Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lâm, Râ. işte bunlar o hakîm kitabın âyetleri
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, râ. İşte şunlar, hikmet dolu kitabın âyetleridir.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Râ![1*] Bunlar, bütün hükümleri doğru olan[2*] kitab’ın ayetleridir.[3*][1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.[2*] Hakîm, hikmetli demektir. Hikmet, Allah’ın indirdiği ve yarattığı ayetlerden çıkarılan doğru hükümdür. Allah Teâlâ, Kur’ân’dan hikmet çıkarma yöntemini ayrı bir ilim olarak ortaya koymuştur (A’raf 7/52).[3*] Hud 11/1, Lokman 31/2, Yasin 36/2.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif-Lam-Ra. İşte bu (okuna)nlar, hüküm ve hikmet dolu olan Kitab’ın ayetleridir.* Elif-Lam-Ra harfleriyle ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm râ. İşte şunlar, o hikmetli Kitâb'ın âyetleridir.
İngilizce Kelime Meali
الٓرۚ=Alif Lam Ra. تِلْكَ=These ءَايٰتُ=(are the) verses الْكِتٰبِ=(of) the Book الْحَكِيمِ=the wise.
(10) Yûnus Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi» تِلْكَ=bunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْحَكِيمِ=hükümleri doğru olan«hakîm» 
 ‎﴾ 2 ﴿‎   أَ=mi? كَانَ=oldu لِلنَّاسِ=insanlar için عَجَبًا=hayret vericiأَنْ أَوْحَيْنَا=mesajla iletmemiz«vahy»إِلَىٰ رَجُلٍ=bir adama مِنْهُمْ=içlerindenأَنْ أَنْذِرِ=uyarasın diye النَّاسَ=insanları وَ=ve(diye) بَشِّرِ=müjde veresin الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَنَّ=olduğunu لَهُمْ=kendileri için قَدَمَ=kademesinin صِدْقٍ=sadakat«sıdk_sãdık»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْۗ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»قَالَ=dediler الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»إِنَّ=ki هَٰذَا=bu لَسَاحِرٌ=kesinlikle bir aldatmacacıdır(veya ”sihirbaz”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكُمُ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb»اللَّهُ=Allah′tırالَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü فِي=içinde سِتَّةِ=altı أَيَّامٍ=günثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçen عَلَى=başına الْعَرْشِۖ=«tahtın»saltanatın«arş»يُدَبِّرُ=arkasında bulunur«dubur»الْأَمْرَۖ=o yapılması istenen şeyin«emr»مَا=yoktur مِنْ=herhangi شَفِيعٍ=bir şefaat edecek إِلَّا=olması hariç مِنْ بَعْدِ=ardından إِذْنِهِۚ=O′nun izniذَٰلِكُمُ=işte budur اللَّهُ=Allah رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»olanفَ=o halde اعْبُدُوهُۚ=«kulluk»hizmet«abd»edin O′naأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِلَيْهِ=O′nadır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz جَمِيعًاۖ=bütünüyleوَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقًّاۚ=gerçek(leşecek)tir«hakk»إِنَّهُ=ki O يَبْدَأُ=”ilk kez yapar”«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayıثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُ=”ikinci kez yapar”«eãde»onuلِيَجْزِيَ=karşılıklarını«cezã»vermek içinالَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»بِالْقِسْطِۚ=hakkaniyetle«kıst»وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَهُمْ=‑vardır‑onlar için شَرَابٌ=bir içecek مِنْ حَمِيمٍ=kaynar sudanوَ=ve عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan جَعَلَ=yapmış الشَّمْسَ=Güneş′i ضِيَاءً=bir ışıkوَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ı نُورًا=bir aydınlık«nûr»وَ=ve قَدَّرَهُ=ölçülendirmiştir«kadîr_mikdãr»ona مَنَازِلَ=menzillerلِتَعْلَمُوا=bilmeniz için عَدَدَ=sayısını السِّنِينَ=yılların وَ=ve الْحِسَابَۚ=o hesabıمَا خَلَقَ=yaratmamıştır اللَّهُ=Allah ذَٰلِكَ=işte bunuإِلَّا=olmaksızın بِالْحَقِّۚ=o Gerçek′le«hakk»uyumluيُفَصِّلُ=ayrı ayrı açıklıyor الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 6 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي اخْتِلَافِ=birbirinin ardına gelmesinde«halef»اللَّيْلِ=gecenin وَ=ve النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve مَا=olduklarında خَلَقَ=yaratmış اللَّهُ=Allah′ın فِي=içinde السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününلَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»içindir يَتَّقُونَ=kendini sakındıran«takvã»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler لَا يَرْجُونَ=ummayan لِقَاءَنَا=kavuşmayı Bizeوَ=ve رَضُوا=hoşnut olmuşlar«rıdvãn»بِالْحَيَاةِ=hayatından الدُّنْيَا=dünyaوَ=ve اطْمَأَنُّوا=tatmin olanlar بِهَا=onunlaوَ=ve الَّذِينَ=olanlar هُمْ=kendileri عَنْ آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»غَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların مَأْوَاهُمُ=barınacakları yer«me′va»النَّارُ=o Ateş′tir«nãr»بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 9 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»يَهْدِيهِمْ=yol gösterir«hüdã»onlara رَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»بِ=karşılık إِيمَانِهِمْۖ=inanç ve güvenlerine«îmãn»تَجْرِي=akar مِنْ تَحْتِهِمُ=«alt»yanı başlarından الْأَنْهَارُ=ırmaklar فِي جَنَّاتِ=Cennetlerinde النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 10 ﴿‎   دَعْوَاهُمْ=onların «çağrıda bulunma»dualarıdır«duã»فِيهَا=oradaسُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn»اللَّهُمَّ=Allah′ım! وَ=ve تَحِيَّتُهُمْ=onların karşılamaları فِيهَا=oradaسَلَامٌۚ=”Selam!”dır«selãm»وَ=ve آخِرُ=sonu دَعْوَاهُمْ=«çağrıda bulunma»dualarının«duã»أَنِ=şudur ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin!”
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer يُعَجِّلُ=acele verseydi اللَّهُ=Allah لِلنَّاسِ=insanlara الشَّرَّ=zarar ve kötülüğü«şerr»اسْتِعْجَالَهُمْ=acele istemeleri gibi بِالْخَيْرِ=fayda ve iyiliği«hayr»لَقُضِيَ=muhakkak tamamlanmış olurdu إِلَيْهِمْ=onların أَجَلُهُمْۖ=vadeleriفَ=böylece نَذَرُ=bırakırız الَّذِينَ=kimseleri لَا يَرْجُونَ=ummayan لِقَاءَنَا=kavuşmayı Bizeفِي طُغْيَانِهِمْ=azmışlıkları«tuğyãn_tağ′ût»içinde يَعْمَهُونَ=bocalarlar
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman مَسَّ=dokunduğu الْإِنْسَانَ=insana الضُّرُّ=o sıkıntı durumu«darrã»دَعَانَا=Bize «çağrıda bulunma»dua eder«duã»لِجَنْبِهِ=yan yatarken أَوْ=veya قَاعِدًا=otururken أَوْ=yahut قَائِمًا=ayaktaفَ=sonra da لَمَّا كَشَفْنَا=biz giderince عَنْهُ=ondan ضُرَّهُ=sıkıntı durumunu«darrã»مَرَّ=hareket eder كَأَنْ=gibi لَمْ يَدْعُنَا=henüz«çağrıda bulunma»dua etmemiş«duã»Bizeإِلَىٰ ضُرٍّ=sıkıntı durumunda«darrã»مَسَّهُۚ=kendisine dokunmuş olanكَذَٰلِكَ=işte böyle زُيِّنَ=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِلْمُسْرِفِينَ=ölçüyü aşanlara«isrãf_müsrif»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَهْلَكْنَا=helak ettik الْقُرُونَ=nesilleri«karîn»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önce لَمَّا ظَلَمُواۙ=onlar "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edinceوَ=iken جَاءَتْهُمْ=kendilerine gelmiş رُسُلُهُمْ=Elçileri«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delillerle«beyyine»وَ=ve مَا كَانُوا=olmayınca onlar لِيُؤْمِنواۚ=inanıp güvenecek«îmãn»كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılık veririz«cezã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında جَعَلْنَاكُمْ=kıldık sizi خَلَائِفَ=öncekilerin yerine geçenler«halef»فِي الْأَرْضِ=o topraklarda مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardındanلِنَنْظُرَ=gözlemlemek için كَيْفَ=neler تَعْمَلُونَ=yapacağınızı
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»بَيِّنَاتٍۙ=açık delilli«beyyine»قَالَ=derler ki الَّذِينَ=kimseler لَا يَرْجُونَ=ummayan لِقَاءَنَا=kavuşmayı Bizeائْتِ=getir بِقُرْآنٍ=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»غَيْرِ=başka هَٰذَا=bundanأَوْ=veya بَدِّلْهُۚ=değiştir onuقُلْ=de ki مَا=yoktur يَكُونُ=olmam لِي=benim أَنْ أُبَدِّلَهُ=değiştiriyor onu مِنْ تِلْقَاءِ نَفْسِيۖ=kendimdenإِنْ أَتَّبِعُ=ben katılmıyorum«ittebã»إِلَّا=başkasına مَا=olandan يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيَّۖ=banaإِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkarım إِنْ=eğer عَصَيْتُ=karşı çıkarsam رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»عَذَابَ=cezalandırmasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قُلْ=de ki لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah مَا تَلَوْتُهُ=sayıp dökmezdim«tilãvet» onu عَلَيْكُمْ=sizeوَلَا=ne de أَدْرَاكُمْ=bildirirdi size بِهِۖ=onuفَ=o zaman قَدْ=emin olun ki لَبِثْتُ=geçirirdim فِيكُمْ=sizin aranızda عُمُرًا=bir ömür مِنْ قَبْلِهِۚ=daha önceأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   فَ=şu halde مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنِٰ=kimseden افْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib»أَوْ=yahut كَذَّبَ=yalan sayıp durandan«tekzîb»بِآيَاتِهِۚ=O′nun «açık işaret»ayetlerini«ãyet»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermezler الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»ediyorlar مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah′ınمَا=şeylere لَا يَضُرُّهُمْ=zararı«dırãr»dokunmayan onlara وَ=veya لَا يَنْفَعُهُمْ=yararı dokunmayan onlaraوَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar kiهَٰؤُلَاءِ=bunlar شُفَعَاؤُنَا=bizim şefaatçilerimizdir عِنْدَ=katında اللَّهِۚ=Allah′ınقُلْ=de ki أَ=musunuz? تُنَبِّئُونَ=bildiriyor اللَّهَ=Allah′aبِمَا=şeyleri لَا يَعْلَمُ=bilmediği فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَلَا=ne de فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeسُبْحَانَهُ=O «zanlardan» aşkındır«subhãn»وَ=ve تَعَالَىٰ=yücedir عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul ediyor«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=değildi النَّاسُ=insanlar إِلَّا=başkası أُمَّةً=bir topluluktan«ümmet»وَاحِدَةً=tekفَ=sonra اخْتَلَفُواۚ=ayrılığa düştüler«ihtilãf»وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı كَلِمَةٌ=bir kelam(söz)«kelime_kelimãt»سَبَقَتْ=önceden belirlenmiş مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»tarafındanلَقُضِيَ=kesinlikle hüküm verilirdi بَيْنَهُمْ=aralarındaفِي=hakkında مَا=şeyler فِيهِ=kendisinde يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düştükleri«ihtilãf»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar لَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْهِ=ona آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّهِۖ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»فَ=şu halde قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece الْغَيْبُ=Görülmeyen«gerçekler»«ğayb»لِلَّهِ=Allah′a aittirفَ=öyleyse انْتَظِرُوا=bekleyin إِنِّي=ki ben مَعَكُمْ=sizinle beraber مِنَ الْمُنْتَظِرِينَ=bekleyenlerdenim
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman أَذَقْنَا=tattırdığımız النَّاسَ=insanlara رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنْ بَعْدِ=sonra ضَرَّاءَ=bir sıkıntı durumundan«darrã»مَسَّتْهُمْ=kendilerine dokunanإِذَا=bir de bakarsın ki لَهُمْ=‑vardır‑onların مَكْرٌ=planları«mekr»فِي=hakkında آيَاتِنَاۚ=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»قُلِ=de ki اللَّهُ=Allah أَسْرَعُ=daha hızlıdır مَكْرًاۚ=plan kurmada«mekr»إِنَّ=şu bir gerçek ki رُسُلَنَا=Elçilerimiz«rasûl»يَكْتُبُونَ=kaydetmektedirler«ketb»مَا=olduklarınızı تَمْكُرُونَ=planını kuruyor«mekr»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُسَيِّرُكُمْ=dolaştırmakta فِي الْبَرِّ=karada وَ=ve الْبَحْرِۖ=denizdeحَتَّىٰ=hatta إِذَا=zaman كُنْتُمْ=olduğunuz فِي الْفُلْكِ=gemideوَ=ve جَرَيْنَ=yürüttüğü بِهِمْ=onunla بِرِيحٍ=bir rüzgârın طَيِّبَةٍ=temiz«tayyib»وَ=iken فَرِحُوا=neşelenmişler بِهَا=onunlaجَاءَتْهَا=gelmiştir oraya رِيحٌ=bir fırtına عَاصِفٌ=sertوَ=ve جَاءَهُمُ=gelmiştir onlara الْمَوْجُ=dalgalar مِنْ كُلِّ=her مَكَانٍ=yöndenوَ=ve ظَنُّوا=kanaat getirdiklerinde«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına أُحِيطَ=kuşatılmış بِهِمْۙ=onlarlaدَعَوُا=«çağrıda bulunma»dua ederler«duã»اللَّهَ=Allah′a مُخْلِصِينَ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis»olarak لَهُ=O′na karşı الدِّينَ=o dini«dîn»لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَنْجَيْتَنَا=kurtarırsan bizi مِنْ هَٰذِهِ=bundanلَنَكُونَنَّ=kesinlikle olacağız hep مِنَ الشَّاكِرِينَ=kıymet bilenlerden«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا أَنْجَاهُمْ=kurtarınca onlarıإِذَا=hemen هُمْ=onlar يَبْغُونَ=arayışa girerler(veya "taşkınlık ederler") فِي الْأَرْضِ=o topraklardaبِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّۗ=o Gerçeğe«hakk»يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarإِنَّمَا=ancak ve sadece بَغْيُكُمْ=sizin arayışınız(veya"taşkınlığınız") عَلَىٰ=aleyhinedir أَنْفُسِكُمْۖ=kendinizinمَتَاعَ=geçimlik varlığıdır الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۖ=dünyaثُمَّ=sonrasında إِلَيْنَا=Bizedir مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüzفَ=sonra da نُنَبِّئُكُمْ=bildiririz size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 24 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece مَثَلُ=durumu الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünya كَمَاءٍ=su gibidirأَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu مِنَ السَّمَاءِ=göktenفَ=sonra اخْتَلَطَ=katıştılar بِهِ=onunla نَبَاتُ=bitkileri الْأَرْضِ=yeryüzüمِمَّا=şeylerden olan يَأْكُلُ=yediği النَّاسُ=insanların وَ=ve الْأَنْعَامُ="kesimlik otlayan hayvanlar"ın«en′ãm»حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَخَذَتِ=aldığı الْأَرْضُ=yeryüzü زُخْرُفَهَا=kendi güzelliğini وَ=ve ازَّيَّنَتْ=o hoşa giden bir şey olduğu«ziynet»وَ=ve de ظَنَّ=kanaat getirdikleri«zann»أَهْلُهَا=oranın ahalisinin«ehl»أَنَّهُمْ=olduklarını قَادِرُونَ=güç yetirmiş«kadîr_mikdãr»عَلَيْهَا=oranın üzerineأَتَاهَا=gelir oraya أَمْرُنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz şey«emr»لَيْلًا=gece أَوْ=veya نَهَارًا=gündüzفَ=sonra da جَعَلْنَاهَا=çeviririz orayı حَصِيدًا=biçilmiş haleكَأَنْ=sanki gibi لَمْ تَغْنَ=hiç yokmuş بِالْأَمْسِۚ=bir gün önceكَذَٰلِكَ=işte böyle نُفَصِّلُ=ayrı ayrı açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yoran«tefekkür»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah يَدْعُوا=çağırır«duã»إِلَىٰ دَارِ=yurduna السَّلَامِ=selamet«selãm»وَ=ve يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya ”dilediği”) إِلَىٰ صِرَاطٍ=yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   لِلَّذِينَ=kimseler içindir أَحْسَنُوا=güzel davranmış«ihsãn_muhsin»الْحُسْنَىٰ=daha iyisi وَ=ve زِيَادَةٌۖ=daha fazlasıوَ=ve لَا يَرْهَقُ=kaplamaz«rahk»وُجُوهَهُمْ=onların yüzlerini قَتَرٌ=karalık وَلَا=ne de ذِلَّةٌۚ=boyunları bükülür«zillet»أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِۖ=Cennet′inهُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=gelince الَّذِينَ=kimselere كَسَبُوا=kazanmış السَّيِّئَاتِ=fenalıklar«seyyiãt»جَزَاءُ=karşılık«cezã»verilir سَيِّئَةٍ=bir fenalığa«seyyiãt»بِمِثْلِهَا=dengiyleوَ=ve تَرْهَقُهُمْ=kaplar«rahk»onları ذِلَّةٌۖ=bir boyun eğikliği«zillet»مَا=yoktur لَهُمْ=onlar için مِنَ اللَّهِ=Allah′tan مِنْ=herhangi عَاصِمٍۖ=bir kurtaracakكَأَنَّمَا=sanki olan gibidir أُغْشِيَتْ=örtülmüş وُجُوهُهُمْ=yüzleri قِطَعًا=parçalarla مِنَ اللَّيْلِ=bir geceden مُظْلِمًاۚ=kapkaranlık«zulumãt»أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr»هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün نَحْشُرُهُمْ=toplarız«haşr»onları جَمِيعًا=hep birlikteثُمَّ=sonrasında نَقُولُ=deriz لِلَّذِينَ=kimselere أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik»مَكَانَكُمْ=yerlerinize أَنْتُمْ=siz وَ=ve شُرَكَاؤُكُمْۚ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleriniz«şirk_müşrik»فَ=böylece زَيَّلْنَا=ayırırız بَيْنَهُمْۖ=birbirlerindenوَ=ve قَالَ=derler ki شُرَكَاؤُهُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»مَا كُنْتُمْ=siz değildiniz إِيَّانَا=bize تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmet«abd»eden
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=öyleyse كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd» olarak بَيْنَنَا=bizim aramızda وَ=ile بَيْنَكُمْ=sizinإِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=biz idik عَنْ عِبَادَتِكُمْ=«kulluk»hizmet«abd»edişinizden لَغَافِلِينَ=kesinlikle habersiz«ğãfil»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   هُنَالِكَ=işte orada تَبْلُوا=hesabını verir كُلُّ=her نَفْسٍ=can مَا=olduklarının أَسْلَفَتْۚ=işlemişوَ=ve رُدُّوا=döndürülmüşlerdir إِلَى اللَّهِ=Allah′a مَوْلَاهُمُ=himaye edenleri«mevlã» olan الْحَقِّۖ=gerçek«hakk»وَ=ve de ضَلَّ=kaybolup gitmiştir عَنْهُمْ=kendilerinden مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kimdir? يَرْزُقُكُمْ=«nimetlerden» faydalandıran«rızk»sizi مِنَ السَّمَاءِ=gökten وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündenأَمَّنْ=yahut kimdir? يَمْلِكُ=hakim«mãlik»olan السَّمْعَ=kulaklara وَ=ve الْأَبْصَارَ=gözlereوَ=ve مَنْ=kimdir? يُخْرِجُ=dışarı çıkaran«ihrãc»الْحَيَّ=diriyi مِنَ الْمَيِّتِ=ölüdenوَ=ve يُخْرِجُ=dışarı çıkaran«ihrãc»الْمَيِّتَ=ölüyü مِنَ الْحَيِّ=diridenوَ=ve مَنْ=kimdir? يُدَبِّرُ=arkasında bulunan«dubur»الْأَمْرَۚ=o yapılması istenen şeyin«emr»فَ=bunun üzerine سَيَقُولُونَ=diyecekler ki اللَّهُۚ=Allah′tırفَ=o zaman قُلْ=de ki أَ=mısınız? فَ=öyleyse لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   فَ=o halde ذَٰلِكُمُ=işte budur اللَّهُ=Allah رَبُّكُمُ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb»الْحَقُّۖ=‑asıl‑gerçek«hakk»فَ=o zaman مَاذَا=ne ‑vardır‑? بَعْدَ=sonra الْحَقِّ=o Gerçek′ten«hakk»إِلَّا=başka الضَّلَالُۖ=o yolu saşırmışlıktan«dalãl»فَ=öyleyse أَنَّىٰ=nasıl? تُصْرَفُونَ=döndürülüyorsunuz
 ‎﴾ 33 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle حَقَّتْ=gerçekleşmiş«hakk»oldu كَلِمَتُ=bir kelamı(sözü)«kelime_kelimãt»رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inin «rabb»عَلَى=hakkındaki الَّذِينَ=kimseler فَسَقُوا=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»أَنَّهُمْ=oldukları لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   قُلْ=de ki هَلْ=‑var‑mıdır? مِنْ شُرَكَائِكُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerinizden«şirk_müşrik»مَنْ=bir kimseيَبْدَأُ=ilk kez yapan«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayı ثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُ=”ikinci kez yapan”«eãde»قُلِ=de ki اللَّهُ=Allah يَبْدَأُ=ilk kez yapar«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayı ثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُۖ=”ikinci kez yapar”«eãde»فَ=öyleyse أَنَّىٰ=nasıl? تُؤْفَكُونَ=çevriliyorsunuz
 ‎﴾ 35 ﴿‎   قُلْ=de ki هَلْ=‑var‑mıdır? مِنْ شُرَكَائِكُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerinizden«şirk_müşrik»مَنْ=bir kimseيَهْدِي=yolunu gösterecek«hüdã»إِلَى الْحَقِّۚ=o Gerçeğin«hakk»قُلِ=de ki اللَّهُ=Allah يَهْدِي=yolu gösterir«hüdã»لِلْحَقِّۗ=Gerçeğe«hakk»yönelik olanأَ=mi? فَ=şu halde مَنْ=kimse يَهْدِي=yolunu gösteren«hüdã»إِلَى الْحَقِّ=o Gerçeğin«hakk»أَحَقُّ=daha hakedendir«hakk»أَنْ يُتَّبَعَ=katılınmayı«ittebã»أَ=mi? مَّنْ=kimse لَا يَهِدِّي=yola girmemiş«hüdã»إِلَّا=olmadan أَنْ يُهْدَىٰۖ=yol gösterilmesi«hüdã»فَ=öyleyse مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizinكَيْفَ=nasıl? تَحْكُمُونَ=hüküm veriyorsunuz
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve مَا يَتَّبِعُ=katılmamaktadır«ittebã»أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu إِلَّا=başkasına ظَنًّاۚ=zandan«zann»إِنَّ=ki الظَّنَّ=zan«zann»لَا يُغْنِي=kazandırmaz مِنَ الْحَقِّ=gerçeklikten«hakk»شَيْئًاۚ=bir şeyإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِمَا=olduklarını يَفْعَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=değildir هَٰذَا=bu الْقُرْآنُ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân«kur′ãn»أَنْ يُفْتَرَىٰ=uydurması«ifterã»مِنْ دُونِ=dışındakilerin اللَّهِ=Allah′ınوَلَٰكِنْ=fakat تَصْدِيقَ=tasdik edicidir«tasdîk_musaddik»الَّذِي=olanı بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»وَ=ve تَفْصِيلَ=açıklayıcıdır الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metini«kitãb»لَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهِ=içerisinde(veya ”hakkında”)مِنْ رَبِّ="Efendi ve Sahib"indendir«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 38 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar افْتَرَاهُۖ=uydurdu«ifterã»onuقُلْ=de ki فَ=o halde أْتُوا=getirin بِسُورَةٍ=bir sûre مِثْلِهِ=onun dengiوَ=ve ادْعُوا=çağırın«duã»مَنِ=kimseleri اسْتَطَعْتُمْ=gücünüzün yettiği«istitãat»مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′ıإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! كَذَّبُوا=yalan sayıp durdular«tekzîb»بِمَا=şeyi لَمْ يُحِيطُوا=kavramadıkları بِعِلْمِهِ=bilgisini«ilm»وَ=ve لَمَّا يَأْتِهِمْ=henüz kendilerine gelmeyen تَأْوِيلُهُۚ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl»كَذَٰلِكَ=işte böyle كَذَّبَ=yalan sayıp durmuşlardı«tekzîb»الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْۖ=onlardan öncekiفَ=öyleyse انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna عَاقِبَةُ=sonlarının الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=içlerindedir مَنْ=kimseler يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِهِ=onaوَ=ve de مِنْهُمْ=içlerindedir مَنْ=kimseler لَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِهِۚ=onaوَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِالْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanları
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَذَّبُوكَ=yalancı sayıp durdularsa«tekzîb»seniفَ=o zaman قُلْ=de ki لِي=banadır عَمَلِي=benim yaptığımوَ=ve de لَكُمْ=sizedir عَمَلُكُمْۖ=sizin yaptığınızأَنْتُمْ=siz بَرِيئُونَ=uzaksınız مِمَّا=şeylerden أَعْمَلُ=benim yaptığımوَ=ve de أَنَا=ben بَرِيءٌ=uzağım مِمَّا=şeylerden تَعْمَلُونَ=sizin yaptığınız
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=içlerindedir مَنْ=kimseler يَسْتَمِعُونَ=dinleyen إِلَيْكَۚ=seniأَ=mi? فَ=şu halde أَنْتَ=sen تُسْمِعُ=duyuracaksın الصُّمَّ=sağırlara وَ=ve لَوْ=eğer كَانُوا=iseler لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=içlerindedir مَنْ=kimseler يَنْظُرُ=bakan إِلَيْكَۚ=sanaأَ=mi? فَ=şu halde أَنْتَ=sen تَهْدِي=yol göstereceksin«hüdã»الْعُمْيَ=körlere وَ=ve لَوْ=eğer كَانُوا=iseler لَا يُبْصِرُونَ=onlar görmüyor
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَظْلِمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmez النَّاسَ=insanlara شَيْئًا=herhangi birوَلَٰكِنَّ=ancak النَّاسَ=insanlar أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerine يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ederler
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün يَحْشُرُهُمْ=toplayacağımız«haşr»onlarıكَأَنْ=sanki gibidir لَمْ يَلْبَثُوا=kalmamışlar إِلَّا=hariç سَاعَةً=bir saat مِنَ النَّهَارِ=gündüzdenيَتَعَارَفُونَ=birbirlerini tanırlar بَيْنَهُمْۚ=kendi aralarındaقَدْ=emin olun ki خَسِرَ=zarar etmişlerdir«hãsir_husrãn»الَّذِينَ=kimseler كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِلِقَاءِ=kavuşmayı اللَّهِ=Allah′aوَ=ve مَا كَانُوا=değillerdir مُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girmişler«hüdã»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve إِمَّا=ister نُرِيَنَّكَ=gösterelim sana بَعْضَ=kimini الَّذِي=olduğumuzun نَعِدُهُمْ=bizim onlara vaadetmekteأَوْ=ister نَتَوَفَيَنَّكَ=vefat ettirelim seniفَ=şu halde إِلَيْنَا=Bizedir مَرْجِعُهُمْ=onların dönüşüثُمَّ=sonrasında اللَّهُ=Allah شَهِيدٌ=sağlam bir tanıktır«şehîd»عَلَىٰ مَا=olduklarına يَفْعَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve لِكُلِّ=‑vardır‑ her biri için أُمَّةٍ=topluluğun«ümmet»رَسُولٌۖ=bir Elçi«rasûl»فَ=şu halde إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği رَسُولُهُمْ=Elçileri«rasûl»قُضِيَ=hükmedilir بَيْنَهُمْ=aralarında بِالْقِسْطِ=hakkaniyetle«kıst»وَ=ve هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki مَتَىٰ=ne zamandır? هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=söz verilen«va′d»إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا أَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»değilim لِنَفْسِي=kendim için ضَرًّا=bir zarara«dırãr»وَلَا=ne de نَفْعًا=bir yararaإِلَّا=hariç مَا شَاءَ=dilemesi اللَّهُۗ=Allah′ınلِكُلِّ=‑vardır‑ her biri için أُمَّةٍ=topluluğun«ümmet»أَجَلٌۚ=bir vadeإِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَجَلُهُمْ=vadeleriفَ=o zaman لَا=ne يَسْتَأْخِرُونَ=öne alınırlar سَاعَةًۖ=bir saat وَلَا=ne de يَسْتَقْدِمُونَ=geriye bırakılırlar
 ‎﴾ 50 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer أَتَاكُمْ=gelirse size عَذَابُهُ=O′nun cezası«azãb»بَيَاتًا=geceleyin أَوْ=veya نَهَارًا=gündüzünمَاذَا=ne diye يَسْتَعْجِلُ=acele ediyorlar مِنْهُ=onda الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   أَ=mı? ثُمَّ=sonra إِذَامَا=zamandan وَقَعَ=gerçekleştiği آمَنْتُمْ=inanıp güvendiniz«îmãn»بِهِۚ=onaآ=mi? لْآنَ=şimdiوَ=ve قَدْ=emin olun ki كُنْتُمْ=oldunuz بِهِ=onu تَسْتَعْجِلُونَ=acele istiyor
 ‎﴾ 52 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında قِيلَ=denilir ki لِلَّذِينَ=kimselere ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»الْخُلْدِ=(orada)yerleşip kalma«hãlid»هَلْ=mı? تُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alıyorsunuz إِلَّا=başkasının بِمَا=şeylerden كُنْتُمْ=olduğunuz تَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve يَسْتَنْبِئُونَكَ=bilgi istiyorlar senden أَ=mi? حَقٌّ=gerçek«hakk»هُوَۖ=oقُلْ=de ki إِي=Evet!وَ=yemin ederim رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»إِنَّهُ=ki o لَحَقٌّۖ=gerçek(leşecek)tir«hakk»وَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz بِمُعْجِزِينَ=aciz bırakacak
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَلَوْ=eğer أَنَّ=ki olsa لِكُلِّ=ait her birine نَفْسٍ=kimselerin ظَلَمَتْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeلَافْتَدَتْ=kesinlikle kurtulma bedeli«fidye» olarak verirdi بِهِۗ=onuوَ=ve أَسَرُّوا=içlerinde gizlerler«sirra»النَّدَامَةَ=pişmanlıklarını لَمَّا رَأَوُا=görünce الْعَذَابَۖ=o cezayı«azãb»وَ=ve قُضِيَ=hüküm verilir بَيْنَهُمْ=aralarında بِالْقِسْطِۚ=hakkaniyetle«kıst»وَ=ve هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 55 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanların tümü فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۗ=yeryüzündeأَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّ=gerçek(leşecek)tir«hakk»وَلَٰكِنَّ=ancak أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyorlar
 ‎﴾ 56 ﴿‎   هُوَ=O يُحْيِي=hayat verir وَ=ve يُمِيتُ=öldürürوَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürülürsünüz
 ‎﴾ 57 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar قَدْ=emin olun ki جَاءَتْكُمْ=o gelmiştir sizeمَوْعِظَةٌ=bir nasihattir مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»وَ=ve de شِفَاءٌ=bir şifadır لِمَا=olanlar için فِي الصُّدُورِ=gönüllerdeوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve de رَحْمَةٌ=bir merhamettir«rahmet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»için
 ‎﴾ 58 ﴿‎   قُلْ=de ki بِفَضْلِ=lütfuyla«fadl»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve de بِرَحْمَتِهِ=O′nun merhametiyle«rahmet»فَ=o zaman بِذَٰلِكَ=işte bununla فَ=o halde لْيَفْرَحُوا=sevinsinlerهُوَ=bu خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»مِمَّا=şeylerden يَجْمَعُونَ=biriktirdikleri
 ‎﴾ 59 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza! مَا=olduklarına أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın لَكُمْ=size مِنْ رِزْقٍ=faydalandırılan «nimetler» den«rızk»فَ=sonra da جَعَلْتُمْ=yaptınız مِنْهُ=ondan bir kısmını حَرَامًا=yasak«haram»وَ=veya حَلَالًا=serbest«helãl»قُلْ=de ki آ=mı? للَّهُ=Allah أَذِنَ=izin verdi لَكُمْۖ=sizeأَمْ=yoksa mı? عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah تَفْتَرُونَ=uyduruyorsunuz«ifterã»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve مَا=nedir? ظَنُّ=kanaatleri«zann»الَّذِينَ=kimselerin يَفْتَرُونَ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»يَوْمَ=gününe الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَذُو=sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَلَى=karşı النَّاسِ=insanlaraوَلَٰكِنَّ=ancak أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur ki تَكُونُ=olmanız فِي شَأْنٍ=bir durumdaوَمَا=ne de تَتْلُوا=sayıp dökmeniz«tilãvet»مِنْهُ=onun hakkında مِنْ=herhangi قُرْآنٍ=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»وَلَا=ne de تَعْمَلُونَ=yaptığınız مِنْ=herhangi عَمَلٍ=bir işإِلَّا=olmamız dışında كُنَّا=Bizim عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize شُهُودًا=tanıklar«şãhid»إِذْ=iken تُفِيضُونَ=siz dalar فِيهِۚ=onaوَ=ve مَا يَعْزُبُ=gizli kalmaz ki عَنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»مِنْ=herhangi مِثْقَالِ=ağırlığınca bir şey ذَرَّةٍ=zerreفِي الْأَرْضِ=yeryüzünde وَلَا=ne de فِي السَّمَاءِ=gökteوَلَا=ne أَصْغَرَ=daha küçüğü مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundan وَلَا=ne de أَكْبَرَ=daha büyüğüإِلَّا=olmasın فِي كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinde«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"larının«velî_evliyã»اللَّهِ=Allah′ınلَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=kendilerineوَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzülürler
 ‎﴾ 63 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve كَانُوا=olmuş يَتَّقُونَ=kendini sakındırır«takvã»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   لَهُمُ=onlar içindir الْبُشْرَىٰ=o müjde فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünya وَ=ve de فِي الْآخِرَةِۚ=Ahiret′teلَا تَبْدِيلَ=değişme olmaz لِكَلِمَاتِ=kelamında(sözlerinde)«kelime_kelimãt»اللَّهِۚ=Allah′ınذَٰلِكَ=işte bu هُوَ=kendisidir الْفَوْزُ=o kurtularak murada erişin«fevz»الْعَظِيمُ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَا يَحْزُنْكَ=üzmesin seni قَوْلُهُمْۘ=onların söyledikleriإِنَّ=şu bir gerçek ki الْعِزَّةَ="kudret ve üstünlük"«izzet»لِلَّهِ=Allah′ındır جَمِيعًاۚ=bütünüyleهُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki لِلَّهِ=Allah′a aittirمَنْ=kim varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَنْ=kim varsa فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzündeوَ=ve مَا يَتَّبِعُ=katılmıyorlar«ittebã»الَّذِينَ=kimseler يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua eden«duã»مِنْ دُونِ=dışındakilere اللَّهِ=Allahشُرَكَاءَۚ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerine«şirk_müşrik»إِنْ يَتَّبِعُونَ=onlar katılmıyorlar«ittebã»إِلَّا=başkasına الظَّنَّ=zandan«zann»وَ=ve إِنْ=değildir هُمْ=onlar إِلَّا=olandan başkası يَخْرُصُونَ=tahmin yürütüyor«hars»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=size اللَّيْلَ=geceyiلِتَسْكُنُوا=dinlenmeniz için فِيهِ=kendisindeوَ=ve de النَّهَارَ=gündüzü مُبْصِرًاۚ=aydınlatıcı olarakإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَسْمَعُونَ=duyan
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki اتَّخَذَ=edindi اللَّهُ=Allah وَلَدًاۗ=çocukسُبْحَانَهُۖ=O «zanlardan» aşkındır«subhãn»هُوَ=O الْغَنِيُّۖ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”dır«ğaniyy»لَهُ=O′nundur مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeإِنْ=yoktur عِنْدَكُمْ=katınızda مِنْ=herhangi سُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»بِهَٰذَاۚ=bununla ilgiliأَ=musunuz? تَقُولُونَ=söylüyor عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah مَا=olduklarınızı لَا تَعْلَمُونَ=bilmiyor
 ‎﴾ 69 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّ=ki الَّذِينَ=kimseler يَفْتَرُونَ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»لَا يُفْلِحُونَ=selamete«felãh»ermezler
 ‎﴾ 70 ﴿‎   مَتَاعٌ=bir geçimlik varlıktır فِي الدُّنْيَا=dünyadaثُمَّ=sonrasında إِلَيْنَا=Bizedir مَرْجِعُهُمْ=dönüşleriثُمَّ=sonrasında نُذِيقُهُمُ=tattırırız الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»الشَّدِيدَ=şiddetliبِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve اتْلُ=sayıp dök«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara نَبَأَ=haberini نُوحٍ=Nûh′unإِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm»يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»إِنْ=eğer كَانَ=ise كَبُرَ=«büyük»ağır gelmiş عَلَيْكُمْ=size مَقَامِي=duruşumوَ=ve تَذْكِيرِي=tembihte bulunmam«tezkîr»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetleriyle«ãyet»ilgili اللَّهِ=Allah′ınفَ=o zaman عَلَى اللَّهِ=Allah′a تَوَكَّلْتُ=sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»فَ=öyleyse أَجْمِعُوا=siz belirleyin أَمْرَكُمْ=yapmanız gereken şeyi«emr»وَ=ve(belirlesin) شُرَكَاءَكُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleriniz«şirk_müşrik»ثُمَّ=sonrasında لَا يَكُنْ=kalmasın أَمْرُكُمْ=yapmanız gereken şey«emr»عَلَيْكُمْ=kendi aranızda غُمَّةً=belirsizثُمَّ=sonrasında اقْضُوا=hüküm verin إِلَيَّ=banaوَ=ve لَا تُنْظِرُونِ=mühlet vermeyin bana
 ‎﴾ 72 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّيْتُمْ=sırt çeviriryorsanız«tevellã»فَ=o zaman مَا سَأَلْتُكُمْ=istememiştim sizden مِنْ=herhangi أَجْرٍۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَى اللَّهِۖ=Allah′a aitوَ=ve أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَكُونَ=olmamın مِنَ الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlardan«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   فَ=sonra كَذَّبُوهُ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»onu فَ=bunun üzerine نَجَّيْنَاهُ=Biz kurtardık onu وَ=ve مَنْ=kimseleri مَعَهُ=beraberindeki فِي الْفُلْكِ=geminin içindeوَ=ve جَعَلْنَاهُمْ=yaptık onları خَلَائِفَ=öncekilerin yerine geçenler«halef»وَ=ve de أَغْرَقْنَا=suda boğduk الَّذِينَ=kimseleri كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَاۖ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»فَ=o zaman انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna عَاقِبَةُ=sonlarının الْمُنْذَرِينَ=uyarılanların
 ‎﴾ 74 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَعَثْنَا=çıkardık«ba′s»مِنْ بَعْدِهِ=onun ardından رُسُلًا=Elçileri«rasûl»إِلَىٰ قَوْمِهِمْ=toplumlarına«kavm»فَ=sonra da جَاءُوهُمْ=getirdiler onlara بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delilleri«beyyine»فَ=bunun üzerine مَا كَانُوا=olmadılar لِيُؤْمِنُوا=inanıp güvenir«îmãn»بِمَا=olduklarına كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِهِ=kendisini مِنْ قَبْلُۚ=daha önceكَذَٰلِكَ=işte böyle نَطْبَعُ=damgalarız عَلَىٰ قُلُوبِ=kalplerini الْمُعْتَدِينَ=aşırı gidenlerin
 ‎﴾ 75 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَعَثْنَا=ortaya çıkardık«ba′s»مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardından مُوسَىٰ=Mûsã′yı وَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′u إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavunaوَ=ve مَلَئِهِ=onun ileri gelenlerine بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet»فَ=bunun üzerine اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr»وَ=ve كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»مُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا جَاءَهُمُ=ulaşınca onlara الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مِنْ عِنْدِنَا=katımızdanقَالُوا=dediler إِنَّ=ki هَٰذَا=bu لَسِحْرٌ=bir aldatmacadır(veya ”sihirdir”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مُوسَىٰ=Mûsãأَ=mi? تَقُولُونَ=diyorsunuz لِلْحَقِّ=o Gerçek«hakk»لَمَّا جَاءَكُمْۖ=gelince sizeأَ=mıdır? سِحْرٌ=bir aldatmaca(veya ”sihir”) هَٰذَا=buوَ=oysa لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermezler السَّاحِرُونَ=aldatmaca(veya ”sihir”) yapanlar
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَ=mi? جِئْتَنَا=geldiniz bize لِتَلْفِتَنَا=çevirmek için biziعَمَّا=olduğumuzdan وَجَدْنَا=bulmuş عَلَيْهِ=‑temeli‑üzerinde آبَاءَنَا=atalarımızıوَ=ve تَكُونَ=olması لَكُمَا=ikiniz için الْكِبْرِيَاءُ=büyüklenme«kibr»فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz لَكُمَا=size بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecekler«mü′min»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavunائْتُونِي=getirin bana بِكُلِّ=bütün سَاحِرٍ=sihirbazları(veya ”aldatmaca yapabilenleri”) عَلِيمٍ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَ=gelince السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”)قَالَ=dedi ki لَهُمْ=onlara مُوسَىٰ=Mûsãأَلْقُوا=atın مَاَ=olduklarınızı أَنْتُمْ=sizin مُلْقُونَ=atacak
 ‎﴾ 81 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا أَلْقَوْا=atınca قَالَ=dedi ki مُوسَىٰ=Mûsãمَا=olduğunuz جِئْتُمْ=yapmış بِهِ=kendisiyle السِّحْرُۖ=‑asıl‑aldatmacadır(veya ”sihirdir”)إِنَّ=(dedi)ki اللَّهَ=Allah سَيُبْطِلُهُۖ=geçersiz kılacaktır«ibtãl» onuإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُصْلِحُ=düzeltmez«ıslah_sulh»عَمَلَ=yaptıklarını الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanların
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve يُحِقُّ=ortaya çıkarır«hakk»اللَّهُ=Allah الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»بِكَلِمَاتِهِ=kelamıyla(sözleriyle)«kelime_kelimãt»وَلَوْ=bile كَرِهَ=istemese الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَا آمَنَ=inanıp güvenmedi«îmãn»لِمُوسَىٰ=Mûsã′ya إِلَّا=başkası ذُرِّيَّةٌ="soyunun devamı"ndan«zurriyyãt»مِنْ قَوْمِهِ=toplumunda«kavm»عَلَىٰ خَوْفٍ=korkusuyla مِنْ فِرْعَوْنَ=Firavun′un وَ=ve مَلَئِهِمْ=adamlarının أَنْ يَفْتِنَهُمْۚ=sıkıntıya sokmalarından«fitne»onlarıوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki فِرْعَوْنَ=Firavun لَعَالٍ=iyice büyüklenmişti فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve de إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَمِنَ الْمُسْرِفِينَ=kesinlikle ölçüyü aşanlardandı«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki مُوسَىٰ=Mûsãيَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz آمَنْتُمْ=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aفَ=o zaman عَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلُوا=sırtınızı güvenle dayayın«tevekkül»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olduysanız مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   فَ=bunun üzerine قَالُوا=dediler ki عَلَى اللَّهِ=Allah′a تَوَكَّلْنَا=sırtımızı güvenle dayadık«tevekkül»رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لَا تَجْعَلْنَا=kılma bizi فِتْنَةً=bir imtihan«fitne»لِلْقَوْمِ=o toplum«kavm»için الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve نَجِّنَا=kurtar bizi بِرَحْمَتِكَ=merhametinle«rahmet»مِنَ الْقَوْمِ=o toplumundan«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve أَخِيهِ=kardeşineأَنْ تَبَوَّآ=hazırlayın diye لِقَوْمِكُمَا=ikinizin toplumu«kavm»için بِمِصْرَ=Mısır′da بُيُوتًا=evlerوَ=ve اجْعَلُوا=edinin بُيُوتَكُمْ=evlerinizi قِبْلَةً=ibadethaneوَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَۗ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve بَشِّرِ=müjdele الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi مُوسَىٰ=Mûsãرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّكَ=ki Sen آتَيْتَ=verdin فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَأَهُ=onun ileri gelenlerineزِينَةً=hoşa giden şeyler«ziynet»وَ=ve أَمْوَالًا=mallar فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لِيُضِلُّوا=yolu saşırtmaları«dalãl»için oldu عَنْ=hakkında سَبِيلِكَۖ=Senin yolun«sebîl»رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»اطْمِسْ=yok et عَلَىٰ أَمْوَالِهِمْ=onların mallarınıوَ=ve de اشْدُدْ=bağla عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ=kalpleriniفَ=şu halde لَا يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmezler«îmãn»حَتَّىٰ=kadar يَرَوُا=görünceye الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»الْأَلِيمَ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   قَالَ=O dedi ki قَدْ=emin olun ki أُجِيبَتْ=karşılık verildi دَعْوَتُكُمَا=ikinizin«çağrıda bulunma»duasına«duã»فَ=öyleyse اسْتَقِيمَا=doosdoğru olunوَ=ve لَا تَتَّبِعَانِّ=katılmayın«ittebã»سَبِيلَ=yoluna«sebîl»الَّذِينَ=kimselerin لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyen 
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve جَاوَزْنَا=geçirdik بِبَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını الْبَحْرَ=denizdenفَ=bunun üzerine أَتْبَعَهُمْ=peşine takıldılar«ittebã»onların فِرْعَوْنُ=Firavun وَ=ve de جُنُودُهُ=askerleriبَغْيًا=fesatla وَ=ve عَدْوًاۖ=düşmanlıklaحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَدْرَكَهُ=ona eriştiği الْغَرَقُ=o boğulmaقَالَ=dedi ki آمَنْتُ=inanıp güvendim«îmãn»أَنَّهُ=olduğuna ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilah إِلَّا=başka الَّذِي=olduğundan آمَنَتْ=inanıp güvenmiş«îmãn»بِهِ=kendisine بَنُو إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarınınوَ=ve de أَنَا=ben مِنَ الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlardanım«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   آ=mi? لْآنَ=şimdiوَ=iken قَدْ=kesinlikle عَصَيْتَ=karşı çıkmış قَبْلُ=daha önceوَ=ve كُنْتَ=olmuş مِنَ الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanlardan
 ‎﴾ 92 ﴿‎   فَ=şu halde الْيَوْمَ=bugün نُنَجِّيكَ=kurtaracağız بِبَدَنِكَ=senin bedeniniلِتَكُونَ=olman için لِمَنْ=kimselere خَلْفَكَ=senin ardından yerine geçen«halef»آيَةًۚ=bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa إِنَّ=şu bir gerçek ki كَثِيرًا=çoğu مِنَ النَّاسِ=insanlardan عَنْ آيَاتِنَا=açık işaretlerimizi«ãyet»لَغَافِلُونَ=kesinlikle ihmal hatasına düşmüşlerdir«ğãfil»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki بَوَّأْنَا=yerleştirdik بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını مُبَوَّأَ=bir yere صِدْقٍ=sağlam«sıdk»وَ=ve رَزَقْنَاهُمْ=faydalandırdık «nimetlerden» «rızk»onları مِنَ الطَّيِّبَاتِ=temiz«tayyib»olanفَ=sonra مَا اخْتَلَفُوا=ayrılığa düşmediler«ihtilãf»حَتَّىٰ=kadar جَاءَهُمُ=kendilerine gelinceye الْعِلْمُۚ=o Bilgi«ilm»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»يَقْضِي=hükmünü verir بَيْنَهُمْ=aralarında يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فِي=hakkında مَا=şeyler كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisinde يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كُنْتَ=isen فِي=içerisinde شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِمَّا=şeylerden أَنْزَلْنَا=indirdiğimiz إِلَيْكَ=sanaفَ=o zaman اسْأَلِ=sor الَّذِينَ=kimselere يَقْرَءُونَ=okuyan الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»مِنْ قَبْلِكَۚ=senden önceلَقَدْ=emin ol ki جَاءَكَ=geldi sana الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»فَ=öyleyse لَا تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الْمُمْتَرِينَ=bir kuşkuya düşenlerden
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve لَا تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الَّذِينَ=kimselerden كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınفَ=sonra تَكُونَ=olursun مِنَ الْخَاسِرِينَ=o zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler حَقَّتْ=gerçekleşmiş«hakk»olan عَلَيْهِمْ=haklarındaكَلِمَتُ=kelamı(sözü)«kelime_kelimãt»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyeceklerdir«îmãn»
 ‎﴾ 97 ﴿‎   لَوْ=bile جَاءَتْهُمْ=onlara gelse كُلُّ=bütün آيَةٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»حَتَّىٰ=kadar يَرَوُا=görünceye الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»الْأَلِيمَ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   لَوْلَا=hiç olmazsa كَانَتْ=olsaydı قَرْيَةٌ=bir yerleşim«karye»آمَنَتْ=inanıp güvenmiş«îmãn»فَ=sonra da نَفَعَهَا=yarar sağlasaydı kendine إِيمَانُهَا=inanışı«îmãn»إِلَّا=dışında قَوْمَ=toplumu«kavm»يُونُسَ=Yûnus«sûrenin adıdır»لَمَّا آمَنُوا=onlar inanıp güvenince«îmãn»كَشَفْنَا=kaldırmıştık عَنْهُمْ=üzerlerindenعَذَابَ=cezasını«azãb»الْخِزْيِ=o utanç«hızy»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaوَ=ve مَتَّعْنَاهُمْ=yararlandırmıştık onları إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَلَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَآمَنَ=mutlaka inanıp güvenirdi«îmãn»مَنْ=kimselerin فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki كُلُّهُمْ=hepsi جَمِيعًاۚ=hep birlikteأَ=mi? فَ=şu halde أَنْتَ=sen تُكْرِهُ=zorlayacaksın النَّاسَ=insanlarıحَتَّىٰ=kadar يَكُونُوا=oluncaya مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِنَفْسٍ=herhangi bir kimsenin أَنْ تُؤْمِنُ=inanıp güvenmesi«îmãn»إِلَّا=olması dışında بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve يَجْعَلُ=O gönderir الرِّجْسَ=o dert veren pisliği«rics»عَلَى=üzerlerine الَّذِينَ=kimselerin لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayan«akl»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   قُلِ=de ki انْظُرُوا=bakın مَاذَا=ne فِي السَّمَاوَاتِ=‑vardır‑göklerde وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve مَا تُغْنِي=bir şey kazandırmaz الْآيَاتُ=«açık işaret»ayetler«ãyet»وَ=ve النُّذُرُ=kendisine karşı uyarılan şeylerعَنْ قَوْمٍ=bir topluma«kavm»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   فَ=bunun üzerine هَلْ=mı? يَنْتَظِرُونَ=bekliyorlar إِلَّا=başkasını مِثْلَ=dengindenأَيَّامِ=«ceza»günlerinin الَّذِينَ=kimselerin خَلَوْا=gelip geçmiş مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içindeقُلْ=de ki فَ=şu halde انْتَظِرُوا=bekleyinإِنِّي=ki ben مَعَكُمْ=sizinle birlikte مِنَ الْمُنْتَظِرِينَ=bekleyenlerdenim
 ‎﴾ 103 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında نُنَجِّي=kurtarırız رُسُلَنَا=Elçilerimizi«rasûl»الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»كَذَٰلِكَ=işte böyle حَقًّا=bir borçtur«hakk»عَلَيْنَا=üzerimize نُنْجِ=kurtarmak الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فِي=içerisinde شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْ دِينِي=benim dinimden«dîn»فَ=şu halde لَا أَعْبُدُ=ben «kulluk»hizmetkârlık«abd»etmiyorum الَّذِينَ=olduklarınıza تَعْبُدُونَ=sizin «kulluk»hizmetkârlık«abd»etmekte مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahوَلَٰكِنْ=fakat أَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»ederim اللَّهَ=Allah′a الَّذِي=olan يَتَوَفَاكُمْۖ=vefat ettirecek siziوَ=ve أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَكُونَ=olmamın مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve أَنْ=diye أَقِمْ=çevir وَجْهَكَ=yüzünü لِلدِّينِ=şu dine«dîn»حَنِيفًا=tek ilâha inanarak«hanîf»وَ=ve لَا تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   وَ=ve لَا تَدْعُ=«çağrıda bulunma»dua etme«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah′ın مَا=şeylere لَا يَنْفَعُكَ=yararı dokunmayan sana وَ=ve de لَا يَضُرُّكَۖ=zararı«dırãr»dokunmayan sanaفَ=şu halde إِنْ=eğer فَعَلْتَ=yaparsanفَ=bu durumda إِنَّكَ=şu bir gerçek ki olursun إِذًا=o vakit مِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يَمْسَسْكَ=verirse sana اللَّهُ=Allah بِضُرٍّ=bir sıkıntı durumu«darrã»فَ=bunun üzerine لَا=yoktur كَاشِفَ=giderecek لَهُ=onu إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndanوَ=ve de إِنْ=eğer يُرِدْكَ=dilerse sana بِخَيْرٍ=bir fayda ve iyilik«hayr»فَ=bu halde لَا=yoktur رَادَّ=geri çevirecek لِفَضْلِهِۚ=O′nun lütfunu«fadl»يُصِيبُ=verir بِهِ=onu مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِۚ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerindenوَ=ve هُوَ=O الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”dir«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarقَدْ=emin olun ki جَاءَكُمُ=gelmiştir size الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»فَ=o halde مَنِ=kim اهْتَدَىٰ=gösterilmiş yola girerse«hüdã»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَهْتَدِي=gösterilmiş yola girer«hüdã»لِنَفْسِهِۖ=kendisi içinوَ=ve de مَنْ=kim ضَلَّ=yolunu şaşırırsa«dalãl»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَضِلُّ=yolunu şaşırması«dalãl»عَلَيْهَاۖ=kendi aleyhinedirوَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize بِوَكِيلٍۖ=sırtı emniyetle dayayacak bir kimse«vekîl»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve اتَّبِعْ=katıl«ittebã»مَا=olana يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيْكَ=sanaوَ=ve اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»حَتَّىٰ=kadar يَحْكُمَ=hükmünü verinceye اللَّهُۚ=Allahوَ=ve هُوَ=O′dur خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»الْحَاكِمِينَ=hüküm verenlerin
Âyet Metni : (Yûnus.1) (11. Cüz | 208. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi-lḥakîm.
(Yûnus.1) Grameri
الٓرْ : Alif Lam Ra ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]تِلْكَ : These ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]اٰيَاتُ : (are the) verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ي يالْكِتَابِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْكِتَابِ : Book ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ت بالْحَكِيمِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَكِيمِ : wise ::: [Sıfat] [Eril tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ح ك م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu