Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Yaklaştı nâsa hisabları onlar ise hâlâ gaflette aldırmıyorlar
B.Bayraklı
1. İnsanların hesapları yaklaştı; fakat onlar hâlâ gaflet içinde yüz çevirmektedirler.
A.Bayındır
1. İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı; oysa onlar umursamazlık içindeler, (bu gerçekle) aralarına mesafe koymaktalar.[*][*] A’raf 7/185, Enbiya 21/97, Necm 53/57, Kamer 54/1, Nebe 78/27.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. İnsanlar için hesap görme vakti yaklaştığı halde onlar hâlâ gaflet içinde gerçeğe yüz çeviriyorlar.* Ayette geçen “hesap görme vakti” sadece hesap vermeyi anlatmıyor, aynı zamanda hesabın arkasından gelecek olan acıyı da anımsatıyor. İnsanın dünyadaki hesabıyla ahiretteki hesabı çok farklıdır. Dünyada haksızlık yapanların bir gün aynı haksızlıkları yaşayacakları cari bir sünnettir. Tarihe bakıldığı zaman bu sünnetin işlediği çok açık bir şekilde görülmektedir. Hesabın ahiret boyutu ise çok daha farklıdır. Bu konuda Allah’ın rahmetinin hangi yönde tecelli edeceğini bizim bilmemiz mümkün değildir. Ancak bildiğimiz bir şey var ki, o da dünyaya kıyasla ahiretteki hesabın çok daha ağır olacağıdır.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. İnsanların hesapları yaklaştı, fakat onlar hâlâ gaflet içinde yüz çevirmektedirler.
İngilizce Kelime Meali
اقْتَرَبَ=(Has) approached لِلنَّاسِ=for [the] mankind حِسَابُهُمْ=their account, وَهُمْ=while they فِى=(are) in غَفْلَةٍ=heedlessness مُّعْرِضُونَ=turning away.
(21) Enbiyâ Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   اِقْتَرَبَ=yaklaştı لِلنَّاسِ=insanlar için حِسَابُهُمْ=hesapları ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri فِي=içinde غَفْلَةٍ=ihmal hatasına düşmüşlük«ğãfil» ▼ مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   مَا=yoktur يَأْتِيهِمْ=kendilerine gelen مِنْ ذِكْرٍ=«ilâhî» Tembih«zikr»içerisinden ▼ مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»مُحْدَثٍ=yeni olarak ▼ إِلَّا=olmayan اسْتَمَعُوهُ=dinledikleri kendisini ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri يَلْعَبُونَ=eğlenir
 ‎﴾ 3 ﴿‎   لَاهِيَةً=eğlencededir قُلُوبُهُمْۗ=kalpleri ▼ وَ=ve أَسَرُّوا=sakladılar«sirra»النَّجْوَى=gizli konuştuklarını الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş ▼ هَلْ=mı? هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُكُمْۖ=sizin denginiz ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde تَأْتُونَ=siz kapılacak السِّحْرَ=o aldatmacaya(veya ”sihire”) ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz تُبْصِرُونَ=görüyor
 ‎﴾ 4 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»يَعْلَمُ=bilir الْقَوْلَ=söyleneni ▼ فِي السَّمَاءِ=gökte وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzünde ▼ وَ=ve هُوَ=O السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   بَلْ=Yok! قَالُوا=dediler ki ▼ أَضْغَاثُ=karmakarışık أَحْلَامٍ=hayallerdir بَلِ=Yok! افْتَرَاهُ=uydurmuş«ifterã»onu ▼ بَلْ=Yok! هُوَ=o شَاعِرٌ=şairdir ▼ فَ=o zaman لْيَأْتِنَا=getirsin bize بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet» ▼ كَمَا=gibi أُرْسِلَ=gönderilen الْأَوَّلُونَ=öncekilere
 ‎﴾ 6 ﴿‎   مَا آمَنَتْ=inanıp güvenmemişti«îmãn»قَبْلَهُمْ=onlardan önce ▼ مِنْ=herhangi قَرْيَةٍ=bir yerleşim«karye»أَهْلَكْنَاهَاۖ=helak ettiğimiz kendisini ▼ أَ=mı? فَ=şu halde هُمْ=onlar يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenecekler«îmãn»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=Biz göndermedik قَبْلَكَ=senden önce إِلَّا=başkasını رِجَالًا=adamlardan ▼ نُوحِي=mesajla iletilen«vahy»إِلَيْهِمْۖ=kendilerine ▼ فَ=o zaman اسْأَلُوا=sorun أَهْلَ=Bilenlerine«ehl»الذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih′in«zikr» ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz لَا تَعْلَمُونَ=bilmiyor
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve مَا جَعَلْنَاهُمْ=Biz yapmadık onları جَسَدًا=bedenler ▼ لَا يَأْكُلُونَ=yemeyen الطَّعَامَ=yemek ▼ وَ=ve مَا كَانُوا=değillerdi خَالِدِينَ=(dünyada)yerleşip kalanlar«hãlid»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında صَدَقْنَاهُمُ=sadık kaldık«sıdk_sãdık»الْوَعْدَ=o verilen söze«va′d» ▼ فَ=böylece أَنْجَيْنَاهُمْ=kurtardık onları وَ=ve de مَنْ=kimseleri نَشَاءُ=dilediğimiz ▼ وَ=ve أَهْلَكْنَا=helak ettik الْمُسْرِفِينَ=ölçüyü aşanları«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكُمْ=size كِتَابًا=bir «ilâhî» Metin«kitãb» ▼ فِيهِ=‑bulunan‑içinde ذِكْرُكُمْۖ=«ilâhî» Tembih′iniz«zikr» ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=nice قَصَمْنَا=kırıp geçirdik مِنْ قَرْيَةٍ=yerleşimi«karye»كَانَتْ=olmuş ظَالِمَةً="haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim» ▼ وَ=ve أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»بَعْدَهَا=oradan sonra قَوْمًا=bir toplum«kavm»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 12 ﴿‎   فَ=o zaman لَمَّا أَحَسُّوا=onlar hissedince بَأْسَنَا=kuvvet uygulamamızı«be′s» ▼ إِذَا=bakmışsın ki هُمْ=onlar مِنْهَا=oradan يَرْكُضُونَ=kaçıyorlar
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لَا تَرْكُضُوا=kaçmayın ▼ وَ=ve ارْجِعُوا=dönün إِلَىٰ مَا=şeylere أُتْرِفْتُمْ=sizi refaha erdiren فِيهِ=kendisi içinde ▼ وَ=ve مَسَاكِنِكُمْ=yurtlarınıza ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُسْأَلُونَ=sorguya çekilirsiniz
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene! ▼ إِنَّا=ki biz كُنَّا=olduk ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=böylece مَا زَالَتْ=kesilmedi تِلْكَ=bu دَعْوَاهُمْ=çağırışları«duã» ▼ حَتَّىٰ=kadar جَعَلْنَاهُمْ=Biz yapıncaya onları حَصِيدًا=biçilmiş ekin ▼ خَامِدِينَ=sönmüş ateşe döndüler
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve مَا خَلَقْنَا=Biz yaratmadık السَّمَاءَ=göğü وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ وَ=ve مَا=olanları بَيْنَهُمَا=o ikisinin arasında ▼ لَاعِبِينَ=oyun ve eğlence
 ‎﴾ 17 ﴿‎   لَوْ=bile أَرَدْنَا=isteseydik أَنْ نَتَّخِذَ=edinmek لَهْوًا=bir eğlence ▼ لَاتَّخَذْنَاهُ=kesinlikle edinirdik onu مِنْ لَدُنَّا=Kendi katımızdan ▼ إِنْ=eğer كُنَّا=olsaydık فَاعِلِينَ=yapacak
 ‎﴾ 18 ﴿‎   بَلْ=Hayır! نَقْذِفُ=Biz atarız بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk» ▼ عَلَى=üstüne الْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsızın«bãtıl» ▼ فَ=sonra يَدْمَغُهُ=beynini parçalar onun ▼ فَ=böylece إِذَا=bakarsın ki هُوَ=onun زَاهِقٌۚ=canı çıkar ▼ وَ=ve لَكُمُ=sizin الْوَيْلُ=vay halinize! مِمَّا=şeylerden تَصِفُونَ=yakıştırdığınız
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve لَهُ=O′na aittir مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzündeki ▼ وَ=ve de مَنْ=kimseler عِنْدَهُ=O′nun katında ▼ لَا يَسْتَكْبِرُونَ=büyüklenmezler«kibr»عَنْ عِبَادَتِهِ=O′na «kulluk»hizmet«abd»etmekten ▼ وَلَا=ne de يَسْتَحْسِرُونَ=yorulurlar
 ‎﴾ 20 ﴿‎   يُسَبِّحُونَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»اللَّيْلَ=gece وَ=ve النَّهَارَ=gündüz ▼ لَا يَفْتُرُونَ=ara vermeden
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَمِ=yoksa mı? اتَّخَذُوا=edindiler آلِهَةً=ilâhlar مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzünden ▼ هُمْ=kendileri يُنْشِرُونَ=diriltecek
 ‎﴾ 22 ﴿‎   لَوْ=eğer كَانَ=olsaydı فِيهِمَا=o ikisinin içinde آلِهَةٌ=ilâhlar ▼ إِلَّا=başka اللَّهُ=Allah′tan ▼ لَفَسَدَتَاۚ=muhakkak o ikisi "ortalığı karıştıran kötülükler"e«fesãd»uğrardı ▼ فَ=öyleyse سُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş» ▼ عَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 23 ﴿‎   لَا يُسْأَلُ=O sorulmaz عَمَّا=olduklarından يَفْعَلُ=Kendi yapmakta ▼ وَ=iken هُمْ=onlar يُسْأَلُونَ=sorulur
 ‎﴾ 24 ﴿‎   أَمِ=yoksa mı? اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında آلِهَةًۖ=ilâhlar ▼ قُلْ=de ki هَاتُوا=getirin بُرْهَانَكُمْۖ=delilinizi«burhãn» ▼ هَٰذَا=işte budur ذِكْرُ=«ilâhî» Tembih′i«zikr»مَنْ=kimselerin مَعِيَ=beraberimdeki ▼ وَ=ve ذِكْرُ=«ilâhî» Tembih′i«zikr»مَنْ=kimselerin قَبْلِيۗ=benden önceki ▼ بَلْ=yok aslında! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler الْحَقَّۖ=o Gerçeği«hakk» ▼ فَ=şu halde هُمْ=onlar مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdir«iğ′rãd»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden مِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçi«rasûl» ▼ إِلَّا=olmayan نُوحِي=mesajla iletmemiz«vahy»إِلَيْهِ=ona ▼ أَنَّهُ=olduğunu ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka أَنَا=Ben′den ▼ فَ=şu halde اعْبُدُونِ=«kulluk»hizmet«abd»edin bana
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki اتَّخَذَ=edindi الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»وَلَدًاۗ=çocuk ▼ سُبْحَانَهُۚ=O «zanlardan» aşkındır«subhãn» ▼ بَلْ=yok aslında! عِبَادٌ=«kulluk»hizmetkârlardır«abd»مُكْرَمُونَ=değerli«ikrãm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   لَا يَسْبِقُونَهُ=”önce söyle”mezler O′ndan بِالْقَوْلِ=söyleneceği ▼ وَ=ve هُمْ=onlar بِأَمْرِهِ=O′nun yapılmasını istediği şeyi«emr»يَعْمَلُونَ=yaparlar
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَعْلَمُ=bilir مَا=olanları بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»onların önlerinde وَ=ve مَا=olanları خَلْفَهُمْ=artlarında«halef» ▼ وَ=ve لَا يَشْفَعُونَ=şefaat etmeyeceklerdir إِلَّا=başkasına لِمَنِ=olduklarından ارْتَضَىٰ=O′nun uygun görmüş ▼ وَ=ve هُمْ=onlar مِنْ=dolayı خَشْيَتِهِ=O′ndan çekinmekten«huşû»مُشْفِقُونَ=titrerler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَقُلْ=derse مِنْهُمْ=onlardan ▼ إِنِّي=ki ben إِلَٰهٌ=bir ilâhım مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ فَ=o zaman ذَٰلِكَ=işte bu نَجْزِيهِ=karşılığını«cezã»verdiğimiz kendisine جَهَنَّمَۚ=Cehennemdir ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=Biz karşılığını«cezã»veririz الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde لَمْ يَرَ=görmediler الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ أَنَّ=olduğunu ki السَّمَاوَاتِ=gökler وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzü كَانَتَا=idi رَتْقًا=bitişik ▼ فَ=sonra فَتَقْنَاهُمَاۖ=Biz ayırdık o ikisini ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık مِنَ الْمَاءِ=sudan كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi حَيٍّۖ=yaşayan ▼ أَ=mı? فَ=şu halde لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmiyorlar«îmãn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar ▼ أَنْ تَمِيدَ=sarsar diye بِهِمْ=onları ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=açtık فِيهَا=orada فِجَاجًا=geçitler سُبُلًا=yol olarak ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girerler«hüdã»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık السَّمَاءَ=göğü سَقْفًا=bir tavan مَحْفُوظًاۖ=korunmuş ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri عَنْ آيَاتِهَا=oranın açık işaretlerine«ãyet»مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış اللَّيْلَ=geceyi وَ=ve النَّهَارَ=gündüzü ▼ وَ=ve الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَۖ=Ay′ı ▼ كُلٌّ=hepsi فِي فَلَكٍ=bir yuvarlakta(veya”kubbede”) يَسْبَحُونَ=yüzmektedir
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve مَا جَعَلْنَا=vermedik لِبَشَرٍ=bir insana مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden الْخُلْدَۖ=(orada)yerleşip kalma«hãlid» ▼ أَ=mı? فَ=şu halde إِنْ=eğer مِتَّ=sen ölürsen ▼ فَ=sonra هُمُ=onlar olacak الْخَالِدُونَ=(orada)yerleşip kalanlar«hãlid»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   كُلُّ=her نَفْسٍ=nefis ذَائِقَةُ=tadacaktır الْمَوْتِۗ=ölümü ▼ وَ=ve نَبْلُوكُمْ=Biz sınarız«belã»sizi بِالشَّرِّ=zarar ve kötülük«şerr»ile وَ=ve(ile) الْخَيْرِ=fayda ve iyilik«hayr»فِتْنَةًۖ=imtihan«fitne»olarak ▼ وَ=ve إِلَيْنَا=Bize تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَآكَ=seni gördükleri الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ إِنْ يَتَّخِذُونَكَ=almazlar seni إِلَّا=başka bir şeye هُزُوًا=alay konusundan ▼ أَ=mudur? هَٰذَا=bu الَّذِي=olan يَذْكُرُ=bahsediyor«zikr»آلِهَتَكُمْ=sizin ilâhlarınızdan ▼ وَ=ve هُمْ=onlar بِذِكْرِ=«ilâhî» Tembih′ini«zikr»الرَّحْمَٰنِ=o “Merhamet Kaynağı”nın«rahmãn»هُمْ=kendileri كَافِرُونَ=görmezlikten gelenlerdir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   خُلِقَ=yaratılmıştır الْإِنْسَانُ=insan مِنْ عَجَلٍۚ=aceleden ▼ سَأُرِيكُمْ=göstereceğim size آيَاتِي=açık işaretlerimi«ãyet» ▼ فَ=şu halde لَا تَسْتَعْجِلُونِ=acele istemeyin Benden
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar مَتَىٰ=ne zaman? هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=verilen söz«va′d» ▼ إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   لَوْ يَعْلَمُ=bir bilselerdi الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ حِينَ=zamanı لَا يَكُفُّونَ=savmayacakları عَنْ وُجُوهِهِمُ=yüzlerinden النَّارَ=o Ateş′i«nãr» ▼ وَلَا=ne de عَنْ ظُهُورِهِمْ=sırtlarından ▼ وَ=ve لَا=değildir هُمْ=kendileri يُنْصَرُونَ=yardım görecek
 ‎﴾ 40 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! تَأْتِيهِمْ=o gelecek onlara بَغْتَةً=ansızın ▼ فَ=bunun üzerine تَبْهَتُهُمْ=şaşırtacak onları ▼ فَ=sonra لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmeyecek«istitãat»رَدَّهَا=reddetmeye onu ▼ وَلَا=ne de هُمْ=onlara يُنْظَرُونَ=süre verilecek
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve لَقَدِ=emin ol ki اسْتُهْزِئَ=alay edildi بِرُسُلٍ=Elçilerle مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden ▼ فَ=sonra da حَاقَ=kuşatıverdi بِالَّذِينَ=kimseleri سَخِرُوا=alay etmiş مِنْهُمْ=onlarla ▼ مَا=şey كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 42 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kim? يَكْلَؤُكُمْ=koruyacak sizi ▼ بِاللَّيْلِ=gece وَ=ve النَّهَارِ=gündüz مِنَ الرَّحْمَٰنِۗ=o “Merhametin Kaynağı”ndan«rahmãn» ▼ بَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar عَنْ ذِكْرِ=«ilâhî» Tembih′ine«zikr»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdir«iğ′rãd»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   أَمْ=mıdır? لَهُمْ=‑var‑onların آلِهَةٌ=ilâhları تَمْنَعُهُمْ=koruyacak onları مِنْ دُونِنَاۚ=Bizim dışımızda ▼ لَا يَسْتَطِيعُونَ=onların gücü yetmez«istitãat»نَصْرَ=yardım etmeye أَنْفُسِهِمْ=kendilerine ▼ وَلَا=ne de هُمْ=onlar مِنَّا=Bizden يُصْحَبُونَ=yakınlık görürler
 ‎﴾ 44 ﴿‎   بَلْ=aksine مَتَّعْنَا=Biz yaşattık هَٰؤُلَاءِ=onları وَ=ve آبَاءَهُمْ=atalarını ▼ حَتَّىٰ=nihayet طَالَ=uzun sürdü عَلَيْهِمُ=onlarda الْعُمُرُۗ=ömür ▼ أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَرَوْنَ=görmüyorlar أَنَّا=olduğumuzu ki نَأْتِي=Biz geliriz الْأَرْضَ=o topraklara ▼ نَنْقُصُهَا=eksiltiriz orayı مِنْ أَطْرَافِهَاۚ=uçlarından ▼ أَ=mı? فَ=şu halde هُمُ=onlar الْغَالِبُونَ=üstün gelecekler
 ‎﴾ 45 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أُنْذِرُكُمْ=uyardım sizi بِالْوَحْيِۚ=o mesaj iletisiyle«vahy» ▼ وَ=oysa لَا يَسْمَعُ=işitmez الصُّمُّ=sağır kişi الدُّعَاءَ=çağırıyı«duã» ▼ إِذَامَا=zaman يُنْذَرُونَ=uyarıldıkları
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=kesinlikle eğer مَسَّتْهُمْ=dokunsa onlara نَفْحَةٌ=bir esinti ▼ مِنْ عَذَابِ=cezalandırmasından«azãb»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ لَيَقُولُنَّ=muhakkak derler يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene! ▼ إِنَّا=ki biz كُنَّا=olmuşuz ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve نَضَعُ=kurarız الْمَوَازِينَ=terazilerini الْقِسْطَ=hakkaniyetin«kıst» ▼ لِيَوْمِ=günü için الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ فَ=böylece لَا تُظْلَمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez نَفْسٌ=kimseye شَيْئًاۖ=herhangi bir ▼ وَ=ve إِنْ=bile كَانَ=olsa مِثْقَالَ=ağırlığınca حَبَّةٍ=tanesi مِنْ خَرْدَلٍ=bir hardal ▼ أَتَيْنَا=getiririz بِهَاۗ=onu ▼ وَ=ve كَفَىٰ=yeterlidir بِنَا=Bizim olmamız حَاسِبِينَ=hesap gören
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′a الْفُرْقَانَ=o «iyiyle kötüyü» Ayırdeden′i«furkãn» ▼ وَ=ve ضِيَاءً=bir ışıktır ▼ وَ=ve ذِكْرًا=«ilâhî» Tembih′tir«zikr»لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 49 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَخْشَوْنَ=çekinen«huşû»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb» ▼ وَ=ve هُمْ=kendileri مِنَ السَّاعَةِ=o Saat′ten«saat»مُشْفِقُونَ=titrerler
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve هَٰذَا=bu ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»مُبَارَكٌ=bereketli«berekãt_mubãrek»أَنْزَلْنَاهُۚ=indirdiğimiz ona ▼ أَ=mı? فَ=şu halde أَنْتُمْ=siz لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=inkar ediyorsunuz
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz vermiştik إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e ▼ رُشْدَهُ=doğru yola erişmesini«rüşd»مِنْ قَبْلُ=daha önceden ▼ وَ=ve كُنَّا=Biz idik بِهِ=onun hakkında عَالِمِينَ=bilgili«ilm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِأَبِيهِ=babasına وَ=ve قَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ مَا=nedir? هَٰذِهِ=şu kendisi التَّمَاثِيلُ=heykellerin ▼ الَّتِي=olduğunuz أَنْتُمْ=sizin لَهَا=kendilerine عَاكِفُونَ=tapan kimseler
 ‎﴾ 53 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki وَجَدْنَا=bulduk آبَاءَنَا=babalarımızı ▼ لَهَا=onlara عَابِدِينَ=«kulluk»hizmet«abd»eder
 ‎﴾ 54 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَقَدْ=emin olun ki كُنْتُمْ=oldunuz أَنْتُمْ=siz وَ=ve آبَاؤُكُمْ=babalarınız ▼ فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَ=mi? جِئْتَنَا=getirdin bize بِالْحَقِّ=gerçeği«hakk» ▼ أَمْ=yoksa mı? أَنْتَ=sen مِنَ اللَّاعِبِينَ=oyun/eğlence yapıyorsun
 ‎﴾ 56 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَلْ=Hayır! ▼ رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ الَّذِي=olandır فَطَرَهُنَّ=onları meydana getirmiş«fãtır_fıtrat» ▼ وَ=ve أَنَا=ben عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ=işte buna مِنَ الشَّاهِدِينَ=tanıklık«şãhid» edenlerdenim
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun ki لَأَكِيدَنَّ=kesinlikle bir düzen«keyd»hazırlayacağım أَصْنَامَكُمْ=putlarınıza ▼ بَعْدَ=sonra أَنْ تُوَلُّوا=siz döndükten مُدْبِرِينَ=arkanızı«dubur»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   فَ=sonra جَعَلَهُمْ=etti onları جُذَاذًا=parça parça ▼ إِلَّا=dışında كَبِيرًا=büyüğü لَهُمْ=onların ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar إِلَيْهِ=ona يَرْجِعُونَ=müracaat ederler
 ‎﴾ 59 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki مَنْ=kim? فَعَلَ=yaptı هَٰذَا=bunu بِآلِهَتِنَا=ilâhlarımıza ▼ إِنَّهُ=(dediler)ki o لَمِنَ الظَّالِمِينَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük" edenlerdendir«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سَمِعْنَا=işitmiştik فَتًى=bir genç«fetã» ▼ يَذْكُرُهُمْ=bahseden«zikr»onlardan ▼ يُقَالُ=denilir لَهُ=kendisine إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki فَ=şu halde أْتُوا=getirin بِهِ=onu عَلَىٰ أَعْيُنِ=gözü önüne النَّاسِ=insanların ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَشْهَدُونَ=tanıklık«şãhid» ederler
 ‎﴾ 62 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ▼ أَ=mi? أَنْتَ=sen فَعَلْتَ=yaptın هَٰذَا=bunu بِآلِهَتِنَا=ilâhlarımıza يَا=Ey! إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ بَلْ=yok aslında! فَعَلَهُ=yapmıştır كَبِيرُهُمْ=büyükleri هَٰذَا=işte bu ▼ فَ=şu halde اسْأَلُوهُمْ=sorun onlara إِنْ=eğer كَانُوا=idilerse يَنْطِقُونَ=konuşuyor
 ‎﴾ 64 ﴿‎   فَ=bunun üzerine رَجَعُوا=döndüler إِلَىٰ أَنْفُسِهِمْ=kendi kendilerine ▼ فَ=sonra da قَالُوا=dediler إِنَّكُمْ=ki siz أَنْتُمُ=kendiniz الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlersiniz
 ‎﴾ 65 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında نُكِسُوا=döndürüldüler عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ=kendi kafalarına ▼ لَقَدْ=eminiz ki عَلِمْتَ=sen biliyordun ▼ مَا=değildir هَٰؤُلَاءِ=işte bunlar يَنْطِقُونَ=konuşur
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mı? فَ=şu halde تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsunuz مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ مَا=şeylere لَا يَنْفَعُكُمْ=fayda vermeyen size شَيْئًا=herhangi bir ▼ وَلَا=ne de يَضُرُّكُمْ=zarar«dırãr»verecek size 
 ‎﴾ 67 ﴿‎   أُفٍّ=yuh! لَكُمْ=size وَ=ve لِمَا=olduklarınıza تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۖ=Allah ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki حَرِّقُوهُ=yakın onu ▼ وَ=ve انْصُرُوا=yardım edin آلِهَتَكُمْ=ilâhlarınıza ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فَاعِلِينَ=bir şey yapacak
 ‎﴾ 69 ﴿‎   قُلْنَا=dedik ki ▼ يَا=Ey! نَارُ=ateş«nãr»كُونِي=ol بَرْدًا=serin ▼ وَ=ve(ol) سَلَامًا=bir selamet«selãm»عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e
 ‎﴾ 70 ﴿‎   وَ=ve أَرَادُوا=istediler بِهِ=ona كَيْدًا=bir düzen«keyd»hazırlamak ▼ فَ=bunun üzerine جَعَلْنَاهُمُ=yaptık kendilerini الْأَخْسَرِينَ=en çok zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve نَجَّيْنَاهُ=kurtarıp çıkardık onu وَ=ve لُوطًا=Lût′u ▼ إِلَى الْأَرْضِ=o topraklara ▼ الَّتِي=olduğumuz بَارَكْنَا=bizim bereket vermiş«berekãt_mubãrek»فِيهَا=oranın içerisinde لِلْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=bahşettik لَهُ=ona إِسْحَاقَ=İshãk′ı ▼ وَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′u نَافِلَةًۖ=ilaveten ▼ وَ=ve de كُلًّا=hepsini جَعَلْنَا=yaptık صَالِحِينَ=düzgün kimseler«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَاهُمْ=yaptık onları أَئِمَّةً=önderler ▼ يَهْدُونَ=yolu gösteren«hüdã»بِأَمْرِنَا=yapılmasını istediğimiz şeyle«emr» ▼ وَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَيْهِمْ=onlara فِعْلَ=yapmayı الْخَيْرَاتِ=fayda ve iyilikler«hayr» ▼ وَ=ve إِقَامَ=gereğince yerine getirmeyi«ekãme»الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve de إِيتَاءَ=vermeyi الزَّكَاةِۖ=o zekatı ▼ وَ=ve كَانُوا=onlar idiler لَنَا=Bize عَابِدِينَ=«kulluk»hizmet«abd»eden
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=gelince لُوطًا=Lût′a ▼ آتَيْنَاهُ=verdik ona حُكْمًا=bir hikmet وَ=ve عِلْمًا=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve نَجَّيْنَاهُ=kurtardık onu مِنَ الْقَرْيَةِ=bir yerleşimden«karye» ▼ الَّتِي=olan كَانَتْ=olmuş تَعْمَلُ=yapmakta الْخَبَائِثَۗ=o«pis»çirkin«habîs»şeyleri ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idiler قَوْمَ=bir toplum«kavm»سَوْءٍ=fena«sú»فَاسِقِينَ=yoldan çıkan«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve أَدْخَلْنَاهُ=soktuk onu فِي=içine رَحْمَتِنَاۖ=merhametimizin«rahmet» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerdendi«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=gelince نُوحًا=Nûh′a ▼ إِذْ=bir vakit نَادَىٰ=seslenmişti مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ فَ=bunun üzerine اسْتَجَبْنَا=karşılık vermiştik لَهُ=ona ▼ فَ=sonra da نَجَّيْنَاهُ=kendisini kurtarmıştık وَ=ve de أَهْلَهُ=ailesini«ehl» ▼ مِنَ الْكَرْبِ=sıkıntıdan الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve نَصَرْنَاهُ=koruduk onu مِنَ الْقَوْمِ=toplumundan«kavm»الَّذِينَ=kimselerin كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَاۚ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=olmuşlardı قَوْمَ=bir toplum«kavm»سَوْءٍ=fena«sú» ▼ فَ=sonra da أَغْرَقْنَاهُمْ=boğmuştuk onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=gelince دَاوُودَ=Dãvûd وَ=ve سُلَيْمَانَ=Süleymãn′a ▼ إِذْ=bir vakit يَحْكُمَانِ=hüküm verecekler فِي=hakkında الْحَرْثِ=bir ekin ▼ إِذْ=iken نَفَشَتْ=yayılır فِيهِ=orada غَنَمُ=davarının الْقَوْمِ=o toplumun«kavm» ▼ وَ=ve de كُنَّا=Biz idik لِحُكْمِهِمْ=onların hükümlerine شَاهِدِينَ=tanıklık«şãhid» edenler
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=sonra فَهَّمْنَاهَا=kavrattık onu سُلَيْمَانَۚ=Süleymãn′a ▼ وَ=ve كُلًّا=her birine آتَيْنَا=verdik حُكْمًا=bir hikmet وَ=ve عِلْمًاۚ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve سَخَّرْنَا=hizmet verir kıldık مَعَ=beraber دَاوُودَ=Dãvûd′la ▼ الْجِبَالَ=dağları يُسَبِّحْنَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getiren«tesbih» ▼ وَ=ve الطَّيْرَۚ=kuşları ▼ وَ=ve كُنَّا=Biziz فَاعِلِينَ=yapan
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve عَلَّمْنَاهُ=öğretmiştik ona صَنْعَةَ=kurgulayıp hazırlamayı لَبُوسٍ=bir zırh لَكُمْ=sizin için ▼ لِتُحْصِنَكُمْ=korusun diye sizi مِنْ بَأْسِكُمْۖ=size kuvvet uygulanmasından«be′s» ▼ فَ=o halde هَلْ=misiniz? أَنْتُمْ=siz شَاكِرُونَ=kıymet bilen«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve(hizmet verir kıldık) لِسُلَيْمَانَ=Süleymãn′a الرِّيحَ=rüzgarı عَاصِفَةً=şiddetli ▼ تَجْرِي=akıp giderdi بِأَمْرِهِ=onun yapılmasını istemiş olduğu«emr»ile إِلَى الْأَرْضِ=o topraklara ▼ الَّتِي=olduğumuz بَارَكْنَا=bereket vermiş«berekãt_mubãrek»فِيهَاۚ=oranın içerisinde ▼ وَ=ve كُنَّا=olanız بِ=ilgili كُلِّ شَيْءٍ=her şeyle عَالِمِينَ=bilgili«ilm»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve(hizmet verir kıldık) مِنَ الشَّيَاطِينِ=şeytanlardan مَنْ=kimseleri يَغُوصُونَ=denize dalan لَهُ=kendisi için ▼ وَ=ve يَعْمَلُونَ=yapan عَمَلًا=işler دُونَ=başka ذَٰلِكَۖ=işte bundan ▼ وَ=ve كُنَّا=Biz لَهُمْ=onların حَافِظِينَ=muhafaza edeniydik
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=gelince أَيُّوبَ=Eyyûb′a ▼ إِذْ=bir vakit نَادَىٰ=seslenerek demişti رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ أَنِّي=ki مَسَّنِيَ=dokundu bana الضُّرُّ=bu sıkıntı durumu«darrã» ▼ وَ=ise أَنْتَ=Sen أَرْحَمُ=en merhametlisisin«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَبْنَا=karşılık verdik لَهُ=ona ▼ فَ=sonra da كَشَفْنَا=kaldırdık مَا=olanı بِهِ=kendisiyle مِنْ ضُرٍّۖ=sıkıntı durumu«darrã» ▼ وَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona أَهْلَهُ=ailesini«ehl» ▼ وَ=ve de مِثْلَهُمْ=onlar kadarını مَعَهُمْ=onlarla beraber ▼ رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»olarak مِنْ عِنْدِنَا=katımızdan ▼ وَ=ve ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»لِلْعَابِدِينَ=«kulluk»hizmet«abd»edenler için
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=gelince إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′e وَ=ve إِدْرِيسَ=İdrîs′e وَ=ve de ذَا الْكِفْلِۖ=Zûlkifl′e ▼ كُلٌّ=hepsi مِنَ الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerdendi«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve أَدْخَلْنَاهُمْ=soktuk onları فِي رَحْمَتِنَاۖ=merhametimizin«rahmet»içine ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerdendi«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=gelince ذَا=Olan′a النُّونِ=Balığı ▼ إِذْ=bir vakit ذَهَبَ=o gitmişti مُغَاضِبًا=kızarak ▼ فَ=böylece ظَنَّ=zannetmişti«zann»أَنْ لَنْ نَقْدِرَ=asla güç yetirmeyeceğimizi«kadîr_mikdãr»عَلَيْهِ=kendisine ▼ فَ=sonra نَادَىٰ=seslendi فِي=içinde الظُّلُمَاتِ=karanlıklar«zulumãt» ▼ أَنْ=diye لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka أَنْتَ=Senden ▼ سُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn» ▼ إِنِّي=(seslendi)ki ben كُنْتُ=oldum مِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَبْنَا=karşılık verdik لَهُ=ona ▼ وَ=ve نَجَّيْنَاهُ=kurtardık onu مِنَ الْغَمِّۚ=o tasadan ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نُنْجِي=Biz kurtarırız الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَ=gelince زَكَرِيَّا=Zekeriyyã′ya ▼ إِذْ=bir vakit نَادَىٰ=seslenmişti رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»لَا تَذَرْنِي=bırakma beni فَرْدًا=tek bir fert ▼ وَ=ve أَنْتَ=Sensin خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الْوَارِثِينَ=varis
 ‎﴾ 90 ﴿‎   فَ=böylece اسْتَجَبْنَا=karşılık verdik لَهُ=ona ▼ وَ=ve وَهَبْنَا=bahşettik لَهُ=ona يَحْيَىٰ=Yahyã′yı ▼ وَ=ve de أَصْلَحْنَا=düzelttik«ıslah_sulh»لَهُ=onun için زَوْجَهُۚ=eşini ▼ إِنَّهُمْ=ki onlar كَانُوا=idiler يُسَارِعُونَ=koşuşuyor فِي الْخَيْرَاتِ=fayda ve iyiliklerde«hayr» ▼ وَ=ve(idiler) يَدْعُونَنَا=Bize «çağrıda bulunma»dua ediyor«duã»رَغَبًا=umarak وَ=ve رَهَبًاۖ=korkarak ▼ وَ=ve كَانُوا=idiler لَنَا=Bize خَاشِعِينَ=saygılı
 ‎﴾ 91 ﴿‎   وَ=ve de الَّتِي=olanı«dişil» أَحْصَنَتْ=korumuş فَرْجَهَا=ırzını«dişil» ▼ فَ=o zaman نَفَخْنَا=üflemiştik فِيهَا=ona«dişil» مِنْ رُوحِنَا=«Ruh»"İlâhi Destek"imizden«rûh» ▼ وَ=ve جَعَلْنَاهَا=yapmıştık kendisini«dişil» وَ=ve ابْنَهَا=onun«dişil» oğlunu آيَةً=bir açık işaret«ãyet»لِلْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 92 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذِهِ=şu kendisi أُمَّتُكُمْ=topluluğunuzun«ümmet»أُمَّةً=bir topluluktur«ümmet»وَاحِدَةً=tek ▼ وَ=ve أَنَا=Ben رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizim«rabb» ▼ فَ=şu halde اعْبُدُونِ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»edin bana 
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve تَقَطَّعُوا=parçaladılar أَمْرَهُمْ=yapmaları istenenleri بَيْنَهُمْۖ=aralarında ▼ كُلٌّ=hepsi إِلَيْنَا=Bize رَاجِعُونَ=döneceklerdir
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=o zaman مَنْ=kim يَعْمَلْ=yaparsa مِنَ الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»وَ=halde هُوَ=kendisi مُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min» ▼ فَ=bunun üzerine لَا كُفْرَانَ=görmezlikten gelinmez«küfr_kãfir»لِسَعْيِهِ=onun gayreti ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَهُ=onun كَاتِبُونَ=kaydedeniyiz«ketb»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve حَرَامٌ=yasak«haram»عَلَىٰ قَرْيَةٍ=‑vardır‑bir yerleşimde«karye»أَهْلَكْنَاهَا=helak ettiğimiz kendisini ▼ أَنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَا يَرْجِعُونَ=geri dönmeyeceklerdir
 ‎﴾ 96 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman فُتِحَتْ=önü açıldığı يَأْجُوجُ=Ye′cûc′un وَ=ve مَأْجُوجُ=Me′cûc′un ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri مِنْ كُلِّ حَدَبٍ=her tepeden يَنْسِلُونَ=akın etmeye başlar
 ‎﴾ 97 ﴿‎   وَ=ve اقْتَرَبَ=yaklaşır الْوَعْدُ=o verilen söz«va′d»الْحَقُّ=gerçek(leşecek)«hakk» ▼ فَ=sonra إِذَا=bakmışsın ki هِيَ=o شَاخِصَةٌ=dondurur أَبْصَارُ=gözlerini الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene! ▼ قَدْ=eminiz ki كُنَّا=biz idik فِي=içinde غَفْلَةٍ=ihmal hatasına düşmüşlük«ğãfil»مِنْ هَٰذَا=bundan ▼ بَلْ=yok aslında! كُنَّا=olmuşuz ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler
 ‎﴾ 98 ﴿‎   إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz وَ=ve مَا=olduklarınız تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ حَصَبُ=odunudur جَهَنَّمَ=Cehennem′in ▼ أَنْتُمْ=siz لَهَا=oraya وَارِدُونَ=gireceklersiniz
 ‎﴾ 99 ﴿‎   لَوْ=eğer كَانَ=olsalardı هَٰؤُلَاءِ=onlar آلِهَةً=ilâh ▼ مَا وَرَدُوهَاۖ=girmezlerdi oraya ▼ وَ=oysa كُلٌّ=hepsi فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   لَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِيهَا=orada زَفِيرٌ=bir inleme ▼ وَ=ve هُمْ=onlar فِيهَا=orada لَا يَسْمَعُونَ=işitmezler
 ‎﴾ 101 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler سَبَقَتْ=önden gittiği لَهُمْ=kendileri için مِنَّا=Bizden الْحُسْنَىٰ=o güzelliğin«hasen» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar عَنْهَا=oradan مُبْعَدُونَ=uzaklaştırılmış olanlardır
 ‎﴾ 102 ﴿‎   لَا يَسْمَعُونَ=duymayacaklar حَسِيسَهَاۖ=oranın uğultusunu ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri فِي=içinde مَا=şeyler اشْتَهَتْ=canının çektiği«şehvet»أَنْفُسُهُمْ=nefislerinin ▼ خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   لَا يَحْزُنُهُمُ=tasalandırmaz onları الْفَزَعُ=o korku الْأَكْبَرُ=en büyük ▼ وَ=ve تَتَلَقَّاهُمُ=karşılar onları الْمَلَائِكَةُ=melekler ▼ هَٰذَا=işte bu يَوْمُكُمُ=gününüzdür الَّذِي=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş تُوعَدُونَ=söz verilmekte«va′d»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   يَوْمَ=o gün نَطْوِي=düreriz السَّمَاءَ=göğü ▼ كَطَيِّ=dürer gibi السِّجِلِّ=tomarlarını لِلْكُتُبِۚ=metin«kitãb» ▼ كَمَا=gibi بَدَأْنَا=ilk kez yaptığımız«bedee» ▼ أَوَّلَ=ilk خَلْقٍ=yaratma olarak ▼ نُعِيدُهُۚ=”ikinci kez yapacağız”«eãde»onu ▼ وَعْدًا=verilen bir sözdür«va′d»عَلَيْنَاۚ=«üzerinde»sorumluluğumuzda olan ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biziz كُنَّا=olan فَاعِلِينَ=yapacak
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki كَتَبْنَا=«yazdık»yazarak gerekli kıldık«kitãb»فِي الزَّبُورِ=o yazma parçalarında«zebûr» ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra الذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih′ten«zikr» ▼ أَنَّ=olduğunu الْأَرْضَ=o toprakların يَرِثُهَا=varis olacak kendisine عِبَادِيَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimin الصَّالِحُونَ=düzgün işler yapan«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي=‑vardır‑içerisinde هَٰذَا=bunun لَبَلَاغًا=kesinlikle bir öğüt ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için عَابِدِينَ=«kulluk»hizmet«abd»edecek
 ‎﴾ 107 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَاكَ=Biz göndermedik seni ▼ إِلَّا=başka رَحْمَةً=bir merhametten«rahmet»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيَّ=bana ▼ أَنَّمَا=olduğu إِلَٰهُكُمْ=İlâhınızın إِلَٰهٌ=İlâh وَاحِدٌۖ=bir tek ▼ فَ=şu halde هَلْ=mısınız? أَنْتُمْ=siz مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olacaklar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã» ▼ فَ=o zaman قُلْ=de ki آذَنْتُكُمْ=ben açıkladım size عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde سَوَاءٍۖ=eşitlik ▼ وَ=ve إِنْ أَدْرِي=bilmem أَ=mı? قَرِيبٌ=yakında«karîb» ▼ أَمْ=yoksa mı? بَعِيدٌ=uzakta مَا=şey تُوعَدُونَ=size söz verilen«va′d»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O يَعْلَمُ=bilir الْجَهْرَ=açıkça duyurulanını مِنَ الْقَوْلِ=söylenenin ▼ وَ=ve de يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarınızı تَكْتُمُونَ=gizliyor
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَ=ve(de ki) إِنْ أَدْرِي=bilmiyorum ▼ لَعَلَّهُ=belki o فِتْنَةٌ=bir imtihandır«fitne»لَكُمْ=sizin için ▼ وَ=veya مَتَاعٌ=geçimlik varlıktır إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 112 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»احْكُمْ=hükmet بِالْحَقِّۗ=o Gerçek«hakk»ile ▼ وَ=ve رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”dır«rahmãn» ▼ الْمُسْتَعَانُ=‑asıl‑”Yardım İstenecek Olan”dır«müsteãn»عَلَىٰ=karşı مَا=olduklarınıza تَصِفُونَ=sizin vasıflandırıyor
Âyet Metni : (Enbiyâ.1) (17. Cüz | 322. Sayfa)
Okunuşu :
1. iḳterabe linnâsi ḥisâbühüm vehüm fî gafletim mü`riḍûn.
(Enbiyâ.1) Grameri
اقْتَرَبَ : (Has) approached ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: ق ر بلِلنَّاسِ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلنَّاسِ : the ::: [Belirlilik Takısı]لِلنَّاسِ : mankind ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن و سحِسَابُهُمْ : account ::: [İsim] [Eril] [türemiş fiilden Fiilimsi] [Müfâale Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَاعَلَ] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح س بحِسَابُهُمْ : their ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]وَهُمْ : while ::: [Edat/Durum (harf‑i hâl)]وَهُمْ : they ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:Onlar/eril]فِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]غَفْلَةٍ : heedlessness ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: غ ف لمُعْرِضُونَ : turning away ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ع ر ض
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu