَ=ve تِلْكَ=bunlar حُدُودُ=sınırlarıdır اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَعَدَّ=geçerse حُدُودَ=sınırlarını اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki ظَلَمَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiştir نَفْسَهُۚ=kendisine ▼ لَا تَدْرِي=bilmezsin لَعَلَّ=belki اللَّهَ=Allah يُحْدِثُ=ortaya çıkarır ▼ بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundan أَمْرًا=yapılması istenecek bir şeyi«emr»(*) orj İDDET
 ‎﴾ 2 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman بَلَغْنَ=vardıkları أَجَلَهُنَّ=vadelerine«dişil» فَ=o zaman أَمْسِكُوهُنَّ=yanınızda tutun onları«dişil» بِمَعْرُوفٍ=«hakka» uygun olarak«ma′rûf» ▼ أَوْ=yahut فَارِقُوهُنَّ=ayrılın onlardan«dişil» بِمَعْرُوفٍ=«hakka» uygun olarak«ma′rûf» ▼ وَ=ve أَشْهِدُوا=tanık«şãhid» tutun ذَوَيْ=iki sahibini عَدْلٍ=denkliği sağlama«adl»مِنْكُمْ=aranızdan ▼ وَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الشَّهَادَةَ=tanıklığı«şãhid»لِلَّهِۚ=Allah için ▼ ذَٰلِكُمْ=işte budur يُوعَظُ=nasihat edilen بِهِ=kendisiyle ▼ مَنْ=kimseye كَانَ=olan يُؤْمِنُ=inanıp güveniyor«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۚ=Ahiret ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ يَجْعَلْ=O yapar لَهُ=ona مَخْرَجًا=bir çıkış yolu«ihrãc»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve يَرْزُقْهُ=«nimetlerden» faydalandırır«rızk»onu مِنْ حَيْثُ=yerden لَا يَحْتَسِبُۚ=ummadığı ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَوَكَّلْ=sırtını güvenle dayarsa«tevekkül»عَلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ فَ=o zaman هُوَ=O حَسْبُهُۚ=yeter ona ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بَالِغُ=yerine getirendir أَمْرِهِۚ=yapılmasını istediği şeyi«emr» ▼ قَدْ=emin olun ki جَعَلَ=koymuştur اللَّهُ=Allah لِكُلِّ شَيْءٍ=herşey için قَدْرًا=bir ölçü«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve اللَّائِي=olanlar يَئِسْنَ=kesilmiş مِنَ الْمَحِيضِ=âdetten مِنْ نِسَائِكُمْ=kadınlarınızdan ▼ إِنِ=eğer ارْتَبْتُمْ=kuşku duyarsanız ▼ فَ=o zaman عِدَّتُهُنَّ=onların ”Sayılı Müddet”i(*)«dişil» ثَلَاثَةُ=üç أَشْهُرٍ=aydır ▼ وَ=ve de اللَّائِي=olanlar لَمْ يَحِضْنَۚ=henüz âdeti görmemiş ▼ وَ=ve أُولَاتُ=olanların الْأَحْمَالِ=gebe أَجَلُهُنَّ=vadesi«dişil» أَنْ يَضَعْنَ=doğurmalarıdır حَمْلَهُنَّۚ=yüklerini«dişil» ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ يَجْعَلْ=O yapar لَهُ=ona مِنْ أَمْرِهِ=yapılması istenmiş olduğu şeyde«emr»يُسْرًا=bir kolaylık(*) orj İDDET
 ‎﴾ 5 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu أَمْرُ=yapılmasını istemiş olduğu şeydir«emr»اللَّهِ=Allah′ın أَنْزَلَهُ=indirdiği kendisini إِلَيْكُمْۚ=size ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ يُكَفِّرْ=O görmezlikten gelir«küfr_kãfir»عَنْهُ=onun سَيِّئَاتِهِ=fenalıklarını«seyyiãt» ▼ وَ=ve يُعْظِمْ=muazzam yapar لَهُ=onun أَجْرًا=bedelini«ecr»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   أَسْكِنُوهُنَّ=oturtun onları«dişil» مِنْ حَيْثُ=yerde سَكَنْتُمْ=oturduğunuz ▼ مِنْ وُجْدِكُمْ=gücünüz ölçüsünde ▼ وَ=ve لَا تُضَارُّوهُنَّ=zarar vermeyin onlara«dişil»«dırãr»لِتُضَيِّقُوا=sıkıntıya sokmak için عَلَيْهِنَّۚ=onları«dişil» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer كُنَّ=iseler أُولَاتِ=onlar حَمْلٍ=gebe ▼ فَ=o zaman أَنْفِقُوا=uğrunda harcayın«infãk»عَلَيْهِنَّ=onlara«dişil» ▼ حَتَّىٰ=kadar يَضَعْنَ=bırakıncaya حَمْلَهُنَّۚ=yüklerini«dişil» ▼ فَ=şu halde إِنْ=eğer أَرْضَعْنَ=emzirirlerse لَكُمْ=sizin için ▼ فَ=o zaman آتُوهُنَّ=verin onlara«dişil» أُجُورَهُنَّۖ=bedellerini«dişil»«ecr» ▼ وَ=ve أْتَمِرُوا=birbirinize isteklerinizi söyleyin«emr»بَيْنَكُمْ=aranızda بِمَعْرُوفٍۖ=«hakka» uygun olarak«ma′rûf» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تَعَاسَرْتُمْ=güçlük çekerseniz ▼ فَ=o zaman سَتُرْضِعُ=emzirecektir لَهُ=onu أُخْرَىٰ=başka biri
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لِيُنْفِقْ=uğrunda harcasın«infãk»ذُو=olan سَعَةٍ=eli geniş مِنْ سَعَتِهِۖ=genişliğine göre ▼ وَ=ve مَنْ=kimse قُدِرَ=kısıt koyulmuş«kadîr_mikdãr»عَلَيْهِ=aleyhine رِزْقُهُ=faydalandırıldığı «nimetler» de«rızk» ▼ فَ=o zaman da لْيُنْفِقْ=uğrunda harcasın«infãk»مِمَّا=olduklarından آتَاهُ=ona vermiş اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ لَا يُكَلِّفُ=sorumlu tutmaz اللَّهُ=Allah نَفْسًا=bir kişiye ▼ إِلَّا=başkasını مَا=olduğundan آتَاهَاۚ=kendisine vermiş ▼ سَيَجْعَلُ=yapacaktır اللَّهُ=Allah بَعْدَ=sonrasında عُسْرٍ=bir güçlüğün يُسْرًا=bir kolaylık
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nicesi مِنْ قَرْيَةٍ=yerleşimin«karye»عَتَتْ=baş kaldırdı ▼ عَنْ أَمْرِ=yapılmasını istemiş olduğu şeye«emr»رَبِّهَا=oranın "Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve رُسُلِهِ=Elçilerinin«rasûl» ▼ فَ=bunun üzerine حَاسَبْنَاهَا=hesaba çektik orayı حِسَابًا=bir hesapla شَدِيدًا=çetin ▼ وَ=ve عَذَّبْنَاهَا=cezalandırdık«azãb»orayı عَذَابًا=bir cezayla«azãb»نُكْرًا=görülmemiş
 ‎﴾ 9 ﴿‎   فَ=böylece ذَاقَتْ=tattı وَبَالَ=vebalini أَمْرِهَا=oranın yapılması istenmiş olduğu şeyin«emr» ▼ وَ=ve كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonucu أَمْرِهَا=oranın yapılması istenmiş olduğu şeyin«emr»خُسْرًا=bir zarar ediş«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   أَعَدَّ=hazırlamıştır اللَّهُ=Allah لَهُمْ=onlara ▼ عَذَابًا=bir ceza«azãb»شَدِيدًاۖ=şiddetli ▼ فَ=bu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ يَا=Ey! أُولِي=sahipleri الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»الَّذِينَ=olan آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ قَدْ=emin olun ki أَنْزَلَ=indirdi اللَّهُ=Allah إِلَيْكُمْ=size ذِكْرًا=bir «ilâhî» Tembih«zikr»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   رَسُولًا=bir Elçidir يَتْلُوا=sayıp döken«tilãvet»عَلَيْكُمْ=size ▼ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın مُبَيِّنَاتٍ=apaçık«mübîn» ▼ لِيُخْرِجَ=çıkarmak«ihrãc»için ▼ الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ مِنَ الظُّلُمَاتِ=karanlıklardan«zulumãt»إِلَى النُّورِۚ=aydınlığa«nûr» ▼ وَ=ve مَنْ=kim يُؤْمِنُ=inanıp güvenirse«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve يَعْمَلْ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt» ▼ يُدْخِلْهُ=O sokar onu جَنَّاتٍ=Cennetlere ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklar ▼ خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=içinde أَبَدًاۖ=sonsuza dek ▼ قَدْ=emin olun ki أَحْسَنَ=güzellikler yapan«ihsãn_muhsin»اللَّهُ=Allah لَهُ=ona رِزْقًا=faydalandırdığı nimetler«rızk»olarak
 ‎﴾ 12 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır خَلَقَ=yaratmış سَبْعَ=yedi سَمَاوَاتٍ=göğü ▼ وَ=ve مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzünden مِثْلَهُنَّ=onların dengini ▼ يَتَنَزَّلُ=iner الْأَمْرُ=o yapılması istenmiş olan şey«emr»بَيْنَهُنَّ=onlar arasında ▼ لِتَعْلَمُوا=bilesiniz diye ▼ أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetiren«kadîr_mikdãr» ▼ وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın قَدْ=kesinlikle أَحَاطَ=kuşatmış ▼ بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عِلْمًا=bilgice«ilm»
Âyet Metni : (Talâk.1) (28. Cüz | 558. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-nnebiyyü iẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe feṭalliḳûhünne li`iddetihinne veaḥṣü-l`iddeh. vetteḳu-llâhe rabbeküm. lâ tuḫricûhünne mim büyûtihinne velâ yaḫrucne illâ ey ye'tîne bifâḥişetim mübeyyineh. vetilke ḥudûdü-llâh. vemey yete`adde ḥudûde-llâhi feḳad żaleme nefseh. lâ tedrî le`alle-llâhe yuḥdiŝü ba`de ẕâlike emrâ.
(Talâk.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]النَّبِىُّ : the ::: [Belirlilik Takısı]النَّبِىُّ : Prophet! ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن ب أإِذَا : when ::: [Zarf/Zaman]طَلَّقْتُمُ : divorce ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: ط ل قطَلَّقْتُمُ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]النِّسَآءَ : the ::: [Belirlilik Takısı]النِّسَآءَ : women ::: [İsim] [Dişil çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن س وفَطَلِّقُوهُنَّ : then ::: [Edat/Sonuç]فَطَلِّقُوهُنَّ : divorce ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: ط ل قفَطَلِّقُوهُنَّ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]فَطَلِّقُوهُنَّ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/dişil]لِعِدَّتِهِنَّ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِعِدَّتِهِنَّ : waiting period ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ع د دلِعِدَّتِهِنَّ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/dişil]وَأَحْصُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَحْصُوا : keep count ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ح ص يوَأَحْصُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]الْعِدَّةَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْعِدَّةَ : (of) waiting period ::: [İsim] [Dişil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع د دوَاتَّقُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَاتَّقُوا : fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق يوَاتَّقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هرَبَّكُمْ : Lord ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ب برَبَّكُمْ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]لَا : Do not ::: [Edat/Yasaklama (harf‑i nehiy)]تُخْرِجُوهُنَّ : expel ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: خ ر جتُخْرِجُوهُنَّ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]تُخْرِجُوهُنَّ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/dişil]مِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بُيُوتِهِنَّ : houses ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي تبُيُوتِهِنَّ : their ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/dişil]وَلَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَا : should not ::: [Edat/Yasaklama (harf‑i nehiy)]يَخْرُجْنَ : leave ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/dişil] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: خ ر جيَخْرُجْنَ : they (Female) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/dişil]إِلَّآ : except ::: [Edat/İstisna]أَنْ : that ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]يَأْتِينَ : commit ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/dişil] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: أ ت ييَأْتِينَ : they (Female) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/dişil]بِفَاحِشَةٍ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِفَاحِشَةٍ : an immorality ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ف ح شمُبَيِّنَةٍ : clear ::: [Sıfat] [Dişil] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي نوَتِلْكَ : and ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]وَتِلْكَ : these ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]حُدُودُ : (are the) limits ::: [İsim] [Eril çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح د داللهِ : (of) Allah. ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هوَمَنْ : and ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]وَمَنْ : Whoever ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]يَتَعَدَّ : transgresses ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tefa'ul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَعَّلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ع د وحُدُودَ : limits ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ح د داللهِ : (of) Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هفَقَدْ : then ::: [Edat/Sonuç]فَقَدْ : certainly ::: [Edat/Kesinlik]ظَلَمَ : he has wronged ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ظ ل منَفْسُهُ : self ::: [İsim] [Dişil tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن ف سنَفْسُهُ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]لَا : not ::: [Edat/Olumsuzluk]تَدْرِى : you know ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Sen/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: د ر يلَعَلَّ : Perhaps ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هيُحْدِثُ : will bring about ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ح د ثبَعْدَ : after ::: [Zarf/Zaman] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب ع دذَٰلِكَ : that ::: [İşaret Zamiri] [Eril tekil]أَمْرًا : a matter ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ م ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu