Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lâm, Râ. bunlar işte âyetleridir sana o mübîn kitabın
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, râ. Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Râ![1*] Bunlar apaçık olan[2*] kitabın ayetleridir.[3*][1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur. [2*] Kur’an-ı Kerim, muhkem /hüküm bildiren ve müteşabih /muhkemlerin benzeri olup onları ayrıntılı olarak açıklayan ayetlerden oluşur. Allah, koyduğu bu metodla Kur’an’ı, ayrıntılı olarak açıklamış ve o açıklamalara ulaşmanın yollarını göstermiştir. (Âl-i İmran 3/7, En’am 6/114, Hud 11/1, Zümer 39/23, Fussilet 41/3).[3*] Şuara 26/2, Kasas 28/1-2.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif lâm Râ. Bunlar, her şeyi apaçık bildiren kitabın (Kur’an’ın) ayetleridir.* Elif-Lam-Ra harfleriyle ilgili Bakara suresinin 1. ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm râ. Bunlar apaçık Kitabın âyetleridir.
İngilizce Kelime Meali
الٓرۚ=Alif Laam Ra. تِلْكَ=These ءَايٰتُ=(are the) Verses الْكِتٰبِ=(of) the Book الْمُبِينِ=[the] clear.
(12) Yûsuf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»Rã ▼ تِلْكَ=bunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»halinde عَرَبِيًّا=Arapça ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   نَحْنُ=Biz نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana أَحْسَنَ=en güzelini«hasen»الْقَصَصِ=hikayelerin«kasas» ▼ بِمَا=olduğumuzla أَوْحَيْنَا=mesajla iletmiş«vahy»إِلَيْكَ=sana ▼ هَٰذَا=şu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′la«kur′ãn» ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنْتَ=idin مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce لَمِنَ الْغَافِلِينَ=kesinlikle haberi olmayanlardan«ğãfil»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti يُوسُفُ=Yûsuf«sûrenin adıdır»لِأَبِيهِ=babasına ▼ يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım إِنِّي=ki ben رَأَيْتُ=gördüm أَحَدَ عَشَرَ=on bir كَوْكَبًا=parlayan gezegen ▼ وَ=ve الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ı ▼ رَأَيْتُهُمْ=gördüm ki onlar لِي=bana(veya”benim için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koyuyorlardı«secde»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrum ▼ لَا تَقْصُصْ=anlatma«kasas»رُؤْيَاكَ=rüyanı عَلَىٰ إِخْوَتِكَ=kardeşlerine ▼ فَ=sonra يَكِيدُوا=düzen«keyd»hazırlarlar لَكَ=sana كَيْدًاۖ=bir düzenle«keyd» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الشَّيْطَانَ=şeytan لِلْإِنْسَانِ=insan için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle يَجْتَبِيكَ=seçecek seni رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ وَ=ve يُعَلِّمُكَ=öğretecek sana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِ=anlatılanların ▼ وَ=ve يُتِمُّ=tamamlayacaktır نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكَ=sana وَ=ve عَلَىٰ آلِ=ailesine يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un ▼ كَمَا=nasıl ki أَتَمَّهَا=tamamlamıştı onu عَلَىٰ أَبَوَيْكَ=atalarına مِنْ قَبْلُ=daha önce إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e وَ=ve إِسْحَاقَۚ=İshãk′a ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=vardır فِي يُوسُفَ=Yûsuf′ta وَ=ve إِخْوَتِهِ=kardeşlerinde آيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»لِلسَّائِلِينَ=soranlar için
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالُوا=demişlerdi ki ▼ لَيُوسُفُ=kesinlikle Yûsuf وَ=ve أَخُوهُ=kardeşi أَحَبُّ=daha sevgilidir إِلَىٰ أَبِينَا=babamıza مِنَّا=bizden ▼ وَ=oysa نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insanız ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki أَبَانَا=babamız لَفِي=kesinlikle içindedir ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   اُقْتُلُوا=öldürün يُوسُفَ=Yûsuf′u ▼ أَوِ=ya da اطْرَحُوهُ=atın onu أَرْضًا=bir yere ▼ يَخْلُ=yönelsin لَكُمْ=size وَجْهُ=yüzü أَبِيكُمْ=babanızın ▼ وَ=ve de تَكُونُوا=olursunuz مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra قَوْمًا=bir toplum«kavm»صَالِحِينَ=düzgün«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   قَالَ=dedi ki قَائِلٌ=bir konuşan مِنْهُمْ=içlerinden ▼ لَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin يُوسُفَ=Yûsuf′u ▼ وَ=ve أَلْقُوهُ=atın onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّ=o kuyunun ▼ يَلْتَقِطْهُ=alsın onu بَعْضُ=kimisi السَّيَّارَةِ=yolcu kafilesinden ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فَاعِلِينَ=yapacak
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ مَا=neyin? لَكَ=‑var‑ senin ▼ لَا تَأْمَنَّا=güvenmiyorsun bize عَلَىٰ=hakkında يُوسُفَ=Yûsuf ▼ وَ=oysa إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onun için لَنَاصِحُونَ=kesinlikle öğüt verecekleriz(veya ”samimiyiz”)
 ‎﴾ 12 ﴿‎   أَرْسِلْهُ=gönder onu مَعَنَا=bizimle beraber غَدًا=yarın ▼ يَرْتَعْ=gezsin وَ=ve يَلْعَبْ=oynasın ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=kesinlikle muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 13 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنِّي=ki لَيَحْزُنُنِي=kesinlikle üzüyor beni أَنْ تَذْهَبُوا=götürmeniz بِهِ=onu ▼ وَ=ve أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يَأْكُلَهُ=yemesinden onu الذِّئْبُ=o kurtun ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz عَنْهُ=onu غَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=kesinlikle eğer أَكَلَهُ=yerse onu الذِّئْبُ=o kurt ▼ وَ=iken نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insan ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz إِذًا=o zaman لَخَاسِرُونَ=muhakkak zarar etmişler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا ذَهَبُوا=onlar götürünce بِهِ=kendisini وَ=ve أَجْمَعُوا=karar verince أَنْ يَجْعَلُوهُ=bırakmaya onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّۚ=o kuyunun ▼ وَ=oysa أَوْحَيْنَا=Biz mesajla ilettik«vahy»إِلَيْهِ=ona ▼ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ=mutlaka haber vereceğini onlara بِأَمْرِهِمْ=yapılması istenmiş(veya "yapmayı istemiş") olduklarını«emr»هَٰذَا=bu ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=geldiler أَبَاهُمْ=babalarına عِشَاءً=akşamleyin يَبْكُونَ=ağlayarak
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ إِنَّا=ki biz ذَهَبْنَا=gittik نَسْتَبِقُ=yarışıyorduk ▼ وَ=ve تَرَكْنَا=bırakmıştık يُوسُفَ=Yûsuf′u عِنْدَ=yanında مَتَاعِنَا=geçimlik malımızın ▼ فَ=sonra أَكَلَهُ=yemiş onu الذِّئْبُۖ=o kurt ▼ وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِمُؤْمِنُ=inanıp güvenecek«mü′min»لَنَا=bize ▼ وَلَوْ=bile كُنَّا=olsak صَادِقِينَ=gerçeği söyleyenler«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=getirdiler عَلَىٰ قَمِيصِهِ=gömleğinin üstünde بِدَمٍ=kanı كَذِبٍۚ=yalandan«kizb_kãzib» ▼ قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etti لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr» ▼ فَ=öyleyse صَبْرٌ=yılmadan dayanmak«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olandır ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah′tır الْمُسْتَعَانُ=‑asıl‑”Yardım İstenecek Olan”«müsteãn»عَلَىٰ=kaşı مَا=olduklarınıza تَصِفُونَ=anlatıyor
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve جَاءَتْ=geldi سَيَّارَةٌ=bir kervan ▼ فَ=sonra أَرْسَلُوا=gönderdiler وَارِدَهُمْ=sucularını ▼ فَ=sonra da أَدْلَىٰ=sarkıttı دَلْوَهُۖ=kovasını ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Hey! بُشْرَىٰ=Müjde! هَٰذَا=bu غُلَامٌۚ=bir oğlan ▼ وَ=ve أَسَرُّوهُ=sakladılar«sirra»onu بِضَاعَةًۚ=sermaye olarak ▼ وَ=iken اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilen«alîm»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَرَوْهُ=sattılar onu بِثَمَنٍ=bir pahaya بَخْسٍ=cüzi ▼ دَرَاهِمَ=dirheme مَعْدُودَةٍ=birkaç ▼ وَ=ve كَانُوا=idiler فِيهِ=ona karşı مِنَ الزَّاهِدِينَ=rağbet etmeyen
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=kimse اشْتَرَاهُ=onu satın almış مِنْ مِصْرَ=Mısırlılardan لِامْرَأَتِهِ=karısına ▼ أَكْرِمِي=ikram et«ikrãm»مَثْوَاهُ=onun yerini ▼ عَسَىٰ=belki أَنْ يَنْفَعَنَا=yararı dokunur bize ▼ أَوْ=ya da نَتَّخِذَهُ=ediniriz onu وَلَدًاۚ=bir evlat ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=bir imkân verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ وَ=ve لِنُعَلِّمَهُ=öğretmek içindi ona مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَالِبٌ=üstün gelendir عَلَىٰ أَمْرِهِ=yapılmasını istediği şeyde«emr» ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا بَلَغَ=erişince أَشُدَّهُ=kuvvetli çağına ▼ آتَيْنَاهُ=verdik ona حُكْمًا=bir Hikmet وَ=ve عِلْمًاۚ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve رَاوَدَتْهُ=o«dişil» yararlanmak istedi الَّتِي=olan«dişil» هُوَ=kendisi«eril» فِي بَيْتِهَا=evinde«dişil» عَنْ نَفْسِهِ=onun«eril» nefsinden ▼ وَ=ve غَلَّقَتِ=kilitledi«dişil» الْأَبْوَابَ=kapıları وَ=ve قَالَتْ=dedi ki«dişil» هَيْتَ لَكَۚ=haydi gelsene! ▼ قَالَ=dedi ki«eril» مَعَاذَ=sığınırım اللَّهِۖ=Allah′a ▼ إِنَّهُ=(dedi)ki رَبِّي=efendi ve sahibim«rabb»أَحْسَنَ=güzel kıldı«ihsãn_muhsin»مَثْوَايَۖ=yerimi ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermez الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki هَمَّتْ=o arzu etmişti«dişil» بِهِۖ=onu«eril» ▼ وَ=ve de هَمَّ=o arzu etmişti«eril» بِهَا=onu«dişil» ▼ لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ رَأَىٰ=görmesi بُرْهَانَ=doğruyu gösteren delilini«burhãn»رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle لِنَصْرِفَ=çevirmek içindi عَنْهُ=ondan«eril» السُّوءَ=o fenalığı«sú»وَ=ve الْفَحْشَاءَۚ=ahlaksızlıkları«fahşa» ▼ إِنَّهُ=ki o«eril» مِنْ عِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve اسْتَبَقَا=koşuştular الْبَابَ=kapıya ▼ وَ=ve قَدَّتْ=yırttı«dişil» قَمِيصَهُ=onun«eril» gömleğini مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur» ▼ وَ=ve أَلْفَيَا=rastladılar سَيِّدَهَا=onun«dişil» bey′ine لَدَى=yanında الْبَابِۚ=kapının ▼ قَالَتْ=dedi ki«dişil» مَا=nedir? جَزَاءُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimsenin أَرَادَ=istemiş بِأَهْلِكَ=senin ailene«eril»«ehl»سُوءًا=bir fenalık«sú» ▼ إِلَّا=başka أَنْ يُسْجَنَ=hapsolunmaktan أَوْ=veya عَذَابٌ=bir cezadan«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» هِيَ=odur«dişil» رَاوَدَتْنِي=yararlanmak isteyen benden عَنْ=ilgili نَفْسِيۚ=nefsimle ▼ وَ=ve شَهِدَ=tanık oldu«eril»«şãhid»شَاهِدٌ=bir tanık«şãhid»مِنْ أَهْلِهَا=onun«dişil» ailesinden«ehl» ▼ إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun«eril» gömleği قُدَّ=yırtılmış مِنْ قُبُلٍ=önden فَ=o zaman صَدَقَتْ=o«dişil» gerçeği söylemiştir«sıdk_sãdık» ▼ وَ=ise هُوَ=o«eril» مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerdendir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun gömleği«eril» قُدَّ=yırtılmış مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»فَ=o zaman كَذَبَتْ=o yalan söylemiştir«dişil»«kizb_kãzib» ▼ وَ=ise هُوَ=«eril»o مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerdendir«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَىٰ=görünce قَمِيصَهُ=onun gömleğinin«eril» قُدَّ=yırtıldığını مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur» ▼ قَالَ=dedi«eril» إِنَّهُ=ki bu مِنْ كَيْدِكُنَّۖ=sizlerin«dişil» hazırladığı düzendir«keyd» ▼ إِنَّ=(dedi)ki كَيْدَكُنَّ=sizlerin«dişil» hazırladığı bir düzen«keyd»عَظِيمٌ=muazzamdır«azîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf أَعْرِضْ=sen aldırış etme«iğ′rãd»عَنْ هَٰذَاۚ=buna ▼ وَ=ve de اسْتَغْفِرِي=sen«dişil» günahının örtülmesini dile«istiğfar»لِذَنْبِكِۖ=kendi«dişil» suçunun«zenb» ▼ إِنَّكِ=şu bir gerçek ki sen«dişil» كُنْتِ=oldun«dişil» مِنَ الْخَاطِئِينَ=hata yapmışlardan«hatá»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki نِسْوَةٌ=kadınlar فِي الْمَدِينَةِ=şehirde ▼ امْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz»تُرَاوِدُ=yararlanmak istemiş فَتَاهَا=kendi«dişil» erkek çalışanının«fetã»عَنْ نَفْسِهِۖ=nefsinden ▼ قَدْ=kesinlikle شَغَفَهَا=bağrını yakmış onun«dişil» حُبًّاۖ=bir sevda ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَنَرَاهَا=kesinlikle görüyoruz onu«dişil» فِي ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»içinde مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا سَمِعَتْ=o işitince«dişil» بِمَكْرِهِنَّ=onların«dişil» çekiştirmelerini«mekr» ▼ أَرْسَلَتْ=haber gönderdi«dişil» إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil» ▼ وَ=ve أَعْتَدَتْ=hazırladı«dişil» لَهُنَّ=onlar için«dişil» مُتَّكَأً=yastıklar ▼ وَ=ve آتَتْ=verdi«dişil» كُلَّ وَاحِدَةٍ=her birine مِنْهُنَّ=onlardan«dişil» سِكِّينًا=bir bıçak ▼ وَ=ve قَالَتِ=dedi ki«dişil» اخْرُجْ=ortaya çık!«ihrãc»عَلَيْهِنَّۖ=onların«dişil» karşılarında ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَيْنَهُ=görünce onu«eril» أَكْبَرْنَهُ=yücelttiler«dişil» onu«eril» وَ=ve قَطَّعْنَ=kestiler«dişil» أَيْدِيَهُنَّ=ellerini«dişil» ▼ وَ=ve قُلْنَ=dediler ki«dişil» حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah için ▼ مَا=değildir هَٰذَا=bu بَشَرًا=bir insan ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası مَلَكٌ=bir melekten كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil» فَ=o zaman ذَٰلِكُنَّ=işte siz«dişil» الَّذِي=kimselersiniz لُمْتُنَّنِي=beni kınamış«dişil» فِيهِۖ=onun hakkında«eril» ▼ وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki رَاوَدْتُهُ=ben yararlanmak istedim عَنْ نَفْسِهِ=kendisinden«eril» ▼ فَ=bunun üzerine اسْتَعْصَمَۖ=o reddetti وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ يَفْعَلْ=o yapmazsa مَا=şeyi آمُرُهُ=ona«eril» yapılmasını istediğimi söyleyeceğim«emr» ▼ لَيُسْجَنَنَّ=kesinlikle o«eril» zindana atılacaktır وَ=ve لَيَكُونًا=kesinlikle o«eril» olacaktır مِنَ الصَّاغِرِينَ=küçük düşenlerden«sağãr»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»السِّجْنُ=zindan أَحَبُّ=daha iyidir إِلَيَّ=benim için ▼ مِمَّا=şeyden يَدْعُونَنِي=çağırdıkları«duã»beni إِلَيْهِۖ=kendisine ▼ وَ=ve إِلَّا=eğer olmazsa تَصْرِفْ=savman عَنِّي=benden كَيْدَهُنَّ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd» ▼ أَصْبُ=kayarım إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil» وَ=ve أَكُنْ=olurum مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَابَ=karşılık verdi لَهُ=ona«eril» رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ فَ=sonra da صَرَفَ=savdı عَنْهُ=ondan«eril» كَيْدَهُنَّۚ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki هُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَدَا=uygun göründü لَهُمْ=onlara«eril» ▼ مِنْ بَعْدِ=ardından مَا رَأَوُا=görmelerinin الْآيَاتِ=bu açık işaretleri«ãyet» ▼ لَيَسْجُنُنَّهُ=mutlaka zindana atmaları«dişil» onu«eril» حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve دَخَلَ=girmişti مَعَهُ=onunla beraber«eril» السِّجْنَ=zindana فَتَيَانِۖ=iki genç«fetã» ▼ قَالَ=dedi أَحَدُهُمَا=o ikisinden biri ▼ إِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَعْصِرُ=suyunu çıkarıyor خَمْرًاۖ=içkilik üzümün«hamr» ▼ وَ=ve قَالَ=dedi الْآخَرُ=öteki ▼ إِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَحْمِلُ=taşıyor فَوْقَ=üstünde رَأْسِي=başımın خُبْزًا=ekmek ▼ تَأْكُلُ=yiyor الطَّيْرُ=kuşlar مِنْهُۖ=ondan ▼ نَبِّئْنَا=haber ver bize بِتَأْوِيلِهِۖ=bunun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا يَأْتِيكُمَا=gelmeyecek ikinize طَعَامٌ=bir yemek تُرْزَقَانِهِ=kendisiyle faydalandırıldığız«rızk» ▼ إِلَّا=olmadan نَبَّأْتُكُمَا=benim haber vermem ikinize بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ قَبْلَ=öncesinde أَنْ يَأْتِيَكُمَاۚ=ikinize gelmesinin ▼ ذَٰلِكُمَا=işte bu مِمَّا=şeylerdendir عَلَّمَنِي=bana öğrettiği رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ إِنِّي=şu bir gerçek ki ben تَرَكْتُ=terk ettim مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzını«millet»قَوْمٍ=bir toplumun«kavm» ▼ لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i كَافِرُونَ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve اتَّبَعْتُ=katıldım«ittebã»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet» ▼ آبَائِي=atalarım إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk وَ=ve يَعْقُوبَۚ=Ya′kûb′un ▼ مَا كَانَ=olmaz لَنَا=bizim için أَنْ نُشْرِكَ=denk«ortak»kabul etmek«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyi ▼ ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ فَضْلِ=lütfundandır«fadl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ عَلَيْنَا=bize وَ=ve عَلَى النَّاسِ=insanlara ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=benim yoldaşlarım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandan ▼ أَ=mi? أَرْبَابٌ=efendi ve sahipler«rabb»مُتَفَرِّقُونَ=farklı farklı ▼ خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ أَمِ=yoksa mı? اللَّهُ=Allah الْوَاحِدُ=‑asıl‑”Tek Olan”«vãhid»الْقَهَّارُ=‑asıl‑”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”«kahhãr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَا تَعْبُدُونَ=siz «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmıyorsunuz مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ إِلَّا=başkasına أَسْمَاءً=isimlerden«ism_esmã»سَمَّيْتُمُوهَا=«isimlendirme»sıfat olarak verdiğiniz «ism_esmã»kendilerini أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمْ=atalarınızın ▼ مَا أَنْزَلَ=indirmemiştir اللَّهُ=Allah بِهَا=onlar hakkında مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۚ="dayanacak bir şey"«sultãn» ▼ إِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=dışında لِلَّهِۚ=Allah′ınki ▼ أَمَرَ=O istediğini söylemiştir«emr»أَلَّا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmamanızı إِلَّا=başkasına إِيَّاهُۚ=bir tek kendisinden ▼ ذَٰلِكَ=işte budur الدِّينُ=o din«dîn»الْقَيِّمُ=doğru ▼ وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=iki yoldaşım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandan ▼ أَمَّا=gelince أَحَدُكُمَا=ikinizden birine فَ=bu durumda يَسْقِي=sunacak رَبَّهُ=efendi ve sahibine«rabb»خَمْرًاۖ=bir«sarhoş eden içecek»içki«hamr» ▼ وَ=ise أَمَّا=gelince الْآخَرُ=diğerine فَ=bu durumda يُصْلَبُ=asılacak ▼ فَ=sonra da تَأْكُلُ=yiyecek الطَّيْرُ=o kuşlar مِنْ رَأْسِهِۚ=onun başından ▼ قُضِيَ=karara bağlanmıştır الْأَمْرُ=o yapılması istenen şey«emr»الَّذِي=olduğunuz فِيهِ=kendisi hakkında تَسْتَفْتِيَانِ=sizin hükmünü«fetvã» soruyor
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِلَّذِي=kimseye ظَنَّ=kanaat getirdiği«zann»أَنَّهُ=olduğuna نَاجٍ=kurtulacak مِنْهُمَا=ikisi içerisinden ▼ اذْكُرْنِي=bahset«zikr»benden عِنْدَ=katında رَبِّكَ=efendi ve sahibinin«rabb» ▼ فَ=sonra أَنْسَاهُ=unutturdu ona الشَّيْطَانُ=şeytan ذِكْرَ=bahsetmeyi«zikr»رَبِّهِ=efendi ve sahibine«rabb» ▼ فَ=böylece لَبِثَ=o kaldı فِي السِّجْنِ=zindanda بِضْعَ=birkaç(üç ila dokuz) سِنِينَ=yıl
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi الْمَلِكُ=Hükümdar«melik» ▼ إِنِّي=ki ben أَرَىٰ=görüyorum ki سَبْعَ=yedi بَقَرَاتٍ=inek سِمَانٍ=semiz ▼ يَأْكُلُهُنَّ=yiyor onları سَبْعٌ=yedi عِجَافٌ=zayıf inek ▼ وَ=ve سَبْعَ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başak خُضْرٍ=yeşil ▼ وَ=ve de أُخَرَ=diğerleri يَابِسَاتٍۖ=kuru başak ▼ يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=efendiler أَفْتُونِي=hükmünüzü«fetvã» bildirin bana فِي=hakkında رُؤْيَايَ=rüyam ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=siz لِلرُّؤْيَا=rüya تَعْبُرُونَ=yorumluyorsanız
 ‎﴾ 44 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَضْغَاثُ=karışık أَحْلَامٍۖ=hayallerdir ▼ وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِتَأْوِيلِ=”vardığı sonucuyla”«te′vîl»ilgili الْأَحْلَامِ=o hayallerin بِعَالِمِينَ=bilgililer«ilm»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan نَجَا=kurtulmuş مِنْهُمَا=ikisi içerisinden ▼ وَ=iken ادَّكَرَ=hatırlamış بَعْدَ=sonra أُمَّةٍ=uzun bir süre ▼ أَنَا=ben أُنَبِّئُكُمْ=haber veririm size بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ فَ=şu halde أَرْسِلُونِ=gönderin beni
 ‎﴾ 46 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf! أَيُّهَا=Ey! الصِّدِّيقُ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık» ▼ أَ=misin? أَفْتِنَا=bize hükmünü«fetvã» bildir ▼ فِي=hakkında سَبْعِ=yedi بَقَرَاتٍ=ineğin سِمَانٍ=semiz يَأْكُلُهُنَّ=yiyen سَبْعٌ=yedisini عِجَافٌ=zayıf olan ▼ وَ=ve سَبْعِ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başağın خُضْرٍ=yeşil ▼ وَ=ve de أُخَرَ=diğer يَابِسَاتٍ=kuru olanların ▼ لَعَلِّي=belki ben أَرْجِعُ=geri dönerim إِلَى النَّاسِ=o insanlara ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْلَمُونَ=biliyor olurlar
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَ=dedi ki تَزْرَعُونَ=ekim yapacaksınız سَبْعَ=yedi سِنِينَ=yıl دَأَبًا=adetiniz üzere ▼ فَ=sonra da مَا=olduğunuzu حَصَدْتُمْ=biçmiş فَ=bunun üzerine ذَرُوهُ=bırakın فِي سُنْبُلِهِ=başağında ▼ إِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تَأْكُلُونَ=yiyeceğiniz
 ‎﴾ 48 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun سَبْعٌ=yedisi شِدَادٌ=zorlu ▼ يَأْكُلْنَ=yiyip bitirecek مَا=olduklarınızı قَدَّمْتُمْ=biriktirmiş لَهُنَّ=kendilerini ▼ إِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تُحْصِنُونَ=sakladığınız
 ‎﴾ 49 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun عَامٌ=bir yıl ▼ فِيهِ=‑vardır‑ onda يُغَاثُ=bol yağmur النَّاسُ=insanlara ▼ وَ=ve فِيهِ=o sırada يَعْصِرُونَ=meyve sıkılır,hayvan sağılır 
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=o Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِۗ=onu ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا جَاءَهُ=gelince ona الرَّسُولُ=o elçi«rasûl»قَالَ=dedi ki ارْجِعْ=geri dön إِلَىٰ رَبِّكَ=efendi ve sahibine«rabb» ▼ فَ=sonra اسْأَلْهُ=sor ona مَا=neymiş? بَالُ=maksadı النِّسْوَةِ=o kadınların ▼ اللَّاتِي=olan قَطَّعْنَ=kesmiş أَيْدِيَهُنَّۚ=ellerini«dişil» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»بِكَيْدِهِنَّ=hazırladıkları düzeni«keyd»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَا=neydi? خَطْبُكُنَّ=meseleniz«hatb» ▼ إِذْ=zaman رَاوَدْتُنَّ=yararlanmak istediğiniz يُوسُفَ=Yûsuf′un عَنْ نَفْسِهِۚ=nefsinden ▼ قُلْنَ=dediler ki حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah için ▼ مَا عَلِمْنَا=biz bilmiyoruz عَلَيْهِ=onda مِنْ=herhangi سُوءٍۚ=bir fenalık«sú» ▼ قَالَتِ=dedi ki امْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz» ▼ الْآنَ=şu anda حَصْحَصَ=ortaya çıktı الْحَقُّ=o gerçek«hakk» ▼ أَنَا=ben رَاوَدْتُهُ=yararlanmak istemiştim عَنْ نَفْسِهِ=onun nefsinden ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَمِنَ الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlardandı«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu لِيَعْلَمَ=bilmesi içindir ▼ أَنِّي=olduğumu ki لَمْ أَخُنْهُ=hainlik etmedim kendisine بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”ortada yokken”«ğayb» ▼ وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın لَا يَهْدِي=yolunu göstermeyecek«hüdã»كَيْدَ=hazırladıkları düzenin«keyd»الْخَائِنِينَ=hainlerin
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve مَا أُبَرِّئُ=ben temize çıkarmam نَفْسِيۚ=nefsimi ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki النَّفْسَ=nefis لَأَمَّارَةٌ=muhakkak emredicidir بِالسُّوءِ=fenalığı«sú» ▼ إِلَّا=dışında مَا=olduğu رَحِمَ=merhamet«rahmet»etmiş رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِ=onu ▼ أَسْتَخْلِصْهُ=halis kılayım«hãlis_muhlis» onu لِنَفْسِيۖ=kendime ▼ فَ=sonra da لَمَّا كَلَّمَهُ=konuşunca onunla ▼ قَالَ=dedi إِنَّكَ=ki sen الْيَوْمَ=bugün لَدَيْنَا=yanımızda مَكِينٌ=”yüksek mertebede”sin أَمِينٌ=güvenilensin
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اجْعَلْنِي=tayin et beni عَلَىٰ=üstüne خَزَائِنِ=hazineleri الْأَرْضِۖ=o toprakların ▼ إِنِّي=(dedi)ki ben حَفِيظٌ=muhafaza edenim«hafîz»عَلِيمٌ=bilenim«alîm»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=Biz imkanlar verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ يَتَبَوَّأُ=yerleşirdi مِنْهَا=orada حَيْثُ=yerde يَشَاءُۚ=dilediği ▼ نُصِيبُ=Biz ulaştırırız بِرَحْمَتِنَا=merhametimizi«rahmet»مَنْ=kimseye نَشَاءُۖ=dilediğimiz ▼ وَ=ve لَا نُضِيعُ=heba etmeyiz أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve لَأَجْرُ=kesinlikle bedeli«ecr»الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve كَانُواَ=olmuş يَتَّقُونَ=kendini sakındırır«takvã»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler إِخْوَةُ=kardeşleri يُوسُفَ=Yûsuf′un ▼ فَ=sonra da دَخَلُوا=girdiler عَلَيْهِ=onun yanına ▼ فَ=bunun üzerine عَرَفَهُمْ=o tanıdı onları ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=tanımıyor
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyle ▼ قَالَ=dedi ki ائْتُونِي=getirin bana بِأَخٍ=kardeşinizi لَكُمْ=sizin مِنْ أَبِيكُمْۚ=babanızdan olan ▼ أَلَا=şunu iyi bilin تَرَوْنَ=görüyorsunuz أَنِّي=olduğumu أُوفِي=tam yapıyor الْكَيْلَ=ölçüyü ▼ وَ=ve أَنَا=ben خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"siyim«hayr»الْمُنْزِلِينَ=konaklatanların«münzil»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَأْتُونِي=getirmezseniz bana بِهِ=onu ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur كَيْلَ=ölçecek bir şey لَكُمْ=size عِنْدِي=benim katımda وَلَا=ne de تَقْرَبُونِ=yaklaşmanız bana
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سَنُرَاوِدُ=istemeğe çalışacağız عَنْهُ=onu أَبَاهُ=babasından ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَفَاعِلُونَ=mutlaka yapacağız
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِفِتْيَانِهِ=erkek çalışanlarına«fetã» ▼ اجْعَلُوا=koyun بِضَاعَتَهُمْ=onların sermayelerini فِي=içine رِحَالِهِمْ=yüklerinin ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْرِفُونَهَا=farkına varırlar onun ▼ إِذَا=zaman انْقَلَبُوا=döndükleri إِلَىٰ أَهْلِهِمْ=ailelerine«ehl» ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=geri dönerler
 ‎﴾ 63 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا رَجَعُوا=onlar dönünce إِلَىٰ أَبِيهِمْ=babalarına قَالُوا=dediler ki ▼ يَا=Ey! أَبَانَا=babamız مُنِعَ=men edildi مِنَّا=bizden الْكَيْلُ=ölçek(le alışveriş) ▼ فَ=o halde أَرْسِلْ=gönder ki مَعَنَا=bizimle beraber أَخَانَا=kardeşimizi نَكْتَلْ=ölçeklenelim ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=mutlaka muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? آمَنُكُمْ=inanıp güveneyim«îmãn»size عَلَيْهِ=onun hakkında إِلَّا=olması dışında كَمَا=gibi أَمِنْتُكُمْ=inanıp güvenmem«îmãn»size عَلَىٰ أَخِيهِ=kardeşi için مِنْ قَبْلُۖ=daha önce ▼ فَ=şu halde اللَّهُ=Allah′tır خَيْرٌ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»حَافِظًاۖ=muhafaza edeceklerin ▼ وَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَتَحُوا=onlar açınca مَتَاعَهُمْ=mallarını ▼ وَجَدُوا=buldular بِضَاعَتَهُمْ=sermayelerini رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْهِمْۖ=kendilerine ▼ قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız مَا=neyin?(veya"değiliz") نَبْغِيۖ=arayışına gireceğiz(veya"fesat düşünüyor") ▼ هَٰذِهِ=şu kendisi بِضَاعَتُنَا=sermayemizin رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْنَاۖ=bize ▼ وَ=ve نَمِيرُ=yiyecek getiririz أَهْلَنَا=ailemize«ehl» ▼ وَ=ve نَحْفَظُ=muhafaza ederiz أَخَانَا=kardeşimizi وَ=ve de نَزْدَادُ=fazla alırız كَيْلَ=yükü بَعِيرٍۖ=bir deve ▼ ذَٰلِكَ=işte bu كَيْلٌ=bir ölçüdür يَسِيرٌ=az
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَنْ أُرْسِلَهُ=asla göndermem onu مَعَكُمْ=sizinle beraber ▼ حَتَّىٰ=kadar تُؤْتُونِ=siz bana verinceye مَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adına ▼ لَتَأْتُنَّنِي=mutlaka bana getireceğinize بِهِ=onu إِلَّا=hariç أَنْ يُحَاطَ=kuşatılıp engellenmesi بِكُمْۖ=sizlerin ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا آتَوْهُ=onlar verince ona مَوْثِقَهُمْ=taahhütlerini«mîsak» ▼ قَالَ=dedi ki اللَّهُ=Allah عَلَىٰ=üzerine مَا=olduğumuz نَقُولُ=söylüyor وَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım ▼ لَا تَدْخُلُوا=girmeyin مِنْ بَابٍ=kapıdan وَاحِدٍ=tek bir وَ=ve ادْخُلُوا=girin مِنْ أَبْوَابٍ=kapılardan مُتَفَرِّقَةٍۖ=farklı farklı ▼ وَ=oysaki مَا أُغْنِي=savmam عَنْكُمْ=sizden مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ=herhangi شَيْءٍۖ=bir şeyi ▼ إِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=olması dışında لِلَّهِۖ=Allah′a ait ▼ عَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُۖ=ben sırtımı güvenle dayadım«tevekkül» ▼ وَ=ve عَلَيْهِ=O′na فَ=şu halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُتَوَكِّلُونَ=sırtlarını güvenle dayayacaklar«tevekkül»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girdiklerinde مِنْ حَيْثُ=yerden أَمَرَهُمْ=istediğini söyledi«emr» onlara أَبُوهُمْ=babalarının ▼ مَا كَانُوا=o değildi يُغْنِي=savacak عَنْهُمْ=onlardan مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ شَيْءٍ=bir şeyi ▼ إِلَّا=başkası değildi حَاجَةً=bir ihtiyacın فِي نَفْسِ=nefsindeki يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un قَضَاهَاۚ=tamamlanmasından kendisinin ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَذُو=kesinlikle sahibi idi عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»لِمَا=ötürü عَلَّمْنَاهُ=öğrettiğimizden ona ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girince عَلَىٰ=yanına يُوسُفَ=Yûsuf′un ▼ آوَىٰ=aldı إِلَيْهِ=kendi yanına أَخَاهُۖ=kardeşini ▼ قَالَ=dedi إِنِّي=ki أَنَا=ben أَخُوكَ=senin kardeşinim ▼ فَ=şu halde لَا تَبْتَئِسْ=daralma«be′s»بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyle ▼ جَعَلَ=koydu السِّقَايَةَ=su(veya"ölçek") kabını فِي=içine رَحْلِ=yükünün أَخِيهِ=kardeşinin ▼ ثُمَّ=sonrasında أَذَّنَ=seslendi مُؤَذِّنٌ=bir duyurucu ▼ أَيَّتُهَا=Ey! الْعِيرُ=kervan إِنَّكُمْ=ki siz لَسَارِقُونَ=kesinlikle hırsızsınız
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki وَ=halde أَقْبَلُوا=yönelir عَلَيْهِمْ=onlara ▼ مَاذَا=ne? تَفْقِدُونَ=kaybettiniz 
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَفْقِدُ=kaybettik صُوَاعَ=su(veya"ölçü") tasını الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik» ▼ وَ=ve لِمَنْ=‑vardır‑ kimse için جَاءَ=getiren بِهِ=onu ▼ حِمْلُ=yükü بَعِيرٍ=bir deve ▼ وَ=ve أَنَا=ben بِهِ=ondan زَعِيمٌ=sorumluyum
 ‎﴾ 73 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun ▼ لَقَدْ=kesinlikle عَلِمْتُمْ=siz bildiniz ki مَا جِئْنَا=biz gelmedik لِنُفْسِدَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapalım diye فِي الْأَرْضِ=bu topraklarda ▼ وَ=ve مَاكُنَّا=olmadık hiç سَارِقِينَ=hırsızlar
 ‎﴾ 74 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki فَ=o halde مَا=nedir? جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz كَاذِبِينَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã» ▼ مَنْ=kimin وُجِدَ=bulunursa فِي رَحْلِهِ=yükünde ▼ فَ=o zaman هُوَ=kendisi جَزَاؤُهُۚ=onun karşılığıdır«cezã» ▼ كَذَٰلِكَ=işte bu şekilde نَجْزِي=biz karşılığını«cezã»veririz الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlere
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=sonra da بَدَأَ=ilk olarak başladı«bedee»بِأَوْعِيَتِهِمْ=onların yükleriyle ▼ قَبْلَ=önce وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِ=kardeşinin ▼ ثُمَّ=sonra da اسْتَخْرَجَهَا=ortaya çıkardı«ihrãc»onu مِنْ وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِۚ=kardeşinin ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle كِدْنَا=bir düzen«keyd»hazırladık لِيُوسُفَۖ=Yûsuf için ▼ مَا كَانُوا=değildi لِيَأْخُذَ=alacak أَخَاهُ=kardeşini فِي دِينِ=yargılaması′na«dîn»göre الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik» ▼ إِلَّا=hariç أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ نَرْفَعُ=Biz yükseltiriz دَرَجَاتٍ=derecelerle مَنْ=kimseyi نَشَاءُۗ=dilediğimiz ▼ وَ=ve فَوْقَ=‑vardır‑ üstünde كُلِّ=her ذِي=sahibinin عِلْمٍ=bilgi«ilm» ▼ عَلِيمٌ=bir bilen«alîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki إِنْ=eğer يَسْرِقْ=çaldıysa ▼ فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki سَرَقَ=çalmıştı أَخٌ=kardeşi لَهُ=onun مِنْ قَبْلُۚ=bundan önce ▼ فَ=bunun üzerine أَسَرَّهَا=sakladı«sirra»onu يُوسُفُ=Yûsuf فِي نَفْسِهِ=kendi içinde ▼ وَ=ve لَمْ يُبْدِهَا=açığa vurmadı onu لَهُمْۚ=onlara ▼ قَالَ=dedi ki أَنْتُمْ=sizsiniz شَرٌّ=zararlı ve kötü«şerr»مَكَانًاۖ=konum«mekãn»olarak ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyor بِمَا=olduklarınızı تَصِفُونَ=sizin anlatıyor
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz» ▼ إِنَّ=ki لَهُ=‑vardır‑ onun أَبًا=bir babası شَيْخًا=ihtiyar كَبِيرًا=büyük ▼ فَ=şu halde خُذْ=al أَحَدَنَا=birimizi مَكَانَهُۖ=onun yerine ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَعَاذَ=sığınırız اللَّهِ=Allah′a أَنْ نَأْخُذَ=almaktan ▼ إِلَّا=başkasını مَنْ=kimseden وَجَدْنَا=bulduğumuz مَتَاعَنَا=malımızı عِنْدَهُ=yanında ▼ إِنَّا=(dedi)ki oluruz إِذًا=o vakit لَظَالِمُونَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler
 ‎﴾ 80 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا اسْتَيْأَسُوا=umudu kesince مِنْهُ=ondan ▼ خَلَصُوا=ayrılıp kenara çekildiler نَجِيًّاۖ=gizlice konuşmak için ▼ قَالَ=dedi ki كَبِيرُهُمْ=büyükleri ▼ أَ=musunuz? لَمْ تَعْلَمُوا=bilmiyor ▼ أَنَّ=olduğunu أَبَاكُمْ=babanızın قَدْ=bu arada أَخَذَ=almış عَلَيْكُمْ=sizden ▼ مَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adına ▼ وَ=ve de مِنْ قَبْلُ=daha önce مَا=olduğunuzu فَرَّطْتُمْ=işlemiş فِي=hakkında يُوسُفَۖ=Yûsuf ▼ فَ=o halde لَنْ أَبْرَحَ=asla ayrılmayacağım الْأَرْضَ=bu topraklardan ▼ حَتَّىٰ=kadar يَأْذَنَ=izin verinceye لِي=bana أَبِي=babam ▼ أَوْ=yahut يَحْكُمَ=hükmedinceye اللَّهُ=Allah لِيۖ=benim için ▼ وَ=ve هُوَ=O′dur خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الْحَاكِمِينَ=hükmeden
 ‎﴾ 81 ﴿‎   اِرْجِعُوا=dönün إِلَىٰ أَبِيكُمْ=babanıza ▼ فَ=sonra da قُولُوا=deyin يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ إِنَّ=ki ابْنَكَ=oğlun سَرَقَ=hırsızlık etti ▼ وَ=ve مَاشَهِدْنَا=biz tanıklık«şãhid» etmedik إِلَّا=dışındakine بِمَا=şeyin عَلِمْنَا=bildiğimiz ▼ وَ=ve مَا كُنَّا=olacak değildik لِلْغَيْبِ=görülemeyene«ğayb»karşı حَافِظِينَ=muhafaza edici
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve اسْأَلِ=sor الْقَرْيَةَ=yerleşime«karye»الَّتِي=olduğumuz كُنَّا=bizim bulunmuş فِيهَا=içerisinde ▼ وَ=ve الْعِيرَ=kervana الَّتِي=olduğumuz أَقْبَلْنَا=bizim gelmiş فِيهَاۖ=içerisinde ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biziz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etmiş لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr» ▼ فَ=şu halde صَبْرٌ=yılmadan dayanmadır«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olan ▼ عَسَى=belki de اللَّهُ=Allah أَنْ يَأْتِيَنِي=getirir bana بِهِمْ=onları جَمِيعًاۚ=hep birlikte ▼ إِنَّهُ=ki هُوَ=O الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»عَنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ah! أَسَفَىٰ=tasam عَلَىٰ=hakkındaki يُوسُفَ=Yûsuf ▼ وَ=ve ابْيَضَّتْ=ak düştü عَيْنَاهُ=onun gözlerine مِنَ الْحُزْنِ=o üzüntüden ▼ فَ=bu halde هُوَ=o كَظِيمٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışıyordu«kezîm»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun تَفْتَأُ=sen duruyorsun تَذْكُرُ=bahsedip«zikr»يُوسُفَ=Yûsuf′tan ▼ حَتَّىٰ=sonunda تَكُونَ=olacaksın حَرَضًا=hasta ▼ أَوْ=yahut تَكُونَ=olacaksın مِنَ الْهَالِكِينَ=helak olanlardan
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَشْكُوا=arz ederim بَثِّي=halimi وَ=ve حُزْنِي=üzüntümü إِلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ اللَّهِ=Allah tarafından مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 87 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım اذْهَبُوا=gidin فَ=sonra da تَحَسَّسُوا=bilgi toplayın ▼ مِنْ=hakkında يُوسُفَ=Yûsuf وَ=ve أَخِيهِ=kardeşi ▼ وَ=ve لَا تَيْأَسُوا=umut kesmeyin مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يَيْأَسُ=umut kesmez مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِلَّا=başkası الْقَوْمُ=toplumdan«kavm»الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar girince عَلَيْهِ=onun yanına ▼ قَالُوا=dediler ki يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz» ▼ مَسَّنَا=dokundu bize وَ=ve أَهْلَنَا=ailemize«ehl»الضُّرُّ=bir sıkıntı durumu«darrã» ▼ وَ=ve جِئْنَا=geldik بِبِضَاعَةٍ=bir sermaye ile مُزْجَاةٍ=değersiz ▼ فَ=fakat أَوْفِ=tam ver لَنَا=bize الْكَيْلَ=ölçüyü ▼ وَ=ve تَصَدَّقْ=bağışlayıp bırak«sadaka»عَلَيْنَاۖ=bize ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَجْزِي=karşılığını«cezã»verir الْمُتَصَدِّقِينَ=bağışlayıp bırakanlara«sadaka»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? عَلِمْتُمْ=bildiniz مَا=olduklarınızı فَعَلْتُمْ=yapmış ▼ بِيُوسُفَ=Yûsuf′a وَ=ve أَخِيهِ=kardeşine ▼ إِذْ=iken أَنْتُمْ=sizler جَاهِلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlar«cãhil»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   قَالُوا=dediler أَ=musun? إِنَّكَ=ki لَأَنْتَ=kesinlikle sen يُوسُفُۖ=Yûsuf ▼ قَالَ=dedi ki أَنَا=benim يُوسُفُ=Yûsuf ▼ وَ=ve هَٰذَا=bu أَخِيۖ=kardeşimdir ▼ قَدْ=emin olun ki مَنَّ=lütfetti اللَّهُ=Allah عَلَيْنَاۖ=bize ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»وَ=ve يَصْبِرْ=yılmadan dayanırsa«sabr_sãbir» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُضِيعُ=heba etmez أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ▼ تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun لَقَدْ=kesinlikle آثَرَكَ=üstün kıldı seni اللَّهُ=Allah عَلَيْنَا=bizden ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=olduk لَخَاطِئِينَ=kesinlikle hatalılar«hatá»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا تَثْرِيبَ=kınama yok عَلَيْكُمُ=size الْيَوْمَۖ=bugün ▼ يَغْفِرُ=günahlarınızı örter«mağfiret»اللَّهُ=Allah لَكُمْۖ=sizin ▼ وَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   اِذْهَبُوا=götürün بِقَمِيصِي=benim gömleğimi هَٰذَا=şu ▼ فَ=sonra da أَلْقُوهُ=koyun onu عَلَىٰ وَجْهِ=yüzüne أَبِي=babamın ▼ يَأْتِ=gelecektir o بَصِيرًا=bir gören«basîr»olarak ▼ وَ=ve أْتُونِي=gelin bana بِأَهْلِكُمْ=aileniz«ehl»ile أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَصَلَتِ=ayrılınca الْعِيرُ=o kervan ▼ قَالَ=dedi أَبُوهُمْ=babaları ▼ إِنِّي=ki ben لَأَجِدُ=kesinlikle alıyorum رِيحَ=kokusunu يُوسُفَۖ=Yûsuf′un ▼ لَوْ=eğer لَا أَنْ تُفَنِّدُونِ=bunak demezseniz bana
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَا=yemin olsun للَّهِ=Allah′a ▼ إِنَّكَ=ki sen لَفِي=kesinlikle içindesin ضَلَالِكَ=yolunu saşırmışlığın«dalãl»الْقَدِيمِ=o geçmişteki
 ‎﴾ 96 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا أَنْ جَاءَ=gelince الْبَشِيرُ=o müjdeci ▼ أَلْقَاهُ=koydu onu عَلَىٰ=üzerine وَجْهِهِ=onun yüzünün ▼ فَ=bunun üzerine ارْتَدَّ=o döndü بَصِيرًاۖ=bir görene ▼ قَالَ=dedi ki أَ=mi? لَمْ أَقُلْ=demedim لَكُمْ=size ▼ إِنِّي=ki ben أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ=dolayı اللَّهِ=Allah′tan مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız ▼ اسْتَغْفِرْ=günahının örtülmesini dile«istiğfar»لَنَا=bizim için ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb» ▼ إِنَّا=(dediler)ki biz كُنَّا=idik خَاطِئِينَ=hata yapmışlar«hatá»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَوْفَ=ileride أَسْتَغْفِرُ=günahlarınızın örtülmesini dileyeceğim«istiğfar»لَكُمْ=sizin için رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imden«rabb» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”dir«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar varınca عَلَىٰ يُوسُفَ=Yûsuf′un yanına ▼ آوَىٰ=çekip kucakladı إِلَيْهِ=kendine أَبَوَيْهِ=ana‑babasını ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki ادْخُلُوا=girin مِصْرَ=Mısır′a ▼ إِنْ=eğer شَاءَ=isterse اللَّهُ=Allah ▼ آمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve رَفَعَ=çıkardı أَبَوَيْهِ=ana‑babasını عَلَى=üstüne الْعَرْشِ=o tahtın«arş» ▼ وَ=ve خَرُّوا=çöktüler لَهُ=ona(veya”onun için”) سُجَّدًاۖ=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım ▼ هَٰذَا=işte bu تَأْوِيلُ=”vardığı sonuç”tur«te′vîl»رُؤْيَايَ=rüyamın مِنْ قَبْلُ=önceki ▼ قَدْ=emin olun ki جَعَلَهَا=yaptı onu رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»حَقًّاۖ=gerçek«hakk» ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki أَحْسَنَ=O güzellikle davranmıştı«ihsãn_muhsin»بِي=bana ▼ إِذْ=zaman أَخْرَجَنِي=beni dışarı çıkardığı«ihrãc»مِنَ السِّجْنِ=o zindandan ▼ وَ=ve de جَاءَ=getirdi بِكُمْ=sizi مِنَ الْبَدْوِ=o çölden ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra أَنْ نَزَغَ=kışkırtma soktuktan الشَّيْطَانُ=o şeytan ▼ بَيْنِي=benim arama وَ=ile بَيْنَ إِخْوَتِيۚ=kardeşlerim ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»لِمَا=oldukları için يَشَاءُۚ=istiyor ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»قَدْ=kesinlikle آتَيْتَنِي=verdin bana مِنَ الْمُلْكِ=bir hükümranlığı«mülk» ▼ وَ=ve عَلَّمْتَنِي=öğrettin bana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerin ▼ فَاطِرَ=meydana getiren(sin)«fãtır_fıtrat»السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünü ▼ أَنْتَ=Sen′sin وَلِيِّي=benim "destek çıkan yakın"ım«velî_evliyã» ▼ فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِۖ=Ahiret′te ▼ تَوَفَنِي=öldür beni مُسْلِمًا=bir teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» olarak ▼ وَ=ve أَلْحِقْنِي=kat beni بِالصَّالِحِينَ=düzgün kimselere«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb» ▼ نُوحِيهِ=mesajla iletiyoruz«vahy» onu إِلَيْكَۖ=sana ▼ وَ=ve مَا كُنْتَ=sen değildin لَدَيْهِمْ=onların yanında ▼ إِذْ=zaman أَجْمَعُوا=belirledikleri أَمْرَهُمْ=yapılmasını istedikleri(veya"yapmaları istenen") şeyi«emr» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَمْكُرُونَ=plan kuruyor«mekr»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir أَكْثَرُ=çoğu النَّاسِ=insanların ▼ وَلَوْ=bile حَرَصْتَ=çok istesen ▼ بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecek«mü′min»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve مَا تَسْأَلُهُمْ=sen istemiyorsun onlardan عَلَيْهِ=ona karşılık مِنْ=herhangi أَجْرٍۚ=bir bedel«ecr» ▼ إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nice مِنْ آيَةٍ=açık işaretler«ãyet»فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ يَمُرُّونَ=uğrarlar عَلَيْهَا=yanlarına ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri عَنْهَا=onlara مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   وَ=ve مَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmezler«îmãn»أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu بِاللَّهِ=Allah′a ▼ إِلَّا=olmaları dışında وَ=halde هُمْ=kendileri مُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde أَمِنُوا=güvendeler أَنْ تَأْتِيَهُمْ=gelmesinden kendilerine ▼ غَاشِيَةٌ=bir kuşatmanın مِنْ عَذَابِ=cezalandırmasından«azãb»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أَوْ=veya تَأْتِيَهُمُ=gelmesinden kendilerine السَّاعَةُ=o Saatin«saat»بَغْتَةً=ansızın ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قُلْ=de ki هَٰذِهِ=şunun kendisidir سَبِيلِي=benim yolum«sebîl» ▼ أَدْعُوا=çağırırım«duã»إِلَى اللَّهِۚ=Allah′a عَلَى=‑temeli‑üzerinde بَصِيرَةٍ=bir gerçeği görüş ▼ أَنَا=ben وَ=ve مَنِ=kimseler olarak اتَّبَعَنِيۖ=katılan«ittebã»bana ▼ وَ=ve سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden önce إِلَّا=başka رِجَالًا=adamlardan ▼ نُوحِي=mesajla ilettiğimiz«vahy»إِلَيْهِمْ=kendilerine مِنْ أَهْلِ=ahalisinden«ehl»الْقُرَىٰۗ=o yerleşimlerin«karye» ▼ أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=öyleyse يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna ▼ عَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۗ=kendilerinden önceki ▼ وَ=ve لَدَارُ=kesinlikle yurdu الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için اتَّقَوْاۗ=kendini sakındırmış«takvã» ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman اسْتَيْأَسَ=umutlarını kestikleri الرُّسُلُ=o Elçilerin«rasûl» ▼ وَ=ve ظَنُّوا=kanaat getirdikleri«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına قَدْ=kesinlikle كُذِبُوا=yalanlanmış«tekzîb» ▼ جَاءَهُمْ=geldi onlara نَصْرُنَا=yardımımız ▼ فَ=sonra da نُجِّيَ=kurtarıldı مَنْ=kimse نَشَاءُۖ=dilediğimiz ▼ وَ=ve لَا يُرَدُّ=geri çevrilmez بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s»عَنِ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur فِي قَصَصِهِمْ=onların hikayelerinde«kasas»عِبْرَةٌ=bir ibret ▼ لِأُولِي=sahipleri için الْأَلْبَابِۗ=saplantısız akıl«elbãb» ▼ مَا كَانَ=o değildir حَدِيثًا=bir söz يُفْتَرَىٰ=uydurulacak«ifterã» ▼ وَلَٰكِنْ=ancak تَصْدِيقَ=tasdik edicidir«tasdîk_musaddik»الَّذِي=olanı بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında» ▼ وَ=ve تَفْصِيلَ=ayrı ayrı açıklamasıdır كُلِّ شَيْءٍ=her şeyin ▼ وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet» ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
Âyet Metni : (Yûsuf.1) (12. Cüz | 235. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.
(Yûsuf.1) Grameri
الٓرْ : Alif Laam Ra ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]تِلْكَ : These ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]اٰيَاتُ : (are the) Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ي يالْكِتَابِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْكِتَابِ : Book ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ت بالْمُبِينِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْمُبِينِ : clear ::: [İsim] [Eril] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu