Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Kasem olsun o Tura
B.Bayraklı
1-6. Tûr’a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
A.Bayındır
1. Tûr dağına[*],[*] Tûr, dağ anlamındadır (Mekâyis). Kur’an’da sadece Sina’da bulunan bir dağın adı olarak kullanıldığından dolayı özel isim kabul edilir (Müfredat). Burası, Musa aleyhisselamın ilk vahiy aldığı, Mısır'dan çıktıktan sonra da İsrailoğullarıyla birlikte geri dönüp (Tevrat/Mısır'dan Çıkış 3:12) on emri aldığı dağdır (Meryem 19/52, Kasas 28/29, 46, Tin 95/2).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. (Musa’nın vahiy aldığı) Tûr (Sina) dağına,
S.Ateş
1. Andolsun Tûr'a (Mûsâ'nın vahiy aldığı Sînâ Dağı'na).
İngilizce Kelime Meali
وَالطُّورِ=By the Mount,
(52) Tûr Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   وَ=yemin olsun الطُّورِ=o Dağ′a«sûrenin adıdır»(*)(*) orj TÛR
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=ve كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metine«kitãb»مَسْطُورٍ=sıralanmış«mestûr»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   فِي رَقٍّ=parşömen deride مَنْشُورٍ=yayılmış
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=yemin olsun الْبَيْتِ=Ev′e(*) الْمَعْمُورِ=o Bakımlı(veya ”Uğranan”)(*)(*) orj BEYTİL MÂMÛR
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=yemin olsun السَّقْفِ=şu tavana الْمَرْفُوعِ=yükseltilmiş
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=yemin olsun الْبَحْرِ=o denize الْمَسْجُورِ=doldurulmuş
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِنَّ=ki عَذَابَ=cezası«azãb»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَوَاقِعٌ=kesinlikle olacak olandır
 ‎﴾ 8 ﴿‎   مَا=olmayacaktır لَهُ=ona مِنْ=herhangi دَافِعٍ=bir önleyecek
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تَمُورُ=sarsılır السَّمَاءُ=gök مَوْرًا=sarsıldıkça
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve تَسِيرُ=yürür الْجِبَالُ=dağlar سَيْرًا=yürüdükçe
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَ=o halde وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri فِي=içinde خَوْضٍ=dalınan şeyler يَلْعَبُونَ=eğlenen
 ‎﴾ 13 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يُدَعُّونَ=itelenirler إِلَىٰ نَارِ=ateşine«nãr»جَهَنَّمَ=Cehennem′in دَعًّا=tam bir itelenişle
 ‎﴾ 14 ﴿‎   هَٰذِهِ=işte kendisidir النَّارُ=o Ateş′in«nãr»الَّتِي=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş بِهَا=kendisini تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde سِحْرٌ=bir aldatmaca(veya ”sihir”) هَٰذَا=buأَمْ=yoksa mı? أَنْتُمْ=siz لَا تُبْصِرُونَ=görmüyorsunuz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   اِصْلَوْهَا=ateşe girin oradaفَ=bu halde اصْبِرُوا=yılmadan dayanın«sabr_sãbir»أَوْ=veyahut لَا تَصْبِرُوا=yılmadan dayanmayın«sabr_sãbir»سَوَاءٌ=birdir عَلَيْكُمْۖ=sizin içinإِنَّمَا=ancak ve sadece تُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alacaksınız مَا=şeylerin كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 17 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»فِي=içindedirler جَنَّاتٍ=Cennetler وَ=ve de نَعِيمٍ=nimetler
 ‎﴾ 18 ﴿‎   فَاكِهِينَ=keyif içindedirler بِمَا=olduklarıyla آتَاهُمْ=onlara vermiş رَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»وَ=ve وَقَاهُمْ=korumuştur onları رَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»عَذَابَ=cezasından«azãb»الْجَحِيمِ=Cehennem
 ‎﴾ 19 ﴿‎   كُلُوا=yiyin وَ=ve اشْرَبُوا=için هَنِيئًا=zevkleبِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   مُتَّكِئِينَ=yaslanarak عَلَىٰ سُرُرٍ=koltuklara مَصْفُوفَةٍۖ=sıralanmışوَ=ve زَوَّجْنَاهُمْ=eşleştirmişizdir(veya ”evlendirmişizdir”) onlarla بِحُورٍ=hurileri عِينٍ=iri gözlü
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenen«îmãn»وَ=ve de اتَّبَعَتْهُمْ=kendilerine katılmış«ittebã»ذُرِّيَّتُهُمْ="devam eden soy"larını«zurriyyãt»بِإِيمَانٍ=inanç ve güvende«îmãn»أَلْحَقْنَا=katmışızdır بِهِمْ=onlara ذُرِّيَّتَهُمْ="soylarının devamı"nı«zurriyyãt»iوَ=ve مَا أَلَتْنَاهُمْ=eksiltmemişizdir مِنْ عَمَلِهِمْ=kendi yaptıklarından مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyكُلُّ=her امْرِئٍ=kişi بِمَا=olduğuna كَسَبَ=kendi kazanmış رَهِينٌ=bağlıdır
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve أَمْدَدْنَاهُمْ=artırdık onlaraبِفَاكِهَةٍ=meyveyi وَ=ve لَحْمٍ=eti مِمَّا=olduğundan يَشْتَهُونَ=canlarının çekiyor«şehvet» 
 ‎﴾ 23 ﴿‎   يَتَنَازَعُونَ=birbirlerine alıp verirler فِيهَا=orada كَأْسًا=kadehلَا=yoktur لَغْوٌ=düşünmeden söylenmiş söz«lağv»فِيهَا=içinde oranın وَلَا=ne de تَأْثِيمٌ=günaha sokma«ism_esîm»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve يَطُوفُ=çevrelerinde dolaşır عَلَيْهِمْ=onlarınغِلْمَانٌ=oğlanlar(veya ”delikanlı hizmetçiler”) لَهُمْ=kendilerine aitكَأَنَّهُمْ=sanki gibi onlar لُؤْلُؤٌ=inci مَكْنُونٌ=örtülmüş«meknun_ekinnet»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve أَقْبَلَ=dönerler بَعْضُهُمْ=onlardan kimi عَلَىٰ بَعْضٍ=kimine يَتَسَاءَلُونَ=sorarlar
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالُوا=dedilerإِنَّا=ki biz كُنَّا=idik قَبْلُ=daha önceفِي=içinde أَهْلِنَا=ailemiz«ehl»مُشْفِقِينَ=korkanlar
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=bu halde مَنَّ=lütfetti اللَّهُ=Allah عَلَيْنَا=bizeوَ=ve وَقَانَا=korudu bizi عَذَابَ=cezadan«azãb»السَّمُومِ=içe işleyen
 ‎﴾ 28 ﴿‎   إِنَّا=ki biz كُنَّا=idik devamlı مِنْ قَبْلُ=bundan önce نَدْعُوهُۖ=«çağrıda bulunma»dua edenler«duã»O′naإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْبَرُّ=‑asıl‑”İyi Davranışta Bulunan”dır«berr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=öyleyse ذَكِّرْ=sen tembihte bulun«tezkîr»فَ=şu halde مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِنِعْمَتِ=nimeti sayesinde رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»بِكَاهِنٍ=bir kahinوَلَا=ne de مَجْنُونٍ=cin etkisinde(veya ”deli”)
 ‎﴾ 30 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar شَاعِرٌ=bir şairdirنَتَرَبَّصُ=olmasını bekliyoruz بِهِ=onunla رَيْبَ=hadiselerinin الْمَنُونِ=zamanın
 ‎﴾ 31 ﴿‎   قُلْ=de ki تَرَبَّصُوا=olmasını bekleyinفَ=bu halde إِنِّي=şu bir gerçek ki ben مَعَكُمْ=sizinle beraber مِنَ الْمُتَرَبِّصِينَ=olmasını bekleyenlerdenim
 ‎﴾ 32 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَأْمُرُهُمْ=yapılmasını istediğini söylüyor«emr»onlara أَحْلَامُهُمْ=akılları(veya”hayalleri”) بِهَٰذَاۚ=bunuأَمْ=yoksa mıdır? هُمْ=onlar قَوْمٌ=bir toplum«kavm»طَاغُونَ=azmış«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar تَقَوَّلَهُۚ=uydurdu onuبَلْ=yok aslında! لَا يُؤْمِنُونَ=onlar inanıp güvenmiyorlar«îmãn»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=o zaman لْيَأْتُوا=getirsinler بِحَدِيثٍ=bir söz مِثْلِهِ=onun dengiإِنْ=mademki كَانُوا=oldular صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? خُلِقُوا=yaratıldılar مِنْ غَيْرِ=olmadan شَيْءٍ=herhangi bir şeyأَمْ=yoksa mıdır? هُمُ=kendileri الْخَالِقُونَ=o yaratanlar
 ‎﴾ 36 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? خَلَقُوا=yarattılar السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَۚ=yeryüzünüبَلْ=yok aslında! لَا يُوقِنُونَ=onlar kanî olmazlar«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   أَمْ=yoksa mıdır? عِنْدَهُمْ=onların katında خَزَائِنُ=hazineleri رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»أَمْ=yoksa mıdır? هُمُ=kendileri الْمُصَيْطِرُونَ=o kontrolü altında tutan
 ‎﴾ 38 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَهُمْ=‑var‑onlara aitسُلَّمٌ=bir merdiven يَسْتَمِعُونَ=dinleyecekleri فِيهِۖ=onuفَ=öyleyse لْيَأْتِ=getirsin مُسْتَمِعُهُمْ=onların dinleyicileri بِسُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   أَمْ=yoksa mıdır? لَهُ=O′nun الْبَنَاتُ=kızlarوَ=ve de لَكُمُ=sizin الْبَنُونَ=oğullar
 ‎﴾ 40 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَسْأَلُهُمْ=sen onlardan istiyorsun أَجْرًا=bir bedel«ecr»فَ=böylece هُمْ=onların مِنْ مَغْرَمٍ=‑var‑bir borcu مُثْقَلُونَ=aşırı
 ‎﴾ 41 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? عِنْدَهُمُ=‑var‑kendilerinin katında الْغَيْبُ=Görülmeyen«gerçekler»«ğayb»فَ=böylece هُمْ=kendileri يَكْتُبُونَ=«yazıyorlar»yazarak kaydediyorlar«kitãb»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يُرِيدُونَ=istiyorlar كَيْدًاۖ=bir düzen«keyd»hazırlamakفَ=fakat الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»هُمُ=kendileri الْمَكِيدُونَ=bir hazırlanmış düzene«keyd»uğrayacak olanlardır
 ‎﴾ 43 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَهُمْ=‑var‑onların إِلَٰهٌ=bir ilâhı غَيْرُ=başka اللَّهِۚ=Allah′tanسُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul ediyor«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يَرَوْا=görseler كِسْفًا=bir parçanın مِنَ السَّمَاءِ=gökten سَاقِطًا=düştüğünüيَقُولُوا=derler ki سَحَابٌ=bulutlardır مَرْكُومٌ=toplanıp yığılmış
 ‎﴾ 45 ﴿‎   فَ=o halde ذَرْهُمْ=bırak onları حَتَّىٰ=kadar يُلَاقُوا=kavuşuncayaيَوْمَهُمُ=günlerine الَّذِي=oldukları فِيهِ=içerisinde يُصْعَقُونَ=bilinçlerini yitirecek
 ‎﴾ 46 ﴿‎   يَوْمَ=o gün لَا يُغْنِي=sağlamaz عَنْهُمْ=kendilerine كَيْدُهُمْ=hazırladıkları düzen«keyd»شَيْئًا=bir şeyوَلَا=ne de هُمْ=onlar يُنْصَرُونَ=yardım görür
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلَّذِينَ=‑vardır‑ kimseler için ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş عَذَابًا=bir ceza«azãb»دُونَ=dışında ذَٰلِكَ=işte bununوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»لِحُكْمِ=hükmü için رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»فَ=şu halde إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen بِأَعْيُنِنَاۖ=gözetimimizlesinوَ=ve سَبِّحْ=hatırla بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»حِينَ=zaman تَقُومُ=huzurda ayakta durduğun«kıyãm»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve مِنَ=içinde bir kısımda اللَّيْلِ=geceninفَ=öyleyse سَبِّحْهُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»O′nunوَ=bir de إِدْبَارَ=arkasından«dubur»النُّجُومِ=yıldızların
Âyet Metni : (Tûr.1) (27. Cüz | 523. Sayfa)
Okunuşu :
1. veṭṭûr.
(Tûr.1) Grameri
وَالطُّورِ : By! ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالطُّورِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالطُّورِ : Tur, Mount ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ط و ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu