Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ta Ha
B.Bayraklı
1. Tâ, hâ.
A.Bayındır
1. Tâ-Hâ![*][*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından dolayı onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir.. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Tâ, Hâ.* Bkz. 2/1 dipnotu.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Tâ, Hâ.
İngilizce Kelime Meali
طه=Ta Ha.
(20) Tâhâ Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   طه=«T harfi»Tã «H harfi»Hâ«sûrenin adıdır»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   مَا أَنْزَلْنَا=Biz indirmedik عَلَيْكَ=sana الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»لِتَشْقَىٰ=güçlük çekesin diye
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِلَّا=başkası değildir تَذْكِرَةً=bir tembihten«tezkîr»لِمَنْ=kimselere يَخْشَىٰ=çekinecek«huşû»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   تَنْزِيلًا=bir indirmedir مِمَّنْ=tarafından خَلَقَ=yaratan ▼ الْأَرْضَ=yeryüzünü وَ=ve السَّمَاوَاتِ=gökleri الْعُلَى=yüce
 ‎﴾ 5 ﴿‎   الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»عَلَى=başına الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»اسْتَوَىٰ=geçmiştir
 ‎﴾ 6 ﴿‎   لَهُ=O′nundur مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde ▼ وَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ وَ=ve مَا=ne varsa بَيْنَهُمَا=ikisinin arasında ▼ وَ=ve مَا=ne varsa تَحْتَ=altında الثَّرَىٰ=toprağın
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تَجْهَرْ=açıkça duyursan بِالْقَوْلِ=o söyleneni ▼ فَ=şu halde إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O يَعْلَمُ=bilir السِّرَّ=gizliyi«sirra» ▼ وَ=ve de أَخْفَى=daha gizlisini
 ‎﴾ 8 ﴿‎   اللَّهُ=Allah لَا=olmayandır إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=Kendisinden ▼ لَهُ=O′nundur الْأَسْمَاءُ=«isimler»vasıflar«ism_esmã»الْحُسْنَىٰ=en güzel«hasen»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve هَلْ=mi? أَتَاكَ=geldi sana حَدِيثُ=haberi مُوسَىٰ=Mûsã′nın
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِذْ=bir vakit رَأَىٰ=görmüştü نَارًا=bir ateş«nãr» ▼ فَ=bunun üzerine قَالَ=demişti ki لِأَهْلِهِ=ailesine«ehl»امْكُثُوا=siz durup bekleyin! ▼ إِنِّي=(dedi)ki ben آنَسْتُ=farkettim نَارًا=bir ateş«nãr» ▼ لَعَلِّي=olur ki ben آتِيكُمْ=getiririm size مِنْهَا=ondan بِقَبَسٍ=bir kor ▼ أَوْ=yahut أَجِدُ=bulurum عَلَى=yanında النَّارِ=o ateşin«nãr»هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا أَتَاهَا=varınca ona(o:ateş) ▼ نُودِيَ=seslenildi ona يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 12 ﴿‎   إِنِّي=(diye)ki Ben أَنَا=Kendim رَبُّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inim«rabb» ▼ فَ=şu halde اخْلَعْ=çıkar نَعْلَيْكَۖ=pabuçlarını ▼ إِنَّكَ=(diye)ki sen بِالْوَادِ=o vadidesin الْمُقَدَّسِ=«mukaddes»saygıdeğer kılınmış«kuddûs» ▼ طُوًى=Tuva′da
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve أَنَا=Ben اخْتَرْتُكَ=seçtim seni ▼ فَ=şu halde اسْتَمِعْ=dinle لِمَا=olanı يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   إِنَّنِي=ki Ben أَنَا=Kendim اللَّهُ=Allah′ım ▼ لَا=olmayan إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka أَنَا=Benden ▼ فَ=şu halde اعْبُدْنِي=«kulluk»hizmet«abd»et bana ▼ وَ=ve أَقِمِ=gereğince yerine getir«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»لِذِكْرِي=hatırda tutmak«zikr»için Beni (veya "Tembih′im" için)
 ‎﴾ 15 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki السَّاعَةَ=o Saat«saat»آتِيَةٌ=gelecektir ▼ أَكَادُ=neredeyse أُخْفِيهَا=gizleyeceğim onu(o:saat) ▼ لِتُجْزَىٰ=karşılığını«cezã»alması içindir كُلُّ=her نَفْسٍ=nefsin بِمَا=şeylerin تَسْعَىٰ=gayret ettiği
 ‎﴾ 16 ﴿‎   فَ=o zaman لَا يَصُدَّنَّكَ=alıkoymasın seni عَنْهَا=ondan(o:saat) مَنْ=kimse ▼ لَا يُؤْمِنُ=inanmayan«îmãn»بِهَا=ona(o:saat) ▼ وَ=ve اتَّبَعَ=katılan«ittebã»هَوَاهُ=canının istediğine«hevã» ▼ فَ=bu durumda تَرْدَىٰ=helak olursun
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=peki مَا=nedir? تِلْكَ=şu بِيَمِينِكَ=sağ elindeki يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هِيَ=o عَصَايَ=benim değneğimdir ▼ أَتَوَكَّأُ=dayanıyorum عَلَيْهَا=ona ▼ وَ=ve أَهُشُّ=yaprak silkeliyorum بِهَا=onunla عَلَىٰ غَنَمِي=davarıma ▼ وَ=ve لِيَ=‑vardır‑benim için فِيهَا=onda مَآرِبُ=ihtiyaçlarım أُخْرَىٰ=daha başka
 ‎﴾ 19 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَلْقِهَا=at onu يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 20 ﴿‎   فَ=sonra أَلْقَاهَا=attı onu ▼ فَ=bunun üzerine إِذَا=birden oldu هِيَ=o حَيَّةٌ=bir yılan تَسْعَىٰ=hızla ilerleyen
 ‎﴾ 21 ﴿‎   قَالَ=dedi ki خُذْهَا=al onu وَ=ve لَا تَخَفْۖ=korkma ▼ سَنُعِيدُهَا=geri döndüreceğiz«eãde»onu سِيرَتَهَا=durumuna الْأُولَىٰ=ilk
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve اضْمُمْ=sok يَدَكَ=elini إِلَىٰ جَنَاحِكَ=koynuna ▼ تَخْرُجْ=ortaya çıksın«ihrãc»بَيْضَاءَ=bembeyaz olarak ▼ مِنْ غَيْرِ=olmadan سُوءٍ=bir fenalık«sú» ▼ آيَةً=bir açık işaret«ãyet»olarak أُخْرَىٰ=ayrı
 ‎﴾ 23 ﴿‎   لِنُرِيَكَ=göstermek için sana ▼ مِنْ=içerisinden آيَاتِنَا=açık işaretlerimizin«ãyet»الْكُبْرَى=en büyüğü
 ‎﴾ 24 ﴿‎   اِذْهَبْ=sen git إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o طَغَىٰ=azdı«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اشْرَحْ=aç لِي=bana صَدْرِي=göğsümü
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve يَسِّرْ=kolaylaştır لِي=bana أَمْرِي=yapılması istenmiş olduğumu«emr»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve احْلُلْ=çöz عُقْدَةً=düğümü مِنْ لِسَانِي=dilimden
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَفْقَهُوا=değerlendirip kavrasınlar«fıkh»قَوْلِي=söylediğimi
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve اجْعَلْ=ver لِي=bana وَزِيرًا=bir yardımcı مِنْ أَهْلِي=ailemden«ehl»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   هَارُونَ=Hãrûn′u أَخِي=kardeşim
 ‎﴾ 31 ﴿‎   اُشْدُدْ=kuvvetlendir بِهِ=onunla أَزْرِي=arkamı
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve أَشْرِكْهُ=ortak«şerîk»yap onu فِي أَمْرِي=yapılması istenmiş olduğuma«emr»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   كَيْ=diye نُسَبِّحَكَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirelim«tesbih»Senin كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve نَذْكُرَكَ=hatırda tutalım«zikr»Seni كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 35 ﴿‎   إِنَّكَ=ki Sen كُنْتَ=olansın بِنَا=bizi بَصِيرًا=görür«basîr»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ قَدْ=emin ol ki أُوتِيتَ=verildi sana سُؤْلَكَ=istediğin şey يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve(dedi) لَقَدْ=emin ol ki مَنَنَّا=Biz lütufta bulunmuştuk عَلَيْكَ=sana ▼ مَرَّةً=bir kez daha أُخْرَىٰ=başka
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِذْ=bir vakit أَوْحَيْنَا=mesaj iletmiştik«vahy»إِلَىٰ أُمِّكَ=annene مَا=şeyleri يُوحَىٰ=mesajla iletilen«vahy»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   أَنِ اقْذِفِيهِ=koysun onu diye فِي التَّابُوتِ=o sandığa ▼ فَ=sonra da اقْذِفِيهِ=salsın onu فِي الْيَمِّ=suyun içine ▼ فَ=sonra لْيُلْقِهِ=bıraksın onu الْيَمُّ=o su بِالسَّاحِلِ=sahile ▼ يَأْخُذْهُ=alacaktır onu عَدُوٌّ=düşman olan لِي=Bana ▼ وَ=ve عَدُوٌّ=düşman olan لَهُۚ=kendisine ▼ وَ=ve أَلْقَيْتُ=koydum عَلَيْكَ=senin üzerine مَحَبَّةً=bir sevgi مِنِّي=Benden ▼ وَ=ve لِتُصْنَعَ=(amaca uygun)hazırlanman için عَلَىٰ عَيْنِي=gözümün önünde
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِذْ=bir vakit تَمْشِي=yolu takibediyordu أُخْتُكَ=kız kardeşin ▼ فَ=sonra da تَقُولُ=diyordu ki ▼ هَلْ=mi? أَدُلُّكُمْ=göstereyim size عَلَىٰ مَنْ=kimseyi يَكْفُلُهُۖ=ona bakacak ▼ فَ=böylece رَجَعْنَاكَ=geri verdik seni إِلَىٰ أُمِّكَ=annene ▼ كَيْ=ki تَقَرَّ=aydın olsun عَيْنُهَا=gözü وَ=ve لَا تَحْزَنَۚ=üzülmesin ▼ وَ=ve قَتَلْتَ=sen öldürmüştün نَفْسًا=bir kimseyi ▼ فَ=sonra نَجَّيْنَاكَ=kurtarmıştık seni مِنَ الْغَمِّ=tasadan ▼ وَ=ve فَتَنَّاكَ=imtihan etmiştik«fitne»seni فُتُونًاۚ=tam bir imtihanla«fitne» ▼ فَ=bunun üzerine لَبِثْتَ=kaldın سِنِينَ=yıllarca فِي أَهْلِ=ahalisi«ehl»içinde مَدْيَنَ=Medyen ▼ ثُمَّ=sonrasında جِئْتَ=gelmiştin عَلَىٰ قَدَرٍ=bir ölçüye«kadîr_mikdãr»göre يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve اصْطَنَعْتُكَ=(amaca uygun)hazırladım seni لِنَفْسِي=kendim için
 ‎﴾ 42 ﴿‎   اِذْهَبْ=götürün أَنْتَ=sen وَ=ve أَخُوكَ=kardeşin بِآيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet» ▼ وَ=ve لَا تَنِيَا=gevşeklik etmeyin فِي ذِكْرِي=Tembih′imde«zikr»(veya"Beni anmakta")
 ‎﴾ 43 ﴿‎   اِذْهَبَا=gidin إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o طَغَىٰ=azdı«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   فَ=şu halde قُولَا=söyleyin لَهُ=ona قَوْلًا=söz لَيِّنًا=yumuşak ▼ لَعَلَّهُ=olur ki diye o يَتَذَكَّرُ=düşünüp ders çıkarır«tezekkür»أَوْ=veya يَخْشَىٰ=çekinir«huşû»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   قَالَا=dediler رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ إِنَّنَا=ki biz نَخَافُ=korkuyoruz أَنْ يَفْرُطَ=aşırı davranmasından عَلَيْنَا=bize karşı ▼ أَوْ=yahut أَنْ يَطْغَىٰ=iyice azmasından«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قَالَ=dedi لَا تَخَافَاۖ=korkmayın ▼ إِنَّنِي=ki Ben مَعَكُمَا=ikinizle beraberim ▼ أَسْمَعُ=işitiyorum وَ=ve أَرَىٰ=görüyorum
 ‎﴾ 47 ﴿‎   فَ=şu halde أْتِيَاهُ=varın ona ▼ فَ=sonra da قُولَا=deyin إِنَّا=ki biz رَسُولَا=Elçileriyiz«rasûl»رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ فَ=şu halde أَرْسِلْ=gönder مَعَنَا=bizimle beraber بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını ▼ وَ=ve لَا تُعَذِّبْهُمْۖ=cezalandırma«azãb»onları ▼ قَدْ=emin ol ki جِئْنَاكَ=biz getirdik sana بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ وَ=ve السَّلَامُ=selameti«selãm»عَلَىٰ مَنِ=kimselere اتَّبَعَ=katılan«ittebã»الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki قَدْ=kesinlikle أُوحِيَ=mesajla iletildi«vahy»إِلَيْنَا=bize ▼ أَنَّ=olduğu الْعَذَابَ=o cezalandırmanın«azãb»عَلَىٰ مَنْ=kimselere كَذَّبَ=yalan sayıp durmuş«tekzîb» ▼ وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirmiş«tevellã»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=öyleyse مَنْ=kimdir? رَبُّكُمَا=siz ikinizin "Efendi ve Sahib"i«rabb»يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 50 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبُّنَا=bizim "Efendi ve Sahib"imiz«rabb»الَّذِي=olandır أَعْطَىٰ=vermiş كُلَّ شَيْءٍ=her şeye خَلْقَهُ=yaratılışını ▼ ثُمَّ=sonrasında هَدَىٰ=yol gösterendir«hüdã»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   قَالَ=dedi فَ=öyleyse مَا=ne olacak? بَالُ=durumu الْقُرُونِ=nesillerin«karîn»الْأُولَىٰ=evvelki
 ‎﴾ 52 ﴿‎   قَالَ=dedi ki عِلْمُهَا=onların bilgisi«ilm»عِنْدَ=katında رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»فِي كِتَابٍۖ=bir «ilâhî» Metindedir«kitãb» ▼ لَا يَضِلُّ=yolunu saşırmaz«dalãl»رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»وَلَا=ne de يَنْسَى=unutur
 ‎﴾ 53 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır جَعَلَ=kılmış لَكُمُ=size الْأَرْضَ=yeryüzünü مَهْدًا=bir beşik ▼ وَ=ve سَلَكَ=açtı لَكُمْ=sizin için فِيهَا=orada سُبُلًا=yollar ▼ وَ=ve أَنْزَلَ=indirdi مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir su ▼ فَ=sonra أَخْرَجْنَا=ortaya çıkardık«ihrãc»بِهِ=onunla أَزْوَاجًا=çiftler مِنْ نَبَاتٍ=bitkiden شَتَّىٰ=her çeşit
 ‎﴾ 54 ﴿‎   كُلُوا=yiyin وَ=ve ارْعَوْا=otlatın أَنْعَامَكُمْۗ="kesimlik otlayan hayvanlar"ınızı«en′ãm» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet» ▼ لِأُولِي=sahipleri için النُّهَىٰ=akıl
 ‎﴾ 55 ﴿‎   مِنْهَا=oradan خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi ▼ وَ=ve فِيهَا=oraya نُعِيدُكُمْ=geri döndüreceğiz«eãde»sizi ▼ وَ=ve مِنْهَا=oradan نُخْرِجُكُمْ=dışarı çıkaracağız«ihrãc»sizi تَارَةً=bir kez daha أُخْرَىٰ=başka
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرَيْنَاهُ=Biz gösterdik ona آيَاتِنَا=açık işaretlerimizin«ãyet»كُلَّهَا=hepsinden ▼ فَ=fakat كَذَّبَ=yalan sayıp durdu«tekzîb»وَ=ve أَبَىٰ=dayattı
 ‎﴾ 57 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mi? جِئْتَنَا=geldin لِتُخْرِجَنَا=dışarı çıkarmak«ihrãc»için bizi ▼ مِنْ أَرْضِنَا=topraklarımızdan بِسِحْرِكَ=aldatmacanla(veya ”sihirinle”) يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 58 ﴿‎   فَ=öyleyse لَنَأْتِيَنَّكَ=biz mutlaka sana getireceğiz بِسِحْرٍ=bir aldatmaca(veya ”sihir”) مِثْلِهِ=onun dengi ▼ فَ=şu halde اجْعَلْ=tayin et بَيْنَنَا=senin aranda وَ=ile بَيْنَكَ=bizim مَوْعِدًا=bir buluşma«mev′id» ▼ لَا نُخْلِفُهُ=dönmeyeceğimiz«hulf» ondan نَحْنُ=bizim وَلَا=ne de أَنْتَ=senin ▼ مَكَانًا=konumca«mekãn»سُوًى=eşit(veya"ortada")
 ‎﴾ 59 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَوْعِدُكُمْ=buluşmanız«mev′id»يَوْمُ=günüdür الزِّينَةِ=bayram«ziynet» ▼ وَ=ve أَنْ يُحْشَرَ=toplanacağı«haşr»النَّاسُ=insanların ضُحًى=kuşluk vakti
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=bunun üzerine تَوَلَّىٰ=sırt çevirip«tevellã» gitti فِرْعَوْنُ=Firavun ▼ فَ=böylece جَمَعَ=topladı كَيْدَهُ=hazırladığı düzeni«keyd»ثُمَّ=sonra da أَتَىٰ=geldi
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَهُمْ=onlara مُوسَىٰ=Mûsã وَيْلَكُمْ=vay halinize! ▼ لَا تَفْتَرُوا=uydurmayın«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ فَ=sonra يُسْحِتَكُمْ=kökünüzü keser بِعَذَابٍۖ=bir ceza«azãb»ile ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki خَابَ=perişan olmuştur مَنِ=kimseler افْتَرَىٰ=yalan uydurmuş«ifterã»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   فَ=bunun üzerine تَنَازَعُوا=çekiştiler أَمْرَهُمْ=yapılması istenen şeyi«emr»بَيْنَهُمْ=kendi aralarında ▼ وَ=halde أَسَرُّوا=saklı tutar«sirra»النَّجْوَىٰ=gizli konuştuklarını
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنْ=ki هَٰذَانِ=bunlar لَسَاحِرَانِ=kesinlikle iki sihirbazdır(veya ”aldatmaca yapabilendir”) ▼ يُرِيدَانِ=istiyorlar أَنْ يُخْرِجَاكُمْ=dışarı çıkarmayı«ihrãc»sizi مِنْ أَرْضِكُمْ=topraklarınızdan بِسِحْرِهِمَا=aldatmacalarıyla(veya ”sihirleriyle”) o ikisinin ▼ وَ=ve يَذْهَبَا=heba etmeyi بِطَرِيقَتِكُمُ=sizin yolunuzu الْمُثْلَىٰ=örnek olan
 ‎﴾ 64 ﴿‎   فَ=öyleyse أَجْمِعُوا=siz toplayın كَيْدَكُمْ=hazırladığınız düzeni«keyd» ▼ ثُمَّ=sonrasında ائْتُوا=gelin صَفًّاۚ=tek saf halinde ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki أَفْلَحَ=selamete ulaşmış«felãh»olur الْيَوْمَ=bugün مَنِ=kimse اسْتَعْلَىٰ=üstün gelen
 ‎﴾ 65 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِمَّا=ister أَنْ تُلْقِيَ=sen at ▼ وَ=veya إِمَّا=ister أَنْ نَكُونَ=biz olalım أَوَّلَ=ilk مَنْ=kimse أَلْقَىٰ=atan
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَلْ=Yok! أَلْقُواۖ=siz atın ▼ فَ=sonra إِذَا=birden حِبَالُهُمْ=onların ipleri وَ=ve عِصِيُّهُمْ=sopaları ▼ يُخَيَّلُ=sanki göründü إِلَيْهِ=ona مِنْ=dolayı سِحْرِهِمْ=aldatmacalarından(veya ”sihirlerinden”) أَنَّهَا=onların olduğu تَسْعَىٰ=hızla ilerliyor
 ‎﴾ 67 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَوْجَسَ=duydu فِي نَفْسِهِ=kendi içinde خِيفَةً=bir korku مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قُلْنَا=dedik لَا تَخَفْ=korkma! ▼ إِنَّكَ=ki Sen أَنْتَ=kendin الْأَعْلَىٰ=en yüksek olansın
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve أَلْقِ=at مَا=şeyi فِي يَمِينِكَ=sağ elindeki ▼ تَلْقَفْ=yutsun مَا=olduklarını صَنَعُواۖ=onların kurgulayıp hazırlamış ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece صَنَعُوا=onlar kurgulayıp hazırladılar كَيْدُ=bir düzeni«keyd»سَاحِرٍۖ=bir sihirbazın(veya ”aldatmaca yapabilenin”) ▼ وَ=ve لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermez السَّاحِرُ=aldatmaca(veya ”sihir”) yapanlar حَيْثُ=her nereye أَتَىٰ=ulaşsa
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أُلْقِيَ=düşürüldüler السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”) سُجَّدًا=yere yüz koymaya«secde» ▼ قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»هَارُونَ=Hãrûn′un وَ=ve مُوسَىٰ=Mûsã′nın
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالَ=dedi ki آمَنْتُمْ=inanıp güvendiniz«îmãn»لَهُ=ona ▼ قَبْلَ=önce أَنْ آذَنَ=benim izin vermemden لَكُمْۖ=size ▼ إِنَّهُ=(dedi)ki o لَكَبِيرُكُمُ=muhakkak büyüğünüzdür ▼ الَّذِي=olan عَلَّمَكُمُ=size öğretmiş السِّحْرَۖ=aldatmacayı(veya ”sihiri”) ▼ فَ=şu halde لَأُقَطِّعَنَّ=mutlaka ben keseceğim أَيْدِيَكُمْ=sizin ellerinizi وَ=ve أَرْجُلَكُمْ=ayaklarınızı مِنْ خِلَافٍ=ters taraftan(veya"sözden dönmeden«hulf» dolayı") ▼ وَ=ve لَأُصَلِّبَنَّكُمْ=muhakkak asacağım sizi فِي جُذُوعِ=dallarına النَّخْلِ=hurma ▼ وَ=ve لَتَعْلَمُنَّ=kesinlikle bileceksiniz أَيُّنَا=hangimizin أَشَدُّ=daha ötede عَذَابًا=cezada«azãb» ▼ وَ=ve de أَبْقَىٰ=sürekli
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَنْ نُؤْثِرَكَ=asla tercih etmeyiz seni ▼ عَلَىٰ مَا=şeylere جَاءَنَا=bize gelmiş مِنَ الْبَيِّنَاتِ=o açık delillerden«beyyine»وَ=ve الَّذِينَ=olana فَطَرَنَاۖ=bizi meydana getirmiş«fãtır_fıtrat» ▼ فَ=o halde اقْضِ=hükmet مَا=şeye أَنْتَ=sen قَاضٍۖ=hükmedeceğin ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece تَقْضِي=hükmedersin هَٰذِهِ=şu الْحَيَاةَ=hayatına الدُّنْيَا=dünya
 ‎﴾ 73 ﴿‎   إِنَّا=(dediler)ki biz آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِرَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imize«rabb» ▼ لِيَغْفِرَ=günahlarını örtmesi«mağfiret»için لَنَا=bize ait خَطَايَانَا=hatalarımızın«hatá» ▼ وَ=ve مَا=şeylerin أَكْرَهْتَنَا=yapmaya zorladığın bizi عَلَيْهِ=üzerinde مِنَ السِّحْرِۗ=aldatmacayı(veya ”sihiri”) ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"«hayr»olandır وَ=ve أَبْقَىٰ=daha kalıcıdır
 ‎﴾ 74 ﴿‎   إِنَّهُ=(dediler)ki مَنْ=kim يَأْتِ=gelirse رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»مُجْرِمًا=suç işleyen«cürüm_mücrim»olarak ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki لَهُ=‑vardır‑onun için جَهَنَّمَ=Cehennem ▼ لَا يَمُوتُ=vefat eder فِيهَا=orada وَلَا=ne de يَحْيَىٰ=yaşar(veya ”hayata kavuşur”)
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve(dediler ki) مَنْ=kim يَأْتِهِ=gelirse O′na ▼ مُؤْمِنًا=inanıp güvenmiş«mü′min»olarak قَدْ=bu arada عَمِلَ=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ فَ=bu durumda أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمُ=kendileri içindir الدَّرَجَاتُ=dereceler الْعُلَىٰ=yüksek
 ‎﴾ 76 ﴿‎   جَنَّاتُ=Cennetleri عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*) ▼ تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başlarından الْأَنْهَارُ=ırmaklar ▼ خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oranın içerisinde ▼ وَ=ve ذَٰلِكَ=işte budur جَزَاءُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimselerin تَزَكَّىٰ=kendini arındıran(*) orj ADN
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَوْحَيْنَا=Biz mesajla iletmiştik«vahy»إِلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′ya ▼ أَنْ أَسْرِ=gece yola çıkar diye بِعِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimi ▼ فَ=sonra da اضْرِبْ=vur لَهُمْ=onlar için طَرِيقًا=bir yol فِي الْبَحْرِ=denizde يَبَسًا=kuru ▼ لَا تَخَافُ=korkma دَرَكًا=erişmeden ▼ وَ=ve de لَا تَخْشَىٰ=çekinme«huşû»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَتْبَعَهُمْ=peşine takıldı«ittebã»onların فِرْعَوْنُ=Firavun بِجُنُودِهِ=askerleriyle ▼ فَ=sonra da غَشِيَهُمْ=örttü onları مِنَ الْيَمِّ=suda مَا=şey غَشِيَهُمْ=onları örten
 ‎﴾ 79 ﴿‎   وَ=ve أَضَلَّ=yolunu saşırtmıştı«dalãl»فِرْعَوْنُ=Firavun قَوْمَهُ=kendi toplumuna«kavm» ▼ وَ=ve de مَاهَدَىٰ=yol göstermemişti«hüdã»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları ▼ قَدْ=emin olun ki أَنْجَيْنَاكُمْ=Biz kurtardık sizi مِنْ عَدُوِّكُمْ=düşmanınızdan ▼ وَ=ve وَاعَدْنَاكُمْ=söz verdik«va′d» size جَانِبَ=tarafında الطُّورِ=o Dağ′ın الْأَيْمَنَ=sağ ▼ وَ=ve نَزَّلْنَا=indirdik عَلَيْكُمُ=üzerinize الْمَنَّ=kudret helvası وَ=ve السَّلْوَىٰ=bıldırcın
 ‎﴾ 81 ﴿‎   كُلُوا=yiyin مِنْ طَيِّبَاتِ=temizlerinden«tayyib»مَا=olduklarınızın رَزَقْنَاكُمْ=faydalandırılmış«rızk» ▼ وَ=ve لَا تَطْغَوْا=azmışlık etmeyin«tuğyãn_tağ′ût»فِيهِ=bu hususta ▼ فَ=bu durumda يَحِلَّ=iner عَلَيْكُمْ=üzerinize غَضَبِيۖ=hiddetim«ğadab» ▼ وَ=ve مَنْ=kimin يَحْلِلْ=inerse عَلَيْهِ=üstüne غَضَبِي=hiddetim«ğadab» ▼ فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki هَوَىٰ=o batmıştır
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben لَغَفَارٌ=kesinlikle ”Çok da olsa Günahları Örten”im«ğaffar» ▼ لِمَنْ=kimseye karşı تَابَ=olumsuzluktan dönüş yapmış«tevbe_tevvãb» ▼ وَ=ve آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve عَمِلَ=iş yapmış صَالِحًا=düzgün«sãlih_sãlihãt» ▼ ثُمَّ=sonra da اهْتَدَىٰ=gösterilmiş yola girene«hüdã»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve مَا=nedir? أَعْجَلَكَ=acele ettiren seni ▼ عَنْ قَوْمِكَ=toplumundan«kavm»ayrılmaya يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 84 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ هُمْ=kendileri أُولَاءِ=işte onların عَلَىٰ=‑temeli‑üzerindeler أَثَرِي=benim izimin ▼ وَ=ve عَجِلْتُ=ben acele ettim إِلَيْكَ=Sana رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb» ▼ لِتَرْضَىٰ=hoşnut olman«rıdvãn»için
 ‎﴾ 85 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=şu halde إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz قَدْ=emin ol فَتَنَّا=imtihan ettik«fitne»قَوْمَكَ=toplumunu«kavm»مِنْ بَعْدِكَ=senden sonra ▼ وَ=ve أَضَلَّهُمُ=yolunu saşırttı«dalãl»onların السَّامِرِيُّ=Sãmirî
 ‎﴾ 86 ﴿‎   فَ=bunun üzerine رَجَعَ=döndü مُوسَىٰ=Mûsã إِلَىٰ قَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ غَضْبَانَ=bir hiddetle«ğadab»أَسِفًاۚ=üzüntülü ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ أَ=miydi? لَمْ يَعِدْكُمْ=size söz vermemiş«va′d»رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»وَعْدًا=bir sözle«va′d»حَسَنًاۚ=güzel«hasen» ▼ أَ=mu? فَ=şu halde طَالَ=uzun geldi عَلَيْكُمُ=size الْعَهْدُ=o Sözleşme«ahd» ▼ أَمْ=yoksa mı? أَرَدْتُمْ=istediniz أَنْ يَحِلَّ=inmesini عَلَيْكُمْ=üstünüze ▼ غَضَبٌ=bir hiddetin«ğadab»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ فَ=sonra da أَخْلَفْتُمْ=döndünüz«hulf»مَوْعِدِي=buluşma sözünden bana«mev′id»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki مَا أَخْلَفْنَا=dönmedik«hulf»مَوْعِدَكَ=senin buluşma sözünden«mev′id»بِمَلْكِنَا=kendi hakimiyetimizle«mülk» ▼ وَلَٰكِنَّا=fakat حُمِّلْنَا=yükletilmişti bize أَوْزَارًا=yükler«vizr» ▼ مِنْ زِينَةِ=hoşa giden şeylerinden«ziynet»الْقَوْمِ=o toplumun«kavm» ▼ فَ=sonra قَذَفْنَاهَا=attık onları ▼ فَ=sonra da كَذَٰلِكَ=işte böyle أَلْقَى=attı السَّامِرِيُّ=Sãmirî
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=böylece أَخْرَجَ=ortaya çıkardı«ihrãc»لَهُمْ=onlara عِجْلًا=bir buzağı جَسَدًا=cansız cisim şeklinde ▼ لَهُ=‑vardı‑ onun خُوَارٌ=böğürmesi ▼ فَ=bunun üzerine قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=bu إِلَٰهُكُمْ=sizin ilâhınızdır ▼ وَ=ve إِلَٰهُ=ilâhıdır مُوسَىٰ=Mûsã′nın ▼ فَ=ki نَسِيَ=o unutmuştu
 ‎﴾ 89 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَرَوْنَ=onlar görmüyorlar أَلَّا يَرْجِعُ=onun söylemeyeceğini إِلَيْهِمْ=kendilerine قَوْلًا=bir laf ▼ وَ=ve لَا يَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»değildir لَهُمْ=onlar için ضَرًّا=bir zarara«dırãr» ▼ وَلَا=ne de نَفْعًا=bir yarara
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun قَالَ=demişti ki لَهُمْ=kendilerine هَارُونُ=Hãrûn مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»إِنَّمَا=ancak ve sadece فُتِنْتُمْ=imtihan edildiniz«fitne»بِهِۖ=onunla ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكُمُ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”dır«rahmãn» ▼ فَ=şu halde اتَّبِعُونِي=katılın«ittebã»bana ▼ وَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»أَمْرِي=yapılmasını istemiş olduğuma«emr»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَنْ نَبْرَحَ=asla vazgeçmeyiz عَلَيْهِ=ona عَاكِفِينَ=tapmaktan ▼ حَتَّىٰ=kadar يَرْجِعَ=dönünceye إِلَيْنَا=bize مُوسَىٰ=Mûsã
 ‎﴾ 92 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! هَارُونُ=Hãrûn مَا=nedir? مَنَعَكَ=engel olan sana ▼ إِذْ=zaman رَأَيْتَهُمْ=onları gördüğün ضَلُّوا=yolu saşırmış«dalãl»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   أَلَّا تَتَّبِعَنِۖ=ki katılmadın«ittebã»bana ▼ أَ=mı? فَ=şu halde عَصَيْتَ=karşı geldin أَمْرِي=yapılmasını istemiş olduğuma«emr»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! ابْنَ=oğlu أُمَّ=annemin ▼ لَا تَأْخُذْ=tutma بِلِحْيَتِي=sakalımı وَلَا=ne de بِرَأْسِيۖ=başımı ▼ إِنِّي=şu bir gerçek ki ben خَشِيتُ=çekindim«huşû»أَنْ تَقُولَ=senin diyeceğinden ▼ فَرَّقْتَ=ayrılık çıkardın بَيْنَ=arasında بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarının ▼ وَ=ve لَمْ تَرْقُبْ=gözetmedin قَوْلِي=söylediğimi
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=şu halde مَا=nedir? خَطْبُكَ=senin meselen«hatb»يَا=Ey! سَامِرِيُّ=Sãmirî
 ‎﴾ 96 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَصُرْتُ=ben gördüm بِمَا=şeyleri لَمْ يَبْصُرُوا=onların görmedikleri بِهِ=kendisini ▼ فَ=sonra قَبَضْتُ=aldım قَبْضَةً=bir avuç مِنْ أَثَرِ=izinden الرَّسُولِ=o Elçinin«rasûl» ▼ فَ=sonra da نَبَذْتُهَا=attım onu ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle سَوَّلَتْ=hoş gösterdi لِي=bana نَفْسِي=nefsim
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=öyleyse اذْهَبْ=Çekil Git! ▼ فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكَ=‑vardır‑ senin için فِي الْحَيَاةِ=bu hayatta أَنْ تَقُولَ=demen لَا مِسَاسَۖ=Dokunmayın! ▼ وَ=ve(dedi) إِنَّ=ki لَكَ=‑vardır‑ senin için مَوْعِدًا=bir buluşma sözü«mev′id» ▼ لَنْ تُخْلَفَهُۖ=asla dönmeyeceğin«hulf» kendisinden ▼ وَ=ve انْظُرْ=bak إِلَىٰ إِلَٰهِكَ=ilâhına ▼ الَّذِي=olduğun ظَلْتَ=senin devam etmiş عَلَيْهِ=kendisine عَاكِفًاۖ=tapınmaya ▼ لَنُحَرِّقَنَّهُ=muhakkak biz yakacağız onu ثُمَّ=sonrasında لَنَنْسِفَنَّهُ=kesinlikle savuracağız onu فِي الْيَمِّ=suyun içine نَسْفًا=ufalayıp
 ‎﴾ 98 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece إِلَٰهُكُمُ=ilâhınız اللَّهُ=Allah ▼ الَّذِي=öyle olandır ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۚ=Kendisinden ▼ وَسِعَ=kuşatmıştır كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi عِلْمًا=bilgi«ilm»olarak
 ‎﴾ 99 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana ▼ مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerinden مَا=olanların قَدْ سَبَقَۚ=gelip geçmiş ▼ وَ=ve قَدْ=emin ol ki آتَيْنَاكَ=verdik sana مِنْ لَدُنَّا=katımızdan ذِكْرًا=bir «ilâhî» Tembih«zikr»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   مَنْ=kim أَعْرَضَ=aldırış etmezse«iğ′rãd»عَنْهُ=ona ▼ فَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o يَحْمِلُ=yüklenecektir ▼ يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ وِزْرًا=bir yük«vizr»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهِۖ=orada ▼ وَ=ve سَاءَ=ne fenadır«sú»لَهُمْ=onlar için ▼ يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ حِمْلًا=bir yük olarak
 ‎﴾ 102 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يُنْفَخُ=üflenir فِي الصُّورِۚ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr» ▼ وَ=ve نَحْشُرُ=toplarız«haşr»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenleri«cürüm_mücrim»يَوْمَئِذٍ=o gün زُرْقًا=ağarmış gözlerle(*) orj SÛR
 ‎﴾ 103 ﴿‎   يَتَخَافَتُونَ=fısıldaşırlar بَيْنَهُمْ=kendi aralarında ▼ إِنْ لَبِثْتُمْ=kalmadınız diye إِلَّا=başka عَشْرًا=on günden
 ‎﴾ 104 ﴿‎   نَحْنُ=Biz أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliriz بِمَا=şeyi يَقُولُونَ=onların dedikleri ▼ إِذْ=o zaman يَقُولُ=der ki أَمْثَلُهُمْ=onların örnek kişileri طَرِيقَةً=yol bakımından ▼ إِنْ لَبِثْتُمْ=siz kalmadınız إِلَّا=başka يَوْمًا=bir günden
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ=hakkında الْجِبَالِ=dağlar ▼ فَ=öyleyse قُلْ=de ki يَنْسِفُهَا=savuracak onları رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»نَسْفًا=ufalayıp
 ‎﴾ 106 ﴿‎   فَ=sonra da يَذَرُهَا=bırakacaktır oraları قَاعًا=dümdüz صَفْصَفًا=boş halde
 ‎﴾ 107 ﴿‎   لَا تَرَىٰ=görmezsin فِيهَا=oralarda عِوَجًا=bir eğrilik ▼ وَلَا=ne de أَمْتًا=bir tümsek
 ‎﴾ 108 ﴿‎   يَوْمَئِذٍ=o gün يَتَّبِعُونَ=katılırlar«ittebã»الدَّاعِيَ=o çağrıcıya«duã»لَا=yoktur عِوَجَ=sapma لَهُۖ=kendisinde ▼ وَ=ve خَشَعَتِ=kısılır الْأَصْوَاتُ=sesler لِلرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»için ▼ فَ=böylece لَا تَسْمَعُ=işitmezsin إِلَّا=başka bir şey هَمْسًا=fısıltıdan
 ‎﴾ 109 ﴿‎   يَوْمَئِذٍ=o gün لَا تَنْفَعُ=fayda vermez الشَّفَاعَةُ=şefaati ▼ إِلَّا=başkasının مَنْ=kimseden أَذِنَ=izin verdiği لَهُ=kendisine الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn» ▼ وَ=ve رَضِيَ=hoşnut olduğu«rıdvãn»لَهُ=kendisinin قَوْلًا=söylediğinden
 ‎﴾ 110 ﴿‎   يَعْلَمُ=O bilir مَا=olanları بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»onların önlerinde وَ=ve مَا=olanları خَلْفَهُمْ=artlarında«halef» ▼ وَ=iken لَا يُحِيطُونَ=onlar kavramaz بِهِ=O′nu عِلْمًا=bilgice«ilm»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَ=ve عَنَتِ=boyun eğmiştir الْوُجُوهُ=yüzler ▼ لِلْحَيِّ=o “Hep Diri Kalan”a«hayy»الْقَيُّومِۖ=”Hep Ayakta Olan”a«kayyûm» ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki خَابَ=perişan olmuştur مَنْ=kimseler حَمَلَ=yüklenmiş ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَعْمَلْ=yaparsa مِنَ الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ وَ=ve هُوَ=o مُؤْمِنُ=inanıp güvenmişse«mü′min» ▼ فَ=o zaman لَا يَخَافُ=korkmaz ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"ten«zulm_zãlim» ▼ وَلَا=ne de هَضْمًا=hakkın yenmesinden
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu ▼ قُرْآنًا=Ayet Topluluğu«kur′ãn»şeklinde عَرَبِيًّا=Arapça ▼ وَ=ve صَرَّفْنَا=dönüp dönüp açıkladık فِيهِ=onda مِنَ الْوَعِيدِ=tehditleri«veîd» ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَّقُونَ=kendilerini sakındırırlar«takvã» ▼ أَوْ=yahut يُحْدِثُ=oluşur لَهُمْ=onlar için ذِكْرًا=bir «ilâhî» Tembih«zikr»
 ‎﴾ 114 ﴿‎   فَ=öyleyse تَعَالَى=yücedir اللَّهُ=Allah ▼ الْمَلِكُ=”Hükümdar"dır«melik»الْحَقُّۗ=gerçek«hakk» ▼ وَ=ve لَا تَعْجَلْ=acele etme بِالْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′a«kur′ãn» ▼ مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يُقْضَىٰ=tamamlanmadan إِلَيْكَ=sana وَحْيُهُۖ=onun mesajla iletimi«vahy» ▼ وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»زِدْنِي=artır bende عِلْمًا=bilgiyi«ilm»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَهِدْنَا=Sözleşme«ahd»yapmıştık إِلَىٰ آدَمَ=Âdem′le مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ فَ=sonra da نَسِيَ=unuttu ▼ وَ=ve لَمْ نَجِدْ=Biz bulmadık لَهُ=onda عَزْمًا=bir kararlılık
 ‎﴾ 116 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قُلْنَا=demiştik ki لِلْمَلَائِكَةِ=meleklere ▼ اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِآدَمَ=Âdem′e(veya”Âdem için”) ▼ فَ=bunun üzerine سَجَدُوا=yere yüz koydular«secde» ▼ إِلَّا=hariç إِبْلِيسَ=İblis ▼ أَبَىٰ=o reddetti
 ‎﴾ 117 ﴿‎   فَ=sonra da قُلْنَا=dedik يَا=Ey! آدَمُ=Âdem ▼ إِنَّ=ki هَٰذَا=bu عَدُوٌّ=bir düşmandır لَكَ=sana وَ=ve لِزَوْجِكَ=eşine ▼ فَ=şu halde لَا يُخْرِجَنَّكُمَا=dışarı çıkarmasın«ihrãc»ikinizi مِنَ الْجَنَّةِ=o bahçeden(veya"cennetten") ▼ فَ=bu durumda تَشْقَىٰ=sıkıntıya düşersin
 ‎﴾ 118 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكَ=senin için أَلَّا=yoktur تَجُوعَ=acıkmak فِيهَا=orada ▼ وَلَا=ne de تَعْرَىٰ=çıplak kalmak
 ‎﴾ 119 ﴿‎   وَ=ve أَنَّكَ=olman لَا تَظْمَأُ=susamayacak فِيهَا=orada ▼ وَلَا=ne de(olman) تَضْحَىٰ=sıcaktan etkilenecek
 ‎﴾ 120 ﴿‎   فَ=sonra وَسْوَسَ=fısıldadı إِلَيْهِ=ona الشَّيْطَانُ=şeytan ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Ey! آدَمُ=Âdem ▼ هَلْ=mi? أَدُلُّكَ=göstereyim sana عَلَىٰ شَجَرَةِ=ağacını الْخُلْدِ=(orada)yerleşip kalma«hãlid» ▼ وَ=ve مُلْكٍ=bir hükümranlığı«mülk»لَا يَبْلَىٰ=yok olmayacak
 ‎﴾ 121 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَكَلَا=yediler مِنْهَا=ondakinden(o:ağaç) ▼ فَ=sonra da بَدَتْ=açıkça göründü لَهُمَا=o ikisine سَوْآتُهُمَا=ikisinin bedenleri«sev′e_sev′ãt» ▼ وَ=ve طَفِقَا=başladılar يَخْصِفَانِ=örtmeğe عَلَيْهِمَا=üstlerini ▼ مِنْ وَرَقِ=yaprağından الْجَنَّةِۚ=o bahçenin(veya"cennetin") ▼ وَ=ve عَصَىٰ=karşı gelmişti آدَمُ=Âdem رَبَّهُ=kendi "Efendi ve Sahib"ine«rabb»فَ=böylece غَوَىٰ=yoldan şaşmıştı«gayy»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında اجْتَبَاهُ=seçti onu رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ فَ=bunun üzerine تَابَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaptı«hiddetten merhamete» عَلَيْهِ=onun hakkında ▼ وَ=ve هَدَىٰ=yol gösterdi«hüdã»ona
 ‎﴾ 123 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اهْبِطَا=inin مِنْهَا=oradan جَمِيعًاۖ=hep birlikte ▼ بَعْضُكُمْ=‑olacaktır‑kiminiz لِبَعْضٍ=kimi için عَدُوٌّۖ=bir düşman ▼ فَ=sonra إِمَّا=durumunda يَأْتِيَنَّكُمْ=size gelmesi مِنِّي=Benden هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã» ▼ فَ=bunun üzerine مَنِ=kim اتَّبَعَ=katılırsa«ittebã»هُدَايَ=benim yol gösterişime«hüdã» ▼ فَ=o zaman لَا يَضِلُّ=o yolu saşırmaz«dalãl»وَلَا=ne de يَشْقَىٰ=sıkıntıya düşer
 ‎﴾ 124 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim أَعْرَضَ=aldırış etmezse«iğ′rãd»عَنْ ذِكْرِي=«ilâhî» Tembih′ime«zikr» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki لَهُ=‑olacaktır‑onun için مَعِيشَةً=bir geçim ضَنْكًا=sıkıntılı ▼ وَ=ve نَحْشُرُهُ=toplarız«haşr»onu يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»أَعْمَىٰ=kör olarak
 ‎﴾ 125 ﴿‎   قَالَ=der ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»لِمَ=niçin? حَشَرْتَنِي=topladın«haşr»beni أَعْمَىٰ=kör olarak ▼ وَ=halde قَدْ=kesinlikle كُنْتُ=ben idim بَصِيرًا=gören«basîr»
 ‎﴾ 126 ﴿‎   قَالَ=O dedi ki كَذَٰلِكَ=işte böyle أَتَتْكَ=gelmişti sana آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet» ▼ فَ=fakat نَسِيتَهَاۖ=sen unuttun onları ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte bu şekilde الْيَوْمَ=bugün تُنْسَىٰ=sen unutulacaksın
 ‎﴾ 127 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte bu şekilde نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz مَنْ=kimselerin أَسْرَفَ=ölçüyü aşan«isrãf_müsrif» ▼ وَ=ve لَمْ يُؤْمِنُ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerine«ãyet»رَبِّهِۚ=kendi "Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ وَ=ve لَعَذَابُ=muhakkak cezası«azãb»الْآخِرَةِ=Ahiret′in ▼ أَشَدُّ=daha ötedir وَ=ve أَبْقَىٰ=daha süreklidir
 ‎﴾ 128 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde لَمْ يَهْدِ=yol göstermedi«hüdã»لَهُمْ=onlara ▼ كَمْ=nicelerini أَهْلَكْنَا=yok edişimiz قَبْلَهُمْ=kendilerinden önce مِنَ الْقُرُونِ=nesillerin«karîn» ▼ يَمْشُونَ=dolaştıkları فِي مَسَاكِنِهِمْۗ=meskenlerinde ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِأُولِيٰ=sahipleri için النُّهَىٰ=akıl
 ‎﴾ 129 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı ▼ كَلِمَةٌ=bir kelam(söz)«kelime_kelimãt»سَبَقَتْ=daha önce مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ لَكَانَ=kesinlikle olurdu لِزَامًا=bir gereklilik ▼ وَ=ve أَجَلٌ=bir vade مُسَمًّى=belirlenmiş
 ‎﴾ 130 ﴿‎   فَ=öyleyse اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»عَلَىٰ مَا=olduklarına يَقُولُونَ=onların söylüyor ▼ وَ=ve سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb» ▼ قَبْلَ=önce طُلُوعِ=doğmasından الشَّمْسِ=Güneş′in ▼ وَ=ve قَبْلَ=önce غُرُوبِهَاۖ=batmasından onun ▼ وَ=ve مِنْ آنَاءِ=saatlerinde اللَّيْلِ=gece فَ=ve de سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih» ▼ وَ=iken أَطْرَافَ=taraflarında النَّهَارِ=gündüzün ▼ لَعَلَّكَ=olur ki diye sen تَرْضَىٰ=hoşnut olursun«rıdvãn»
 ‎﴾ 131 ﴿‎   وَ=ve لَا تَمُدَّنَّ=dikme عَيْنَيْكَ=gözlerini إِلَىٰ مَا=olduklarımıza مَتَّعْنَا=yararlandırmış بِهِ=kendisiyle ▼ أَزْوَاجًا=bir gruba مِنْهُمْ=onlardan ▼ زَهْرَةَ=süsü olarak الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünya ▼ لِنَفْتِنَهُمْ=kendilerini imtihan«fitne»için فِيهِۚ=onun hakkında ▼ وَ=ve رِزْقُ=faydalandırdığı «nimetleri» «rızk»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ وَ=ve أَبْقَىٰ=daha süreklidir
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve أْمُرْ=yapılmasını istediğini söyle«emr»أَهْلَكَ=ailene«ehl»بِالصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazın«salãt» ▼ وَ=ve اصْطَبِرْ=zorluklara göğüs ger«sabr_sãbir»عَلَيْهَاۖ=onda(o:namaz) ▼ لَا نَسْأَلُكَ=Biz senden istemiyoruz رِزْقًاۖ=faydalanılacak «bir nimet» «rızk» ▼ نَحْنُ=Biz نَرْزُقُكَۗ=«nimetlerden» faydalandırıyoruz«rızk»seni ▼ وَ=ve الْعَاقِبَةُ=‑asıl‑netice لِلتَّقْوَىٰ=kendini sakındıranlarındır«takvã»
 ‎﴾ 133 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki لَوْلَا يَأْتِينَا=getirse ya! bize بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّهِۚ=kendi "Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ أَ=mi? وَ=peki لَمْ تَأْتِهِمْ=gelmedi onlara بَيِّنَةُ=açık deliller«beyyine» ▼ مَا=bulunan فِي الصُّحُفِ=o «ilâhî» Sayfalarda الْأُولَىٰ=önceki
 ‎﴾ 134 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّا=ki biz أَهْلَكْنَاهُمْ=helak etseydik onları ▼ بِعَذَابٍ=bir ceza«azãb»ile مِنْ قَبْلِهِ=bundan önce ▼ لَقَالُوا=muhakkak derlerdi ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ لَوْلَا=hiç olmazsa أَرْسَلْتَ=gönderseydin إِلَيْنَا=bize رَسُولًا=bir Elçi«rasûl» ▼ فَ=böylece نَتَّبِعَ=katılsaydık«ittebã»آيَاتِكَ=senin «açık işaret»ayetlerine«ãyet» ▼ مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ نَذِلَّ=boynumuz eğilmeden«zillet»وَ=ve نَخْزَىٰ=utanca«hızy»girmeden
 ‎﴾ 135 ﴿‎   قُلْ=de ki كُلٌّ=herkes مُتَرَبِّصٌ=gözetlemektedir ▼ فَ=öyleyse تَرَبَّصُواۖ=gözetleyin siz ▼ فَ=bu durumda سَتَعْلَمُونَ=bileceksiniz مَنْ=kimdir أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الصِّرَاطِ=o yolun«sırãt»السَّوِيِّ=düzgün ▼ وَ=ve مَنِ=kimdir اهْتَدَىٰ=gösterilmiş yola giren«hüdã»
Âyet Metni : (Tâhâ.1) (16. Cüz | 312. Sayfa)
Okunuşu :
1. ṭâ-hâ.
(Tâhâ.1) Grameri
طهْ : Ta Ha ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu